View allAll Photos Tagged git
A Campdraft is an Australian event in which a rider and horse have to persuade an oft reluctant steer to move through a fixed course within a given time. It is very popular in rural and outback Australia. This photo was taken at the Ridgelands Campdraft, about 30 minutes drive west of Rockhampton.
|| taken December 21, 2017 with Canon EOS 5D Mark III and EF16-35mm f/4L IS USM at 18, ⅛ sec at f/5.6 with 0 EV, ISO 4000 || Copyright 2015
Piaggio Gita, il robot maggiordomo per la futura mobilità delle merci via www.diggita.it/v.php?id=1578923
Git Git waterfall - Bali - Indonesia
you can buy this photo here - spelicphotography.smugmug.com
Facebook page - www.facebook.com/SpelicPhotography
500px - 500px.com/MatijaSpelic
C-GITS
YYZ - TORONTO PEARSON INTERNATIONAL AIRPORT
AIR TRANSAT
AIRBUS A330-200
MARCH 21, 2009
DARCY STEVENS
Turkish for go! Kind of logical really. Now you can tell your cow with the black rope to go fetch the banana.
Something must have suddenly told these birds to go! en masse while I was out walking Euro, my neighbour's pug, this morning.
One of the twin waterfalls at Git Git in Bali.
Very hot and humid. More like a jungle.
Had to climb up a few rocks for this one so hand held. Well worth the climb.
copyright protected © tcwimages
****EFENDİMİZ’İN (sav) YAHUDİLERLE MÜCADELESİ
(2)
14.02.2009****
Efendimiz’in (sav) Medine’ye hicret etmesi ile birlikte burada yaşayan Yahudilerle nasıl mücadele ettiğini anlamaya o günlerden ilham alarak bugünün dünyasında nasıl hareket etmemiz gerektiğini kavramaya kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Hicret yurdu olan Medine yada o günkü ismi ile Yesrib coğrafi olarak Mekke’den oldukça farklı bir yerdi. Yeşilliği sulaklığı ve dağlar arasında kalan düz vadisi ile Hicaz bölgesinin en güzel yerlerinden biriydi. O gün için Yesrib’de birçok su kuyusu vardı. Hatta kaynaklarımız daha sonraları Efendimiz (sav) ile çeşitli hatırları olan 14 su kuyusunun isimlerini ve orada geçen hatıraları bize aktarırlar. Ama bu kuyuların hepsinin suyu o günler için içme suyu olarak kullanılamazdı. Şehir halkı içme sularının büyük bir bölümünü Rûme kuyusu olarak bilinen bir kuyudan sağlarlardı. Bu kuyu Yahudi bir tüccara aitti ve o bu kuyunun suyunu çok ciddi paralar karşılığında Araplara satardı. Efendimiz (sav) hicretten sonra bu sıkıntılı durumu görünce bundan çok rahatsız oldu ve bir an önce bu soruna kalıcı bir çözüm getirmek için yollar aramaya başladı. Çünkü su insanın asli bir ihtiyacı idi; böyle önemli bir ihtiyaçtan dolayı Yahudilere bağımlı yaşamak kabul edilecek bir durum değildi. Efendimiz (sav) daha ilk günlerde yaslanmadan yaşamayı öğrenmişti. Özellikle ekonomik bağların doğru tesis edilmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Çünkü bu alanda ipler birilerinin elinde olduğu müddetçe onlar istedikleri gibi Müslümanları yönlendirmeye devam edeceklerdi. İşte Efendimiz (sav) bu gerçekten dolayı daha hicretin ilk aylarında bir gün Mescid-i Nebevî’de “Kim cennet karşılığında bize Rûme kuyusunu satın alacak” demişti.
Efendimiz’in (sav) bu sözünü duyan Hz. Osman bunu bir görev olarak kabul etmiş ve bu konuda sağa sola bakmadan yapması gereken ameli ortaya koymak için harekete geçmişti. Hz. Osman infak medresesinin en büyük talebelerinden biriydi. O her zaman bu alanda ilk olacaktı. Vermeye doymayacak ıskatını varislerine bırakmadan adeta kendi günahlarının kefaretini defaatle bizzat eliyle ödeyecekti. Hz. Osman Efendimiz’in (sav) bu talebi gereği doğruca Rûme kuyusuna gitti ve kuyunun sahibi olan Rûmetü’l-Gifârî’ye kuyusuna talip olduğunu ve onu satın almak istediğini söyledi. Yahudi tüccar fırsat bu fırsat diyerek kuyunun ederinin neredeyse iki katı bir fiyat çekerek kuyuyu 50.000 dirheme satacağını söyledi. Hz. Osman işin aslına bakarsanız 100.000 dirhem istenseydi de verecekti. Çünkü O Efendimiz’i (sav) memnun etmek o büyük müjdesine nail olmak için elinden geleni yapmaktan bir an geri durmayacaktı. Ama Hz. Osman heyecana kapılıp da Yahudi’yi memnun edecek bir tavra girmedi. Hz. Osman orada da bir büyüklük yapacak ve adeta bize önemli bir ilke öğretecekti. Hz. Osman’ın bize öğreteceği ilke şu idi: “Yapacağınız İslami bir hizmet dahi olsa israf etmeye hakkınız yoktur. Çünkü İsraf Kur’an’ın beyanı ile Şeytanlara Kardeşler olmaktır.” İsra Sûresinin 27. ayetinde Rabbimiz israf edenlere; İhvane’ş-Şeyâtin/ Şeytanların Kardeşleri demektedir. İşte Hz. Osman bu ilke gereği hemen heyecana kapılmayacak büyük bir ticari deha ile Yahudi tüccara şunu teklif edecekti: “Gel sen bu kuyunun tamamını satma işletim hakkının yarısını bana sat. Bir gün ben işleteyim diğer gün sen işlet!”
