View allAll Photos Tagged ceza

Ceza, ölçütlere uymayan davranışlara karşılık zorla uygulanan nahoş yaptırımdır. Kanunlar çerçevesinde bir toplum tarafından ya da aile içinde uygulanabilir. Ceza ile ilgili disipline penoloji, ya da ceza bilimi denir. Çağdaş zamanlarda ceza bilimi doğrulama veya tashih ilmi olarak da anılmaktad...

 

www.dmy.info/ceza-nedir/

Bu bir yazıdır. Okunma gibi gaye içermemektedir, yazarı “acaba okunur mu? Reyting yapar mı” kaygısından uzak kaleme almıştır.Önemsizce dizilmiştir, Hz.Âdem’den bugüne sayısız kelâm edildiğinin farkında, kaleminin silah, sözlerinin de mermi olmadığını gayet bilincindedir..

 

Kendisi somurtkan olan hayata sırıtarak bakıp, hayat denen adama gülüp geçer..

 

O biliyor her şey gibi bu yazıda “öylesine” olacak, zaten onun da amacı böylesine, kof hecelemelere gebe bırakmak sözleri..

 

Bu yazıyı yazan dokuz sekizlik hafif delidir, önemsemez derdi, gelen dertlere “eyvallah” diyecek kadar hatta “sen de mi dertsin” şarkısını mırıldanacak kadar lay lomdur hayatın karşısında..

 

O bir dışlanmıştır, babasının şapkasıyla üniversite sınavına girdiği gün başörtüsünü mendil saydığında idrakine varmıştır..

 

O bir genç kız, beyninin içinde dinlediğini\ düşündüğünü dışarıya volümünü artırarak bakın ben ne düşünüyorum demez, aksine dinlediğini hayata geçirir, düşündüğünü er ya da geç başarır.

 

O bir bölücü gibi algılanır algı manyetiği çekmeyen dar kafalı zihniyetlerin penceresinde, o bir bölücü değildir! Asla da olamadı, başı açık teyzelerine hizmet etti, otobüste kalabalık içinde “teyze gel buraya otur “ diyerek ucube beyinlere aldığı eğitimi gösterir!

 

O babasının dizlerinde iken çikolata istemez, “ baba beni okula gönder” der..

 

Bu yazıyı yazan rüzgârın önündeki çekirdek çitlenmişi gibi oradan oraya uçmaz, onun sağlam tutamakları vardır hayatta..

 

Bu yazıyı yazan kuşlara sıradan vatandaşlar gibi bakmaz, o bilir ki “ özgürlük” en güzel onlardan öğrenilir, beni de götürün demez! O bilir ki, kuşlar vatanlarından başka yerde yapamaz, altın kafes içindeki bülbülümsü niyazları dinlemek istemez! Durup bulundukları menzilin nazını cazını dinlemeyi yeğler.. Bir gün kendi bestesini piyanonun en baba sesiyle basacağını bilir. Çünkü; o ümitvardır!

 

O bir hayalperesttir, hayallerin ceza almayacağını bilir, vergisi, girdisi çıktısı yoktur. Hayal kurar ve kurduklarını gelecek nesline anlatmak için fidan diker çorak arazilere!

  

Bu yazının sahibi, ayağında top sektirebilir,

Voleybol topuna en sağlam sımacı atabilir,

Kitap kurdu olabilir, büyük ilim adamlarına kafa tutabilir,

Fikirlerin kurşun işlemediğini bilir,

Sahilde balık tutabilir,

Sinemada eleştirmenlik yapabilir,

Metroya geç kalmışsa koşabilir,

Kimsenin görmediği ya da kimsenin olmadığı anları fotoğraflayabilir..

Özetle hayatın her anında karşınıza çıkabilir..

O bu ülkenin teminatıdır, faizsiz kazanılmış en temiz hak’tır.

O dünyada ki herkesi kardeş edinebilir, Batı’dakinin derdine ağlarken, Doğu’dakinin elini tutabilir!

 

O annenizin, ablanızın ya da eşinizin cenâzesini yıkayabilir!

 

Dikkat! Başörtülü çıkabilir! Anladınız siz onu!

 

Yazı sahibi : Hunisiz deli

   

Polisten kaçmaya çalışan sığınmacı küçük kıza tekme atıp, kucağındaki çocuğu ile kaçmaya çalışan babaya çelme takıp düşüren kadın kameraman Petra Laszlo, 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

 

www.daykan.com/gundem/siginmacilara-tekme-atan-kameramana...

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

Dram Suç izle Tr dublaj Türkçe altyazılı Full Hd film izle film tavsiyeleri Filmslab

 

www.filmslab.co/esaretin-bedeli-the-shawshank-redemption-hd/

 

İzlemeyen kaldıysa acil izlesin :) bu arada filmin konusu;Başarılı genç bir bankacı olan Andr karısı ve sevgilisini öldürmekten ömür boyu yani müebbet hapis cezasına çarptırılır. Başta mahkum Arkadaşlarından red ve diğer kişilerle sosyal ilişkileri gelişmekle kalmayıp bilgisi kültürü ve becerileriyle çevresindekileri de etkilemeyi başarır. Filmslab.co ekibi olarak Esaretin Bedeli izleyicilerine iyi seyirler dileriz.

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

via Trafik Sözlük www.trafiksozluk.com/52-1-a-kusur-orani-nedir/

 

52/1-a kusur oranı, trafik kazasında “Kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak” olarak bilinen ktk 52/1a kusur oranı denir.

 

Bu ihlal sonucunda Karayolları Trafik Kanununun “Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamamak” 52. Maddesi hükmünce trafik kazalarında kusurlu sayılmaktadır.

 

Güzel bir haberimiz var ücretsiz olarak trafik kazasında 52/1-a kusur oranına itiraz nasıl yapılır açıklayacağız!

 

Bu yazımızda sizlere, 52/1a kusur nedir, 52 1a kusur oranı yüzde kaç, 52/1a asli mi, yoksa tali kusur mu, 52 1a trafik cezası yazılır mı, itiraz nasıl yapılır hakkında bilgi rehberi hazırladık. Ayrıca sormak istediklerinizi yazımızın sonunda bulunan yorum bölümünden sorabilirsiniz.

 

Sürücü kusur durumu 52/1-a nedir açıklamak gerekirse;

 

Aracın hızını, kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken azaltmamak,

 

Karayolları Trafik Kanunu 52. Madde

 

Olarak tanımlanmıştır. Asli mi tali mi dediğinizi duyar gibiyiz hemen açıklayalım.

 

52/1-a Asli Kusur Mu ? Tali Kusur Mu?

 

52/1a Tali kusur maddesidir. Kısaca açıklamak gerekirse kazanın meydana gelmesindeki ikinci etkendir. Tali kusur nedir hakkında daha detaylı bilgi için trafiksozluk.com/tali-kusur-nedir/ yazımızı okuyabilirsiniz.

 

52 1a kusur oranı Tali kusur olarak sayılmaktadır !

 

Yüzde oranı belirlenirken asli mi yoksa tali olması çok önemli bir etkendir çünkü aracınızın masrafını alıp alamayacağınız veya % kaç olarak alabileceğiniz ihlal ettiğiniz kural ihlali doğrultusunda belirlenmektedir.

 

52/1-a Kusur Oranı Yüzde Kaç?

 

52/1a kusur oranı yüzde hesaplama yapılırken karşı aracın veya araçların ihlalinin olup olmamasına bakılır. Örnek vermek gerekirse iki araçlı bir trafik kazası olduğunu kabul edelim.

 

Sürücülerden birbirlerine karşı ihlali yapması sonucu trafik kazası meydana geldiyse;

 

İhlal Durumu

 

1. Sürücü

 

2. Sürücü

 

Asli – Asli

 

50%

 

50%

 

Asli – Tali

 

75%

 

25%

 

Tali – Asli

 

25%

 

75%

 

Tali – Tali

 

50%

 

50%

 

Kusursuz – Asli

 

0%

 

100%

 

Kusursuz – Tali

 

100%

 

0%

 

Asli – Kusursuz

 

100%

 

0%

 

Tali – Kusursuz

 

0%

 

100%

 

Genel olarak 52/1a kusur oranı yüzde hesaplama değeri %25 olarak kabul edilmektedir.

 

Diğer kusur maddelerini www.trafiksozluk.com/trafik-kazalari/ buradan bulabilirsiniz.

 

52/1-a Trafik Cezası Ne Kadar?

 

Normal şartlarda ihlal durumu olması durumunda 52 1a trafik cezası uygulanmaktadır. 2020 yılında 132 ₺ olarak ceza yazılmaktadır. %25 indirim ile 99 ₺ ödeyebilirsiniz.

 

52/1-a trafik cezası

 

Ancak trafik kazası esnasında kusur dağılımı olarak 52 1a maddesi kullanıldığında herhangi bir trafik cezası uygulanmamaktadır. trafiksozluk.com/52-1-a-trafik-cezasi/ detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

 

52/1-a Kusur Oranı İtirazı Nasıl Yapılır?

 

52 1a kusur maddesi biraz karışık, hatta çok karışık bir hesaplaması var. Size şöyle bir teklifte bulunalım. Dilerseniz Trafik Sözlük ekibi olarak trafik kazanızı ücretsiz olarak inceliyoruz.

 

52/1a kusur maddesi hatalı olarak değerlendirilmişse veya kaza tespit tutanağında hata tespit edilmesi durumunda itiraz ile ilgili sürecinizi bizzat biz yönetiyoruz!

 

Ben sigortacıma sordum, 52/1a maddesi değişmez dedi!

 

Kaportacım, sen suçlusun 52 1a doğru dedi!

 

Eksper tanıdığım var, 52/1-a maddesine boşuna itiraz etme dedi!

 

Avukatım, dava yıllarca sürer 52 1a ihlali zor süreç dedi!

 

Bu tarz halk efsanelerini bir kenara bırakın ve ücretsiz sunmuş olduğumuz bu hizmetten faydalanın!

 

Sizlere bir tık kadar yakınız. Kazasız günler dileriz!

 

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

 

Nefertiti was the Great Royal Wife (chief consort) of the Egyptian Pharaoh Akhenaten. Nefertiti and her husband were known for changing Egypt's religion from a polytheistic religion to a monotheistic religion. They believed only in one god, Aten.

 

Nefertiti was also known throughout Egypt for her beauty. She was very proud of her long, swan like neck. Her name roughly translates to the beautiful (or perfect) one has arrived.

 

She had many titles; for example, at Karnak there are inscriptions that read Heiress, Great of Favours, Possessed of Charm, Exuding Happiness, Mistress of Sweetness, beloved one, soothing the king's heart in his house, soft-spoken in all, Mistress of Upper and Lower Egypt, Great King's Wife, whom he loves, Lady of the Two Lands, Nefertiti'.

   

************************************************************************************

  

Nefertiti (M.Ö. 14. yüzyıl), Mısır kraliçesi (hd M.Ö. 1379-62), Mısır Firavunu IV. Amenhotep'in (sonradan Akhenaton) eşi, Firavun Tutankhamun'un kayınvalidesidir. Adı "güzelik geliyor" anlamındadır.

 

Nefertiti yasadığı dönemin en güçlü kadınlarından biriydi. Özelliklede Mısır'da. Çünkü Nefertiti kocası Akhenathon yani firavunla aynı düzeyde bulunuyordu. Hatta firavunun uygulaması gereken cezaları ya da yapması gereken işleri yapabilme yetkisi vardı. Bu durumdan halk ve din adamları hiç memnun değildi, çünkü bu Mısır'da alışkın olunan bir uygulama değildi. Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi. Akhenaton saraya yayılan salgın bir hastalıktan öldü. Nefertiti de bir süre tahtta kaldı ve yaşama veda etti.

  

 

wikipedia

 

dn:

Misir tatilinden bir hatira, sokakda sakiz gibi yapisan esnaf 120 avrodan kapi acip, fakat "radikal pazarlik" sayesinde 2 avroya satin aldigim bir Misirhatirasi :)

 

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen terör soruşturması kapsamında tutuklanan HDP Eş Genel başkanlarından Demirtaş hakkında 43 yıldan 142 yıla, Yüksekdağ hakkında da 30 yıldan 83 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

 

www.daykan.com/gundem/demirtas-ve-yuksekdag-icin-istenen-...

Aé}M¦ë:M¶`]FõxÅßá^'§)³ÊéóÙ

EÚkºEÜâk¤b+RZWÇ -G©4¹È2K¯<Ç¢YOyoäS;å®YR=ñ

[=kK¼IÊ2øÅÌ5cQ æÚFã¨ì:

`Oá1)W&ñWb®Å]»»v*ÞØª×6Ðf"§6_¿$($'øCâ[ëðPuýâÿ\

.äq

{=JÂôkqá~×M0+ÿM¤ÄlS¡ÓÅX'çFººOïQ[΢E4?½¯¨Gú±9^YPsû7`:T¿Í|¾ä|³]ou¦Y«ãhrÈ>Ál¹ëZø×|ÛtCªIÛ¯¶!hR*ÎR/àp$@)ìFY¨8zûVOPòV·úWM½Òäbo,d{]÷dÿv/ÒËýhýù6j¾¯Úpå8ÿ²L!½¹ÕávV^b3oC« ´L×ú

Êq¸ºE²îÄ}ÄäEA

ëE°$a¢PdO4îAøTôÉPl[i¯-'Û¹IW¤hFAا

=Î~d¨v»nSSçJe~;{ÑPþ`kQâÈ+ÿÇ"tñ(â!0óô'')G±+ÿ5d3'«¥üÍtCK%çÛ÷NØ%õbrÒ24Ëý

¤UÐý£#=!·@ÏÞIæ¿.$^«jÿ%¹ø¾SàO¹9«þg[ÆÞ¬AÞYjªG²ïÌzOç0nä¦óó'[º

#¶-¥SY$Oj04Ë ï»E'[×çÔ?H5ËÇsµOÚzS-[1àçÍ«j£p./e3LªM£À0Ù3¾ª

Äâ°^δpÜfRAûÆ;$oÏtßüaªðãë½}«ò®ôåÊ¿ëþÏ?åÊü ¿î_ÿÔïY²p¥f»6ºäªhæ3ëIð×Ý(/+j6ffÑ¢VéÑ´rWì¶Õ$SÜdrÄ%üâÊÌSúÓ¾v½®Úh¶bêä3+7TÔ'¿Ë,ÅÌÐDÍnù×óÏÿâ=RÆÂ4ØÙæÀÍ5(j?1ÿºØðË

è»:ܼçÔñÌz¨æÐjäIo¾_N,ÀGh¶Ë> Àh£GÕÏÀh(WµN]§oiÊPá2ðúS9,£køÕlÕÊ[$

£·ÂyaøBêpÖN0úÍ_¦S_J_"E¶ah㩯B+¿Ï(©ü]¿Èó0(­\FóZRXx[H´åÒºA¼úÏVÔ¾¬$îÐÿ¸ûøÖæÒ?TùÆÜ:

>N(ùÎóÇJCürÝÚù´êÊ:{ï ©( ®â»ÓlÍdÊÕkãl¶²ÒµöÁJJã!èzxðRT¨íöv§ZdÄ«å¤'.!3Ô."ÀÄ_6ÞIbZÄÈjõzý#®DÙU+Nݲ"L¸5$

òd5DlS5¾ÞI

ñ!Þ¬LhM¸?×$Xä¶HcaVj"H0Tã^´5ñß·Ë6¾³ûTê:äxYq?ÿÕî·¶QúÓ$ÉüÈÁá)Dn¾3ÖÔ,Rgiãôa¯«' UiÖ´ÃÂn©x{Ôõ¼ÇæØG"ú·*CÙ@Ú¹|¡áÀÍýRVò4ê µLÅ×þ9V¯lqoÅ^!a7Z«i{/©hÙ£gõ¿tëÒ¹²ÙÀÊ8dBÍ{ÍÚ¡f¿¤fS¢6z.ìǹ Äc, lðIõ9o/..JæF×°'áBÐg=ñHȽ¯gäðáÁÅ%Uf åö»Ó1KÑââáõsvß#³6¯Q3Óõ/ªt¬ËÁÒJÇ­6Ë!>Úí£Sf­ÌQ¦mÝgúÅ·(ç(Få

¬kEPG\´fìspçÙ²ôK鿨}\h­ôGqYÇ~ùV=äÍDk¿ªTî'DF}&ßéÁ xfÑráKü³Ô[òÝîßúkµÖSñãÊxëº/¨¿åFÙ¶Ñäá ÿ/÷¯ÚвRõE4Iø@~üÛÛ¤éUîà âHaÔdD(²K

Æþ¡øbvXpA

ÊW´ÕÜ+H7ñÂcÜÂ3¾kЧ¨EI§ÙÀÈ

÷`U'¡À9³$+r/¸¡ì|rmUci9UåØ{dM6êÒÍ"=[Ý©¤DIl×À¯Õ¹¿!¶;ÔÏ¥,W/VU5è)ËV5CÕIéCOÕñ@+nm×&cC޵à ÕÀJÞ/àzþ8mÿÖ.ªñ©[y¶b¤£:ÃNí

 

õÄhȽ7¡>GS¥GLl¹½òÆ÷S_2ÐC²|¨8Ös]®Ôæé#ÕwåeÏ?3ÜѾØGï@ÿ±×Ý

Óýe!ü·K6j1JdQí ÿfNW5kMæ¾tÖä·°[h·MÆ¢»±ßþ!¯ÍÃ

ÄßÙZa(yâÚñÞ7+;{L}c¼%¬Â0ä<#§@)4æ@çÇì]êµhc?Fûàá¶ßÌýQoÖ1ÐCáĶCWµêêA¡tÈÑoHËÐoôä@êk¦ÁþºïôáÖuR¬2þ©Y:£ÊàT;Wï9\¤D<°ÄÄ8c÷2ß˹

¼SÛ±D1xÏ

Ðn{0qñÞÔBXeÁ×¾niäíp¡=:൥ÁqÚAµäÕ\µw©=Fhª

qNqòSû]ò¡§¨½@ìqÅ!ÄêñHaþ·K*Ü?

I$j|29+Åð¢Gôè²ïËHX­÷¬8ÕÓöèk¾m498A§í¼33c5Ыèíþ¶Ùäº# òV´y°¨=)Û#,©:tpã­ä©H,¢m×<VOíJfE¦æØ !Zc» yHDlÙA[UYÙ¿Fæ}Ô­<kL6~¯¥,<ëïòÈqËÃ1åÍjÞú«Ævj~ãÆtY »Z`#=

E0Gâ!¦¾£àMdn¦¿L]

HæwEhìä¨îÊ#m¤ö¤ÈI

Ð_»$2E|9,ô2â~x8­xixÐ?1ý2;7YP~¬ÜPwéZ×Yn«âЫFFïýX8{¦ñUVd±¡Vßç^H!¬j!.´Ú¼f"äW|¯w8dX(0RþßýqcúǽÇÖF°Ïú®¸cë¹¥~&üåy7.FÆ!ýQþåþ_Î

µÓ¯i£¸øsc ÛÊûEJP®æSªjQÇl(94!¯OæÇ7y©ÏeÚ&¦®¦);î<~XæqÈ+Í~Þ©uÇkYËu«É#VN£}²ÈQè×#Cd$QO:$ ¯CÓïÉÊtÂ8íwèû

?ø{kñC/Ú8LF­_6í^JwØÔ;d ¢3d#t

d/¹=éf¨Óªú$ßn/ÄAiÎK½·§¦]ÆQ¾§ È*hGLªd[lªLér«P

å&7ɼI.öuÚ£|¶0ÛT§ä¹.ÙÏ÷.ïL5ÕDèÜv×ÒÁµpR1H«ýVûÄtñïñbËÂ/ÿÑ)}V6~"§®ûfèNFÑÒ,ª©wP(wÈø»Ñ¸l^g}¦~_JcÓ"8*B¹×©£Å?Øæ)3°äB'vå$ýFä.Ç´£õäòe¸Lc

6ÎTyÚKÍ3Êöô*_jQ*fOÝUãð)fôéþìWÌ?%\@DÐr«5_ßl­Üé+¹_ôq½ÔP¢[¶£µÛqá%Þ ô¶ßâ;wè1!ä

ð 2!"O88©q®TÅwÞ¹ÎËü®d

úHOÂOøYgåúm/ZGþòeÜ¥ÉéÙåûwáâºÞ!!eQ$~=þêæD²J(è­,quHÑ_©Øäc?6d-0Bñî©êñWéɤä§5­¹ãzxí(£ÅãÔw0Í )¥ûªÓ/$Ú®K¢¿ÕeçãR

#E.H¼ðÊ îÝCÊìu¥>챤;Ϫ_A¨?°7

r±DÛý@ø°îwýyÊ}ì¢"«4éà¯`)ü2½Ï6j±¼D9*ô9ÙHiáE$§AË!úÇ"0Ê:AÂH@Qã=©JÖ=×ZÿÒ#KùÑs\Ï9|Ú¸Ù5ÑáUÔ­ TI"¹ÁY²DVÏ\üÝêþOTQʲ¢öÛ)ÇÍ´òx¯ø-.¥4-ÆÈø5_ò¾ÎNGÍ@!Q²æÌ/¿P£mº0Õ+m¿ª±¨¡ ·L"8N#Ó"¼C*üLCÊGëÈØáËÔįS7ý¥ (¤×údh32D×

ÿTº;êJ~ì1

3®ª2ù.yF¬ÌasFv¯ÂkM¨HßeNyR¯ù[ר5ô

BÉ7*õ þ9./$³ëïÆé_§ÃåÀÿÓ!\·o@V¤ë¹é3d*BGt¨Y^æ.5nÕËã+'×ùa5î-ÕH©,Ñ @{ôÊÇ&Cä>ë&VÉTjK2×j

3Ùoeåm£ZÜå!ÞãÔÎ[@PWø È;ä¸#sá(ãïT¤LÚ+÷`¶ÎKCë¾FDÈ^z]iñ$ dõ/ëóëÓ".ÛÉ:àt>×ä0Ǻ¶GR·¢Áö=;e$xÃ

¯ÁÁ¶Q¸·o¬MÅØ|mßü£ý\´úSáF¥!éYgä¶³Óî}rXÍqð×­B/_'¥ç;_Nqå. Ê$Ô!$e¨øí

xW,ûºÒÇ4"òõ[vØÓ¾J3¤°züB6'ÄdîÔm­òKPåUH¥_z±ÊÈ[DzS%baûüK«PI"Y£R }ØVÉQQ'¿ic_£ÚÒó^G¶çð

|õËF0z ¶VXЫ'¹ÞDǨ]:qT(XÔ·Z}##AzBDÒ0_¦@B65}HåYÇP¡û²^+ZÏo¥[é¥>×#`¨

±jÈõ1qµp(%sºÌ²BXý|< 'Ò§+JnClwùW$&:±¤'ñ_ø!_½_ÿÔZ­U."j[w#zl¬Èß~Dù3²p±íkò·Îú,O6¡¢ÝÇ`´[¨êYÓþË*1óvx»DêéX¤`JÎÝàá-ÑígûTºÛÑ«¾BÚõ\uFû°p¶

QÃ'}a{ñð¯çcîDC4M"ñj²4CØåȯ~|·jÓmý²7mà

£u+zÓívù³Ö]y>ýÈmlÖ÷w2?ßä(]<eHÜYöLGôpÇ1ÐìûKõQÃ;0nÕ~T"D\ÛÈ2eË

9¹­°äA%8Ô½

1må8ÎM@¡ïSL0+ïqÖ­ô³FéóÉÙBÎe»|LGÜ×gH5Åͨõ]BïE<SèN@ÈĨIvÿXi&ÕpéNÝ0K%

EÍ)%²;ø×|DÂx

¢^zvÕ§ðÁÆ-i[`­3ô »O

"kFͧb#`¥¯osâZKÓÌPÀ¹¤hh=z÷ùx¬ìÄX Õ¼Ö¼®ü¨iAËÉ_$T7\+ÄWöúzã{¦v$Í} HW

',$î«©=¼*IN'b|r1"£WâôEiÜAè2t¿ô¥Õ?¸O³Ï¯lxzl¿ÿÕ%}rÛÐñ¥w?vMÖ­£\Ágæ=*dqÁn¡Id?Á ¨c¹kÞµ½M®µÉ¢FRÔPTö¾_,ÌÇÂÕ)§¥!v%Ö¥×eãþÇ/¡^Ò½Õ¢ò±¶¸2´My¥Ü»EmqgT5«G!aîþÚ|YVÚ6äÉåÝÍ´Vdâ wªðÆ£­rqÆ)rGq"åä¾ç[»ÛÉìà

Õ-^%¹U«ÌÃÓ1ü0åÇ´rÇ­¥Wß<<½æmzÅÛË[4/V(È

/0Ô^!¹ãhíDGý(`_¢¡aPµ¯O¿<ÙÑv#ýÒ®§´¥³dwä

©ë=Au 'Ò*éWRË9bЩvÚXÉÚ½EL¬@]ÛxíIpqáïf^\Ðï´íòÌÞséUbJ·n¹|à@uÈ%"J

ÄV÷2|

"e)WÿÅ;

Q/]ø.à±È$3ñ-FëÌ©"Hd«He$_C8Ê@Í0Çl¥JéRã¶ã%|@ó,åLoYºÛPvïðNç̺¬Ok¢>©vHaªSÑ^×μVëHNÈÄR¦¦®>

õe§¹:ÓüÌnâQÆ@.h¤ôÚT±Ó1;FA¨Þ¼o/5

Ú´4ÊøYÄÚI«k·¨JMûס_ö=wËE02¦´ÛÖÛ±cF"µè~YÑéÍ^úû|i¿Ê>ÞÏÔÿÿÖåWDHÜÐÚBÛC¸Û,2ÈIB2¬°(I,®MHc¦$îô¯&yU¿ÑÞ}VÚÑÉå(¹E'ò©äâ´Éά®8D¦çÉÖ§u?3éÿZ`Æí{ïðÛ½áÊÎ9÷Á<fÚWü{§ÛéÚ¦©hÖ§/¡ÌÕ¯Ù.;7ódL%ÜR2ÎïòÇò

"AOR7ë#Å8=pYûÞ~[ùBæÔÌ+no¥<Aä¼~×Uu2j:­Ìú%~¯,7=F-Ó÷_¿íe$7â#ícö×zÏ<¥jñÞêúmÉTi½8$kgP«rD÷ÜÉ_ýÙñã=·èÎy£*

$Gt..

µ(~³$Ü.ldFOIo´~`Ãóålm¨ÍÕ¾««Ì4û¸­m¦<¢*z

U ?vÕZ¦»$nE7Z¹`]aæëÎ`¡$NÁá#Jû[Ybh­k÷dxjvéÄ%%µiÐÆJ.ÅErÝéZsª_é±X=¼ zs@¡MÿÖÊMÛt-ÔµîçÕxñ-A¨4rØÆ­ªú¡½T*rC,lºÞúhkèÈc­jAÄÆÔÝ-Í˲

VµïÓ+7i¬Ha§cßo*2u²BsIÕThûÙî@èmþ±+´r"Â+Ëf íOæÁÅCvF;£dÎÒÑ¥2#<(Õw½Fã!D¦«u+/0¡JÛv?ç¾GÃ$îR$Q2ë«n¼Ä*Hâ PøwÇÃfJ¿$6KÀuå¾Àmµ°²)FõýË;}©à³

dH¹æ@ÝöªùcêÊÍsjäTøX×íxåF%"a;úßø«}bÛJyÇBq^¹,¸×Ú­­Úi§[}GªS7í¾ ²8Ãã2ýI¯¸$@#HîÚ If~xópðü,;×k˦bZÏÁ;

ýað!òå{yo«Ãc¡M¥]Û5ÌWü¦(9Äê8Å,dýæ:ÿ.m5sÇîé4ÑË!0ÿ9WóJÕ´ï=Ë%±ôæÎÖîcë3ÃIÛ|M3þ¶s=ÏÿJQzf18½òGÍzÇ,îü½©ú7v©²ÝÄÄO@ÕSËì°ÌãÞÓÖÇ6²ü òÞ·oõÝ:Ù-àWdbej2õø%@ÃÇ®_âÊyãÍbÇ|çùKdú

Öh«êÆá*ÓíW.è¥F;ÚYF&QÙ-¡ëAÆäpZ

=Τæó+GØ

9·®Á§ÝÁr|yÿ8µõF!¢´¿à_ö°x0î`3ϼ®:u±-´D±þEcàù>4»×Igb´Þ:ÒB-[Æ

äxóï.66AG+u©Vú>;ãdåegÔlMY­Qwþø0îG½Xi6lA6ð6Û-wù|w$æyhiöJÿº·[n.zàð!|ùÖÄ´ö

Ii]Uäó®e¿ÐÚs§Ã.Iû|V«äDûÊè45Ö&§B¨§ø`ð!ܨÉÊÊïÑ:qPÒݯÏqÓù¼®]Jí¡·ÆÏ¶?Æzù9ñ.Ím_Ù`ú>;~bÎ*ÿ£bÿ}/JÿwøãùxwüÌûËÿÐ\[ÙÆé"±bÞ´§²3¦!æ=0²z$5X ö5¦}9lövÊp#;¤:7Ízø¤Âdsrc8t¡4##ýfÜ?.Ýǵ(vÊÎÞÛèÐRqDÒÑ!ù±éÚÇ®@àym¯&o®Yèÿ_¤"±ì!¬xÕ

"â+öwøºý¬×ÊæBv-¡êV2^K¨Ý¼-

¼3X¾Ò\¾¯Äâõ£ô¹ú~Ï GõJ?Í_¾fó.5îìã¶dH ª§qXÀ&¦ÔãÁâܹY´sÊo+üüÕ<µ¬ÞBú+ÛmBÚKI!·G© ]UápÖG! ãåÑøq²^ÇåýHò½ØÙ´×NÒK,Õ$Ó ßùWá\É[æ\8ãîóúI4mÑæ«"¦ ÔWí2þÎyo¤CÚÅ]dòS

ªIêÖ¼GÑB#fÂ[¬¼KãâMzö

/sÅ`UÞ/òR

ÓC$­ÖôæÄÛr ò÷è6Æ|Pþ\*Î þ¬(®MËm/Þ¢1Hï]°)(Aw5ÄuÆ8±¨q9gÔË'%êã]¹_öYWRÈòF»hèz7ðÄr`õß ùÃA^´ÓµËò×qNyñ1Ö«ñ/N ñø³."%qäçáÊh³´T9lî »âüÖCÂ]¨E>6SÇ(ór+m>'A ;z3ËÆÁY»!,IJik¢Ê­EÔ.÷ôñ1×*$´L©Ôztñĵ½¸oz¢½NO[0&ù¶ígcÊhIgv,Äv$ã)ö2 ùZ}oZ}BFq>1Ê/Ùî¿LìtZo¦y}f~9ù%W¢&@Y9wùJzæ[ksËé7I©gQ°ªJ¿

w®Í(D@¢3»

I

7Ä£uÉ!£_òÝ_ã_¼°¬Û6;q»ÈÁá

Ó®í\y#n%·îÍêÌB)`=È ÿÂC2Ǥ4UZ¦üÇbFEÙ]n÷HOïCÆ7z

<ÚÂ<ÔEÒF3ÆÛçõÛØÒJ0]]SÔzÛä½jWX0ËpxJ°«NTÿV

$KÍNu°ù¤»×jhñðÁJHTb;jÃ,cj~ñy¢lNÉ

i0OK¨TæJñ¦Ýñ´rÚÕãºhÝkÅ÷&¥TþP¦6TÿIE×ÓÞ¿å_õpZxÿÒÛj)diª±¶ê®¯±©9ÓóGnhâHÚ8ædR9JEAé½²ÎçAÒ.æ@+MóH

S_DªBIF)j:×ýfM·

àQÎæà³S¯$¦Ýìãj

<çRnöòDXâ»"F®$(X£R§Åû+üÙ¤Ô@ñíðä!/S]¢0`&´¯Äv¡¦WÑml6})cd$ª±5 df

½0ÛÈÇÔåÙ»áI¢mi¨¼Z6à¿´¢¿~TC`O¬/bâµ¼»QªQ

EFûeRæÌ3]×cXØkÏè¾:L<IåÎFøræË´¿6^ýe"W¶»" }9Ap$·ó)ÔÔbãÐ1¨${¬ÙèÏaÕ ó§öqgc|jù3s^ý¬Øè#Á.)W.(ðļòÞÒp­±rVp<*Ã:YDão=¤·´PßW,¤c%T{µËU¿êwí£õc

ÉUüy¤üíÒâÚᤳ·6íB÷Uýx-E>·+´?W3º0ÿ­Qú±v§]8;Ðïµ}Á8( n×M

Ég&7CU*kþQV-FÛ!æ=mÑøþu5Á»¾H$ú¹¼|^?ÄÐá)Ò8à=$jE6Þ´üDM¨±²¸xÔúig1 ÿu¢5®M{[Sî.;åZj «#£·÷h;UÑÜSåI(s,1ݳ°;þìÑ~+÷àRV>¼Çûò¼_§Ùåþ¯¶K

¿ÿÓjÜÈ$¬N­µ!

P÷uûó¥1êpÈER/á3éHÑøYOÊ­Öì½Vîg

#cF-ö°ÙqÝ":<#»FÎõ"ª,®p½#.Ò§EpV P¯¦AÜõ<¹aЦyA7{¥Lm;©­iÓ1ói¯«UBQ|0|SÄ[~ËZüÎb?SâqMéi¬ÕÔ*Úmøâpß æÛÕÍdV·Ú¯ùM£ ª@ãID`Ö'Óø$ôn1ڥ²4V¦ãä2îlâÊÑI(øK85«Q~Xø6Ã1þ¬"úYGúG½F

øä£ó=ÿæ£ìmå=Ê«A)f ú7˱àWV¹8wéüßâdÖöWmkäÇÁ2«åJóxǫ̀bîÃì]ÐMuº¾¨&¹Ry;[LÄîy»2q

C

Bö%«HîQZ[æw·3ðSä*¹)©ú7e·Ôn@

U¢üß§ü6C~ôj±[ðdïQnîÄ

÷SͤÁlôò­¼üº»âFHòf(îêÒйÇ7VHËò£S"

Ý+%üoþê½:

W¯XS

¯Á³Ý<;N`ìV5Sò.Ôß

/¡Öµ½Q(=$ ×Úâ6^ `¦1F@j\¦ý[ûòsúÅU­ÌB6;ô x¹?KuØ©\iZOúrQÑ·,Yár$IjþÝ.¶(Ìå`Pþj#ÒR

M­RÞÈn\®¾ó®¿

+@Z}9'¢øâ_jàjë

7b¤ýLvôµØõÚªp"â@?÷3MmVdËu¿¬W,îkÆÜWL­4ô­·¨ùCÀ°D³f<ÿÎD<L/$+%ì²JÍ

¼©V ð¨Z÷dI*CV餯¥&##s(S¹ö® K}

"IH¥g;$%ØLxQqZlm%7%ÃD~'TSåMþü@Oj}#K£Å"LOEæ

VѲ·è«Z§N_ÞvéL

,wÿÕ¥'«©«o@î?ΰ[DÐÞ`L¥ì£ 5îcøà¡kÅ}éÓ7ºY-Bþ°jrdw­Ç¢

¥¢

´!Qâ"ñZ-n`*n%Fe¯ëÿM>E²sC}uÞeGr;/(Í~TÄnÏÞ²håÉ©XÖ(~`xd|cge²TƳ7ËÈTäIém¼¹©G´edrI£?V;°b7(³éÊ6PPö'}þdá¶gѵ§B¤D7ס|1PØÿ­o§ÈATqÅ«@OA÷ãÌS8ÀÀÙ^º]ÅMµHþ#å$mm.¤_I}NJËñW.èáHËu{E.1<rL ÑÞ29 ¤Ã4#v

.G»1?ð¸i

¨bIx@¥AUvpÒNÈX-u nP¿v»½Îã"7E;¦WúD}¡Ú?Id©¶îD°?¬Õö!¤W©ÿWÓlfJØgg?QÆ¿eKkãÅbÆù#cº&K4XxBÿ:PUß_Uâ

wK¶!Ð}¦&=ÿÕVÂMsA¡É

ºÆÌ­høìÀ¾óL_DU½ýCnêãáÒpTrd¶H7²¬77JT@ÄWâbìHû+ÄÔ'¡¥Á«4nª`%ëIÒH\¼±4CôPñÈñõÉ4wiþòÇ~¦µ¤ãU' o½HòDÚÛÁ?åMA.XïÏq¿

ë\M÷­^ä+\ùVÞ¡¦úÃ9èefo¢aðüÙä§þ?É¥8Mã^?céÅÿÖéìh/,âaûMÂQÎR½±Òפ TfÝ~#Zõ0â¹´Í-HmÙØõ?¼j{0p|^æíôh£v2Då{¡~ö¯Ð0HáEZAoJÑÏØÞ4?pÄRîQµéJFYIAÞ¹#îH½s»Ë2Ò¢GmÏÑ\¬Æú7xÆ;Z]#ÚS"$Ç}#èß"Yy´¾ì³Çþì,«¹úDIJæ¬-E9ÿxEAbydxAæåqJ<¹.t1 ì·ZpɦyÝêÉñÇ%<@$7Mf|\Êé®'Qð

:qjáQÓnT½Ê_X¾zÂ-7ìâGiày»6:´LN÷¥Ë¡#ýz9¸¾=Í<2¾ad¡F¿ÊhÀÀ±ÉîË+§îÕ^¼2ƪH§%Û

­(Ï©ÏlS÷í(ËÐ{l±¨X]ËxìÚTé<HkãRÊÌrFýBl²$~[ÎÏñ9/^LH×"

îC~±± ·ºJ~%@úþ¼ ,byZµ!Dp¯¨ÔB«On5À)¯¹@#¸§Ä÷ Ûå±[¤H

Õü¿ýÅ |aò9(¬±¼°fY#$fìÑ;ó5ÉÐS%÷¥âÚ5z3MOÐÄTOkÂG[ÀE=4

Vçï}­hAá¦Éd©Ò@êâ©HS.+VZ¶ZgmjT²?/©8QÅÞ¹¯}IÐgIiÔ4±¯

ÄÛ. Qq*4F)chXþÔó2ÔøîW dλÇû¢íÿå®ÛÇûø_µø}¬;«ÿÙÿâXICC_PROFILEHLinomntrRGB XYZ Î1acspMSFTIEC sRGBöÖÓ-HP cprtP3desclwtptðbkptrXYZgXYZ,bXYZ@dmndTpdmddÄvuedLviewÔ$lumiømeas$tech0rTRC<gTRC<bTRCELRY`gnu|¡©±¹ÁÉÑÙáéòú&/8AKT]gqz¢¬¶ÁËÕàëõ!-8COZfr~¢®ºÇÓàìù -;HUcq~¨¶ÄÓáðþ

+:IXgw¦µÅÕåö'7HYj{¯ÀÑãõ+=Oat¬¿Òåø2FZnª¾Òçû%:Ody¤ºÏåû

 

'

=

T

j

  

®

Å

Ü

ó"9Qi°Èáù*C\u§ÀÙó

  

&

@

Z

t

 

©

Ã

Þ

ø.Id¶Òî%A^z³Ïì&Ca~¹×õ1OmªÉè&Ed£Ãã#Cc¤Åå'Ij­Îð4Vx½à&Il²ÖúAe®Ò÷@e¯Õú Ek·Ý*QwÅì;c²Ú*R{£ÌõGpÃì@j¾é>i¿ê A l Ä ð!!H!u!¡!Î!û"'"U""¯"Ý#

#8#f##Â#ð$$M$|$«$Ú%%8%h%%Ç%÷&'&W&&·&è''I'z'«'Ü(

(?(q(¢(Ô))8)k))Ð**5*h**Ï++6+i++Ñ,,9,n,¢,×--A-v-«-á..L..·.î/$/Z//Ç/þ050l0¤0Û11J11º1ò2*2c22Ô3

3F33¸3ñ4+4e44Ø55M55Â5ý676r6®6é7$7`77×88P88È99B99¼9ù:6:t:²:ï;-;k;ª;è<'<e<¤ >`> >à?!?a?¢?â@#@d@¦@çA)AjA¬AîB0BrBµB÷C:C}CÀDDGDDÎEEUEEÞF"FgF«FðG5G{GÀHHKHH×IIcI©IðJ7J}JÄKKSKKâL*LrLºMMJMMÜN%NnN·OOIOOÝP'PqP»QQPQQæR1R|RÇSS_SªSöTBTTÛU(UuUÂVV\V©V÷WDWWàX/X}XËYYiY¸ZZVZ¦Zõ[E[[å\5\\Ö]']x]É^^l^½__a_³``W`ª`üaOa¢aõbIbbðcCccëd@ddée=eeçf=ffèg=ggéh?hhìiCiiñjHjj÷kOk§kÿlWl¯mm`m¹nnknÄooxoÑp+ppàq:qqðrKr¦ss]s¸ttptÌu(u

uáv>vvøwVw³xxnxÌy*yyçzFz¥{{c{Â|!||á}A}¡~~b~Â#åG¨

kÍ0ôWºã

G

«r×;iÎ3þdÊ0ücÊ1ÿfÎ6nÖ?¨zãM¶ ô_É4

uàL¸$ühÕB¯÷dÒ@®ú i Ø¡G¡¶¢&¢££v£æ¤V¤Ç¥8¥©¦¦¦ý§n§à¨R¨Ä©7©©ªª««u«é¬\¬Ð­D­¸®-®¡¯¯°°u°ê±`±Ö²K²Â³8³®´%´µµ¶¶y¶ð·h·à¸Y¸Ñ¹J¹Âº;ºµ».»§¼!¼½½¾

¾¾ÿ¿z¿õÀpÀìÁgÁãÂ_ÂÛÃXÃÔÄQÄÎÅKÅÈÆFÆÃÇAÇ¿È=ȼÉ:ɹÊ8Ê·Ë6˶Ì5̵Í5͵Î6ζÏ7ϸÐ9кÑ<ѾÒ?ÒÁÓDÓÆÔIÔËÕNÕÑÖUÖØ×\×àØdØèÙlÙñÚvÚûÛÜÜÝÝÞÞ¢ß)߯à6à½áDáÌâSâÛãcãëäsäüåæ

æçç©è2è¼éFéÐê[êåëpëûìííî(î´ï@ïÌðXðåñrñÿòóó§ô4ôÂõPõÞömöû÷øø¨ù8ùÇúWúçûwüüý)ýºþKþÜÿmÿÿÿá¯http://ns.adobe.com/xap/1.0/

      

ÿîAdobed@ÿÛÿÀ¨ÿݲÿÄ¢

 

u!"1A2#QBa$3Rqb%C¡±ð&4r

ÁÑ5'áS6ñ¢DTsEF7Gc(UVW²ÂÒâòdte£³ÃÓã)8fóu*9:HIJXYZghijvwxyz

¤¥¦§¨©ª´µ¶·¸¹ºÄÅÆÇÈÉÊÔÕÖרÙÚäåæçèéêôõö÷øùúm!1"AQ2aqB#R¡b3±$ÁÑCrðá4%ScDñ¢²&5T6Ed'

sFtÂÒâòUeuV7

£³ÃÓãó)¤´ÄÔäô¥µÅÕåõ(GWf8v¦¶ÆÖæögw§·Ç×ç÷HXhx¨¸ÈØèø9IYiy©¹ÉÙéù*:JZjzªºÊÚêúÿÚ?ÙÜDA_õÁýDjr/þö}æ9aý?>±zx».<ÿÕå×r-n=6$qq©<OH®#i{|Y<bìAkØÉCîYØ Àéè¤ð@ùõÀ±õcékÔ~çþ û°È§WóB5j}kþ^¼ÿ[°±çÅÅïÿïaV¤ùqé2L®À"Ô8ÿ7R.Úl?Oëþ·¶¹ûIÚ(zÀA`H±³j§ø°ö·Y+¥ºO$EHÿo\Üi*SÖ®«_ýªÿOl¤ «ÄtÿÕÉ

3^?ê§\-ØÇÒmýmôöÑÔãìêÂka&©MK|ù\$@?Ôj?AÇûáîþ&¡NÜM

ËTáçþ£×ô0úú}óp¬}ÕãÕJcª¥Å´þ@Ïóõèq¥ÓÊßõZįïL¥HëwR[Ïé××®"Pº@"Ç^¾?P#<{r9꿨8pÇJ¡-­H ­8ÐT~fë/oöK}}Kþ¿ç}·4åª:(ð=Çh*kÇåö×?Óqfçú©RÇëùúñ÷e:Qãѱth©5+üÿ\4»yOö<óïc-Ò0Y*òë×}Fà}EìÑq¾NÊ0çøGX|6bá\µ½'üØâ?§·ü]gIãÕZN¿!ÔÄ`-kru)¸¿Ôú×Ý

Õ>]{IhÊùM§ë굿Ûmx¾:u¹$Ö#å×k»ì«)`xµ¾ýä{ó\Ú}#§m1HÎi×j¦ÉùpÖbH±úñý?§º5÷7N¼K(ð´C¯úë1Fô qê:Ö±ú­í -^.Ý-MNú³Ö=H?´,8ü°6ï?ëûòÜW?êþ]yî`JÝùÿx0¸[·«}ooÀ>î",|Dâ8õ»rì¦s×-*¹°rü¯íÇ/#PpéÙ|G.±Æ÷k°çMùúû·

­NMzòÖy`ùú.³é/p?EXñö^$oÑqó+ñãZ«ÑÿW¯\ãBGÔè¿ô?ÑGÐÇ»´Ì®GV¼Öï\#ÃqªQ°%¬55ËX}5íÖ§ZGMÛ[QOBÞG\´3vúØXÿ[ûñ

Èê´æ9òþ]qc q¤_Põ\ßóÿ/î¢T§^¸$n3ùÿ½ceÖK¥µ5cÍî£þ ûRì|0)öt8¡¸SÝùãöc®qèÎKÇ:GøÿzöÁF¡ ôbÝ"(ͨG\ä ÔXpE¯ýâÓÅ­µpé<k´ë§ ©#~ºuX¶ôÏXVK¶"ÿªãúÆÿÓÚÖ

â£ër

LSϬ°hêSúî

éôþ¾ØÌǸÓò+éîT«ó9ùâû:íI!IºýUmþ¿·F¯I.¤dcÒ7§yúßëqîcSqê¯(:UE}zÊ #ÄÞÊxbÚy?N}î¾"TôíÓuRòÇ]9wÓé ÚÖÏÒÿñ_z·¢sÓ½È>tìuß×~,97ÿZçýÁ÷YYµ?òé#c\ýfHÃ]¯Ârxß[ý}²Ä Ez]eeñ¯zÄÃI6üõQõä_ñöªªLÉ?êõboÈФ_V»]ýµ¸þúOn¹¨%¯qýoøl ÓZ×åÒ¥ÒeXåáþ¯LõÏõ%KÜßOÒÇê·¢÷·ÿ_ú{sÂð2xõXnj@õýTë]i¶H½þöóT==¢ìTõGèÔþo¤7CþÛúûÔR­8|ºdÂÆ^B*Õóÿ?XYuÔy$^ÜØv

v=VÐ")'ÿWÙ×£H'G<kéôÿöÚ@Ëõçê «Ó®J ¹,Ç6UmÉ<(Óéí­!-Oν*Êñë¯B(Gp}$oÇûcþ7çÛÊ©ñ«M m!@>½{ÆêRÚâÄý?÷öþÕ$ðG¯[µê&

TÿYÜ1·éø¿6í½§¡µãÓcÃyûÅGXŬ`mcþ?Óúwa@MNE|0)ÖBWI[PÒ,lÀZßãý?§ºÓà:fçL|kÇÿ!ë

$ðýEþ¿Ôè=ÔH²F?ÕùôÛ0

¡¸¹*»_F¬äcþÒxyãö³Iêm*,4ܲÍÿI¿Ðÿ­îºÏo$¸#¯ðuKqõú} ô7ö©XÐz?«}/Z?åë·Ñ¬>÷#=³w) *ô'³·HâaøÏ¬ÎXUK© ùúþO7öÒ

w=&¹â5&µû:Ã4k{}M-Êð?>ÞBÇWEÒŶÄ(Ïç×q!T¸±'Õõ½ 6QFÔø²Ø°ÿoïÆàPq=»¦Õ#UGóÿU:ÌHq{

úHµÈ¿âü¯>ÚN¼zteÂFrxçüÝchÝUn¤ß«

þ±úûÒ°®zLI

Ö·rAü5Çì§]êrt©,9] ×ý}ºb©sÇå­Äþ¯ðuËÔE'n9äsþÇÛ$UpW.

O²k`ð??Òãþ'ÝM¨Ôÿ«ùô®ÚÉ$¬ñõzÓ¯ZM*ÄjäýP×7çUø·Öÿò*hj?ÍÒf³¸¡ZV¾uçëÁ$*y°Ô-f¹[}4éÇôöâ´mÉëÁÚ(tªÔY¥*9'øÿ_Úg«¯Ë§`fàR¿äë]ëV½"ñZ^ó<ñÖX6p¬8²ê'ôóÁ"þìëQSѤã׬Oõ2k-ÅÇáíéôëûº7m:EáòëÄ,¶¶Aà°7Ò

¸çóþ÷ïÑ©é¦ä!XäuÖ

ºémWFeµø

tZ÷·ôÿ{bÍZô¨µÈ¥NOüWR×äþèVEmMH#y4(ÏÛþÏ\W¬95HkoYu0§J§µp4§°Ùäoõ¿<óoñ?ãïq

¨Þ}

i$ª0 ë

EµH'@,@ÿ}ϺÌ

_³£t·Ãµve*Ö°PÇÓ`9äÿõýÝ£í

Ä=ÉO}?\Êæà7ê¡xãí8Uë^vëyÒuÿ7]'õ~?Ål@çé{ý-îçS¶1Ñm®qR8üúñfÚmõ¹¿é:ÁàÿãÛ«'I9é$·qüP­ÌRˬLåc7k^ÚÏ?ý?ßqîÎ.í'Yióÿc¬ÅA±H²«^÷ZæÿáþõíÂ5á[OhÿW\ØsÀܧâçÝ¡]9é··¬eç¯+</À¿'ÝCË&[·Yië±<h Üò¢ßãíâ£Wóê³ÂÔ¨Î|þλ+vÔ$á¿ÂÖÿúûµÒGµË°zgüÇ\Ù­ Ô,~¢üR¶nuí4.½"¡î\:äþKz·ôÿÿaîÑG«Ò±tdÁ"§Ï\HXE¿&Ä­ìÐý·@

za£ÄUÏýG®¼BÁÔp

É¿úÞô%y*½oèÝèáù®­sø6ìn,~ÛÒi1-)æÏ×6ü7$ê¿Q´üú5·µS^¨ÿPëµb_ks§Ôÿ°?ëñí¤]#¦´®D>\iùpã×'Sqý¯ÕÍÍêÔmÅùú{RàèÇ·+ÄåN¸:¬I°~OºF´í=7-"[

|ºìºéäý

\iúXûò9

§Ë«N=c:Âýuõ[ðM¬y<ûQæz/·G

ØÉxpÿ'Y#^,÷1°&Çj-í·:M?Õû:1)©ÉÈëíèý_l,

­íèÜW¤è÷@Â¥¾Î²,@ÆÈ×ÕqoI­õ÷I$Ö<¼ºÜV!PË)íó룫q¡tªý_ Ôüûð

H¡é£8,iòÿW¹ÅÔ[ßúØ_ãý?׿½ÜzvÞ"Nsé×7

X Ón.yâü~=ÙYqÍz¿èWó¯\nÀ¨@ü?ÇýëÝ65ðêÖd *I$ð¯]¶«zùõ½ÿqî±É¬àzÓ¼òÒ'ÈcÇý_.¹xÉkaô$}?Þî$dì"½;»#¹]4@(JýApÄón?¥¾ïi+W¸u©!yeîÿ'\¬tM¬¶£{iúÄûsP~ÓÒΫÿ¬Cuô"Ö³ãúöþé(dQáç«ÚÁI¡Ù³Ý\X5[éôä}·:ùR½RYõÊKR£¬^¶Pñ¶kÁ»rÐþ?¯»,hÜzeæJk?û:æÁÎ6Ô8#Ór¿P§Û"2¸òèÎÈÄ5 ~Uÿ/Y5:x7ú©$~?ÃÞ Ò!RrM)ùuÛEÁµíÇ"Ä}¹Õ<HÐRCòëR\[Mï{}yçÚã'ª£4g]?.¹"èSùQÂÿ@9?}èUÖFzð2ÌIaJý¬¬,?#õiõ\ó¨ßü=§©§V6lâZì×®á4·Å¾§Ý¡U êÀébÌCP§X4¿Öï}WÓqôÿSoéííP|>]SR|>]ÿÐÙö4?qC­ÙX\-Pà}

¸æÞòæk

ý_·¬_CóÉë³¥dm"À·'êÿkñ#

'UeæÖjõÎѯ#bI¿Ôô°?_~gÕ

¦UÄìL~}adP

¹úØÍÿÄ{ß*ç:*ºS`¯óôë} ap

H½¹þ/þ·ºª1«>¶]só(#ÓúGϻǢô­·WÕZ×>þÀÜö¯n3_»\ã`ħèàVþ¼ÿ_i¥`¤_YÌ1ëþ¡þ^¸®O"ܰ6(CÁ®~¶÷´âc¥1ÅÝ<ó×UagS¤rruMííÁê9éÉcI¦)óëz49$ñôúïBTu5Å:i¿Å(ϯ.¥mب[?¬Aur?¼zKjaucȹµìDqÈúqsý?À{N²5aÑÛRXô Õ_.?çëMÏøXß

ôüßÛQÔ¼¢´'а:æâäèܵ¿M¹ý'~@ÊnoJ¦xTëgìëÒHP,,HõV6àþÖ÷TÕÄCõ$¤}´ò¯íëÜ~úÇþByüµJîMTuh"a!ãÖfM¬.Ü'ëõý¿ÓI9UºU+Tø+×ÔÀ_¨#E¸?ëý=¸ÖétD®$uÔhUHr[Q?È7?N?ÃÞæ¤h=Qí4/.+åþ¬uân$±S¡çÔÚIúý~è$d5<:K&ãÒ¢^ª¯#úÀðmo÷þßÞ!ìþ]Q¢P¡%§]ÎÖº( D°õÊý-ùöàq¦þ]m§Ò#ÇÏþ(õå°P=7XHëþÛü}Þº×êÑ4C²)ÐÄ %x$þ»[OüG¶$·SqéËy¬©RÄçÓöõÑPîàÜi<?§âãúûkN3^®ýI5§Ë¬úébu¥äûî}ì4§HãÕeY|Fbqùu $1ÿZç÷¢×úû¤hH'¤öÐE-]ðÜ|ÿâºì ùäo©âÜ¥½½ðÍ5R½V`³5#Ë=uë,êý¹ðü?¯·jM@Ðõ¦¼Y(ÉÛö²2:D$ðÅusô·¿C*2ßNÃ++iAM_,ÿ.ºÓÊ ØþáåßAcô¸ÿ_ÚyKãªÜA$tN»»éµ­Åµ~>ú{XÒ*´c/0®1^»UfÇýoõþ£úÿ°÷VmBÓ¨k>ªWå^»b>äð8úqr×>ûHå£Ëý^½5QZùðê=ìÊMøàr¿øÛúý~ì}¨HØ<Z´Ì¹§YÕÔTG#?§ãóiÞ7e¨=ZýFy2åÖ^,ßK-¬$õý~=¥W**z¤ÕIJæsþ°©@Eÿ´.ÔÞß=¾0[c¦ÔTÖ½qod(Þ²Ü'Húz<ßü=¨$ôíºo~æë&ÌåJÜ0

x}ø§»éBhMHê·3È+þ¯Ë®tØÖ÷¸¿ÖÇñn}¶òLMF:R'ôÅY@^ö/?_ëÈÙÒ#9é! K¤¸2©à/õ#ÒÞà¬}ª°Wõ|ºP³ÁlÓùuÒê&Áîböm§ñïnñKÇü½ZC4xqÿ%zíPÜ·Y®l??íý¦íGùtuRÎÔôë¶Qþ¢~¯ûq¤¶:1tu.¢zÉ­J*|Âü:Ý~¿7±þé¢JL·nÒ)1ºP:uÁ²¯K7%¬ò¿ãÛJì4ò=Þ§\lT

G®³nlxµíí]AÛǪº2ÌV½s,ÒX

q«U{ý8öÊ0½Zùô$5¯Û×!2¦R.nì~¦×'ßêÀÇCë(Åå

}eÔ~·ÇºTÐ*æ0ñ«P½1éþ~±Oéüß.$ÜsþÇÙªzL̸|«þ²kñ~[I#©·-þ¿¶õ°ðùt²õ×gø:å!»¯¤°«q¤ýG7<ÿº¸r¾­CrEª!ÖE!ðl9Qsø%ÿxöÛ9#·§b¥îí§ºv@e¿?Ó­ÿÞ?Þ}ÛKéëwÄéâ6)öuÂò3«ªÄØ?7_ÇæÇÚqQZôÐH¢8Çú¿.¼"vrYU¥É°ôßûy$`;:QR±RzVÁlV䥭Åî¶VJ$gÅPOç×´*.{Úä[_÷zweWL

·ñÌ(Çí=pU(T,"ĸ°½íÇ×Û-(uÇ'/õ8+ÄSüýz6T$}Ô^äQÿ{÷wZÆñóéC2@àJ;Ï®2 wÔIàßúñôéïm6¯Io$òøðë½(TUôaÏú÷ö×AO3ÖüQ¤ùzuÄ c]U[-ý¯µI!ðÍEz\²(_Ôòáûzñv%4¾ ¤Sôkú~[ëí

*êKc¦£¡cLpá×´¶AÔI¹ç?BÏøû¹ZPùtËÇ%ÜZþ¯]ÚÀèE­ÍíŹ÷ç:éqQÑ{¼

h8c¬Ü~«épu}?üÿOla¨ÑÍtjºT,þµôMÿX¯úþÖ·

tzVöÚ°=ßêüºéϨ5"CôÕý?ßqí¸5=0­ô༣êô¯Xå]lȶ(.A ýo­¿ìíQDÍz*ºy®&cÊÇòëÑ)WmWÐBÛ~H¿çóí`©­:z*2?wú¾}e[+]AüOãû_Óv@ñõëP\¤lUÓò þ}xE¨1

Q^üò/øún

½´¤®I¯JáÕ"qü©Öfn˨ðl ${:KkzñëÐÛÈÓHh¬y'ëÇô>ôí+7˦­-â.¦æ¦½qp©bXX¸ÓñïZì¡5ó56h5å×&%JúÜëùôê·>Ý1.g>ÖÁ3*Õ¹ZÍs{ÿ©?V¸½Æ¡î

:·êÓù¯ç_òõÐpnU¾¢ÀþÂÆÿnøug^#T4¾Ùâ䯢´°ÕöuÄÉ6ú_óo©'ü>¶ÜJ©$t¢'XÀÁû:èªú¹¸"üÜ_è·bpZ«Ü¨ø¿Õùu·áÇäÿµLÚ§D\º³Hã'Ëv¨¶¹ÍúH'ê×ü{`&±ZpóêÖÂô¯ù8uÍ@MCê8#éÅÅý×âÂñèÉáXdû:íôÿ©çñ¿çÝ4\*¿ãLó>]quî óÅé¡-þÃÛÚb¡¥~}*ºáéǬÞBýIçEî=¢mdöpéøejx'®UB­Ôê@<}Jͽº^AB1Ñ\"C¤qüÿÍ×0<)qÍÀPsþÚÞê]¥}>Vî'Ö籸ax3×䥿M®àÛþ+ô>ìªCRz¢»Å\ÔuÛ1*

