View allAll Photos Tagged tiktok...
New on TikTok: Title of the episode: Dublin transfers and information obligations: the Rome Court annuls the transfer to Slovenia (General Docket Number 37474 of 2025) Good morning, I am lawyer Fabio Loscerbo and this is a new episode of the podcast “Immigration Law”. Today I examine a decision of the Court of Rome, Section for the Rights of the Person and Immigration, issued on the eighteenth of November two thousand twenty-five, in the proceeding entered under General Docket Number 37474 of the year 2025. The decree concerns the challenge brought against the decision of the Dublin Unit of the Ministry of the Interior, which had ordered the transfer of the applicant to Slovenia. The Court upheld the appeal, noting a failure to comply with the information obligations laid down in Articles four and five of Regulation (EU) number six hundred and four of two thousand thirteen. The central issue is the personal interview. The Court of Justice of the European Union, in its judgment of the thirtieth of November two thousand twenty-three, clarified that the interview is an essential safeguard: it must take place before the transfer decision, it must be conducted in a language that the applicant understands, in conditions guaranteeing confidentiality, and it must allow the applicant to present any relevant personal circumstances. Moreover, the State must draft a written summary containing at least the main information provided during the interview. In the case examined by the Court of Rome, this summary did not exist. The form produced by the administration contained only the applicant’s personal details and domicile, with no indication whatsoever of the questions asked, the answers provided, or any personal elements disclosed during the meeting. In such circumstances, the interview must be considered not validly conducted, and this automatically entails the annulment of the transfer decision. This outcome is confirmed both by the Court of Justice and by the recent case law of the Court of Cassation. The Court also found that it was not possible to remedy the violation through a judicial hearing, as this would have undermined the efficiency and speed required by the Dublin procedure. The consequence is that Italy must be considered competent to examine the application for international protection. See you in the next episode of the “Immigration Law” podcast. ift.tt/tKrTENn Title of the episode: Dublin transfers and information obligations: the Rome Court annuls the transfer to Slovenia (General Docket Number 37474 of 2025) Good morning, I am lawyer Fabio Loscerbo and this is a new episode of the podcast “Immigration Law”. Today I examine a decision of the Court of Rome, Section for the Rights of the Person and Immigration, issued on the eighteenth of November two thousand twenty-five, in the proceeding entered under General Docket Number 37474 of the year 2025. The decree concerns the challenge brought against the decision of the Dublin Unit of the Ministry of the Interior, which had ordered the transfer of the applicant to Slovenia. The Court upheld the appeal, noting a failure to comply with the information obligations laid down in Articles four and five of Regulation (EU) number six hundred and four of two thousand thirteen. The central issue is the personal interview. The Court of Justice of the European Union, in its judgment of the thirtieth of November two thousand twenty-three, clarified that the interview is an essential safeguard: it must take place before the transfer decision, it must be conducted in a language that the applicant understands, in conditions guaranteeing confidentiality, and it must allow the applicant to present any relevant personal circumstances. Moreover, the State must draft a written summary containing at least the main information provided during the interview. In the case examined by the Court of Rome, this summary did not exist. The form produced by the administration contained only the applicant’s personal details and domicile, with no indication whatsoever of the questions asked, the answers provided, or any personal elements disclosed during the meeting. In such circumstances, the interview must be considered not validly conducted, and this automatically entails the annulment of the transfer decision. This outcome is confirmed both by the Court of Justice and by the recent case law of the Court of Cassation. The Court also found that it was not possible to remedy the violation through a judicial hearing, as this would have undermined the efficiency and speed required by the Dublin procedure. The consequence is that Italy must be considered competent to examine the application for international protection. See you in the next episode of the “Immigration Law” podcast.
Junge Menschen stehen vor großen Herausforderungen und sind besorgter denn je. Soziale Medien gehören gleichzeitig zu ihren wichtigsten Informationsquellen – auch für politische Entwicklungen. Die Plattformen bieten Chancen für politische Teilhabe, bergen aber auch Risiken wie Desinformation und Hassrede, die die Demokratie schwächen können.
Ob wir eine Gebrauchsanweisung für den bewussten Umgang mit diesen Medien brauchen und wie groß der Einfluss von Social Media auf die politische Meinungsbildung und unsere Demokratie ist, diese und weitere Fragen haben wir zusammen mit unseren Gästen am 10.09.2024 in unserem hybriden Event diskutiert:
- Emilia Fester, MdB Bündnis 90/Die Grünen
- Philipp Amthor, MdB CDU/CSU
- Emily Vontz, MdB SPD
- Jan Schipmann, Journalist / Host & Redaktionsleiter DIE DA OBEN (Moderation)
Mehr erfahren:
www.basecamp.digital/event/basecamp-fishbowl-jugenddialog...
