View allAll Photos Tagged gorun
Bugün; Samanpazarı’nda, kaleye çıkarken, yol üzerinde, solda, Koyun pazarı semti Ahi Elvan (Ahi Arap) Mahallesi’nde, Pirinç Sokak’ta bulunan Ankara Ahi Elvan Camii, Anadolu’da Ahiler döneminde 1382 yılında Hacı Nizamettin oğlu Ahi Elvan Mehmed Bey (1331-1389) tarafından yaptırılmıştır.
Boyuna düzgün dikdörtgen planlı olarak, kuzeye doğru yükselen bir arazide yeralır. Kuzey cephesi yamaca yaslanmaktadır. Kesme taş kaideli minare kuzeybatı köşededir. Minarenin gövdesi ve petek kısmı tuğladır. Çatısı alaturka kiremitle kaplanmıştır. Son cemaat yeri yoktur.
Dıştan sade bir görünüme sahip olan caminin duvarları, altta iri moloz taş, temel hizasından itibaren kerpiç örgüden yapılmıştır. (Yakın zamanlarda yapılan onarımlarda duvarları tuğla örgü ile kuvvetlendirilmiş, görünümü bozulmuştur). Caminin ana kapısı doğu cephenin ortasındadır. Bu cephede, altta kapının sağında bir, solunda iki pencere ve üstte üç pencere vardır. Güney cephede üç alt üç üst pencere bulunmaktadır. Batı cephede iki alt, dört üst pencere ile üçüncü bir kapı yer almaktadır.
Selçuklu camilerinin çoğunda görüldüğü gibi, ahşap destek sistemli ve ahşap tavanlı olan Ahi Elvan Camii; Ankara'da bulunan ahşap eserlerin en güzel örneğidir.
İçerde dört sıra sütün dizisi ile beş yerine, doğu cephede duvarlar bir nef büyüklüğünde içeri alınmak suretiyle caminin eni bir nef daraltılmış olup, sadece dört nef vardır. Her üç sırada da dörder adet, toplam oniki adet devşirme başlıklı ahşap sütun üzerine, mihraba dikey olarak, üç sıra halinde uzatılmış iri ahşap kirişler, ucu profilli kavisli yastıklarla oturmaktadır. Kirişlere ve duvarlara enine uzatılan ucu profilli konsollar üzerine enine konan kirişlere ahşap tavan döşenmiştir. Ortadaki geniş nefin tavanı iki sıra konsolla diğerlerine göre daha yüksekçedir.
Caminin kuzeyindeki geniş ahşap mahfel üstten, ikinci sıradaki direklere kadar uzanmaktadır. Mahfelin altı üst kısmın yarısı kadar genişlikte, ahşap kafeslerle kadınlar mahfilinden bölünmüştür. Mahfel direklerinde altta ve üstte profilli yastıklar vardır.
Kıble duvarı ortasında bulunan alçı mihrap beş kenarlı bir nişe sahiptir. Nişin içi minberde görülen yıldız ve çokgenlerden müteşekkil bir süsleme ile doldurulmuştur. Üstü bir sıra yazı kuşağından sonra mukarnaslı kavsara ile sona ermektedir. Köşelerdeki sütuncelerin zar başlıkları rozet süslemelidir. Mihrabı kuşatan üç sıra silmeden dıştaki ince rumilerle süslü bir yazı kuşağıdır. Ortada mukarnaslı bir silme ve içte geometrik geçmeli bir silme vardır. Kavsaranın iki yanındaki boşluk yıldızlardan oluşan bir süsleme ile doldurulmuştur. Köşe dolguları üzerinde görülen mukarnaslı bir çerçeve içindeki dikdörtgen panoda gayet ince yazılmış Ayet-el Kürsi kitabe bulunmaktadır.. Mihrabın en üst kısmında bir sıra palmet dizisi vardır. Dıştan üç kenarı dolaşan bordürlerde Kelime-i Tevhit yazılmıştır.