P?[ýEýJ?¯ô¿½s¤ðêÖ÷ºyõÁIàF ¹nOÓøþ¾üU4=QcdºåõÈd

MøÒHãý÷E_¨©éé¯$oÐùÓüµÿ'\WPeÀøX>¿áïÌõ»¤s@BÇìë %ü\ìëþ¿ûϽÄC©¯^Tdu`kN=g¼¤

/pk},çè}¦t]'£æhÌzAÒÇÓ=yìn.,¦ÄòmÇøñïJ

úôNÖóÉ1pÕýg\"bÄ}xüqõÿûPÉAQÕ#Hf)(ªý¿æ®ØasÊØ}9½È?_ëõú{¨s^î}xÍ$± ü¿ËÖ*ëbXßIQô7¥

ûïǶJ[kOCÕõÒË×[ÓÂrËÅ¿©ús϶õ;8ÇOÍ+Xíü®J5

@¸³¤ÃýUé¸#TBË.±irD

|lA*T{}H¨{ºj]¥2;iôÇùº¡7ÿªN,~â=¸ÆVÚÿ¬Ö'À#éýx¹ãéþ·¶¨`z~D±¯íë¥,§Kr®.¦ÊϤ©·ô?wñ=¥6óÁVÞx4ý½r`T}Ic`9oðÿ_ݤsz´¤LÀ7×K©¬5¥Ú×þ¾ þÙhø9ÇÙÕb·Y=Hãþ zâÄñpß×~OÔÛ¯úÞÔ"¿f:ñhbbSó=f!$±¸ÒGý·×e|a§éÈ£D2jà8PõÎÀô¿"àõÇÓÚ£'p_>²Æ]<ºÄ,¦åE¯Á&Àÿ_nÃiÓVâPÕlSíÏ\5²õðµ¯îÅêóél#ɬ%)çAÏ®¤^\}/bõ·çÞã

J\zÒKá1}?âºðR@ü²éÔU¶£ÏõöÓ6 g¦in»cöÿ¬ï"

 

yb8<]®oÏûuQ'ħíéÉR-î#\JÀ,tX\\XX~}Ñ&/

:jÚÝã

¤®Iùur|jÚÖ$ô±&߯·¼

@õ¨ëUÒ

P÷õ}rÿO¡±à[è9ü{utYÞüÞÜÿ½¶H,:m«qþ^»êFô­ø¹ý }G?ø§µ:h)N

æJ­ié×/Î Iþ¤Øÿ¶êÚ¨:Y4Ð[¨uiåºæÀñ¹ü\tg© ãÒhHi¦ú]kXßyÿ7üý=Ü8=IppÿPëѶWpÝJHQcõÿö>÷pUФÆGM3?!Ö@±±ÿí}.>÷M

½8$kÄõÆåI-ÀúÀµí{`vtP±-H?çëÞ[?ëKÈSïJ¬3åÖñväzø¾¸ÆÄý-qsõÞÀú}=îE@3½

ÂÜ6üøÿ® 0X6¦6ò?×úóÏ¿kQN:JÐȬÅkþO˯K+éÈP7ú§õöÔ÷K

½9ôÿQ¡

O\ÐEËýtØbGæßì½8, §[Hâ

IÆm:â

ú°éàþ÷¢%ÎGÈt&pþjåÖa'Ók_ÕÉ¡Á7#ý¶¥«RkÑô(ÚºhGνq`ªMîM¿°µÿÃÝ¡nÔxùõáê7öý

þ¾ßg¦dºBHª4ë¿H@Çà¨ÜóÏúöü{m$:0áÓà°iV¿>Þº

U$~µÍÀì}í¼64_gV14q¨úc®_7 W7ß$Tt«ÃR$ë×±[µî?$qo§ÓÛ6?LQºzKNzÌÄ9«/«èA$-Èçè>Û&Óª¹gHc¸7Òþ|:ÆÁ-`}@bO7ý:¸ö x§,?ÁÒª"Ö?>¼ÙTCôÜñ{ó{ûiõÔ8=\ÈÛ§Ï®ñÉaÏ7-ý¡þ±çÝ

GyáÓ(ÞÓæzâoø rl9ä}Tûy

»tÌÂQ*´t¡ã²FQSOúíù7b8k}-ÿö`ë!`^(íÚËJùÓaò:Üôäý9æäøÿOo#BÝmµÍ+åþÆ:ð¹ò)@@·<Oõ ý}¨m:QáýmõÿîØaQÑã]ÛÌJçÖ§üÝc¿ê±à/ôäéuc(FÙÓEãÀo?·ý¸ãRÜ·ö6ãñþ½ÿÜ,kÏpñ:¿](×ãê×çÞê9ü¯ímd(驦7

@í=eÖÿ]Cëý9µþ·ÿ·½è]4éw+_õpëÿÑÙÛÌá-s«{[·û§¼ÆKtÐ|N#¬L¹yí+-uPyyyõÍÊZ÷Ab¯ôÿ}þÛÛ¨¡WL:Þ*Ð}½wÒCHãóÍÉÿaǺB4¯FBú_üftÕ¥Oûo¨Òx:G½õù¦¯í¢¸ÃBtü©þb:ÆñÍØ} Xý·ãéAϦÒÁ"Bÿ³OØ?ÁÖ7¥É¹þ?ñ>ÔøUÒØé3Zë%.³Ä¾@\ÚÃè5XÞæßÖþѾ_Hõ¢F>],­ÇêzÁ¬0ÔXð¦÷

sÁ±ú^ÇÚUz°ºxè¼MÙåÖd

?´-ê[p ªÿ¶úûd±#U:jxÐM?>¹YEøõ~Èí¡$uïà<ºmmâSI0Á'ÒÛiâ<¾_á¯XìÄÜ+ru7AõÝã5äý½2eç¿

?ÕòëÁ$±*ߦÍõú~üǶTÔG§U'3+7Ø)ÖE@Ì]êEø½õ}?§ÛRHȤ^©'N©xõÅÛ¥Éãúþ£cÀüÏû×·m=Ü+Òy¤kT$ÓÓýºòn·bi°?ì?Þ8öû8Sþ·hP.¡'×ë£bö

ú­oIé$ÿ¾ÿzÓøÆz|2Æär@µüÜéí©UëI*É=b@ãåS×1¡½,¶àÏ7'ÚvÔ«

XÜê¡'Óý_à벬Ü4êPe³¿õÿñOj]=(¶¹¤)ÉóÏùºèªXµõ~Vßï~Übõ[é¹í

³ðþÓ×J¬nH:~~G°¿Òÿ_t}2-|ú-ÊùõÉt¨,6±$z¸>ë¥ÈÒz^(áïöºäR± ôÿ±6üÿ¶­K?Å@Ö¿//Ë=xÇ PÄZ´ØÀ+þ"ööÃMWöS¤ÊW¦äSÐ×üµë£$á:XÜcÈ]6éõÕ[+Xëó­)Õ¼#eÜ(ß!ËuåuhLiÂä\èØ{t¨iN§e»[prpAüºìj#ëaÁÓÅïÇúööѪûzµ¼Iµ%4åþn¹gP_õ/µ®JÞÀ~?'Ú& Äêý½(HRp?oùzĨÒrGÔ^æÀýxà¶öª+AÝÀÿ«Ó¢g:îDÏçþ¯ðõÓ pÖorEøÿ}ùöóJI¢pèãÀ@Í?oY#°"þr¤pG¿×ÛìP ÆzH#Pdÿ®

ÙGõÿ[ü·¶Ý\ôYáËãDÁÅkÿÖ^

J*têÓóùöL)Éý_K¢ºÐ­

Tçéöã¯HåPÚ>@ürûÇû×·ÒN<}zeÑÏÇSüúÅ[S9 µkÀ@éT2¢ÂHøzʤÀÿõ67ú~}°YCâ½1Á$åC×Nif'Q±$SõkEýØÆíÃ#¥7ë.ÿWë§W+u$5ÅîmÈnMÅïîØÂ\YÍsB

4æ:äÃP².àþÓÿ_iêåª~ÎÈ¥"ô pëfuAk:u¡

kþ£×)

°Åÿ×¹?NG×ý¿û~%JÙÓL1@~}p §öy7Qô Ïû¦u÷ª×BAZöuØfbÌP©+eİãÚ.

zºÜ,²UöuFÀÃ[Ón,/Áÿmùà{Nn;±ùõ·&#ú¤2ñÿ>:ÀTG*(õ0?@ßÒÿ½ût4N¤OÙÒ%¢ êTÇì=H<ók³z@çéaþÇÛq:&¤^ÅOÖ׿ûk­ä2D\=).-L+³7eaqø·

Ï'Û¥[WI¾´¢

\C*©*äÞçú§×ÚWqN®ñdV=¸®x¼¿Pôðn8ýGí`,xg§@RTùþ^¹µêSõ_§çGÓÚu¡m#I¾µé9ãÃùS¬>G¨7 p×"çúÅ=«ðÆYººI=½RåØUã¥Æåéâ¢ý¹ërÄ9[¥ÇÊ?ßE4öõæy¢>0ƱÃ}u©ÒÅny"ãêtýÛqïÞjZ

ÝØù:ÉrâåB? ±ÿ±÷¿*

®OFK¹F#gX¥{­ì¤þn>·ßìx÷±*U±ÑciÈ#¬ýÅíÇçQÞh¡1êZduÈFÀ~"×'ñoø¯·$dtå´JÑO\Ðu ©¹6ÔòÖöÝÁfPc«Ì²TS·®#Im|ú

µ[oǺ.¯tä±Åá÷pÿ/]ØM¿©&üÛýozY3AÒQx.¹³ÜÜ45¼X°Ü

^G_ñ±í¶c]9?>´ó(Ñ´ùÿ®ÙðÚxý6E­ôÿ_ýõ½º

7Öç¹+(þÏðõ X7¸7+Á¹"üÿ½ëhWLBRênp#]d_Y"Âçè<{«G8jqãÓ:ö鹯ìë<¸Qr

t¡új Üøú{O Äħc·Ö3]º)!@¹6Qk­½èÜ~O<QKh¡óëÄ¤Ïø£×qÄAÔ_êþ?ÒÍÏ#ݪ¡~}^ÖÊHc:MTùSüæ½d(!¸ÔMû,Ö÷I;¼óÒÈ!Á×-Cêy'Ò?ëûeA-§Ó¤³HTTOË®~.,<sô@ÿjV0ÇQÏOÄ«%¹ òÒ$Z_I`ñV˳¬ &Á¿ÛþGº;?Ú*½,Ehíé'±¿*/±??íý® ,zøµk:ºÕ°§\+\4¦ü®´~Qol,3ǯi^èNü©þ¯³¯"Æ=W½À<öÝKæ1ùô¬V/ÔSR=3þNºõ~}sD<«]_é{_ðâÿlëÁ¢áþ¯^<i"jO.º)Îk0µÓ{,ø§¶bCQåÓq«ø¨qôë"QõG M½ÑSÓp

\N'¬¤+?³ô±7¨üûb¬MA¯U¹W¿"ÉÔWôÝ@

r±½®Ôðö®9¹ÇHác0F'@û˼¿BA}×÷VP ñémÃjÂõc¬P\

VÔ¥öÙu'BôYT2ϬøRM¿Öàî©>Î[²¯ê1íÿWç×±8@_övÿb8>ë#2IbiT§øzáãÕpl@6äXÿKÿúþÕ1 aÓëðµ.k²¢éôØÓñô¹ÿñöÔrx>\5íó4vÅ9µ®/õ

ͽ·ú㥲RªG^,,Oöm~?§ÒÃÝС:<ÿ.*TÔõ~å´ñô_ ãùÿo¤j

OõytïÐIKaÆÑùq¡¯íë(coO#êäûL²éHàz¬hÊ=~]pPlãÓ¨Ú׿ßÛ\7I­8àóúuÀéF]V¨Ü-ÈÿXÿ½~%Ò¾],gV*`yÿ±ÖI"âÖX¦^ÍQÿ«×® épbl5oþÛý·Öµ>]RÊõÖäA(ãóäåëc͸<I7½ÿÛý}Õ_F7AÁ®zäYn8 êãÏû¯¿*ѪzLÏné¡<úÃw¹¼¨+õ;OÏ·@S(bRzäõÏõ6·¶´äéãÒSrî??ä¯\´k5ilnø{ª»§jôéµYâñpOÏþ+¬Z#êà:éäGÖÇýæÞÜ3Î0 ôýðÕ¼S²3ÓqaaõúúIÿ_ÞÔg¦¤ey5®$5-ÊÇÓnä\OvEÉ©ê

5L©üºä}jopÖ Ûf7à_ý¿õöâ$ÓÎÉþ^¸mVÒlT¯7õöÙubS¯}0T ?iÿë!A]óôøõý·¡×«Ër"PkOJcíë­ÖêÉ&ÀXø½ûÛèM¤?tT*|ý:÷*Ö

mÍÇ j?Ãëî§[c#Ã<~Të(

ÛO«ð-oêl,}¸ÓÕb¶[

eihÂ)×VâÃõ ãýãÝ|ú­àÇÇ^rKýO:­Ïø{«´l@QÓPÁâ!%»¼úäÀÛ©~G×èçÝXi¦z´,)Ãíÿ?X

 

[½ý¿õúûS½7¸ÂÎ8ÿ?]é½àñý97ãð?ÇýçÝ]ðév¦OÔfÈãözñaê°r¨aÏû׺i$c¯Ùðd¥Ïöt¯ÃZj¯Ë¯ÿÒÙíÜØÝouúpHµíÏôÿyK®xõÞ<7^ÍúõäÁüÅ}·­«qêÞ×W8òë]GµÁE¾¾Ï×ëïhC6W2xO©¸ut²

D7 -ÕÇçÞ¥!EÏ£$N¢E4ûóëVy\^ÁH#WÓÔçýµ"¤c¦!Ë+TqêBĤz}VâÄÜé'é¨Å=§ÔÒ¾P=zrÞÔÈ]byB15nG$sþu¨·¤[ê§Dji¸ãþn²¥Ú0>¨I&ßÕy[úvXÈj¨¥ú¸u{uw5¼ûy¤Aÿg«13V:üÏ\ä@ _ýn~·?ãùÿ}ol@åXçÖ¢!&¶8#ʯ]*·$5èHà÷¢Yeì¯Z'Qd=zåèBy·ÓÏ_ÏÛÓÃ#GUãÕÕp¹>±É!ZÞÿöQaý}¡HNÇãÓ_Qs7páéÛϯC/YJEÇ{ßúûtÂð|ëÓBâI¡i õÓIHär,Àýoùÿw¢é©4=,:ã

:Ϊ¥[Õf­uüïm a^[L¬+N}Gv1WÒÜ{ýyýo¯·bU&£¢ØCÀÍ/\Acr¿Èúþ>õá

dåÖ(]-uJÅõ2eacÍÀãRÿ¬oõ7÷ç¬j

VnD$/_õ}½ub"Áy6éÉ7öÅÃPtÓׯázç$fáÃ^Ë{õ͹ÿéî° ùðéíK$¼×صÜjÔ XÞ×#I#éϵkASuh$X®QVãþ¯.¸;T7*¤ò¶üóøü{²Lc¦îo¥¹L~ÏòÖ@à¥È ÛÕô¿Ó=²lþ]n¢2«ë¦rQIº[õçúþ}ù«tÄÐìä4¯\Ãrþ

ÚßÓûnhV|pR)>P±wWÿ®lÅÔÁ¯$}=µ¤1üþÃþN11ªµòáü¿Ùë(T@¨Ü~K}E6úsý}Ø­" û:ò

J0>¹Àë~=J­ø°ÿqþ¹>÷d&½µêÆÌH¡Ç³««Z;_ͨñOtMq9/ÓÜÁþ]p$£V]V?ÚûÏûo Y*V¹ôétÞ+¥Eç×ÅÜ'o¨÷<ÛëðÛ"#ü="3H¥dkgü9ë¹Ø,mkÛýöÿëûÔ2c¥²»Ü Sêôë'

ú)ïp@ÙãëõãÛ$ Ôg¢hORléaé$]¾Q·çÏ¿#;º]$zIÏ\cÒX¡' côÙäqþÜ{u´¬KjpGËý¹© °6ܥǢÀpK±·õÿ[Ýdx§Kâx ã´á×ü6çV¿×ýºª³}:G<°*øj;zÈöVéqqý¯ÀóþÇߣÒuxBiCè\,ÚSèIäbÿmíÃ%ã§Á[¨ÈI*ÿ®ÞOÀ

Ííÿ÷ã"$º:inå- ­såþn²DA:Ö±b°úÿ_­½§ôâ8?ZPÌ4û:ÎA³ú½ïfãün=è6ÒÆ"ÕaNüFHþ¤0?_ö¡Ç6ü{P÷&Wú½zrÇÅ2ÌiûGùÇY´ºIâà­¬. 7úý~تá×­JcOåÖ^½69#fØ^=»U1ÄôܤÐùÐõ¯¤éåüýQ{ÿ®ºòêößPK+p.=t±XZÃÏû~G·L#q>]9B§=q7$ú}&Äv"Ü?ë{¨Vû)ÒØ-µÛ¡ã¿åë@À¦ÜØ(<}PÞý¶.

1CÇ¢Øá

/{dC×#©U

 

Ò`×óÉ÷¢ÄãÏ¥pFÉU??Ï®^«¨IþÐëϤþÖ÷d**çíè¾VÏ\Ë0^n/k¥°úñ÷¯

*ê¥rZS·*ÿyTOÖÖ$Úçeá¿ü{«´[·T~¯ú½ë!`ÖaéÛO¨7ÖÃëoøß»ª1åÕ®*F·ù«übnô¥¸H¥6úÿ_u1²Óvó,§= zuç¹³sù"ÇúroõÿoïÊÄvzô¯ô^¬¼FkëùuF á®yÜøô_éþ¿½²iÖÒKYÇâã×RX, ÝÇôÿ_v\|ú(5q¯íë»

W°¹à§vs¤ÐõQlæA$ë´ØÿàrÓzÑ

u1§J§pM~Þ¹

jÖa`ĽÇ<êSÈ÷gÖ

~C=^9gú¹ÿY" &«³sép×Óõ·þ·¶Ä^VTxãÁ©#Ë=b.£w¿PÚCÇÓÛïZVêlðj2GÌuû«©Ýu þ¢,K8·ô>ü

U=x\Äu;VÊsInµ¯ÅþÌl-þÛzGªL£d"k×%ŹÖo{û«1U§F/¶~_³®äTE@IAÀ¹?ÇÔò=³DçÕïLilª8¼cr'$þ4ÿ[_Ý̪¬Ctå¶"㮬UHq¤þÿaþ·×Ûá·I¯£3P/óõÉU||-ØØ~4G$õ±çÞÜQõ/K-"··¶Ðù'¢øzà|Z

?B,-khÿÛÿÄ{lâj¥z+¾76Är¤çò¥)× WJvÔ½ïÁ6Ø{§Âhz1»EKafSö|ºìÝÈf×Gâß?Øþ}¹]4J

´ºg¬V#Ô·¹B@äþÆýé%G:=1Ö¹'¯+ÞN¢?-ck?ä~Þ=élw&5>½J±ÉVäiXñô³/×ý·´òé$iW«#ùóëê» %CXA$ßúsoöÞÚ(A=XªF¢Hé«ÌzþÌþÞºMï§ð=#²ëoøßµJºê'#ìéáÔ*03ç¿ϯ³¯äZü®ºéßèäªÛǯ#PÅù"äóaÏ×ÝdתqÖ¤a1¼óùõÏSj²møúOÓK}}ébRµcÓ(gÔUNË]rÑÇ«à¾kØ\7?ìx÷xÈTpè×LfÊ ÕÈÿÅuÐ:J ¸S~M¾

ýIüuoÓEÆ:²Åª¸óëÌÚ¬§0¸¿ÿ[Ýa

ç4§Ek,Sxpÿ®âº9c©ëÇ>¢weUêö¢vO×®?Õç×Dò5UH!I*HÆãþ5í¨:OÅüºrW:Ö¤yÓ?f:çÉk-ÁüXØ@_ðú{Û¡xɬ ûóòëNÂà[éaÇúÞö õéÀ!(Z+<zÎc²ib4Ûè8ÍÇãÝ¢î&½'¼Ð¨$.Ï_^°j`,

¯`5X}?P$ßýý©P$ºÆòÒÚ­ô°7?á¤ý½4NýêqÒµKh#ïôùÿ½sU±Cp4kúþßýhªGÃÓ1$Ʀx}áë#âÿSbnEÈ'ú¯ûû²­zW4omÍu?ñ}sTK{$¥Èµîº4º

S¦#¤qRb3ëþÏ\E´,@þ¦ÆæÜ¬~wØ®8uà³1ÔôüøÐþÌuÉUl«qé?¨ó`E­îG

éùà¡zPüºäÒZÿÙ±·ø¯ù÷êBS¯Ej)`\

Ü&Íþµ¯`n9úÛú{±s"¤ÆI!!c$fòëÎXbÙäpOû×»D£PáÑT¬¢?Ã×mu²·©x

AD}ØHº§øz÷ì#Û×+­¹úÜi:®/~/ùöÔ­4ðêIÆM)èk׸¹úßëcý

¸÷´fáÒ{*H¦p+å¼/ú@síÔ%MON½S¸hÔR

8ýx(ÓÍÇö~¤-À"ÿëéîå

LèBY»H4ó:äA<ºC­CfþGôçú[ûu»k~Þ®XV«Ë®ÛJòÖy<;¾è!¯LÕúþÞºU`ÃO7jäÈï~Ü ëz¤Ó¥r:Ìê

ò¼µì·¸&ö[ôÿ\ûJ¥ÐªÛ¯ã§Ûû:ƪB·×Õþ¿à÷j5i_

ºYá$д¥ôi(Oóòëry?§I~~·<}´Q0µ§Hl&jÏhùy¬¨n×6So§ÖÊ¡÷¹#Óðôµ®V703uæR9Èàpnî9·ÓÝjc¦d

ÒòÕǬ

0U`ÖôlAü¿¿w4tßÔÇ$Mì?åë*ªÆµÂ[^ßÓþ5îìî_?Ï¥1CZ¯.ë°¥ÅõÁܵÇÔñý}´ìú¨FI¤·ªÍ|ºÈͯõ·çú_u$Ò[HÜÅDjå×7RËê7

HÔJéäoöÞô'ÁåÒi6â!ÔÍW¯§û4ê; á·çú·#ÚÅ£¡¯Iîn$¶Ïæ=gf7

¿úßAí)ÀÔ<º\×:R¿gù\^4máÅÁ¹?¡÷è&vcW§¥XÝV<~βú^×þÍ'ÒAÿUî

Y§½*ãÔ1OÛ×L¥ÎB/ûQµÇçwUI=^+9ܪ^=ÄÓòÇ\LJoóe[P [ÄûÖ¢S<OWµR³HpÂk×e

îA:ïôKý~¿{Ñ¥8S¦ÕÕTY¯ú¼ºÇ,j!Zú¸¼ºMÁ$>º­þ·ô÷Yc#¸t°

ðt¡ã×+è´Ûëõ<[è×aÿ÷P¥ÍOçÓhYÙ× T¢_xµ¸úðöÓËOEéSݧÓ"Ò ñ#p1ÞìWMùà\~¾÷õ(äytXáP3ûO^9

Ác¤~/oñ<ý¿,âü9û:N°ÜûüW]²¢r¦àÿ×Ú!Ôj:P·moÛçÃýYëf

-gSõ׸öÜÁIÏåÓúä1ø¬AûNzâuqqasôüëý}³#7ñ:È+ÍÁ°üøàiþ¾Þt

@¼:t<n Ö'¹µ

íõAoëaõý風ãÕ´§ÄpAë"rYµ8zÆàÛÝøiCÓåUâÔM)ÀPÿ®krKnÖý\ÿOzRª§Hîe:p=bØp@ãþ?¯»

N+CÕàN¡i_<uÓB}ø&ãü.¿ïV÷µ¤ND #ò=dWP`H+ªöâ÷÷¶T+ë× 9äE<ª:âX

_õ6¹ÿaþÀû}# c£

B%)_?å×Ië³±·ôµ¿â÷ ÇP¦I

e¾Xë§

_,,E®O×ý¿?ãíYE,Úsû:ã`}CHãèMïþöû{

Ê;ºh$&à3|Cíÿë>4ZOäÛþI^=½áxÓuKË2xeqÃëau°ºMì>¿ñ>öjNCq wõÌp¢Ü«6ÿz<_l³és2éУ\o¤M<_éon%TƽÊÊËNÏXïi.¤òúÚüpü¯üWÚÓBÍNÃ. )Så×9#f{?ãO¨Z÷öÐ4¹ëRÙ]j%iOJÿyÇç@¬5õ'Û+!i(:lÄ¿³\ùÒ-k¨½ì@äßÛÅMut±tíÏË®-{9úXúá¾ê*[OI&VV8/özéKüöÞ¦bïzy'

5(<ÍzíìTÛéþ¸¿?_uÒpznX¸ µùünü·$ÒÃYãÓp"Æ?Eª¾yó릢m:7µÏ¤~OãÛËݦ> pFI?X°¸b5quú?ßQþÆþԵ˪¸ûPkùÿ®j@r¬îxSÇà~Û{Ы°>]^È×½²O][H¿'Çê#èK~=ÕÕj4õ¹ZÙ;Á£7ˬ¬~l>¢ÃüöÓ¨ÕS¯íFOÛþn±À¿ø{OW|p齬ë+Zú¬G[¦Éb¥yãýúÞÕÇu^©Ly¥xÏÒü[úø§ûtú¡Zyôiá_?N¿ÿÓÙíÙcU'

n\

'O°¿¼Ã,g×öu·°Ü%À#áûùúÈB?'úQÇüÝ[¸ø­:Xè

°j÷»v°ØpMíoÍÁè}ù³kU¨û:lw-=a"\°v Úߤ«®£`>Ü{xô²Sò§ùzÔQÜ«4pVÖ´þ\?gY\r k}uÛëuãÛ12éÒý)Ñ8'?ië ]1êV³_9ðâ¾ÝIªútì.ð®§°«p̪>,M¯ÍÀöÓM­Ê²ðûzÔ·F@Hóë9±!¹,ê8*@ÿSÿö)IrOÒ{U2j3«Ó®È²Õ`?²¦ßP,×ý·Ý|

׫̡]|ºóÍçM¬9úý?íý¥h\sNÜÜ[Å£çóóë`ãé{

Ç>íýÛĺ@ÏEðËsõ®}¿çë;Ù¡¡ìÀ¯«ÒlÜóqîñ»¼ú7Q5Sñõ}½peA¤úm`5cŬ>¤ûx=[­Ñm%>AÿWË®ÈËT

xãêx÷iK(2:O$-ÝEt«òë,$k*û7&Ö$þ=¦9uAöô¥aC'p¨Q_ì뢮ÞT){°bµìÜlxMA'§M$Ù¦SAöuÍ@ÖBêØpmþ¿·;'­ø,õ-ëÇùuÓ"Ⱦ@,Ibyú~¯w

Z>´lþ£õ\ÿ«ò=q@¸[üAôÝ(Ê ®z+Nn|H >DÿuÛ,¦'UÓÏÔ¨çu,èzQt/1#@à¬~_ìõÉÙtµ¸mÈÿ}þ¿¶]ÝüASÕ£V|Ë×Q

¬÷`Z×~6üûQ=&@ýnØÇX$Sóë§/qþÀYx,ì8¿ãöÞöi©=5y/åä:ñO&üÈ_©ñí

bÍâûSCPOË\Ð.MÛO{Ô²)éÛ_Ð

:ôz°

êJÿ@OþÛÚfV£8°\%,T(z­ý~¿ø×º/¬I¯LÕcòëNH-¨·P-oÀµ¿×ö©Ý)¤còë¸

hAb,Ü'ü-otX½,¶Á!¼ºÌA'éqþªÿý/ïÌzE5³&

I<¡þÞЮ¾á½hÕ¼,Ç:AáÉ þqùÿ¯´²Ë5Ç˧D\ý¼zì55¬ýîé'Ä8õX¢0¾Ý_.Ï=tÅd ú~>¾^æçóíb2zMwhë"é§Î¿åëpTØÏ þn-r?áíd f¿·¦u/syN¹FXò"ÜGXiʧJ¢e-KJ±ê.ÿ¤5Ç?Kð~éõÿ[ÚÄ=:ëÀ°«Ë\yë8¸G6°P9üjÞÑ0EW³¹DbXPPä3×Ër,Ëõ¹üûUè­O.·4ñÌþ\íë`ÊX}Vüúl-ø··$ñt(%

µÇ®JÆÊà}n,ú·÷dhhxþ}$¼oc¹ª7c`»òl8`Å6écîÐz]iºGöÿ¯:0kê,¶±Qôa~Wóþ÷þ¿½!PÝ;$Ð$xÏüÝI,=$t[\}ѧ=(t

5ÐXÔ )"âäñ°ÿhÞ3ª¬h:F¾Ì]Øû:éAk¬ì µ¹'ékÿÿ_ÛáÑS:ôr.¯"?ÏþÇ]ëÛìñqqkq`-õà{ð-JyñéɯÃý^´ëé!Ar9Q Óÿon,¦@J£0HJÐýñ]p`yä7ÐÍö$ÿ¯í­JùhAhü¸õÅÐ:9Vk¬2Ü«ü×ÚtV2jltÌQ¼Ãácòë"Ýlºn_èÀýOû{4ÔGK¬ú\{ónàs{sÿ#üûÔ%C:ÝëøÚ)

êûzéÜ­¬8·Ðþ/Ï÷¦_¿Ë§fxÀX+×NJ}D7Öÿ¨ßW?Aøöâi£ª´n¸±ÒÁuicÈ6ÔAúßéïJkZôóÄr4«åÖk³(V676¸!G$mªº=xÏ¥ÖÐùÿ¬a9#¡?O§úÞÔ[Ã!FzIàijúR½e2(ô¹ü?6[í,~#T7V¨µPõW®¯oÉe·âå¿ _{ºC׬

S'®'Z²ßú9È¿üoß´Tת&BÓ«öuÍÈ,½Â÷¡éà±ÿoí´$ðë_PÑÄV'ý^c®HTú jò

¿Ãúûñ

Tê^'ªC¬|wüøqÿWˬ7@ÞòЪñþßÛ²jXÁnX$ 4`OYcÔÂçOöx&ü?á %ºá³ÄùçÌ»²¬?[Ûè¶àÿ¼û ñ©B+û:AêÄoõ±Á`B¨c¨ÿOÁ'ÝÕJµÓBÞ0ÏùzÊHÚ

TÛMìYHfÿcý=±BÓwO·£XZÝmd}b&V"Ê>¤¸$úÙEîôöêWí'¢´++êE+éÀ¬ÊUCM.¨·úÞý#

Tqé_p±èãå_ç^¹i·ö×èlo`-ô÷VvÕ@0znhVD1îÿTtÞâÃéþý{GMxg¨òjW¸õ×<kÿfÂß_õϵKÜ=&¹Ð^=vPú]«pѦäýõÿ{ö×Sì¯Jâ´âØOÏËüuÖ¼|¹½T*CDÉÿ/çÖhƽëõõÞÿÇÛz

ãÕW#®,YØ}-Âõ*0úÇ ûJ俏é%ÊI+8º@ÔsÉ*l5s¨??OÇçÝÂÉÓÄtª6cøM>ÃÿÖB|ÈlÞ ¾°Õ.·üý÷kiÛŤOË¥1FÒÆKð>¼GÙåÖ8APG$Õþ§ëe½{[ ºñ^½«¶Uf/f±7äEßéí;° +ä¯#¬R©èyÍÿÅ}º%R£«]£Da,½&ç^äéàXûó(ýU5EpÇý^]vWÔ

®.âÜßý¹±÷VuÓZW­<3x¡ÀÇø¾¹·ÍÓI²\\r,9çò?¯º«&éw$*%Ôi?aë¡f°oïSSõe)9Õögü=c,Àð· IÒÉÚg\ê¾"L|0?:uèJ¬¾¥aso¥mÁäþ}¹+0á8üú¢¡CÇ®~+¶¯õ?A{þ>ÿ{ÚÈtIfãâã3åû:íË*ØßN°úµ¾¿ãù÷fM_éeK]%i§¬¬}`I±[mýÿÏüÚ`6 4?á?µëy#Q"Ö,@æür?Þ¬}¾â4oòô¡%5)Z-)î*&° ³r5s«ê¿I8à:/F{y(üºóBÀ][ÔüÅ?¯ãÝLù¡RêÎK

 

8c=u¥ôßëabI?íýí®l>}µµa+)Ô)åÇùõQ`Xr/ý ojõtF°¢9

>g®k} ~>¹i?C¨÷Vj5K­ãp*XȯþÎy\mcõúéõîXãzy$Izõ´¯Ór?OÉÙ"§:­Â´ÜWÓ®E¸6A{XpHü_öþÛa¤Ó¥22´°/­é ¥ÅíýOôÿl}¨sá¥+Ç¢%®_óuW#ú_Û}£È­Ñ¤¥ZüºÄ§B@õÿX^Ãý¿µ58X$9­zÈ¡XXúnmÇüÛúÿ_tÓ"L×íé±$RöDH#ʼgY"öäðçúqí¥×âg£Hb Ñ©þ¯\®B8 ðH¾¾«ñn(ÍOE¦-K¨8óëÙlC+Z÷V±cø$ïs:õ©¨+çw¤¢Ý¥uålê®Æß_zAOj²$¬H¥G]FTj!ÿú¿Ø}=·rÀ£D¶î»#ü'XgvTØÿ'ýãóíØÖS/õGX㤩êô-ÈÿaïÊ[áÒ¦(Àå×J=lnBÜq~>sïS"À^=6tÌ5¦å×0º¿´} §¤ðnOø{`ÙÒø!ã©5 «]füý¹¿§þ'ÝâOˤg

Ë9íôϳ®´#Ér?¡üßqÇúÿñìÌļzôvÿU'?ÕòëÄ!)áxaÇÒßKÿOwUn-æ:00D¶ìd ôõ?·®ÀþÊýyâÜ?©ÿm

ËE°CÎbôÏ\~oõâü è}ºç«=¾º½¤G{5Õ¦ìIúqaõ¿ûzRKtзÄÕöuÌ+hÖß_Í͸QÍÿÃý¿½±·ªÉÁGºdÔº«¿Ûû !IQÒ© [Ñý½y£Ö.ª®¬Æê@éïÉt°2túíQ"fë½ì -{-ý}¸'YOe#]Ö3Ú=kþA×¥näkóø6þë{]-AéÖ¢á¥)_JõÂÁ1caþ?^A¿½´µìSJu¦y-çóêR 77?[0ñ6öËËEÒÞ}´ÚÅG×Evÿ`?ÅAçý÷×Ýt¯3^®¬DiÇóë*ÜébÚOÕþòü@öð©õé/úãþ¯\¢Õ{-úGÑ~­r~¿Ot­òê°Å$éâC_ë§H¹6aÍüZÜØûr*)çÒØGytÐ.[Ûö>èÉ zùt»éÀ ÔõYÓsaoÆ÷øöÄa¥ª=-²ck~yÿX3(ÕbÇÐõ6ö¢"ÐæjFrBP7þõÌE§KOÔZÖÿÅ=¶ÓøÆ¢$Îh¤!©?êôë #UÏ7úûöCÑÜN;mO\¤*À

íøÿ{Ò±NHLZç¬+¾À5ú1à?ÃO»´¦m-eht®iö®MÒÜú®#.x7ÿnyöÚ;Aëmq@àçóÿ'Qe}V%çsø?_¯çÚÙ&tS¤¥éYÂ%¬EÊúüY×ÿyö3¿Ö¢eªuÑUQ`9oÁ$ÿ¼½{{!;©ÓÁ`

xüúñP+¨Ü}«ð

Á¿¶Õƽ@qùti·xRwÈÔ§

þZõÚ¢`o¤^ÿÅŸ_oHÕ >}Vý¢

ÙÞOüc*9e¹±»©ãð>Úf(ttTnäºg\½$G×ñn-É÷q)8ê³( 2^@×e

?^ßì?â}·"sÒI"ÖG³®6eÒu^Aá®?K[ðü{²®µ5ãҥܥ#à~Gü¬êTÉmÏ qn§Ð{dCVóêÑ\j:ñêòëa ½¿ØÛÛÑé¡4üúaÞPä ¯åîêÑίõúþÓèíù×ùuZ¿ö×ü¿g_ÿÔÚ

FB¡mÃ~Û§ãÞbÄïSÖ.b0(\WýUëcèè

¹ü/6ÓÅÏ?{­ê´öqéïMN)×lu_HÖkZà\}oø×´Ö¬àRBIícrÇ^}whQVÕÇ©áI¹çú{Q*j§dKp@è

Ãסrê~æçéo¥½ÑUuQøõ}lñ¸¢»\8µ°Ô.Öë{Ò°õGçÓ\I

ÅBêy?.µLdCϦáÒxu!Ud@Ú¹±#ü9ýyÿ_Ù{ÈË&çѶîª

|ª:å`[ÔH?àM¿Ûý>¿ãíPfr:~"K¨ô¥)ùõÅzCüMù76ÿmr}¦yõKòé½\?fú¾Î¸g]%¸½Àýé°÷f$@9é,Ër¤ÅÁüTÀû|úíLKpäqé"ÿQ§ý=¥t¹cPí='úGXÌ>£"¿:êV,cà}E¹ÿõííø£Qù&9cpWì®]¬?ÐÚü}lçÛïI2FåÒxÚI¥¡ §§úYMî,Ãêoôãú{¯qÀèÊT?êóëÞÀ"¨¸Ô.mrG6·ûǽ0SòéÉ*Y¤±±ÓésþÓþ>èu¢ôü!bQuWòÿWíê#Â]µj[YÂÀé'úþ>ÜϢ뽬ÿpòòÿºòÝ-Á(Õ{ÿ¯ÿ"÷fíÏJ

°ð.}?Õ^²Iɧ@R.5êú"÷ãékþO½C0©'ÂG ?Ï^HYso¯,Hm?_÷~HØ8üºz+e

G\aO¨ÞâöoW×ÓÁ?â}´K

ýnFóV°C|Éÿ ër_¢wàË_íV¬õ[Æù^c©+

๿Ü~>÷FiuÛYDëPN8ã®¢ÏøýGüWÛ̾C¦âcnÑH{Ôÿ«å× º©·Ô\ò>¼Ûó~G¿TÉ@?J5I$4àâºìj)ãü07ä ¡+ùáîáÕ^£ª%ìÓ/Vÿ7]SCÅï§OêãîOߪê·:ÌESËˬQÆ#ݶTbEÏÓò@÷éI¤¨§¯U´¬6ìïyyõîK²XNn? éý}îg0g¥ÖÓÇA>ôêxÐM¹@ÌG6ú~} (Äfþ}zæI]X

òÁê:ê¡?¦Ä¶·µlûuW¤ÑkG:~ÏözÉ£òHÔ.Eþëí5¡åÓÓR1ǯ]InIæÂÜsÏøßÛ±ÆB½5©¤o

Æ:é@p©À[Ùzáí¿

cm}U!×

ϯ]åoJórÓéʯöáZÓOÍ Â'çþÇ]±TQaý>§ëþÇöÞÓO I>×q­ÖÄSoíøvmAt7Ê8ðo^H]ÊÛEÁm@?~}ú)%O

²:P¶6Ófe#ú@¸!a6úXkþ/Ïì=¸Íº¹¸x#Ñu<òëÚn,úÄÞüûÚ5CÓ3ËtÅ&oùIë-ñ¤jVãúý=¶Qµe»}:VÊitø|èzÀHRTq¨iµíÈäsþõíÝ)Jפl³1hÍú¾}rHümåÿPäÜÛÒsþóî¬êÃJqéÛvXM_Ë®_­ùQm:$ÿ{òI¥hGVFFV³åN{@Ô@^X[ÛIþ¿ÓÛÁ8é&áÒ©¯]im@ðEÐÇôþ§v+¨ÐTÇ"Éõpë!QkaõÕ~?¡ÖöäïÑÒ kç×J¡U¿µ«é{þ?þ5ïF"íÚ?WYaa¥°!×Kë²£óõý©T¥A©4#@ÕÁùÐuÜj

Ñloõ_÷m1ûº¥¬×:¼ðþñ]rÖñ[«5?Nx&Ãñî)$CÒ¹

{NO\4Xsͬ/õ$Zÿîñ÷wqék7«ð³®Âk`.ÇHÕ©»}~9·ø{¬¨÷c¥b"sækþ~¤Âþ[þ×éí+#1xõ}½)¸GèóÿPê%Ì|2©¹Û{ékûPIuIÓnl©ë $þ°¹¸ß_o2R<ÝlÁxÉ+öÿÅuIbIPXüÿ¿´â¤t\þÞ·Ç0ɯç×6s{ZÄ¿º@¾#'õzõvÙäjõ§X¬ÿ°ý?ëÿQíL«§ötÕÄj©×å×1¡7o 'Ô~§òºýH8§KnÞð?o\Vàê¿»l-ô!ÖÀ[ÛfTsJTþ}%<i°ÿ/òõÕWèAÔ¹áõsù?í½Ý^Gø¸/L2±¸1#`|¿Õþ°¢Ô¯Ãse?VÖÃéþßÝËÿQ|úcÀc-ú¾}sdE¶®Ö·õ }G×l«ÊÍT48P²ùõÉc

põüpmùð}» b+ÄôÃYh]x­"ÙôÙ¾õÏõÿcí9%¼Tùª ´ÁÀ/˯"Dåk°n~¦ÜýI¿¯ûÏ·êú"éénÔÅõæ[iãÕéþ¾eÔBnHô§?9ãü}°ëæ<úRìßL

¹¥ÿ´4O¤sù?}´K(î5êÍ*ÏÙ¦+þÀë!`¨I­»Åi®>æüXIòFêáo¥ú¨²Üóÿô÷¯M:ÖÞñMòÿëPU%İ6Ó}Bálxÿxü}}ìHÄ×¥ØVµÿíë1[¡AÁ#m~øÅ}²Ò

z]"ÒÏÁ\üÇQÂØApuÜìçÛÍ*Èn£·'ÖrBz@½´þ>ÿ±öÚéo·=ZêÚ)[ÄLöð¹]tÜ!T$qê"àÿ½kÍc

ö(¶.Èc­©Áÿ)뿤*«W$qôPOûßûǵNNsè:¬%r2>Ó×"A X{qsaÏꬥN0>]^÷¹ÛQ¿²H?^~¿_ðúû¢ÉQ¨·q.4þ}x(<7¹$­ÁöÃw1+Ó0¨iO½úmoËpy·ÖäñǽÅ

½x|º­^´?äë#(¾¾ZçP_èÈÀ¶¿:Ã(þ kØê$\ðE¾ì/þÃÛijpâM#¦ä-ÃÌ}ÿ\Á&N

ÖÄX[èE­þñîΪ±ñÏVit2Àë)^,5þ8±¹½ýÐ

HéWgëQ½ÇE¡ë4Vò%î·¸ú}AR?>üÊ zlIsáPgå×,~¦÷°¸?ÐõÿoîѦ£SÖÍÜÅ"(kò?äëJK}úþ.@&ä=Ú⢣ý_Ï«ø¾,

ñzîBLó~ê<þ?Øÿ¿[©*·ìê¢9Ci!Í|]5É¢OªÀro{éÿ[tfj·0ðäSaGùõÈØ!

96³.@ü{q¢Ii_.¶,{¾f]F¡¯¬p~Q¤Ûëþµ½ùÉÕòé·RãYãþ¶u"

¹± Ú×»ê~¡÷oÔý½.X(ÊàÛÙ×@kR/õåos{mo{jªèzf1"=

 

·®×J¨ ñÅýãÝ@zjës+Jeª?Õ²6®,Gølü,Ø}=²ß'¤× JÆtéùÖ%¹nI¹<Óëý}©`

Õþ¤ÝZéËùüðY

 

¿çë~9±$ÿ¶ÁÔ8õ¸YË*¿êóësqéå­ÿðØ{³¿â=<nV6"E¨üºàA$Ø­Ë}Âô·úþìòhãçöôÎ<q,j?/_³®ôü[é{ôöÚ1®3ѱýºñ§ìÇ\Õ:O#kÜr?Ö¹ú{»ã$Wª"ýUIÀ|¾Úqë/¾¼}Jðxþ¾ì¤Iç

GoÙÖn

MrGþÿ°½ºHpãÕn2

+Ó¨%lôVö±°,ÝÇËËü®H¨Æè,Äzôê½Îx:GãÛíÇ¥íX¥iþ®=x¡ÔI[þ"ÿòWõöê¥Wº,GPÎz䬧Oçðy± #ý_z1ĤS`W]__¤\1¸$_éù¹çî-®z¢©

ô+ë!GAg`Íý«Áñí²ÈN:VÑøçý^}c%¿U¯Ç66ÿõ÷mDv(¯Hí¤RºOÛþLuÈhÖá-¤ýl~¿Q{[Ý˲

?K&§Kfõá×2Z;1GÒß?ÃÚuÓ5GáÒDñCp

õë«óª×ÿ͵·ºHêÓ¸HË×`o§é~Áeõè ÷à¶?J«ó?çëÚFå'Içúø}>¾ìÕHÁ§Vú{ÖüÇù«×6?Àþ,æÞÛ2ÝÕ/ªÐTéuÓ*¶%~þ&Æÿëûlf(áÄAiáO¸¬êÍf°¿?@nÇn´"Ô:PfOQ_òõÜú׿ãWø÷ÃÝmÃ

Ò;wo>#íÿ'^TÔnËÀ,E¾¤ÿN}ù覣¦R&ø_özñ,@6¸?_Íÿ¯õÿ~=ÀåÕâ¹ÌZh8p=sEÍ͹ú_éô÷í`1#ì§J EIûxõá¤Ü7\~Ãþ+í¸ÌùóëbÝ'JCþ¯³®°$¦üÁ·66ÿ?ÃýãÛµh¬kÓ`][

*1À´õÚ!bÛUîø·\ÿO­ý¹#V1CÓÌ%8SöuÄF±66þ­þ?×ÞRËEãÓF-4gÂ?o§\ÒUtdÖ¢æÀöÞÚj×¥¼Má×H_ý¯ëÏ6íPU-ST ÛëÖK¡D¾üÿ_ñú{oJë8§JüE

¾Ãæ?>ëÚ@ÕÉåE¾¬?ûnv"m9ûÉ×a³[oþü53Vé2ÝÎÎ:é¹,Ú

úOÿ\_oöªÓÏÏ«JòG@¾g\

ÄØq{('è}²Ô=çP³Çúæ§ý^q¹[ioõïc}_Bÿoî²)Ò[µXW4Õ×++H!M*?¨þ¿ÓÝhÔÓ¶ÖÑ%UsöuP~=\ÚäýG×ýo{Q¨ÕëCÓ 2xx§^æËø6ä¥Ïøøß¿h*Õ#¤òI(qÒ¼?.²E§SjâËkqý8úøwj¶GF6®

tÍñzözÆÑéûW¹µÄ½{¹(hXg£&hà]\j:çeÓg[O½Ãû_ñ>Ó¹ÒÅs;?hë¦M~~ñþ ÜĶöÐÄQêÚNöþ]dK_Ö?×[üÕÿÿcîÓëÿÕûzÝmå}bzàQCbÚÿQÏÔ§ø~}ùBR§¤é

ÂX©ãþªõÃÉ¥Êu^ËÈ:¯Í¥¿Çß¼Ô-Ò{k#êáSùõëjÔu}oίõÿ×÷ïµñòáÒÿ¨'áÿV:ÿÕÚD,¥6'ý`?ãÍ¿ÃÞ]¤ 7X½ke" £§]5ÜÙ×m1/kßÐñïm)\ôÔÌFg]h!¿µ¤¤ß77?ì=ê0ÔÐtä²%¼5êü«ûq×

¢÷ôrþÕÛýqõöîkZã¤:´jW¯0XÚüºôõ?éõ÷âëa¡N#ˬaÕ,oȸ¿¹úØ{³ÆÌ(#2xÖ½sÓ$×1Ø¡²©?Ó×úsomªê¶?oK-B¼zíX¢ª¡äl-¨?ÿOn¨WJ~­c¥iþ¯Nº W7-Çô6÷¹:Jnf´+}üǬÚ#ñè

@×~A·öãýi*Jmæ{~ÉEGä?ÁÖ$ô~$&Ã/þ?ÓÛÒ/µ8ërÏáDZSë´Ä¡`4BÀê¸&ÃüoïAEÚsÖüf ÍÃÏ®V±Ê-¿¦¢l>×ëíZEOM-¬´æ?Í×LR;ZÅJÿhõ?Ø{ºëuð§M4ÃÝ]$úS®K¥ÿnK§öoÇûϺ§n=j4ÖW+Aõ¸EÿÍý¶1:xôµ¡hÅk´u9.oôäÃúþmþÇÛDz:=³Øºç®Q£$Ò×qoéϽ¤º{ú ºÐH8|ÿØpV¹¹

ÓÔ£Qz3*ËB?n~óÇû϶D$ÃèÆÙmã&I8þäë%ÂÜ-¿6à=~­?ïôªé×k(0²éæOù:à& }óúx¿Þø}èÅß®½0TãÔ!n}WÒ¤~>¢ÿñë*³Ð'F×ÑÔg¨¨¹

tª$pGû¬sõ>îKÇ

I­:"HdYµ6õàÉÖUAk~ ÏÐ?zj£·Ñ.û]ÈJ¯>êGüG¿i]^£öõYµ¬@©¨ëd%n/¤4ýxöðTECû:`Û·¬ùÿ/å×c,Ò¤Ø

"ìG×ýçýãÝ&¤µùõkH¥à|úímô+pÄaþÆÿñ¯wy_M?ËÒùÒn

­~Yë7t»~ÇÕþ³[§´¾#ôżPdÀ>\ËÖúéä"ä}l=\Û;ÖçÃÔÜz«kiý?\ÞÞ2Aêßê©O$¡ª]OÐÛMýÃèH&ånØû«Dèu_³£iB3Töü¸.ºueP@'Si?E+¦ß^?Çúßü=Ö%- 2S¢YYQ´ÄÓ=d.Da[úñ¿Óýæ÷öðT3FbÞÝ#×îïUNî¡©ÆÃ>q6×É 2G"ÄrIþ'Þ¢,¨âXDlóë½ÀÛÒuÏôµý¼²¸Ó¤öɪQPx

ÓüHññõ±üþ«óÅý°$T$Z%&©>õyõÓ¢ánGÔȵ¯õ÷hóUOÜ'd`çϬ"K_ÏãÔ@ü¼{ó BYºC¬xc®ÖÌíf/ÇyÒmr¾÷û|2*

>}6"LdÿuÚA±½®?×þñO~+EíéZFhY²zα

ù¹µÿPæöü{JÒÓÁXê¯^."ÃÒokq{GãÚ9ÌÇF:ª+éøAóÿc®BUUH

ÈÏê6öôA =VîiâO1Uöø}±5êÆHîÂûz̶,Üܾ"çWøÁöÛ5~«

v¢¬û®¥oÕ`Üþ7'ýcîºkG3*mQÐÿ«å×u~±qp¦çÖ÷EZ­~}&PÆ"ò

îrDX

ñÀ¹µøúþóïz)jtãC,±~üÍ:â²Ü/Àæö·${¤rª(Õëסµ4$´cüýrA«Óõ[ëþÕëý-íåÔ

çÕÄ(ª]FGú½i×-ƲN¶$T«zTWá'å°Ê3ùuÇSJyAx×Ô6Ó{ÄûÓ$aõ#Wå©ß\U®?/Ø:ÈA¸·"ì=Vá¨N}¹©4·FA"©ÕñuÜÉ'§Ç¤X]ÛMù

ÇþÇÝ"hÅ|\þÃþ¶>¬@#ÀëÇuÜYrOÔÞܯǷ0MI5£±F¯éÛÖBÍÅî²ÜþOÝ)Ú3Ó>×OøzæU8·üWýom¡è:WàÊETÿ1×#tà

økÖÿï­íÂØël@uùõÀCU&àÜñõãéõÿoïq êéA¡OÛÇüýqmJ¤­½ZO:ÁúöuøÛM:PÆ4yuÊ/Rê¾y(,mù½Áä±÷¦KgK¢xÔ«cWÙÖ#"-sùf°_Ý@¤EpoÏþ/®Öä­ùCþõý=²0hGN¸2âõ2àøú¯Á÷I¤:V&xÀEà:ÆWKé7ÕcÀ¹6_ÁcaþÂþü!aÓ³¬ ü'öõȰ#ÓoIÔ²7¸eÿzöä

êé¸uJPÜ0g««Ä[}r

éb¶àØªØØ}y·¿Hc

Ç¥1Î2Þ­þpO\BþÓX¨Â×êKèÒ½iD¨hiVùõȹ³ØT\óéú_ýð÷M9:¤óLá½G]Ø&ãMøãÿ±÷f:[ÖY×CÔH½Áõoø?ÒþÜJ«¦ãñ%rñù}sT

Gér5Ø7ÔÜm³E!¢ã§m!i[Ä\.kQþNºmV%,

þ¼[û~ÁÅ8tíÌ«oð×ÏÓöõÅû#\ê±ú_öÖ÷¥Be5òè°¸gªOZõÎ9,Wø[¥¹¸÷W1Iðòé^´ Q³O3þ£Ö0àx#ëþ¨°úý=ªTÆqötè©ðáÃü½ff2%À7·ÿ¼Å½ë@×F8é|ÖçBuȰ©úý=ÙËWJpéç·Sà­C}åëÞBn-鸿¨üÜiN³ÓMG׬Ñ"RÄý>~}±/ô*)üúTÒB§Ú:ç#E¹éÿÿo¢ÐzÝÒ-ÆNßÚÍ×JM¬Âöú\ð?[û´ aÓâEOzçTY¯cqpGøßÛ®H¡TÇå×$V³"\`×ôõ<iÈe#F^3lÞ &¼:ä±F.F¦àØßéùõ§ë{ÝJô\ ÐüºíÞÉpn-r-Íþ·÷·rHé\9JûzçAúnmpOçéîV®·2t=\\ æÖÓÈ·Óü=Ô¤èt©é¨¬EiéOå×QÆì,û{ó§»éÒÔó鸮òë«~¦öÓù·Iäÿ°¿¿3aAJô¤"ÖÙt

Úãqo¨HüsÏ·^M$^´uT'óÿë°­#1aù»_ýoÇûÉöÑ`Ô(zt}Xz(¢:×1[È<ÞÜÏ'Ûʦ%,®Îêzð7¹'aÇõ·?ÐûyÜ(

xôê<EÔÊ@Ï® 3

ìMÀæãüúïzÑ@Á'¥zÒP4ù}`a/Öôi7úú_om:¸uYoä`º&m:m}AüXZÜ/¶$,sÓtó8Go

f¿³®j×ôØü÷TwZàz\ÂNäì"V~ã¨5GpWq×»3\Zü·{"éεþC®rþ«+ÙB ²\XªA?_Íý·cÎVb`ÃÞ?Ϭ\t·¦ÇWâÀßü}¸¾Ò¨¥

=x+°½ÇªÙïkÁ }½ÕPè_>ªöÁã] ð§Ycô± ªJÿCo§ül[ÝY#ÒËhËD[V¢=Mzæ !.C}I¸&ßR¦ß}·õ*¼T«çÓÂð*K\þ^¼­J½®¯ô·çú{³I¤jO>6x@ ¯:çû<ëþ¿û}}¹¾"÷ô­ëOáëKoõ}à·ûﯿGàzWc8×\çË®!Ú&k¯\°ùo¯×ýo~¦®oÇùgöuÛJ_Oëù?íýØ®Jqé)$fFòëé¿æÄ

ùµÿÞ½´f}5^=RÞ×ÄPãì¡ë%eà1(|úÉÁÅWEb/s{ðnG?ë{õ$ÁÒ{uXOn:Öµþ}`µÕ,ò8<ûTòJôÌPLòÑ3O³üýef³©ÓbxçýnlGúÞÚEñ­Ü1¤¬lº¤Há¯È¿Ô\ÿ¼û§

á§iè®ÚÙäT¦ÃӮª(åOü-È_¯?_nÕ¼:7Kä[[wXb«kSB?ÉÖQek¡·¤?7oÇ´ë&:Ôñh}Qþ¡×°±½7añ½ÈÔ)YGNÄAÃÓÓ®¸ÀúïÅzt5I`GÚ:ãw@$Ü@ÅÿÀþ}Ó@¦³tòÎ`ì½pÒþ®ßÐ}ï]P(:jhDñè~özÌ4ØAnEÏø{h£Êº^«Pª)åNnzæì

{µÍ­ùsoøvU%3Ñ]¨ Éc0¬H$~ºÿ÷¢<OV2¤«6 ùñþtë°¼0Ûõ>içþ)î¾²JÃÕí²9¯¦Ï×0 ÕÍ\ØXýok{Ø'á~#ªÅgú¦D&çþÇX6«)¸Fõ¾¥²ÜÚüóíAPÉ_>ñ§ÊÃQû>Þ¤*«)£ê7¿?_~riéóqk1¶E:ëPGÿÉ7#þ+î¨Ú+¬cˤ²ÆÌÀ­zíí­Éä

?ÔÿûvRº*<úòC,/âi'íõÅm3hõ,~¼É'mê1w:Øïq§óêW.ûÆÃÛaÃ

mÒç@ÿc¬Rò±µà

$·»zju[Â}D7!COÔé íÈÓÂctÌj¤ÈùuVÚ$r.Aµ¸ú/ûߺ34ê¨Àtäüúä¨Z÷ÂÖ?ÖÂÃϺ0UQëÓU=¹ëFo­¾è<ßý·×Û×GçÒyUÙË\ùuÅ'_ö4éÕuÿUo§õü{Ö¸´êó¯VÑâQ½)\WìûzÿÖÚ÷.×úþ}'[ýãÞ_4(×_ðõïs,½'åþ¡ÖD$¡¿×Ïæ×±ýµýÒHI=(VEX§"¾xë«Åö@7¿êQpmÿö¹TëÓvÔ?ÌSöºBN'I

¹bHÕkþ=¤ÜÈùô4fA¦¾BdbàX¯þøûðäÍiùõ´®¦CçççÖ;-ÅÅþü¨ÿï>ÜuWJ·óé©#h±¹#Õõõ±#èyÿløñ)­z{l¸V$>ùfrIBêB.Xê¹$~ÍÇ#ýñ÷y!`;MN5Ô!pÞ|qûzä¥ïcøoMcø=¸Z=?o$Êúkù²éº¹$zT?Àþ®©þÛbGV]ê·QËp5*Óöu*vrÇUÇ%GÐúȲû³È5CDâk

w¥=zÌ«0úý9$`9?Óݤ1T2ð=.ï2N¸A©N¦*ßHì8ú{`þ¦@éÒFlðõȨZ멾éþÆÂÿí½Ú9N¥Sébµõd.Æ3­VÉ ¸½ùÓ~äûPF¥ #?>­-å´JB7ùX\³Ç©lG6Üÿ±öÌj |úK#Jÿ««òë^4¶«)?@FÓm6ÿoí3ëñ)GNY²Ðêòá×Rªf¸ÜþyúÞÿ×ÞÑÀí\¬ð² ü«þ×iû7êâÜܧ?Qn9çÛí9ÏOé·­ØzÍî~H#ê[§ãéþÛÛ¨ÏOý3h¨}:å¥étñø¿¨§¯üß¡ÖÅcNÄcVe å×¥jªÀ®¡po~~û¢0.OJ'gj:ð>¯\tIü\­ÿ¼{ØãҽʳGûs¼ÉªÚÓøñ­ý»éDÕºW31Er*OÏ^tVºáX^Ä\/ä[ý¶jçS9é¸-¿SYøzëöõEú¢æÞ«Ï½)­:2íØÏÏ®2À6¿Ô¯ôà{TºYé¨TE©MHü¿Ë×±`Lk¨É_PþÔ_÷lÉ -+Ó0ÏÚZ£/ö:Ê]´³r±±·ôâþÓp/O]»:еëÿ¤Ò¿¹ú\ܰ··b8P^ØÉ0þ<G®®ÄYIn-ù·í¯þóî¡2f&覸]ÒCðx?_Íí¯×ÛìÁÓ¬¬I¯äË×Z[¨²ÞÃWÒÍù¹úÿ´êUi¯§õ+!ñG¯YTc®ræä°äÝÑ@ýCǤö÷ )ðTGüÝp³"°ºQhî[ßÙçéôü{z%Ô*M:,I%S*CþÏ^hËgæÃHþúþ®yöçt¢zç§­g

Y'Õû?ÏÖU}ÖäMÇð~ý_¼`ôh'

a*¾]q´dTÜ5ì¶åúsø?ãî¼Êz'JJâd9ëÒG­¨Òº¿@VÒ9úz¿?à}µOót¢öÄÈâXÎqÏ$õæ"ÚPã¶åÿïk ÕBÌ)ùצÖÁÛáòáþ~°·úEÛ6

Õü}¾¯VºâwÓú¾Î³©bi6[o~ãõ·øûkFqÒë(åTðÜpó먵ø$Z÷ >ý¿¿B¹ê¨OzÈÔÍoÍÿçýõ­í;1À­)ùt_Ýjù¸éäÈ,.Ô¨âÂÜÿ°÷¶ABÓÓ&æíý£¬6/uгÉÿ©ÿudVZ¡ÉèÞÚ5Ò~¹HUX [³0RÀ«©osýç{:ôìöb%"#þ±h:6)$GRÿù÷~×ñ§åÕ,$Qdz³ÔJµØØ±¸ßR?ÛûÒ¹ZG0¯þç¯XCBô

ºj'þÓ7øöÕÁmcBôîpV4¯ÏüîÀ(<óêkÓo§º$Y$t¤¢Ï¬õAÓøÿ\ÿµOE_^®ÈmÜÁÏ][Ô?ÔÁúÜXX}Øû÷¨ =Rk©HQþWùÐõı$}¿õ<óþ¿ûl¾ iZW

:[2(e'öõÝÐÜÆ4ÙãI¸þ·ÿ{÷HÁVï鮲9HIÇ]#z½ù6µÿ#ý·Óñ92YÈ'ÐW®.~/©}$ë¹$ñþØáGóéߦ0Ç¢ÿ¥ÿf½I

 

ïqþ·ôµûÁ¿´ë)ð{Fz¼qFò#óÿ/X¦­ô«ní{vÕµ/pÏ^0åÖr

´ XýIØøßu4ñG§^Vê<0iö¤-ôúHæàê?Ù

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

Kendi yalanlariniza inanmadiginizi gözlemledim.