Fotos: Henrik Andree
New on TikTok: Bölüm başlığı: Altmış beş yaş üstü ebeveynlerin aile birleşimi ve diğer çocukların anavatanında bulunması: Roma Mahkemesi şartları açıklıyor Podcast – Göç Hukuku Günaydın, ben avukat Fabio Loscerbo ve bu, Göç Hukuku podcastimin yeni bir bölümü. Bugün, aile birleşimi prosedürlerinde çoğu zaman belirleyici olan bir konuyu ele alan önemli bir kararı inceliyoruz: altmış beş yaşını geçmiş ebeveynlerin durumu ve anavatanlarında kalan diğer çocukların rolü. Bu değerlendirme, Roma Mahkemesi’nin Kişi Hakları ve Göç Dairesi tarafından 20 Kasım 2025 tarihinde verilen ve 2025 yılı 27916 numarasıyla kayıtlı olan karara ilişkindir. Dava, Avrupa Birliği uzun dönem ikamet izni sahibi bir Fas vatandaşının, Rovigo Valiliği Göç Bürosu tarafından her iki ebeveyni için aile birleşimi izni almasına rağmen, İtalya’nın Fas Büyükelçiliğinin annesine vize vermeyi reddetmesi üzerine açılmıştı. Büyükelçilik, Göç Kanunu’nun 29. maddesinde öngörülen şartların kanıtlanmadığını ileri sürmüştü. Mahkeme, ret işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek sıkça karışıklığa yol açan bir noktayı netleştirdi: “bakmakla yükümlü olunan ebeveyn” statüsü ile “altmış beş yaş üstü ebeveyn” statüsü birbirinin alternatifi olup birlikte aranmaz. Ebeveyn altmış beş yaşını geçtiğinde kanun koyucu, ebeveynin gelir durumuna değil, anavatanında diğer çocukların bulunup bulunmadığına ve bakım sağlayıp sağlayamayacaklarına bakar. Somut olayda, başvurucunun annesinin toplam sekiz çocuğu olduğu, dosyaya sunulan aile kütüğünden anlaşılmaktaydı. Bu durumda kanun, kesin ve somut beyanları zorunlu kılar: başvurucu, diğer çocukların Fas’ta yaşamadığını veya orada yaşıyorlarsa ciddi ve belgelenmiş sağlık sorunları nedeniyle ebeveyne bakamayacak durumda olduklarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından sunulan aile yükümlülük belgesi yeterli görülmedi, çünkü yalnızca ekonomik desteği gösteriyor, ancak fiilî bakım kapasitesine ilişkin hiçbir değerlendirme içermiyordu. Mevzuat, salt ekonomik bir bakış açısına dayanmaz; diğer çocukların yaşlı ebeveyne bakım sağlama imkanını bütüncül şekilde dikkate alır. Gerekli kanıtlar sunulmadığından Mahkeme davayı reddetti. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bu, Göç Hukuku podcastimin yeni bir bölümüydü. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. ift.tt/j0YJ5Nd Bölüm başlığı: Altmış beş yaş üstü ebeveynlerin aile birleşimi ve diğer çocukların anavatanında bulunması: Roma Mahkemesi şartları açıklıyor Podcast – Göç Hukuku Günaydın, ben avukat Fabio Loscerbo ve bu, Göç Hukuku podcastimin yeni bir bölümü. Bugün, aile birleşimi prosedürlerinde çoğu zaman belirleyici olan bir konuyu ele alan önemli bir kararı inceliyoruz: altmış beş yaşını geçmiş ebeveynlerin durumu ve anavatanlarında kalan diğer çocukların rolü. Bu değerlendirme, Roma Mahkemesi’nin Kişi Hakları ve Göç Dairesi tarafından 20 Kasım 2025 tarihinde verilen ve 2025 yılı 27916 numarasıyla kayıtlı olan karara ilişkindir. Dava, Avrupa Birliği uzun dönem ikamet izni sahibi bir Fas vatandaşının, Rovigo Valiliği Göç Bürosu tarafından her iki ebeveyni için aile birleşimi izni almasına rağmen, İtalya’nın Fas Büyükelçiliğinin annesine vize vermeyi reddetmesi üzerine açılmıştı. Büyükelçilik, Göç Kanunu’nun 29. maddesinde öngörülen şartların kanıtlanmadığını ileri sürmüştü. Mahkeme, ret işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek sıkça karışıklığa yol açan bir noktayı netleştirdi: “bakmakla yükümlü olunan ebeveyn” statüsü ile “altmış beş yaş üstü ebeveyn” statüsü birbirinin alternatifi olup birlikte aranmaz. Ebeveyn altmış beş yaşını geçtiğinde kanun koyucu, ebeveynin gelir durumuna değil, anavatanında diğer çocukların bulunup bulunmadığına ve bakım sağlayıp sağlayamayacaklarına bakar. Somut olayda, başvurucunun annesinin toplam sekiz çocuğu olduğu, dosyaya sunulan aile kütüğünden anlaşılmaktaydı. Bu durumda kanun, kesin ve somut beyanları zorunlu kılar: başvurucu, diğer çocukların Fas’ta yaşamadığını veya orada yaşıyorlarsa ciddi ve belgelenmiş sağlık sorunları nedeniyle ebeveyne bakamayacak durumda olduklarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından sunulan aile yükümlülük belgesi yeterli görülmedi, çünkü yalnızca ekonomik desteği gösteriyor, ancak fiilî bakım kapasitesine ilişkin hiçbir değerlendirme içermiyordu. Mevzuat, salt ekonomik bir bakış açısına dayanmaz; diğer çocukların yaşlı ebeveyne bakım sağlama imkanını bütüncül şekilde dikkate alır. Gerekli kanıtlar sunulmadığından Mahkeme davayı reddetti. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bu, Göç Hukuku podcastimin yeni bir bölümüydü. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Video to me
- The video was recorded via Camera 360 software with an Iphone 16 Pro Max phone. The video is edited through my copyrighted software.
Video frame: 576px - 1024px
Frame rate: 57.34 FPS
Video by editor: Lưu Quang Phát
- Video copyright owner contact information ©:
Full name: Hồ Trung Bảo
Contact email: qphat1@hotmail.com
Phone number: +8438321223
Video posting date: july 6, 2015
Address: Hồ Chí Minh, Vietnamese
- This video is my copyright and cannot be reproduced in any way, if this video appears anywhere, it will be copyrighted.
- Copyrighted and protected by the DMCA Digital Millennium Copyright Act. Reproductions that are considered re-use of my videos will be taken down.