Ahşap minber; caminin en güzel kısımlarından biridir. Minberde; merdiven altının yan aynalıklarında motifler taklid kündekari tekniği ile birleştirilmiştir. Oniki kollu bir yıldız merkez olmak üzere çıtalarla meydana getirilen altıgen, üçgen, çokgen ve yıldızlardan oluşan geometrik alanlar oyma tekniği ile yapılmış çeşitli rumi motifleri işlenmiş arabesk parçalarla doldurularak süslenmiştir. Minberin köşk kısmının altında da aynı teknikte çokgenlerden oluşan bir süsleme mevcuttur. Korkuluk ve diğer kısımların kenarlarında rumi motifleri işlenmiş çerçeveler dolaşmaktadır. Parmaklıklar geometrik şekillerle doldurulmuştur. En altta dilimli kemerli kaide vardır. Minberin yan taraflarında bazı parçalar maalesef noksandır.
Minberde, sol korkuluktaki iki bölümlü Arapça yazıtta: “Bu mübarek cami sultanların yücesi, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, gâzi ve mücahidlerin yardımcısı, kâfir ve müşrikleri kahreden sultan Murad Han oğlu Bayezid Han oğlu Mehmed Hanın -Allah devletini ve memleketini ebedi kılsın- zamanında 816 yılında yenilenmiştir.
Hayrat sahibi Nizameddin Zehrab oğlu Hacı Mecdü'ddin İsa oğlu Mehmed Bey oğlu Hacı Elvanın Allah hasenatını kabul etsin.” Görülüyor ki; cami H.816 / M.1413 senesinde, Çelebi Sultan Mehmet zamanında, Hacı Elvan tarafından yenilenmiş ve içine Harputlu Bayezid oğlu Mehmet tarafından yapılan değerli sanat eseri ceviz minber konmuştur. Cami 1952 -1956, 1962, 1985 yıllarında da onarılmıştır.
Ankara Ahi Elvan Camii dolap ve pencere kapakları, 14. yüzyıl ahşap işleme sanatının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Bugün İstanbul Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde bulunan caminin ahşap pencere kanatları Selçuklu ağaç işçiliği geleneğinde oyma tekniğiyle yapılmıştır. Mevcut dört çift pencere kanatlarından bir kısmı kündekari tekniğindedir. Bazılarında da yazı panoları vardır. Geometrik geçmeler, palmet ve kıvrık dal motifleri işlenmiştir.
this is a real real great shot. why, because of that:
[[[look at the photo large size, please, look right bottom corner carefully]]]
i took this photo at our visit to Anitkabir (Ataturks' Mausoleum) in Ankara, capital city of Turkey, Türkiye. we made a little trip to there with my friends Bozkirkurdu, Kahvegibi, etc.
In Anitkabir, a great museum has opened in recent years, about "The War of Independence" formerly known as Turkish National War. Museum has great content. Especially three great panoramic paintings -longer then 10 meters, more than 2 meters height, and depth-;
(panoramic means 3 dimention in painting: on the wall paintings and just before it, real things, related to tableau. connection of reality and colour is the most important thing, and in Anitkabir, it is the finest. thanks a lot to russian painters, whom took 2 million dolars for this job, but they deserve every single cent.)
paintings are magnificient. you can look and watch them half an hour, and go into dreams, and feel, understand a nations -to be or not to be- war.
this photo is only a very little part of it.
but for photographers, for flickr, there is a point which we do not like. taking photos is forbidden, verboden. if you try, officers come on to you, shout, anger vs. i can not understand this ban, except for using flashes, which may give harm to paintings, but the area is well lighted and no need for flashes.
i have take this photo a little secretly, machine is on my chest (machines cord around my neck, hanged on my chest) i can not look and control the scene, i only look for officers arount, and push the button. no flashes i guess. only one good photo from inside the museum.
i hope in future this meaningless restriction will leaved.