Dürüstlügünüzü özlemledim.

Siirlerimin yarali ruhunu çay misali demledim içtim.

Cezalarimi çektim,büyük hatalar yolundan depar atarak geçtim.

Özgürlügüm için yatirim yaptim,baatil inançlara baatil rhyme yazdim.

(sago)

 

Aé}M¦ë:M¶`]FõxÅßá^'§)³ÊéóÙ

EÚkºEÜâk¤b+RZWÇ -G©4¹È2K¯<Ç¢YOyoäS;å®YR=ñ

[=kK¼IÊ2øÅÌ5cQ æÚFã¨ì:

`Oá1)W&ñWb®Å]»»v*ÞØª×6Ðf"§6_¿$($'øCâ[ëðPuýâÿ\

.äq

{=JÂôkqá~×M0+ÿM¤ÄlS¡ÓÅX'çFººOïQ[΢E4?½¯¨Gú±9^YPsû7`:T¿Í|¾ä|³]ou¦Y«ãhrÈ>Ál¹ëZø×|ÛtCªIÛ¯¶!hR*ÎR/àp$@)ìFY¨8zûVOPòV·úWM½Òäbo,d{]÷dÿv/ÒËýhýù6j¾¯Úpå8ÿ²L!½¹ÕávV^b3oC« ´L×ú

Êq¸ºE²îÄ}ÄäEA

ëE°$a¢PdO4îAøTôÉPl[i¯-'Û¹IW¤hFAا

=Î~d¨v»nSSçJe~;{ÑPþ`kQâÈ+ÿÇ"tñ(â!0óô'')G±+ÿ5d3'«¥üÍtCK%çÛ÷NØ%õbrÒ24Ëý

¤UÐý£#=!·@ÏÞIæ¿.$^«jÿ%¹ø¾SàO¹9«þg[ÆÞ¬AÞYjªG²ïÌzOç0nä¦óó'[º

#¶-¥SY$Oj04Ë ï»E'[×çÔ?H5ËÇsµOÚzS-[1àçÍ«j£p./e3LªM£À0Ù3¾ª

Äâ°^δpÜfRAûÆ;$oÏtßüaªðãë½}«ò®ôåÊ¿ëþÏ?åÊü ¿î_ÿÔïY²p¥f»6ºäªhæ3ëIð×Ý(/+j6ffÑ¢VéÑ´rWì¶Õ$SÜdrÄ%üâÊÌSúÓ¾v½®Úh¶bêä3+7TÔ'¿Ë,ÅÌÐDÍnù×óÏÿâ=RÆÂ4ØÙæÀÍ5(j?1ÿºØðË

è»:ܼçÔñÌz¨æÐjäIo¾_N,ÀGh¶Ë> Àh£GÕÏÀh(WµN]§oiÊPá2ðúS9,£køÕlÕÊ[$

£·ÂyaøBêpÖN0úÍ_¦S_J_"E¶ah㩯B+¿Ï(©ü]¿Èó0(­\FóZRXx[H´åÒºA¼úÏVÔ¾¬$îÐÿ¸ûøÖæÒ?TùÆÜ:

>N(ùÎóÇJCürÝÚù´êÊ:{ï ©( ®â»ÓlÍdÊÕkãl¶²ÒµöÁJJã!èzxðRT¨íöv§ZdÄ«å¤'.!3Ô."ÀÄ_6ÞIbZÄÈjõzý#®DÙU+Nݲ"L¸5$

òd5DlS5¾ÞI

ñ!Þ¬LhM¸?×$Xä¶HcaVj"H0Tã^´5ñß·Ë6¾³ûTê:äxYq?ÿÕî·¶QúÓ$ÉüÈÁá)Dn¾3ÖÔ,Rgiãôa¯«' UiÖ´ÃÂn©x{Ôõ¼ÇæØG"ú·*CÙ@Ú¹|¡áÀÍýRVò4ê µLÅ×þ9V¯lqoÅ^!a7Z«i{/©hÙ£gõ¿tëÒ¹²ÙÀÊ8dBÍ{ÍÚ¡f¿¤fS¢6z.ìǹ Äc, lðIõ9o/..JæF×°'áBÐg=ñHȽ¯gäðáÁÅ%Uf åö»Ó1KÑââáõsvß#³6¯Q3Óõ/ªt¬ËÁÒJÇ­6Ë!>Úí£Sf­ÌQ¦mÝgúÅ·(ç(Få

¬kEPG\´fìspçÙ²ôK鿨}\h­ôGqYÇ~ùV=äÍDk¿ªTî'DF}&ßéÁ xfÑráKü³Ô[òÝîßúkµÖSñãÊxëº/¨¿åFÙ¶Ñäá ÿ/÷¯ÚвRõE4Iø@~üÛÛ¤éUîà âHaÔdD(²K

Æþ¡øbvXpA

ÊW´ÕÜ+H7ñÂcÜÂ3¾kЧ¨EI§ÙÀÈ

÷`U'¡À9³$+r/¸¡ì|rmUci9UåØ{dM6êÒÍ"=[Ý©¤DIl×À¯Õ¹¿!¶;ÔÏ¥,W/VU5è)ËV5CÕIéCOÕñ@+nm×&cC޵à ÕÀJÞ/àzþ8mÿÖ.ªñ©[y¶b¤£:ÃNí

 

õÄhȽ7¡>GS¥GLl¹½òÆ÷S_2ÐC²|¨8Ös]®Ôæé#ÕwåeÏ?3ÜѾØGï@ÿ±×Ý

Óýe!ü·K6j1JdQí ÿfNW5kMæ¾tÖä·°[h·MÆ¢»±ßþ!¯ÍÃ

ÄßÙZa(yâÚñÞ7+;{L}c¼%¬Â0ä<#§@)4æ@çÇì]êµhc?Fûàá¶ßÌýQoÖ1ÐCáĶCWµêêA¡tÈÑoHËÐoôä@êk¦ÁþºïôáÖuR¬2þ©Y:£ÊàT;Wï9\¤D<°ÄÄ8c÷2ß˹

¼SÛ±D1xÏ

Ðn{0qñÞÔBXeÁ×¾niäíp¡=:൥ÁqÚAµäÕ\µw©=Fhª

qNqòSû]ò¡§¨½@ìqÅ!ÄêñHaþ·K*Ü?

I$j|29+Åð¢Gôè²ïËHX­÷¬8ÕÓöèk¾m498A§í¼33c5Ыèíþ¶Ùäº# òV´y°¨=)Û#,©:tpã­ä©H,¢m×<VOíJfE¦æØ !Zc» yHDlÙA[UYÙ¿Fæ}Ô­<kL6~¯¥,<ëïòÈqËÃ1åÍjÞú«Ævj~ãÆtY »Z`#=

E0Gâ!¦¾£àMdn¦¿L]

HæwEhìä¨îÊ#m¤ö¤ÈI

Ð_»$2E|9,ô2â~x8­xixÐ?1ý2;7YP~¬ÜPwéZ×Yn«âЫFFïýX8{¦ñUVd±¡Vßç^H!¬j!.´Ú¼f"äW|¯w8dX(0RþßýqcúǽÇÖF°Ïú®¸cë¹¥~&üåy7.FÆ!ýQþåþ_Î

µÓ¯i£¸øsc ÛÊûEJP®æSªjQÇl(94!¯OæÇ7y©ÏeÚ&¦®¦);î<~XæqÈ+Í~Þ©uÇkYËu«É#VN£}²ÈQè×#Cd$QO:$ ¯CÓïÉÊtÂ8íwèû

?ø{kñC/Ú8LF­_6í^JwØÔ;d ¢3d#t

d/¹=éf¨Óªú$ßn/ÄAiÎK½·§¦]ÆQ¾§ È*hGLªd[lªLér«P

å&7ɼI.öuÚ£|¶0ÛT§ä¹.ÙÏ÷.ïL5ÕDèÜv×ÒÁµpR1H«ýVûÄtñïñbËÂ/ÿÑ)}V6~"§®ûfèNFÑÒ,ª©wP(wÈø»Ñ¸l^g}¦~_JcÓ"8*B¹×©£Å?Øæ)3°äB'vå$ýFä.Ç´£õäòe¸Lc

6ÎTyÚKÍ3Êöô*_jQ*fOÝUãð)fôéþìWÌ?%\@DÐr«5_ßl­Üé+¹_ôq½ÔP¢[¶£µÛqá%Þ ô¶ßâ;wè1!ä

ð 2!"O88©q®TÅwÞ¹ÎËü®d

úHOÂOøYgåúm/ZGþòeÜ¥ÉéÙåûwáâºÞ!!eQ$~=þêæD²J(è­,quHÑ_©Øäc?6d-0Bñî©êñWéɤä§5­¹ãzxí(£ÅãÔw0Í )¥ûªÓ/$Ú®K¢¿ÕeçãR

#E.H¼ðÊ îÝCÊìu¥>챤;Ϫ_A¨?°7

r±DÛý@ø°îwýyÊ}ì¢"«4éà¯`)ü2½Ï6j±¼D9*ô9ÙHiáE$§AË!úÇ"0Ê:AÂH@Qã=©JÖ=×ZÿÒ#KùÑs\Ï9|Ú¸Ù5ÑáUÔ­ TI"¹ÁY²DVÏ\üÝêþOTQʲ¢öÛ)ÇÍ´òx¯ø-.¥4-ÆÈø5_ò¾ÎNGÍ@!Q²æÌ/¿P£mº0Õ+m¿ª±¨¡ ·L"8N#Ó"¼C*üLCÊGëÈØáËÔįS7ý¥ (¤×údh32D×

ÿTº;êJ~ì1

3®ª2ù.yF¬ÌasFv¯ÂkM¨HßeNyR¯ù[ר5ô

BÉ7*õ þ9./$³ëïÆé_§ÃåÀÿÓ!\·o@V¤ë¹é3d*BGt¨Y^æ.5nÕËã+'×ùa5î-ÕH©,Ñ @{ôÊÇ&Cä>ë&VÉTjK2×j

3Ùoeåm£ZÜå!ÞãÔÎ[@PWø È;ä¸#sá(ãïT¤LÚ+÷`¶ÎKCë¾FDÈ^z]iñ$ dõ/ëóëÓ".ÛÉ:àt>×ä0Ǻ¶GR·¢Áö=;e$xÃ

¯ÁÁ¶Q¸·o¬MÅØ|mßü£ý\´úSáF¥!éYgä¶³Óî}rXÍqð×­B/_'¥ç;_Nqå. Ê$Ô!$e¨øí

xW,ûºÒÇ4"òõ[vØÓ¾J3¤°züB6'ÄdîÔm­òKPåUH¥_z±ÊÈ[DzS%baûüK«PI"Y£R }ØVÉQQ'¿ic_£ÚÒó^G¶çð

|õËF0z ¶VXЫ'¹ÞDǨ]:qT(XÔ·Z}##AzBDÒ0_¦@B65}HåYÇP¡û²^+ZÏo¥[é¥>×#`¨

±jÈõ1qµp(%sºÌ²BXý|< 'Ò§+JnClwùW$&:±¤'ñ_ø!_½_ÿÔZ­U."j[w#zl¬Èß~Dù3²p±íkò·Îú,O6¡¢ÝÇ`´[¨êYÓþË*1óvx»DêéX¤`JÎÝàá-ÑígûTºÛÑ«¾BÚõ\uFû°p¶

QÃ'}a{ñð¯çcîDC4M"ñj²4CØåȯ~|·jÓmý²7mà

£u+zÓívù³Ö]y>ýÈmlÖ÷w2?ßä(]<eHÜYöLGôpÇ1ÐìûKõQÃ;0nÕ~T"D\ÛÈ2eË

9¹­°äA%8Ô½

1må8ÎM@¡ïSL0+ïqÖ­ô³FéóÉÙBÎe»|LGÜ×gH5Åͨõ]BïE<SèN@ÈĨIvÿXi&ÕpéNÝ0K%

EÍ)%²;ø×|DÂx

¢^zvÕ§ðÁÆ-i[`­3ô »O

"kFͧb#`¥¯osâZKÓÌPÀ¹¤hh=z÷ùx¬ìÄX Õ¼Ö¼®ü¨iAËÉ_$T7\+ÄWöúzã{¦v$Í} HW

',$î«©=¼*IN'b|r1"£WâôEiÜAè2t¿ô¥Õ?¸O³Ï¯lxzl¿ÿÕ%}rÛÐñ¥w?vMÖ­£\Ágæ=*dqÁn¡Id?Á ¨c¹kÞµ½M®µÉ¢FRÔPTö¾_,ÌÇÂÕ)§¥!v%Ö¥×eãþÇ/¡^Ò½Õ¢ò±¶¸2´My¥Ü»EmqgT5«G!aîþÚ|YVÚ6äÉåÝÍ´Vdâ wªðÆ£­rqÆ)rGq"åä¾ç[»ÛÉìà

Õ-^%¹U«ÌÃÓ1ü0åÇ´rÇ­¥Wß<<½æmzÅÛË[4/V(È

/0Ô^!¹ãhíDGý(`_¢¡aPµ¯O¿<ÙÑv#ýÒ®§´¥³dwä

©ë=Au 'Ò*éWRË9bЩvÚXÉÚ½EL¬@]ÛxíIpqáïf^\Ðï´íòÌÞséUbJ·n¹|à@uÈ%"J

ÄV÷2|

"e)WÿÅ;

Q/]ø.à±È$3ñ-FëÌ©"Hd«He$_C8Ê@Í0Çl¥JéRã¶ã%|@ó,åLoYºÛPvïðNç̺¬Ok¢>©vHaªSÑ^×μVëHNÈÄR¦¦®>

õe§¹:ÓüÌnâQÆ@.h¤ôÚT±Ó1;FA¨Þ¼o/5

Ú´4ÊøYÄÚI«k·¨JMûס_ö=wËE02¦´ÛÖÛ±cF"µè~YÑéÍ^úû|i¿Ê>ÞÏÔÿÿÖåWDHÜÐÚBÛC¸Û,2ÈIB2¬°(I,®MHc¦$îô¯&yU¿ÑÞ}VÚÑÉå(¹E'ò©äâ´Éά®8D¦çÉÖ§u?3éÿZ`Æí{ïðÛ½áÊÎ9÷Á<fÚWü{§ÛéÚ¦©hÖ§/¡ÌÕ¯Ù.;7ódL%ÜR2ÎïòÇò

"AOR7ë#Å8=pYûÞ~[ùBæÔÌ+no¥<Aä¼~×Uu2j:­Ìú%~¯,7=F-Ó÷_¿íe$7â#ícö×zÏ<¥jñÞêúmÉTi½8$kgP«rD÷ÜÉ_ýÙñã=·èÎy£*

$Gt..

µ(~³$Ü.ldFOIo´~`Ãóålm¨ÍÕ¾««Ì4û¸­m¦<¢*z

U ?vÕZ¦»$nE7Z¹`]aæëÎ`¡$NÁá#Jû[Ybh­k÷dxjvéÄ%%µiÐÆJ.ÅErÝéZsª_é±X=¼ zs@¡MÿÖÊMÛt-ÔµîçÕxñ-A¨4rØÆ­ªú¡½T*rC,lºÞúhkèÈc­jAÄÆÔÝ-Í˲

VµïÓ+7i¬Ha§cßo*2u²BsIÕThûÙî@èmþ±+´r"Â+Ëf íOæÁÅCvF;£dÎÒÑ¥2#<(Õw½Fã!D¦«u+/0¡JÛv?ç¾GÃ$îR$Q2ë«n¼Ä*Hâ PøwÇÃfJ¿$6KÀuå¾Àmµ°²)FõýË;}©à³

dH¹æ@ÝöªùcêÊÍsjäTøX×íxåF%"a;úßø«}bÛJyÇBq^¹,¸×Ú­­Úi§[}GªS7í¾ ²8Ãã2ýI¯¸$@#HîÚ If~xópðü,;×k˦bZÏÁ;

ýað!òå{yo«Ãc¡M¥]Û5ÌWü¦(9Äê8Å,dýæ:ÿ.m5sÇîé4ÑË!0ÿ9WóJÕ´ï=Ë%±ôæÎÖîcë3ÃIÛ|M3þ¶s=ÏÿJQzf18½òGÍzÇ,îü½©ú7v©²ÝÄÄO@ÕSËì°ÌãÞÓÖÇ6²ü òÞ·oõÝ:Ù-àWdbej2õø%@ÃÇ®_âÊyãÍbÇ|çùKdú

Öh«êÆá*ÓíW.è¥F;ÚYF&QÙ-¡ëAÆäpZ

=Τæó+GØ

9·®Á§ÝÁr|yÿ8µõF!¢´¿à_ö°x0î`3ϼ®:u±-´D±þEcàù>4»×Igb´Þ:ÒB-[Æ

äxóï.66AG+u©Vú>;ãdåegÔlMY­Qwþø0îG½Xi6lA6ð6Û-wù|w$æyhiöJÿº·[n.zàð!|ùÖÄ´ö

Ii]Uäó®e¿ÐÚs§Ã.Iû|V«äDûÊè45Ö&§B¨§ø`ð!ܨÉÊÊïÑ:qPÒݯÏqÓù¼®]Jí¡·ÆÏ¶?Æzù9ñ.Ím_Ù`ú>;~bÎ*ÿ£bÿ}/JÿwøãùxwüÌûËÿÐ\[ÙÆé"±bÞ´§²3¦!æ=0²z$5X ö5¦}9lövÊp#;¤:7Ízø¤Âdsrc8t¡4##ýfÜ?.Ýǵ(vÊÎÞÛèÐRqDÒÑ!ù±éÚÇ®@àym¯&o®Yèÿ_¤"±ì!¬xÕ

"â+öwøºý¬×ÊæBv-¡êV2^K¨Ý¼-

¼3X¾Ò\¾¯Äâõ£ô¹ú~Ï GõJ?Í_¾fó.5îìã¶dH ª§qXÀ&¦ÔãÁâܹY´sÊo+üüÕ<µ¬ÞBú+ÛmBÚKI!·G© ]UápÖG! ãåÑøq²^ÇåýHò½ØÙ´×NÒK,Õ$Ó ßùWá\É[æ\8ãîóúI4mÑæ«"¦ ÔWí2þÎyo¤CÚÅ]dòS

ªIêÖ¼GÑB#fÂ[¬¼KãâMzö

/sÅ`UÞ/òR

ÓC$­ÖôæÄÛr ò÷è6Æ|Pþ\*Î þ¬(®MËm/Þ¢1Hï]°)(Aw5ÄuÆ8±¨q9gÔË'%êã]¹_öYWRÈòF»hèz7ðÄr`õß ùÃA^´ÓµËò×qNyñ1Ö«ñ/N ñø³."%qäçáÊh³´T9lî »âüÖCÂ]¨E>6SÇ(ór+m>'A ;z3ËÆÁY»!,IJik¢Ê­EÔ.÷ôñ1×*$´L©Ôztñĵ½¸oz¢½NO[0&ù¶ígcÊhIgv,Äv$ã)ö2 ùZ}oZ}BFq>1Ê/Ùî¿LìtZo¦y}f~9ù%W¢&@Y9wùJzæ[ksËé7I©gQ°ªJ¿

w®Í(D@¢3»

I

7Ä£uÉ!£_òÝ_ã_¼°¬Û6;q»ÈÁá

Ó®í\y#n%·îÍêÌB)`=È ÿÂC2Ǥ4UZ¦üÇbFEÙ]n÷HOïCÆ7z

<ÚÂ<ÔEÒF3ÆÛçõÛØÒJ0]]SÔzÛä½jWX0ËpxJ°«NTÿV

$KÍNu°ù¤»×jhñðÁJHTb;jÃ,cj~ñy¢lNÉ

i0OK¨TæJñ¦Ýñ´rÚÕãºhÝkÅ÷&¥TþP¦6TÿIE×ÓÞ¿å_õpZxÿÒÛj)diª±¶ê®¯±©9ÓóGnhâHÚ8ædR9JEAé½²ÎçAÒ.æ@+MóH

S_DªBIF)j:×ýfM·

àQÎæà³S¯$¦Ýìãj

<çRnöòDXâ»"F®$(X£R§Åû+üÙ¤Ô@ñíðä!/S]¢0`&´¯Äv¡¦WÑml6})cd$ª±5 df

½0ÛÈÇÔåÙ»áI¢mi¨¼Z6à¿´¢¿~TC`O¬/bâµ¼»QªQ

EFûeRæÌ3]×cXØkÏè¾:L<IåÎFøræË´¿6^ýe"W¶»" }9Ap$·ó)ÔÔbãÐ1¨${¬ÙèÏaÕ ó§öqgc|jù3s^ý¬Øè#Á.)W.(ðļòÞÒp­±rVp<*Ã:YDão=¤·´PßW,¤c%T{µËU¿êwí£õc

ÉUüy¤üíÒâÚᤳ·6íB÷Uýx-E>·+´?W3º0ÿ­Qú±v§]8;Ðïµ}Á8( n×M

Ég&7CU*kþQV-FÛ!æ=mÑøþu5Á»¾H$ú¹¼|^?ÄÐá)Ò8à=$jE6Þ´üDM¨±²¸xÔúig1 ÿu¢5®M{[Sî.;åZj «#£·÷h;UÑÜSåI(s,1ݳ°;þìÑ~+÷àRV>¼Çûò¼_§Ùåþ¯¶K

¿ÿÓjÜÈ$¬N­µ!

P÷uûó¥1êpÈER/á3éHÑøYOÊ­Öì½Vîg

#cF-ö°ÙqÝ":<#»FÎõ"ª,®p½#.Ò§EpV P¯¦AÜõ<¹aЦyA7{¥Lm;©­iÓ1ói¯«UBQ|0|SÄ[~ËZüÎb?SâqMéi¬ÕÔ*Úmøâpß æÛÕÍdV·Ú¯ùM£ ª@ãID`Ö'Óø$ôn1ڥ²4V¦ãä2îlâÊÑI(øK85«Q~Xø6Ã1þ¬"úYGúG½F

øä£ó=ÿæ£ìmå=Ê«A)f ú7˱àWV¹8wéüßâdÖöWmkäÇÁ2«åJóxǫ̀bîÃì]ÐMuº¾¨&¹Ry;[LÄîy»2q

C

Bö%«HîQZ[æw·3ðSä*¹)©ú7e·Ôn@

U¢üß§ü6C~ôj±[ðdïQnîÄ

÷SͤÁlôò­¼üº»âFHòf(îêÒйÇ7VHËò£S"

Ý+%üoþê½:

W¯XS

¯Á³Ý<;N`ìV5Sò.Ôß

/¡Öµ½Q(=$ ×Úâ6^ `¦1F@j\¦ý[ûòsúÅU­ÌB6;ô x¹?KuØ©\iZOúrQÑ·,Yár$IjþÝ.¶(Ìå`Pþj#ÒR

M­RÞÈn\®¾ó®¿

+@Z}9'¢øâ_jàjë

7b¤ýLvôµØõÚªp"â@?÷3MmVdËu¿¬W,îkÆÜWL­4ô­·¨ùCÀ°D³f<ÿÎD<L/$+%ì²JÍ

¼©V ð¨Z÷dI*CV餯¥&##s(S¹ö® K}

"IH¥g;$%ØLxQqZlm%7%ÃD~'TSåMþü@Oj}#K£Å"LOEæ

VѲ·è«Z§N_ÞvéL

,wÿÕ¥'«©«o@î?ΰ[DÐÞ`L¥ì£ 5îcøà¡kÅ}éÓ7ºY-Bþ°jrdw­Ç¢

¥¢

´!Qâ"ñZ-n`*n%Fe¯ëÿM>E²sC}uÞeGr;/(Í~TÄnÏÞ²håÉ©XÖ(~`xd|cge²TƳ7ËÈTäIém¼¹©G´edrI£?V;°b7(³éÊ6PPö'}þdá¶gѵ§B¤D7ס|1PØÿ­o§ÈATqÅ«@OA÷ãÌS8ÀÀÙ^º]ÅMµHþ#å$mm.¤_I}NJËñW.èáHËu{E.1<rL ÑÞ29 ¤Ã4#v

.G»1?ð¸i

¨bIx@¥AUvpÒNÈX-u nP¿v»½Îã"7E;¦WúD}¡Ú?Id©¶îD°?¬Õö!¤W©ÿWÓlfJØgg?QÆ¿eKkãÅbÆù#cº&K4XxBÿ:PUß_Uâ

wK¶!Ð}¦&=ÿÕVÂMsA¡É

ºÆÌ­høìÀ¾óL_DU½ýCnêãáÒpTrd¶H7²¬77JT@ÄWâbìHû+ÄÔ'¡¥Á«4nª`%ëIÒH\¼±4CôPñÈñõÉ4wiþòÇ~¦µ¤ãU' o½HòDÚÛÁ?åMA.XïÏq¿

ë\M÷­^ä+\ùVÞ¡¦úÃ9èefo¢aðüÙä§þ?É¥8Mã^?céÅÿÖéìh/,âaûMÂQÎR½±Òפ TfÝ~#Zõ0â¹´Í-HmÙØõ?¼j{0p|^æíôh£v2Då{¡~ö¯Ð0HáEZAoJÑÏØÞ4?pÄRîQµéJFYIAÞ¹#îH½s»Ë2Ò¢GmÏÑ\¬Æú7xÆ;Z]#ÚS"$Ç}#èß"Yy´¾ì³Çþì,«¹úDIJæ¬-E9ÿxEAbydxAæåqJ<¹.t1 ì·ZpɦyÝêÉñÇ%<@$7Mf|\Êé®'Qð

:qjáQÓnT½Ê_X¾zÂ-7ìâGiày»6:´LN÷¥Ë¡#ýz9¸¾=Í<2¾ad¡F¿ÊhÀÀ±ÉîË+§îÕ^¼2ƪH§%Û

­(Ï©ÏlS÷í(ËÐ{l±¨X]ËxìÚTé<HkãRÊÌrFýBl²$~[ÎÏñ9/^LH×"

îC~±± ·ºJ~%@úþ¼ ,byZµ!Dp¯¨ÔB«On5À)¯¹@#¸§Ä÷ Ûå±[¤H

Õü¿ýÅ |aò9(¬±¼°fY#$fìÑ;ó5ÉÐS%÷¥âÚ5z3MOÐÄTOkÂG[ÀE=4

Vçï}­hAá¦Éd©Ò@êâ©HS.+VZ¶ZgmjT²?/©8QÅÞ¹¯}IÐgIiÔ4±¯

ÄÛ. Qq*4F)chXþÔó2ÔøîW dλÇû¢íÿå®ÛÇûø_µø}¬;«ÿÙÿâXICC_PROFILEHLinomntrRGB XYZ Î1acspMSFTIEC sRGBöÖÓ-HP cprtP3desclwtptðbkptrXYZgXYZ,bXYZ@dmndTpdmddÄvuedLviewÔ$lumiømeas$tech0rTRC<gTRC<bTRCELRY`gnu|¡©±¹ÁÉÑÙáéòú&/8AKT]gqz¢¬¶ÁËÕàëõ!-8COZfr~¢®ºÇÓàìù -;HUcq~¨¶ÄÓáðþ

+:IXgw¦µÅÕåö'7HYj{¯ÀÑãõ+=Oat¬¿Òåø2FZnª¾Òçû%:Ody¤ºÏåû

 

'

=

T

j

  

®

Å

Ü

ó"9Qi°Èáù*C\u§ÀÙó

  

&

@

Z

t

 

©

Ã

Þ

ø.Id¶Òî%A^z³Ïì&Ca~¹×õ1OmªÉè&Ed£Ãã#Cc¤Åå'Ij­Îð4Vx½à&Il²ÖúAe®Ò÷@e¯Õú Ek·Ý*QwÅì;c²Ú*R{£ÌõGpÃì@j¾é>i¿ê A l Ä ð!!H!u!¡!Î!û"'"U""¯"Ý#

#8#f##Â#ð$$M$|$«$Ú%%8%h%%Ç%÷&'&W&&·&è''I'z'«'Ü(

(?(q(¢(Ô))8)k))Ð**5*h**Ï++6+i++Ñ,,9,n,¢,×--A-v-«-á..L..·.î/$/Z//Ç/þ050l0¤0Û11J11º1ò2*2c22Ô3

3F33¸3ñ4+4e44Ø55M55Â5ý676r6®6é7$7`77×88P88È99B99¼9ù:6:t:²:ï;-;k;ª;è<'<e<¤ >`> >à?!?a?¢?â@#@d@¦@çA)AjA¬AîB0BrBµB÷C:C}CÀDDGDDÎEEUEEÞF"FgF«FðG5G{GÀHHKHH×IIcI©IðJ7J}JÄKKSKKâL*LrLºMMJMMÜN%NnN·OOIOOÝP'PqP»QQPQQæR1R|RÇSS_SªSöTBTTÛU(UuUÂVV\V©V÷WDWWàX/X}XËYYiY¸ZZVZ¦Zõ[E[[å\5\\Ö]']x]É^^l^½__a_³``W`ª`üaOa¢aõbIbbðcCccëd@ddée=eeçf=ffèg=ggéh?hhìiCiiñjHjj÷kOk§kÿlWl¯mm`m¹nnknÄooxoÑp+ppàq:qqðrKr¦ss]s¸ttptÌu(u

uáv>vvøwVw³xxnxÌy*yyçzFz¥{{c{Â|!||á}A}¡~~b~Â#åG¨

kÍ0ôWºã

G

«r×;iÎ3þdÊ0ücÊ1ÿfÎ6nÖ?¨zãM¶ ô_É4

uàL¸$ühÕB¯÷dÒ@®ú i Ø¡G¡¶¢&¢££v£æ¤V¤Ç¥8¥©¦¦¦ý§n§à¨R¨Ä©7©©ªª««u«é¬\¬Ð­D­¸®-®¡¯¯°°u°ê±`±Ö²K²Â³8³®´%´µµ¶¶y¶ð·h·à¸Y¸Ñ¹J¹Âº;ºµ».»§¼!¼½½¾

¾¾ÿ¿z¿õÀpÀìÁgÁãÂ_ÂÛÃXÃÔÄQÄÎÅKÅÈÆFÆÃÇAÇ¿È=ȼÉ:ɹÊ8Ê·Ë6˶Ì5̵Í5͵Î6ζÏ7ϸÐ9кÑ<ѾÒ?ÒÁÓDÓÆÔIÔËÕNÕÑÖUÖØ×\×àØdØèÙlÙñÚvÚûÛÜÜÝÝÞÞ¢ß)߯à6à½áDáÌâSâÛãcãëäsäüåæ

æçç©è2è¼éFéÐê[êåëpëûìííî(î´ï@ïÌðXðåñrñÿòóó§ô4ôÂõPõÞömöû÷øø¨ù8ùÇúWúçûwüüý)ýºþKþÜÿmÿÿÿá¯http://ns.adobe.com/xap/1.0/

      

ÿîAdobed@ÿÛÿÀ¨ÿݲÿÄ¢

 

u!"1A2#QBa$3Rqb%C¡±ð&4r

ÁÑ5'áS6ñ¢DTsEF7Gc(UVW²ÂÒâòdte£³ÃÓã)8fóu*9:HIJXYZghijvwxyz

¤¥¦§¨©ª´µ¶·¸¹ºÄÅÆÇÈÉÊÔÕÖרÙÚäåæçèéêôõö÷øùúm!1"AQ2aqB#R¡b3±$ÁÑCrðá4%ScDñ¢²&5T6Ed'

sFtÂÒâòUeuV7

£³ÃÓãó)¤´ÄÔäô¥µÅÕåõ(GWf8v¦¶ÆÖæögw§·Ç×ç÷HXhx¨¸ÈØèø9IYiy©¹ÉÙéù*:JZjzªºÊÚêúÿÚ?ÙÜDA_õÁýDjr/þö}æ9aý?>±zx».<ÿÕå×r-n=6$qq©<OH®#i{|Y<bìAkØÉCîYØ Àéè¤ð@ùõÀ±õcékÔ~çþ û°È§WóB5j}kþ^¼ÿ[°±çÅÅïÿïaV¤ùqé2L®À"Ô8ÿ7R.Úl?Oëþ·¶¹ûIÚ(zÀA`H±³j§ø°ö·Y+¥ºO$EHÿo\Üi*SÖ®«_ýªÿOl¤ «ÄtÿÕÉ

3^?ê§\-ØÇÒmýmôöÑÔãìêÂka&©MK|ù\$@?Ôj?AÇûáîþ&¡NÜM

ËTáçþ£×ô0úú}óp¬}ÕãÕJcª¥Å´þ@Ïóõèq¥ÓÊßõZįïL¥HëwR[Ïé××®"Pº@"Ç^¾?P#<{r9꿨8pÇJ¡-­H ­8ÐT~fë/oöK}}Kþ¿ç}·4åª:(ð=Çh*kÇåö×?Óqfçú©RÇëùúñ÷e:Qãѱth©5+üÿ\4»yOö<óïc-Ò0Y*òë×}Fà}EìÑq¾NÊ0çøGX|6bá\µ½'üØâ?§·ü]gIãÕZN¿!ÔÄ`-kru)¸¿Ôú×Ý

Õ>]{IhÊùM§ë굿Ûmx¾:u¹$Ö#å×k»ì«)`xµ¾ýä{ó\Ú}#§m1HÎi×j¦ÉùpÖbH±úñý?§º5÷7N¼K(ð´C¯úë1Fô qê:Ö±ú­í -^.Ý-MNú³Ö=H?´,8ü°6ï?ëûòÜW?êþ]yî`JÝùÿx0¸[·«}ooÀ>î",|Dâ8õ»rì¦s×-*¹°rü¯íÇ/#PpéÙ|G.±Æ÷k°çMùúû·

­NMzòÖy`ùú.³é/p?EXñö^$oÑqó+ñãZ«ÑÿW¯\ãBGÔè¿ô?ÑGÐÇ»´Ì®GV¼Öï\#ÃqªQ°%¬55ËX}5íÖ§ZGMÛ[QOBÞG\´3vúØXÿ[ûñ

Èê´æ9òþ]qc q¤_Põ\ßóÿ/î¢T§^¸$n3ùÿ½ceÖK¥µ5cÍî£þ ûRì|0)öt8¡¸SÝùãöc®qèÎKÇ:GøÿzöÁF¡ ôbÝ"(ͨG\ä ÔXpE¯ýâÓÅ­µpé<k´ë§ ©#~ºuX¶ôÏXVK¶"ÿªãúÆÿÓÚÖ

â£ër

LSϬ°hêSúî

éôþ¾ØÌǸÓò+éîT«ó9ùâû:íI!IºýUmþ¿·F¯I.¤dcÒ7§yúßëqîcSqê¯(:UE}zÊ #ÄÞÊxbÚy?N}î¾"TôíÓuRòÇ]9wÓé ÚÖÏÒÿñ_z·¢sÓ½È>tìuß×~,97ÿZçýÁ÷YYµ?òé#c\ýfHÃ]¯Ârxß[ý}²Ä Ez]eeñ¯zÄÃI6üõQõä_ñöªªLÉ?êõboÈФ_V»]ýµ¸þúOn¹¨%¯qýoøl ÓZ×åÒ¥ÒeXåáþ¯LõÏõ%KÜßOÒÇê·¢÷·ÿ_ú{sÂð2xõXnj@õýTë]i¶H½þöóT==¢ìTõGèÔþo¤7CþÛúûÔR­8|ºdÂÆ^B*Õóÿ?XYuÔy$^ÜØv

v=VÐ")'ÿWÙ×£H'G<kéôÿöÚ@Ëõçê «Ó®J ¹,Ç6UmÉ<(Óéí­!-Oν*Êñë¯B(Gp}$oÇûcþ7çÛÊ©ñ«M m!@>½{ÆêRÚâÄý?÷öþÕ$ðG¯[µê&

TÿYÜ1·éø¿6í½§¡µãÓcÃyûÅGXŬ`mcþ?Óúwa@MNE|0)ÖBWI[PÒ,lÀZßãý?§ºÓà:fçL|kÇÿ!ë

$ðýEþ¿Ôè=ÔH²F?ÕùôÛ0

¡¸¹*»_F¬äcþÒxyãö³Iêm*,4ܲÍÿI¿Ðÿ­îºÏo$¸#¯ðuKqõú} ô7ö©XÐz?«}/Z?åë·Ñ¬>÷#=³w) *ô'³·HâaøÏ¬ÎXUK© ùúþO7öÒ

w=&¹â5&µû:Ã4k{}M-Êð?>ÞBÇWEÒŶÄ(Ïç×q!T¸±'Õõ½ 6QFÔø²Ø°ÿoïÆàPq=»¦Õ#UGóÿU:ÌHq{

úHµÈ¿âü¯>ÚN¼zteÂFrxçüÝchÝUn¤ß«

þ±úûÒ°®zLI

Ö·rAü5Çì§]êrt©,9] ×ý}ºb©sÇå­Äþ¯ðuËÔE'n9äsþÇÛ$UpW.

O²k`ð??Òãþ'ÝM¨Ôÿ«ùô®ÚÉ$¬ñõzÓ¯ZM*ÄjäýP×7çUø·Öÿò*hj?ÍÒf³¸¡ZV¾uçëÁ$*y°Ô-f¹[}4éÇôöâ´mÉëÁÚ(tªÔY¥*9'øÿ_Úg«¯Ë§`fàR¿äë]ëV½"ñZ^ó<ñÖX6p¬8²ê'ôóÁ"þìëQSѤã׬Oõ2k-ÅÇáíéôëûº7m:EáòëÄ,¶¶Aà°7Ò

¸çóþ÷ïÑ©é¦ä!XäuÖ

ºémWFeµø

tZ÷·ôÿ{bÍZô¨µÈ¥NOüWR×äþèVEmMH#y4(ÏÛþÏ\W¬95HkoYu0§J§µp4§°Ùäoõ¿<óoñ?ãïq

¨Þ}

i$ª0 ë

EµH'@,@ÿ}ϺÌ

_³£t·Ãµve*Ö°PÇÓ`9äÿõýÝ£í

Ä=ÉO}?\Êæà7ê¡xãí8Uë^vëyÒuÿ7]'õ~?Ål@çé{ý-îçS¶1Ñm®qR8üúñfÚmõ¹¿é:ÁàÿãÛ«'I9é$·qüP­ÌRˬLåc7k^ÚÏ?ý?ßqîÎ.í'Yióÿc¬ÅA±H²«^÷ZæÿáþõíÂ5á[OhÿW\ØsÀܧâçÝ¡]9é··¬eç¯+</À¿'ÝCË&[·Yië±<h Üò¢ßãíâ£Wóê³ÂÔ¨Î|þλ+vÔ$á¿ÂÖÿúûµÒGµË°zgüÇ\Ù­ Ô,~¢üR¶nuí4.½"¡î\:äþKz·ôÿÿaîÑG«Ò±tdÁ"§Ï\HXE¿&Ä­ìÐý·@

za£ÄUÏýG®¼BÁÔp

É¿úÞô%y*½oèÝèáù®­sø6ìn,~ÛÒi1-)æÏ×6ü7$ê¿Q´üú5·µS^¨ÿPëµb_ks§Ôÿ°?ëñí¤]#¦´®D>\iùpã×'Sqý¯ÕÍÍêÔmÅùú{RàèÇ·+ÄåN¸:¬I°~OºF´í=7-"[

|ºìºéäý

\iúXûò9

§Ë«N=c:Âýuõ[ðM¬y<ûQæz/·G

ØÉxpÿ'Y#^,÷1°&Çj-í·:M?Õû:1)©ÉÈëíèý_l,

­íèÜW¤è÷@Â¥¾Î²,@ÆÈ×ÕqoI­õ÷I$Ö<¼ºÜV!PË)íó룫q¡tªý_ Ôüûð

H¡é£8,iòÿW¹ÅÔ[ßúØ_ãý?׿½ÜzvÞ"Nsé×7

X Ón.yâü~=ÙYqÍz¿èWó¯\nÀ¨@ü?ÇýëÝ65ðêÖd *I$ð¯]¶«zùõ½ÿqî±É¬àzÓ¼òÒ'ÈcÇý_.¹xÉkaô$}?Þî$dì"½;»#¹]4@(JýApÄón?¥¾ïi+W¸u©!yeîÿ'\¬tM¬¶£{iúÄûsP~ÓÒΫÿ¬Cuô"Ö³ãúöþé(dQáç«ÚÁI¡Ù³Ý\X5[éôä}·:ùR½RYõÊKR£¬^¶Pñ¶kÁ»rÐþ?¯»,hÜzeæJk?û:æÁÎ6Ô8#Ór¿P§Û"2¸òèÎÈÄ5 ~Uÿ/Y5:x7ú©$~?ÃÞ Ò!RrM)ùuÛEÁµíÇ"Ä}¹Õ<HÐRCòëR\[Mï{}yçÚã'ª£4g]?.¹"èSùQÂÿ@9?}èUÖFzð2ÌIaJý¬¬,?#õiõ\ó¨ßü=§©§V6lâZì×®á4·Å¾§Ý¡U êÀébÌCP§X4¿Öï}WÓqôÿSoéííP|>]SR|>]ÿÐÙö4?qC­ÙX\-Pà}

¸æÞòæk

ý_·¬_CóÉë³¥dm"À·'êÿkñ#

'UeæÖjõÎѯ#bI¿Ôô°?_~gÕ

¦UÄìL~}adP

¹úØÍÿÄ{ß*ç:*ºS`¯óôë} ap

H½¹þ/þ·ºª1«>¶]só(#ÓúGϻǢô­·WÕZ×>þÀÜö¯n3_»\ã`ħèàVþ¼ÿ_i¥`¤_YÌ1ëþ¡þ^¸®O"ܰ6(CÁ®~¶÷´âc¥1ÅÝ<ó×UagS¤rruMííÁê9éÉcI¦)óëz49$ñôúïBTu5Å:i¿Å(ϯ.¥mب[?¬Aur?¼zKjaucȹµìDqÈúqsý?À{N²5aÑÛRXô Õ_.?çëMÏøXß

ôüßÛQÔ¼¢´'а:æâäèܵ¿M¹ý'~@ÊnoJ¦xTëgìëÒHP,,HõV6àþÖ÷TÕÄCõ$¤}´ò¯íëÜ~úÇþByüµJîMTuh"a!ãÖfM¬.Ü'ëõý¿ÓI9UºU+Tø+×ÔÀ_¨#E¸?ëý=¸ÖétD®$uÔhUHr[Q?È7?N?ÃÞæ¤h=Qí4/.+åþ¬uân$±S¡çÔÚIúý~è$d5<:K&ãÒ¢^ª¯#úÀðmo÷þßÞ!ìþ]Q¢P¡%§]ÎÖº( D°õÊý-ùöàq¦þ]m§Ò#ÇÏþ(õå°P=7XHëþÛü}Þº×êÑ4C²)ÐÄ %x$þ»[OüG¶$·SqéËy¬©RÄçÓöõÑPîàÜi<?§âãúûkN3^®ýI5§Ë¬úébu¥äûî}ì4§HãÕeY|Fbqùu $1ÿZç÷¢×úû¤hH'¤öÐE-]ðÜ|ÿâºì ùäo©âÜ¥½½ðÍ5R½V`³5#Ë=uë,êý¹ðü?¯·jM@Ðõ¦¼Y(ÉÛö²2:D$ðÅusô·¿C*2ßNÃ++iAM_,ÿ.ºÓÊ ØþáåßAcô¸ÿ_ÚyKãªÜA$tN»»éµ­Åµ~>ú{XÒ*´c/0®1^»UfÇýoõþ£úÿ°÷VmBÓ¨k>ªWå^»b>äð8úqr×>ûHå£Ëý^½5QZùðê=ìÊMøàr¿øÛúý~ì}¨HØ<Z´Ì¹§YÕÔTG#?§ãóiÞ7e¨=ZýFy2åÖ^,ßK-¬$õý~=¥W**z¤ÕIJæsþ°©@Eÿ´.ÔÞß=¾0[c¦ÔTÖ½qod(Þ²Ü'Húz<ßü=¨$ôíºo~æë&ÌåJÜ0

x}ø§»éBhMHê·3È+þ¯Ë®tØÖ÷¸¿ÖÇñn}¶òLMF:R'ôÅY@^ö/?_ëÈÙÒ#9é! K¤¸2©à/õ#ÒÞà¬}ª°Wõ|ºP³ÁlÓùuÒê&Áîböm§ñïnñKÇü½ZC4xqÿ%zíPÜ·Y®l??íý¦íGùtuRÎÔôë¶Qþ¢~¯ûq¤¶:1tu.¢zÉ­J*|Âü:Ý~¿7±þé¢JL·nÒ)1ºP:uÁ²¯K7%¬ò¿ãÛJì4ò=Þ§\lT

G®³nlxµíí]AÛǪº2ÌV½s,ÒX

q«U{ý8öÊ0½Zùô$5¯Û×!2¦R.nì~¦×'ßêÀÇCë(Åå

}eÔ~·ÇºTÐ*æ0ñ«P½1éþ~±Oéüß.$ÜsþÇÙªzL̸|«þ²kñ~[I#©·-þ¿¶õ°ðùt²õ×gø:å!»¯¤°«q¤ýG7<ÿº¸r¾­CrEª!ÖE!ðl9Qsø%ÿxöÛ9#·§b¥îí§ºv@e¿?Ó­ÿÞ?Þ}ÛKéëwÄéâ6)öuÂò3«ªÄØ?7_ÇæÇÚqQZôÐH¢8Çú¿.¼"vrYU¥É°ôßûy$`;:QR±RzVÁlV䥭Åî¶VJ$gÅPOç×´*.{Úä[_÷zweWL

·ñÌ(Çí=pU(T,"ĸ°½íÇ×Û-(uÇ'/õ8+ÄSüýz6T$}Ô^äQÿ{÷wZÆñóéC2@àJ;Ï®2 wÔIàßúñôéïm6¯Io$òøðë½(TUôaÏú÷ö×AO3ÖüQ¤ùzuÄ c]U[-ý¯µI!ðÍEz\²(_Ôòáûzñv%4¾ ¤Sôkú~[ëí

*êKc¦£¡cLpá×´¶AÔI¹ç?BÏøû¹ZPùtËÇ%ÜZþ¯]ÚÀèE­ÍíŹ÷ç:éqQÑ{¼

h8c¬Ü~«épu}?üÿOla¨ÑÍtjºT,þµôMÿX¯úþÖ·

tzVöÚ°=ßêüºéϨ5"CôÕý?ßqí¸5=0­ô༣êô¯Xå]lȶ(.A ýo­¿ìíQDÍz*ºy®&cÊÇòëÑ)WmWÐBÛ~H¿çóí`©­:z*2?wú¾}e[+]AüOãû_Óv@ñõëP\¤lUÓò þ}xE¨1

Q^üò/øún

½´¤®I¯JáÕ"qü©Öfn˨ðl ${:KkzñëÐÛÈÓHh¬y'ëÇô>ôí+7˦­-â.¦æ¦½qp©bXX¸ÓñïZì¡5ó56h5å×&%JúÜëùôê·>Ý1.g>ÖÁ3*Õ¹ZÍs{ÿ©?V¸½Æ¡î

:·êÓù¯ç_òõÐpnU¾¢ÀþÂÆÿnøug^#T4¾Ùâ䯢´°ÕöuÄÉ6ú_óo©'ü>¶ÜJ©$t¢'XÀÁû:èªú¹¸"üÜ_è·bpZ«Ü¨ø¿Õùu·áÇäÿµLÚ§D\º³Hã'Ëv¨¶¹ÍúH'ê×ü{`&±ZpóêÖÂô¯ù8uÍ@MCê8#éÅÅý×âÂñèÉáXdû:íôÿ©çñ¿çÝ4\*¿ãLó>]quî óÅé¡-þÃÛÚb¡¥~}*ºáéǬÞBýIçEî=¢mdöpéøejx'®UB­Ôê@<}Jͽº^AB1Ñ\"C¤qüÿÍ×0<)qÍÀPsþÚÞê]¥}>Vî'Ö籸ax3×䥿M®àÛþ+ô>ìªCRz¢»Å\ÔuÛ1*

P?[ýEýJ?¯ô¿½s¤ðêÖ÷ºyõÁIàF ¹nOÓøþ¾üU4=QcdºåõÈd

MøÒHãý÷E_¨©éé¯$oÐùÓüµÿ'\WPeÀøX>¿áïÌõ»¤s@BÇìë %ü\ìëþ¿ûϽÄC©¯^Tdu`kN=g¼¤

/pk},çè}¦t]'£æhÌzAÒÇÓ=yìn.,¦ÄòmÇøñïJ

úôNÖóÉ1pÕýg\"bÄ}xüqõÿûPÉAQÕ#Hf)(ªý¿æ®ØasÊØ}9½È?_ëõú{¨s^î}xÍ$± ü¿ËÖ*ëbXßIQô7¥

ûïǶJ[kOCÕõÒË×[ÓÂrËÅ¿©ús϶õ;8ÇOÍ+Xíü®J5

@¸³¤ÃýUé¸#TBË.±irD

|lA*T{}H¨{ºj]¥2;iôÇùº¡7ÿªN,~â=¸ÆVÚÿ¬Ö'À#éýx¹ãéþ·¶¨`z~D±¯íë¥,§Kr®.¦ÊϤ©·ô?wñ=¥6óÁVÞx4ý½r`T}Ic`9oðÿ_ݤsz´¤LÀ7×K©¬5¥Ú×þ¾ þÙhø9ÇÙÕb·Y=Hãþ zâÄñpß×~OÔÛ¯úÞÔ"¿f:ñhbbSó=f!$±¸ÒGý·×e|a§éÈ£D2jà8PõÎÀô¿"àõÇÓÚ£'p_>²Æ]<ºÄ,¦åE¯Á&Àÿ_nÃiÓVâPÕlSíÏ\5²õðµ¯îÅêóél#ɬ%)çAÏ®¤^\}/bõ·çÞã

J\zÒKá1}?âºðR@ü²éÔU¶£ÏõöÓ6 g¦in»cöÿ¬ï"

 

yb8<]®oÏûuQ'ħíéÉR-î#\JÀ,tX\\XX~}Ñ&/

:jÚÝã

¤®Iùur|jÚÖ$ô±&߯·¼

@õ¨ëUÒ

P÷õ}rÿO¡±à[è9ü{utYÞüÞÜÿ½¶H,:m«qþ^»êFô­ø¹ý }G?ø§µ:h)N

æJ­ié×/Î Iþ¤Øÿ¶êÚ¨:Y4Ð[¨uiåºæÀñ¹ü\tg© ãÒhHi¦ú]kXßyÿ7üý=Ü8=IppÿPëѶWpÝJHQcõÿö>÷pUФÆGM3?!Ö@±±ÿí}.>÷M

½8$kÄõÆåI-ÀúÀµí{`vtP±-H?çëÞ[?ëKÈSïJ¬3åÖñväzø¾¸ÆÄý-qsõÞÀú}=îE@3½

ÂÜ6üøÿ® 0X6¦6ò?×úóÏ¿kQN:JÐȬÅkþO˯K+éÈP7ú§õöÔ÷K

½9ôÿQ¡

O\ÐEËýtØbGæßì½8, §[Hâ

IÆm:â

ú°éàþ÷¢%ÎGÈt&pþjåÖa'Ók_ÕÉ¡Á7#ý¶¥«RkÑô(ÚºhGνq`ªMîM¿°µÿÃÝ¡nÔxùõáê7öý

þ¾ßg¦dºBHª4ë¿H@Çà¨ÜóÏúöü{m$:0áÓà°iV¿>Þº

U$~µÍÀì}í¼64_gV14q¨úc®_7 W7ß$Tt«ÃR$ë×±[µî?$qo§ÓÛ6?LQºzKNzÌÄ9«/«èA$-Èçè>Û&Óª¹gHc¸7Òþ|:ÆÁ-`}@bO7ý:¸ö x§,?ÁÒª"Ö?>¼ÙTCôÜñ{ó{ûiõÔ8=\ÈÛ§Ï®ñÉaÏ7-ý¡þ±çÝ

GyáÓ(ÞÓæzâoø rl9ä}Tûy

»tÌÂQ*´t¡ã²FQSOúíù7b8k}-ÿö`ë!`^(íÚËJùÓaò:Üôäý9æäøÿOo#BÝmµÍ+åþÆ:ð¹ò)@@·<Oõ ý}¨m:QáýmõÿîØaQÑã]ÛÌJçÖ§üÝc¿ê±à/ôäéuc(FÙÓEãÀo?·ý¸ãRÜ·ö6ãñþ½ÿÜ,kÏpñ:¿](×ãê×çÞê9ü¯ímd(驦7

@í=eÖÿ]Cëý9µþ·ÿ·½è]4éw+_õpëÿÑÙÛÌá-s«{[·û§¼ÆKtÐ|N#¬L¹yí+-uPyyyõÍÊZ÷Ab¯ôÿ}þÛÛ¨¡WL:Þ*Ð}½wÒCHãóÍÉÿaǺB4¯FBú_üftÕ¥Oûo¨Òx:G½õù¦¯í¢¸ÃBtü©þb:ÆñÍØ} Xý·ãéAϦÒÁ"Bÿ³OØ?ÁÖ7¥É¹þ?ñ>ÔøUÒØé3Zë%.³Ä¾@\ÚÃè5XÞæßÖþѾ_Hõ¢F>],­ÇêzÁ¬0ÔXð¦÷

sÁ±ú^ÇÚUz°ºxè¼MÙåÖd

?´-ê[p ªÿ¶úûd±#U:jxÐM?>¹YEøõ~Èí¡$uïà<ºmmâSI0Á'ÒÛiâ<¾_á¯XìÄÜ+ru7AõÝã5äý½2eç¿

?ÕòëÁ$±*ߦÍõú~üǶTÔG§U'3+7Ø)ÖE@Ì]êEø½õ}?§ÛRHȤ^©'N©xõÅÛ¥Éãúþ£cÀüÏû×·m=Ü+Òy¤kT$ÓÓýºòn·bi°?ì?Þ8öû8Sþ·hP.¡'×ë£bö

ú­oIé$ÿ¾ÿzÓøÆz|2Æär@µüÜéí©UëI*É=b@ãåS×1¡½,¶àÏ7'ÚvÔ«

XÜê¡'Óý_à벬Ü4êPe³¿õÿñOj]=(¶¹¤)ÉóÏùºèªXµõ~Vßï~Übõ[é¹í

³ðþÓ×J¬nH:~~G°¿Òÿ_t}2-|ú-ÊùõÉt¨,6±$z¸>ë¥ÈÒz^(áïöºäR± ôÿ±6üÿ¶­K?Å@Ö¿//Ë=xÇ PÄZ´ØÀ+þ"ööÃMWöS¤ÊW¦äSÐ×üµë£$á:XÜcÈ]6éõÕ[+Xëó­)Õ¼#eÜ(ß!ËuåuhLiÂä\èØ{t¨iN§e»[prpAüºìj#ëaÁÓÅïÇúööѪûzµ¼Iµ%4åþn¹gP_õ/µ®JÞÀ~?'Ú& Äêý½(HRp?oùzĨÒrGÔ^æÀýxà¶öª+AÝÀÿ«Ó¢g:îDÏçþ¯ðõÓ pÖorEøÿ}ùöóJI¢pèãÀ@Í?oY#°"þr¤pG¿×ÛìP ÆzH#Pdÿ®

ÙGõÿ[ü·¶Ý\ôYáËãDÁÅkÿÖ^

J*têÓóùöL)Éý_K¢ºÐ­

Tçéöã¯HåPÚ>@ürûÇû×·ÒN<}zeÑÏÇSüúÅ[S9 µkÀ@éT2¢ÂHøzʤÀÿõ67ú~}°YCâ½1Á$åC×Nif'Q±$SõkEýØÆíÃ#¥7ë.ÿWë§W+u$5ÅîmÈnMÅïîØÂ\YÍsB

4æ:äÃP².àþÓÿ_iêåª~ÎÈ¥"ô pëfuAk:u¡

kþ£×)

°Åÿ×¹?NG×ý¿û~%JÙÓL1@~}p §öy7Qô Ïû¦u÷ª×BAZöuØfbÌP©+eİãÚ.

zºÜ,²UöuFÀÃ[Ón,/Áÿmùà{Nn;±ùõ·&#ú¤2ñÿ>:ÀTG*(õ0?@ßÒÿ½ût4N¤OÙÒ%¢ êTÇì=H<ók³z@çéaþÇÛq:&¤^ÅOÖ׿ûk­ä2D\=).-L+³7eaqø·

Ï'Û¥[WI¾´¢

\C*©*äÞçú§×ÚWqN®ñdV=¸®x¼¿Pôðn8ýGí`,xg§@RTùþ^¹µêSõ_§çGÓÚu¡m#I¾µé9ãÃùS¬>G¨7 p×"çúÅ=«ðÆYººI=½RåØUã¥Æåéâ¢ý¹ërÄ9[¥ÇÊ?ßE4öõæy¢>0ƱÃ}u©ÒÅny"ãêtýÛqïÞjZ

ÝØù:ÉrâåB? ±ÿ±÷¿*

®OFK¹F#gX¥{­ì¤þn>·ßìx÷±*U±ÑciÈ#¬ýÅíÇçQÞh¡1êZduÈFÀ~"×'ñoø¯·$dtå´JÑO\Ðu ©¹6ÔòÖöÝÁfPc«Ì²TS·®#Im|ú

µ[oǺ.¯tä±Åá÷pÿ/]ØM¿©&üÛýozY3AÒQx.¹³ÜÜ45¼X°Ü

^G_ñ±í¶c]9?>´ó(Ñ´ùÿ®ÙðÚxý6E­ôÿ_ýõ½º

7Öç¹+(þÏðõ X7¸7+Á¹"üÿ½ëhWLBRênp#]d_Y"Âçè<{«G8jqãÓ:ö鹯ìë<¸Qr

t¡új Üøú{O Äħc·Ö3]º)!@¹6Qk­½èÜ~O<QKh¡óëÄ¤Ïø£×qÄAÔ_êþ?ÒÍÏ#ݪ¡~}^ÖÊHc:MTùSüæ½d(!¸ÔMû,Ö÷I;¼óÒÈ!Á×-Cêy'Ò?ëûeA-§Ó¤³HTTOË®~.,<sô@ÿjV0ÇQÏOÄ«%¹ òÒ$Z_I`ñV˳¬ &Á¿ÛþGº;?Ú*½,Ehíé'±¿*/±??íý® ,zøµk:ºÕ°§\+\4¦ü®´~Qol,3ǯi^èNü©þ¯³¯"Æ=W½À<öÝKæ1ùô¬V/ÔSR=3þNºõ~}sD<«]_é{_ðâÿlëÁ¢áþ¯^<i"jO.º)Îk0µÓ{,ø§¶bCQåÓq«ø¨qôë"QõG M½ÑSÓp

\N'¬¤+?³ô±7¨üûb¬MA¯U¹W¿"ÉÔWôÝ@

r±½®Ôðö®9¹ÇHác0F'@û˼¿BA}×÷VP ñémÃjÂõc¬P\

VÔ¥öÙu'BôYT2ϬøRM¿Öàî©>Î[²¯ê1íÿWç×±8@_övÿb8>ë#2IbiT§øzáãÕpl@6äXÿKÿúþÕ1 aÓëðµ.k²¢éôØÓñô¹ÿñöÔrx>\5íó4vÅ9µ®/õ

ͽ·ú㥲RªG^,,Oöm~?§ÒÃÝС:<ÿ.*TÔõ~å´ñô_ ãùÿo¤j

OõytïÐIKaÆÑùq¡¯íë(coO#êäûL²éHàz¬hÊ=~]pPlãÓ¨Ú׿ßÛ\7I­8àóúuÀéF]V¨Ü-ÈÿXÿ½~%Ò¾],gV*`yÿ±ÖI"âÖX¦^ÍQÿ«×® épbl5oþÛý·Öµ>]RÊõÖäA(ãóäåëc͸<I7½ÿÛý}Õ_F7AÁ®zäYn8 êãÏû¯¿*ѪzLÏné¡<úÃw¹¼¨+õ;OÏ·@S(bRzäõÏõ6·¶´äéãÒSrî??ä¯\´k5ilnø{ª»§jôéµYâñpOÏþ+¬Z#êà:éäGÖÇýæÞÜ3Î0 ôýðÕ¼S²3ÓqaaõúúIÿ_ÞÔg¦¤ey5®$5-ÊÇÓnä\OvEÉ©ê

5L©üºä}jopÖ Ûf7à_ý¿õöâ$ÓÎÉþ^¸mVÒlT¯7õöÙubS¯}0T ?iÿë!A]óôøõý·¡×«Ër"PkOJcíë­ÖêÉ&ÀXø½ûÛèM¤?tT*|ý:÷*Ö

mÍÇ j?Ãëî§[c#Ã<~Të(

ÛO«ð-oêl,}¸ÓÕb¶[

eihÂ)×VâÃõ ãýãÝ|ú­àÇÇ^rKýO:­Ïø{«´l@QÓPÁâ!%»¼úäÀÛ©~G×èçÝXi¦z´,)Ãíÿ?X

 

[½ý¿õúûS½7¸ÂÎ8ÿ?]é½àñý97ãð?ÇýçÝ]ðév¦OÔfÈãözñaê°r¨aÏû׺i$c¯Ùðd¥Ïöt¯ÃZj¯Ë¯ÿÒÙíÜØÝouúpHµíÏôÿyK®xõÞ<7^ÍúõäÁüÅ}·­«qêÞ×W8òë]GµÁE¾¾Ï×ëïhC6W2xO©¸ut²

D7 -ÕÇçÞ¥!EÏ£$N¢E4ûóëVy\^ÁH#WÓÔçýµ"¤c¦!Ë+TqêBĤz}VâÄÜé'é¨Å=§ÔÒ¾P=zrÞÔÈ]byB15nG$sþu¨·¤[ê§Dji¸ãþn²¥Ú0>¨I&ßÕy[úvXÈj¨¥ú¸u{uw5¼ûy¤Aÿg«13V:üÏ\ä@ _ýn~·?ãùÿ}ol@åXçÖ¢!&¶8#ʯ]*·$5èHà÷¢Yeì¯Z'Qd=zåèBy·ÓÏ_ÏÛÓÃ#GUãÕÕp¹>±É!ZÞÿöQaý}¡HNÇãÓ_Qs7páéÛϯC/YJEÇ{ßúûtÂð|ëÓBâI¡i õÓIHär,Àýoùÿw¢é©4=,:ã

:Ϊ¥[Õf­uüïm a^[L¬+N}Gv1WÒÜ{ýyýo¯·bU&£¢ØCÀÍ/\Acr¿Èúþ>õá

dåÖ(]-uJÅõ2eacÍÀãRÿ¬oõ7÷ç¬j

VnD$/_õ}½ub"Áy6éÉ7öÅÃPtÓׯázç$fáÃ^Ë{õ͹ÿéî° ùðéíK$¼×صÜjÔ XÞ×#I#éϵkASuh$X®QVãþ¯.¸;T7*¤ò¶üóøü{²Lc¦îo¥¹L~ÏòÖ@à¥È ÛÕô¿Ó=²lþ]n¢2«ë¦rQIº[õçúþ}ù«tÄÐìä4¯\Ãrþ

ÚßÓûnhV|pR)>P±wWÿ®lÅÔÁ¯$}=µ¤1üþÃþN11ªµòáü¿Ùë(T@¨Ü~K}E6úsý}Ø­" û:ò

J0>¹Àë~=J­ø°ÿqþ¹>÷d&½µêÆÌH¡Ç³««Z;_ͨñOtMq9/ÓÜÁþ]p$£V]V?ÚûÏûo Y*V¹ôétÞ+¥Eç×ÅÜ'o¨÷<ÛëðÛ"#ü="3H¥dkgü9ë¹Ø,mkÛýöÿëûÔ2c¥²»Ü Sêôë'

ú)ïp@ÙãëõãÛ$ Ôg¢hORléaé$]¾Q·çÏ¿#;º]$zIÏ\cÒX¡' côÙäqþÜ{u´¬KjpGËý¹© °6ܥǢÀpK±·õÿ[Ýdx§Kâx ã´á×ü6çV¿×ýºª³}:G<°*øj;zÈöVéqqý¯ÀóþÇߣÒuxBiCè\,ÚSèIäbÿmíÃ%ã§Á[¨ÈI*ÿ®ÞOÀ

Ííÿ÷ã"$º:inå- ­såþn²DA:Ö±b°úÿ_­½§ôâ8?ZPÌ4û:ÎA³ú½ïfãün=è6ÒÆ"ÕaNüFHþ¤0?_ö¡Ç6ü{P÷&Wú½zrÇÅ2ÌiûGùÇY´ºIâà­¬. 7úý~تá×­JcOåÖ^½69#fØ^=»U1ÄôܤÐùÐõ¯¤éåüýQ{ÿ®ºòêößPK+p.=t±XZÃÏû~G·L#q>]9B§=q7$ú}&Äv"Ü?ë{¨Vû)ÒØ-µÛ¡ã¿åë@À¦ÜØ(<}PÞý¶.