©️ Copyright Ownership: Lưu Quang Phát
New on TikTok: Bölümün Başlığı: Dublin transferleri ve bilgilendirme yükümlülükleri: Roma Mahkemesi Slovenya’ya transferi iptal ediyor (Genel Esas Numarası 37474 – 2025) Günaydın, ben avukat Fabio Loscerbo ve bu, “Göç Hukuku” podcastinin yeni bir bölümüdür. Bugün, Roma Mahkemesi’nin Kişi Hakları ve Göç Bölümü tarafından on sekiz Kasım iki bin yirmi beş tarihinde verilen ve Genel Esas Numarası 37474 – 2025 ile kayıtlı olan bir kararı inceliyorum. Karar, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Dublin Birimi tarafından verilen ve başvuru sahibinin Slovenya’ya transferini öngören işleme karşı yapılan itirazla ilgilidir. Mahkeme, itirazı kabul etmiş ve Avrupa Birliği’nin 2013 tarihli 604 sayılı Dublin Tüzüğü’nün dördüncü ve beşinci maddelerinde düzenlenen bilgilendirme yükümlülüklerine uyulmadığını tespit etmiştir. Dosyanın merkezi noktası, kişisel mülakattır. Avrupa Birliği Adalet Divanı, otuz Kasım iki bin yirmi üç tarihli kararında, mülakatın vazgeçilmez bir güvence olduğunu açıkça belirtmiştir: Mülakat, transfer kararından önce yapılmalı, başvuru sahibinin anlayabileceği bir dilde gerçekleştirilmelidir, mahremiyet şartları sağlanmalı ve başvuru sahibine kendi durumuyla ilgili önemli kişisel unsurları açıklama imkânı tanımalıdır. Ayrıca, üye devletin mülakat sırasında verilen başlıca bilgileri içeren yazılı bir özet hazırlaması zorunludur. Roma Mahkemesi’nin incelediği dosyada böyle bir özet bulunmamaktadır. İdare tarafından sunulan formda yalnızca başvuru sahibinin kimlik bilgileri ve adresi yer almakta olup, mülakatın içeriğine, sorulan sorulara veya verilen yanıtlara dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda mülakat usule uygun yapılmış sayılmaz ve transfer kararının otomatik olarak iptal edilmesi gerekir. Bu sonuç hem Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın hem de İtalya Yargıtayının yakın tarihli içtihatlarıyla uyumludur. Mahkeme ayrıca, bu eksikliğin yargısal bir dinleme ile telafi edilemeyeceğini, çünkü bunun Dublin prosedürünün gerektirdiği hızla bağdaşmadığını belirtmiştir. Bu nedenle başvuru sahibinin uluslararası koruma talebini değerlendirme yetkisinin İtalya’ya ait olduğu sonucuna varılmıştır. “Göç Hukuku” podcastinin bir sonraki bölümünde görüşmek üzere. ift.tt/0UFMEtk Bölümün Başlığı: Dublin transferleri ve bilgilendirme yükümlülükleri: Roma Mahkemesi Slovenya’ya transferi iptal ediyor (Genel Esas Numarası 37474 – 2025) Günaydın, ben avukat Fabio Loscerbo ve bu, “Göç Hukuku” podcastinin yeni bir bölümüdür. Bugün, Roma Mahkemesi’nin Kişi Hakları ve Göç Bölümü tarafından on sekiz Kasım iki bin yirmi beş tarihinde verilen ve Genel Esas Numarası 37474 – 2025 ile kayıtlı olan bir kararı inceliyorum. Karar, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Dublin Birimi tarafından verilen ve başvuru sahibinin Slovenya’ya transferini öngören işleme karşı yapılan itirazla ilgilidir. Mahkeme, itirazı kabul etmiş ve Avrupa Birliği’nin 2013 tarihli 604 sayılı Dublin Tüzüğü’nün dördüncü ve beşinci maddelerinde düzenlenen bilgilendirme yükümlülüklerine uyulmadığını tespit etmiştir. Dosyanın merkezi noktası, kişisel mülakattır. Avrupa Birliği Adalet Divanı, otuz Kasım iki bin yirmi üç tarihli kararında, mülakatın vazgeçilmez bir güvence olduğunu açıkça belirtmiştir: Mülakat, transfer kararından önce yapılmalı, başvuru sahibinin anlayabileceği bir dilde gerçekleştirilmelidir, mahremiyet şartları sağlanmalı ve başvuru sahibine kendi durumuyla ilgili önemli kişisel unsurları açıklama imkânı tanımalıdır. Ayrıca, üye devletin mülakat sırasında verilen başlıca bilgileri içeren yazılı bir özet hazırlaması zorunludur. Roma Mahkemesi’nin incelediği dosyada böyle bir özet bulunmamaktadır. İdare tarafından sunulan formda yalnızca başvuru sahibinin kimlik bilgileri ve adresi yer almakta olup, mülakatın içeriğine, sorulan sorulara veya verilen yanıtlara dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda mülakat usule uygun yapılmış sayılmaz ve transfer kararının otomatik olarak iptal edilmesi gerekir. Bu sonuç hem Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın hem de İtalya Yargıtayının yakın tarihli içtihatlarıyla uyumludur. Mahkeme ayrıca, bu eksikliğin yargısal bir dinleme ile telafi edilemeyeceğini, çünkü bunun Dublin prosedürünün gerektirdiği hızla bağdaşmadığını belirtmiştir. Bu nedenle başvuru sahibinin uluslararası koruma talebini değerlendirme yetkisinin İtalya’ya ait olduğu sonucuna varılmıştır. “Göç Hukuku” podcastinin bir sonraki bölümünde görüşmek üzere.