Bu teklif Yahudi tüccarın çok hoşuna gidecekti. Öyle ya hem kuyu elinden tamamen çıkarmayacak hem belli bir miktar para alacak hem de yine kuyudan para kazanmaya devam edecekti. Hz. Osman’ın bu teklifi kabul görünce Yahudi tüccardan yeni bir fiyat istemesini talep edecekti. O da kuyunun yarısının fiyatını önce 25.000 dirheme sonra 20.000 dirheme indirecekti. Hz. Osman bu miktarında çok olduğunu söyleyerek sıkı bir pazarlık ile kuyunun yarısını 12.000 dirheme satın alacaktı. Daha sonra Mescid’e dönecek ve karşısında duran Müslümanlara kuyuyu nasıl satın aldığının haberini verecekti. Hz. Osman orada şu uyarıyı da yapacaktı: “Kuyunun bir gün kullanım hakkı bizde diğer günü ise Yahudi’dedir. Sakın siz sıranın onda olduğu gün gidip para ile su satın almayasınız.”
Elbette Müslümanlar o gün söz ve amel birliği ortaya koyacaklardı ve tabir caiz ise sıra Yahudi’de olduğu gün kuyuyu boykot edeceklerdi. Hz. Osman Müslümanlara bu uyarıları yapınca o günün yürekleri ve zihinleri berrak olan Müslümanlar kuyunun işletim sırası kendilerinde olduğunda su ihtiyaçlarını karşılayacak sıra Yahudi’de olduğunda ise büyük bir boykot ile hiç biri gidip su satın almayacaktı. Yahudi tüccar birkaç gün sonra gelen giden olmadığını görünce nasıl bir duruma düştüğünü anlayacak ve kendi Hz. Osman’ın yanına gelerek kuyunun diğer yarısını da satmak istediğini söyleyecekti. Hz. Osman “eğer makul bir fiyat istersen alırım” diyecekti. Yahudi tüccar kuyunun diğer yarısı içinde 12.000 dirhem isteyecek ama Hz. Osman bu fiyatı yüksek bulup fiyatı 8.000 dirheme indirtip sonra satın alacaktı. Böyle olunca da Hz. Osman Yahudi tüccarın işin başında 50.000 dirhem istediği kuyuyu 20.000 dirheme satın alacaktı.
Bu tarihi olaydan alınacak derslere gelince;
Efendimiz (sav) Müslümanlara bağımlı yaşamamayı öğretmiştir.
1.Müslümanların asli ihtiyaçlarında asla ipleri başkalarının eline vermemesi gerektiğini öğretmiştir.
2.Hz. Osman İslami bir hizmet dahi olsa israfa kapı açılmaması gerektiğini öğretmiştir.
3.Hz. Osman Müslüman tüccarlara zekânın ve kabiliyetin ticaretin olmazsa olmazı olduğunu göstermiştir.
4.Müslümanların söz ve amel birliğinin ne kadar önemli olduğunu yapıldığı takdirde nelere kapı açacağını göstermiştir.
C-GITS - Airbus A-330-243 - Air Transat (leased from ILFC)
at Toronto Lester B. Pearson Airport (YYZ)
c/n 271 - built in 1999 for ILFC/Air Transat - stored MZJ 10/18/21 - canx. 04/19/2022
I like the "WELCOME"-colours of Air Transat
On 5th March 2017, the whole community of the Pontifical Irish College, Rome, continued the long College tradition of going for a 'gita', an outing to a place of spiritual and cultural significance, this time visiting the Abbey of Montecassino. The Abbey was founded by Saint Benedict around the year 529 on the remnants of the Roman fortification of the municipium Casinum.
The photograph shows postgraduate priest students (left to right): Fr Ionut Imbrisca, Fr Andriy Vus, Fr Minh Quang Nguyen, Fr Iulian Robu, and Fr Gabriel Anghel.