1CÇ¢Øá

/{dC×#©U

 

Ò`×óÉ÷¢ÄãÏ¥pFÉU??Ï®^«¨IþÐëϤþÖ÷d**çíè¾VÏ\Ë0^n/k¥°úñ÷¯

*ê¥rZS·*ÿyTOÖÖ$Úçeá¿ü{«´[·T~¯ú½ë!`ÖaéÛO¨7ÖÃëoøß»ª1åÕ®*F·ù«übnô¥¸H¥6úÿ_u1²Óvó,§= zuç¹³sù"ÇúroõÿoïÊÄvzô¯ô^¬¼FkëùuF á®yÜøô_éþ¿½²iÖÒKYÇâã×RX, ÝÇôÿ_v\|ú(5q¯íë»

W°¹à§vs¤ÐõQlæA$ë´ØÿàrÓzÑ

u1§J§pM~Þ¹

jÖa`ĽÇ<êSÈ÷gÖ

~C=^9gú¹ÿY" &«³sép×Óõ·þ·¶Ä^VTxãÁ©#Ë=b.£w¿PÚCÇÓÛïZVêlðj2GÌuû«©Ýu þ¢,K8·ô>ü

U=x\Äu;VÊsInµ¯ÅþÌl-þÛzGªL£d"k×%ŹÖo{û«1U§F/¶~_³®äTE@IAÀ¹?ÇÔò=³DçÕïLilª8¼cr'$þ4ÿ[_Ý̪¬Ctå¶"㮬UHq¤þÿaþ·×Ûá·I¯£3P/óõÉU||-ØØ~4G$õ±çÞÜQõ/K-"··¶Ðù'¢øzà|Z

?B,-khÿÛÿÄ{lâj¥z+¾76Är¤çò¥)× WJvÔ½ïÁ6Ø{§Âhz1»EKafSö|ºìÝÈf×Gâß?Øþ}¹]4J

´ºg¬V#Ô·¹B@äþÆýé%G:=1Ö¹'¯+ÞN¢?-ck?ä~Þ=élw&5>½J±ÉVäiXñô³/×ý·´òé$iW«#ùóëê» %CXA$ßúsoöÞÚ(A=XªF¢Hé«ÌzþÌþÞºMï§ð=#²ëoøßµJºê'#ìéáÔ*03ç¿ϯ³¯äZü®ºéßèäªÛǯ#PÅù"äóaÏ×ÝdתqÖ¤a1¼óùõÏSj²møúOÓK}}ébRµcÓ(gÔUNË]rÑÇ«à¾kØ\7?ìx÷xÈTpè×LfÊ ÕÈÿÅuÐ:J ¸S~M¾

ýIüuoÓEÆ:²Åª¸óëÌÚ¬§0¸¿ÿ[Ýa

ç4§Ek,Sxpÿ®âº9c©ëÇ>¢weUêö¢vO×®?Õç×Dò5UH!I*HÆãþ5í¨:OÅüºrW:Ö¤yÓ?f:çÉk-ÁüXØ@_ðú{Û¡xɬ ûóòëNÂà[éaÇúÞö õéÀ!(Z+<zÎc²ib4Ûè8ÍÇãÝ¢î&½'¼Ð¨$.Ï_^°j`,

¯`5X}?P$ßýý©P$ºÆòÒÚ­ô°7?á¤ý½4NýêqÒµKh#ïôùÿ½sU±Cp4kúþßýhªGÃÓ1$Ʀx}áë#âÿSbnEÈ'ú¯ûû²­zW4omÍu?ñ}sTK{$¥Èµîº4º

S¦#¤qRb3ëþÏ\E´,@þ¦ÆæÜ¬~wØ®8uà³1ÔôüøÐþÌuÉUl«qé?¨ó`E­îG

éùà¡zPüºäÒZÿÙ±·ø¯ù÷êBS¯Ej)`\

Ü&Íþµ¯`n9úÛú{±s"¤ÆI!!c$fòëÎXbÙäpOû×»D£PáÑT¬¢?Ã×mu²·©x

AD}ØHº§øz÷ì#Û×+­¹úÜi:®/~/ùöÔ­4ðêIÆM)èk׸¹úßëcý

¸÷´fáÒ{*H¦p+å¼/ú@síÔ%MON½S¸hÔR

8ýx(ÓÍÇö~¤-À"ÿëéîå

LèBY»H4ó:äA<ºC­CfþGôçú[ûu»k~Þ®XV«Ë®ÛJòÖy<;¾è!¯LÕúþÞºU`ÃO7jäÈï~Ü ëz¤Ó¥r:Ìê

ò¼µì·¸&ö[ôÿ\ûJ¥ÐªÛ¯ã§Ûû:ƪB·×Õþ¿à÷j5i_

ºYá$д¥ôi(Oóòëry?§I~~·<}´Q0µ§Hl&jÏhùy¬¨n×6So§ÖÊ¡÷¹#Óðôµ®V703uæR9Èàpnî9·ÓÝjc¦d

ÒòÕǬ

0U`ÖôlAü¿¿w4tßÔÇ$Mì?åë*ªÆµÂ[^ßÓþ5îìî_?Ï¥1CZ¯.ë°¥ÅõÁܵÇÔñý}´ìú¨FI¤·ªÍ|ºÈͯõ·çú_u$Ò[HÜÅDjå×7RËê7

HÔJéäoöÞô'ÁåÒi6â!ÔÍW¯§û4ê; á·çú·#ÚÅ£¡¯Iîn$¶Ïæ=gf7

¿úßAí)ÀÔ<º\×:R¿gù\^4máÅÁ¹?¡÷è&vcW§¥XÝV<~βú^×þÍ'ÒAÿUî

Y§½*ãÔ1OÛ×L¥ÎB/ûQµÇçwUI=^+9ܪ^=ÄÓòÇ\LJoóe[P [ÄûÖ¢S<OWµR³HpÂk×e

îA:ïôKý~¿{Ñ¥8S¦ÕÕTY¯ú¼ºÇ,j!Zú¸¼ºMÁ$>º­þ·ô÷Yc#¸t°

ðt¡ã×+è´Ûëõ<[è×aÿ÷P¥ÍOçÓhYÙ× T¢_xµ¸úðöÓËOEéSݧÓ"Ò ñ#p1ÞìWMùà\~¾÷õ(äytXáP3ûO^9

Ác¤~/oñ<ý¿,âü9û:N°ÜûüW]²¢r¦àÿ×Ú!Ôj:P·moÛçÃýYëf

-gSõ׸öÜÁIÏåÓúä1ø¬AûNzâuqqasôüëý}³#7ñ:È+ÍÁ°üøàiþ¾Þt

@¼:t<n Ö'¹µ

íõAoëaõý風ãÕ´§ÄpAë"rYµ8zÆàÛÝøiCÓåUâÔM)ÀPÿ®krKnÖý\ÿOzRª§Hîe:p=bØp@ãþ?¯»

N+CÕàN¡i_<uÓB}ø&ãü.¿ïV÷µ¤ND #ò=dWP`H+ªöâ÷÷¶T+ë× 9äE<ª:âX

_õ6¹ÿaþÀû}# c£

B%)_?å×Ië³±·ôµ¿â÷ ÇP¦I

e¾Xë§

_,,E®O×ý¿?ãíYE,Úsû:ã`}CHãèMïþöû{

Ê;ºh$&à3|Cíÿë>4ZOäÛþI^=½áxÓuKË2xeqÃëau°ºMì>¿ñ>öjNCq wõÌp¢Ü«6ÿz<_l³és2éУ\o¤M<_éon%TƽÊÊËNÏXïi.¤òúÚüpü¯üWÚÓBÍNÃ. )Så×9#f{?ãO¨Z÷öÐ4¹ëRÙ]j%iOJÿyÇç@¬5õ'Û+!i(:lÄ¿³\ùÒ-k¨½ì@äßÛÅMut±tíÏË®-{9úXúá¾ê*[OI&VV8/özéKüöÞ¦bïzy'

5(<ÍzíìTÛéþ¸¿?_uÒpznX¸ µùünü·$ÒÃYãÓp"Æ?Eª¾yó릢m:7µÏ¤~OãÛËݦ> pFI?X°¸b5quú?ßQþÆþԵ˪¸ûPkùÿ®j@r¬îxSÇà~Û{Ы°>]^È×½²O][H¿'Çê#èK~=ÕÕj4õ¹ZÙ;Á£7ˬ¬~l>¢ÃüöÓ¨ÕS¯íFOÛþn±À¿ø{OW|p齬ë+Zú¬G[¦Éb¥yãýúÞÕÇu^©Ly¥xÏÒü[úø§ûtú¡Zyôiá_?N¿ÿÓÙíÙcU'

n\

'O°¿¼Ã,g×öu·°Ü%À#áûùúÈB?'úQÇüÝ[¸ø­:Xè

°j÷»v°ØpMíoÍÁè}ù³kU¨û:lw-=a"\°v Úߤ«®£`>Ü{xô²Sò§ùzÔQÜ«4pVÖ´þ\?gY\r k}uÛëuãÛ12éÒý)Ñ8'?ië ]1êV³_9ðâ¾ÝIªútì.ð®§°«p̪>,M¯ÍÀöÓM­Ê²ðûzÔ·F@Hóë9±!¹,ê8*@ÿSÿö)IrOÒ{U2j3«Ó®È²Õ`?²¦ßP,×ý·Ý|

׫̡]|ºóÍçM¬9úý?íý¥h\sNÜÜ[Å£çóóë`ãé{

Ç>íýÛĺ@ÏEðËsõ®}¿çë;Ù¡¡ìÀ¯«ÒlÜóqîñ»¼ú7Q5Sñõ}½peA¤úm`5cŬ>¤ûx=[­Ñm%>AÿWË®ÈËT

xãêx÷iK(2:O$-ÝEt«òë,$k*û7&Ö$þ=¦9uAöô¥aC'p¨Q_ì뢮ÞT){°bµìÜlxMA'§M$Ù¦SAöuÍ@ÖBêØpmþ¿·;'­ø,õ-ëÇùuÓ"Ⱦ@,Ibyú~¯w

Z>´lþ£õ\ÿ«ò=q@¸[üAôÝ(Ê ®z+Nn|H >DÿuÛ,¦'UÓÏÔ¨çu,èzQt/1#@à¬~_ìõÉÙtµ¸mÈÿ}þ¿¶]ÝüASÕ£V|Ë×Q

¬÷`Z×~6üûQ=&@ýnØÇX$Sóë§/qþÀYx,ì8¿ãöÞöi©=5y/åä:ñO&üÈ_©ñí

bÍâûSCPOË\Ð.MÛO{Ô²)éÛ_Ð

:ôz°

êJÿ@OþÛÚfV£8°\%,T(z­ý~¿ø×º/¬I¯LÕcòëNH-¨·P-oÀµ¿×ö©Ý)¤còë¸

hAb,Ü'ü-otX½,¶Á!¼ºÌA'éqþªÿý/ïÌzE5³&

I<¡þÞЮ¾á½hÕ¼,Ç:AáÉ þqùÿ¯´²Ë5Ç˧D\ý¼zì55¬ýîé'Ä8õX¢0¾Ý_.Ï=tÅd ú~>¾^æçóíb2zMwhë"é§Î¿åëpTØÏ þn-r?áíd f¿·¦u/syN¹FXò"ÜGXiʧJ¢e-KJ±ê.ÿ¤5Ç?Kð~éõÿ[ÚÄ=:ëÀ°«Ë\yë8¸G6°P9üjÞÑ0EW³¹DbXPPä3×Ër,Ëõ¹üûUè­O.·4ñÌþ\íë`ÊX}Vüúl-ø··$ñt(%

µÇ®JÆÊà}n,ú·÷dhhxþ}$¼oc¹ª7c`»òl8`Å6écîÐz]iºGöÿ¯:0kê,¶±Qôa~Wóþ÷þ¿½!PÝ;$Ð$xÏüÝI,=$t[\}ѧ=(t

5ÐXÔ )"âäñ°ÿhÞ3ª¬h:F¾Ì]Øû:éAk¬ì µ¹'ékÿÿ_ÛáÑS:ôr.¯"?ÏþÇ]ëÛìñqqkq`-õà{ð-JyñéɯÃý^´ëé!Ar9Q Óÿon,¦@J£0HJÐýñ]p`yä7ÐÍö$ÿ¯í­JùhAhü¸õÅÐ:9Vk¬2Ü«ü×ÚtV2jltÌQ¼Ãácòë"Ýlºn_èÀýOû{4ÔGK¬ú\{ónàs{sÿ#üûÔ%C:ÝëøÚ)

êûzéÜ­¬8·Ðþ/Ï÷¦_¿Ë§fxÀX+×NJ}D7Öÿ¨ßW?Aøöâi£ª´n¸±ÒÁuicÈ6ÔAúßéïJkZôóÄr4«åÖk³(V676¸!G$mªº=xÏ¥ÖÐùÿ¬a9#¡?O§úÞÔ[Ã!FzIàijúR½e2(ô¹ü?6[í,~#T7V¨µPõW®¯oÉe·âå¿ _{ºC׬

S'®'Z²ßú9È¿üoß´Tת&BÓ«öuÍÈ,½Â÷¡éà±ÿoí´$ðë_PÑÄV'ý^c®HTú jò

¿Ãúûñ

Tê^'ªC¬|wüøqÿWˬ7@ÞòЪñþßÛ²jXÁnX$ 4`OYcÔÂçOöx&ü?á %ºá³ÄùçÌ»²¬?[Ûè¶àÿ¼û ñ©B+û:AêÄoõ±Á`B¨c¨ÿOÁ'ÝÕJµÓBÞ0ÏùzÊHÚ

TÛMìYHfÿcý=±BÓwO·£XZÝmd}b&V"Ê>¤¸$úÙEîôöêWí'¢´++êE+éÀ¬ÊUCM.¨·úÞý#

Tqé_p±èãå_ç^¹i·ö×èlo`-ô÷VvÕ@0znhVD1îÿTtÞâÃéþý{GMxg¨òjW¸õ×<kÿfÂß_õϵKÜ=&¹Ð^=vPú]«pѦäýõÿ{ö×Sì¯Jâ´âØOÏËüuÖ¼|¹½T*CDÉÿ/çÖhƽëõõÞÿÇÛz

ãÕW#®,YØ}-Âõ*0úÇ ûJ俏é%ÊI+8º@ÔsÉ*l5s¨??OÇçÝÂÉÓÄtª6cøM>ÃÿÖB|ÈlÞ ¾°Õ.·üý÷kiÛŤOË¥1FÒÆKð>¼GÙåÖ8APG$Õþ§ëe½{[ ºñ^½«¶Uf/f±7äEßéí;° +ä¯#¬R©èyÍÿÅ}º%R£«]£Da,½&ç^äéàXûó(ýU5EpÇý^]vWÔ

®.âÜßý¹±÷VuÓZW­<3x¡ÀÇø¾¹·ÍÓI²\\r,9çò?¯º«&éw$*%Ôi?aë¡f°oïSSõe)9Õögü=c,Àð· IÒÉÚg\ê¾"L|0?:uèJ¬¾¥aso¥mÁäþ}¹+0á8üú¢¡CÇ®~+¶¯õ?A{þ>ÿ{ÚÈtIfãâã3åû:íË*ØßN°úµ¾¿ãù÷fM_éeK]%i§¬¬}`I±[mýÿÏüÚ`6 4?á?µëy#Q"Ö,@æür?Þ¬}¾â4oòô¡%5)Z-)î*&° ³r5s«ê¿I8à:/F{y(üºóBÀ][ÔüÅ?¯ãÝLù¡RêÎK

 

8c=u¥ôßëabI?íýí®l>}µµa+)Ô)åÇùõQ`Xr/ý ojõtF°¢9

>g®k} ~>¹i?C¨÷Vj5K­ãp*XȯþÎy\mcõúéõîXãzy$Izõ´¯Ór?OÉÙ"§:­Â´ÜWÓ®E¸6A{XpHü_öþÛa¤Ó¥22´°/­é ¥ÅíýOôÿl}¨sá¥+Ç¢%®_óuW#ú_Û}£È­Ñ¤¥ZüºÄ§B@õÿX^Ãý¿µ58X$9­zÈ¡XXúnmÇüÛúÿ_tÓ"L×íé±$RöDH#ʼgY"öäðçúqí¥×âg£Hb Ñ©þ¯\®B8 ðH¾¾«ñn(ÍOE¦-K¨8óëÙlC+Z÷V±cø$ïs:õ©¨+çw¤¢Ý¥uålê®Æß_zAOj²$¬H¥G]FTj!ÿú¿Ø}=·rÀ£D¶î»#ü'XgvTØÿ'ýãóíØÖS/õGX㤩êô-ÈÿaïÊ[áÒ¦(Àå×J=lnBÜq~>sïS"À^=6tÌ5¦å×0º¿´} §¤ðnOø{`ÙÒø!ã©5 «]füý¹¿§þ'ÝâOˤg

Ë9íôϳ®´#Ér?¡üßqÇúÿñìÌļzôvÿU'?ÕòëÄ!)áxaÇÒßKÿOwUn-æ:00D¶ìd ôõ?·®ÀþÊýyâÜ?©ÿm

ËE°CÎbôÏ\~oõâü è}ºç«=¾º½¤G{5Õ¦ìIúqaõ¿ûzRKtзÄÕöuÌ+hÖß_Í͸QÍÿÃý¿½±·ªÉÁGºdÔº«¿Ûû !IQÒ© [Ñý½y£Ö.ª®¬Æê@éïÉt°2túíQ"fë½ì -{-ý}¸'YOe#]Ö3Ú=kþA×¥näkóø6þë{]-AéÖ¢á¥)_JõÂÁ1caþ?^A¿½´µìSJu¦y-çóêR 77?[0ñ6öËËEÒÞ}´ÚÅG×Evÿ`?ÅAçý÷×Ýt¯3^®¬DiÇóë*ÜébÚOÕþòü@öð©õé/úãþ¯\¢Õ{-úGÑ~­r~¿Ot­òê°Å$éâC_ë§H¹6aÍüZÜØûr*)çÒØGytÐ.[Ûö>èÉ zùt»éÀ ÔõYÓsaoÆ÷øöÄa¥ª=-²ck~yÿX3(ÕbÇÐõ6ö¢"ÐæjFrBP7þõÌE§KOÔZÖÿÅ=¶ÓøÆ¢$Îh¤!©?êôë #UÏ7úûöCÑÜN;mO\¤*À

íøÿ{Ò±NHLZç¬+¾À5ú1à?ÃO»´¦m-eht®iö®MÒÜú®#.x7ÿnyöÚ;Aëmq@àçóÿ'Qe}V%çsø?_¯çÚÙ&tS¤¥éYÂ%¬EÊúüY×ÿyö3¿Ö¢eªuÑUQ`9oÁ$ÿ¼½{{!;©ÓÁ`

xüúñP+¨Ü}«ð

Á¿¶Õƽ@qùti·xRwÈÔ§

þZõÚ¢`o¤^ÿÅŸ_oHÕ >}Vý¢

ÙÞOüc*9e¹±»©ãð>Úf(ttTnäºg\½$G×ñn-É÷q)8ê³( 2^@×e

?^ßì?â}·"sÒI"ÖG³®6eÒu^Aá®?K[ðü{²®µ5ãҥܥ#à~Gü¬êTÉmÏ qn§Ð{dCVóêÑ\j:ñêòëa ½¿ØÛÛÑé¡4üúaÞPä ¯åîêÑίõúþÓèíù×ùuZ¿ö×ü¿g_ÿÔÚ

FB¡mÃ~Û§ãÞbÄïSÖ.b0(\WýUëcèè

¹ü/6ÓÅÏ?{­ê´öqéïMN)×lu_HÖkZà\}oø×´Ö¬àRBIícrÇ^}whQVÕÇ©áI¹çú{Q*j§dKp@è

Ãסrê~æçéo¥½ÑUuQøõ}lñ¸¢»\8µ°Ô.Öë{Ò°õGçÓ\I

ÅBêy?.µLdCϦáÒxu!Ud@Ú¹±#ü9ýyÿ_Ù{ÈË&çѶîª

|ª:å`[ÔH?àM¿Ûý>¿ãíPfr:~"K¨ô¥)ùõÅzCüMù76ÿmr}¦yõKòé½\?fú¾Î¸g]%¸½Àýé°÷f$@9é,Ër¤ÅÁüTÀû|úíLKpäqé"ÿQ§ý=¥t¹cPí='úGXÌ>£"¿:êV,cà}E¹ÿõííø£Qù&9cpWì®]¬?ÐÚü}lçÛïI2FåÒxÚI¥¡ §§úYMî,Ãêoôãú{¯qÀèÊT?êóëÞÀ"¨¸Ô.mrG6·ûǽ0SòéÉ*Y¤±±ÓésþÓþ>èu¢ôü!bQuWòÿWíê#Â]µj[YÂÀé'úþ>ÜϢ뽬ÿpòòÿºòÝ-Á(Õ{ÿ¯ÿ"÷fíÏJ

°ð.}?Õ^²Iɧ@R.5êú"÷ãékþO½C0©'ÂG ?Ï^HYso¯,Hm?_÷~HØ8üºz+e

G\aO¨ÞâöoW×ÓÁ?â}´K

ýnFóV°C|Éÿ ër_¢wàË_íV¬õ[Æù^c©+

๿Ü~>÷FiuÛYDëPN8ã®¢ÏøýGüWÛ̾C¦âcnÑH{Ôÿ«å× º©·Ô\ò>¼Ûó~G¿TÉ@?J5I$4àâºìj)ãü07ä ¡+ùáîáÕ^£ª%ìÓ/Vÿ7]SCÅï§OêãîOߪê·:ÌESËˬQÆ#ݶTbEÏÓò@÷éI¤¨§¯U´¬6ìïyyõîK²XNn? éý}îg0g¥ÖÓÇA>ôêxÐM¹@ÌG6ú~} (Äfþ}zæI]X

òÁê:ê¡?¦Ä¶·µlûuW¤ÑkG:~ÏözÉ£òHÔ.Eþëí5¡åÓÓR1ǯ]InIæÂÜsÏøßÛ±ÆB½5©¤o

Æ:é@p©À[Ùzáí¿

cm}U!×

ϯ]åoJórÓéʯöáZÓOÍ Â'çþÇ]±TQaý>§ëþÇöÞÓO I>×q­ÖÄSoíøvmAt7Ê8ðo^H]ÊÛEÁm@?~}ú)%O

²:P¶6Ófe#ú@¸!a6úXkþ/Ïì=¸Íº¹¸x#Ñu<òëÚn,úÄÞüûÚ5CÓ3ËtÅ&oùIë-ñ¤jVãúý=¶Qµe»}:VÊitø|èzÀHRTq¨iµíÈäsþõíÝ)Jפl³1hÍú¾}rHümåÿPäÜÛÒsþóî¬êÃJqéÛvXM_Ë®_­ùQm:$ÿ{òI¥hGVFFV³åN{@Ô@^X[ÛIþ¿ÓÛÁ8é&áÒ©¯]im@ðEÐÇôþ§v+¨ÐTÇ"Éõpë!QkaõÕ~?¡ÖöäïÑÒ kç×J¡U¿µ«é{þ?þ5ïF"íÚ?WYaa¥°!×Kë²£óõý©T¥A©4#@ÕÁùÐuÜj

Ñloõ_÷m1ûº¥¬×:¼ðþñ]rÖñ[«5?Nx&Ãñî)$CÒ¹

{NO\4Xsͬ/õ$Zÿîñ÷wqék7«ð³®Âk`.ÇHÕ©»}~9·ø{¬¨÷c¥b"sækþ~¤Âþ[þ×éí+#1xõ}½)¸GèóÿPê%Ì|2©¹Û{ékûPIuIÓnl©ë $þ°¹¸ß_o2R<ÝlÁxÉ+öÿÅuIbIPXüÿ¿´â¤t\þÞ·Ç0ɯç×6s{ZÄ¿º@¾#'õzõvÙäjõ§X¬ÿ°ý?ëÿQíL«§ötÕÄj©×å×1¡7o 'Ô~§òºýH8§KnÞð?o\Vàê¿»l-ô!ÖÀ[ÛfTsJTþ}%<i°ÿ/òõÕWèAÔ¹áõsù?í½Ý^Gø¸/L2±¸1#`|¿Õþ°¢Ô¯Ãse?VÖÃéþßÝËÿQ|úcÀc-ú¾}sdE¶®Ö·õ }G×l«ÊÍT48P²ùõÉc

põüpmùð}» b+ÄôÃYh]x­"ÙôÙ¾õÏõÿcí9%¼Tùª ´ÁÀ/˯"Dåk°n~¦ÜýI¿¯ûÏ·êú"éénÔÅõæ[iãÕéþ¾eÔBnHô§?9ãü}°ëæ<úRìßL

¹¥ÿ´4O¤sù?}´K(î5êÍ*ÏÙ¦+þÀë!`¨I­»Åi®>æüXIòFêáo¥ú¨²Üóÿô÷¯M:ÖÞñMòÿëPU%İ6Ó}Bálxÿxü}}ìHÄ×¥ØVµÿíë1[¡AÁ#m~øÅ}²Ò

z]"ÒÏÁ\üÇQÂØApuÜìçÛÍ*Èn£·'ÖrBz@½´þ>ÿ±öÚéo·=ZêÚ)[ÄLöð¹]tÜ!T$qê"àÿ½kÍc

ö(¶.Èc­©Áÿ)뿤*«W$qôPOûßûǵNNsè:¬%r2>Ó×"A X{qsaÏꬥN0>]^÷¹ÛQ¿²H?^~¿_ðúû¢ÉQ¨·q.4þ}x(<7¹$­ÁöÃw1+Ó0¨iO½úmoËpy·ÖäñǽÅ

½x|º­^´?äë#(¾¾ZçP_èÈÀ¶¿:Ã(þ kØê$\ðE¾ì/þÃÛijpâM#¦ä-ÃÌ}ÿ\Á&N

ÖÄX[èE­þñîΪ±ñÏVit2Àë)^,5þ8±¹½ýÐ

HéWgëQ½ÇE¡ë4Vò%î·¸ú}AR?>üÊ zlIsáPgå×,~¦÷°¸?ÐõÿoîѦ£SÖÍÜÅ"(kò?äëJK}úþ.@&ä=Ú⢣ý_Ï«ø¾,

ñzîBLó~ê<þ?Øÿ¿[©*·ìê¢9Ci!Í|]5É¢OªÀro{éÿ[tfj·0ðäSaGùõÈØ!

96³.@ü{q¢Ii_.¶,{¾f]F¡¯¬p~Q¤Ûëþµ½ùÉÕòé·RãYãþ¶u"

¹± Ú×»ê~¡÷oÔý½.X(ÊàÛÙ×@kR/õåos{mo{jªèzf1"=

 

·®×J¨ ñÅýãÝ@zjës+Jeª?Õ²6®,Gølü,Ø}=²ß'¤× JÆtéùÖ%¹nI¹<Óëý}©`

Õþ¤ÝZéËùüðY

 

¿çë~9±$ÿ¶ÁÔ8õ¸YË*¿êóësqéå­ÿðØ{³¿â=<nV6"E¨üºàA$Ø­Ë}Âô·úþìòhãçöôÎ<q,j?/_³®ôü[é{ôöÚ1®3ѱýºñ§ìÇ\Õ:O#kÜr?Ö¹ú{»ã$Wª"ýUIÀ|¾Úqë/¾¼}Jðxþ¾ì¤Iç

GoÙÖn

MrGþÿ°½ºHpãÕn2

+Ó¨%lôVö±°,ÝÇËËü®H¨Æè,Äzôê½Îx:GãÛíÇ¥íX¥iþ®=x¡ÔI[þ"ÿòWõöê¥Wº,GPÎz䬧Oçðy± #ý_z1ĤS`W]__¤\1¸$_éù¹çî-®z¢©

ô+ë!GAg`Íý«Áñí²ÈN:VÑøçý^}c%¿U¯Ç66ÿõ÷mDv(¯Hí¤RºOÛþLuÈhÖá-¤ýl~¿Q{[Ý˲

?K&§Kfõá×2Z;1GÒß?ÃÚuÓ5GáÒDñCp

õë«óª×ÿ͵·ºHêÓ¸HË×`o§é~Áeõè ÷à¶?J«ó?çëÚFå'Içúø}>¾ìÕHÁ§Vú{ÖüÇù«×6?Àþ,æÞÛ2ÝÕ/ªÐTéuÓ*¶%~þ&Æÿëûlf(áÄAiáO¸¬êÍf°¿?@nÇn´"Ô:PfOQ_òõÜú׿ãWø÷ÃÝmÃ

Ò;wo>#íÿ'^TÔnËÀ,E¾¤ÿN}ù覣¦R&ø_özñ,@6¸?_Íÿ¯õÿ~=ÀåÕâ¹ÌZh8p=sEÍ͹ú_éô÷í`1#ì§J EIûxõá¤Ü7\~Ãþ+í¸ÌùóëbÝ'JCþ¯³®°$¦üÁ·66ÿ?ÃýãÛµh¬kÓ`][

*1À´õÚ!bÛUîø·\ÿO­ý¹#V1CÓÌ%8SöuÄF±66þ­þ?×ÞRËEãÓF-4gÂ?o§\ÒUtdÖ¢æÀöÞÚj×¥¼Má×H_ý¯ëÏ6íPU-ST ÛëÖK¡D¾üÿ_ñú{oJë8§JüE

¾Ãæ?>ëÚ@ÕÉåE¾¬?ûnv"m9ûÉ×a³[oþü53Vé2ÝÎÎ:é¹,Ú

úOÿ\_oöªÓÏÏ«JòG@¾g\

ÄØq{('è}²Ô=çP³Çúæ§ý^q¹[ioõïc}_Bÿoî²)Ò[µXW4Õ×++H!M*?¨þ¿ÓÝhÔÓ¶ÖÑ%UsöuP~=\ÚäýG×ýo{Q¨ÕëCÓ 2xx§^æËø6ä¥Ïøøß¿h*Õ#¤òI(qÒ¼?.²E§SjâËkqý8úøwj¶GF6®

tÍñzözÆÑéûW¹µÄ½{¹(hXg£&hà]\j:çeÓg[O½Ãû_ñ>Ó¹ÒÅs;?hë¦M~~ñþ ÜĶöÐÄQêÚNöþ]dK_Ö?×[üÕÿÿcîÓëÿÕûzÝmå}bzàQCbÚÿQÏÔ§ø~}ùBR§¤é

ÂX©ãþªõÃÉ¥Êu^ËÈ:¯Í¥¿Çß¼Ô-Ò{k#êáSùõëjÔu}oίõÿ×÷ïµñòáÒÿ¨'áÿV:ÿÕÚD,¥6'ý`?ãÍ¿ÃÞ]¤ 7X½ke" £§]5ÜÙ×m1/kßÐñïm)\ôÔÌFg]h!¿µ¤¤ß77?ì=ê0ÔÐtä²%¼5êü«ûq×

¢÷ôrþÕÛýqõöîkZã¤:´jW¯0XÚüºôõ?éõ÷âëa¡N#ˬaÕ,oȸ¿¹úØ{³ÆÌ(#2xÖ½sÓ$×1Ø¡²©?Ó×úsomªê¶?oK-B¼zíX¢ª¡äl-¨?ÿOn¨WJ~­c¥iþ¯Nº W7-Çô6÷¹:Jnf´+}üǬÚ#ñè

@×~A·öãýi*Jmæ{~ÉEGä?ÁÖ$ô~$&Ã/þ?ÓÛÒ/µ8ërÏáDZSë´Ä¡`4BÀê¸&ÃüoïAEÚsÖüf ÍÃÏ®V±Ê-¿¦¢l>×ëíZEOM-¬´æ?Í×LR;ZÅJÿhõ?Ø{ºëuð§M4ÃÝ]$úS®K¥ÿnK§öoÇûϺ§n=j4ÖW+Aõ¸EÿÍý¶1:xôµ¡hÅk´u9.oôäÃúþmþÇÛDz:=³Øºç®Q£$Ò×qoéϽ¤º{ú ºÐH8|ÿØpV¹¹

ÓÔ£Qz3*ËB?n~óÇû϶D$ÃèÆÙmã&I8þäë%ÂÜ-¿6à=~­?ïôªé×k(0²éæOù:à& }óúx¿Þø}èÅß®½0TãÔ!n}WÒ¤~>¢ÿñë*³Ð'F×ÑÔg¨¨¹

tª$pGû¬sõ>îKÇ

I­:"HdYµ6õàÉÖUAk~ ÏÐ?zj£·Ñ.û]ÈJ¯>êGüG¿i]^£öõYµ¬@©¨ëd%n/¤4ýxöðTECû:`Û·¬ùÿ/å×c,Ò¤Ø

"ìG×ýçýãÝ&¤µùõkH¥à|úímô+pÄaþÆÿñ¯wy_M?ËÒùÒn

­~Yë7t»~ÇÕþ³[§´¾#ôżPdÀ>\ËÖúéä"ä}l=\Û;ÖçÃÔÜz«kiý?\ÞÞ2Aêßê©O$¡ª]OÐÛMýÃèH&ånØû«Dèu_³£iB3Töü¸.ºueP@'Si?E+¦ß^?Çúßü=Ö%- 2S¢YYQ´ÄÓ=d.Da[úñ¿Óýæ÷öðT3FbÞÝ#×îïUNî¡©ÆÃ>q6×É 2G"ÄrIþ'Þ¢,¨âXDlóë½ÀÛÒuÏôµý¼²¸Ó¤öɪQPx

ÓüHññõ±üþ«óÅý°$T$Z%&©>õyõÓ¢ánGÔȵ¯õ÷hóUOÜ'd`çϬ"K_ÏãÔ@ü¼{ó BYºC¬xc®ÖÌíf/ÇyÒmr¾÷û|2*

>}6"LdÿuÚA±½®?×þñO~+EíéZFhY²zα

ù¹µÿPæöü{JÒÓÁXê¯^."ÃÒokq{GãÚ9ÌÇF:ª+éøAóÿc®BUUH

ÈÏê6öôA =VîiâO1Uöø}±5êÆHîÂûz̶,Üܾ"çWøÁöÛ5~«

v¢¬û®¥oÕ`Üþ7'ýcîºkG3*mQÐÿ«å×u~±qp¦çÖ÷EZ­~}&PÆ"ò

îrDX

ñÀ¹µøúþóïz)jtãC,±~üÍ:â²Ü/Àæö·${¤rª(Õëסµ4$´cüýrA«Óõ[ëþÕëý-íåÔ

çÕÄ(ª]FGú½i×-ƲN¶$T«zTWá'å°Ê3ùuÇSJyAx×Ô6Ó{ÄûÓ$aõ#Wå©ß\U®?/Ø:ÈA¸·"ì=Vá¨N}¹©4·FA"©ÕñuÜÉ'§Ç¤X]ÛMù

ÇþÇÝ"hÅ|\þÃþ¶>¬@#ÀëÇuÜYrOÔÞܯǷ0MI5£±F¯éÛÖBÍÅî²ÜþOÝ)Ú3Ó>×OøzæU8·üWýom¡è:WàÊETÿ1×#tà

økÖÿï­íÂØël@uùõÀCU&àÜñõãéõÿoïq êéA¡OÛÇüýqmJ¤­½ZO:ÁúöuøÛM:PÆ4yuÊ/Rê¾y(,mù½Áä±÷¦KgK¢xÔ«cWÙÖ#"-sùf°_Ý@¤EpoÏþ/®Öä­ùCþõý=²0hGN¸2âõ2àøú¯Á÷I¤:V&xÀEà:ÆWKé7ÕcÀ¹6_ÁcaþÂþü!aÓ³¬ ü'öõȰ#ÓoIÔ²7¸eÿzöä

êé¸uJPÜ0g««Ä[}r

éb¶àØªØØ}y·¿Hc

Ç¥1Î2Þ­þpO\BþÓX¨Â×êKèÒ½iD¨hiVùõȹ³ØT\óéú_ýð÷M9:¤óLá½G]Ø&ãMøãÿ±÷f:[ÖY×CÔH½Áõoø?ÒþÜJ«¦ãñ%rñù}sT

Gér5Ø7ÔÜm³E!¢ã§m!i[Ä\.kQþNºmV%,

þ¼[û~ÁÅ8tíÌ«oð×ÏÓöõÅû#\ê±ú_öÖ÷¥Be5òè°¸gªOZõÎ9,Wø[¥¹¸÷W1Iðòé^´ Q³O3þ£Ö0àx#ëþ¨°úý=ªTÆqötè©ðáÃü½ff2%À7·ÿ¼Å½ë@×F8é|ÖçBuȰ©úý=ÙËWJpéç·Sà­C}åëÞBn-鸿¨üÜiN³ÓMG׬Ñ"RÄý>~}±/ô*)üúTÒB§Ú:ç#E¹éÿÿo¢ÐzÝÒ-ÆNßÚÍ×JM¬Âöú\ð?[û´ aÓâEOzçTY¯cqpGøßÛ®H¡TÇå×$V³"\`×ôõ<iÈe#F^3lÞ &¼:ä±F.F¦àØßéùõ§ë{ÝJô\ ÐüºíÞÉpn-r-Íþ·÷·rHé\9JûzçAúnmpOçéîV®·2t=\\ æÖÓÈ·Óü=Ô¤èt©é¨¬EiéOå×QÆì,û{ó§»éÒÔó鸮òë«~¦öÓù·Iäÿ°¿¿3aAJô¤"ÖÙt

Úãqo¨HüsÏ·^M$^´uT'óÿë°­#1aù»_ýoÇûÉöÑ`Ô(zt}Xz(¢:×1[È<ÞÜÏ'Ûʦ%,®Îêzð7¹'aÇõ·?ÐûyÜ(

xôê<EÔÊ@Ï® 3

ìMÀæãüúïzÑ@Á'¥zÒP4ù}`a/Öôi7úú_om:¸uYoä`º&m:m}AüXZÜ/¶$,sÓtó8Go

f¿³®j×ôØü÷TwZàz\ÂNäì"V~ã¨5GpWq×»3\Zü·{"éεþC®rþ«+ÙB ²\XªA?_Íý·cÎVb`ÃÞ?Ϭ\t·¦ÇWâÀßü}¸¾Ò¨¥

=x+°½ÇªÙïkÁ }½ÕPè_>ªöÁã] ð§Ycô± ªJÿCo§ül[ÝY#ÒËhËD[V¢=Mzæ !.C}I¸&ßR¦ß}·õ*¼T«çÓÂð*K\þ^¼­J½®¯ô·çú{³I¤jO>6x@ ¯:çû<ëþ¿û}}¹¾"÷ô­ëOáëKoõ}à·ûﯿGàzWc8×\çË®!Ú&k¯\°ùo¯×ýo~¦®oÇùgöuÛJ_Oëù?íýØ®Jqé)$fFòëé¿æÄ

ùµÿÞ½´f}5^=RÞ×ÄPãì¡ë%eà1(|úÉÁÅWEb/s{ðnG?ë{õ$ÁÒ{uXOn:Öµþ}`µÕ,ò8<ûTòJôÌPLòÑ3O³üýef³©ÓbxçýnlGúÞÚEñ­Ü1¤¬lº¤Há¯È¿Ô\ÿ¼û§

á§iè®ÚÙäT¦ÃӮª(åOü-È_¯?_nÕ¼:7Kä[[wXb«kSB?ÉÖQek¡·¤?7oÇ´ë&:Ôñh}Qþ¡×°±½7añ½ÈÔ)YGNÄAÃÓÓ®¸ÀúïÅzt5I`GÚ:ãw@$Ü@ÅÿÀþ}Ó@¦³tòÎ`ì½pÒþ®ßÐ}ï]P(:jhDñè~özÌ4ØAnEÏø{h£Êº^«Pª)åNnzæì

{µÍ­ùsoøvU%3Ñ]¨ Éc0¬H$~ºÿ÷¢<OV2¤«6 ùñþtë°¼0Ûõ>içþ)î¾²JÃÕí²9¯¦Ï×0 ÕÍ\ØXýok{Ø'á~#ªÅgú¦D&çþÇX6«)¸Fõ¾¥²ÜÚüóíAPÉ_>ñ§ÊÃQû>Þ¤*«)£ê7¿?_~riéóqk1¶E:ëPGÿÉ7#þ+î¨Ú+¬cˤ²ÆÌÀ­zíí­Éä

?ÔÿûvRº*<úòC,/âi'íõÅm3hõ,~¼É'mê1w:Øïq§óêW.ûÆÃÛaÃ

mÒç@ÿc¬Rò±µà

$·»zju[Â}D7!COÔé íÈÓÂctÌj¤ÈùuVÚ$r.Aµ¸ú/ûߺ34ê¨Àtäüúä¨Z÷ÂÖ?ÖÂÃϺ0UQëÓU=¹ëFo­¾è<ßý·×Û×GçÒyUÙË\ùuÅ'_ö4éÕuÿUo§õü{Ö¸´êó¯VÑâQ½)\WìûzÿÖÚ÷.×úþ}'[ýãÞ_4(×_ðõïs,½'åþ¡ÖD$¡¿×Ïæ×±ýµýÒHI=(VEX§"¾xë«Åö@7¿êQpmÿö¹TëÓvÔ?ÌSöºBN'I

¹bHÕkþ=¤ÜÈùô4fA¦¾BdbàX¯þøûðäÍiùõ´®¦CçççÖ;-ÅÅþü¨ÿï>ÜuWJ·óé©#h±¹#Õõõ±#èyÿløñ)­z{l¸V$>ùfrIBêB.Xê¹$~ÍÇ#ýñ÷y!`;MN5Ô!pÞ|qûzä¥ïcøoMcø=¸Z=?o$Êúkù²éº¹$zT?Àþ®©þÛbGV]ê·QËp5*Óöu*vrÇUÇ%GÐúȲû³È5CDâk

w¥=zÌ«0úý9$`9?Óݤ1T2ð=.ï2N¸A©N¦*ßHì8ú{`þ¦@éÒFlðõȨZ멾éþÆÂÿí½Ú9N¥Sébµõd.Æ3­VÉ ¸½ùÓ~äûPF¥ #?>­-å´JB7ùX\³Ç©lG6Üÿ±öÌj |úK#Jÿ««òë^4¶«)?@FÓm6ÿoí3ëñ)GNY²Ðêòá×Rªf¸ÜþyúÞÿ×ÞÑÀí\¬ð² ü«þ×iû7êâÜܧ?Qn9çÛí9ÏOé·­ØzÍî~H#ê[§ãéþÛÛ¨ÏOý3h¨}:å¥étñø¿¨§¯üß¡ÖÅcNÄcVe å×¥jªÀ®¡po~~û¢0.OJ'gj:ð>¯\tIü\­ÿ¼{ØãҽʳGûs¼ÉªÚÓøñ­ý»éDÕºW31Er*OÏ^tVºáX^Ä\/ä[ý¶jçS9é¸-¿SYøzëöõEú¢æÞ«Ï½)­:2íØÏÏ®2À6¿Ô¯ôà{TºYé¨TE©MHü¿Ë×±`Lk¨É_PþÔ_÷lÉ -+Ó0ÏÚZ£/ö:Ê]´³r±±·ôâþÓp/O]»:еëÿ¤Ò¿¹ú\ܰ··b8P^ØÉ0þ<G®®ÄYIn-ù·í¯þóî¡2f&覸]ÒCðx?_Íí¯×ÛìÁÓ¬¬I¯äË×Z[¨²ÞÃWÒÍù¹úÿ´êUi¯§õ+!ñG¯YTc®ræä°äÝÑ@ýCǤö÷ )ðTGüÝp³"°ºQhî[ßÙçéôü{z%Ô*M:,I%S*CþÏ^hËgæÃHþúþ®yöçt¢zç§­g

Y'Õû?ÏÖU}ÖäMÇð~ý_¼`ôh'

a*¾]q´dTÜ5ì¶åúsø?ãî¼Êz'JJâd9ëÒG­¨Òº¿@VÒ9úz¿?à}µOót¢öÄÈâXÎqÏ$õæ"ÚPã¶åÿïk ÕBÌ)ùצÖÁÛáòáþ~°·úEÛ6

Õü}¾¯VºâwÓú¾Î³©bi6[o~ãõ·øûkFqÒë(åTðÜpó먵ø$Z÷ >ý¿¿B¹ê¨OzÈÔÍoÍÿçýõ­í;1À­)ùt_Ýjù¸éäÈ,.Ô¨âÂÜÿ°÷¶ABÓÓ&æíý£¬6/uгÉÿ©ÿudVZ¡ÉèÞÚ5Ò~¹HUX [³0RÀ«©osýç{:ôìöb%"#þ±h:6)$GRÿù÷~×ñ§åÕ,$Qdz³ÔJµØØ±¸ßR?ÛûÒ¹ZG0¯þç¯XCBô

ºj'þÓ7øöÕÁmcBôîpV4¯ÏüîÀ(<óêkÓo§º$Y$t¤¢Ï¬õAÓøÿ\ÿµOE_^®ÈmÜÁÏ][Ô?ÔÁúÜXX}Øû÷¨ =Rk©HQþWùÐõı$}¿õ<óþ¿ûl¾ iZW

:[2(e'öõÝÐÜÆ4ÙãI¸þ·ÿ{÷HÁVï鮲9HIÇ]#z½ù6µÿ#ý·Óñ92YÈ'ÐW®.~/©}$ë¹$ñþØáGóéߦ0Ç¢ÿ¥ÿf½I

 

ïqþ·ôµûÁ¿´ë)ð{Fz¼qFò#óÿ/X¦­ô«ní{vÕµ/pÏ^0åÖr

´ XýIØøßu4ñG§^Vê<0iö¤-ôúHæàê?Ù

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

/Ad£ùßÏ71hñ¾µkk"¤÷LC¼Z'ûMÇöW2å¦fG'æãF¾Lºaõ

ue$JËñ¾2·pác^æHU"³»aIBjX±&(wÁÄHMüÃä?9yuamsFºÓÒàÍ

äÐ0¨­;dH渱È$f)9q"uëµiãu¥|p«ÿÑó,qËm*Wp7UYO¨ôz_åGüãïøI²×õûæ´Óf«ÚÙBµHÃlìíð¢¹Ý~øsíßk+áÃ,~©Ïû¸Kú¿Æã`Ññ#ȨÍù=å{¯:Ë¡jêÊî½;ö¹6EСj¥~×/6yûd1Í>,øx¸¤ícØYN1_ÿL÷ÊÏË

ßIL­íÔúW^¹

U¤¯óÄËËáͶ¶cx1þã®_ÎüK²;=ÿ9åõ-iz;6ßW2R¤$R¿ìþ)ö[´¥<ã-üo_ùÌséQGbòËÿ#ÇæÍ2ÒwçÎa,­ÒÂ=FÿÓ:¾ÓíicÁ)ÄWÿe&Z(ÀܾóVº+^ÚZÆÓé¯Çû¿§Öx¿Ýÿ»lÔõ·ü«Ï+£º:e£ÝÐÏ4D~1±j2ëg²Páª(dnÁÙ3Ë[ x­$p«Ãò~%ÂüCf*­Æ¹¯ÊNÜ#àåBQ­îýî_*èú

­¾¡e

°\¢²J,íää(?y|4 §Ú\¯ ÇÿE¾±cý2OÒÞo©ÍmipÔk;h$#rP¹FâJýÁçê ÿÚH«ý4Ê7Mêö7n?ßlÖ;éôrW[ÛÒ°F5-ñÍ·¶bdÏæ\ì:9˧eú¡ä]+GÿC©.«} $ðD¦G¸­PGÀW¿Ùä[02N@ô÷GûDáþùÉ6«å/­¥½ÍÞ ©uu­èJżd°qN@4^`ñ@º.çú(HOúGÄý×ñJ_GÕþÅG¥ÛMuo%µRê,Ù­Èõ6,£¨MÛûµoòìåÔËF­O³úyFRrÆ'×?§ùÿK×|æù¬`Õ4mJÊ=3Vô¢hâ YÞra3/Äü|üÚcÂ.¤ù¦¦|C(OùÈoËÖó¥äû­?®ÓJ)EÔ

¤*UÑÕÇMYeÊø~§O3ÂùçRòΡåëÝcFÔBËô¥U<(`êiY~%Ì}6ºBpú2z¿ã«3¢·Ë¾fÕôh¬ît»Ïª]ÛÕ£0ª¾À+á¶dR%A;U.TPT£.2·KÓWB&1ú.ý#nñãÚÌæsÒû-Ù0Ôåò,x¿ý2Ë/§ú1eZ¥åñ1®ÙVà(¤mBJGàzì§5Ùó¶{^ÊìÌZ<dË&må_ÃÍú÷I¶NÓm­¥²)P(D·Ëó>ùêæö{A"ggÁ5äj(Alï4Sª'p¾qÀCù±J-<íægÛÏé6ô÷dnÕ`ŷͤ º¬ôX²_æÞ¿yg­L·º7ÒK@÷ƾ§ÃÛq?diÉÅz#üØý.ì-&KÇL<§ùqäß0Ú\É5£CéJª­ô1*ÌñK ¢qÝ][ö6X3Î@ïþåç;W°ô'0zåõÿF«ú?ÒN/ükåÛæê·) '¨«0ã#8Tjü1Äÿ1õq6%/£.ÌìíHËÓ<Q|OTÿø=<<\4¯úßmÆ¿¨ðIÕgöWW|!D+ÅôñB^¨±¿3y§O»¾kÖÕ HækTòÜI.9G;ÇÈüÙ +fP|L¶Oõx~OñÅ<Þ¿±µØÿyáÏÃôúxºÉü8ãü?Ã?è§þf[ç±úźi×|§·ÕW)þþÜÕ/û<r:IH'øú¿Ñþogèõ_L±eeê¢_ºñãþl£üPMg¤ÐË9£1ØËÒ<OLØñ²/*~Thß[ëJiõ½=¢iuÅýÒ! ´âïTy-,ù¥øþf0Å(ÊCäâàCôðÒ¸Ëú°ÉüÖ;æhÅ®»wndyeW<ÝÈcâ£Hv^m,ãÔ_CÐN#kã¤?ܤòJ¨=F«½j{Æ7³~L¢#ú¿°î)Òä{a,²

ygÃýH}3û'KQÊkÙ5ó'æ§ÿMyÎæéôÙt·Ö(Ö9XÓ¨FØS|?/³ö³7°ôM¦2=\éÿ

·|¨;ä_(Üù¯ÌúS¤&RUF">T.jEOìöÚzñ¥ÂrÅÂ×§Ð_iå»Iµö²Ô®£^)¦ëC`Xú :qåð¦r½µÚSÏ'=FRÓè£Óÿ%8ÿ­ÀìðeáýÙØOÒóÎß!GåjÆû˨¶Ú6·¯a£5cñnJÊ?gâ\Ùû-Úù58¥§.p>?Ãþs

«ÓËnL.ÃJ¶Ug¹å%´nÅF¤p ò`yÓö¾Óga7¼vSF¢ÿÿÓù¯ÉºSXÏíÖae

í¿Ãõ²Ò½UÖ¬Èh§ÅÇcë³gZñNX½>K´Ë§JË_>NÒü·7çµ]Aê[wñ¹jÑ!ѽ1ðq-ÇùssLô¿ldñÿGøõOÎ

2

>ÚÇËÚ2Ú[}f;­B)/TÂÊÊÏ'U<BZ+£|uòþ¿áfFÅËÇê°y]J³Ì±ü-Ç~ís*.1\û'K:=\ø¿0=_ÔôCêáÅâ}¯ã®IgõûmNâÊë]ÒomÒmwjfjJY§¨Ã÷·îó>a2£/éÙú2çÅ^åûÉÃó~¾pÑý7_~aùB{}J#¦^uaºô%@[²x}Ë'oæÉ±7:ëüßó\3¦ÏPáÉ~x%/ï~¿«ú¾è <æ´.£;¤é¹pU#û¶äJ1`Å_

³ã¾îN»³3êÌg.p;üÿç23y×LÕml¡Óa¸åi"Ë#\ÂÃcñ(ø3Y3­ÇìîÏÎÌ&f88¡ÅèÿsÿÕ÷4+M@]i·WkrÆ÷·ÍÚ#U{-gjã"Aå\^¯øë,] cü¸£ùÿÎõ¨i_Z}·ukÛë'·q,1£|OATGÄî#«~Îl°kfdG1þä5êû

y4ØñÆB|3ðñË,ýSÿ2<hT±½±âÔl¯âæá"²Z1RAÁäÇíEðÿ.Ybq°c/Wó`ÍÓäÃ:2b¼^~£ÅêôqÃúPâþ6kuäo&%ªÖ©P#(ÈÁÀT