Venezia Per Sempre
m.facebook.com/story.php?stor…
#tiktok @charliechange8 #specialeffect
vm.tiktok.com/ZNdJxnSPk/
New on TikTok: Titolo dell’episodio: Il caso dei cittadini iraniani e il diniego del rinnovo per lavoro autonomo nella decisione 00972 del 2025 Testo del podcast: Buongiorno, sono l’avvocato Fabio Loscerbo e questo è un nuovo episodio del podcast Diritto dell’Immigrazione. Oggi affrontiamo una decisione significativa del Tribunale Amministrativo Regionale della Lombardia, sezione staccata di Brescia: la sentenza numero 00972 del 2025, pubblicata il trentuno ottobre duemilaventicinque, con decisione assunta nella camera di consiglio del ventiquattro settembre duemilaventicinque. La vicenda riguarda due cittadini iraniani, coniugi e titolari di permesso di soggiorno per lavoro autonomo, che avevano richiesto il rinnovo del titolo presentando documentazione legata alla loro partecipazione in una società di capitali. La società, però, risultava inattiva e costantemente in perdita negli esercizi precedenti. La Questura di Brescia aveva quindi rigettato entrambe le domande, ritenendo non dimostrata la capacità economica richiesta dalla normativa. I ricorrenti avevano proposto impugnazione deducendo che la documentazione prodotta, insieme alla disponibilità di somme depositate sui propri conti correnti, fosse sufficiente a dimostrare la capacità reddituale necessaria. Durante il giudizio avevano inoltre depositato ulteriori atti, tra cui estratti conto bancari e documenti sopravvenuti. La sentenza numero 00972 del 2025 ha respinto i ricorsi, fornendo chiarimenti che risultano particolarmente rilevanti per chi opera nel settore del lavoro autonomo. Il Tribunale ha ribadito che il rinnovo del permesso richiede un reddito effettivo, attuale e proveniente da fonti lecite, con un livello sufficiente a garantire il sostentamento dello straniero e della sua famiglia. Non è sufficiente la mera partecipazione societaria, soprattutto quando l’ente è inattivo o in perdita, e non basta nemmeno un patrimonio non produttivo, come l’acquisto di un immobile ad uso abitativo. Il Collegio ha richiamato un principio fondamentale: l’amministrazione deve basarsi esclusivamente sulla documentazione conosciuta o conoscibile durante la procedura amministrativa. La produzione, solo in sede giudiziaria, di documenti già esistenti prima del provvedimento non può essere utilizzata per mettere in discussione la legittimità del rigetto. Si evitano, così, forme surrettizie di “rimessione in termini” non previste dalla legge. Altro punto rilevante riguarda il preavviso di rigetto. La Questura aveva inviato un primo preavviso, al quale i ricorrenti avevano risposto. Secondo il Tribunale, non era necessario un secondo preavviso: una volta valutate le osservazioni e rilevata l’insufficienza della documentazione integrativa, l’amministrazione poteva legittimamente procedere al rigetto. La decisione conferma dunque un orientamento rigoroso: per il lavoro autonomo non bastano progetti, intenzioni o attività imprenditoriali in fase iniziale. Occorre dimostrare un reddito reale, attuale e continuativo, supportato da documenti completi e presentati tempestivamente alla pubblica amministrazione. Il caso dei due cittadini iraniani è emblematico di una linea interpretativa che valorizza la concretezza e la sostenibilità economica del soggiorno. Una linea che negli ultimi anni si è consolidata e che incide profondamente sulla posizione di chi presenta istanza di rinnovo per motivi di lavoro autonomo. Grazie per l’ascolto. Ti do appuntamento al prossimo episodio del podcast Diritto dell’Immigrazione. ift.tt/ZSyCInh Titolo dell’episodio: Il caso dei cittadini iraniani e il diniego del rinnovo per lavoro autonomo nella decisione 00972 del 2025 Testo del podcast: Buongiorno, sono l’avvocato Fabio Loscerbo e questo è un nuovo episodio del podcast Diritto dell’Immigrazione. Oggi affrontiamo una decisione significativa del Tribunale Amministrativo Regionale della Lombardia, sezione staccata di Brescia: la sentenza numero 00972 del 2025, pubblicata il trentuno ottobre duemilaventicinque, con decisione assunta nella camera di consiglio del ventiquattro settembre duemilaventicinque. La vicenda riguarda due cittadini iraniani, coniugi e titolari di permesso di soggiorno per lavoro autonomo, che avevano richiesto il rinnovo del titolo presentando documentazione legata alla loro partecipazione in una società di capitali. La società, però, risultava inattiva e costantemente in perdita negli esercizi precedenti. La Questura di Brescia aveva quindi rigettato entrambe le domande, ritenendo non dimostrata la capacità economica richiesta dalla normativa. I ricorrenti avevano proposto impugnazione deducendo che la documentazione prodotta, insieme alla disponibilità di somme depositate sui propri conti correnti, fosse sufficiente a dimostrare la capacità reddituale necessaria. Durante il giudizio avevano inoltre depositato ulteriori atti, tra cui estratti conto bancari e documenti sopravvenuti. La sentenza numero 00972 del 2025 ha respinto i ricorsi, fornendo chiarimenti che risultano particolarmente rilevanti per chi opera nel settore del lavoro autonomo. Il Tribunale ha ribadito che il rinnovo del permesso richiede un reddito effettivo, attuale e proveniente da fonti lecite, con un livello sufficiente a garantire il sostentamento dello straniero e della sua famiglia. Non è sufficiente la mera partecipazione societaria, soprattutto quando l’ente è inattivo o in perdita, e non basta nemmeno un patrimonio non produttivo, come l’acquisto di un immobile ad uso abitativo. Il Collegio ha richiamato un principio fondamentale: l’amministrazione deve basarsi esclusivamente sulla documentazione conosciuta o conoscibile durante la procedura amministrativa. La produzione, solo in sede giudiziaria, di documenti già esistenti prima del provvedimento non può essere utilizzata per mettere in discussione la legittimità del rigetto. Si evitano, così, forme surrettizie di “rimessione in termini” non previste dalla legge. Altro punto rilevante riguarda il preavviso di rigetto. La Questura aveva inviato un primo preavviso, al quale i ricorrenti avevano risposto. Secondo il Tribunale, non era necessario un secondo preavviso: una volta valutate le osservazioni e rilevata l’insufficienza della documentazione integrativa, l’amministrazione poteva legittimamente procedere al rigetto. La decisione conferma dunque un orientamento rigoroso: per il lavoro autonomo non bastano progetti, intenzioni o attività imprenditoriali in fase iniziale. Occorre dimostrare un reddito reale, attuale e continuativo, supportato da documenti completi e presentati tempestivamente alla pubblica amministrazione. Il caso dei due cittadini iraniani è emblematico di una linea interpretativa che valorizza la concretezza e la sostenibilità economica del soggiorno. Una linea che negli ultimi anni si è consolidata e che incide profondamente sulla posizione di chi presenta istanza di rinnovo per motivi di lavoro autonomo. Grazie per l’ascolto. Ti do appuntamento al prossimo episodio del podcast Diritto dell’Immigrazione.