anyway, if you come ankara, you must see this museum. apart from information, personal items of ataturk, just only for panoramic paintings it has a great worth. ,
a must see place.
remember it closes 17:00 o'clock, you must go there at least before to hours from closing time.
muze guzel, biraz ve haliyle kemalist ama cok guzel. ozellikle ruslarin yaptigi panoramalar muhte$em. onlardan hemen sonra resimli bir tarih anlatimi var, o sirada bozkirkurdu ile epey tarti$tik, resmi tarihin di$ina ciktik, sinirlarda gezdik, lakin müzedeki anlatim ders kitaplari gibi; fotograflarin di$inda tarih anlatimindan sıkılabilirsiniz.
birde anlamsiz bir resim cekme yasagi var, flash kapatsaniz bile resim cektirmiyorlar, bagirip cagiriyorlar. bir iki tane kacak cektim ve $ansima bu cok guzel cikmi$.
ankara'da iseniz mutlaka bir gun gezin gorun.
Bugün; Samanpazarı’nda, kaleye çıkarken, yol üzerinde, solda, Koyun pazarı semti Ahi Elvan (Ahi Arap) Mahallesi’nde, Pirinç Sokak’ta bulunan Ankara Ahi Elvan Camii, Anadolu’da Ahiler döneminde 1382 yılında Hacı Nizamettin oğlu Ahi Elvan Mehmed Bey (1331-1389) tarafından yaptırılmıştır.
Boyuna düzgün dikdörtgen planlı olarak, kuzeye doğru yükselen bir arazide yeralır. Kuzey cephesi yamaca yaslanmaktadır. Kesme taş kaideli minare kuzeybatı köşededir. Minarenin gövdesi ve petek kısmı tuğladır. Çatısı alaturka kiremitle kaplanmıştır. Son cemaat yeri yoktur.
Dıştan sade bir görünüme sahip olan caminin duvarları, altta iri moloz taş, temel hizasından itibaren kerpiç örgüden yapılmıştır. (Yakın zamanlarda yapılan onarımlarda duvarları tuğla örgü ile kuvvetlendirilmiş, görünümü bozulmuştur). Caminin ana kapısı doğu cephenin ortasındadır. Bu cephede, altta kapının sağında bir, solunda iki pencere ve üstte üç pencere vardır. Güney cephede üç alt üç üst pencere bulunmaktadır. Batı cephede iki alt, dört üst pencere ile üçüncü bir kapı yer almaktadır.
Selçuklu camilerinin çoğunda görüldüğü gibi, ahşap destek sistemli ve ahşap tavanlı olan Ahi Elvan Camii; Ankara'da bulunan ahşap eserlerin en güzel örneğidir.
İçerde dört sıra sütün dizisi ile beş yerine, doğu cephede duvarlar bir nef büyüklüğünde içeri alınmak suretiyle caminin eni bir nef daraltılmış olup, sadece dört nef vardır. Her üç sırada da dörder adet, toplam oniki adet devşirme başlıklı ahşap sütun üzerine, mihraba dikey olarak, üç sıra halinde uzatılmış iri ahşap kirişler, ucu profilli kavisli yastıklarla oturmaktadır. Kirişlere ve duvarlara enine uzatılan ucu profilli konsollar üzerine enine konan kirişlere ahşap tavan döşenmiştir. Ortadaki geniş nefin tavanı iki sıra konsolla diğerlerine göre daha yüksekçedir.
Caminin kuzeyindeki geniş ahşap mahfel üstten, ikinci sıradaki direklere kadar uzanmaktadır. Mahfelin altı üst kısmın yarısı kadar genişlikte, ahşap kafeslerle kadınlar mahfilinden bölünmüştür. Mahfel direklerinde altta ve üstte profilli yastıklar vardır.