ñV^Y±Í§Ç±¡³Êhõú«12®ý?WñF?Çý!¤y.É<˯»Xm--áA[+CòA*ÑkÇ÷2x rJù

r3ê³ÃMÃ2㢻¦_æ&èÚ+hÚtcËóM*ÞÊd"Éj¡dAÎkCC'ù1¼h¿c)"ãüGñ'e´µË23~êO½0¿yèú¥/©7yZÇU³¹Ö&Ó´

ôçCoj¶á!"åpB~×ìqý¤ËeáxcÏ»Óü×

'WÈÏ1<2õýcéÿ«Óü1Kõ=[Ióvëp·½4ºÛ:}2ÏBñpÁ¾Ïü[ ñ»aåÓÈÏ!ǯó¸ÒpÿÒ1EjÉùy¦Ïc,ðÛÅv¢&B°RH´U§&ýæY6¦`ñâÿ7ý]Ùf(ñËúãy=Óú¿Ü1X¿-5+mcOÓµ+Ûx&ÔØÐÆZGUT/Ë·ÃÇíeÉòãIârcÛØüaÌâSþó8÷¿-¼¶×@àóú¤pÞ"Ü+ÑXµÁTf&vc7üóæÙ° O«Õþwô]§¶µ2"£¼._»õ<ªPùɸ¶z¦ú}¤Ù.4ë©c±z¶®«,A#nDøeÙ!c 8nÿM&YâÔqÎ\|±GÕëýÞ¢<^dâXÿ¼å?<yfÖÓVQݰ꣱⡿.?a¿k14ùv/i0zÙçþóý3Ó¼ éþTÒmô{yÖé`.¢rJíÌÍPV]í~$uFgèÉ\æ×Ó8Úiñº¾jÿÓ;¶],«µF |;fsè gøàô¸ºýæZaAÔ×HóÃ<1ªÌYÞpZ0¼Y\6aUê¼yfié|RßÁõsjÓä;½¥?3ü¤ÙZÞZo¨] ¾ô9Ü!¶mùÉÌf_²g9\Ú3É8Êå«ùsþðxÎslJÅGéþsÐ?*§k"E#þ²ÑåUSVݾÏ/ÚÎÐ<\±D(ú¸â?æ¿ÿÔ}CMóô:lϬ0ßÁnå¼m¤ðRKpäYXòd\âõÎ&iø¥Öãâñ8¤íå/Uþ"ò=?Lº³ó<ÏÇ׳Pà«ê|OLêreÂ$9dýw³Ø¤u#üÿÒ¦·zfk§ÔÖÉ jµ¯oÊ!-PçSÓjû'³åäXÃùØ!õ[ø¨ÍNÉÏW¦C÷|_ÏâàÇÿI)Ëç}.mVÓP½×4© XííÌêAs#q2P*zkÛìñlÍ#ù¿Òÿzâ$Î)âd&}Søpð¡þOù¹<I^3~eE}­Îº¦ï

»YúKPDÜy*þØfß1D¦uÌq3ý½8ðÌ0Ã1&qÅ(æÓ-¼O÷¡P7â̱ʪÀvõ3c"ëø¥øîÌã£=ñèCü«a¾ó_n¼³we³sªß4ZÕbYP³²£U;ÄcªÜþÊcªòíGÊ3¥ýRyÍ6V:1húp\ÐO}#i¤§ÄçÛ}1ôó¨Õz¿üæ}§<¤ÆWôB¸|(7þ<É ³ÖuÙ :ÝêzõHIEä[nT»d²CTÎf#é!u(­¿ÅÚtsó÷wòc4_Sû#ö¹f¯6 rÆ5Rú¿ô)pèòæN+Åýßúþ/ë5#zj?+H={Â\(G¥=ºåP5ïûddqö5ê/÷ôA¨ZÛjÿ·q\Df³72úÊ?QRr¦eb˨ òâié{.2áÇJe]Ý髪^@T¥ªK2ÂÔPîÛÓì×ÅÇ1rã©äôZ=(ýU/æÿIy[üAqd°iÞb¶°eýÝÌÆ'åJ©_eåö²xe2(HGú2.?hbÓ\ñdËéþó8ÿÙB\_ìYMÇåVÒ¹¼ój2]|&ÎfS#»|NdäUöýË:SüSõát8û\Æ4òåhðÇüÔªûɬ2=­çaYcÔIq,ůAðü[þÎQ<;ö\NÃhã×Õðã/ùYÄÉìÿ%ü¦­q$ïuujÚìÉ$²¯\d^=ùº­ã³áGs_Ã-¿Ü¼ö_i51Úúá(Ï?çx=¯èBL

üùy£-»¾EPúÝ$BVwP¬ÿu§©þ¶^4ãWôßôüµ¬È$FN¿ä½áþ(Ç÷\çËÃþ«Ït0Þi^xÔ¦§(ô^Ú)\rn¡ä+ÃñZÿcË7-$ï$!'ðJq¸Ó>iÚrÆ>Çø¸KÍ|ý¬ßIæ¦Ê1ûÕMü~ÞC[1È@ýN)("úÉ9 %*ýZ§woÙèþMò/u&Üy_ÖOÉoõdâæHU~÷~Gâ_åÍf·µòâ×cÓÂPÉ9äõz>¯óélÓéã8Hõ{_åíÿ5{Í_ëra·6êË¥R2Ñuãñ~ñ>òyfÛLD=ízË;þrJÓµøté´ßE¯-­d»´hȧÔxw?.Ø·É÷Xé¶W¯VVkyÃS*UEzõm³SÚZyN&¯ÙmDqçõú$¸÷Q5ųG3ÿv,®+Ë*dIªì±¶k0ãQôÉôl§ Þ gÇðâþ¤dÕtÝ:Òá-u{­ö+¤¦»¡CEªß2N9ÇÍÖãÔi3õðÏô¿Ù}\HTòwEk$W±Ï E6áýR¦Ñìj{²m§/dÇÌÕáÿ³àGÜ~]Ïo¯Ã¦$sG3ÆÓJ úBKþ2óâµãËýlËá<b"_ñ×MácNYc

ðñqKÃðúx¿

F-ýÉA`×íW±¬ÓL²"ɰhÔèzü9ÈÅ´¾øË8(TvôðÿIå¦ÕijYiú´VdHǼX±ÛÃ)Ç@<.V¦Zz|Oê¦?W©èÓþa²I,:´pÉ­

«v%VaÅ$¢ò¸òÉpf=z´Îz@0âãÕº¥×4½A5®¢mWÖ­Ä_ÆVêËóðæô³øÉ<wÞìôºl^îx~}

ú§ÿ34«Ø ºÔÑn.Ä[1P¤9ðó&~4³¿ÁÇçììÐ&ôGþôÿGÔůþbé·ksõU¼RÑúEÕ\Ш¡'®ÍË3aâÀߣÝ'Q8érdzø_W¦y<?Oô%ÄÃ.cò»\<úæ«XÊe¬T°ÝÀr±S×ÏÇ{º=¡Q¡áò9Gø½^ËËwzhý+

ޤװ7©f&5º0û,åRN\[,Ä!QROó\=FlÙwbáÉÃ.,þ=^MG]Ð/ußÓZ³{qv]A"µRDgÓNSáÊ2FS¾§7O©|8Ö:áÿMõqÿ;úIιùÑåy[ôeêë-Ã.¡gTSó?ßgþ2²LOr=ÎþwõNð#.,e3²xRþÓôñK¼Áùÿæ-VÊ{}/DÚÑ÷yepEz*TlÊyN4#³­Á ,Frãæô¥þÉ_yÌ~`¹MSRÊ;Uô®%JÉÅÂPPBRFÿ'/,Xãád0¿îññÕüÖôÿ/ë·ÿ¦t××uRèãv.Þ#|NÅS1årÉê¨ú¸5XaÓGOÑó?Õý©5Óü«

hÚ¥âÙ ¹di¯ï½åðÇ´¯É~/µ!Â$OþÇý¾9zÿ¥)xiocòi÷ë6¤¼r%Õ½K³ÆûLyÑý¶û\pæÀñþs/ipÊcQðúd?Ú¿üÖ+qæ/[»a$Éþë/E=zÇE2äOÚ­!µÎ_ÑA\ùÀ)

"

YC»0¨éAÿ'̺ÜÜ@ý1ûÿãÓÌ7:¤bâf«sSWp4àk2pèü3wÍÐv·´§YÃáá£õ a¹GXcºA,*e`Ûò#¨b3k¾GÉÅ=è_6ìu/@Ãü%å_JFöZSW¨ÔxÓ2®Í>ÁñÚác(cJü²äl´Çê^¡X´ÎÊ

I_òW-3Ø0DYz·ä#Ñ^÷L×o×OCos"Ä2È¿ííÓ+É

i$Pä~gù¯IÔ¼±å{m2ò6ÌÎ&`bVT0?åCþ¶VÎ ÿÿÖó¡+}0ÛÎX=Iþ0Íê#uÝì~?Úoµ¢4/jú_Öàd$*!,ysVJ}ã5qÄ

ÿ½rñé%8q

ÿ|¼7vr]E5¹[M \Ñ«@{íVÑ,f;ÀyEc?lê×Â

Äá,R佺@`HÇQÁi÷ß#Ç(qcÕ9±ââáO4ÏÍm{P××R{{ë»+bbâ_J( ëhc§

ÿà+ØÒçáíü2ÄpKgÅ9ÏÄõäñNcøÔ­ÿ6tx¯o¯¤ÐíÔP, t)½XÆË'©söèØFÆDWõ}»¥ÉDÑðÕû©ñÿÃ?\?ÃéS²üÉÓcX,´Øa´y=OHÆÎA z

ù·íVÈ9FÃ¥Úú)xü`pñG?ì/

½oóK½½î(~¬¾²ÍD:²~Ñn=GòàË$¥uÒö®L²OЫ«~cézĶ­v²aÜÌ»»3R¡Á¦ßc,2LÔãá×èñ!9ïþïÓþw×/é!κ}ÅìÒ\\O

±.T@¤ÄÓ¦O%!·ôXx29ñçÀ S΢qi¨Ü¨¥ý¹ðí-uø¿kÚÈöûYäÖ@P8ê½2¿éÿKü(UómôzkØ¢²»";·²92òUÊ1¨PêÚ¤ÏÄB"ãó.9d2O%©Rma®Â¯ÜêcÚ1n/ôÒRÌyÞynHÓÎÊi%¬rPª

¢òûÿÖÀqï{|**^éJ?¥uKH/!ÖÖ5¼øf­¼%VåÅj§©í(gÔÙ>ÝO?wôíþëùÿç'vß>wK;hl¯`" WU&´åÃSã sLûS$¤eÖ~©púØÇÒjÞnó

ìåõ-Nîf-#paÆP0?y´ÒÌ6_ùÿÎþ²eå/)Üy£Kó<Êþ¦¦I¨EbYMjª¹8c6mnIs/=w¨55'A$óhPk;à Eë$äQRÞÂYÃ"ÚÙÚ,MEaq<ò8¢d«¯OR<6~µg¬K<fákNa|-Ózþ¼|A&RÂ`h§~kÓµ)¼»åeäí§¨Ùv2íãú¤ÝzbÅN¨FÓBÈ´­j:

üràC«pdOÒC1øôâPþ¶ùt¬1¦:Z \ÅÕµ¤6lQ"ór8å2£v@ñwÒôxì.ì½óGqg

ÁsJÐÙÛ#WÍh]Ïÿ×ó©¥ÜØýP]F®bJÍé¿ÙäªIN_ÊÿAä9«ùsÌÚÆ}X»Y}jÕá"

±ý¬£&ËlÇQ;Où棩OqÐmbk`züëAN+ÓvÃBíËí·:îb×ð}¼´¯út 7zo¼6^I!×RW¦ézÈ·¶PÒ ©4äR[e¹Óï9W

ͬ´u=ãðÄ

«)Ö|±^IÓ<²u{,Ï%»5HÊUzr?Ãö²áái9Âþaë¼ÝòæWùwdouù-cÃY]4½YÖ:ðÿd¼²xãfòRÒ,a|FÄÊ{aû³ rß@"»à´R3¿a

µ¶D³·6¨X°=

|°«c[u¸¡õÚ65øhªÛÇ|r4æÄîÔAË.ÞÊ:àl¢Eü°SxÅJîÖ/Òík38HÔT$×¾ýòc¬!_ÁéÈýÕÂÛÍ6öÐÍmõxÒ5hÍB'

Á|N«4ÉØZ-ÁÐÏ·ã

¦¦ÑÛ½¬bRË)äÝ)ûC¾GªYw%×¼¯ou} »[[L¸³º"\üú@Äp¾ ûYͨîó-9åÕìÝIÌ©éFäf´j(~x#Íä»Q°6Z¥Õï

j|~ÐØÓ§òâRÍôm5uÉ´2úìZ}tÏp²Çñ0QP8ò~ÖU°Ýå*?æÿY1Õ|¢aóÕ´ÍYRP

·RX'Ãþ@ ÈC01âòa#'!ôG?Íþñq$²j×ÖÓAlÖ#ncjw"íB]l¥H´m"d]Tr

%K8°®Íðþ®XEíhºe¶Öõ©Õm^âÝÖK{x¸¬¥&¡¢ã\¯>*Û=>O]+yÎ,Ï¥[¬Ìñßé`Yé*Ññ»²4j[±Õ4<(ÆwoÊ?ÿÐâþ_°¼¾i£·ú´TP

á©g%«@dùsCòÄ7U»;a(

»9=A<UÍ28«dI5«mJ{¹KFÚWcêJhíÚµz5Ë%

è%KQÒg³òÊÕ]Àè¦Njöø2ÐXy[á¾â)DÙcÈPô8¤j^eµ

H¼Ï×Uq&ãÔ'rwÛî¥]Úþý$JË'¥ÂY

V¤Wû£Ðþ¬3µ2ÛG/5ª¨üF1RÈâµÑaºOhä£d%}vð^+þͲ©¿6Ø §µÌryÞ¼w

ËÊÕ"

WéÊðâ"v«0C( §¨êêW°Q3KtY}x¨Ä©ÄR¢ä#¦$dG¥»>®91êRU5©L[cµk^T>ÕÉ»eq.Kf´o,¡YÓ«#³T1e­>Ï,-2±ûw)ÙÃ4oËnÌ

{{åv4Ë%ÔüÙ©?9dÜ·:´"7oö¨79"1£²],z·y¤·º(û|i½Øx"ÿÑâ/æ+Á%E¡i²Þ¾=2KÌz KxÒü0P]ÐZæ«ql±Ïk%°VdcÔÐøS®6ëö¹:;[GRake`Oí9ý-èÎê5C:AEH*kR+ß#$GrAm2±b+ÖW~Äø`#d'oR×P&F"7J0Ôö4öË 7k$]ɶ7æTpñ´â6?¼ûähÜ"t¨í.åwîÓN4 «V¸+dÌïL~ù".ÑâO/jMNôÆ'ddaÄk¥Ã4éÂêà!JèÊ!ê

߯ì·ÚÿW2#´\io&;æ­áà´SèÊ©'7ûDɧnYLí£ÎÒæàº@GEÝ©ì;áÔEZÞͧ¬ñ¼$W£ü$H.kûËHãh oPÛçæðÚ9Cº¯?½v(AßYlÜKêÉ$xr5ãRÔúZ§ñÂÅIPI¤

öñÅUÈbáÈÒµãSJü±VoùAù

 

ÝÊ`³³#GC_R:ãù[AdZ¥½¡¥[@°Oñ¤¡I!£0+I¥üïðòl@M|ùs±XZééöº±XÓÐêY äjOµÿ·òòG©^ÜÜ[´

Ô´sVaÌÙèhÜúþÎW)T«£|7Gå½"ó[¸º`i¡pÏÇQÿ$w8g*ä¸Í 5»É[XM´ô+V6±§Ú9o¾ä»³7üYMrÉnÑ-åÐn

ZTIáK585;ÐÏ×áá.7SÓôÿÒ^Òn[HT

[Ç¿záNL}QþK7mþ%RÃ$Vm?4,É8ÔuúsSG;.uȸ«D¼Å+J?

áªZGººËßÃ&Á:Ñ`º{W¡ö~&ÒÚoy§]ÇÂ#¬k¡~ ûPÇ[ÿÒãy$5¼ìç¦ÜTbÊÔÇ$g¼ mU.~lqáM¡u«É/x[JpsImâ§ßBÈ®Kayo¨%ðêzÇ¥"ªã¶HÊljò5vKi}d%¨@£à}ù+E:¡IÕ

 

xµýH¦ø¥;ºÑ´Kh{[¦i+ÂRà­?g¾Ht¦1;Z'Ê^O¼ó.¥$PH¬Èòv2=h¨~ͼW

¼#v¾Çù©v»¤Ýi:ÍÅ&oE÷#âê:1RÛÿ²Ày $=ÖjÖÂ_­"ܯÕB±5¥@­Næ¸@ ÂR³ÉA

Ýn·[»HQo2«¸PASOªpõµ5W»¸{ëûºK³Èlm°Ìn

iMJ¼/ªeX¡JôÀeÜïdvúu

V¯jíclêßY1ÂdejÕ(z+/ÃÉ¿o#)K¹(ÀÍ]ÐàmNXôNséÑQáÃ!w@n´ÁmºrDqzy'É¡ù.ëËEø_Gæ8á [ÅE r!¾×ÀËðü*¼²¿æ5ïnàÆaü\H»½/G¶òkhv6pjzÝÌ©2k®Ò«¤E0_âÆYâ

ÇúTÄâ5\Rþp@ù3F¼ÐµØ¯õMõ9UÖ{_Mí

JPý9\µ¸¿þtQD12

kLÝ4ú+¬â^rÏmoÞ«3U!JÔ4öÉÏ[Õ ,ößýê¢ùª)~£¦:# Ë(3¾ÙkpâûåþåÃ3ÑÓySÌwe/0*¤Ê«¿bC·_çÈ~N/ô?âY

µ JM""È>#$PêødâÌ&,_ùÑ?Ý5Î<Ù}

ÔFÝbUiÕÌ·¥ÂÄ]

`kÂäþÖUçýxåÑ~

æ;É63úánä¿Í«ÛÈOî¾Ì¤ÕEÜ¿ÖþLÁº0þ·ö©";}I-Ì_º¾¸¿

½ÖI8JòÄÇ}Ø øÀ3åÂÂ?ïanHT·Ôl°Çuæ5¹ÕW­«ÈC¹Qôå×j§8öÿA®|Q6ûÒçDÒµKĶ֧ÒP[UjþìÃUªÓù)ÿFLgÏýÏí]uæ+O[/ç¼qWï-ù®R'÷BüçÿØQêûRjÞPbÔµE¨$¯Î×ÃRÌüZtÍhÖüªTÐîeðõ.©ø*©?åb?«þ*iãÇüßöH6×½ÇO±6HhVSÔ¥?Êj6fa£¸åüêàjì)tÞmÕ%5!ŤôËÿÿÓào©éé@$'©!=Àʨ{!ý1fO«ÿL!0Ðnü¿õßZûëLÐ<BP¿ºRç~£á¢å9FkÒãâÿzÎ$¬zuá«ÈTwÛp£õdN,çøãÿ*ÿãéÇÜ~k½¡!tyHéñ\7ð¦?ú§ý+|H7íQ:ÎÒF.Ëö9Ï+ôÉøkûÃþñ,xãüßµ_üK§+CD=¦ÔuÜ,ü´ÿÕ'þÃþ!>$÷­f°gB|{)ùõ|?ú¤ÿé_üBø£ù£íhùÛ)¡ÙMG&¿¤ú¦OöñâÿF?UýêÞηyIhèÛÐÚ<Ê8£ÃdWêjÒ`<Í| í,bäÛ©ýuÌa£Yd?çɳÆ=ÑÿJ¯oçV

õkÁ­vØ#¯ÿ?'üRøÒòùE_üy«ª¨8¢aöE

°'`þoÛ/Ö¾ÅÉ?¯J

Ì»w§½v8©¥C%¿×¯Ô¦RB6y\î!ÅÏí7û©~6Åu©/îÌï

®ÊDðG

$h?WoølUbÛ9¡ßdáUíì§ku²¤ö?~FkòÕo]7éêuñÀ8FBD&µõãkNú¼¹;*øüJvù­-6`n¨=+þÞ6´VÉlÁ_÷«ÈtJÿÙS

ÜBÀö®Àý8«ÿÔówìý9n=0*"Çì^ÿÌ3tëöÓüÏù8P\¿ñÄÞù1*ôâ­U¿¿Tíþ×Ù=>Xªý£×ý_§8b®ÅW¯Ñ[ïÛwó¦*´u=~¡Q¹:÷þ¨pû#§ÓÓ²

ûïøä}ÿ÷OûÍþWó°É¹.Oï%ÿ7Ùngþ¹Ä¨ÿ9ü¿ïÛý³þÇÛù²)fþù¿Þ^ßcì÷éJÝOûÖûOÙé×¶k_ï>öÿÞaþóÿ¼ýÝ>ÿïïø·¥kö÷ßGùýø¡±öÚëßefÿ­;¯ûÕÏûÁÓ"Tï¿ÞÛû¯±öÏØÿ#ùpvþðýiº÷Â

·Ûëô`Jµ·ÛÿuÏo³ôåy9ùöÛûåûýìùv÷ÍN~cüoüÖørÿ&ÿÿÙ8BIM%÷ØðrëaËj©÷

·ÿâXICC_PROFILEHLinomntrRGB XYZ Î1acspMSFTIEC sRGBöÖÓ-HP cprtP3desclwtptðbkptrXYZgXYZ,bXYZ@dmndTpdmddÄvuedLviewÔ$lumiømeas$tech0rTRC<gTRC<bTRCELRY`gnu|¡©±¹ÁÉÑÙáéòú&/8AKT]gqz¢¬¶ÁËÕàëõ!-8COZfr~¢®ºÇÓàìù -;HUcq~¨¶ÄÓáðþ

+:IXgw¦µÅÕåö'7HYj{¯ÀÑãõ+=Oat¬¿Òåø2FZnª¾Òçû%:Ody¤ºÏåû

 

'

=

T

j

  

®

Å

Ü

ó"9Qi°Èáù*C\u§ÀÙó

  

&

@

Z

t

 

©

Ã

Þ

ø.Id¶Òî%A^z³Ïì&Ca~¹×õ1OmªÉè&Ed£Ãã#Cc¤Åå'Ij­Îð4Vx½à&Il²ÖúAe®Ò÷@e¯Õú Ek·Ý*QwÅì;c²Ú*R{£ÌõGpÃì@j¾é>i¿ê A l Ä ð!!H!u!¡!Î!û"'"U""¯"Ý#

#8#f##Â#ð$$M$|$«$Ú%%8%h%%Ç%÷&'&W&&·&è''I'z'«'Ü(

(?(q(¢(Ô))8)k))Ð**5*h**Ï++6+i++Ñ,,9,n,¢,×--A-v-«-á..L..·.î/$/Z//Ç/þ050l0¤0Û11J11º1ò2*2c22Ô3

3F33¸3ñ4+4e44Ø55M55Â5ý676r6®6é7$7`77×88P88È99B99¼9ù:6:t:²:ï;-;k;ª;è<'<e<¤ >`> >à?!?a?¢?â@#@d@¦@çA)AjA¬AîB0BrBµB÷C:C}CÀDDGDDÎEEUEEÞF"FgF«FðG5G{GÀHHKHH×IIcI©IðJ7J}JÄKKSKKâL*LrLºMMJMMÜN%NnN·OOIOOÝP'PqP»QQPQQæR1R|RÇSS_SªSöTBTTÛU(UuUÂVV\V©V÷WDWWàX/X}XËYYiY¸ZZVZ¦Zõ[E[[å\5\\Ö]']x]É^^l^½__a_³``W`ª`üaOa¢aõbIbbðcCccëd@ddée=eeçf=ffèg=ggéh?hhìiCiiñjHjj÷kOk§kÿlWl¯mm`m¹nnknÄooxoÑp+ppàq:qqðrKr¦ss]s¸ttptÌu(u

uáv>vvøwVw³xxnxÌy*yyçzFz¥{{c{Â|!||á}A}¡~~b~Â#åG¨

kÍ0ôWºã

G

«r×;iÎ3þdÊ0ücÊ1ÿfÎ6nÖ?¨zãM¶ ô_É4

uàL¸$ühÕB¯÷dÒ@®ú i Ø¡G¡¶¢&¢££v£æ¤V¤Ç¥8¥©¦¦¦ý§n§à¨R¨Ä©7©©ªª««u«é¬\¬Ð­D­¸®-®¡¯¯°°u°ê±`±Ö²K²Â³8³®´%´µµ¶¶y¶ð·h·à¸Y¸Ñ¹J¹Âº;ºµ».»§¼!¼½½¾

¾¾ÿ¿z¿õÀpÀìÁgÁãÂ_ÂÛÃXÃÔÄQÄÎÅKÅÈÆFÆÃÇAÇ¿È=ȼÉ:ɹÊ8Ê·Ë6˶Ì5̵Í5͵Î6ζÏ7ϸÐ9кÑ<ѾÒ?ÒÁÓDÓÆÔIÔËÕNÕÑÖUÖØ×\×àØdØèÙlÙñÚvÚûÛÜÜÝÝÞÞ¢ß)߯à6à½áDáÌâSâÛãcãëäsäüåæ

æçç©è2è¼éFéÐê[êåëpëûìííî(î´ï@ïÌðXðåñrñÿòóó§ô4ôÂõPõÞömöû÷øø¨ù8ùÇúWúçûwüüý)ýºþKþÜÿmÿÿÿá%(ns.adobe.com/xap/1.0/

     

JOEY YEH

    

JOEY YEH

           

0, 0

255, 255

    

0, 0

255, 255

    

0, 0

255, 255

    

0, 0

255, 255

                                              

ÿîAdobedÿÛ

  

""""ÿÀ ÀÿÝÿÄ¢

 

s!1AQa"q2¡±B#ÁRÑá3bð$rñ%C4S¢²csÂ5D'£³6TdtÃÒâ&

EF¤´VÓU(òãóÄÔäôeu

¥µÅÕåõfv¦¶ÆÖæö7GWgw§·Ç×ç÷8HXhx¨¸ÈØèø)9IYiy©¹ÉÙéù*:JZjzªºÊÚêúm!1AQa"q2¡±ðÁÑá#BRbrñ3$4CS%¢c²ÂsÒ5âDT

&6E'dtU7ò£³Ã()Óãó¤´ÄÔäôeu

¥µÅÕåõFVfv¦¶ÆÖæöGWgw§·Ç×ç÷8HXhx¨¸ÈØèø9IYiy©¹ÉÙéù*:JZjzªºÊÚêúÿÚ?ãµÀÉØ­¶

0+MC ­­:áCcK8)+_,*ã

ìqQMb­U¬PìRzbÁÀ­PáW

ï4­·ZØaW`VñV°«TÆÕºb®ÅZ­p«t®EZ¥I[­p+©ãºÅ]

]«°+±WSÃu0«x¬U£Uß8UvwLUÔÅ.Å

U¾«·ÅZÅ[é

\6Æ­ø«uÅ]]+Xl`WUÔÛuqWWpÅZ;*á\qV°«xØUÛUµÀ®ÅZ>øU¬Uuk¾*Õp+«ã

]WSwËj¸«*Ö*ã¶haWUÞØÄÓ

ï¸UÕÅ]×lU¬Uºb®;b­Slâ­b­Ò¸«DvÅW|Rêb¡Ô¦*à1CÅ[Å.¦ø¡Øfhت:}·9%^ Ò£

÷áßAN¶Ý1UUÕÅ[8«©¶FØ«Co®*êb­b­â®é·LU£¸b®¥1Wº«T¦*ìU°1WLU¼UÔ¦*êb®¥qV¦*Ø«M㺪î«GqÅU­¾ÖM×ìbÐábºAðתi¼gºld

èr,¸Åbª¤oBØð%yÅ

âPãV·\PæÂØäUYpªêS

µL

Ö(lî1K«¨+!¢1¤¨¸éVTãÖKÉÓpp+@xâuÚi¿L©¡ÂðÆÖô_¥6oÐùOÝ­;êÒ)û°ZÓbÒCû'îÆÖ}JcûîÆÖúÿÈßv6ÿGÜØo»ZU=Ý+é7ÝxW

ôôÏÑð¸è·TÄØÚÒ¥µÖJ¾øAE& í\JaS·r^Aî%(¨zÎ(V­7À¤y7É*r(>Ûàiz

-zä~¤ÀkÞ¿HòWÑzÓܤ@ìÜä&à

þ¼Ôÿ±[B]ù6ÒªÝ+1T7ønÈ-Zàþ®qòíEýØ®¾]ÒV¤íôQmK i¿®Æ¾±[EA¡ù| 2Kwß$ª_¡toP2ðø«¥Ò´cAR^ä`E«E¦è{¤{6µ;­;G5[x$¯j¶Ú6liñÛ³9éñ`[\¶¶@TZ¥A6¹m-ÿyjO¾*J¬qÁGÕãÛ<MÅ*Vm¶M©4«ËûÇo³&׬á:Eù#j«©Èh¶ÿ d©¾MNâPk ·¶¬òÅè'§Ào@«-®ý/©0⥽h«Ú[MÇ%âxíöF

R§.¥¨Æx³ÓÆ

<·21o<*¥õyT×ÔÁKj|k

³I!Q$Sß´^U «0ù(§æ#âv5ë¹ÃkKy¾ç)UF? |ðZxV;¸"¬OÓcÂá 4,Û

ñO

Öõ®Hð¶·.:^Ç

¢)°Û$Òátê7Èñ$z¸Úx[c!<7Æ×

¥1´Òé!eèNø´º8@5j2)¥E?$àW5Á`(+×ëAØÚÒ:7c³ü)!ºoÚ¸K«1p@F

d³È@aLQnÅØ£bQF?N$#a6ê*@&qM©Âaé]÷ÉR-J`µ¤`eĽÓU}±E­jÂþ8)Wt^¤bëf*O\©Yõ5åÇO|@Pt@~ w5É ¹f\ú­ÈWmð #Åͤb¤ÑOã-KQ¾³`Üò?´r@!bÍ_Þ$Bf¸·C@Aùd)¡ýxR a¦6¯m

£|^ úr¹Ì"RKe¿NCt¨/l«Gu÷ÁEJ3]iÄý°~^ZK½<

ÇÎ`-EµkxWIP{S

Ûc\·ïÓÀdÄXÚ°×4èOîÅvî+¦h|?_õpÒ®O5[ ¡ñ\+hyüÉi)«G_

M¡½ýh{cÂ

9uõaÄL<*Úy¨ ð²ZÞacÛ#Â

]=Á9.\ºê©_Àb^³tÝd'[úVçùÎ4­NçùÏß+GS¹¯÷÷ãKKHÜ;}øUi¾ï;üiiß]ùÍ~xÒµõ¹ýøÒV¡'ïÅ

zïÒ§hÊÞ'p¼NhÈÞ8.i\*îgw#©8«U8U¾[S+¹cILô­-ïüS2¦@2ج¬í¼`(;åÙIf¶ÛV:

dâĬ·eUªÖ¶H¨\¯Â>á6¶vPT{bèÏ^YÞ§ËPÕÇ+ZÓì°ÈjNÈý6æ±ùQÀØä&%69

®/ï¾F2l!^éáë$?HÌZJRÀ®Ç,`Õk·_k

Àüv®-®*êᤸ`WLUØ««´I8«cn¸«°«°+[⮫uÅ\

qWWkl*êàWtÅ]LUªSo

»»qÅ]Óv*êaµkÛ·ÚU®ø««ºâ®¯|U¬*êâÅÕÅ.®(hâ­V¸«±Wb­ñU@â««´}ñU¡·ÅU

1U o®û=1WU°Þ8«AÀ48ªî¤UÇSeÅTXSklb®¦*êSpÅ[öÅ-S6*êSÓ±Wb÷8¥ªS§b­ÓpÛ»8bS.

qK\N(n¥¬PìY8X¸®)§LVŦ*ìU¾8¦LPÑÅ]í¶¢¸«â­Swº«X«x«X«©»v*¸Upb«±V©Ó©×

¯Sá·´*â)×lØ«©]±dìU¡¶(nÈ«G$

¤Sv*ÑÅ\F*ìU³µ¶1W{b«l«

[Ü`*Ø=°+dU¯*Þ*ã¶*×LUª¶*ïlx`VñVÇLRêSv(/ÿÐã£ÀâÉÔÅ[¦EZ¦I· Åi±Ó7\Y8¶1V±Cb¥¬¸oÑMaKØ«gjµÅ

â®ÀºaW·×pÀUÄ`VIWVø«©

]\*ïl*êWlU±¶6«NÇ

®ë´p+cl]¸U­Æ*Ý1Wb­¸«±Vúb­

]+x°)»hâ­tÅ\v®­0+]rJÝp+°+DaVÁíVö®j¸Rà;àC±WWnhûaW`WS¾*î»*×LUºwÀ®Å\1VøÓv*ÐÛvl

ìU¢0

hb­»©Å]]LUÀWoç¸b­|ð«ðÀ®#¾k®*ÞlؾàVÅ[j¸«XUØ«XU²qBÂkÅZ#lb®®)qÅÅ]Ûv*ìUØ«±VñHv(v*ÑÅ%±pk

·º°$;Û

»

ðª"Ðt8=®IaªØrÁ&³´x±áo¶@(ÜÛ¹C±Û!)2'6ÎXü'+¶Ê^-%§Ù?vZp²$øS­/ýp71µ>XÚÓK§Ü7D8miUt{¶Ýcc4¸h·¤MÓ¿@^¶Â&Áļ+ÿÃZF<KK¿ÃWÝxmóñ&/ï_¢þ#%¥Aå[½ÉãAþPÇ<.ÿ

ÜZ®Þøñ#

ULa_XµÏ÷À}

¡`añN+àµtòUÔK9¨ÀQjùSO¾Ý26YlÜ~T³e

É·öÇu°¿ü+§Æ++°' Ål"ÊY®°´hZ0Ø?NØSF°(õölØæÓt 6É÷lÔ&±²júptñl%6½tëS°/ÌãKÄÔ¨JÔXÚ¬e

ñ)ÞåÓh¦´V+t+ØÓ´;²AÀà¦v¤Î}

1ckÔ×ò

W´ÅFʽ|ÚÃpËÓðøFEC#©`¤Ú¬o1'6ïAL+jÉ{pEkN÷IÕE~Cem~úUÝý«Yíþz×mðSTõ'#âpG˵¶dÖOoBKæe­ÂîyBPDÔPôËÔ>5ɱPñ¸+â0AÓZ«m±ÀfÉ1[ +L *Ôé¶!ïÿ¸aáan hxÉ]»*W3 ©àĶø±§\ì­\mi°­N4Ü`¶Azí&ØT­xÝ©Áp¡WãTïLYN=HÉ%p¼ôÔ

a÷`U­s#î[§ãMÏÅ[7R9¯,*Úó'*S¢äÍö¤ü1¥h5FòÔøcHSxÇ^d 5åí±·QFbNIVsA]öÀ¥¿

íߪÓê],£}¬­/©ÁkK~0(çÖ¬äÓ%j¯©2/¿,6¤.i¤¡Õ¨Â­Uà/R2J°Ü;½:d½nvŬÕZ|±JÒTRÑáüÛ|ð%z,?´ãïÆw+r>Ò­1M®Z*â)\÷I¸jW=ýÔokIXÓ}Î

ek¿OY¡ÛqòÈÒ-{yN¯*7^ÉRÚïÙ

Ðì~ü+k[_±¯|4lyÀ%ì4«$ó

Ä'U¦§è¤ÚÇOÔnáõêNFÅ4¹l¯øÖ

ÓE%ÒjW0N`'phN(¤Ây&¢±mÈȲ¥uW7=ëN-4¤":aµGCi*æª+)C©J~)CΪ.%¨B*rVĪ>1pÄÇ"Jb-«ËÞ/MXó7¨È6±Ḛ́Û.¨©zî{Ü÷8¯U¼N®0èNw¬ç¾

K½VîN(kÔ>'Ws4ÅZäÞ8U¢N*ÝIÅZ®*î««»|*ßL

Ö·

]»vk

®S\*êáU§lUÕÀqÀ®®*ìUØ«»b­b®®qØUÝp+vvwL

㺸U¬UÇ.¦:ªi¢èÒêlAÔöÈJTÌZÑÇb¼"èAã÷lÊÊzÛõd

ZP­¾ä!

°æ=²J©ÄWTæ<XaW)ß祩,J¦Õ¶§Ë©ä

é\¦)¦°QÒj:z\9\HUQ¦6¶âÅ/8¿¼î0

Í%xÌdÔdз®ØU°2(+¨qjâ¶*ÕpÒ¶6À®Ûhâ®ÅZa¤[u¦ºµÂ®À®

ã

]+ƪãH·Û

¸àKñÂupRµË

Û|±VÅmܼpRÛu¦4®®4t®p8iZ®4

mªâë-إثX¡Ø«|qZ]Æ-io(u1M8-p-"-¬á¨¿N6´N(+LAºëb·¦*¦í·\U[jm¬^¸ªæßwA´:âªo×\Scª®*Ð;â«

×[ÀU £º--ÓjQN¦*ÙÅ.

·LUÀ`WR»UÔ®"¸Àb®#wMðªÚíLiØÛé\mZ8¼U®ôÅ]MñVðÚºÁj×¶w\UÔ®ߴ]µÓ[Jâźâɱvùb±bÙ®)hPìUm{b®qÅ]®·¸Å\N*æjbªx«c\§^68«_,U³Z®8¤¸tßPìPÞ)[LVtÛ

¥qWb® Å]»¦*ìUÕÅ\:â­âÉß(F͸ɱ^§loW®(@]ØUDøâ® â®onªÐ1VñVþX«ÅZ¦*êb­â®ÅZ\Uºb­

Å[âqV¸ÕÔÆÕ°ÀãjÓ!¦rÆpZ®ôö8Ú¶ sØýØÚ®ú¤½x»

·õ9NÜM~X¦?EÝ_M©òÁkM~¹=#o»ZTMùþÌ.~miTyP' õù´¼ùgRZrÅ}±µ§,ê?ïÃkH<«©uôHùÓ¦Ðq(r\LYúàµ~<I]¼½rFÀ}ãxTWA¸@A¥~cð ¥òõÁî¿xÁÄQZ¸o¼`ãO

ïðåÅ(HûÆ<k«¥¥K(ÁƼÏíê.4p­_-ºlÎ1ãZ_þrõGÊDUÀ^FUû°ñ¯

çòÒÐ('¸¦4ð©ÿkþì4p«/!Û£îÃÄÛËp/û··<H¥Ëåû?Û£iqòÍî$`{mã)áoü9eøÍzS&$H´M4ìÆBÞÔÃÄoôËLxJÇBÒG¿=°q&

Ký#&4®úNAHä¨ëñ`âZB¶¦HÔWo4ðµú/NpmýñãE+

;M_÷SmØøñ¯im`­I '¾ÌF#"ð¢`·ÒÖNFØ^LdG®!ÓKB,)oÅrÕȦ

¥¸÷CáxV}VÜHÅF4ðªÇè)

{íð«7¤´ã

h[Aª¢Éñ2áT2ý²1ãGYHâV½z_Òwb˹þQÍxTå¸Õªµ;(ÈlTK9n?ð#%Ãéú±BÙ$J(G¶IJ'Ôgo¹&+Ô ÕIÄbÉÅÓ­¥¼2,ó»qñ1ZUA)ûr6´´ÆÕûFm4Ôqîjp-NoPNªþükÚä(5'l([$èTÒ»`!gz¥j0Òß]Ù¶aß

7©­NBåbÕ5ß&Zè¹1¯Já)DT¦æ¼«Û©^壣-vñÂqÔ$x

Ä¥M¤¸&ðÈÚ[hçbßÐFT!ømHAàTXnQNÛï\fv^ m\SN£GA+K

° Þ§¢n@ÁiyB:qK@rKJrJc4ñÁhR(ìÀxàJ¿ÔÝhNØ¥±l{àUÉjXò¡L`·1VÛH¨@È&r¢Ð²LmOÕ '®ù$[FF#âä᥵¬¢õ¥q¦6ÑB¯_B²F¨+!Ûç&ØïÄT SlBÚ=òÆ$¹½1bÄw·½%FÅÖBY

7ªDÐÔ`EµË¡Â

ÐSÇ

*ÐýËü²3kK¢#Pz¬³DÐ6l ±Z5]ßÇUãQV߯Jà¥kô£!¯¨)!Aõ>L*ù$¬káJsØ`U® 5®6­Ø¼qV¾½JàUß\¹ü0¡¿¯Á·ãuißµúRàâ«N¨éÓ_¥¥Â

¿¥Ã¦ª;.¦ÿLã®Ù¥p%£®Hz±KG[ºSU6Õæ8ÒÛGVºiV¶«7NX¡ß¥';¬:Ǿ¦¾¿7ó*´ÞKüÇ»ërÿ1ÅZ7R¬qVÌÌp+Fw=IÅ]ê½çhÈÞ'w2Fç

µÌø«ªp+¹b®zaWT⮩À­Ôâ®ÂqC±WW[]ð¥Ç5¸);b©Æ¥¼Ãáì<r)d°ÍÅxÀèJ`¥µVM@Å6üÖùþl!)¼µUÕèÀY)#ÄcHVäV£±âBiÌÌ@öÆ¿jÓ®R¦@2ëâ°m-u=ØåÙ±B#Ó

+Tf

 

0J÷¶it¾¢

ò<Í#ÑÅ2vÅepªÞ¸ÒÓº~*êb´ÑÅ]LP㻦*êâ­Sn¸«)wLVÜN+mbb®©«ºâ®'u|qWV¸«X«tÅZ¦*î«x««®¯¶©

-tÅÅC±Kx¢F)v*á»o"­´0«®*µµyÚÐuÀ¬¢ÊÈDiL,nêÝÅ<SHK­$̰ñ'

ÜQMÔe­EC/®øª©ÅZqUÝ*ÑÜb­¾*§ ß[LUr·«(©¨Å]Ë|U¢1U:S´<qdÖ*á¶*êb®ã·[;b­Sp4;b®Å]¸Wi°Ò¸

bUºàWu®ÀUÔÅ[ÅZ8«ºâ®ÅZ¦W`W%pÛlà¥[

â¡Ô®)§b®Åé:ï!Çj§

Å]×v*»lí´1VËqÅTñWb­â«ß_LU¡á¶NÔÅZöÅ[;`¤ÛT¦4¤8í

dAdÑÛl(µaCºb­â­Óv*ÑñWmÓµß:¸¦Û®(oÓb£·VñVéÜâ­Wp«x«±VñJÓªá¸âhâ¶ÿÿÒã½°2wÏp8¾¸UÛàV­*êÓ.Å6ß,n¸i§\(.Pí±dài¸àWtë¸â*ìvRqK`×+»Ów|UØÔÅ[®*ìUØ«ÅZÅ]»në

V×|UºãJẸ«Å[¦v*êâ®ÅZ=p«©¸b­´1Vð+ºb®®*ìUÝ1V­aVÎE\1W*ÑßvøU¼·µL*êÓ¶*ÑUØÝ0«¦*Õ1W

[È«±Wb­×v*Õk

\0+cm±Vúb«i\*ÐÅW

ìUØ«·í»ßv*ì*1V×lUÀxâ®ë¾*ï*áµLUºb«NI\*ÑÅÀxâöÅ\Fø«¦)u1C©»¦Ø¥ÔÅ âî8­7J⮡鸮*à§«|HÅZ+

iµCÕpB1VR»Òjô?vS~סÅ4ßÕ¤?²~ìUp³ìýØÚÒï¨OüZDZé÷þÁ§|m6tË´dáµ¥ñèdvpÚ®t´ôÎZA-ÞÓì~#¦®©Z

|ñâBòýÇ·Þ1âM6<½5*YF%¥Ã@qÕ×

­6<¾k_Qi«áïø±q´44]ä-4ª4@ÞQ_a­*/Ûýïá²¥£B·ëê|±´R¨Ð¬È¯¨~ìýiÙýÚÓ¿CZwlKMÓù\ý8mª48?f'5é¾PïÐöêx¼dUGÓ­Ë RÓ¤*òÖ¿E*§4å¾%

r[øyOl4«Ú´iãL(µe¶JÈ2)]h½EF*Ñ\rCï¢>µÓÉÒ³zÄt÷Ë@`JÔH©xQÄÔ¶þäY*Ãd£#MºKaL4T.%+Ðmú±¦<Kã¹DOÆj)0cTZØ`!WªD}E:cit²I³.ǦD )É

¯qn,ÀQÉR-tSúl(*0R-RÌ#ÃÛ%

=<¨hW¹Â

Ó\#].x§BcSÅ ¯)Ús½r<,­PÇ¢µí&Úu^PÄFã`@領Íl¤± ­0ÒIQ76Ô_q¦+ÒòÖÔ?NHµò_Ù)Ü×®DZkëWmT{`¨®¡ljvÃLPóêpSgäÀAj

r

ÒCMºäR'ôõ­9mòÀÈ-ÿZ@hh³¤OÓ*§ø²Ç=÷ãIK®uûi7H¸øo

¢5áÔ/L4­XlcÛVñÒÚ«y¢R¼x

maó,ÄR

!M¼Ã7°ÃJµõéØPÓs^ÒràwÜcIUÿ^

QÞØÒ¹üÍzÛóü1¥µâ;ïç#V¯Y4¶ÑóñÞxVÖzðõ×

!a×/§¨Ô8i±tÛ*´ê·Gs#}øªµ´×_aûàM*¤7®áRÏE,á<b9Ø:AZM|²alÖûï¡ï9ý£k)n

z

 

N´¯ÁóÂj:ôÂX¬¹Þ6ö K8¨XIÊð¶éà©ÅkPøC¾Ó½@dfî<p¡&<ÐìFI

r8¡®^8¦©Å.­r*Þ(v(uqK«»

»uh0+pÅ\Nv*êâ®'pÅ[Âl0+@â®®*ìUÝqWb®®(ohíº««\(qÅ.­qC±Wb­Ö¸«*Ø8U¼Uª{cJì+n8£×

â®öÅ-Ò»bÅS'K

IîD§

L¦£ íØch-3

q\¤+µ±NOÔôB±vÖ¸õ)Ô×

§ò-<)dUU0RY$Z"ÙrÖ!%+ÒPÖЬþù ÓµLúsn$X'@5½%ÕD³èæK¤Ä;d)6

»·YÖ6É1˽=á5©èrlJÇLUÜ1¤;´Sß4

UÔßWp¾hU¾8«¸â¶à7ÅU

ÓM-ôè]×$"ÀÉÓi±FÇ

.£%«eR3Ù\ÓE§ ¶µì7÷9@Ý»[Ïnùc`icJtÈÕêú³ß9ü¦_ÓRªï¦)þI`fÊfÓ!f ôȲ¦| VÖ¸P¶ùkWKaµ+é×ÎÒô8á/\U]á®DØËé'u=pA}ý}e`¥Onд!MzáCDbã·ÃµÆ)

S¹Â­Ó[LUÝF*î«Gv*ÝwÅ\6Å]´qWb®­zb®#Çu1W±V±VñWb­tßov*Ø÷Å\

1V©\UÔ¦,¸b®éº¸«Ø¡ÕÅ[®)¶ð+

NDÚY½Ëp]s*Élí#¶Möëß ÉõdJ£Jr ·ìõ')âlëúÐý^

zºïc)1æß.j+/M*¨qVتõ4«M´N*ÔÊAÅTéÛv*¹\®*©ö*ï*·ç­"«X'

ñ¥mF%]Ó¦v*Ø8«U¦Ø««µßoklU¯\lJºÀ®8«©¸UÇw¶*îb®Å]º¸«±VºõÉ+°+¨0 ­Å

âT:¸¥¾«X ¸\SmwÅ뺱Wl1U«}±Vºâ®-M±U¯\U¬UØ«clñU^Ø«]÷Å]J⮸-.&»*8¡ÕÅ]-

VÅ[]\UªöÅ\1Wb­b®;b­â­|R­qK¦nµÆ²p+C]\UÝqVºí·LRãNØ«avÅ.Ûk?ÿÓãuÅ6Þý1P¸o. À®®*ìUiØá

Ö7LUØ¥Ýqbî;

)ÄTº¸¡º8Ú]bá×

»º¸¨w\UÔÁiu~ü*á[Ø«}qWb®'háVÆ

WSháW´qW*Ø8«¶À­U¡í¸áWS¶lm¶*ì4®À­¾nµOUºWc·Jb­tÅ]µµ

[ö8UØÇo*ê`WTaV©ß

·]]LUÇwL4®®*ìUØ«©\*ì

â*ÕN*ØÀ®é×k

®ÜàWSu1W

ñVé»j«±VÈÅZ#n®*à1W¸/*î'wãl©Å\#b6lBýÅiwÕ¤ýØ«

¬§¢mip´ãkK×M¸}Â6Z\t{±¹©¦MËlà´*ñÑÃ%¥CåËμiôH¦Ç.H­Þøm;ü?7BWïÁkNo/È:²ýøñ&

÷6\¿`yÉR-Z-cLBU·÷Èð§µ×,V0#Ãq.ÿØ}­ª<FXQk¬ÉûM0ð§`ó5Ù.q-j´µ=°p¯¾l¶jÐòÇ£þ+·­Bµ~y.¶àýµcí\xVÕSÎvÑî±üðp­¨Éæ+X®JÕ"óT©²CZoÓ

*øüöê´2&+nt~«¾

Uã)Úª±Ípp«gÍó°tÉÒ¤ó5ÃP¬$+KdóMàøÚ.ðÚ)¦óUå¨Hªã¾DSÌZ×dSÛ#Aù¾ïöÆýëójúZûá¥\<ÂPGøãIµTó[¨¢ ÄÅ6¨<çp2·7.øñÚ,xhFó-É<\d×®\ÔcJ³ôÝÈèÇ

+G[ºM¬:ÅÉý³Ú:­ÎßÃKkN¥r?lâ®:

Áêæ¸ÒZúýÏw?~4

¿\ùÏß*Óu)êÍ÷ãJï]Ïíi+}Wñ?~(qõ?~*×2{VSÓb­(hbñZoÓC§*àqV±VÉÅ\qWWº¸«¶v*ÕqVñWb­b®ÀaVñK±W`W´Â­`BÂ0¥¬PÓ´æº<dND7ÓPbÖËFý°Ajl~ºë)F ¨$øäÃQ\~¬½<d(µhJ+^

:dÎ7­qBÔ®ãÇ

+@þP¶_°Õ@qD)_£*-à¢ÄdÒ8

¶v9§Ûýx¥"¸°¡Ue0«©\1Eº¸ÒÛ*ã-»[o|i-cHoWcKmW

Û¨IÁJîÒ»

OUß<UئÝÜF·Sl®ÆÔÆÚ¶Þ

VðÆÝ\iZ;aUüqC©. ÂÂ×qpn¥§F®O!\ 1%0khêg$@´~ÈÇ

In£©<E22LÉÀ+t[j\¸ªk¦iêçÕìÇ"Y̨?ÚÈ¥Yæ,oüp¥«²Nr[Ã

ÅïoéËý²ÀÅJñ)dîFAq©Ø

T c]±bè²[ØØ

®è*ÓJHc9cQLtíM­ÝlSzôÜÔw²WK\Pìp!NDð±ëÕ*¼ÓÊüqî&¥&ÛF>ÓvÊç*f²§Æon(íßýlÅ»lºI˱o=ràGf´»wÀB¾³«5ëñ ürØÆ0§\±C®*éGbYÊ=ÚùÄLc#ÐuQfíbß&¡éѨ{Ó

)RíG¤ë¿L

¦Èi[

:d0³½¯Á!ùE²j¸muQÀôÈÈ+u"lr@ªQshÐþÎIPÄ,\Çb¥Å¶ß[¾(uqWUÝ1V±VÏ*åßqÅZÅ]LUØ«*êb®§*ìUÃv*ÐÅ[¦*ã¾*á¸â®Å[ê1W/Å]mÔÅ.Å]Óv*ìUÄSSÅiØ©DÚZ5ÃNøHdÖ6l8.þ'+´ÒëäiØb¡gfhökíÊMÑK®kÁn~çÇ%1HËÚ

n6 ÖDJUJ⪸ÅV6*àwÅ]6*¥º¥Äo

NPo×®*×L*Ó±V±V°&Ü7ÀñVúu­`WU«*×Ï

»ÛW¶0+¾x«¶Å]»klUØ«~Ø«]1Wá»$®é]L*ÕqWS8u¦*êb´ìRêS9Å%Ã.'´qC@b®Å[â­LUqéµLU¶`1J(v*Þ*Ö*Þ*ØëªÓh⮫*î¤:¥¬X»v*¦qV±VñWWn¸«x«Cqâ®é´1VÆ)]¶)pÅZ`*Þ*¸`Wm®ëº«±U¸«¾*â|1VS\HÅ_ÿÔã}N*ØÅì][ÅZÅZÅVä²1bìRÖø­·Ó®+mW¶ñWb®ßÏh)Õß

p+Né

ÖÒZ#

¸b«²*ìU®«{wÅZ­F*ì*ì*ê`WSWPJ·Z#

­é

WtÀ®àWb­ôÅ\1V°«vw|UÄ`Wb­U q¥lûb­S¶*Þ*ÑUÃlJ»º¸«°«]1VñV*Þ(uqKT®o¶*ìu<qK±WoÅ.Ò´W6®\U°¸ÒµÄॷq8ÒÚî'¦¯lU0·ÑÌUÈ3D¯Ðõ àâO

á EÞ]¾Xñ/

§ø~Ø

ú¤ý8ÂïÐV WÉq-5úÐUÎ6´×è«PwåO ­7ú6ϲ·ßBõÓ¬ûÆß~¡Ul-ìmóÈMKnÑôäm

¬~ÀÉZ´=è÷b«ÍÌh~]ý°«fUEûлgÚåA6ÛÈÈ6¦þÙUwØõÆ*,ïJÔí)¿¬»P?N4e©¥)

]êzíªÇÀ

ÒÉ^µ8R

[a±È¦Ú£

 

Ôöºd¹.õ®gKh¢bøÚ)sDëÛ

)®0`MhFFÓMú/LxÂ¥$r¶GxZá/qI.(ÄPãļ+Ä;V¸xº5Jð¡TÄ«°9Zl~×omiÍ­@¥pÓbÔ-x[útN<Iákꦧ¶G".{Ywq4¤Ön7$$ÄUja¶+¤Ð*±¨+Kcí¥È¤ ý¡\V¹ÆÛ

¯KÈ}¬4wéí

cKmN%Ü0Àb¼M&±Ø°Ç

6³ô òæ0p¢ÛmbÜ¿ÛM­ZÔÒµ8£Kôì ûtÉp¯»4íáOÅ»@8DQn]jÝ;øâbVd·ý¨«òÇ

8«¹ZzáWWo8ªUÜ*îTÅ[-Ûh¶uN!ZåWÓDáWW¸vÂ×NÓC~ò^@ÈÛ*MÌ¥~ÍåÚÉBkMú0*µPa0iÛ¦AiX-(7÷ŦpǦ¡ù»xáBÛðLRÓnÊB¥H)Öܦ

T¡§%àõ"ÚNþøFÉcÒDѱV#,iÀbñK}qW¸{`V±WRêbaK·Å.«xªáC±W

ì)pÀ®WW:¸¥Ø«G|(o8¥Õí¸b­qC±K«[$÷ÅZůlRàN;uqVªp«¹b®n¸Ü°¡¼RÖqlPÕk¸ï¶kL4í4ܵNËã&±°)¤©/ R°Ã!e4ß"É9´¿IÖíbV ñUêÔßTîmRìo±¤sÛ<

ÅÆøBQÂŬUÝF*ã¸b®é×oqÅZÅ]º´éµí¶*ÕqVúb®é·LUÕÅ[8«X«©·Jb«i·LUÃhâ®#ZFøª¨ðÅ]»v*ìUÃoFé´äAÉE1ñË4Ø!-Ôö4ÈH3XTØã¸aKxªi§é¼¿{.ËØxäIdlñÜl)@@·º`TºZÇvñ¤ZEyv÷r|C·Â«ã4aóÀRÊä­»¹U¶-¶«ý°[âöÅ*Âb¶ÔD¶Cë÷½!%¾ZÁ¡!i|öÍQÓ¸Àé$I×{\³rØõ)W+¸ÅP·Újºú°uî¿óNPÄï×&Æ0«F*¸`Vé¾*ÑU±Zé­ª²õPYÆ\åLdæâ+(

´(yÌo©µ,w$z

1]§I°ëcº¶ª×MÅOÀ2ÐÆÜäÐéÇ᩸ª¢°¿l0Äâ§çlEEñDÀ{åE¬I'·LIX¡®aËçÈw#

1iEû¢²&®øÚ]\V¶w¼GÝq¥GÞ©PqlIôÆÒ^Y4ÝrV1KDaWb­ÓjâÅn)wLU¬PÞ*ìUµ8«ÅZ#v*êb®ã¸UÔÅVÓov*à1K«qWb®Å[«©ßv*ê⮨Å]ZâUÕÅ.Å]»¾(*öÖ¯pá#êp²kK(íîß´r²YA>Û®E.·¶.y0Û)®kÚÜÑ@¡8Æ=Tɱ'|¹­¬UÝ0ºáB¤B¬>x«$[1$kïØQwdÑ6Ù0X

PFIûå¹ÎÛâª@b­¶*Ö*ìUÀÓ^

vÅ]Ókq¦*Õ0%ºm-õ»®)nÅZÅZ®*ßC»vohâ­Ö«X«tíÕÔÅZÆ¡[i\FØUÞØ«X«X±lbÉÔ«±[oU¸PÙÅKÅmª×5®­EÅZnÅWUÀb®v§LULâ®Å]µ®j«k×UÅZ'¶*츶vÀB¸âi­p%£

 

dSkov*àqVÁßohm¶EqU¼qWWov*ØÅ.-×\0*àØ«a©»lUÔÅZqWb­ñWb¯ÿÕã8«¦*¿®,-ØÃ¶*Ö*Ñ5É--Åx¥¬PìU­*Þ*ìU¾Ø²pÜâ­äUØPÑ¡Ýp«©L

[ÅZ®*Øc\

qWb®8«{`Wb®ÅZ®ûaE¸RÙÅZßosµL*êºÝ±VÅz`E¶á¥¶¸)wqE·Àà¥k¶Øq[pJíÛ|1[kÓ§|U°õÅmÜ)ÝÃ[w(\vÅ.1­à1VÂVÜTbU¾ b®â*î5Å\Å[

*î8«±Wí´zm´1UØ«©º±Wl1Wb®48«4ÅQ6ö)ÈÈòÓK¡¦SoSÓý0ùGgR@Áºâ$ku¯Rr\H¦è¿vÕNejGQ½vÃHµ§P

KS&ÜuHk»ï¥·Zßm÷ȦÜuq]Ïݣߧ jÓBNý;:¸<5âYú~-ö8x£æ÷M`¼þ}°xaea×o?ß|0"±µ¢wáájÓ]ݵ9wÆÈ[ bw÷ÅilÖÊ#f©¨âì!XCJç¨Vú­¸;)¥{R½¬íÅOøo´ÒÃ

8

½$UÃhQ(×­:áBH±æ­5H(6]/N©Jõ¯l¥-Ö4u·&KJü;*BHIÂs9$S\*Ýp+ªqV«·¸

á¾*ìRï*Þ*㺸¡¼RÖ(q8¥o\(]_»lo.Å]

Z'»(uqVÎØ«vpÅ[Â~¬UØ«±W]­׻k;·

.À±VñV¶Å]¶vu7Å\°ZÒicaÇã|FÒf¤ÓÛ·\{ci¥ë

x¾©DXƤwÈAbãö¾y[6Õ7zd¹ÐW~B

TôÉuàV·®þù%Kô¶Ô¥~/b}VÌe

mmÕwËá(è|qäcóÛ½»qB2HRâp«`bq8¥ÜOÑ­À®®*Ö*ìVÝ\·(n§µÛDPÞ*Ö)wLPêâ®®*êﺸ«¹b®n§´

1C«+uƪ×WWq8«¹o+UßWWVë+«¸í»k

¸U³ÕqCd×K4të+±[nª;NÓå¹6È:4Èô8x§Â¦WVÍ~3È÷ÉE91ÛÃ$R»¶¸mú$Å«I¾8«%Bl 1(¦Ý±VâNP«}öjIíCE6÷8«l ý¬

¤V`bä_§c,øñȲZÏ%4#&öwË(£6*B¦´j7&æ.S~ÇR;»7¶j7O6ÅE2HZqC±WN«©ip¦+Mb¨qM;8øâ­½qV±VÇ*Þ*î«,Râ1C«]\Ví»n¸¥¬UØ­;¥§®(UÅZÅ[«±WUÃnª/MÙÎH ¦*d4" ÂRýMj~®L¢W*nvnªg¦éÞ£eíï%Ò)'âè:evÉQà0!(Ôu11BjÇbr`"Ò9d.rhh

â«Â4X6m°Ap­l;æ?Vâ *êw²Æ§[L]¼pyMM{ÕJÙ¸¿#¾[ª/«0ñÄL]Ô5­Ä«`àR­oq$

Í

1Töâ¼^K³÷Jõj6*/ZHUÍ=g|¯SI±´d«

cJTÅ*ÞµLpÅ\FhõÀª¶N¬ôöËbÕ%Yúd´ÉÜÆ>X¥*ÔG_U&ȥ˶Añø«¦(\q;bUa;àKcl*Ъýð¡Ç

®©;ãH]Zb'4ß©mÇ×Wí

N)l]ß

¸*Õ1U9v­WMt½-ï ©ÈJTqxì"C²þ³äÛ0ÈK±'®L

dª±,KêHv8Ujú©ºb´c°ïD0%+Ç&ÅY(+n8¨QÅ)κdK ÅJò¢Ú!-Q)µ¶oXßéPPMòAT¯·ðÀY-p8ÈG¾]©)d8omÁp¥º`TU­Ùñm×2A×p{âeoQhÛÚ5*¬*0Ò¥×\4ÝrAá

Z¨Å\[5\UÕ«Sk®*â{b®®*ê×uqVÁÅ-rÅ

\U°qUµÅ\*Ù®*X«±WSkouqV뵺¸««·»ÛdÐâ¶ìVÝÐbKxgà¤âÅÚY­qJs=[þ5ÊË0V ¢õÊÙ«ZD˸ÈÚBY­ë!GÕíÎÝdÄXÊLl±'.`ÖøÃu0¡¾P½6aóÅYM£U§jå2

±]s¶oKFX;eÃ

)20À

´Â¦*§LY4Nûbã¾(ov*îºö­ñÅZ¦*Ñ8«°$8âñWcJì

ÑÂÔÛ

»®E]Jb­â®j«·«ºâ­â­!ZߦqÅ÷Å-Uªâ¶ìPÖ(oN Å[¦SUÂbvÅVPß¾*ìUÕÅ[«{b®â­±§LULâ®ÅZÅ[ÅZÅ]®Å]¶*©¾*×¹Å[ÔÚ¸U°<2%[ÅV\)¦4é¶XF)[Å[4í»u;â­®ø«gv*êb­ºÛu{b®«Å-â º¸¥±WÛon«TÅ]LUØ«glUÿÖã4Å]®SBá÷`Kg¸b®qÂn-

±W

Î*âqV«^¸«cowLSnÅ[À(§S"®ãPìVÝ]JbÀ®+m¶[oÀ©ÛaE0¡ÔU°¥®8¡¾#Û©LPÞ*í*â1Wb­Óº5MñVñWRUÔ®*ØÛ®*á×qÛv*ã¶*êâ­

â­U¬UÀÓ¦*ê×v*Õi´Z¸««º¸««¸UvÇko¶*´×¶*Ø4Å]ºÅ\N*¶Å[Å[«TÅW:b¨«XQÏÆr%õ¨¶rÝOéX§\«¶ñ¶#Æ5¬[­IÞ¾x

8ªëvCØäN2Ç-0ZþÏaác(3P:ý¹;aðʹnM\òÉxexÛ`µ´×ÇXñ´<Çh*Dx<20é[W|+hû}Ëp°âZТ°®G

<KV5¦À}Øð§'¾^3JeEQ]Zb®ªÓ×o®*Þ*µ*¦1UØ¥ÕÅ-¸Ñ­à*êaWW.Å

bn½±KG7LUÄ`CTðÂRêb»¾(ukµZbW8â\+ùàK±K©

Å]]#pªa¦é­tÜdND@'È4(tùåd3µx«$ôb

VF+ñ£$ª³ÑZ>¼Z¹»}`Ñ¿HÂTl=ú`ZVt¯L!