Venezia Per Sempre
m.facebook.com/story.php?story_fbid=pfbid0iPQbRjBeFoYpn3h...
#tiktok @charliechange8 #specialeffect
Searching to buy TikTok followers? Cheapyoutubeservices.com is the top place to get the best TikTok followers at low prices. We provide real followers for Tik Tok in high-quality to increase your chance of going viral. Do visit our site for more info.
New on TikTok: 🎧 عنوان الحلقة: عندما لا تكفي وعود العمل: المحكمة الإدارية في لاتسيو توضّح حدود تصريح الإقامة انتظارًا للعمل أنا المحامي فابيو لوسيربو، وهذه حلقة جديدة من بودكاست “قانون الهجرة”. اليوم سنتحدث عن حكم حديث صادر عن المحكمة الإدارية الإقليمية في لاتسيو، القرار رقم 19426 لعام 2025، والذي يتناول موضوعًا مهمًا جدًا للعديد من المهاجرين: تصريح الإقامة في انتظار العمل. كثير من الأجانب، بعد فقدان عملهم أو انتهاء عقودهم، يتساءلون عمّا إذا كان بإمكانهم البقاء في إيطاليا بانتظار فرصة عمل جديدة. الإجابة جاءت في هذا الحكم الذي أوضح مبدأً أساسيًا: تصريح الإقامة في انتظار العمل لا يُمنح إلا لمن كان يعمل فعليًا وفقد وظيفته بعد ذلك، وليس لمن لديه وعد عمل فقط. بدأت القضية من طلب لتسوية الوضع قدّم وفقًا للمادة 103 من ما يُعرف بـ“مرسوم الإنعاش الاقتصادي” الصادر عام 2020، والذي سمح بتقنين علاقات العمل غير النظامية. وفي هذه الحالة، رأت محافظة روما أن علاقة العمل المعلنة لم تبدأ أصلًا، وأيّدت المحكمة قرار الرفض. وأوضح القضاة أن دفع الاشتراكات الاجتماعية أو وجود اتفاق شفهي لا يكفي لإثبات وجود علاقة عمل، إذ يجب تقديم أدلة ملموسة مثل الإشعار الإجباري لوزارة العمل، والتسجيل لدى المعهد الوطني للتأمين ضد حوادث العمل (INAIL)، وتوقيع عقد الإقامة. فقط عند توفّر هذه العناصر، وبعد انتهاء علاقة العمل فعليًا، يمكن للعامل أن يطلب تصريح الإقامة في انتظار العمل. كما أشارت المحكمة إلى حكمين سابقين مهمّين: قرار مجلس الدولة رقم 6979 لعام 2021، وقرار المحكمة الإدارية في لاتسيو رقم 7458 لعام 2021، واللذان أكّدا المبدأ نفسه. وبالتالي، فإن تصريح الإقامة في انتظار العمل ليس مخصصًا لمن يبحث عن وظيفة، بل هو حماية قانونية لمن فقد عملًا نظاميًا. ويؤكد هذا الحكم توجّهًا قضائيًا مستقرًا في إيطاليا يهدف إلى منع إساءة استخدام إجراءات التسوية وضمان الالتزام بالشروط القانونية الموضوعية. وفي الختام، فإن رسالة المحكمة الإدارية في لاتسيو واضحة: من أجل الحصول على تصريح الإقامة في انتظار العمل، لا تكفي الوعود أو الالتزامات — يجب أن يكون هناك عمل حقيقي، بدأ ثم انتهى. ift.tt/8cVDzTv 🎧 عنوان الحلقة: عندما لا تكفي وعود العمل: المحكمة الإدارية في لاتسيو توضّح حدود تصريح الإقامة انتظارًا للعمل أنا المحامي فابيو لوسيربو، وهذه حلقة جديدة من بودكاست “قانون الهجرة”. اليوم سنتحدث عن حكم حديث صادر عن المحكمة الإدارية الإقليمية في لاتسيو، القرار رقم 19426 لعام 2025، والذي يتناول موضوعًا مهمًا جدًا للعديد من المهاجرين: تصريح الإقامة في انتظار العمل. كثير من الأجانب، بعد فقدان عملهم أو انتهاء عقودهم، يتساءلون عمّا إذا كان بإمكانهم البقاء في إيطاليا بانتظار فرصة عمل جديدة. الإجابة جاءت في هذا الحكم الذي أوضح مبدأً أساسيًا: تصريح الإقامة في انتظار العمل لا يُمنح إلا لمن كان يعمل فعليًا وفقد وظيفته بعد ذلك، وليس لمن لديه وعد عمل فقط. بدأت القضية من طلب لتسوية الوضع قدّم وفقًا للمادة 103 من ما يُعرف بـ“مرسوم الإنعاش الاقتصادي” الصادر عام 2020، والذي سمح بتقنين علاقات العمل غير النظامية. وفي هذه الحالة، رأت محافظة روما أن علاقة العمل المعلنة لم تبدأ أصلًا، وأيّدت المحكمة قرار الرفض. وأوضح القضاة أن دفع الاشتراكات الاجتماعية أو وجود اتفاق شفهي لا يكفي لإثبات وجود علاقة عمل، إذ يجب تقديم أدلة ملموسة مثل الإشعار الإجباري لوزارة العمل، والتسجيل لدى المعهد الوطني للتأمين ضد حوادث العمل (INAIL)، وتوقيع عقد الإقامة. فقط عند توفّر هذه العناصر، وبعد انتهاء علاقة العمل فعليًا، يمكن للعامل أن يطلب تصريح الإقامة في انتظار العمل. كما أشارت المحكمة إلى حكمين سابقين مهمّين: قرار مجلس الدولة رقم 6979 لعام 2021، وقرار المحكمة الإدارية في لاتسيو رقم 7458 لعام 2021، واللذان أكّدا المبدأ نفسه. وبالتالي، فإن تصريح الإقامة في انتظار العمل ليس مخصصًا لمن يبحث عن وظيفة، بل هو حماية قانونية لمن فقد عملًا نظاميًا. ويؤكد هذا الحكم توجّهًا قضائيًا مستقرًا في إيطاليا يهدف إلى منع إساءة استخدام إجراءات التسوية وضمان الالتزام بالشروط القانونية الموضوعية. وفي الختام، فإن رسالة المحكمة الإدارية في لاتسيو واضحة: من أجل الحصول على تصريح الإقامة في انتظار العمل، لا تكفي الوعود أو الالتزامات — يجب أن يكون هناك عمل حقيقي، بدأ ثم انتهى.