Kıble duvarı ortasında bulunan alçı mihrap beş kenarlı bir nişe sahiptir. Nişin içi minberde görülen yıldız ve çokgenlerden müteşekkil bir süsleme ile doldurulmuştur. Üstü bir sıra yazı kuşağından sonra mukarnaslı kavsara ile sona ermektedir. Köşelerdeki sütuncelerin zar başlıkları rozet süslemelidir. Mihrabı kuşatan üç sıra silmeden dıştaki ince rumilerle süslü bir yazı kuşağıdır. Ortada mukarnaslı bir silme ve içte geometrik geçmeli bir silme vardır. Kavsaranın iki yanındaki boşluk yıldızlardan oluşan bir süsleme ile doldurulmuştur. Köşe dolguları üzerinde görülen mukarnaslı bir çerçeve içindeki dikdörtgen panoda gayet ince yazılmış Ayet-el Kürsi kitabe bulunmaktadır.. Mihrabın en üst kısmında bir sıra palmet dizisi vardır. Dıştan üç kenarı dolaşan bordürlerde Kelime-i Tevhit yazılmıştır.
Ahşap minber; caminin en güzel kısımlarından biridir. Minberde; merdiven altının yan aynalıklarında motifler taklid kündekari tekniği ile birleştirilmiştir. Oniki kollu bir yıldız merkez olmak üzere çıtalarla meydana getirilen altıgen, üçgen, çokgen ve yıldızlardan oluşan geometrik alanlar oyma tekniği ile yapılmış çeşitli rumi motifleri işlenmiş arabesk parçalarla doldurularak süslenmiştir. Minberin köşk kısmının altında da aynı teknikte çokgenlerden oluşan bir süsleme mevcuttur. Korkuluk ve diğer kısımların kenarlarında rumi motifleri işlenmiş çerçeveler dolaşmaktadır. Parmaklıklar geometrik şekillerle doldurulmuştur. En altta dilimli kemerli kaide vardır. Minberin yan taraflarında bazı parçalar maalesef noksandır.
Minberde, sol korkuluktaki iki bölümlü Arapça yazıtta: “Bu mübarek cami sultanların yücesi, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, gâzi ve mücahidlerin yardımcısı, kâfir ve müşrikleri kahreden sultan Murad Han oğlu Bayezid Han oğlu Mehmed Hanın -Allah devletini ve memleketini ebedi kılsın- zamanında 816 yılında yenilenmiştir.
Hayrat sahibi Nizameddin Zehrab oğlu Hacı Mecdü'ddin İsa oğlu Mehmed Bey oğlu Hacı Elvanın Allah hasenatını kabul etsin.” Görülüyor ki; cami H.816 / M.1413 senesinde, Çelebi Sultan Mehmet zamanında, Hacı Elvan tarafından yenilenmiş ve içine Harputlu Bayezid oğlu Mehmet tarafından yapılan değerli sanat eseri ceviz minber konmuştur. Cami 1952 -1956, 1962, 1985 yıllarında da onarılmıştır.
Ankara Ahi Elvan Camii dolap ve pencere kapakları, 14. yüzyıl ahşap işleme sanatının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Bugün İstanbul Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde bulunan caminin ahşap pencere kanatları Selçuklu ağaç işçiliği geleneğinde oyma tekniğiyle yapılmıştır. Mevcut dört çift pencere kanatlarından bir kısmı kündekari tekniğindedir. Bazılarında da yazı panoları vardır. Geometrik geçmeler, palmet ve kıvrık dal motifleri işlenmiştir.
Kayabağ (Darsiyah) köyünün genel görünümü...
Kapadokya krallığının merkezi bu bölgelerdi.. Günümüzde hala o eski kokusunu korumaya çalışan nadide zenginliklerimizdendir.
Köy camii, kesme taştan yapılmış klasik Kayseri mimarisi köy evleri, yöreye özgü kuşluklar ve 1837 yılı yapımı Yanartaş Rum kilisesi.