's¶4±wØvÆÑKä;WÛf

Ø¡§E*bÃÜb©­ø¯ëS?´*2[¸Þ»à)^ȳ/0±I¯tç¶<èz,©p±wLU¡]

]òéZâ­WuqKG-»pé®ÅZ4é&ÉÛ.¨ÅZ'ÃNåÈb­Ôb­WuqWWplUܱU¤Ôâ

PqVñV±VÆø«±W«xª/Nþ÷%Õáô×.iVF¨Û$§@ÈÉRe-Í

ÅS]/N}iÇÀ;xäHMý¶ì2Ûäi¿S*[©jb0Æ~6ê|0ÆÒKõ948vªð´Â

ôï

 

<¶È³Â&禨Fc»9%ÁÍ2æ©øZ½1*

µärÉN!¾Ù%]*Ö5Û:Ëʹ``e+¾*·¦·\

º96¦aTîÒýnG6qJ%]ñ=0¡

FÇÁQ»µìqoAÐämy±ù­Þ(ýFNØJtÂźaWU qWU£ªÂïOÓÉż£à;å

¬5mB""½LR´ñÊäÎ)`È3^»â

àÐaUÇwLPÓT5Lo

­ß¦*½}ð¡y;PuÅZ`UÞÇ

ÓOLUE°%a´Øâªë¾Ø¡k}ØUÊqUÃ

¶N)pÅTmTÃEÒþONBR¦@3xÒ-6¨(£ þc²6ÙTÊæRYýL)

Èh£¾Xk:Ã]·¦àdXªwË´øªä;bMJb¡DbÛJj)¦D²¼Ó+-¬,Aû2¶

9zmô`Ii.+PÇ/6ñËbÂHlàp!±

.#¶¸{b¨[¶ÓöqbBë 侨_,|Ö«Øb,ZS|P½Óÿn?»JVE

-¾*í±V©·LUªb®â®lUÔÅZ¦*Þ*ÕqWUºøâ®ÅZÅ[ëµ»w\UØ«*ìU¼Un*ÙÅ]»uqVñW\Uت´6ï3ARp%ÙÚ5§í0ÜäIJ µÙHFÚÙPíÐåD¶¯]Ö?Ñí±9(E,mܶç/¦¶*×*n1¥j´ß

·^ø¡²1Bå&¸«&°?ïI¶(§ØÓ Y)È7|°ZòÔHI\A¦'töMHSl,iJÅ.¦(j¸UÔÅb­ð['+®)§0ï¶qVÅ6àpR]Ów\UÔ¦p«Ø«*ØÅ]\U¬UÝ1VñV±Wt­u®¦*ìUºmµS»v*[¦ØÑ®b«Å]·]ñW\Uºb«Å]¹©\U¬UØ«x«±Wb®Å[í¸b«ÇLU¿lU 1UÀS|UÀS[é¶k¾Imîø-]©¶ÆPâ1JÜPìUÀÓv*Ö*½N*Ö*¸`*ÑßV¦k¦*ØÅ]\UÕÅ[ø²

ð+°+`Ón¸«ºb® 8«GlUÔÅ_ÿ×ãTÅ-íC`âë[ØUÇhï­¦6vÅ

U¬Uv*ØöÅ]ÓWtÅ]ï

[Àvp¡ØRá¶qbì]JãJßCQ¥Ô¦62*áï

[¦*ЭÓlRêâ¶Þ(q«TíºÅ[­N*êÓq­

\UplUÄ⮨Å]\UØ«±VëµQßuF)qeëÈb®æ*àëiÜ-æ1VýEÅ.õÁh[ÌaWr¦ä:à´;0«UÞ¦*Ñh98ª å´I«ÅWW[ËÇv*Ö*âqVÀ'®*¹bs°Å[ÚXG'ߦ½B0ªïYBpR]êïPãHk8«|4­r8«UÜ*×,Uܰ«xÕÅ]\U¯*âØUªøàV黦+N¦*㺫x«±KDöÅ

µóÅ[®*ìUØ«]qVñWtÅZÅ]\UÀâ®Å\N*í±KÅ

â­Wkos¸Uªâ®ï

[¦*´³2OÙÆÕ<1Åv.Ønr%¶F¼ßad^_´ÍE4\IMtíàRpaåôàJ´ÊäUJ0+LX.y+ã×$¡LnGĤµöË µ¼äsk¸ÀUU·2)l¾ø¥úêVq\±­o»*×U°1Wq«|k¸(¦ø«Dxb® Å[â1U¤SpÅWÛp«©ºu1V±WWo®*ÙÅ]¯Ñ±TêØ,*Nøiª(0ÒAQjäcI%,ºÜ·Ï+!!NE\Ul!

°ª?W\U¾Qn

ZàdÐñE7ZbÇQn¸ª¤J«amhI^ ¶Þ8Ib:8

°ß(m·bÍSÛ5êIÈ`(^Þ,·Úì0YRY²meMzS¥ÉÆ iÛ+-]zÒ K%½±b´µp5R!JÙ«é<2LX´çâË£2¯\(NôýH9á6DZÅSEßu8ªjn:TâETõ® ÒÔ±ñÜ4¡ä]ªrƪôé)5ø¤¹InsK±W¸«T¦*uÅZ8ª48«}qVë\Y:¸¡Ø­·LmaC¾XØY;u;â­â®Ã;¦*Ñ5­â®Å-`W

 

|PÐÅ[ªáL.Å[;â­Uûl(uqW`TÃNÓÑäûF:4ÌìFPO°½2)-1©¥vÂÅd®°¯6=L+L~òñ®ØX%rHlU^Ú¢üñK&ä¶î0@6Æá¶U aQ×d

ÄK:ðoØàR\Ú4

źxä­IÅ.¥z`CXUi8ª¨4ÅS1þ2صÉ"ü$bíîé%.ÔÅ+OÅ*=r×®(T

¸¥ºb®#SÀ«¦ØUÔÅâú(pÀ«°­´+ÓSoXk\½qUu®4Ãh{âÃÎ*ÐÓBe¥i'PðÆ:3ÁV0rQFÃßü¬Ç&Û]qp×ÏO²1V¢S$d~941ígX7'ÒhÆßÙY

êHSOkN HÀ÷8KéMC­dèÂÏC¿²Øòc$!É0v(uN)

âR¡Õ®)Uááj©ÅÈtéâ¸ZþÑê2%!Jõð!%¥®IæÇÕÝÅ

424m,¥7Å[®Ø«TÅ]¾*ìUØ«Å\ثثX«ÅZÅ[&¸«±VñV±WUÝ1Wb®«*Ö*Þ*ìUØ«±Wb­UÛ⪰ÂÓ0T'dö¶ñYDd;²

äh1J½¤a_eÊÊi«ëaSêðPP1ÆÙ¹òÖ+záC^ØUØ¥ÇrâÅp8«}ñVG§5b¤G~ùI¥Ã÷RîÕÅS"vÛpqWùdi6­õ~'uÂ6BÉÐÈ eÂMf(}ÀùdØ$×ÿÞ ·=p%¬U¼U¬U±µ´N*§ßn¸««º¸¥ÕÅ庸¥ÕÅåµËÛ|±[uN(u|qKÅ]\UÕÅ

rÅ-×:¸«@UƽqVºõÅ[«·Å\*êâ®®*ìU¼RÝk

/M7MÉöu9YÈ>N)ðÈS;Xf¨ èØi¬¸bRÍýõëNÝv2@"Ð}rH·S61U[sG<RÉJìZUøqP\(C1"@O^Ø

±¢¦)M²Òt ÿ¾¸ÙAã[zq4Ö»èª=²

Ó9j"m!PW×k§¡å+t ¥É#JK9©9bª

¦I8J¶®bª2lùË4?ÞÙ²ÐtÊ&âv@»ÕHÉÖW@>p+BÔP¾tglU|m»bÇ\T´0+p¡ªWRtðÈ¥`4Àb«×Ll5G&ëÒk^4t5S¡UY_sVI¸) ¨ñÈZ¤÷v

ëºå¡L*ìPÖ*ÑÀªm\*igbÏ-a$sî¦cR¢ü?,dP:ëÉRzo¶¯\UzábÞ)lbT-aW.hõÅW(ï

ÎIi¾E[¡â´Ñ÷«id¦vÅ\1R¬

m¾¯¥p6kE#tÝ=¯d l£í7`2³Û$P DaNþ'1Él¤5ÕÁ§Ù¯Â1TÂI²§$¬wYÖàúQ Û'Ä®8«¹Ëª,miÀ'붪¤´ã8ÅN´

ÀmM²)Я\ªÙ­tÝn¿NH!

h))ðÂX"e©÷Êí±F& Ðö9$$Z »S- 7É5¸âãí\*Þ*ì*ï|U|S4G

At.~×_«+ÓÃ

ªFêõßå

ꢆ

önÇ¥'a¾I

X«g¦*êb®®)k8ûb®ù⮫]1Wmº«tÛhï·LUÄb­±VÏ*ÕqWSu1WSkov*ìUÃoT6ñQRqVK§iâÉy6òà K*^[{xâXâ©é¶@TÕ5ôbëÜâ

@ÏÈÔå¬Zw\U®PÖ*ìU±té®ÅSí0þäeRfÒ¹äIï3AèrÆr·Ä1PÅWcØfP]

ÔÅuÅ]LUªàWuÂߦñ^N®øÙPÖ*\*ZÅ

V¸¡Ø«x«ª;b«â®í·í¹1U2jqV±Wb®Å]»opÅ[v*ÖØªõb«±Wt8«*íñWb®Å[§|Sn;b«lP´l1K±KTÅ©µ·»k]¸Å[Å[ÁJÑ­´qWb®Å]JtÅ[8«b­â­×"­âìRÝqWÿÑãuÅ[¡ÅZ8«*î£v*ßLY8â­ÅV»-Ðb­Sn«T¦*·n§uqK«»n§uqWbuqWb®8¥Ã6)hâ­UÝqWbhbñVí·]M±V±Wº¸­¸UÇuqC±M·]Zb«\*ìUرpßuqKºb¥Ø¡ÕÅZÅ]×v*ìUÝ1VÂÓVTª)¶*´í©6øªäªóí­`ÅVlUu;â«Öý1M+éó,oÂLeE@Û)rÉ~.6²-æ]ÖAÉP{âÆmkB¬ÛoíÝr`µÉ[Åi 0¥º`V©

]LUÁqVé­ÅW

ìU®XÒµ^ØXº¸«^Çoå¸oµ¾*ÝqWb®w]±K*ìPìSmS;u1V÷é¸UØ«±WUØ«±WtÅ]¶E:b«zb«louVÆ*±°3M²äJ@NB^)ÓWµ|J

Ó²Û''ëófÇooá·;e 4É!°0%if°Ð¬ý@Ü©QSãÇèÂ×ìR¤£áĤ1Éä{äÃYQâOLXgh[ìF*ÙÞ-Òí³÷":0Àj6¦Þ

mRöÒ-F?GüúØÆf¡b#&ÁLâ­|Uºb®Å\7Å]µNø«`Ói¶«C]Q»j¸«x¡Ç[ß»®*ØÛnâv)_ÚßNí÷e °+äìOlÛ%J CdRÝ}¶ÈaÇ|%£"cÛ$Ķq* OÅ*Ë

 

«XRêk¾*º4©ß$TãÇaÖJnq,j¥D¤ÎÚÛÓ*%°ò5VYÓJ¾;àd¥wt AV¦(´Vg5jÔáB$;Ú*ÞßÄÙ0iîð®@¤Y%(Ã|­Õbj|pN=kJæÃJË%]jb19ýæÞ90ÖQm°¦d¢âYÁXFE.Æý <ÕN*¨O³í*Õͱ

O|ºÔ-±ãZëª&X'8þÏZ$ÀÅ_ÞfÅ]»v*ÐÅ]´G*¤zâ­â­Tb­×q8«½ñWtÅZ;â®®*Õi¶N*Ýi¸oµ\UÕÅ]¸b­Ój«clU­ñVñWUÛ⮦*êb­º«ÅS

?O7ÙS%ìJEN(2,cBUw\ÙÄ`³ìI/¯Ãí²ö*bÂÅÃ|Uºb­URGÑú o¯ÌTÐÉØxamK+ÌÅÜÕJ´

áUEÂòLi¬RØÀ««NP¢æ§ Y²o.ÊQxÈ6¡p¼Y¼k1*sË¡VØrÚ¸Æiýp%\ÊܺSXÌßhÓ¥ràÖT϶Icß·Zbªoz`J|vlb¨Û=A¡uÀ©´L$^qâ

u~TS× C'?Â¥Aí¦öÇÇÙððËÐ(qÀ§¦(^§l*iùdZäS]«°P´ÜºdPºØårX$ß+n^¸¡PdwLh

êÓXkW©ðÅ

¸Uµëª(hñdÝE)_,Pµ¶ÀÉLïVâªÈv½F+Wª6ÂÅîßì;)ÙZªE6ÏN_åf<lBËÉL§Ý.ß3

P:Æ99 $$Z¶²n§È6Ë@bJ[U5lnÙ*B´8¶RlRèúâªöpPSm@÷\Û":Ö·| 6÷#Ç&J

¬iB&I8ìr²¡QS¶J$Z®ÒXÍ/ɵ°Ò¥¾Ø¥®¡v¸¸b­«5FM­.Äãl߯¯"¦£b0¢YTü-×+S[¬ËFëã)DðZ$ÅG

¸UªbPìUÀSuØ dÙÎI¬ª¨©ÇPDä}³NTJÓGÊkQÌÐàíCx®«ºâ­tÅ]ºPêb­û`RãQëÓ

»q«*Ñ®)

äRÑ8«x«X«°«XUÔűK±VÈÅ-bVÝÓ»7ïZÅm®¸±olY;[TÅ

Sv*ØÅ[o¾*¸b­¶*¦MqV±Wb®Å]»v*Þø«±UÀbhmLUzôÅ[ b­ÔWu(k»k¦*êWltÅ]\Uco×

¸«*ã»[Å]µ·\U±¶*»ko¦*·®*Õ1WUÔÅ\qVñW|Uu+ÓN®(·JêvÅ_ÿÒãx²o8ï»pÅiÔ¦-uÂúõÅ*Ý«fZ|N*å¦*·´iNdq2HíÙL~àRCOkGXj>&ã"C8ÊèäN*næÓ©E'¨ñÉÖBûyÂl~ÉêL·UÑÔqiºõ+áþ®PBCÆrL\*·q8UÛöÅ]»qßhm×

&1Vø¡ÕÅ]LU¾«X«clRÖ(lUÔÅ]iØ«(qÅ]º«]1WSv*Ý+´*Þ*êb®®*ìUØ«±VÈÅZ8«cÛ·Ó®nì6¨ý>ÀÊy6É% '\TØvÀÔÝrL$él¤·ÚÊÎìÒëçºrÌví¦.É(\²-2¾íÀ¯)£ïÀ=ñUZzbUQ*WqVÆ(äq,©¦XIxb­Ç+DÜÐRØß%ÝÍ~9TKÆj{bɨÙõ`JëT¿Páp68ÚõÕ¤®cPä­(aCtÅ\qV«µAº¸«`â«[pÅWb­tÅ[8«±CGk··»u1UÑaBymýØ`bW¹#&ÂÕÚU(ösáJ[uNGç,^ýrÜ:âJaAlUDª¡ÂWÔáC¦h×

¯:îpU¸Öæ]°­),ÙY,ÀL­m7=r²[VM©ß+,©liNÕ9[öì[ÕAñIIw$MNXÖ¦N-ïT\6Çí6J"ØHß-¦»Mtúq5ñÛ(tQ2V´Ê[BÅÜci^Ô ¯B4{õÃiS~3ǶIÇ'ZIôäÃYEñÛ2"ÒT®ã^H*dSl®6w­løÀ©Ù¹+U5E#/ìAÀDOC*AêY~±o¸hxci¤òmmb®÷Å\zâ­b­ôÅZ8ªÅZ«©÷⮦*ØÅ\F*á¾*ìUÔ¦*Õ1WSn«±VÀßq¥ÕñŦ*±WSu<qVéµ»pÅ[¦ø«TÅWÅ(í?NkVÙSÒx

#@elsd(ÂÕ}ÜáTP¿iÚì ÉAW

º¡µ¸«·ï·LUt[0ùàK#_îÇ2!%tMÄaB˵<÷A)¶*à7Àª±ç[JbɧiïvôQðÉ=Dd¶°F?u¢¯Sãȳ

÷2¯I:¹Xl7F±¢.bÆ5MI®\ªì¦[±%rß,b^X»Û

ñdÓ

`(P|rUU÷\*\L4I=FLd!UðmÊq¸©

iF¸§L¢$ý9Q)¦Ø«|2@¢ö°´-%´¯La´8RêW·LX´v8RØ5Àð+TÅ[

Ä×LmoDÓ¯c«I

)_¿

¡tsSgÀR­$:q¥p!$º³h·Mzb®Å±bêbbÅ]LUÄb­Sn«t¦*ã×wÏkllwÅZÅ]LUÔÅZ8«±V麫t®*©M+AV&bdÐhÇK?½¡øäIUbõuï,èPìE!umXD¢(è¶%É!sSÔåÁªÖÖ§4qWU®«cv,­1VñC}ñCxªy¤À|ATb0&¿~T¹cï$§ìä2>E·Ê|[¾\ªmNsó̰âIHd·Z¦p¨Å\qWuÅ\h0«ºb®"¸¡ØØ

laCcm±V±Wuë¸í¶)hS\*ÞÔ¦h*Ö:µÅ

Râ1KDâÓ©¶)n«ÅâØañÂ

ëáZöÅ-SSG;lU°)×]Óohbªd×kokv*ã¾*ìU¼U¬Uq4Å[j8«xªõ«±WS®í´F*îø«T8«*ØñÅV¾)X1C`âÉ®¡¢{âWv*Ö*ßËv*Ö*Ýi®ë×u1VÎ)¥¤xb

¸«x«`WpÅ[8¥¼V7Û¦ò)\*ÿÿÓãbÉ¡÷ÁIï

-|UºW"­L*Þ*êb®ùb­±BÉ0¡f*¸â«±dìPZeÅiº«¸â­ñÅ4อ7Ǧøb­q®)p\§q¦§R­:

iÔÁjÑÛ

¶(qK¾x«t«yk

«»Ó

¸àW^UÄ`WCLU¬*ÞØªÓk·í]Z;b®Å\wÅ]Ó

»u1VñW`

Õ1Vú`WuÅ]×

¸b­

ÆQT.-Upb«ÛS"«XªªU±¸Øª.ÖÐÈFÛdIdymj"¨É¸E-r6Ê

æò1ñ9xqÈPRFIca¨uÊÌm¶2¤å'

©¨¦V6ÔùÐT²))qJÿI_½·R£¿ú¹0©*ÂuÂÁe1VÅ\<1WaV±Vê1U¤×

Å

b­¶qWqÅ]óÅ\wÅ]Óv)hbñWb®Ûv*ìUØ«*ìUªb­Ò«Å]ÓpÅ]»u1Wb®Å\ÓdÄXs¿Ëj%¨öë@M4Â

Nù'"(ÙSì

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

;TàIÿÕ+´Ñõ¦¤°ÙR@$(´ÒßN¿¡"Nü_

)Ý#ÂmøÊ¡kãJ*¦·vð¯úUâG_Û¬g§¾"#»´»¸Dµ.0þÐÊ$dJ

Ú=ÈU@H>C:X¥THV¿H8¡%õÃDTõäM~]p±1

ÑÃomx¦QÙê~ãÕ(ͨØÃáÎâCþë`«_¥©x­[30m9ëHÌ Ì~àüO«[HZGH§õÄtä^Ü5ð Åil1Éq71$'ú$=~LAŸůê

EOͱJ

¼Çwe¨­¶¡óÄÊ

Ë®ÿ´(ü%1MCLO7ßpZ3·¶â¸Q²2ØZHÄ®ì£qÀ¢¼uÂY?¨ü>ñ÷±¤±j~&ÿ°*¥¥Õêbå)DÖq]ÝqóÄ_r´üp®êIü^"Ô~ì÷LWw

6ÖõTƬ¢ë-0%I®­ý?H\¤N?iÜÉQàEAÂÇ nl¡@¶óz³ÙB(ý%&Á^öÒASêFþë¶(6öc8ªÀ$;pIÍ@§üK¢ÞÃD$úÒ-ÑSȳ@ãEZâ»)Ê4Ò²iÐzùpÓg4øP$J;âCÝE§ÏÅØÆfR

_õª¸¤¦²ÁnX9bÄ×f2»âÀÿÖGôh÷DS§PÓSS;/ª¹ãCöÈs_Å*©oÆ?Oë%Ïûè"tð ÅiDÛ»ºÄ¶þ âg@êÑÏü.*¶bº/¬wA[

0´CÛÃ@#¸¬§«F¦&>ÇAÿÃKa4ÑÒXyògOP¾à±Å!eûKëìä¹g¨hÕã(¾à8ã\T¶ãVºx£»¹Þ:U

Ä|¥'üâÜI*Û¨Æô1ÈJC÷b¥(¶×/-¯Nº¸µ8¨FDcزU?ä¶PE5Ã4ð]ܱøÙû?d®¨jm¢:¹´®ù¢íþ³"éýM¤ÅÁOËý¼UN}ÎHd:;Ðöß]ú#Ê¢n±ZcT­?âÀ¤¡­´¨J¿ª¡mÀ«²þÈñÆ"¤±*ü#uWtâ¯Ñ°Âå±³S#ZSýãFò?å0¤¡Ñ_ÂIøj

2IÅBCa+Êdxô*¦æj?âX ÜѳDÀG±aÿÈØ &TµK5ÁX%jËqð

È^4¶E!qþü>ê8âª%¸»Gõ50Síå÷á[òji,HäÀ+Jµw¨HÆ%ö¶ÒDý%¤

 

ÆûÆø6óEâõ}P¡'äç

Rq¯éÖׯîpì9úQ£'z

NS,OE ì!ÿ×] _NYxG±

z»ø1dæ:ZÜÒpÆ

ßõbªWöÑ´ÖöÏ!#ìÂåzØ cÔ,ÑÖI%»I

=9K_ö.ü!À

su Í/¦×*&íä­ÿ8m4±:r-Åh7@Í_Õ,ñã25QS»¹²CÈMÎy½VsEØÃ±ó˧õ$Õô{WÿIEzW÷¯¹ù(ßðÁãÅÈÇæ²×!»LJ¹ r¨+JÐå6-ÕgÄqLÀó9çE²ß×j´3j(§ã

Tÿ1a_¸WDo+涸@õ«½ä%üØÒmMåy/+Î:1Ð|Óþ#ÚlêÒ\-ÌöÅXzJ9Hð"·û,UÎñ9½¡e

kO'µ¶o¬ÕÌ·¢bx9(@ö¢ñÅATµäÐÅñ>ìÉÉT·sF4Âs\]+rô´ÜíòY[$÷!TÛÀþBWÙ+­©/¨«½"pÚ@U¹HeNi(EîÍ¿ëÅ$!ídAQ±N»ÖNEvÅ*MÈ5EZ|!A'ÞÅiBèBÖa3DEJ¬$õö!*B_dwm£ <ÄT

üÈÝöþLH¨,/è[MAF*Hðb¿¯

ÒâKĸÐÐ}J{ñþÜUlLà°ÑøÒ¿ÓÐP¼áß

ïÇâ'ú`,ÀWwåÍ{áYåcSÃò§½xåSbÒ(ÃÌK,Jñjÿ²|U*?f>ÉßéKîïõ8\Ämâ0´ .¿%dã\PJëw<±1G°

"!å·ì´n }8­«[4Óµ=FhÚuªºRN*N¸@R9¥{Ðâ(YtË5g¾'ûèPGò!EN(TÁ#ÂúnjkÈû+HX­làFPÎû;-BãM¿^4

ó£Pë2¨?

j<T¥

·úܱM©F¸±ä]vN.w¶à`U0×^°öA¡?:(Å[[ߤ©aJ×âqT$½¶Óf3pc«±SöIøAP=þ§0°ï{,1å_³É¾,ʸ^

ã<À´çó£YÖá¹·ò//îmÔ½ÄPD¤|Ûçw²jMåꥸÉUzqÛÛü/ÈËg7Lq# Y}Pðÿ]ëör·pÄÊèxz棪«?áò%&zÌἸ¦?CÏ.5kA$³Êª¬*ªÆ!ε9k£J̪úâ¨XäAqÅØAäÇÄtÝj©º$&ΦB¿®n¢úr:*È¡¯ÂÜÙ¾«r³4, ìíóRk4¸ÍÀÓ5¥ ùØ¥ÆÚ'çnyXüjcÿÜUJ[»h­42Û³rÛß6*£4ö!1U#âvNÞÛ×ÿÒ.¢$&Óm·Y'í8°ßë¢(¼Qbî~mx<'+¹Ã@3@À²×p8ø|Sk5|ª`hf¥cpKôê¯OLýÛìd$,SPc+'Ç(¾ãûYÉÑÊÇ'u£ùÌzr7®. áËb#g¢ÄÕí»uÆ31·"xbMÕ¦¯çæ­º¥¥Úcoß-Õº7$'í¢3ðü.k4\\ÚzBWaÿ9æÐkM±¸µ]H$PËöÂòY¸ïû<²ÍÙ¦Yrpî~Oúo÷¯HÒ öÅxàjÈT_8¸¢èQ\V×ÚØÛ+·ï"¦NÝ*é,xU"i+Ô ïS}·ou-%óYÇö¬è@PxÿÁæ<µ0é»

C¹ôMö éEcf·òì&usN§à(¯óPe.I`ÓbnHÝBÒ®Gz×6·LÕHRæVHþgbÍÐôÌØåÀÉÀO¤pòçÈztóòIÑtY<yþæÉ0áHåòF£ËéÎÏ

@K3SjÕ¨¢¸±áJïý1M¬{ÖSÇÒà;ЧPæj~íS:;üñRPéq9Sëz £Oã\R

»@-»V´À+Ë{Ib

Ì¡{u§ëÂÆBßÿÓ&~(I

»øÙh®ÛÇïÅ*Êkøþ×

þÄFß o£ÚÖøu

;ó¥kï\Sº_6v£rMJqWßod#èT»Æ¤øq=Çá=RýGW½J¬MÆ´Ü×½=°7ÄÍkZƹ¬X"˱[BÂ7JÃ'¦iUìÀ©ª+-ÈXÄPÒ®¯tõªÁ*T£È8×öU¿VS,dórqj£a0¿×àOÖíh®

V Oû92Éb¿åå¡çKȵkè|¿Ôg,#3*¤nC/õ³_Úc¢&§_é8!9Qz澡uk¦éFÓV3_UÕ3·´)Eå¿Úb¿ìs±ôÃ$åRôcú¿­ú.@ÎqåãðÇø?Ïþ

·òÇt÷7is¦YUe»*:õ*;|YÔC[

ô{¾êĶë40ÔiµÎø¾oèg§þñÇúQô²ù³[²ÞP^Ò£ÛVÊpj#ëcêãùÎ6)BU!ºãw1Ý'üþ×/k¢ªnäkbfVnM(`ÍJ}ÕãlÝ@¼4FrÉUJìX©¡§ØÚ)0ií§$2CIUjUWvØÝeJ7ðBK¨ÈdI=5n\â¡)ùÚý"·eEw¤º¾©hËê;¾ÊèÛ}i£äôs

Ùþåë(ÖúæJê7 zÄD­}:øfÍ®\#ÍÓgÍÆ|[A0ÑDQZöË^ÇRx·¿*âªÒ\2DJ(nF§ßˤó

¶+Je8ÄP¼v®+J.ñTcâMiIÌ-SéãCPqZCÉ(,Jõ§#øâ'¨þUý1KÿÔ+ýN2ò+^¿

>LX¹4ËbIµ­ÚmëåøÿÍ8¥7¶´¿1ÎuxÀܰ£}Ê,©©µÓlÂ!Ì7BQuß¾ÿN(3¤[H(^ÁEIù|iDбRX䯩*nÑhù%ÅqG¥×V2°H¾±XéÈC,qÔëÈ4ݾ¼^)pb

 

Zÿµ1gCù÷È02ÃYÒãX½G×c¥9ø¦ÊOÛìÿ«ÖµÖOÿ_ºÿ7ø?ÏwzÎOK÷³©CÓü?ì¾§Eü¿¹qÃé£ü?ÔkM×.¾®/&Y¡´é¤B"æ)U*ÿ158)ðKiw[ÓèûCxñ@ØÿKþé9`ÒgôÖfâ4`þ¨M)½íàÊ&Ç72pAEJ

¤ÓzFã³tî2q$!'óÅÕûK"4F4¢Y+ ÕOúÛüG-ÖÞy¿Q1ðÅ%yl`[Cíä ó=)±?1LWgÿÕ':WMÑMq%FÀôâàqú>Ö(Lí^ÄÇê=%&:&¾ÇÓrSa/kn?yÊ­0 ©¡ÞiZ`Fé±×æ:4ÒÍ~×8ͤKIn+R(æD·FIzóE¦-$¶@e(µ¹¸M¬/uÒpwi¢7â[ù¨PÕ *ÝÇ6<Y8á&JîÿtÕªM@¼¹z}UÅÇÃô5å,ê:ìÛ\l¹|S¹PÁI­ØÓ§ì®fvláÒc2¸ðÂ?[¦ÓèB6áÄöysIòùÓæ%Ó¡°n_1ûLÇ<U­Ôë5!ââ'Ó_Áüؽ6Æ£È&Oò?¥üßó[á{f?ö:Ê[4×߯ÍýjñÔ@þ%W3îä@Gø¿ìôÙé¥ÔÌæº^ÖÁPH@ø¹Ìwø~ÎtÝÆÿk ím.Iä$_ÃòÿL»ÊzÕü¡5I® þA$Á*ëV^¹¬Ûü]~OªºÈ?éþô¯{³»5E

þª)éÌ»}ôû³Hî)>©kó2I&ÊÕ¨{L

"y¼kX6vÔÚ|MÌÈÔôÜ©cökN[ÔeS§a²õ±øp¾J

íüØH¯ÄV ¶Û{d¾N·6)ã50bÔl±¬j4û¶É´&qjLÏEÉÜ¢Sã±ÛV`©&¬Üô­6ÅGRVeǪ"àH'

ÚÉî½N-êÊ*À¯M±A(FábÌAþVJ6ÿv(µ²ÝI4txQnkPk÷ⶦú

*¬V&]¤ÜûÇñÅxÜÚìWt©è´ùïØ@]\ -×ÔcQÅ©·Næ÷Ò!b;pNþàWM¦gÁЯÐ+J``Da

¦¡}n¥b[Ù)º+¶Ç¥qeDª"ñbYI¯µ½vÜbÈ:"m®\´CnPÄWé8²¿&?«I¦Ã^bÑñ­>©µ2]»QiVFcõY=Ððâ{êÙ\LÉ)F6ÞÝ[?¦ÌjCZ|²ì¸£T

±09+Ü[\Í*UKÎ@§qÆ9ù5ɸ´ùVî²Mê0~

Iâ:5¡ rѧ@£:NtýcSÐ4ûhåH¹°ËÖ¢·«P>Gt#áÛ°V=p roªjú=ü/,¤ÄÃèT

Í@ÔãG«ü§ÀnýÉÓ¬'.n5I¥7øAÕÜoEkÛåÅÝ»l^ÖdÃÿæ³½/ÍzÝP¥åü\ tQ¿ÄZ?òÌÓмÿä2-/Î:å¡rc²IÎê^4­C»#öÁB<Ë`ÄgôÆEæ_¢çR¾±5PÇ4ʪ¨[5X¯6?5?0õ7®ì#©ÓáF9K^/Ýðíý/RYå½;ÍÔ.Õ°´%IèxÅiþË+HÄÛ~¿AªÕbàßÓþn$¬¡¯8ØUðÉþhw:ûóGù¥s_±o^(+O²?=Î\=ñdúX©Ëyê++-CuSÂÕIɱú~²ÈÒÿĨ«ª

Xj¨¿\höGGý?ô˹+º®øþblÿЦtúi4¯E ð©Çóïf=Ñ4ÿ§ë[#ûHçSüqñçÞô1¡þgû9þµ6áÓÓQô`ñçÞÌ{5¡þgû)~µ9x¸!£JxÒ|i÷²ÿCºõ1þÉ@Cn½!Aâh1ñeÞ¿èsCþ§µcéÉ4eàb¤lc'l»£¡yÞÔöV#|ý®_Où²R6©

~òåb¯bÀfP6ñy1Keé_ÿ×éÇú±Ù5?Çdÿ[?@ÅBç×m=`ZûBEhÙ{

ÔPJsP¼OMMw#r|·Åi¿MÈ)·¤Ç+J.u`{Gó¾Â°þ`èñoüöáðÊÿ)`ïû

~`è½SþÇûqðËåLçý*þ`i=SþÄ\>b{[ÉIüÿ§v_¸aðÊl`þÉm¿æ-nG¡)¯^×\l¯FªJ°j¶ú»IyÆ®>"@Þ4ÌVÃvàÁQÄõzxÿÐ-ôFêÜFô*ió÷.[JB=hÒjl(ÿ\(²¥5 (Ê~þìaøSðÀªvÚMéø®.§G¸¯þËûÀßGP0ZÍåÌÛ«¾Íü1Z[ip³Jñ^Ù&S³¯áÄíצ¯D6ñ4ló¸$îøÚ)¨·h~¨ë²)>¸Ä£õ9ØßìÆ­Ú¤ýذ1*Ðiî&ÊNÞ4Êc»üݧr?ñHK5éîXü'>dÎM{Ñâ,Î+dÎiØvÙGѾV0˹ØÏ¶´_ÿU&¹ó¿ÛilwÝ>áÚc|Ò5ùÆRGÇ

ûFoîFH`qrû@jÁ}Èï­ÌÍ^ÜÛøe¯´$ÿ¿Ü¥77qäV

\5~áð?D¹!ÿH[wc_õN<?ÊXɵ½¶'í¤`à,ãÚR·ápÜbu'¥Õ:ÿ¬F[Õæ#*kÐúÔÇià~¬ÞSÕÅ*±Ç÷«Qó®²×îÇLkaþïð¿ÁDWr« -÷&'µ±wIl>D×%$)XuW©záðËål]Òü|Uåß;½°ÿ§þiÇÃ,Ojãî/Kü»¸Wõ59Æ?ÝPkóbFHcïqòö¦Þ¿ótIoÇ#AEUîË@u³¹ÿÑÚÞÈ}x¯ÌSîÅ%12ËoÉ\

®xPø¡ø~Y*É}Gôæ ¡DeÆäî8©XÓ^/ÙDùLXl\j$P{«¸×YVëô\TîÉM@Å6Uf´hgPcþli*y~ÂdQ<³~Óð17ß8T dI§rÏË&Ýa¡Û»ýbã÷»ÑKÍvê(v9IÈ£÷¥7Ù

Äýت=ÉlecdÐ<ÐͦÞ<ÑÎÒÔ¨%ÛsËþ#V4

±o8ùgQ¾´H¬íyrfä»}p[ç¨2

Ê¿Ç4?&yÆöI8°^ ¡OOPjãi _,H S<

ë1ø

@öûX2Ìó*TXme-ZúÇÂzl1¦³9_5tÒïäEÍZG^RxuÃaûé1D¤c;ÍJÃjE^iZÂè V¿<©Â-Ç$Ngw¹æ6ª

oø/C8FE¾X³CÊHÞ ªÊô¡Û¯\MÇïJµ/,A:¼öæ%Ri"_n6ûâM±5L~/+Â+<~£Ä6n+Ì)ñªòåí¼¿s"+[´§÷RS¿cÖ ÄÛ¯/Aj²FöÛLUOÑC7#æÜVQñºÂ­A4'Ûídiߢ!tëÆ ·%®ü`@úÅ0áï¤v¾a¶E1ßȤ

 

HzøoP»Ô|çâÓË*ê¶÷ ëÂ¥µÈÐüRļOôÆÊ±

cUfÇmÉæ6úT§cêðͪNÑÇI¿!Zdj(¢60DàÊéÄt}á$kIV¯o¥´é:Ì!hÉæcÙØ¨Ù.

AJÿÄv±OéÞYËß»¸SÒªhÊà°±$iÍ«¦Ü·*Õ·ü

àé³Ó2Z(£dxõÆÑ(Ñ-Û¯÷vÊù«Søák2*,÷2@>Ål©®~åíÛõb*HuHÚ¨®4âO¼«íD.h°¯Ñ/«ÊdyV!àÔzbOz9m!1þÔWâ]©ôà!º=XõïtËïÞ[É~#<IÓ§%eÈð98ñâOå%©qîÄöGþ6Áá#SÌ:/'ßU¦ãaO÷Æì§è.xJFH®Ë:¬Ê¦dÙccÒGROj ýxÑMÇ¡C]y^à?8mÝ·¤Sæ²*øli"c½îÚÔ¬¶â%eä.ÏOuCAþÅðîËnõùnêyG©úcùr½<I'

£(Ú};W4¤Uï_~,£þ%ÜP êìêDûBeôØö»8Bgo¨ÜƧ¶C#+OSgvßF÷ò¬sHTümjv.C{>S"xd+âÈN5»5I³¶@lòaýô¬Ò»þ[9YJù(ÉeªÈH§Ú ×j¢Ú¿é1§VZ÷n)Ýòi!

lEm@Vÿ

:RK˿W

Ï&?Ýgõ`¦ÑVÚËi+!vBzÇ2ü?}6ûðµp¢þ¯ë¨(ì~NÞô=qJé25;@m?͵Ьì¼Bz´ý§aA÷ak ÷*¾·º hÛ>ÄB6ÂïUæ÷ÍuêÅ3°#Ð|pnÈwk¥èô')O@?äñÀAm\c¢£HÔ

ZÑÀéMצ<P¾EQ.@Üx|¯ËØËºKøGö-ÝIÂÄô-º»Ôdz¤W«r#úcHñd¾ÛÎ~\

²ì032?ÍV/'ÄòÕùXþ¼(èýKã¶)Ë£HUvêÅ^KZ:

,:Ñhk_}ú03°:!fIQº«°=oOÓû#ìS÷ÿ[ö²ói©õ!^uÿ«Oö4ÉEBhÞ­W×~Nðù5-¬óï]?ç

?®*ܾ§¯Ú÷õ=>4÷ÿ~,PTnxïýßÑË

4ãþÆ´üq@U4ã¿Õþ×ðÀ

=>½«OÇÏ>¿æª\ú~uã˧¥Ï_o"\(XrúÍÕ~±ö»ñ§³Nÿñ®·j9Tâ+Ϯԯðɸ*ýNU§ÓôW8¡/ùú>¿îî>Oò;äKþÇþ<´ãë/O¦üyrú9~Ä1Íu×ìjçÓâ½­óðú=°ºÿ¤Rè½?WýÕþÏzb¦ÿ¤»ýÜ}?C7ñÿݳßÅøþªöõ9þÕ8mépá

¼_Ý-8Óþ*û_ù Ó$çÛý¿ö]pµ¡GÛÛñüqbåãê|\¿ç¥8¥ÿÙ8BIM%Ð×zòxÇæâF·dÐâÿÛCÿÛCÿÀ "ÿÄ

ÿĵ}!1AQa"q2¡#B±ÁRÑð$3br

%&'()*456789:CDEFGHIJSTUVWXYZcdefghijstuvwxyz

¢£¤¥¦§¨©ª²³´µ¶·¸¹ºÂÃÄÅÆÇÈÉÊÒÓÔÕÖרÙÚáâãäåæçèéêñòóôõö÷øùúÿÄ

ÿĵw!1AQaq"2B¡±Á#3RðbrÑ

$4á%ñ&'()*56789:CDEFGHIJSTUVWXYZcdefghijstuvwxyz

¢£¤¥¦§¨©ª²³´µ¶·¸¹ºÂÃÄÅÆÇÈÉÊÒÓÔÕÖרÙÚâãäåæçèéêòóôõö÷øùúÿÚ?ùo¤Óü¨]+,ª

üÝsÆ0Ô+

éí5!(ql¯ü'åÛç¢1ÀÉÝ⺼TvÞNpa$odÓAp:÷Þ0@ÖÌþ:Óôûx_WXL«7FÙ3gW_ K¯tùïfM½WOètÔ\©5(IwRòV¾ºuµ÷³ì{u72¹Xafr(ãpUÁÎ6.ÕÆyã©;v´\]»\k{&Æ@-ÁÈQTË_ÃoØ|Zðf¢îMnÅÁ+4¡J«±*H$c=G*íÇ÷ÆMý"MØ|Ý¥~BÝïsh¼4´÷z¥mwüöìcíè$ã9ÒænÉ9Çk-îÝõ·¦Èõ<9'·o @£8àÎ:pØãw$m«6öþ`!îÔyHä¶äðs^5ª|ð¨»ÒÆìNm@b®a|)m¨ûcåVÇ}Àg#¹Ó<AcwmoªC,çd"&*I;T;H¡AÛ1U¯¤.ÛÎÖÚïM´^ZÒtgxÓ9µuîÎ-ß5t¶­4ö·­ÎÆëPÒô¨Ï!pGÊx'åR¼J»<.®j׾¼¾Øn¶Î®ûD³¯RF~\îÀÆr0O*n]jÖù6³îØÁbçÐy9ÉÈâ¼®÷ÂÚRÝÎHFæ;öõà¶ÜÙËöÍmhïÞñovVÿæüò©VtÚ,d´m&´ò²}­£kK£Þm5(m®£6óG,`©Ý

cH;ÉmÄ m#Cg«æXs´0Ú}nGEl.G95óV¦Ù

·3E |òO·æ8cÄ+8È9"½oBk

­ÒJ¹.wªü }ÓÐàtãéjõ{ôzÙþ~¡Nwv\cîÝi{iw¥Nýzêf

tèUdÞ»Üsòz»ëµp

*êvq¹ÿETR@Ü íå°Np1ýàqëqzõÊüÝN}ëÙ]Û¦íÞÞW{ôµ´ùôIÓ²q]wjò[Zû¯ëCÐûOò!ÎÐÇÁ`Ì8Ç^6Õ±Z¶·ªÜ][HÇßæÎÐ%`ãò¸ÒÊ)P½1:©ÜÑg±Çl¨Ç Ç'¦1¡ZhNÓRåÌ)*i'wUÈà¸Áàd7J9­h®Tîôo­¿ÝoðÜÚq ÝõVKMºõ»û¬çÐØøx¶bdßÆÒ²)e²F{`w¤Ïe¤Æ¢G+±º³¹<g¶y^

ÒÓOÒ4ÔK¾yÚ0vã®I8î2O8®])eÈûZJ¥zE.0§m?.IùN±PÄvÀ¥}vßMSתï¿u}]ì­­&׬]´¶UµZ}Û$ÃÇxÏ9~S8ù°ªqýðyÚ1UE&Q'¹É<¥~\õ r1pAã&q±ºÈêæ¿úÅ$(

ÜÔñFòÇ$âµnÊÎßı##$0÷ãî@ñÅ7{jìíÙYu¿ÏÌÎð´

WÓ[5¥´ÒÖVVZîjÅq¡ÚFÉ6ªá¤U

Ìzóãªäô*ÄVöWùò¼¤Z23ÅAä·Íò{ñ^g} Å«§kzcæ2´NëëGSRiú~­¦G¶;·k).¬FsÔØíÇùqB¾·×Uk5³·Ë×[ߦ2ç±åK³ºwå×½×mÉ_Òk®QàÆÌ1Õ8cóg%HÎßp@©a»`¬mÔüÇrqy*züÛ9\

pwâW¾ûDÄv'+òâñù¸È2A;xRÉ ®[$faNqÅéÚÞæ(Ãpª]¶àüÇh.Fî2FqÈÉ­ê×Z+7koL{sÉܹR2½Å÷Ñ5§M»j·þµ5RVN1TÚjÖWVïò½ÑÝkXeO¶¶q¼üTíàde;A8À5ÈϬxqX>§cdì%Tü¹búd@ánuðéS¤g+U@ÎNì®OLÓ3ã¾/Öí­åW¸g$èÓnuÁ]<®½¯{RÄ×þ

(­,î­w¢èÞÝô½îyÏ~Ð+ôé¾1ìf9Z#$°|¿óÑÔe@#ÚÀ+r@{.½ã½ò*jVQ¦X!ueÚÍÜVí¼äß;\_Ýkë<ðøWR´"7í¼

11¸c5çÖï5y4ËÙ5ëùx²

ß6XLT$ÙpFEMäyo-n¹´MóI¦Ýµ¶¾»×´Zs')ík¥yi´®«¯k|óáüC³xì5[´!Ʊê8?3uæ»­[àwõÀB[nFoÈdäìÁa¸ã'x8qõͦ£Æ`ºKÝÍÞRHز÷@ßù}eð=Mñ'ôûfwdË

1$©òÄü£¨ÀP3y ·³I=»JO_úzþ:¨7ÌÝÞ´V½JÉYÛáõ[3òÒ÷öO×¢Ôc½âêXn]Îè

¦9bxÀlc5îIáx?D[y×F4ÜXÚ p3Á<zÎ1öÏü$Z&·TîÃCÐ6Ët Ärk:ÃUvµº'÷i*çüàǯRW{8-#î·÷ì»ë­®ï×îcìÝã7'$¯uµ{[Gd­Ùz|ËàßøzÙzå¼WÈI2K·"í9\r0Y[+´°©ÜÀú¦}á[«¬éÉh¡ÏÇ»ru2Àîk®¸øgá3ÊtöRovÞë¸1Êü¸#Oôò

cá+E®ý&áíÑ$'ËòKu*w'aóËu=©¥5Ù­vÓ­ï{.ûé¦àÕììä¾-µ}VmÓï=Ý ðêÀ6k#¶³ÚFrr¡â¹Ëg§$)Ý»Áz(t{U ñ²5ûzwä¾íӷѼS°@Ââhc¡ÏÂW#:

×9$Öák-4eunnFh(8Q¸î*i5ìTG4¦AÚ®2FA

K`örFzGZÖ¯£k¥:.]RÿÁd¿f­e.é7mïÒÍõÛ{¶tzæ­¢iÒJ¶ñKpO,?xé÷ºäàw=HçÅøË©6¥=©Ñ&«:4;]ì,¸äà°zÓÆ¶úÓYIi/¹Ü¨æFÊõ,²1PÛ°\pÀýëÓÛiÖVßjÔtÈcFÃæBÄ·Íw/ïgÃË| `T6©´Ù%ï'n­_îjûtr²qåÍídÒ[¥k]igævz­«êÖk[9¢GÜØRXã-Ù8ä©8æºHôû

FÞI5ÖHCnÞS8ꤴB2A;9"¹

ÅÚ[­´PÃjYÑ|÷HÜ@.wöÇÌF>Cmà|Kñ[Â

¥ÞÝ¥NvR[hiG^Æ­mz/g³O]/½ÝÃ/GiI«¶Zh®·]Wu}é:®àMa6¾£h­å¤LâÒ41Dÿ4ÏǼåCmÝ·sØÂ¯Á7Úl|¹Èw®ñÐd

®s¸#kå¯xuÉ×Pðç(î$"ùÌ"Sò>10LàÇ7§ #èaÇ>°µ·ÿfM¨¦v¸YUÑFÐK°rÅ%NG$Ræî1·ó)'}ÝwZZ÷ÙèssSm©S­K´õIj}»ÓK½>§$Ò+,©R?wp`e÷¾SÀ`g=ë\xvâV4«µp#' à$á²µy?5ýLÇÅæµèå~fß³9{,î»ÉÁùm ØëÇRwc5«i²FRW}ØÀ#å9ëxÉèq×%2<§Eý¤4=wPiosy|ð±$±Q¿mãp'9ëÅv÷~9ðôÒ¤/zIBíM_

»óäB§¤Ðåj¬Û¶êÛü¿­GìàÕ ÓÙ)n¼¬õw¿

$Ñ.vר[hI0ü|½ùcsY[*F2,'õ8Ø]Jñ¸î/°Î3n?x

?ÞÏ;A¢5}&Õ1hZØI#!hÜÙÁäÆpE-UÓÚëFº~·ôìJ£g.f½:]½­é½.£§JËkur#u`KGÊFwuë k+Wðݰ²+ÁÄlI¯;æKÏéw^n¢&ºw\JÍ\``Úmä3Ø"GøàÍ4;Uèd+æÈ9

¸ùNÒ@

ÈRÜí>ÝÙ^þZÝ[¶Êï¢û8MZ|«{s8Û§~ºôíÐâ57ÃM{}`IÜÁCÈF$Îâ0 xÃÌyÍâç

µ¥ìêv§

[wmÛr­r1´ä½YñÃßÛµª$KäfáKàíA

@$:×kðïÁs-îmdm¡TäÜ##qÙÆ(W¼ftvå¿ç}6éÔÊpP¹sZ¸î¼­wvïwn÷ë«ÿîC­:-άFæãæPv('ävã'j

¡ÞI-ý¶ÉËI)èÜ¡]ØlI Í*¼»´¸ûàÌ!c»pÉÙ¶0ª«÷ÜüÀpMx¼

}.£ ,.oæ/ìË¢töC8eÆN8ûîËÄ>Ô2]iÓ´oò»a²rØ`Ø-×SòT¯|A£Hâ==­.>l*¦×ÇAíêîÈÅCwr»ï¦¾»?¸ÑÑ£Ñ-×[/véëo½êðáé`0ªF4*Ê@É1r7l\tì4Ûï^fKx¼P£`Uû¸ uTb@?u»8õÅÛ|6r©Hx¹ÀÃ)SÎxÆ3»#¶2Ç-%x"Å`¥e]Àd¬ì2s¸ñÐÀPëÏ-c£oU³ùýÝwØÍB¬VW»·»}º;ÛN¼Þk²ð±¬Ï

®¡RÈ0ÆyE[nÑ7nÇâöZ4ïæ[ÛÛ§Ä»ÛSqÜÊ7ªc=ÁÆF1úÏSð,×ÈdÁÎQ-È#q^ªXå'ÁßjgÝ^'ñ,²©R2>S¹{Ûô#¦äR³ù[W÷üÑW-)öi½<­}ZÙ][½µ±òñÞDI¶òªïgç'æT8enÄçxÐ~<XKXji7lBÒ¸l;f'';þØTWk¨|1ð§í\éZ%º¬3²9ÔF61y Î¥¬]}ºÀYAÉþU¶äù~RdxÆryßø9¼e M¦_ið,ât+!$¢bÈåvý¤yb§+×¼i¥KǦêÖ³DJk9Xã@-çq=yÊмWyzËêà%;£ ®WpPß1¯8$c+Ï

»M®f¹µïÕ¯+­:"U½ÜÝ­m-¢woKõwµ¶Ðò]à¾yrÚÎ%ű߷§{àÆé @1ÃpïOÁ/jöåtØa·kFµØÊ]vÅL1ÆBx$=-¼=ª^FÒ½ÝÀUKÉÈýà$c8 È å麰»ìúåQîV6«qÈæPåÙÝ`UwÔNjU¢´V]ÛÙ¨ÝIê­ËwwѦB¡

>ºM$ݾÚ/ûyê´{£çÝSöZ¿F¾Ó!yndlk¤áA¦6ÓÉ\nÎxkÇ>º]>ïA½Ú3°]ãÿ¾!Õ§óôH­'÷ð¶FçÁl6ïLÕR¼¥kZ6OK«î·»NétÙ½E*7SJ÷WIk¢÷SV¿«IZûÞÓô}BÞ-ZÖñ$EÌÈÇï©Ë¿Àqòönú÷¾øCw£F/4Ó$íW-hºø,'q;TÙÖ~üA³´qá»;ùa´n³

;r»Û ·dî8Úkã¯übñ÷¯îl¯üwgN¨ÒÚÊ

ySóg5½Iko³tÞ^Z^×Èç¡E9MÓQÙ9E¦×W~©[wç{GjZÃíí§ÒtéÛ8$ç¨Nz åúà㨳ø4k$[m9báUð¤2ñÀä0Ï®6ä4OzP»yf¶2X¦Ô¦WRSæ F|;Áá´·N+ оÚêo'5%?ñjËn

¹p_½A¶ÜP¯ÌtO¦±ÛÕiÛ½£4£zP½Ôv嵫âævøZ²viÛCèH~/x»PÁÒü#1%GÒ&^oXÏ]ÀäÌ,M>öïÇ~%høaàVÚL¦È×òýáÊrxî¾h¶þµÞâµ@6³^<¿.;p3Ó+ÕuqÞHôKeEaqóäH(yÊ<4ú=§ÌvÃ]9Ï*R:HNH|d_!ø×Âñ¾rG½"jMm·Ñªð-`6¨Â«oYºààäó7·[íu"°%î

díãîsU['PQ^zjü_>ºé¡ÝI8Ç1z$£Íed÷Ùú7®Ý¶ø§Æ~-Õíõsae¦Ð

K<^lÍ1àO:|¼åßÂ#ã#ovÚ¯g3vOpR6ó±$fn:)Á9' sEá\±xô

e8eÞW¯ÌIC¾9ù²¯¼)§Ù·­Ô§*ÉsùávÇ#ÀÂpµÝÕÛé}[õµùô3Û[r´ÓÑÛvÕìí÷»gðÇOÑ´t´ê{©¨­òª¤ÉÆ9bpO

±§iú5'ðôwÑÉ1p¾2+Ç[¦ììÖÐHò²Gq(ò³µeHÜ1ÝiùWðN

ß³µXLr\/c±À?)ã gdX6VÒÖè¬Û­Ò»õ»½ÚØÙ]Ý[ñµÝգѷk®Ö_÷ì¼Qáql³?Ü$CpCc*NIÎq +¢ñGÂÈõÉÞ¶Ah¬NäÔc;pÀáäñp§¦8I>éW*ÇuûàÀaÝlÍðNzs1ÄààÍé£iÞý]ºë¶ßw·/³{Ýrò§ï(öJþWKgmnjú=¦°¬j#ËP@XçUqµT#8ä1éþØÒ\jþRm¹@pCÈÆ:ü¼Á2Ø|Õ´(äZgM¹Eý¥+(¿/Ï÷$É%~aÁÂxÃÉó UTRVÈ_`Â[$

äPv\Í+¥®Ñ¤Ó]Þ·kµ®®{Ãä\ÑVÙÉÅù¦ÒZv·]M{Áʺñ´g*Ø£Ë2å|ã~a=mGká_ìṺwgzjü.NäÇÌ*0%«Áu

jy¨M&î³_Éo"°`áCpAh

I9úéXx'Äz%¥qw:¢íu¿,§hÀÀRànÛ°89ƱÝFϪ»²Vß®û|ZZ·¤jN]JÞë÷ºnù¼Ó~,Òm¬­Ö4Ö1¼~jGdm¸Ü¼ q·95ò÷~_x¡¥[}rIÕ&?5}Çn/ÈÏ}ü!%HÀÏ廸§âûRêxQ÷2

pS{9"Fa

V<t~ð§t¥â[ûÉ#i7ª3¾â06IeîTw|µ9EY­/&ûYuÕëeföWMXeTU8á±*ùe&®Úº|ºòÞïFÒ²¹Æ]üÑeÍæKµÕZMÇkî3´æ¼Ò¾2òi,ÊmÍ´eÆâÇýYQóm,0dúÍ#Y_\´2/ÊÅÙ¼ÀGþlÛ²IÊàÈÇCed¶ìøÛqä3ÏÝ;ºüÅr8ôQüàp[ôëÂßí´½Ýa¼Â¤8X]٣ʪX¶á}@Æ8âÞ·Þ#ýäâHѶî»HÝ!ùAáä`ãé