New on TikTok: عنوان قسمت اجازه اقامت بلندمدت: بررسی پرونده یک شهروند آلبانی توسط دادگاه اداری منطقهای لومباردیا متن کامل قسمت پادکست – نسخه فارسی صبح همگی بخیر. من فابیو لوسچربو هستم و این قسمت جدیدی از پادکست حقوق مهاجرت است. امروز به بررسی یک پرونده مهم میپردازیم که به لغو اجازه اقامت بلندمدت یک شهروند آلبانی مربوط میشود. این پرونده توسط دادگاه اداری منطقهای لومباردیا بررسی شده و رأی آن در تاریخ بیست و هشتم ماه مه سال دو هزار و بیست و پنج منتشر شده است. این تصمیم با شماره هزار و هشتصد و شصت و پنج سال دو هزار و بیست و پنج و مربوط به پرونده شماره دو هزار و سیصد و بیست سال دو هزار و بیست و یک است. اداره پلیس اجازه اقامت بلندمدت را لغو کرده و همزمان درخواست بهروزرسانی آن را نیز رد کرده بود. به گفته وکلای متقاضی، این تصمیم به صورت خودکار و تنها بر اساس محکومیت کیفری پیشین صادر شده بود، بدون آن که خطربر بودن اجتماعی وی واقعاً ارزیابی شود یا پیوندهای خانوادگی او در ایتالیا مورد توجه قرار گیرد. اما دادگاه این استدلال را نپذیرفت. در رأی یادآوری شده است که ماده نهم قانون یکپارچه مهاجرت، اداره را ملزم میکند که ارزیابی فردی و دقیق انجام دهد؛ ارزیابیای که تنها محکومیتها را در نظر نمیگیرد، بلکه مدت سکونت در ایتالیا، میزان ادغام اجتماعی، روابط خانوادگی و وضعیت شغلی را نیز لحاظ میکند. دادگاه قانون اساسی و دادگاه عدالت اتحادیه اروپا بارها تأکید کردهاند که استفاده از سازوکارهای خودکار در این زمینه ممنوع است. در این پرونده، از نظر دادگاه اداری منطقهای، ارزیابی اداره کامل و دقیق بوده است. در تصمیم مورد اعتراض، به محکومیت متقاضی به دلیل مجموعهای از سرقتها از منازل و جرم تحصیل اموال مسروقه اشاره شده و تأکید شده بود که فعالیت مجرمانه او نه به انتخاب شخصی، بلکه به دلیل مداخله نیروهای انتظامی متوقف شده است. پس از پایان دوران محکومیت نیز، او بار دیگر در کنار افرادی مشاهده شده بود که در فعالیتهای غیرقانونی دخیل بودند؛ موضوعی که از سوی اداره به عنوان نشانهای از تداوم محیط مجرمانه پیرامون وی تلقی شد. اداره پلیس وجود روابط خانوادگی متقاضی در ایتالیا را پذیرفته بود، اما این عوامل را برای غلبه بر ارزیابی خطربر بودن اجتماعی کافی ندانسته بود. دادگاه این استدلال را کامل و منطقی دانست و تأکید کرد که اداره واقعاً میان منافع عمومی در تأمین امنیت و منافع فردی متقاضی در حمایت از زندگی خانوادگی او توازن برقرار کرده است. در نتیجه، دادخواست رد شد و لغو اجازه اقامت بلندمدت تأیید گردید. این تصمیم یک نکته اساسی را روشن میکند: اجازه اقامت بلندمدت یک وضعیت حقوقی قوی است، اما اگر نشانههای جدی و واقعی از خطربر بودن اجتماعی وجود داشته باشد، قابل لغو است؛ به شرط آن که اداره ارزیابیای واقعی، فردی و مطابق با قانون و رویه قضایی انجام دهد. برای امروز همین کافی است. از همراهی شما با این قسمت از پادکست حقوق مهاجرت سپاسگزارم. بهزودی با تحلیلی دیگر در خدمت شما خواهم بود. ift.tt/aRZ6HjT عنوان قسمت اجازه اقامت بلندمدت: بررسی پرونده یک شهروند آلبانی توسط دادگاه اداری منطقهای لومباردیا متن کامل قسمت پادکست – نسخه فارسی صبح همگی بخیر. من فابیو لوسچربو هستم و این قسمت جدیدی از پادکست حقوق مهاجرت است. امروز به بررسی یک پرونده مهم میپردازیم که به لغو اجازه اقامت بلندمدت یک شهروند آلبانی مربوط میشود. این پرونده توسط دادگاه اداری منطقهای لومباردیا بررسی شده و رأی آن در تاریخ بیست و هشتم ماه مه سال دو هزار و بیست و پنج منتشر شده است. این تصمیم با شماره هزار و هشتصد و شصت و پنج سال دو هزار و بیست و پنج و مربوط به پرونده شماره دو هزار و سیصد و بیست سال دو هزار و بیست و یک است. اداره پلیس اجازه اقامت بلندمدت را لغو کرده و همزمان درخواست بهروزرسانی آن را نیز رد کرده بود. به گفته وکلای متقاضی، این تصمیم به صورت خودکار و تنها بر اساس محکومیت کیفری پیشین صادر شده بود، بدون آن که خطربر بودن اجتماعی وی واقعاً ارزیابی شود یا پیوندهای خانوادگی او در ایتالیا مورد توجه قرار گیرد. اما دادگاه این استدلال را نپذیرفت. در رأی یادآوری شده است که ماده نهم قانون یکپارچه مهاجرت، اداره را ملزم میکند که ارزیابی فردی و دقیق انجام دهد؛ ارزیابیای که تنها محکومیتها را در نظر نمیگیرد، بلکه مدت سکونت در ایتالیا، میزان ادغام اجتماعی، روابط خانوادگی و وضعیت شغلی را نیز لحاظ میکند. دادگاه قانون اساسی و دادگاه عدالت اتحادیه اروپا بارها تأکید کردهاند که استفاده از سازوکارهای خودکار در این زمینه ممنوع است. در این پرونده، از نظر دادگاه اداری منطقهای، ارزیابی اداره کامل و دقیق بوده است. در تصمیم مورد اعتراض، به محکومیت متقاضی به دلیل مجموعهای از سرقتها از منازل و جرم تحصیل اموال مسروقه اشاره شده و تأکید شده بود که فعالیت مجرمانه او نه به انتخاب شخصی، بلکه