Arkada haşmetli Koramaz dağı
Bağları ve türküsüyle ünlü Gesi'ye 3 km mesafede, Kayseri Melikgazi merkez ilçesine bağlı bir mahalledir (köydür).
estetik denince akla genellikle cerrahi bir operasyon gelir. Oysa estetik, sadece o operasyona verilen genel bir addır. Aslında estetik kavramı, gözle görülen duyuların beğenilmesi ve bu beğeninin yargılanarak güzel sıfatıyla değerlendirilmesidir. Tıp, estetik kavramına yakışır bir biçimde sağlık çalışmaları yaparak cerrahi operasyonlarla vücutta görünümü beğenilmeyen veya sağlık sorunu olarak görülen bölgelere uygulanarak, hem görünümü güzelleştiriyor hem de olası vesağlık sorununu ortadan kaldırılıyor.
Kadınlar tarafından daha çok tercih edilen estetik operasyonlar oldukça farklı alanlara uygulanmaktadır. El veya ayak parmakları, diz kapakları, göğüs asimetrisi hatta vajina estetiği dahi bu operasyonların içerisindedir. Estetik operasyonların arasında en farklı olan operasyonlardan biri olan vajina estetiği aslında bir nevi kadın sağlığına yönelik çalışmaların bir dalıdır. Çünkü; bazı zamanlarda bu operasyon sayesinde kadınlar daha rahat bir yaşam sürüyor ve sağlığına kavuşuyor.
Güzel olmayı kendine görev edinen bir çok kadın, sürekli olarak bakım ve güzellik konularında bir çalışma içerisinde olur. Farklı bilgiler edinmek, daha güzel bir görünüm için edindiği bilgileri denemek isteyen kadınlar güzellikleri uğruna bazen çok zor durumlara dahi göz yumabiliyor. Genelde güzellik ve bakım dendiğinde bu kavram, kadın kelimesiyle birlikte düşünülür. Çünkü; kadınlar güzellik üzerine öyle farklı metotlar denemektedir ki bu iki kavram neredeyse bir bütün olmuştur. Çayla şeker gibi, bahar ve çiçek gibi bir bütünlük içerisinde kadın ve güzellikte vardır.
Kadınların daha güzel bir görünüm için bitkisel tedavilerden de yararlandığı aşikardır. Bitkilerin, doğanın bizlere sunduğu en mükemmel şifa kaynağı olmasından dolayı herbalistlerin oldukça etkili güzellik reçeteleri vardır. Ahmet Maranki de bu konu üzerinde oldukça yararlı bilgileri bizlerle paylaşmaktadır. Sağlık ve güzellik konularına dair daha fazla bilgi almak için http://www.vesaglik.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
Galata Kulesi
İstanbul'un Galata semtinde bulunan kule 528 yılında inşa edilmiş. Galata Kulesi dünyanın en eski kulelerinden biri. Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528 yılında Fener Kulesi olarak inşa ettirilmiş.1204 yılındaki Haçlı Seferi'nde geniş çapta tahrip edilen kule, daha sonra 1348 yılında "İsa Kulesi" adıyla Cenevizliler tarafından Galata surlarına ek olarak yeniden yapılmış. 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiş. Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyıl yenilenmiş ve tamir edilmiş. 17. yüzyılın ilk yarısında IV. Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi, Okmeydanı'nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638 yılında Galata Kulesi'nden Üsküdar-Doğancılar'a uçmuş.1717'den itibaren kule yangın gözleme kulesi olarak kullanılmış. III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü yanmış. Onarılan kule 1831 yılında başka bir yangında yine hasar görmüş ve onarılmış. 1875 yılında bir fırtınada külahı devrilmiş. 1965'te başlanıp 1967'de bitirilen son onarımla da kulenin bugünkü görünümü sağlanmış.
Türkiye'de Görülmesi Gereken 1000 Yer Serisi Albümü için tıklayınız...
Fotoğrafların Orjinal boyutlarını satın almak için Sinan Doğan ile iletişim kurunuz...
E Mail: foto.sinandogan@gmail.com