9/|åàó½ñ´v^¿{ï_ºÊ×µî÷RßwÒÖ¾ÿêå<=ÍäÞ»Oèí«i4_vã#Ò® ÔÐJä0ܧ¤gà7#Ø6Mij^Ò5GûÍáÇ(*rÒ¡J

cèCR´\¯¯ÝÝvÑîYÒRRkFVK[$Þïÿ3Áî/ü?ingZ<

\¾ìd|Ùl©ä!°s£øÊ7g´¶·Üò:ùoå¼`pq n~ð<±f¯_»ø+áý@¾Ó1hY@ü·g¢åNX¯{v5¥mðÞÊÒ8¢´µX|· ²B«¼zò¬rsß«cM/{z}j¬×VËfþLÅÓâãÊ­ª¼\¥-KTúÁ<ëSñ®g7d®ådªêÒ

ËÙTîzOøYSÚÇEHÈ8¡çð8+BÚN

v~*ø{v×£/$gl,yÀ9*1ó(è9é^cqàÇ &

vÑàncBNÕÀ<Ñï7£k¶©vwº}wÓÉy,':ѵ6[+]éäåÿo[KíÚý¯ôýJ)5§yc

³ù~QÆBñå³(çpÜ~LÔ×x.<µN-òþÑq¸Ý[krAâ$y]?áí¼yWÀ$ç¼:ß'y$~bk^ÇÂ6ú,Ëö}²À;Wv6ªã©ÂäØJ-[XµuëÓ}[w½½-¾é­Y¨¿e(»&ùµqº[í­º[½£«7#;½³Ã6£#

¬Ì§i

)#æIÂvÛFmßj^#ÓWαóï.å@ù]¡pý×`@89?ï

íQ²¶Ùd|àd¦ãå\a6/rÃ׾\{

U*ѧ@í¤.Óüd¨ÆI +a¥ü|ôvþ¶^¥5ZqmÕqû/Mõ²¾ºw׿cÃu¯xîùÅáh[-ç°xîGñW¹À%ën/?Ø­m¯³Ã$q<èc{*ãw­3`eHlu¨ïUЮHõXíÝÎÀsaz¸Ábzào¼áýNån§*[É'ï"¢ íòÔçæÔÊ9Sûvº×{-wÕ½ÚZ~©rßJ\ÑÄ]Û\°é[NU}]ÿfÓÓðwÄÍèøðvÙ"¹ÍEðÂÄ-t¹Ô¨Ëµ¹uËpW$dÜ~Pg¿}ypN!AÉ1+§¨|(È,0Ï:.­7î¤ÓZ$Ò³iuêö{Û[nn¤ùcx(ËݼV­]Ý{ܪémò·ÜZjÍ<M¦r3µâWÃ

¡

ç ð0S\N­­ÚAtbm5àÚ±¢¿)Ú@

½¹ë[ZeðÛöKë Îo

£8$HêHMK³ÎÂæêTiïV

Ñçß0°ÿGr3ÀÓ|Ö½Ö½ùvÓU{=ÿ¤i§&°÷ºÓ£qIéÙ&¼¯§qE¹»C5v8

8pÁHÛÆv

¨æ¬G¡j2]L¨ÌÇfó\yÀäxÈÉÄâÝZܵt{»p˸ã9ÈÏC·'Ѽ;â´Æ~A$øè=@ÉVÊÀ§À¡-«ËN®í;/×È\ÔfÔy×g},í³èöÖÛ÷f%ÍÝoåÞ´AÈ^Æ1ÊÉ*¸Îr¿ZóWÃöºÙK¨á¶¹ÿêá giaþ­~l2GQØwÞ1ð\¾0cÞ]Y¾Y£x#F[çÌÚT6HBvìãî·dùÓKé}·üG)B1I®w»´UútÓµîú»>I¬Ú(t«YLcuÉ,0Äe{óAÏ\üñ

íùÒ ';I`{8ùp\!?MÚOu¡Ú¸Ô#¸\pn<dúÖ\^!¿ÕgÜ!U-Ã0H'îüÝò6ž+®¼É%çugèõ³1s§§,3Ó%ôÚú´í«Vzí®ü6à}{ÂÑÀ5;´í$áNpZ#Kd¸¯,´k7º"žÙ÷¨åÌycj±NÌ`.rÀ}zýæCIwpHÁܤq£p*p5u¥iZ¥â

ÆÑ¸ÁS¹w-ÀrNî4¹zFV]®ï«VêÛüÈÑ7ËöÎÍ«ßK»íè´±ã¶ÚέáØ$¸º³ò ÙT3ÈÝþP¯LnãåÀà2Çã/5§Óµ]i·¬ÁRk{R²d¶Q³qÿg9#èmut]¬hÜï@D ç,bþ"«Bð2Xr{|WñGÀxÃ^Itë-RT/2îR

à¯IÎpÎÞpà Îji¥sYë´Õ-ßDµ[ÛemZIºqnj6Jîÿ­eµ¯¾ÖWkSêÿø·Nàfjnä

S|_s6¹$óÔqpƽ.îÖ]YáïAÓ¢JÌJö N~TkòÃ_øãÝòÏû#Ä%#V@R6Pí³¢«yÉõÄß´ë]^Ú$P#k«

ù[åmÇ<|Ç©©T|ÊTdîöÕ6ûútvZÿ\©rJ¯.¼7I¾UmE¾[ÞÈú÷XñLÞìöÖ/t0y`váØ6çåãkp˸$x*Å·!9£rÃ峦ë¿.õè罹¸oÊvX`m(AU1+ædrN[ªºëÊU´ZnÛºùz»b¨OB´wÙFNjÍ]¶âÚ½Ó[?¾ |iÒõ4û½[]1äòæ¹°µ3Êä4qʰ,ÂUÚ!!iUZ8Y¯²¼ªø© ûN±·ÌPT¼Uøl/ò;Fù

²¡!ªAZÔíotë9õì"¬'8pï0Áàú߸¿[Ð e

§øèH+'

qD)ò§w&¬Éoµö½×¾¦Üܪ6«Ìì±Wj×¶©mäº^óØæõ/x¢ÞåÅ´4\Ìãæ''®Qà`ùE¯^êÚís¨-Ô$y¢`p·Þàçôd׬øWÒ.vzWÚVFÙ°©fm¹vÂÉ8aÛûÃZÛÍkçj6ïn8VwÔÎHf¦H5ªÏÞvÛVÒÛñØÂ8¸Î§²çMÆÜ×

­§W¶÷WVµº¦cxÛľ#Ðw:d73ÂÅAv±;özgÁF)úÄ;I êÚê)ÛȦ[Ë#+¹þ÷2ÃKïY¨í[Nö$eÇÙüÅå·6×` nW'÷~««økH¶[Ðmmî0î$hÌlQ»V.p/NÜÃM6ùëgª{m­éoO;ô)Zü³´NÖVI§uÞÖ÷µÕ3Ð_HM^Þ;fÛ­ò±f'NTub7÷°5ú+MºÑw¼|)Ü #ãæÈä6É'ðÉ¿h

M¸ÓÎx²©$¤p1ÏÈÃ+Ø|;ãµËxîmfüѸ+Fë÷8ÓøyUɦvNÊͦ起ßò%òUw³æÞÉ[EeÑí­Ýæ>/hº©í­Ã7¡ó8ÀÃd}zã#4_xÃmÙ.vy~Bgù²$8 ´Ù'5Ð]EBæèfff$ôÀ#h=:z´õåÿ¶4}αܶCU¥Úx\BÃÁ$FI<W3óé¶Û­·Wùìåh{8AkyE½µ¶KNú[M,rï¬iCÌV±[8ðTÂY{ªªãçhÎAã¾ð÷ÂÍb2ú

¬·lr¯!O»oÂ

rA8&±®i:´£­

Ãzí{©(ÔjD®¢åän6NÍ/G®ÚØö

á/u}0ÿeÝI

ª3B»J¢´*á~LU¸äc¨á|CðKLÆí5-Zp±hÄH¤0ÉU

võ1ıô_üBÒ®,ÞYaa6ÄeåSÏÈp@ÈqÆìÝ­ªh1Ô¤¸Ý[jKg9¸çÒ¢Ö©4Úémn­Ñ[_[õg|â§Æ)ûºûíGUêîÒÙjôè-u}Ãv÷ÈÆ8ßg¤³0aqv³°b¶¬àþß·0~á#l­# º«¡R)ð_qȹñ&àÔRêÖ.çf,¥N3·à OM'+íÞxkFðUYÇlàov@'?)¦r$uë|ìïËä¬ÒÝýïÙ>Öó)Ç*öqkÞm]YKk¯§>qáßÍãG¦jÉq;Z7Rp%pnX9rH#+^¡ü8kh]vÖÊò]£,# îÉÈl1Ú8-Õ¿ý¯Â^

q@ÌÀÃ(sÆä>ÜaJñøã«ÙjºN«æìExÚFÝØ]ÁAã=I$x¤£-ݺ¿ÖÞ}<µg\i´4 ¥¥£¼SÑKxüöºi|¼oOðV~oã8hdxÛ8*®8å¨ÚØjV£Ï©X_<Hë´i;9PW³@ Hë

 

½óIÑÖãR2ÛÄÂ)ÍðÃï&Åàd­´ñ×o¬ÁÖmʸ@ÈU\b[,}àØê}FHâº_e«}tÒÝ¿ätSÜUÚ\­7Ê´º¶é}þo±ãZf¥¥_¿rÁÚ`-´Ôð9ÙØÔ¹ZÙèµÛmµëòü¸ÞÒÑék6®Òéèûé¯ß½¢=Ý¢<&þ{Ø`3U{KwÊï&­gmSîjç³êzÂ×ì£hlglYVñAByá^C8ùwkhzFÿíWí6²rõ/7li¡c`epG1Ò¼Aøs¡êÑ}¶t±

÷ÐÈ'¸ÚA%Né%Ý0Äc1]5ÅÚtRÏ´Í­¹zm-.p¹SÁÌ1ÀWiI&´Û[$âúõÓVú§«Ð¥(­%O>ÍykkjÝõÑ[^«_kãKÒmÍ»mV

æÜ"ã'°xÇÔb¼oX>ñdßcëÆÄùOä?»wá·P#<çÈÊ3çË੼_<k({%Ãs$ÈèÄv1ÊUxÈ ÏBFâzoü7ðg3M¬C}"ɹZKÂÊä©%±ÁcÓænM|

7zs]½{im;?-nÃÞz(KöçnÚhßv¶ÞÚ-Vë´ßþÓ-KZë÷9qß<²dn?1Î#PßÅË|ÞÈè,<o°× óÊ$ªú+^û_¶Ð´øIðÛXUÊd2¾]_z®d$¾c?sa8;ö¿²ï"]iVy*ÝÉ·©ÆGF8$g8Åsÿðx«KÖïÃ3¬|°r ©É;p¼zõè#Î|CñçÅ-ü1Ç¥Ë3H9W]㺤 ®z6ÝÀ¼Çjø£§øS¶Íßküèö?c(©TqJ×N

Jú«;¤÷½ë¡õ

¯Áè­lM¤ZÉ£ÜÈTm=`åWFìWÍß~øÚâk½ÆQ¤§%!Ü£?(^1ÀÉrÇæ<×¢øwãz·7ÂûPÞdV+6JçùqÀn^¿ð²¼7¨^ùwO5Á8ÂÀ²0ÁÁÜWzó=8Îp¤é¸¥hµµïn]­·oÕ&£i§kós[%ù_W+][}O#Ð~(hÑ2ÏöOÉ#ËyRyÉܧqY6M2ëâ¯Æ/X4ͤÆÖÐd­d@äÆAï$d1{5x3áùݤ«I$r+¥À?(Ë[x_Æ/k%½õÅÖ²6

Ü&EMÄ

ÄÚ¹#fGÍ1éÍk®TªYoªòï¾ë­IZÖOöåm9(·g¶þkÅè¿´çoZ8¯ô­J΢CäFÊHVßÉbA#ku8$úÛÂþ([±óÌefEÜ·+ÍéÐç=NExvá[

/lWvÊÛ\ª¬¬¦@¥¾ed0TàäëFÔ§$@®c3$jNÂ¥C@PØg¼5öÝ-wÙù|úlT%%~w¾M;¯.·J×¾öú/[Y#yðÂNJe"8<c u9å<gñð¯Ä¦ëB±&qó\92eC2·8$ÉÉÎu<;s¬èW^W'âß,ª±¸!\8^XcVÏÝëóW¡ê*ÑÙ[O·6"Éoç

¹!sÆGGÑ7kèÚKF÷ÙnÒºÞúhºk5ýþW;ÂiEèãouênÛY6xgèW·¸µ6Ò±akqÎ2#R8ùUrUGôûþYKC¥¼ùÉxgÙÛ±V)·oϵgó

¿¿-Ô+¦S*@A鸣æäAï!Ô¯£ß¦Ëug2QE\¼*×´{Ñån×ODöé{'ªýWr0§qéfßmõwz-D~!ðe§Ò[;­â8˪i

½0²:°Ð5ØHÕ5%lìiW¹èà`çp8ä0$^yªü-ðu¦µý¡v-£¼fÙ£¶ñ¹ØuÀd'â¥ÆÖZG¾©ÁZöëò&rnÎ÷of¥}"ùSv×Ug¿}:>ÞøûS±yïöÑQA JïÊ0ªWI*W¿¹K_ÚïLÔ!¶3[H̶w*eÈè½`ç_á#¬o¾xS¶o´gíTÁÝbWn6áÙJÇRyÏCóÇ~ü!Ó%|YÇ"æDû8`ß18*`£ÐÀg(¾ít¤´ÕY;;·dºY»9V¯®UfÞ©½¯d¡¶êþݽÏMý«SPÒDY/|±¶ñ¶ÒÊ:ù|ÄHÁ¸ª7ÅÝoY½êÐÁojÌ6¸ó¸ãå &ìs®á¾I¼3yæ7Ü!fDkùQÔd(9Î

¦3Ô+ÑELßüï&âÉ$F'dMªÌÃ+ÃãN¢ör©ehòÙßµîºí¥÷½Ñ«ÄÏh­s«$ïe¾·ZiÓud}Ë7Å?è14Ï=»dÆFA8ËtàòFz×/'Ç¿êj·á¤}ª×88^¥¶@$òÀùÝãŤßG

jzcHÃdÁ»µN~nJç7Ëñ*î{©XhÈ©6æ[XàòX¹Ã0

Ê8À§)5ÿ/w½¹ox读wò뽺óÌiÂVf£}2}=íI^ÉÞ:»>¿¹1êP]FP\2[¹:½J 0qÈíi0hßP#'«

§+÷²P6HØä

â¿4>ü{}rx´]R;èîD÷Íʪ,Q8#æ

Te{)í(,u

J»µM]#

6A2@»¶ã#Çbäî?xÂiÙ®W}$Z=:^÷~Xé§:u §JNIöºÞÚ7nÝ[Òç«:ïÌ0$Ó¸Éä

x ¼r÷ohÍ(´Ùr7yÒ`»±0APíÊÓè%-9hÜNÞNG\²çã'nN@8ý¥¤«ùP¤<8\£8'ÁKÉã+`jëv6

Inß,m!Ãg×û:¶UMÀÚÄ4S°Û/Ë·¡e^d/AJàä|ÚY饵Õí¦×mÊÃqÒ4S½õIùomõ·[nÙF[´%¬ÚÚV*p ±;G nl10'ÀÑø[T_ÝíDG ±Lº{ç»à?)yÍkYK¥sk<¢@Ämc¼nUÈëò0§ut6¬óζoÃ|«+FT`%°@ÓvÕ+ØÑ̯ª~Z÷Óº³}½a{?]vù^Övå<#Æßoï"9rHiÀÀÜØeåvcÈr0®OÃà

n=bhï.ÌhÅJrп#pÈÜ03kô:çO¹¸"4 å%$y mPÏLí9*ÜÕÀ|«Ë´

°Íæy°àHùHã±àGÚ:i¦Z;êét¾íýç\²5d¤®ÝÖ·²Ñµw+n»]ïevyW

ü!ªØÃoöWÎÕg1%@Û

;²N*úñ]½Å§¬âäE¹£à¤árÄúîéÁç¯h.mí-D¹`HI2Ì0v3üDcç-Jè+Ò¥¦Õ\·\¶Úý/ÒÏM^ô=+ãÆóT¶bÏïH vî `òÌL)5ÖfB·8äf;ñÈe\A´ÉOvù~ÚÙê{a¹»BJ©È©QÎyÃ}âek×´OúýImdw+ƲvñÁÈÉçvK8

(·oy»6ÛO]KðÛB!Ìq[ÞuÝS~쯪½ÛêÎêûâ<@¬-¬ÖÖ6Eq*8À#Ë pBúAã²Ô¼og=ÇÚí¤)È®p[EPKlÁX©i¾×c ¬xc¿æÈv#©%+¨v³°¶ògY¹Kdá÷TÜF2Ikf¥Ý^WoEë»V_uÐêå¯VÓ©¬»£,^Û¤Û]Ó]ÑóUÍÿÖëí0Ár¥aK3ªsxPH8< rEwñ¬¬:Ê®Éh÷eI!Húö5ÐÝîYVÏ|r7ñF¸Uc¦îNvdýWÏIXźT8sù;NJøØ¶áM8§vMÒÖ¾Ûë¾æ

e5ËvM]J)ßMþôÕÞ§®A5¥ðISOHËGùAÁB`$Óû¼ÊÙCyÍÕmØ<óWrXpsãÅtÏxJþ¢¹l(È£qF3»;è~#èòýÍÁ0çyÎX|àmsÆ6)ÃE(ß®ús+Yiß¾¶éò;ã~VÚWÓÒÿ;ýÉjvçBÓõ¨Ö±GÈ¡¼Á)'@êÙ1ÅrÚllå\Ø\®4O*28\Á»#0nz½;Æ

VQzï\ª¾äÚ©`w(<0T»`mà7Keã

Ï 2jÖ%Uqd(Fó '¶å+Ñ¡x?µªì»t{ýÝm±Q§k«ÉõJú«lÕî×dïÚç¦ Ã ýXmdãæX÷°ûÌAq¸àçí6æ8Ók|ÎOÌ$ìnÁÈdäç'ÜÔµß]$½ÓRGÇ̳ s0دÏTú}ý»Ma¹2Y²²6OÊÌhbr½6ªç,§ MÛ7Q¹1Èpîp@ëcèáàc?Qñ®!Iqû(Tà0òöýÞ

`dpyÈ9íÝôJï«NûüÎ*hN÷­$ÛºqQ¾ßkïó>3Õ´/jA5ïM¬v»0n7

Ç

$vʧ õÝ3Áý^Ŭny¦9X9åÉ$¾8ë^±ss¥j,Úa¶®[ÊÁ$

av

y'$ȪϥÁsKKÉãcfìà(pxýàOáJÑk¼¯«¿}UnÍY/]N:XOa9ÍT«UJü±çiGáI$´õ¾îÝÙãxûYÒKm{NF

ÇAmÊÃ!pnÆÕ

Äã§ñâ«Ã

ßCi++I"©

áOElîùNFkÝu^\E"MWHÀ絛q* î$ÁQâÅyçÂ).Zxô»YÏͺ3÷

ìÚ®p3ógçp^ëI»IzJïäÛÖÏæÇ'Q¨Æ´jI;ÝÛ¥î­ÖöZ[»]M¾ÚÞ˨¸Ødï$tÇéw)´YÊñ2±'÷oÁÁRK?;¸\9Ærnê:´öÖ"Iôg¹.ÀcÊ^A;pà|ÀNÎÛIuµè»k¯CÒ£ÃSWW][m®º=:õÑyàñ/

Ä^\×å@Kz°s¶02rÃæ¬éu=.IáÇttób-m",°ùK¹ptÊe7+®íÈê9]7YÑgºi.ôM6£ñÂZ4PA{ÝfXÒkvcyR$l¡Ä¯µE%Ú48.»sõm/+=´Òﯧé#(¿ÑZJörÕo®½v×m5wÛ[KtFK/Ú@TÞ7À(ÂÓ$í,:sw­@]Þ¼òrwH2U£,ä~ðLv?üÅ

Dãå\(q0vôܸÁÁá­^ü|øj^Kl¥Tðc?6I8ÆÎÝNIÀäCÝOMÖÛ.ºõðZP¦ØÙ'{;ÚÚ}úë×î/Ûëöðȶú\ë¾\E)UYa,a¸*ü«Ëu*Ìˬj³âM"hn´i%ÁB¿fiGßÂcÓÇ=¦þÑ¿ïîI,e)¸<aB}Æ

W2mÁåp6äã­ã?®Ý!HpÊ»vFHãjä®IÈRzd:ÔûHµg?_ué³×OòܨÆ|®On«£û?ßøäGø]y¨¥åïed$Æb(ÀW`

äpÝAë«_ü=ð»¬VÖ³ÚÇ.ó,ác=T ]»¾PÛ±!G$Ô]ø«ÃzðiÑÅ BvIoeÎTÀ%x?(ÁÛIùóƾ)1]N.Òüàw7k,!xÄðîE_U-Î2Î0rH#5®Þ×$ó¬/ã9c-ÿ1

»Á'| rÃàíÄ>þâÞëO¿ÓMÃÌ ¹ ìs!PQn¥p2+Ù4OêÄuOxªýÀ8.2yYf@¡Á¦Ò@

*XðÔÛ×Ýv³Ñ¤Ûëk­ßåÐîiµ½¢Ô´K{{º[£ó×SêI¼¤_D±ÉlDÃ$*çæäí$åw½ø­;Ú­«G-ºÈJç,ÄàqÜQ×øÇ_ô{äWÓãÔ-@»ã\#qÄÀtÙ¸îÃkÛ4ÏjZº©{1kò³`FWz Hä6OJÓ7³N>«um;¾¿ÒUÔ¬¤Õ´pjMí¿-­/'óIXó¿x^]6#wáû+S4lJ¶AÂùdÝÂü§îôëñßøH<VÚëXÆGËñ÷$!Uí\«ÄÉúâßXYg6óµºàí!FÜí^íÛ°H#<Íl_ifÔ]Ã=·9%MÏ<t nÉèIÈ&,Z»oD´ºJú;ìÞº^ϯQJ¥­;F=t×Kîú½E},|Wy§EyÊ.ÙWs(h¤@È+À\.ppÎq^Oyãû}FÚÒËAÚ³3éåHùÜ.ì#h8ÉûöÆæ×í

ÏØÆr¹_ g¶ÐĹ?.EK®xºT

ÑG¥K8UIWì6ôeä%[[ßo³m¼ýt_ÅW/©Qóªò§k'dõok{×m_§D|wõÍj¸Ôç¸Cüʬ«|ÅÇTqOiáo\i3¤*EØl1ËÀ$q]v¥ñORû_c¥iÀPcoåüÀ²®

Ryã#©ÉéJÓÆÚóêÚuµ´#æYÚ0NI.AlíR¤ Òijê¯Ú×»kÎÚ;õ0J.-Tsjò5äÖöwvOm[V¿Kõ;ÿYÁ<ZNèX¯%¹Àb0småÆ6°è½Ä^ñ³cZ/<»Ë*ct~$nã?0㺺#Ä^Ö¢k%UPÅD»wãKêú\ë-ÛAäÆ`%ù°Êà±$?Ç÷ºä¯ñiÚ×Om^ÞÉÛ¥»])PEÉQÓÕj¹[ÿ

½çu²í{7×çðwô{LºX̹8°ä(BO<åUÆ# ×i¦ÃâIRêÚ9p|è00II8ñÒ¸ÝVO¤z]¬NämûXwm¤A!²¹Áëí

ôâðF_Å ]êà¸Æ9ÇÓµwÖÉ+=zk¶Ý4ÿqSÂû7&ªÕbõNKÖ×{è¾%wöºõ·

<O$·ÈùÈW?ì`°1rnqÎë¼qpY"»òQÙÞí:(Àpv<ë^S«|Mø±áëÖZÜÀ²r|¹'¹,R2M§þ<ÕJ.¥äY.ó¿($âTÚH²Q¹<d̵ýÆîïEÒËe~·½­ø¯®àä*²íð;8Ù[WyhÝßÚµÏK½ø)}}§¹}izñ±ÞÆ]Ò8,7/ã;@ù}Mr7ìßâ6r÷~!¾»MÁD¥ÐÆqL·w8?6ÅÍp¯Ä¯¶s4¹moc,Ì;ÌGÉÿ9ÚÜÙóuÚsføñ7Ä×MÚ¢"ɽw@8ÈØÁÁsRª¡&¦ÊíºOn·èã}S³K«óiiszX5i(´¯­õk_uu¾®Ú}祺OÚËw

ã³óæ+ÀÀÚNå·ç§5×ÛÇuFÚþÞ*¬ ù8AmÂ<qpHòz[bâØ¨RMÄ ÒÅq®ø¢×RÜÅS÷2èyÏ8m½Ø®~îw NøWùoýwØëQVæR]·ímöÛ§cÕ$ÂêI`Ó<·î$ÀSB ?0'?6«.kÄüo¿äByåÒä±G3.eP{ÂÒ^CmÎÒPU}',ÖÄçÚÈø 6|à0ùÁÜG÷FÅV:6~ë4Ö¶¹K(6°#î4`úgç%OR%¥&{hï²égk;«êûýë§f£zîÉôz=ߣÕ? ü%ñ´qî5T¹Ú²tSví!1ÈP;AÓ~$XêÍ&³ö-íäË$²@]è2¼j6X~´Ñ|?jè§Î¯Éòïc

«20Gel]ZxwK7L§TóÉ]¸à`ñIF:-W/i4«u׿M7ÓCUJNÚÉmkò½¬µå¥·ý$²ø§Ål:ʲÅ"JÀî-®ïàçj©øûáÍ"s

ܲ¯=Enâ6åÔ$òÞ¸÷á?ÜÄEݼd² G$uQyåOQÔù÷Ç~ðl3æ

ÁrUäò.7·©?ÅpzÕIIY©F×[ÂþiÝ=},¾f¯ÚE]r6­ÖKðJÉí®·½ßaº·Çï\ÚÉs<Q]aKG;@ÏËä?¸HtÏÈko\ˤ[xinn#vÓN'¨Ì7±?)ûã;É9é_A'ÃßjÑ¥«øvFù\d¹Ç¸°H&¼ÇÄÿ±ñMÌsi0ÜéÈ®¥o-Þ1÷p,ÎÁ8$eNÜgMUtÓE¥®Þ÷·º¥®T¹ç:¯á¢¥wªKÛÝnÚÇi-ß­´±cá·ü;ã-8ÞMuýÞR¼vó¤-´Xn£i @8;v~4ðµ.ý·WjÙ®¬VÙϲO)6q´ ð:Õßø;öV°ðV\ë`Ïh­º£1Ú 1vï^VîÅ@Åoøs@ðüÝÚhFòê2é3J͹àf

¾1¿Àà/g+EÊÚYhnÏm"ÝSO^ѹÅFN¿½=4²inÕÖºÑj¯w©|N×<;qð§Ï?dóܤd²àXã v4ßêZÚmoaypSÎv°@C

ÏE$]^G»éöQ!(»(äP ÙÀEnèúqì4ñÅiÃ*î

3)UÆ8!@Ïp0Eh¹tnRè¯f¿Oõfn¥W.X¥Ë{ü6{GFÒ»×m4èÚ<×\ÔüqÃù6ò<gvÜY³.7¼

Á9È)Á,\µ|ýã_;ðt¬°õ),bd(TçhçGËàúog¥K(íÈë°!T¸N7p:dnáFrTíôÈ®oÅ_ôZ&äuØ~gUØáX÷9y`1ØSpV´g%ßm´NúzõéêgR\]VÚì½æ´wz%÷øGöºñlM¥ÕÂHÑ4w­ögÏÊC~ø å³ÄZ½£Ãþ.;Ööäò\[³`eWç=Fñ:×á'´û¶1Åkç¹G

·;·a ígsh:´Í6Eã{CI

kuñ×=Ò12ÞI»­móì»vÛ¸àçdêA)$½ë˵dïvõ¿{v5õOÞÑ-Wþ%<£jÁ8

ÏÊ:ÛÉ|gûYhöZDÙh4å[å·¶IF@RC1 !C0!yS]ý¯´ÉÞH[é$s©b[̧FÌXðiÚ¯`øKû\xÅ/}Ï5XláP\ÜÅ/+Èwg>åñðïííï®í¯té#v1Ärq°dG&rr7©ÞsÃ^g¡x7ÃZ5êÞé:]­µËmsµalt!Ða³ç,U61èWr\ÏEc«¡xêrIÏÓ)ÑV¥>{ôÑ«j÷ô·Aª},Ôyr÷U¯ä¬ÖªöÓ¦íÞïÀ~#èvÚ=ïuçÆDÇ"qµq¸»ùÇözø¬]ý¢÷ÄÚVLûÝL;ÂÇ+¿ `NïÛ? k¢¾§,Ú´fDÆõIç8É ·N#9ÁÞ×-¶Ï SÕ0ܸ®2AAQÀ$ðÝ:nJöéeÑmnëðÑm¡É'VRNq¡»iÉY+>êö¶ö¿ÎÖø¿Ä_±¥¦±¥²G©Á-ÃÄ|ÁäD·;ÜêÙAp?tp

xd_°ÕüWÒí3©á$IûÀéý/µ]WEI

Ýʧ,ÈÍæc± b;õè;sPÝøPç®®£í*æ÷m¹Ï·

8ÅA{_ávÕ[~½|îo{ØÎ­%[J¤d¤¯£r»³kÿVõ>.?±ít1°ñÙ

\Ç,PáUL¬[q$W'Ô·Zä༤Ïö

ëÁ&LË(ÈòâÞd ±èA8ûw[ñ§nìÚÖÎD6St©(°$T®Vïí5Ó¤ñu­Óµæ¤·Ò1

ªTà

ÑÌ )fÜXðB5SQwoáM-­µµMùlü_TæåêÆJ<ªUR|¿Í¦öÙ_F¶ßóYÖtÿêðÍ«øCRÒ.mäVIn`R95fPÛCmÆâ*+éþÒÖzG¦²K,

ZæYäaXYÀ¶Ð2Øû*]áæ»bÄZLS\l;h¤ñó

qþ,rËÇ×U|A¨ë¶í©XøÊÉmrÒ"Zj·«(RÒ6HØçHm¼ç=ÃßÚ"ãñf\êð\Mȳ^ó#T.àFF26¤N+Ö?gìèäLêH~<nü¶n5r~Sàa²xö|ñÒÎ%ðÿÚ``àÙÏÇçÚÞbª©8Îæ$æ®6NQî¹v÷Mߦ¿wÆÄâè´ãZIÂiÉ=Tmdåw{$¬þþÒ~Ö¦Î{wäí$ s)Â*ÅO$|ĤïõvñFV

ÞÔ¸o,ÆApʸc àäçk¦.¶z©-í¦Þíjì´9ê95É+û®òZ¶Õ´­k­ôìüãÂ~?oÝFeð¼¶²Fc2Æ»7ñÓqÉã,I5ô|ö§Ztm­V%¸8ägæÁxFÜ78¾ð?dI>ÏxúB*d(r»(©pCO%yò_|ñ®§k5õ¿Å{»@ÌòÍô±ÆCb!2!ãgs»

3r©eõ¼§¥¯^¶¾÷O°ðê

§5RM¿³I))kº¿_+íÞÇÖx³FÕËyR¹°¸ÎwdÓ`Gsw \n1Ã#8$T³]NwnAÀ$<×åÅïÆïü×ãѵMVÚv=Ìyá»î28m£qç'vFÞw¬~þѶlØ¥XäÚv \Æ9þ"JíÝÁ'ÛøynäYäûC,ë±ÜòØùI[ã

a1¿¦ë¾¼útÒ0Û[Ã1îêAaçhc®§Lk;ÖO³9%LÝ

+|ËÁäg¡Á¥«mvO«êï¦þG+§)[ܶÕßG¥ÑY¯>Gz±ýmäÒ%S+æÈ©u¤ã`sÅyuÉÓã¼ò%±À,¹=Îóódò#*HÊæ¾½ðþ£{{=FÞE·å=ÁÏun1À 3ð¨C]ÚÚK*Âeä3ËmÃpÄn9õ«Që¦öÛ[n½õ2«J£²JQZY¨©ZönÍJíÚ÷Õ[ð~1|n^üIoȤýi

ÃáG5𧼤±×$¶²òî#¹*«dîû¼äm`W²øÁ-ªÚ5¼ãfÊf7BHVÃÆy_ïär=kÍ´¿

Ï¡ê:­ìiæ#ìÇ/Æ'#ßû¼°Åf×¼×"Ù=í}4òÝÛgø¹U§(§Ï(Ê×n-ÙY-¾½«Ñ¯û6êºÙ,<Kr¥T²²ß\rØ;y8³rpy[¿ÙËãEVÑ|e!2BI®R® aqµÆTv'¶k ûª"%b¯p\ÈÝÇ]Ü}î}²½)kÊÓõ]½û»õ·ku©É%iM6¾Ë^VÕ¯¯ò>&ðïÿhÝê(µVÖîÅvXÃæ©;©ByÇ

 

È9Zú{¾

¹ÕT7nìÄËDñ

pz(xvaÆvÔg"º?±kS¿³ÉfoÝ:¨À%ç8ìøÍ+y¤wÒ×÷×Ëzo¾1!eÂ^â ¨ùK&ÒF®yÀ䵫?CiÛÁ­]Ä£!<ÆY@ (ó¸`üÝNGV¶ºØbÜ£ÀQ*wcÓ

´sòá°ÊNp+Yþß[ÆH³*0PÅH

RXüÛ¹<TÍ«=´è®ö·WëþOiߎ.¿ÛµÓiw½Í{a§F|Ý]¤à²³3ã~ð÷Ç889Îk§ì­gò®ï|È·.@ÉàªOlàçåäUÊÍ4h 6¹ç°1@8õÎyÍsºi¨Û̲ÝCÅ F;Sr`ÃhÁ

5ÚëÉ=úu¿[õ`ªóYiʶ¾­ëßÓºk{÷^»k

|Aä¼µÝGEÝz$ópA¬Ùü¥4ìÚ¥±q Ãclu'Èé¶×yÌËvî9É#PxêI ù?ÅQ|Xý×KÖÝaWqÍÞ6õ\´l£¹à`rIÛÎ[hÿ&-ö©<ÖFd;cvÊ£ÜpjåÒÞ׺ÛMô½¶ví³2¨&ù£7˽ã~]ëg®¶ÖÛ_ªúöûÄú«y®-`²PÁUp22Ê

¡ç,6ã'ï^ðÜвE¨Ûí`r¦A n¨SÕHaÐs¸Ïéu9QÔµ9ç`ï

×ã, ¹É me

÷ö S;î H$qò-õ#Øc«Nou¿Í;iý/[è7R/ámÓ[Û]:[üìcj7:\Ií®lØÄrpx#à¯Mļâ²SK¶ñ<8Ô\)$3Ç)pr2z³.Â9Æ0y\ø¬­äkÍf+@ËmÂ*ܸÏA<u®BøiñÂ0Oo§xæ%ÆZFFÜà,AÀEåîÞgÁÚy=ÆIÏ Íaè?;¶ñ=­Å÷ö¦aÌÄà;«|äü«°1åɹ`³éß4M6ÚÛHÕ¼O©Z«ªD%{åTä!¥+·>Uî­÷jþÿ¹Õ]òëkõé÷ùê¢äù[JéYwÓ³NÖ»ÛtôÕºîñB[9.ôÇF»cfÆàÇR¯nñtÑ¢¸ðïÅ¢»#Ì¡ó¤n°wÊyºðN¶¹ñ¾ðmÑþ!iwm¥Ì;

å·<m

wd

9\Ðeks=S÷g¢åÞûßEæ»Üʬ¬ùTëÅõåõZ^éÝuNé'm,­î:|öè5Õ-îOG»<*ç$íRÓ6çGXøS£kâvÖõ÷aÕºÙ=ÆbCà±?0&¾rþÖ#6}£'f,9Û

]Ì ¡$óÅuøñë ñGbÕÕK,0FÒXØ dår;sOMÜ%¥¯ÍËÎË»íoÀÍWÒN­å¼¡Z)=¹^·n¶z=ûz~ðóGÑe"kr¬¥$wû£T<Eá%¹

ÇÄÓà°ÊÏ

êçÈ

òT}âç?6,ÿ|[*7ál

Õ#0*y' *`§Sm/þ*øçT²U±ø[4?.ÔheÉàyNHç#¥f¬ Ú})m£Vµ_~¾nTyl«[µ¥Q¿»ôùyE·¯t»8æÓ|«ë3â®Ì6í$8å$ó¸TðΩ¨=ªÛêZdÖùRùÈÇåPÇk)Î8:c$°ù³ùì¿¥£üoð$êg¶½¶fÒ$·lcJÆFF28,äÕ)E5ï4ÿ¼­³WQ¶_Èq¯&íËFIêµäg~e½jöïd²5k"ÁL¶Ö¿wpÙEÁOÊq»å`ä7¹¼Ï[Õ/u1ÁfÇdeQô#'vPrAõ¯¸øñáQ]ÊÒn;§ÊÄ0ÁA99Ãcz'4ñæ­iâ8-üf×&ReYUý¹$nXàXarxuõþ,ÒÞÙ?±-îÚ@EIåØÇkeÓÊU¯N8 ÂP¦ï¤ýT[Ù~vVz5}É¥MK7fî¥h»½ZèÚw·¥´eÏüTø

£ÛÆu¯\J0yl²í!K`gqf

p¤ÆºrM¼IáF)@gòNWh^-ÉÈ»6´ø

ñPÔÛ@ÛMl3Hɰ';Ê9o$`dMªxýìîöê6vSisçtµïlYe³i¥dD´Õ­6O­ßõèÎØâ\aiV¦ÒjíÅ$µ¾rÛÕÝÚêöÛñ'íEãM.ôE¦ø#\»q]ö°o9$JP(VûÀê8>«ðïâæ·ñ`»Ñµ0åAYZÕ

'qsÅyçb99¿sÒ#V2çR¡ehÅ%u¢ºµïº¿¼÷Õ¶}74×Ë¿¾Þä¨"~v(uÀ¹$íêÜEqð±íömvßÈV8_>5o/#Ýdô5ç¯ü#>(R÷¶w&Ñ·d²¡vä+}æÎ n¬

ðÄryG©D>r$

'

£$o.¤FÑÜpÇ´|ÝWÓ{Úé¯Ç³èTñVÖ˼^÷³Zjû&­e§ý£Zø»¡4ØOâáÎÓ¾XÕAqÚCOB¡² NEbk^ ûM:¹§^Üc´k­i+Îá3Á$ô,:xÇà·üD±Í4÷pÜ¿Ëç½ÅÖÔÏÌUuØrÛîÜ WÞþÎÇ­'ÖlO}£

ùT×cÿÖMVÚm|-u,Î[«gUBXþ"OËòæµJ^òOÉY^ûm½Ö«åw²bë'5Â\²²SÕ¯W§^­ktÙô¥Ýߦº{Kä¶ÜMÙËTü¤q×<ã

V­tíTB<a¼hÌ2|ÌrxÉé»Äx[\ðö¯0jtsÝ)U.Üåw|çËUÈÉþ"­GßÿÂ

RÜÚ\F]ê66YHVËm 0ÁÇbTîÀöÛ:È¥dÒ³ìÞ»?.Tü½«FIêô½÷mm½®mudWÚf¢Òù¶h,?¼ç î@ÎI¬MGHñ&¢Ù³:Á[¼Ês1ïÞé~*Ó­ÛÜÁ*YÔ¶Þ:ï<c

?1Ï5þ¿á{{¸3

nä\"¶þs·¶zýêJm_MÝçç×ÈÊ1

GxWøm'âèÒô½ÖËSâ¯Åñ#á4ɯi·ÓêpLjbß6î;NÆuoäó×GÁµ*ßÚ$~&ÑçµYUØÚ¸·rXä¨8À*Ûñ§íá(µ8¼;­Ù­Á.c¯3ÁWwË&®'ü!º­ÍlN£"(x8]ÊØxÈ,W-7¼rD^7÷fâôV³izô}mÞß"ã*±½ãR÷\$ÓqÚúë®×ë¯ßìøàoY°·%FìÞcÈÊ,¸mÿ1+

ϸI¸y6Ú£¡9v1!±z·ðíÁî0F|Ó®xÀÞóaHÆ

9Ëïä¶;`(É+¼NGg¬|w¾ðÝ´uÊë6K-²ÛXg$áñßß&ÚËõ¶zo{o£V¾Ï³*U¡ËûèÆ¿Â«Qô½¶W¶ÚbO¤iNĤE#ÊÄFÉ$ÔõàÖÃ`]Áb<²°;²zǧÍZícã=!#-Er¯]²àd.æù¹ÏÞÀÚzì´ï7^GÙ®¾`]E/<T¡ù£¶Ac

ÃW5úß§m÷Z?-íê¶!F·+¯i&ã}:ÚÖ³ù-´ÛÔaÒMßcO68ʨNìgpaàc<0¸nE·¸¶]ÓÚ@Ì2JÉÍ´?}PåT8bíÅp~ñæ§g;ð<7

<pÆÝ¸fÛ²Kgã|]ño[¶ÖÍ"h¥»ëÕ?¾ÍF7S³Òѳò»ÓÒÛ;ô]F¾³ðÅÎó¨hå/Ú

ã,2»3ÏðpH±¢ðæekÀ:Ny,pIÚ¬tëÞÐ<e¥Ëbêöád*_÷»<å]\uU kÈo}Õ¬~N/ÔcO±ã?4BV+÷(6Æq

ÅáFHöÛµþý¥­å´8l| î àà®rv°\ob}ƾ°3iPÎecÚ«0Å\Ü_%IÛ·jn¡ãq¹½Óãv

.q°²õÀý£ÔqWxÙ_G½Þ¶ÖÖûn¾g_°¾®«÷o$Þj-$÷èÿ|Ø~øST¾>Ýô³kqN8HùùáY²W(u:oÂX`cÒ¥Ômmr^ÖúB0BÙ[#B¨*G85èZô,&ßoÛXmBÑJ_ï"¹l±ÛRÎw`x-7âÿ¼2®.¼q%3yS¤RÉW!~â62¸`ÀáHÈc¼tººÑ¦£»év´»Þ÷»ÞáìbµTåvÖÊ×oùöÕ-ì÷·_wàMR8Ú?êVL¨Dk0RÀ¶

IÜÛ¾E?»'¡`Äøõÿ>2Á­¤øSº°áxüåbwà«dÊ;O'Ô­ÿh_íÔ0k+ý~£

ÒÍÆ7"òðÄíXí-©xo[Óm®4MfÊO60P¤ë÷OæÎÑÁ',2Hä.X7Ì¥¬z'fÕ­µúí®Þ]5÷´gÌ£m[Z4×ó[M­dôZÙ«}àíw_²·×WîmF3¸Ï%«

Ùÿy° O cúEÇÅ

CO@cq.Üd É ÊÏ

2@àf°_>ÉYb6Uð[rFw+r«aIÁÆÊÔ,¼ÈÛq*Ív2>îK´qÁ+E­Õíåmºíoø}åZ¤b¹RÓN¶i·Ûv8|r{«Óµ-Qµ¶­°oÚ¡Û7giÛFEPñ_ÃxßJiSÅ:¸¼@^Þ+£PÙv]ÈåÆG$â'±\ÚHSp]ËÆÝÇ í{ð>_ï/^j¨ì¯vÅj×p®ps»$máLó'$£5ïÉKå¯NÖü_¡Îñs³z]tååû·ONkêôI=~{öGð]ì³\ê~f|´·Jù?.Y¤Ý/`6ÄÎÇCý4»y¢Ã¾7F*UÞÞhLW7!vä

ô9ü¨\/î§×å­»pù²6~èÂòIùH-µqþ×ì¯5¾^6¼¬¡ÜNb0zçpb£JËî¯z/KKKY'enÖêÖÜÄÊø5Z½¯Ý¨Þ?j͵eö¶z­Qð¯ÂMoG¾£ã{[vH¶ßº¡@'!Aþ%çnqÐnêÚf´·±[ØxÇnÒ¼ÛÆ<ÄÄ`ÀaÎ3^A§§!sj3ȸé"±BØÀ'\7CqrWå­Óu/¦Ô&N0¶$w7¡³îH-SµVWÚòÙëñ^þZÁ.8èYþê²{êã²·TÛ³_7­Þ¬ídÓ~$Ù^ùg²\ïò$sü(¡Û#;aÈ9ñè0è²jújIwâY´Ë¤utÛ»Âk=HÆ^U¼G¥Ä`Òå°FæÀ3§ø¦þpPÑ$¡ó#W';Î×Ã)l¯¾GÌÀãáûoB"é¤md#æ

¸Ø ÈA*íµ´{hÚõèúù

øÕvM$¹e)6»Þ6¿çêzâ-FÙݲ¶D&@¹;wbx wï]|¾3ñ,,4lÝ*sÛ´¦-Ä 0vÅMpphúìhe¶±(¸çÉ-c w$ò¹©Q<x$VJ#ëzW¨#ppV£¦®Zù®²ÙÙÙëÐéXÅ'É'·ÃOn¶_Ñyu|&³ñ+ã}¨º+áfhÉ

*pñàÜâ£n

×꿾4Ŷ¥ás¦Û´|à·

y.óòÄÊØeW°Ô~*êÑÅug¯ÛØùʬÙ]pBÛÖR

qq

G¡xkNøÅ$/5½;P#Ë;FñÆs\ö|à§DºcÛòÉäQôdmRËòölðk½Ñôh­Dù_¢%¤NûÏ@Áè0j0µÛmm¯3ùõ·¯ÈkÚ¶|É5z:¶¢IÅomoêüü3RÐcH*pp[¾N8«0h²ß[Ý#T¹ÖË39uÚ¿s9 Ê~PÀ.)9Ú÷÷Wkzzoúú¹tïÏví§[û·wWIJEcáí>ÈjzTB£ÇJS7¨§kvàîàð*¿Ä½qí¤³»U^ÐÊäáÕÚAÉèß0¯,?iOÜjßÙø

âk}Æ4¸¶³eÊH6°IsaÃÜpÊr=±¾$Ü[XÛ·äÀ¶ÝÀ°$nÚ#)BWi´ÜZKáèúýö¾/Óí!EY;ÇG{»]=Ù?µÝÞ÷gq?Pnöo,3,òNp1Ç#F1åú¯Å_xzìµö5¬êps0Îã°m=)å*í¢Gt³bH`T#`nlìq»Á:ïâgõ«ø ×<-qr°ÒÁ$mìdà9#°ç²SQnÛÇkôK}]¯§ËTÌeR-&Ò]lÕ×.ÚïkÛÑofoOûGx1î6#mª"mÍÐÊHgÓ&¹íGö¼ð"¢Ú^M 9öK¹Ð©+a$Ó$õ×ÿÂ;ðjþÎMA|=,Wj)hÝ´²ÌGÍ÷9õ ð<Äþ;ðwí§ÇÃøõVØES(

Nì.ñÁm¥¹ÁÉÎ)%QuÕA·«],­òK[;¤-ßo~NÖµîÔb»+iÖû­í¤ÍL`ÑîIlç'[¿gåZú'PFðìoa%ã"ð¶öÌÑíÜxóHÞ6ä'AUÍyþ©i®ÝyVO wZYp;¬l¬oÊdî$ç°ÜíüK5o±ÚÚ_EúÙßs9Ý>eìÓìã)jõIZi­ôßD÷:½öø¡ã×mü#tÒ3³[Û[ÆFî¬ÁÑïÜÀÉ}õâwþµû.ðÆÚiÌk¯°#'qÛÇsFâ¸Å]ð_ÆïÉooªøûöÃZÍ·gÙ7¤+$*ÛV5iÃ8À(oáêVôÊ«zµvÝ´M6í÷ÞþF!njòìá{r·î¨{ÍÙÝ%¢¿.}?ñât^Óo/çÐMj

äDØòƨ>y#6ÕRfè1b

|Ë¢þÜ=±ìît¹¶Ú¦£hò;ný²>x(¤+:v

¤KåÛÊ9ÚVAAÁÈàd0E|¦þÍ?

!m×Ny­c$.ôÚ°°8UåAùÝÀ__²æúLsü;¼JÔY±ÏÁ¹\u«tÀÈ

´~þ*üê^I½mmýÕÛ­¼·1³º.Qï½Û¶¶ÒÖ÷¶íýç©üjøE©Ë$3ßiË"çÉ{FfbA]Áä

¤¶Cdà1øâ;4Ëý?Gbd¬Ûãx'ÚÑ

ðyºË¾

ü~Я/e/ud¶_6Êù¼²X)ÎÊ`¼I*ñ'ÚkMwÂzí¶©Síkæ+6öè"ÝvyVn;JQíê+^-ZËK«4Û>º?ûNªåtãey_k£»|­Ù½Z÷v×Cõ>ü)ñ"Cu¥4FÂX¡[¨åE¸ØK.9¡°½ð¦¹û?è&#fúñü©qe;2ÆÆ*¾EÉ'àdg'á¾2ø£jSÒÛ(ÜRâácÉÊ#;âp¨@,nNq´

ûÏâÇZÇL]FHUEí¾IY3

>le)¾6Ny«UTÚZë{+éd¼ÛôòÐÍG-¯I«§ÍmtÑ^É¥»I[}owSEðïÄÏÝ4­fç[²ûâÞfùbºQZëöÃѼ«&

ñLJ¸iÌçù·â?íSðâIâ;àÇ

ÐÓngV{<s¼1

©y<¶WY#23$ ,^\J¬of¥-4¾û%éßmËu85øyYÙF¥E´T¯¯2jíÙíuæÏÔ

þÒSµUà|£)¼@ÈÀ-ÆkùÈð'µMSÅÓê

¦»NG/h{5£Ä@PxÝrÄ#7û»A¹øï¥EoæhZF Wh&ÊþkYUF_JÐäà(Rp3ÀÈÅTjÏíG?åR²V]ÚݯWk/5Kíæ¥gÒji;sF\¯{_¬nôvÔýlÄ-»Ö´Ý¸ÜÎ

rYºÒ

¸9çx#8ÉÂøBêAÕ4½Îv®é!f9olãæ=qÈɯÎK»ïk©åøÁ ³p0$àOÌvíi­7¶Ìá©Qò1ÂxáÆIo|§jÏÄ3¨N:w8b­£°èZ«.¾¶is6­k-ºé»²q¼ñåÉ9Eô·½²»µ³I¥fµßSõ;UÂfd»Jºf9##º¯}¼6ÏÃß.LisnfÊ !XÆ2vädp1Ó¿5cµý¢!ì:ÖªÇ

gÌÝr²oU¤ÃªíaÝW'XñÏÄNUôO· ·ó£Â©ç"R$HíÃ/j÷dÒißËO^ïs9V¢õtÚÛâI5{k~]V÷Öß6¯úª|Á)rd{X£0Àdá¹<sß5ÝÂtç̶{v¶ê&

c*2H\àBã­~Sé)ø_ãMÅï \"n02}hÛbwÛl/ÊÏlüÀõÿK Yت7ÅK©ÔF²ê0õÕû볿cêí$Þî%Á?,n<m%A;AeÎ8

Äcq8¯õù~7¬²´IîWf,Ü| îU'$¤V&ñ_â

RìëºMÒH

Ô¿ì;gݹväìLí

ÁÌ:ÍY¸Ë͸Ëmíµõòù

¿z5 ÷æ³Zmm^»+7ë×ìkOê!D,K*9ÈÚFrÜvc´¶pÅJ©èr¤ûh«Eè¬û§}îÉ»uï·¥,=}©«Y$äºÛKÙ;¯½N»þ¤¸.¢Ñd³9@\î}ʧ£nw)·nAªð«CMÒ^I&òÝàtËrIQò¸ë\³|iÐn5;]>ù.ì¤j«:β®``áJq[wÚê·ÔñYv»)ùvqòä`çrµ8÷Zzþ_ä:¾ËÚY¥ñnÕº½Íïð¾ïZ-Ãú\l[£7*«

ª©À#æÂÛ[3ÈÈÅVca,#Ñ×xo0KƯôÚ[¨ûÄh{¶Ðá[»{Õ0­ÓpISÏÏa°s\.½ñSÅæîÝtOÂ"¢o2&b

r_×+Ôç(CRçf÷ômÛì®þOî5#£NÖVPRok;ö½¶»ù­ï.H«3`y7ijùHÎ:A=+Ðí4}ö/ÞYÅmç/*1Î@Ç©$ävãæCÄ?u[«k4øìà$4¨ >1ufiN^Ýì´z5¯£{îø£þöæÁrÑÐ}Ì)<1¸Ðp+Äâ~ß=ËGiÑ ¹ÛaÀ]¾`²H+³ çzËw{%ÝærÒáö]ùù2~\d÷NÞNOxÃvzÆZHPÞ¡ àãhä|Þ´¤¦ÖV¾ÏäõÑëòKË·L}Ô\´åÑÝrÝ;Fÿ}ï{ù$õ=ªÿWøpelþÉa)ÈiL¸9%;ÝÀãÔðÙ­E=ÂY¬È£þðþDö¹

µÜä¸oàf¼^×Àú^¡l^OpÀÊ­?xópâJ¥7){;KJØÅ"XߡܿÍÈåýáím¤úw²ÑÞÝ{Ýz5¦»SÄa­«ÚÎ+ÉY;Å[}º·¡Ö_üø?âË»Çsæ]k&×mØof:u8È#$WWkðçôCâÍ.-r}¢ÍRP©Fò!wc9Æ1à½Ö;Ök»»TL8}ªÐ)u<äc@ö¸tÏj¸P/£+Êv$27%HÉ9Ï<J1RºI_fýåµ­··WÚÛ$(/~

7ëG~®Ûí¢èÞ®ûüÃñ3öÁ6ºFzùR =yó-#cärß+!s»#ÑJÓu¿ÍªMxAWB±L²+®NBàKµRI#bQÒ Õu?VZSZÃÎÄ;ì¼+0>Yå

ppÀc´¶÷ëÍвYØÄÑva¤b£±

æÔ»I$Fhð¾©|«ØL¨U¸HåðÀ( a8ç

É­£)->ÎÛ_u·ùyÞüî¤TyfÖ÷Rz8§{;=.ÛW¶Úlyñ?<´FÑÒ%Å­Ãn0£ØK.s¾ÊT×Ua}i®]YØjÚE½Êß¼ó#AÙ~PêSy$kóÂãïtïú

¦Æ{gÞ¤¡·üÄñµB1­áU3êpÛÏYsƸBîãB9ÁÆ~é

)§ñ7u¢½×M®·Ó£êo¸ëKGk©CÞiÙèÛùßñêyçþø.í ÔWLCy!(¢ÞWví

1¸±-ÀÎ&¼w^´ñ¾Qh6þdP&·A ò¿4J`g ÁÏÓWz¶«iº)®mfÚÒ<Ë(ùsò·ÊÄ)Àh$1énÙ´ûËe¸¸º²QÁoBÁ{dD'©;Ú.6×É4JéÛî[|îjáyïìg:

[8·¤-·E®ÎíuÓàÝvëĺ¬B/xbÚì*&û$

lâ@¤wnRÊÅrx¹K/

øZA0¾+HÕbÈÇ?}n%UË®3» Ú ÊvÑk

à*ðªãrô¼nßÄC4Fö·wº{­4¿k[G±ÍõlU$­UV³÷¹é«ôÕèú5fíÓ[½7õ³jzÌ~Õ´à]ü¹-!ÆþV\·M¡ÈÀÁ'|'ñ¯ï,oeÔugsI­EÏ2P+ãì}1ú'cáö°RXA£UùÜÏR8;×®Õ¼+àÍnÇÊÔ´ù"Q¼¶¶K(ÿ,ö³ ËÀ¿5gÊ6·µ¯{hô×ÝJïñº¹ÛBM¯fïã¢[í»O¥³¿ñ:Úu ÔghåU'Ͳ¸µCò+0Þ¢Ï

·ic'Õ>

gPiÍvÄð&Û0fç#ç``rFá_Z^xn{²ÓîtýBË#Ëkè¤nI~îì:

æf[:òt¹³ËËUô1êFåÚÈq"¾âa°*Nc;7u×MÑõùmÜÖjÿgE¢v¿ÙZ'}mëæº3åÍcá/´áÖZÝÔpm

öwÄÜBàáO\ÄNðÿn¿´¡¸ÖmâÔö2s%´ÒrÍó:ü»À*r¨_@jð

^ÞkÖY|¸Ë´P;C9»-Ïê¼.6èHnMxâ}'HÖ'kåÕí£¶gn`Ü¿+¶[qþzÆÐIáµOFÜmfõ»ÖÊÚi{÷¶©ìaµHûÏê¡6­îöæ[^îéïÕ^Ç£x·áƪi~D2[é¡Ôd}2ªJí àg9|à(¯µÏð¦û­_]µ¹1Å÷ÉÊÊ´m§£µß

.tÉø4hãuhTUÌ`ô(ΩÓ

d|á¬ëÿõy®uÈyVYM¹Pã"]Ãl¬Äg

Àu¦½²³Vq~wZI«ßm¨X

ngÁÔ·¹yÆÉ{·|·w³zúÙ;g¨xá¾Å­µHíZb6h¼@í·pnw.Ò ÑÒ¿g¯ª'UbpK²´1e,Ù;±ÃpXgç,=[¾k/kªéE*% ·FîÍòñÜ»}FO_⿾ÔKes}¢¬ +ï#y!X:"üŸz.BíÜâÔ\S½µººÖÞwZõ·WßNXàÛëѧÌÝa7ïgͧfÖñÛKY¦ïööV¡glðHÞ9àáëþ ´´bJ{À¥7

Ág,¥W ,Fì0ʵ¥ª|^Òo]l´ÈcYÛçÌc Ì

F7Üx˳H»´¾»¾ñ¥ÍÀvCi!xù[ÌóÅÉ*¨ÜiÇ\iÕS²ÑwWºik¥ú륺½Ï£Å`½4(Ws³æqvW³Ý»i­Ú·k;y¨¯

uK»Kã£j6ÓÀáZÉ#Fª¸

6HQC¦I`¤I@xgž½ÓcÒîe)Ǿò$cØ¢¸^@ü¼×é?bámgºVq6Ãn1,6my>»¾aµ¯®Ë¨K¢Îbä!XÞ5C1Ú°\ÁFlöcjJ7UïºPI?ëÑi§mZnmÇPÕ6¹6Úµ®ÒZÝíf¬]Õ~ü-ñ5Ä·^QyÔ hg

£ãvI'

äËß|Ñ>Y}³FÖnã·,Dq,¬UT(!ݺ|ÙÇZåB_-`v£3rc÷¾"øÄhûDn°I´KBbîíFaÁRA1î´]Zµ¹nÚi]=kªÕ³KR¼V½ZW´Ý¦Ýú5¶ÝmäÚN£®Cuz.­Ð>ì&FF2®ILçNdÎÚúËÅrÛÀÓZÁ3D³(p|°rpÏóR2F3Ôàø·o~I¤Koi©Üh2©FX²-¡FS.¼6NçÁW~&¾ÔYcÚ`TÔ)/ß(Æ6h»NÉ«èõÒÊÛé®ï}û¨ÎÞi¦Mè·Z·«é·~öýoâ÷Ã/Ê]VÂÔy48@ì~cìÇ$×¥Ð|GðŤַÖFyX|ËÀÃAá00Aéæóü9ðWäIùÂá¤+1pH%£$Î`zðIÐÓþx>ÕE¾!

i½øÇ¦69¹ú¸··Õ^ÏNÛÝwºÉÉÉ/aÇ{$åeÕÞû»Ý/[\îµ£à»Øø-ò±È'®;ñÀqZ5ïBÝës±þ¾øû§ýìu®Sø}á¨$²¸I

;KËÁ*2r;rÙÁ9Ey¾±ð»íS4½^Y$

µ¾Ñs®yÀTî68§vºE»¿EÛ_{²ëdön¿u¢WåOÝèú6»÷×Cé7%ÀníÑ#!Óï­§I>µ?áð

Ê«}¬\n$

Sòô)Üäd@ øÆÇá6¥e¨F÷þ6³CF?ä#8«QM¬Ü»pOñgu{þY¤ñ÷qG¸Äëq($,N¨v2F~R=ëèzZý^û^öºÂ²/»Ù]mm/m^©»½îëáoZ7î­÷ÌÇc¸ù9BO®w ÀÉÇñUðÆu6Ëm1¦FNFÜrÉ98ÐüÑ-æ·Ry"¼dvUÁ'9R{çq^&48ÖÒÂG!îÞì«@Pv&àû½Á b]5ºÚé_Ný4ÿry®Tù.Òæ[­/h¶÷vékÜî´H<?iæÅ©ÜE,¹.ÎØV¸K#,Ávv)a«mà®Nrr0@ÏdÓmYÅ[umm¢]SWü¬µR»²{êåmtÝZêÚ~

5cC]ñôø|Û«5åDI\r#ÄN

@ÈÆ=¯Ä

7`OK6¶Qó¶Ñ¸«%¾

Punish You

No Going Back

Death Row

A New Day

I'm A Gambler

It Was You

Micropenis

Dirty Harry

Survivalists II

Knechtschaft

This Hour's Mine

I Want

Got You

Paranoid

House Of Punishment

Manson

Kick

  

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

www.sakaryarehberim.com/others/haber-14-yasindaki-lise-og...