به دلیل مداخله نیروهای انتظامی متوقف شده است. پس از پایان دوران محکومیت نیز، او بار دیگر در کنار افرادی مشاهده شده بود که در فعالیتهای غیرقانونی دخیل بودند؛ موضوعی که از سوی اداره به عنوان نشانهای از تداوم محیط مجرمانه پیرامون وی تلقی شد. اداره پلیس وجود روابط خانوادگی متقاضی در ایتالیا را پذیرفته بود، اما این عوامل را برای غلبه بر ارزیابی خطربر بودن اجتماعی کافی ندانسته بود. دادگاه این استدلال را کامل و منطقی دانست و تأکید کرد که اداره واقعاً میان منافع عمومی در تأمین امنیت و منافع فردی متقاضی در حمایت از زندگی خانوادگی او توازن برقرار کرده است. در نتیجه، دادخواست رد شد و لغو اجازه اقامت بلندمدت تأیید گردید. این تصمیم یک نکته اساسی را روشن میکند: اجازه اقامت بلندمدت یک وضعیت حقوقی قوی است، اما اگر نشانههای جدی و واقعی از خطربر بودن اجتماعی وجود داشته باشد، قابل لغو است؛ به شرط آن که اداره ارزیابیای واقعی، فردی و مطابق با قانون و رویه قضایی انجام دهد. برای امروز همین کافی است. از همراهی شما با این قسمت از پادکست حقوق مهاجرت سپاسگزارم. بهزودی با تحلیلی دیگر در خدمت شما خواهم بود.
New on TikTok: Titulli i episodit: Rasti i dy shtetasve iranianë dhe refuzimi i rinovimit të lejes së qëndrimit për punë të pavarur në vendimin 00972 të vitit 2025 Teksti i podcast-it (versioni në shqip): Mirëmëngjes, unë jam avokati Fabio Loscerbo dhe ky është një episod i ri i podcast-it E Drejta e Emigracionit. Sot analizojmë një vendim të rëndësishëm të Gjykatës Administrative Rajonale të Lombardisë, seksioni i Brescias: vendimi me numër 00972 i vitit dy mijë e njëzet e pesë, i publikuar më tridhjetë e një tetor dy mijë e njëzet e pesë, pas shqyrtimit të mbajtur në seancën e njëzet e katër shtatorit të po atij viti. Çështja ka të bëjë me dy shtetas iranianë, bashkëshortë, mbajtës të një lejeje qëndrimi për punë të pavarur, të cilët paraqitën kërkesë për rinovim, duke bashkangjitur dokumentacion për pjesëmarrjen e tyre në një shoqëri me përgjegjësi të kufizuar. Megjithatë, kompania rezultonte joaktive dhe kishte regjistruar humbje gjatë viteve të fundit financiare. Për këtë arsye, Drejtoria e Policisë së Brescias refuzoi të dy kërkesat, duke vlerësuar se nuk ishte vërtetuar aftësia ekonomike e kërkuar me ligj. Aplikuesit e kundërshtuan refuzimin, duke pretenduar se dokumentet e paraqitura, së bashku me fondet e disponueshme në llogaritë e tyre bankare, ishin të mjaftueshme për të provuar kapacitetin ekonomik. Gjatë procesit gjyqësor, ata depozituan edhe dokumente shtesë, përfshirë ekstrakte të llogarive bankare. Megjithatë, vendimi numër 00972 i vitit 2025 i rrëzoi të dy ankimet dhe dha disa sqarime të rëndësishme për këdo që kërkon leje qëndrimi për punë të pavarur. Gjykata theksoi se rinovimi i këtij lloji lejeje kërkon të ardhura reale, aktuale dhe nga burime të ligjshme, në një nivel të mjaftueshëm për të siguruar jetesën e të huajit dhe familjes së tij. Vetëm pjesëmarrja në një kompani – veçanërisht kur ajo është joaktive ose në humbje – nuk është e mjaftueshme për të provuar të ardhura. Po ashtu, zotërimi i një pasurie jo prodhuese, si një banesë, nuk zëvendëson provën e të ardhurave. Gjykata rikonfirmoi gjithashtu një parim thelbësor: administrata publike duhet të mbështetet vetëm në dokumentet që ishin të njohura ose që mund të ishin bërë të njohura gjatë procedurës administrative. Dokumentet e paraqitura vetëm në gjykatë, edhe nëse ekzistonin para refuzimit, nuk mund të përdoren për të vënë në dyshim ligjshmërinë e një vendimi që ishte i motivuar në mënyrë të rregullt në momentin e marrjes së tij. Kjo pengon çdo formë të nënkuptuar të “rikthimit të afateve” që nuk parashikohet nga ligji. Një aspekt tjetër i rëndësishëm lidhet me njoftimin paraprak për refuzim. Drejtoria e Policisë kishte lëshuar një njoftim, të cilit aplikuesit iu përgjigjën. Sipas gjykatës, nuk ishte e nevojshme një njoftim i dytë: pasi administrata shqyrtoi përgjigjen dhe konstatoi se dokumentacioni shtesë ishte i pamjaftueshëm, ajo mund të kalonte legjitimisht në refuzim. Ky vendim konfirmon një qasje të rreptë: në fushën e punës së pavarur, qëllimet, planet ose projektet në fazë fillestare nuk mjaftojnë. Është thelbësore të provohen të ardhura reale, të vazhdueshme dhe të dokumentuara, të paraqitura në kohë pranë administratës. Rasti i këtyre dy shtetasve iranianë është shembull tipik i një orientimi gjyqësor tashmë të konsoliduar, që i jep rëndësi të madhe aftësisë reale për integrim dhe qëndrueshmëri ekonomike në Itali. Një orientim që po bëhet gjithnjë e më i pranishëm dhe që ndikon drejtpërdrejt tek të gjithë ata që kërkojnë rinovimin e një lejeje qëndrimi për punë të pavarur. Faleminderit që më dëgjuat. Ju pres në episodin e radhës të podcast-it E Drejta e Emigracionit. ift.tt/G9L1rFO Titulli i episodit: Rasti i dy shtetasve iranianë dhe refuzimi i rinovimit të lejes së qëndrimit për punë të pavarur në vendimin 00972 të vitit 2025 Teksti i podcast-it (versioni në shqip): Mirëmëngjes, unë jam avokati Fabio Loscerbo dhe ky është një episod i ri i podcast-it E Drejta e Emigracionit. Sot analizojmë një vendim të rëndësishëm të Gjykatës Administrative Rajonale të Lombardisë, seksioni i Brescias: vendimi me numër 00972 i vitit dy mijë e njëzet e pesë, i publikuar më tridhjetë e një tetor dy mijë e njëzet e pesë, pas shqyrtimit të mbajtur në seancën e njëzet e katër shtatorit të po atij viti. Çështja ka të bëjë me dy shtetas iranianë, bashkëshortë, mbajtës të një lejeje qëndrimi për punë të pavarur, të cilët paraqitën kërkesë për rinovim, duke bashkangjitur dokumentacion për pjesëmarrjen e tyre në një shoqëri me përgjegjësi të kufizuar. Megjithatë, kompania rezultonte joaktive dhe kishte regjistruar humbje gjatë viteve të fundit financiare. Për këtë arsye, Drejtoria e Policisë së Brescias refuzoi të dy kërkesat, duke vlerësuar se nuk ishte vërtetuar aftësia ekonomike e kërkuar me ligj. Aplikuesit e kundërshtuan refuzimin, duke pretenduar se dokumentet e paraqitura, së bashku me fondet e disponueshme në llogaritë e tyre bankare, ishin të mjaftueshme për të provuar kapacitetin ekonomik. Gjatë procesit gjyqësor, ata depozituan edhe dokumente shtesë, përfshirë ekstrakte të llogarive bankare. Megjithatë, vendimi numër 00972 i vitit 2025 i rrëzoi të dy ankimet dhe dha disa sqarime të rëndësishme për këdo që kërkon leje qëndrimi për punë të pavarur. Gjykata theksoi se rinovimi i këtij lloji lejeje kërkon të ardhura reale, aktuale dhe nga burime të ligjshme, në një nivel të mjaftueshëm për të siguruar jetesën e të huajit dhe familjes së tij. Vetëm pjesëmarrja në një kompani – veçanërisht kur ajo është joaktive ose në humbje – nuk është e mjaftueshme për të provuar të ardhura. Po ashtu, zotërimi i një pasurie jo prodhuese, si një banesë, nuk zëvendëson provën e të ardhurave. Gjykata rikonfirmoi gjithashtu një parim thelbësor: administrata publike duhet të mbështetet vetëm në dokumentet që ishin të njohura ose që mund të ishin bërë të njohura gjatë procedurës administrative. Dokumentet e paraqitura vetëm në gjykatë, edhe nëse ekzistonin para refuzimit, nuk mund të përdoren për të vënë në dyshim ligjshmërinë e një vendimi që ishte i motivuar në mënyrë të rregullt në momentin e marrjes së tij. Kjo pengon çdo formë të nënkuptuar të “rikthimit të afateve” që nuk parashikohet nga ligji. Një aspekt tjetër i rëndësishëm lidhet me njoftimin paraprak për refuzim. Drejtoria e Policisë kishte lëshuar një njoftim, të cilit aplikuesit iu përgjigjën. Sipas gjykatës, nuk ishte e nevojshme një njoftim i dytë: pasi administrata shqyrtoi përgjigjen dhe konstatoi se dokumentacioni shtesë ishte i pamjaftueshëm, ajo mund të kalonte legjitimisht në refuzim. Ky vendim konfirmon një qasje të rreptë: në fushën e punës së pavarur, qëllimet, planet ose projektet në fazë fillestare nuk mjaftojnë. Është thelbësore të provohen të ardhura reale, të vazhdueshme dhe të dokumentuara, të paraqitura në kohë pranë administratës. Rasti i këtyre dy shtetasve iranianë është shembull tipik i një orientimi gjyqësor tashmë të konsoliduar, që i jep rëndësi të madhe aftësisë reale për integrim dhe qëndrueshmëri ekonomike në Itali. Një orientim që po bëhet gjithnjë e më i pranishëm dhe që ndikon drejtpërdrejt tek të gjithë ata që kërkojnë rinovimin e një lejeje qëndrimi për punë të pavarur. Faleminderit që më dëgjuat. Ju pres në episodin e radhës të podcast-it E Drejta e Emigracionit.