Sakarya'da 14 yaşındaki lise öğrencisi, aşk yaşadığı öğretmeniyle kaçtı. Olay küçük kızın tedavi olmak amacıyla geldiği hastanede, güvenlik kameraları tarafından öğretmenin arabasına binerken görülmesiyle ortaya çıktı.

 

Söğütlü'de bulunan Akarca Türk-Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu'nda Teknoloji dersi öğretmeni olarak görev yapan M.T., Milli Eğitim Bakanlığı tarafından il dışına tayin edildiği gün; Adapazarı'nda bir lisede öğrenim gören 14 yaşındaki A.A. ile kaçtı.

 

Edinilen bilgilere göre, Akarca Türk-Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu'nda görev yapan M.T., bir süre önce Adapazarı'nda bir lisede okuyan 14 yaşındaki A.A. ile aşk yaşamaya başladı. Küçük öğrenciyle birlikte olan öğretmen durumun ortaya çıkmasının ardından açığa alındı. A.A.'nın ailesi M.T.'den davacı oldu. Açığa alınan öğretmen önceki gün Milli Eğitim Bakanlığı tarafından il dışına tayin edildi. M.T.'nin Sakarya'dan ayrılacağı gün, ailesiyle Sakarya Toyotasa İlkyardım ve Travmatoloji Hastanesi'ne giden A.A. iddialara göre anlaşarak aşk yaşadıkları öne sürülen öğretmeni tarafından kaçırıldı.

 

Aile kızının kaçtığını görünce hemen hastanede görev yapan jandarmaya başvurdu. Hastanenin güvenlik kameraları tarafından kaydedilen kaçış görüntüsü incelemeye alındı.

                    

Bu bir tanıtımdır.

                       

Sakarya'da, 14 yaşındaki lise öğrencisi ile kaçan öğretmen Mesut T. hakkında tamamlanarak ağır ceza mahkemesine gönderilen iddianamede, kaçırmaya öğretmenin abisinin de yardım ettiği yer aldı.

 

Salı günü Sakarya Toyotasa İlkyardım ve Travmatoloji Hastanesine ailesi ile birlikte gelerek buradan gizlice kaçan 14 yaşındaki lise öğrencisi A.A.'yı kaçırdığı iddia edilen Söğütlü Akarca Türk- Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu öğretmenlerinden Mesut T hakkında yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Cinsel istismar" ve "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamasının yer aldığı iddianame ağır ceza mahkemesine gönderildi. İddianamede, Mesut T'ın ağabeyi A.T.'nin de A.A.'nın kaçırılmasına yardım ettiği yer aldı.

 

Güvenlik güçleri farketti

 

Daha önce öğrencisi ile birlikte olduğu iddiası ile Sakarya Sulh ve Ceza Mahkemesi tarafından "Küçük yaşta öğrencisini alıkoyarak cinsel istismarda bulunduğu" iddiası ile tutuklama kararı çıkarılan firari öğretmen Mesut T'ın, lise öğrencisi A.A.'yı kaçırdığı esnada güvenlik güçleri tarafından aranmasının bulunduğu kaydedildi.

 

Ruh ve beden sağlığı bozulmuş

 

Öğretmen Mesut T. tarafından istismara uğradığı iddia edilen A.A.'nın ise olaydan sonra Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde yapılan muayenede ruh ve beden sağlığının bozulduğu raporu verildi.

 

Kaçak öğretmen aranıyor

 

Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen jandarma ekipleri, A.A.'nın kaçırılması olayına karışan Mesut T ve ağabeyi A.T.'yi her yerde arıyor.

                                        

Toyotasa Hastanesi önünden öğretmenin ve yanındaki 2 kişi ile birlikte kaçırdığı 14 yaşındaki Aslı, 53 gündür kayıp. 14 yaşındaki lise öğrencisi kızın ailesi, Aslı'nın bulunamamasından dolayı son çare olarak soluğu Serap Ezgü'nün yanında aldı.

 

Serap Ezgü, lise öğrencisinin aşk yaşadığı öğretmenin kaçırdığı belirtilen olayı ATV'deki Yeniden Başlayalım programında enine boyuna masaya yatırdı. 14 yaşındaki Aslı'nın kaçırılmasıyla ilgili tüm ayrıntıları günlerdir konuşan Ezgü, 7 Haziran'daki programında şu detaylara ulaştı:

                                      

Sakarya'da cinsel istismarda bulunduğu 14 yaşındaki öğrencisini kaçıran öğretmene yardım ettikleri öne sürülen ağabeyi ve yengesinin de aralarında bulunduğu 4 kişi tutuklandı. Öğretmen ve öğrencinin bulunması için güvenlik güçleri çalışmasını sürdürüyor.

 

4 Mart'ta kaçırılmıştı

 

Söğütlü İlçesindeki bir ilköğretim okulunda, 4 Mart'ta 14 yaşındaki kız öğrencisini alıkoyup cinsel istismarda bulunduğu ileri sürülen, 24 Mart'ta Sakarya Sulh Ceza Mahkemesi'nce hakkında tutuklama kararı çıkartılan firari öğretmen M.T., istismarda bulunduğu iddia edilen öğrencisini kaçırmıştı. İki ay önce yaşanan olayda güvenlik güçlerince aranan M.T., ailesi tarafından tedavi için Toyotasa Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi'ne getirilen öğrencisini bir kişinin yardımıyla kaçırmıştı. Kızın ailesinin, çocuklarının kaybolduğunu bildirmesi üzerine hastanenin güvenlik kameralarını inceleyen jandarma, M.T.'nin hastane bahçesinde istismarda bulunmakla suçlandığı öğrencisiyle görüştüğünü belirlemişti. Aradan geçen iki ayda öğretmen ve öğrencisi aramalara rağmen bulunamadı.

 

Ağabeyi ve yengesi tutuklandı

 

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kaçırma olayı ile ilgili başlattığı soruşturmada öğretmenin ağabeyi A.T., yengesi G.A. ile arkadaşları İ.İ. ve S.T., 'cinsel istismar' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçlarına yardım ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Firari öğretmenin kaçmasına yardım ettikleri öne sürülen 4 kişi, nöbetçi mahkemece tutuklandı. Zanlılar, Ferizli L Tipi Cezaevi'ne konuldu.

 

Gidebilecekleri heryere bakılıyor

 

Polis ve jandarma, firari öğretmen ve öğrenciyi ülke genelinde arıyor. Gidebilecekleri her yere bakılıyor. Öte yandan, açığa alınan M.T. hakkında 'cinsel istismar' ve 'hürriyetten yoksun kılma' suçlamasıyla Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma da tamamlandı. İddianame ağır ceza mahkemesince kabul edildi. İstismara uğradığı iddia edilen öğrencinin, Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde yapılan muayenesinde, ruh ve beden sağlığının bozulduğu yönünde rapor verilmişti.

                

A.A.'nın ailesi ile yakınlarının çıktıkları bir kadın programındaki iddiaları ve kızlarının hala bulunamamasını eleştirmeleri üzerine de Sakarya Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti.

 

Savcılık soruşturma sürerken yapılan yayınların soruşturmayı etkilediği gerekçesiyle inceleme başlattı.

                        

AK Parti Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, Sakarya'da 14 yaşındaki lise öğrencisine cinsel istismarda bulunarak kaçıran öğretmen konunsunu işleyen Serap Ezgü'nün sunduğu 'Yeniden Başlayalım' programına bağlandı.

 

Canlı yayında programa bağlanan Ali İhsan Yavuz, öğretmene teslim ol çağrısında bulunarak Aslı'nın ailesine de destek oldu. İşte Vekil Yavuz'un söylediği o sözler...

                                       

Adapazarı’nda yaklaşık 3,5 ay önce, 14 yaşındaki kız öğrencisi A.A.'yı ikinci kez kaçırarak ortadan kaybolan Söğütlü İlçesi Akarca Türk- Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu Teknoloji dersi öğretmeni Mesut Temizkan ve A.A. tüm aramalara rağmen bulunamadı.

 

Polis ve jandarma arama çalışmalarını sürdürürken, son olarak sivil polis ekipleri ihbar üzerine Karasu İlçesi'nde bir dizi adreste arama yaptı.

 

Kadın programlarına kadar çıktılar!

 

Adapazarı’nda 4 Mart tarihinde ToyotaSa İlkyardım ve Travmatoloji Hastanesi'ne yakınlarıyla birlikte tedaviye gelen, okuduğu liseden bir süre önce ailesi tarafından alınan A.A., Söğütlü İlçesi Akarca Türk-Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu Teknoloji dersi öğretmeni Mesut Temizkan ile kaçtı. O tarihten beri ailesinin ve güvenlik güçlerinin aradığı A.A. ve öğretmen Mesut Temizkan bulunamazken, ailesi kızlarının bulunması için kadın programlarına da çıktı. Kadın programlarında konunun gündeme gelmesi üzerine onları gördüklerini söyleyenler polis ve jandarmaya ihbarda bulunmaya başladı. Gelen ihbarları değerlendiren ekipler de belirtilen adreslerde aramalar yaptı.

 

'Karasu'da oldukları' ihbarı boş çıktı

 

Son olarak öğretmen ve kaçırdığı ögrencisinin Karasu Yeni Mahalle’de oldukları yönünde gelen ihbarlar üzerine polis ekipleri ellerinde fotoğraflarla bölgede arama yaptı. Ancak aramalarda ögretmen ve kaçırdığı ögrencisine rastlanılmadı.

 

Hollanda'ya kaçtılar iddası da gündemde

 

Olayın bir kadın programına konu olması üzerine gelen ihbarlarda, Mesut Temizkan ve kaçırdığı öğrencisi A.A.'nın sahte kimlikle bu sabah Hollanda’ya geldiği belirtiliyor.. Yapılan ihbarda A.A.’nın öğretmen Temizkan’ın yeğeni E.T.’nin pasaportunu kullandığı iddia ediliyor.

                                                      

Lise öğrencisi Aslı, öğretmeniyle birlikte kaçtı mı yoksa kaçırıldı mı hala bilinmiyor. Ailesi aylardır kayıp olan kızlarını aramaktan vazgeçmiyor. İşte Sakarya'yı ve tüm Türkiye'yi ayağa kaldıran Aslı'nın, 12,5 yaşında çekilen ve ilk defa ATV'de yayınlanan o video görüntüleri...

                           

72 gündür kayıp olan Aslı ile ilgili yeni bir gelişme ortaya çıktı.

 

Daha önce geçen haberlerdeki Eski Belediye Başkanı'nın video görüntüleri ortaya çıktı. O videoda başkan ve kaçak öğretmenin ağabeyleri, Aslı'nın amcasıyla pazarlık yapmaya gidiyor.

 

İşte o çok tartışılacak video görüntüleri...

                                          

Sakarya'da cinsel istismarda bulunduğu 14 yaşındaki öğrencisini kaçıran ve 115 gündür her yerde aranan öğretmen ve öğrencisi, Kocaali ilçesinde saklandıkları köy evinde yakalandı.

 

Söğütlü ilçesindeki bir ilköğretim okulunda öğretmenlik yaptığı dönemde, cinsel istismarda bulunduğu 14 yaşındaki öğrencisini 17 Nisan'da kaçıran Mesut T. (34), jandarma tarafından yakalandı. Hakkında tutuklama kararı bulunan öğretmen ve kaçırdığı öğrencisinin Düzce'de bir evde saklandıkları ihbarını alan jandarma, savcılık izniyle evde arama yaptı. Aranan kişileri evde bulamayan jandarma, Mesut T.'nin öğrencisi ile birlikte baskından bir süre önce ayrılarak Sakarya'nın Kocaali ilçesine bağlı Kestanepınarı köyündeki bir yakınının evine gittiğini belirledi. Bunun üzerine köy evine baskın düzenleyen jandarma, Mesut T. ve kaçırdığı kızı yakaladı. Gözaltına alınan Mesut T., jandarmadaki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi.

 

4 Mart'ta 14 yaşındaki kız öğrencisini alıkoyup cinsel istismarda bulunduğu ileri sürülen Mesut T., olayın ortaya çıkması üzerine kaçmıştı. 24 Mart'ta Sakarya Sulh Ceza Mahkemesi'nce hakkında tutuklama kararı çıkartılan ve öğretmenlikten atılan Mesut T., cinsel istismarda bulunduğu öğrencisini, ailesiyle birlikte tedaviye geldiği Toyotasa Acil Yardım Hastanesi'nin bahçesinden kaçırmıştı. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kaçırma olayı ile ilgili başlattığı soruşturmada, öğretmenin ağabeyi A.T., yengesi G.A. ile arkadaşları İ.İ. ve S.T., 'cinsel istismar' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçlarına yardım ettikleri iddiasıyla tutuklanmıştı.

 

Mesut. T. hakkında, 'cinsel istismar' ve 'hürriyetten yoksun kılma' suçlamasıyla Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. İstismara uğradığı iddia edilen öğrencinin, Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde yapılan muayenesinde, ruh ve beden sağlığının bozulduğu yönünde rapor verilmişti.

                       

Söğütlü'deki ilköğretim okulunda ögretmenlik yaparken cinsel istismara bulunduğu 14 yaşındaki örgencisi A.A.'yı 4 ay önce Adapazarı’nda hastane bahçesinde kaçırdığı iddiasıyla aranırken köy evinde yakalanan öğretmen Mesut Temizkan çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

 

Köy evinde bulunan örgencisi A.A.'da ailesine gitmek istememesi nedeniyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sakarya il Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.

 

Polis etten duvar örtü

 

Kocaali ilçe adliyesine sevk edilen öğretmen Mesut Temizkan yaklaşık 7 saat süren sorgulaması sonrasında tutuklanarak Sakarya Cezaevine gönderildi. Öğretmenin adliyeden çıkışı sırasında jandarmanın sıkı güvenlik önlemi aldığı dikkat çekerken İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri de habercilerin görüntü almamaları için gazetecileri engelledi.

 

Aslı ailesine gitmek istemedi

 

Gazetecilerin sorularını cevapsız bırakan ögretmen Mesut Temizkan’ın tanınmamak için sakal bıraktığı görüldü. Öğretmeniyle birlikte 115 gün yaşayan A.A.'da ailesine gitmek istemeyince Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sakarya İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Öğrenci jandarma ekipleri tarafından Adapazarına götürüldü. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sakarya il Müdürü Kerem Toprak, A.A.'nın Adapazarı’ndaki sevgi evlerinde koruma altına alınacağını ve psikolojik destek verileceğni söyledi.

 

Tutuklanan öğretmen Mesut Temizkan’ın daha önce ağabeyi A.T., yengesi G.A. ile arkadaşları İ.İ. ve S.T., 'cinsel istismar' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' suçlarına yardım ettikleri iddiasıyla tutuklanmıştı.

                                                                          

Kendisinden 20 yaş küçük öğrencisini kaçırıp tecavüz eden öğretmen Mesut Temizkan Sakarya'da yakalandı. SABAH'ın izlediği operasyonda, Başbakan'ın "Bulun" dediği 14 yaşındaki A.A. da kurtarıldı.

 

Kendisinden 20 yaş küçük, 14 yaşındaki kız öğrenci A.A.'yı kaçırıp tecavüz etmekle suçlanan ve 190 gündür her yerde aranan Mesut Temizkan kıskıvrak yakalandı. Temizkan, Sakarya Kocaali'de Kestanepınar Köyü'nde bir köy evinde bulundu. SABAH'ın da izlediği operasyonda A.A. da aynı evde bulunarak kurtarıldı. SABAH Özel İstihbarat, aylardır jandarma ve polis tarafından her yerde aranan Mesut Temizkan ile öğrencisi A.A.'nın izini bir ay boyunca titizlikle sürdü. Adres bilgilerine ilişkin istihbaratı değerlendiren ve eve operasyon yapan Sakarya İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler de silahlı olan Temizkan'ı evdeki bir yatağın altına gizlenmiş halde buldu.

 

Hemen Silahına Sarıldı

 

Jandarma ekiplerini karşısında görünce panikleyen öğretmen Temizkan, silahını çekerek "Kan akıtırım" diye tehditler savurmaya başladı. Bu sırada zanlının ateşlediği silahtan çıkan kurşun şans eseri kimseye isabet etmedi. Kısa sürelik boğuşmanın ardından etkisiz hale getirilen Mesut Temizkan, gözaltına alınarak Kocaali İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Sakarya İl Jandarma Komutanı Albay Adnan Şimşiroğlu da katkılarından ötürü SABAH'a teşekkür etti. Silahı elinden alındıktan sonra jandarma tarafından kendisine soru sorulmadığı halde sürekli açıklama yapmaya başlayan Mesut Temizkan, "Bu, namus meselesi. Hepimiz insanız. Ben terörist değilim. Yarın zaten teslim olacaktım" dedi.

 

Nefes kesen operasyonu baştan sona görüntüleyen SABAH ekibini görünce de "Kamera istemiyorum" diye bağırdı. Jandarmadaki sorgusu tamamlandıktan sonra savcılığa çıkarılan Temizkan, nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Genç öğrenci ise geçici olarak bir çocuk yurduna yerleştirildi. Temizkan'ı evinde barındırdıkları tespit edilen İsmail Demir ve eşi ile Coşkun Kuru ve eşi Sibel Kuru da gözaltına alındı.

 

İşte Film Gibi Operasyon

            

4 kişi yardımdan tutuklandı

 

Mesut Temizkan Söğütlü İlçesi Akarca Türk-Fransız Kardeşlik İlköğretim Okulu'nda teknoloji dersine giriyordu. Bir çocuk babası 34 yaşındaki Temizkan, 2011'de, 3. sınıf öğrencisi 13 yaşındaki A.A. ile yakınlaştı. Genç öğrenciyi kandırarak kendisine bir şekilde bağlayan Temizkan, 30 Ocak 2012'de öğrencisini kaçırdı. Tecavüz ettiği çocuğu kısa süre sonra ailesine teslim eden Mesut Temizkan ailenin şikâyetçi olması üzerine aranmaya başlandı. Bu sırada Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da açığa alındı. Mesut Temizkan 17 Nisan 2012 günü yine sahneye çıktı ve annesiyle Sakarya'daki Toyota Hastanesi'ne diş tedavisi için giden A.A.'yı tekrar kaçırdı. Hastaneden kaçırma olayında kendisine yardım eden ağabeyi ile birlikte 4 kişi, mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Fakat Mesut Temizkan ısrarla kaçmayı sürdürdü. Bu arada Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı ilk kaçırma olayı ile ilgili "çocuğa cinsel istismar" ve "kişiyi hürriyetten yoksun kılma" suçlaması ile hakkında dava açtı. 23 Mart günü de Mesut Temizkan hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

 

Başbakan talimat verdi

 

Aylarca kaçak yaşayan Mesut Temizkan'ın yakalanması için jandarma özel ekip kurdu. Ailesi, atv'de yayınlanan Serap Ezgü'nün sunduğu "Yeniden Başlayalım" adlı programda tam 45 gün canlı yayına katılarak yetkililerden kızlarının bulunmasını talep etti. Türkiye'nin gündemine oturan öğrenci A.A. için Başbakan Tayyip Erdoğan da devreye girdi ve çocuğun bulunması talimatını verdi. Öğretmen Mesut Temizkan'ın akrabası olduğu iddia edilen E.E.'ye ait sahte pasaport ile yurtdışına çıktığı bile ileri sürülmüştü. A.A.'nın babası Fikri A. ise yaptığı açıklamada, "Kızım daha 14 yaşında. Onu kandırarak zorla sahip oldu. Kızımızın sonuna kadar arkasındayız" demişti.

 

Sabah adım adım iz sürdü

 

14 yaşındaki öğrenci A.A., 17 Nisan günü kaçırıldıktan sonra Mesut Temizkan'a ait 54 YN 277 plakalı araç ile ilk önce bir dağ köyüne götürülmüştü. Burada araç değişikliği yapılarak Düzce'nin Ordulu Karadere Köyüne giden ikili, Salih Kuru'ya ait evin samanlığında 3 gün kaldı. Daha sonra Düzce merkezdeki Temizkan'ın teyze oğlu olan Coşkun Kuru'ya ait eve geçtiler. Mesut Temizkan ile kurbanı, bu evde yaklaşık 2 ay gizlendi. Coşkun Kuru'nun borçları ile kirasını ödeyen ve bir miktar para veren Mesut Temizkan, tanınmasın diye öğrencisinin saçlarını sarıya boyattı ve kahverengi lens taktırdı. Kendisi de sakal bırakan Mesut Temizkan, yakalanmamak için cep telefonu da kullanmıyordu. A.A. ise yanında bir kadın ile bir kez pazara, bir kez de markete çıktı. Temizkan daha sonra, ablası Emine Demir'ın akrabası İsmail Demir'in Kestanepınarı Köyü'ndeki köhne evine geçti. Ve önceki gece kıskıvrak yakalandı.

 

Bu Görüntüler ATV Haber'de Böyle Yayınlandı...

                           

Söğütlü İlçesi'ndeki ilköğretim okulunda cinsel istismarda bulunduğu 14 yaşındaki öğrencisi A.A.yı 17 Nisan’da kaçırdıktan 115 gün önce Kocaali İlçesi’nde akrabasının evinde yakalanan öğretmeni Mesut Temizkan tutuklandı. Koruma altına alınan A.A.'nın ailesinin yanına gitmek istemediği, bu nedenle koruma altına alındığı öğrenildi. Jandarmada 'susma hakkını' kullanan öğretmen Mesut Temizkan, Cumhuriyet Savcılığı'nda verdiği ifadede öğrencisi A.A.'yı sevdiğini ve birlikte kaçtıklarını söyledi.

 

Öğretmen Mesut Temizkan ve kaçırdığı 14 yaşındaki öğrencisi A.A.'nın 115 gün boyunca Sakarya ve Düzce’deki yakın akrabalarının evlerinde kaldıkları belirlendi. Öğretmen ve öğrencisinin son olarak 5 gün önce Kocaali İlçesi'ne bağlı Kestanepınarı Köyü’nde İsmail Demir’e ait eve geldikleri belirlendi. Köy muhtarı Erkut Tenkoğlu öğretmen ve ögrencisinin yakalandığı evin köyün girişinde olduğunu söyleyerek, "Bu ev Mesut’un yengesinin akrabasına ait. Sonradan öğrendiğimize göre daha önce de 1.5- 2 ay kadar burada saklanmışlar" dedi Öğretmen ve öğrencisinin daha önce A.A.'nın öğretmeni olan bir kişinin telefonla ihbarda bulunması üzerine yakalandığı öne sürüldü.

 

Sakal Bıraktı

 

Yakalandıktan sonra adliyeye sevk edilen Mesut Temizkan’ın, sakal bıraktığı ve eşofman giydiği, A.A.'nın da tanınmamak için saçlarını sarıya boyattığı anlaşıldı. Jandarma karakoluna getirilen A.A.'nın "15 yaşındayım. Beni anne babama vermeyin. Mesut’a beni verin’ diye direndiği belirtilirken, ailesinin yanına gitmek istememesi nedeniyle sağlık kontrolundan geçirildikten sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Adapazarı’ndaki sevgievine teslim edildi. Koruma altına alınan A.A., psikolog ve sosyal uzmanlar tarafından sürekli gözetim altında tutuluyor.

  

www.sakaryarehberim.com/others/haber-14-yasindaki-lise-og...

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

S@ظª±'!` 6t¢ °ê\®^:D|Ì¿<O

mh2ÈÄd-{uñÔbVíÅì<cƸ0bxC+}Dó¬}îÜ|/¬ çaaå­AäÂGqHylkʺÙ$¸ÄIã}©7w7f$@$ßKbUJÝKvÚ×Á¾5µ\L7îd.r·-´,§¨8®°x=Je¾DÛ·L@f#Ä[IW^÷,oÛUÅAÂÄ\wøé+`q ¹-õ$<Eü@ågN^ÝzÚçRd

&6

Éln@¿w[&àp¸¿Ck¶¤º²É2~&ܱlÕÏ+tf:Õ/æh)=Mqf°¿Ò\$Üá«

FmÉ3<

Xb·í,Ál/ÞÔe ø

ÂE»È$iR¹h×C|Åm}Xׯ!à±

ÄÀ°:BbW¡¸<GytHMdSÔÚýOL´x&ç

¸âÚ£^aíÇ*õ-Æëúþz@aÔðð:ÉÚ;ɹqÈÛ#k!Uµ£uESaòaÞ^:éVÎÑ4·PRÇ G0äm:Q øç­³4BÝkñnkùèÒ¨nß½¡7ÜÌS¦÷¿jÚOAeª/"ÝWÃH@&årcu:^³ÜÃeP2 HµÔ1ý=kxö½¸\ß¿¬w v¬x¼ÍøékÃ%ôè4t"ªø¸lËÆÊzuÒîÊÚ×-qÌuN<Àò±Êª'&ÊÄÝMµ

Eùص½ÝYºîhô$Ü𿽬4QÁ²F9X4n

©¢&ÑÁ±ãa:S=fæ6°¶9ähÀ©½ÛñÉq¸¸àzi¨ÀrA°·)ëÓPØC¦Àï$ÝH¾CíkhÃ)±ã<xjå7n:ìXñ%O¤rå¦|Ooǯ{TH̽«wQjmpx1ô¤7ø^âüÜt

ñ

`¨}î<½¥ØÓAÔ°AìÎ2Q§l

ëÞ,H#

bUÌâ|ñÿ.±-ÔnEóFH¸Ø{ÚnÖ¾ó¯1ÖU»yúbÇ£

8¤*ÞÅTX+kPl½ C\XõüÃZä·æü$I«æ-x©ÄÜØkJwa̽8rîá7¬ovIoÄ\âãY»

OQÇU¦?x"lÜÓ9\(I =ÈÅÙ«¹°ÿp¤Ø

ù2«õÃé

±"åìÀwÇîèg¡){{aDªeES¿+ÿMq«JceAc=.ªãCöÂ0"YÈ1ù¤ÚòÒ#Z¢®8Ò ¹°Ì9VQáøi1ªtþÊâù,nÈÛgvÞJ×ê«,¨ÅS"ʧýüôõU|RÁÂ3!Ùîøýí[¡f7

þý¢¦^8ÔJ(ÆN]zK³SÆÂ4Ef²aÌsk)L6ÌÕ6u7µî@yG»Õ¾dBýøÀrJÙl¬ÃMbP{3[Âä<ôÔÅÙlô8¤vPÂÝyFƺ2ÙTÍ2.FÊ1<@µ²:X

2;¶â;Ì5»{r¬@AK÷qÖFC+\qµÇE_¤ÒFÄÚ¹[ákXBð+q­·"ðïÇZQfjàxËc×k`¹-ÿwE$ä f¸üGuN²LVòÖa&FÊ¡ñ$ôîât½Ð²w×Z*ìÙÃ&²±

ÖÖßeÞ<2mPs2$8ðskKYGqx0<ÙXmÀn\nÙiH9æäð[³.Kùä«XÛºÖï­¢H<@7ñá«æfh±p­ýímUCdI±{du ÀB`3~&8à,·-~î'H{ÞâÜXù

bY$sX9)¿Í­*DK7b¿ÏRiVseì®Ò6<BÅUNlØ¡ó_ðëuīɯÞ<ZÚS24n=a¨(·2ÂÇq ®@äx-ÝÈë}XäØdà¬5³ÇkÌÙUï\(aËÃ#}iSÂâÀ÷Rjl1i6à.ÞÒ9ð&Ù½ëêÇFH¬9ScÊxÝ:EÚ൲ëÃU2,[5à

ñ'M°^Rüqb§:Ê}¢j)0)¸¹e¤(Vâ@K÷NªXý£&LG*kóé,êù%Á`¶ãueõÖeL ­äHæQùéÕ9_©¸÷VÚDf%·/ÆúlHKs¬mÃ-I"í-~Ä[ýôµ«¦Àñ<A[V¦5R^áøØ®:ÝÔ½7"AñÑæ-ÌÆç&<»ÃGXâÄß,@?tëzM

A°l£í

/¶ÞAøÛZ,£ÌÌÂUnKYMøXbºCº¼tû*4®LÑcæàEÚm.Ì9 u[wu ü¦68©=Ûkl«Ý+p{Æüº°Hê:6¹ä

2$iFB¥p'§G-µí!6nfDÄq$ñ÷´YÔä«j¥E:äl¾6PzÛLTfÄèà(I&Êਰ魻e&X1À߬²Ù²eã×rÄcbN¤Å

ú}ÛùèRº±Ryrnno- 2°±ðá¤qó~ΰ\ìH=-з®²Öl$BÇcÇ7É´ã0â½q³¾Y

Xý¤Í

eâ¼A<À$¬wÛCøë@lI0)pÖnäa¤8\ð.-nÈ M

\Aâáöt[0=o]"Â]yl¼am d¥qÖ&ÄðÕ?pMò¾dõs(r¼mâ9u­±à=í87-ÒÁÉ*UqKwxd&çPÕs$Ðf[@¿Ù:A­n°²Þìó$X[q+ã~#ÌÛQÊRHee ¢ihB

!I8©âND

$:

IéÇ

Hn 9 µôꪲÇ

ÃÞ:#·Yb(Zã6àxðQ­0YxkÛ6"ÄÓ

ȧpxlüIðiô@ÞLÕÌl3qlI÷~ÖZudÆØÇ\m.©FTÞMÅ@ÆãNµÀØåkÚøëKaª)äÏØcåÖüªÈ̺*¨®aÕCw7s&Á\ÜØópÖ2.|I</ËmCµOS{¦áÄ!¥³MÀf"ê«n]BTù5|D$®¬éÍàHå¶ò|È

G\lªºÁrÉ$x¢ëâÁ¼ÍúH|AÄK

fd5qq(^rðëtªØ=úß!}I±cÌÓbl§'ýã­(ñkpà~UÔo2F\lO3[X¥8ÆØ6=Ó­*î2F7]V+ÐØ÷´¡|<N<ï£I»È¼ûçXF2N[øw²+©4»ªl主uÖ

¸çÀXxê¬å5_%·`¼GàÚÑSpþ]ß3$(ÍÍÇ£YiÍÙ7µSëêKn[-ÀëkéÜ;Ǻã~D

7QÄ{ÚQSfX5á, Í R

ÉÈÚýWZk/¦\·¿7ë}ó«V9½æÖ¯ÌÀ0ñ+;h{ÅÝL7ÌÚJÙØñüúZ8-ÀÜpÊ×ÖfÁ©·½Êܹ°<úÓp áÕxèkV%½yqâJ-ØqnÀIREø´iÆø1Y¹»rXðæÒT|Â×Ë©4¤ÌQ½­`Jp± +kq·±ÆäQ 3d×&bÝ<£Ïìc5ïcåk!T¸WÄA,I-{Û¦Ì/{ÞÞ\Ë­Ê'ÉÌ.Ëà/ÛH,EÉ^96TyX%s|ÌZ+ذfb

Ïpk#¤XÃUu#Ôß¾F$*Ü_ì ä¸^ d%R

»3ep·¹G¹ ókë,/Ĩ93bnHàèt ®Mãkç«

<½Ãñspne&Gº¯ÕÌE-ØÀXX{ÅÊÆÄùñ[kOF)â89õ«"»t:ʱ° w´t22±"áy@Ò.YwåNòâ4Y­{3RÜ5½×<Þ÷èé¸ÈÄÓÝnÚ`ÔX#"I<u@*¼n=åÖîlÿ#Fl+Üøåvã¥Y¬nyKwµ¢ÿ3góf%©9cÄ¥),ÅW<¼4"@îiRûÇv-9siÞQcbO@oˬâÀ¢2¸zïa¬ìù`.ªG :¸p3p·n­­(!2zL×Ñ,Àqã~èÖÖÞ

¸eðã̵,Þf£TÜ9=9

×[ á~7ã­Ø½±µ­¢¦±$nùe÷t¥d

Ç[(é®\Ë|./nñÖI È-l

X*K]Á²ù&GÊ\^ÝÈiÛ¹¹Un åfmhx3 yJÅ_Ýâ9ÀæÖ+b¹Úï©lKÛrZÇÆú×

äMïÄó-´[rL1£øãÇK.Ê,8 \öC5ñ0M×{Ä7<´\«[k-µ°äBOQeí{X×î÷ëøi°Ì8¶¹âxpÑf¶sÝ[Ý]8Ê~-äÇKÌFØ«¹â¡ín£&Öw\ð°°ë£B¤À$ñÞþÀgal¿ê¢¤sQ*ÅAP.ßk'0áàGï

Q@z~âÁn۽Ǽ5»2#lrá¡F¥'Ü&+e!÷9e¾Å[ ÚÝÓª¶%I<Áñ]'³ãw <5µPy2E

+{ºØ_À±mh,ÇÀñ6æÄè,KäÚ³

¯Óée[ô¹5ùm«72\J§­¹IK7(UãÞU:I³7ÅÂÛ¼m~­ÃNâ@

ø\{ÚEàáÛãñÖ¦(zÆÖ¿.=etA¸fáªHåeÒ-â;ÌÚ*.8mk¨Ö¸»t

yºÃWÇ<ÆñSÄ\¶òé¢Ö"âÖÞ¾à̵ÔÅ\°P¹76'N©

Ã2¤ôèÇYrKTÄfÅó 0-|TöTÛìôÈ0Ôò«,Ü[!pÆÆ×Öղܫ¢Ã¸ß1ÝGܹ)­à¸:Ë]²@fðR̶å5ô ràëò¶µÍÀ³~LÙaÀ

³cmh1ãÆÜ/{wµ ]ê(Ä8{§ÇZ<,àÙG×j\µºæ"BíÜxä4',Ýkè'¡5ZÜxUÒn Ü£<Ü5RM8á{Ø(l8^ÜA¾

!kx\+¥lÖ¹Cbl8ñÕÉWV àÃô¦p­k\¼ÃBf6D5ýmcöWOاµÈÿÖ$)$¿n ré`Xp!¸´5%³5xÙ±a~qÒlGÁn-nî´¿p0<µµ­ÒåGc­FæÉQr2é¢+]Ë!I ?5î÷­¥)`§³ÞÚ6nIIãÒßjÚÓUx÷:1UÒdºð%8ùñŵ¢&Ú6ædµÁ³dT÷A}òæÈê÷YàAy(äkü5ºdûºØ6HGä6lNÒ¤bä:ÝÇW

7QBUcÅ8\ye¤=É?ÀºÃ*S±ê8²°*£@£HE&,yx'ÞàMtéqÐûÚtÀ§kdSSLàò­ì ·ÝÖ ¨'7ãXR¾f¹¹¡f°$ã¤$ߨxh3e@XcnSne:ÒØ(©áÖXXsÅMHãÂç,µvkðP8Gjª

(p%ó¹¹Úi³ZØ[P°ðaÇ

r½²#¦¤\ŹR¤5Áãu÷uǾÚKS§(ÇV¢ÍI|ý¸ö[ÍÖN

`u]ßÞü¿2ý»-µ´6nü9Wv§e8¬$?>^~ñ õ©D.ÇtãUDÔ³G&`lÁ

ù/ïpÐCJR¹ábG

Þ!cWÝ·9

a

4`ÚÍ#T?Û$ݬq(vß{Ïë­»f$3ÒÇrȶÊ${Ì·?«ë«ËWFc{êzSèC²»KE2Ú9¥Xð1Ì}K}ìýk ®fÄÇCa¬oÍǯO×níɸÆA½.»ØãdÎС*½¦©A$

Ëb#$dkö£èfmÖj(å.-Æ

©óÿk"{¤5Ų¹SÛcÄóîÛýöEdÛïaB·^hrF¦VþÉûà;Í,wÆ4MÆ#ÝQý4Màã

ª

qûh3vöB¢ÜÏ[1j:¼©½Ç.¼zëÇ}¿ý

¡ÚTSGCc!2G<P2¬a¯ë®ºDºaÖùÃ

5`¦fÚñ·h?ø÷¯­¨­jÍSSÍBÒ?ësæ5Wö

ÎÏe×lØZ¡_ûèäkókÇÈð¶³·ö¼­.í.­Ä/ì!]EOi±bD

 

º*ÒêÙ#ÃÃTnÖþÆjì#Mqä³ëÀÞú6,HÜDaôlósý~Îuû7µ´õµ{:}õh¨¥T§1=×;Ü[õë¯ÑïìËOì?gÒ4j

ÓFKV=îñ×;ZÙË]ÔWOEØ ãÌúÙ}¦QEx

òm^Ò¡$P×\H\ó.¸ÎÀäÎLìT(©fµ¬fûGJ¾J@< :ÔQå£p½ÔÊÇNèzðÖ7Ý÷G6µÀ¯ºªtnæËv+kÛºt)AêhAkØXºÞòÖÈØ<=á­ÝVnªm@áuâH»­Gy<o­¾æÁ£sy¢±ÌX5À#ÝÖ°9Túê,JÔX"ësÍ_Z@¸õÕ#¹&â=Aîâ5³Áøð7Ï#ª 1

O{H`07æ6"üÇAkÜn\Æf<Ö^¤®´.X!­oÃDO´IÎUÇf÷±ÒXlà8

jQ w2ÊTÚüÂÖÉu¥k/rôfÔS>Î

vlÃó­Ê÷¸ëa§$!ɰ£"lnȹ÷rýqÖøp±7$£]q2忾lÄ­ºòä5²0¹àn¤0ñ]yVÝ=Û¥rÒ

èIIJ:Ø`MFl~bÉ%q`ÝI7ÇIXÀ$±$qæ£TÂâ¶©¥ê8ä+áÉŹoeà[¦H2MbMº{­¤°bp©®µ.i8¨GQï6¶ ñ>=u$H(KÍuá­*ÜñnB¶F#DÑT³wû Ü4¢M¸6$ð:Ã2·

ÄÀ À¿0<tîD78ØdÉ¡ËàÚÛ&pÆ×û:ÎñPJ¯cC®bܨ

ÉáÞÈëAîxÀXö©ù4ÌJ{(6û8ëh1·ã×B~fÀÆä¼×¹l´Ñ _

¬/Äs1ã«GR0ñÊÖaöm`2ã¬PèI$²â-«ÞÓ3d<¬Jýí4º² k`Qê8{À

Mû«}$(u9p6<x«.·ÔǹúM&ÀßÞ¾å

R#vs_AjÜjoæ° ©{XHPIÍÍ¢Þî%I³4üYrî{×Öì§.8ñ·{j®f²&À­EõÃ"à<WÀµf¢¬UG{p¦¬Åa

øêFUvÇW¿[Å#¤ã{eÄ)¿é:Ã_âaïtSñ`Àt|õ©GQk§{h_ªæ7

ãsãÉ­Xµuâr

u$&îll@!$­ðú·`AQÇ©Õfc\¿½Ýk%[(½âÜoͪb &ì×<n¢üßgK

ko~{B$«³;pq륲Ûân½­<q$E³ [رU<Ài'¸ajÈ xb·`,ÀÛ.VÖÓ`,u7¶:Æ`¸ ßûºÓ),X°7×¾:Ly°cmtÍÈ6ï+k²<TlLLÅ[©¸ãèÖÍËÀ{¤8*aE¹IË»¬*mb

m{e©0ãÌLÖ°7#¯§,I

ÂÄ{Ê[Bu®DQÈñà×[7³qcëàüu°¼ðbsbÀâÜGºo§2

9ÄØ3©7MùGèñÒïrÅx:ë~¿]5`ѹbüƹH9t¾W·{H³.@àº1$xsâ8#õµÀã~ºpb¼Iâl8ûÚ À'ï1»eâOÛâ¥Aàyx~¿¬$uþ¨µRMÁ,

º­¦Âcë{õûZǹúAPüLp@¹è8rä¡#¨ Øø@RXs~$ÍûÚÆÈZʧæ-Ì£[$æß¾¢Mê½ìu{Xq÷xè=LÄÝÛÌð$^ùdu¶$:|xèó{aq{8°ï

kªÅȽ¸=t7àÜÖHSqk :P$#

¿{=bo&kP@à,1Äi(xðà9¤Ú&ÌpÁ®CËIA± ßÇ

IgeD±æ»§Å×-%¤ð

?xk{ÛáV×½ùTéÄ[,òÖ!¦2ÉWñ'ÅNk7V&ââÚ"ÍÂGlUVøO]DbáëÍÀ^ÐdQrEÀÝÖ+3qÄZü£X$þd2ö

Ȱ:ÄpE±k°¹±ÉuP,A6&à,ONæÖ:ýÞ½mlWZb¥Fæd¥ocÀð<´¢ìÍÀòe­

lAèFò²¢á7:qTªã~6¸á¡F¥f¢\¯Aöµ¡0÷$pUÕM*²LQ³/#ÞÒ[¼EìÊF_eF¤ Måpx6ÚC#d¸Þá7î¶½~#ª:*HùiEKs^åH^¸êæ¶P²b°±$ðîëH¸±¿SÆ×á}Q w16ÊK£¨óÒ

Zá tîßCcâá«]\ܵ¤á+7r¯ºÜÚÄÔÇ#ÞkÛ5µ©K

ÀȹXRzM^¸ô×ã¥Ä"Ç+Ç%¾ªÇâBÀÂÿzÚÆXØ\

¹øêJ|Ä÷âVöñÌëA

Èæ

½©=M²³XSaÀëD`bnÄc­«W\uøÍÏ_wM¤!±#­ùkVH4`³qıº¾´O0±à:M¬0 ó*%­µÔ2¾¶Ësvá`HQlu7w'Q³ÉÊËÝÄéÛ²Ð)µØ

uà$¤ðFÒàE½Ñµ¦ ÐYìÖÁxÃÓ

ò·)Ë. 2 r&ùûZØ[¢Ü°î

Q³¸¾@»·4¨Vv1¦Þ;Æñ·«ý9µÃ»{ØÍLÛåt@Í'"äÞÎ6µÚÂãÎö^?í®ç±»M´*

ÓÔ¤`´üe^o´:üFîAalììð:ú>Úêsvß9~zöGdv|¡jÈÁÔômk

n*#ËvÎ×C¥Ý¨C

ì9jÅ

°µÇ[Äë »A6$È>]´íwfT®+¢¢DfÈ^åxßPÕñ"

#µeqáÆÜ9t³ck`oÃY?¼4Dà ð±=;¶Ò¿ûÃW*

ÜÛ_QbÇwMõ¶VEòñ?kV6ùÄÁb

¯#º­­â¡åä=T³WÄÒ¹!Û%bN8

Å×J©Ä)ll<Ú ÀPÜà.ÅÁ^ÊXjÏæYR;$EÇÜæ$xëeC¶6

o]T¨bC·-3.PxdMòÄúþ²Ô!$¹¹ÃÇM;â $~ÑÖlÍ(nõÚüG)ÖâXxu½ËëlÀÌÔI6¤\aǽ¬ãÔ±½À·ÛФ<Üu2k|/ǰ]h

`¤K7Nâê´o¨Ò¨ek°%IÈ}½8«p-î½ùÚ,ÍtÜ­Ø$b1ày»ÚC3Ö

üµs%MQ&DÀa×1Ð

È$w¯áÁêJ^û;H80ÄÄû×Ò$ ñ`©

0( Øx^㵩/@HXØs

k{LôÝDòÉݽ­9eS{´¬l©¬\qz¨æ]8b<Ç^$l%æNé¾,ÚNòÁ1`§L@nÌ·rÊI9[ëmäÀÛ6´VæeùìÍdU`Âäó%­¬\ð øq÷±E$ó\wôݰ kÛ

òËRu6¶ëF6#`V¹Åºðý`Å©±:&-À:y-¬»'-±£RaÉQsv'"{¤iÔÄÁY¸Úÿ-]ÄÐ õª%ÄeÓOd[Ç<r$ÝWU.iN6$YºfJ-!'1Ý[òªêK$ÌyHVÉy|m¦Ú4)s¦Me,xh îmS²Dظ-ËîGK

òÇÈ4Ò<Ì8¢x±Vµ¹êÍç­ !Þî,8spÖXÙâaA³r[H×X\Û-6³ pfV÷u Ê|Ű²Øð¿F³ßìë1rx·|µIîTq1Ù¸\Ø$1·Z©"Á¸µïÆÞ,ÖÖn'bo~]iM@¤}¦+%^$qow[å9ãn$xënFØ'̨páÅÔ±éa,@*

½í

eOcT·ÅéJqP1Ë'Î

qÄ­Ðä£X*:!âzu%/cf¹°Ë÷µ°IHðnö¡r

¸¸âyhâë`Y¨ ,

¯rǯx#ïjá6(îi¸^¦à

áiq*¼@·AnU:Ã%ò&¶­UFØïW3Ô-§Z[

ane:ÏWÄ

3dxkðܺبÄr:ê3q·

¼õ°c*ÁûÆë×-[t7ñ߯×:Ì.Ì:¸Ç-jM¬phMîGm£Er ÛN³DÌ1ÀyÕËOóý~¸éKÛxA'CA9bd¹Ì^ÀwJéÈ亨*mÆçß¶®¦¯*`b2Ä{w

´I\«ZùmkjËÜ

¾4ÙKu×!¯å­®$Û¿w@-´í¸.I°

­ \Î<EÄkjìþfZÝV²æJðàW[Pǧ

øÝu¼~faÅÆâÌël®x?Õ´âsÅ3Çy´I©ø«}$«*

<KÈëhnyáÄÒÈ×èTA¿Ä0pxq=æ'X ]\§\@CÁM®nO6´Cx. Ôòëjð`I¸®p©*xw4×À·¸ß¼tIñ$²b

~<<5¥|TX\ðæÐ[³s@ÀÉ\«è8Øë1¹Ëoö½UÍó4 ¤,2#

JÇ['­Ç&áÔ5µhMZâ!¬ ^ÄÀË¥HÈ¿ÖÕ8$q#O,û¶Äqfå*2¬ç#qÄr²èSBÀÛX\[Þ:ÆSp,ã¦$B¬£Ä=øû§XìÈÇ0\`aÃUcó6ÄÈmÅnnõúðîêX-ÔeU:SF:ek±ÅudÜÒu4ìAµqð֬ĸ7÷UV¥1¹n$ô=ÞØ+Ç£ÊØ¶¤ÜmEíÃ<4ã©Ým[K©(_ÒGfË aüt°ÌUÐ@¿É¤¸F>FO´@üM@[ÞâÜäébBH½¬9XêndìMÅLZÂö,:¥ä×eaÃS­7F2¬z²²x®Ç×M

\csÓ¼ÇYÜGÝ4ÌG¥9-¹ï8b5¦)^+ÓeuÔ`É$ó6

uø¶U²>1:ܨ

Êcö­¤¢æÜ

¯ ±0"Ú

VÄÜXt1ÓâK)¾^ɯðÑE×0±$pÊ$êé

È_

uÈêGM×qÖâÝr$s.ö§Àf¾²T÷rópnJfà®Ú[(ÌAKnïMÇñ5dÌÂ:(¤\vÿñ­fßÐXhwÍÊÇ&Pl¤wM»º[#)¹ë|$HV"üª

Û~¾uy@Ù^ãÞ]OÞHÀkárºó

(_0¸2»sHmÁ¨# îébÀ\qkhn¾D­¬XbÄ[=¹X*Öfbxôtj{¬$H o+Û

ò:rÑ0hîë`(M0äs2Ù0

qëÝF:Ö@oH6ðɺêàÈ$

EnMïaï_®ËÅu7,Ym©+k_s[Ëôüm¬U¶`b/×N¤Ñ4.lê¶<ð¶±ìÎàÖãüu ¨óEà×,mÃÄk7ªX¯nðÔ=Mâc$xÛ[ä/ÀÚåHͬ-Ù@EØV9eê4° 3nMîym¬8a6T*×A¬hÁ`Ö 1'Ïã¬G¸E³æ,ZØ<xÖMúàG¥¹Li¬FÍÎ\Hek·©ò±ÑA<q/y<2à÷׸"úBºÞÆín&YTÜÜáf±Ò;¼Tß!¬A6j'Ôse¦Æ@àÆþZ

Wr-¨¼`-pxðá¥ae[)>¬~Ö³4¤.97×

o3@ÊÀ îÛV$³2ëÇ ¶:JxqãF¤ÇËZä)ëÆýU½`íÏV½È>w¿",[Ià:kk%&ܽìud¨4DÞ?3½íÖÖVÚÁÐcq~=Ûë`ß"1ÌÚò3{÷ÚRBû¤3èOÜËðÆ,ÇÍ"Ö¶um?m6­2¤*ÉS!âw2Fxª[pøé7'ùª®@wNUÌ)öLwI)O²Rï{ì¾7Ïìú¥JEED&æ3%EHo³Ç]Þ¬u!qÊXâJ´§jþ½yzZè;3WE4s+hÜÌ2ñ©'x_½ñ×/Qó4:3³v=²8eeJZªÉÉ!÷ZÇæ×Ú/ÙKjª(!"GEd%F=zùÁc5L;@~¾K±h%Züǽ¯`ì¥c½ÅF½&õÐ däPt`M¬9_ùi§§LØ5®>öªoiû6Íñ=ß{[}Ö-ÌhMCuÐ=Ofi¤QThøÕV³èîs!ÜÅÎÄw7e9+rÂÇÄSJgÑȨ¡f

å7ЦÄDöÊå²è»î¸lC,{Igúد+lø¤ÉOüF¨cöyØuq´U;:2Di^>î\xüõªJ.åã5smOÙcdSÔ6zFª¤"8ìßÓWËýÏÙËpUb!F¦<Góÿ

d$å-ÄÁ]gvÙ5»R4Ì

q²ÕîlU¦,îá*.¨§Wro!Ûã9ºªz8P§ÿXdU¹É­ÇkoÚ£àsbYHÇL¶~Ã)¥kxÇÛJ}à-¾µÈUÑj~ÖÁ3óLc{s*êC|߼娬2f)1Ì=TmJ¨ÚßXF<o~ñû::*fÊYy VÂØ@=[wYí(@cÐYoÃU°Ë/¡$Eï/-#Üj

Xsa¬I@^N 1,cé!E­~µ`ÔMå<|xtÒX5É¿hèÀ,I¼^*88æ{ÜÚÆ$_@ð°9¾£çµ4Z䤭§ÀoÀ_×XÜHê&®%ïXaÌÚÔ@qkÇZSÀ˶9ÄáqǧïkصÍbEÆ©TDÝÄ_Æë¤ `¹aà;̧T 9 3$uà¬ÚQ©µ¯

¹[P{FÀÚÍö²á¥3Yæ·Ü5ºRhG(à¤<¯úæÓN¬x+âõ`93$Q¨¥8¢1NRºÓ¶ÄÅXhG¸*ÚÆo+Ü#O<Öå$[ÃU¹¯ÐtÖÁ=~n¸¶£B@V$_.zfcke]SG.ôfòeK(æSÔkiæD©<XX]g&È^âãÞÙi7-~¼,Hæ:Ò}Â(k&ã°ÉuØñ±îÝ`Y¨¼B

É­À\ôÓ|ÅVä&Ä¥öÏsÄÛti%fäø1b:Êi&ų Háuî®¶O@%É¿¡${àõÙ¯¥²&äãlNIY(±·»¬!z© xê Õ@±¶76DDp.o~kAp¸\ÏY(Oj9îaÃɹï6¶+\nz÷oñÖu6ŸqºÚÜÚÆü

ø¶5(D¡Ê÷°6

Ì­¤çaÌ/qËÇTµgtÀ|x:YMáÒüãÇQ"1U±àJ©¿Ùm%Ù®ØÚç&a¬Aïý&!³J°+~ÇM³«!µüZPIâ,9¬z_í

jù^$nmÞÑEùm2\ÝXwµªI{ÛWÐî2Ms{ÞÄñ¶ZSdå@Ù_îê£s;

ÔËÜ7áo¤«2ð'¯Â×ã£nSæY÷Ý ÞøýÐ4éBþ19pïk-FËÇ0q6#Žá¤-

<ð7=?\º6#e/ÐÍoxiBlÀ)*}ã}YÝb mͺHñ76±AbT#cå­Ab¢Ør?0¸!Ü2ÒJp¶ t=àö%ñ0îaÃütQ`8ð7Q|l_©Øå¸÷T0Ôo

¼õ$$#ÇÄgë­bÀ6°ê-Í¡É1º_1

Í­¼° rñkªho¡½ÇZDÜ\åÆÃ½­M±§ ¸F'¥¹u"à¨sXG._-.ßà·ÅÆìpº,@F¢¬,ËÄ8¤©%7â8Ã-¶

ÍÆÜ¿-ô²Z3ÀßËÊ»©7®Jµ$ÜË})Á¿qÇï«Z&7¬dZÄänêéxܱ<

úz5ÌÃ6ã[,QÄ

§lZç¨ ñj·¬"ÕuzÚe7{#a]̧ê:1ÄTbO»­©<CqÄX

19¼IQaÓ¼u÷ØtÈj$Ô°hÜJ)î[¼Äkrp)

ͺñæÖÃ\Ó5ð#GxmÐqå¿{K<EÈãséÖW±1©7F¿NiÒÀÂ÷ù.yèÉ,Keá}8UÀy¯v8ä46î®IS3ÁkrWU67ó=ÝfH¦@zØÇ¯3»¦ÑUH&Ä'¼½íHe?¤Q,F=÷é¸Å[7[÷ÑRªSE2Y0îæ&fÝl%ï_Á´ÛfVö

Ë[±ùI=Ìgk

<$"ãÃ-(/ÀnuLE%Eõ%Sáß¶lKܵpÀámÉâiZ¼E kð1·@VÊÜÜn=u¡´¥âîcÌY6°ÆÃ´·\q,Ät@êBÊEM9d`ÀrÜð:Í®@qðʱ2¤î¸³ãk27Ý$Iu`lAX£W,¤DX·1ò¶!

¸ÝÖînÔL+Øvâ÷t£)kp8ñËZ~VÄÃ1ðfØ%¬

Ç9.$¹¶<Mï~

§T£¹êsÇ»ptÆàrAaýÝ[ßU$Ùsub¸ôÖºØð¹¹à|4)"±É-a`x_ËXÀXAÅu%ÙüÍ8»2©¾<·Å·r[b@9-»ÇD/ÇYüÄ Üñâ9u³×æ$p÷ulÜÜÙKðâZºïmCÌm²FÄr¹iØÈ «sv$wB

¸§72Y{ÇîáØc{-Øw±ÕfGûLڱķ½Ò¿qxõ*ºÃØ1¾r<

p9m½Zälo¬ãó4J+î#{ïrèà

&fl¨Ë<Oâ£ZÉK5ØqèO½¬°£ÔJÄBÙHê<µ¦+ÀEµS[Ú!^ÅlAv§IB3cbKq~èÔq% }é¶f]?½ôk-EÔjyÌÆ@±~÷~È

`Ô¬8@$ôÇègx¬JqîòÇõã¯yöR9¡±,T±Lr:kKò<þc8ncs¨ÓìÖXÀVUWlTdXèÒ

RØøZ綺µVjlºBÇÁq

Ì£½Üt³@wÐÚæÝá¡¿pdÐ*.MÀëïm9.\@$vúÄ<XBÀÜ0öd¯¼Iü5$9¤°ØñÒA`Ö6'

ìI&ÔY¤ûWè}ÝlÜ©åâ[¾&Ú¼É9¶7'¡+Í}-Ox¸î|yu

å0^Tdijð·Um©_M©½ø\ës[¯ÄlA¸å"ø¨¾´¡Ë#:ÛR\U±ußÝ÷­¥²3\ x

_"/UÄX© òØßÇHu²ñ½ùj¦íjÙE¸16'k\b8OxjHX Êåãã~n:ÑæÈxH'ººL|3È,xUa¬NÌ7-ùµÃ &H¢yå-%Êädu¢T

k,JºÑ#Nâcv¯{nÛëlÍÕ+Ñ÷uÄ,YP¡X÷ÆÚ@{1ê[qåýí\ÀꢩGñ`OSÃYr '1Ô7Pè^ýE¬y`rêJ=Ó)VÊ÷k_6Z^` $¨7ë­'Ü îi¾l²?iuÇ'Æö¸

h?æ%ÁX<£½}&5ÆÌ× p#Þm

,¸ñ±±lòðÌ¥2!¸tX9ñ@ûGZ½XX{Þ:ÁÄQ\òu&ÝÌN±$ål_Rldü°¬ÀøÜXkwWTð½¸ö¤Þðܺ³,yH¿ÚÒ±a½õ¢zâKµ6³Ý@ÄÞ×[7%ìIÈÜÄßYMb§+ól4§] ?6cЪ¡-ÜnqF°Màɱ*1e:Ín£.Çw7ÁMÅ;Ö#µ¼X¸ñÖ¦w/æ7-±<HR¤(9i,½ãy?ħÇå©3¼Eà½[»ÂîS¢­ÏË}I¥ÝýQQ°âü«{Û½­ò¹Ä

±#ÇTHÍLV±6$~VÖÈ¡ÕÉnÊ׸°¿S+§'Iǵµ ýÏÒ6ºMϧJñÌTEñÔy¨«~ZB¬°®XPâTs;ÙxMºrÛIn8ß÷F$ÓgÄ»e~+k`ü'&ÇRÍ"úÜ

Åöû:Ì-ÂÖºåkQ­

aW¡1Òá

Å×=u}ÙNdëâU,­Åzo=&§.rýO[BXFCøÜöá¦ø][ecã¡ Ü0

,âðn:l5\ A< èè»zÝ0¾2d

ïÄz8ÇníÃ-¬°£SR]ÆAH

{ݼ·e_Ç»ªìÐâÜEËk­õ¼K{uº­µ$R¨L\pÞ:ÑcÇ5ËÅmá­'©¥j(³ZÄ<Àk`¤~$f¢ó6ä.báq¼ÚA`ªÀØXf:¨¦B,!bI£¶¥e*zàÇRa rÊä\.£Ý§x

ÖÓd¥cÊmÇ´VØ~

üõ¥[ó7°í¸âmÀZËeuQ{ P

ùëe®f"K8LFvÊæKäÊu"7Âùb,ûÕ{¬Ù)UbXéì<¬7f:°Ìjέo0@:lݤÙ2¿

µ ©ôj£

8X[ÆÜÚlGgË&ovþ«zÈÍTxàKE¸ÙlQÏë[),@`ÜS¡ñÏã'æFkáÄXoqo°G/:'UÌfãcU

xãæUÉ/À<¢Ý4#ܵ 1iceÀ/½ôÑÆF.C]XĪdF#QRµî¨¤\óp³.°nâáBÛw³I¬M±ËXUq±¹7qÖ¬RM

ì@¸»XcÃ[â8¨ü/ÃDBwB'ýµ0bUùkÀmi@×SçÊÚÝ·âl¨ò"Üq`¦À\ô³0ÒC

xq±ë¡Ó1æRR/)b,¡­kw´Ùcv*2ÿ³)Q&6Ä

{Äòã§åk­ÇO{R

ɺ÷1ät¥e1bJ:9¸èâ«ã$ßáã`;ÇH±kYxbØ¥m±Åp£ÚýÓlxë@67~Üq#E&

DÜSC{G[ëy1âãÇyt5Ù2£gx.#-iáq`99¯ÏÇZÜ«Àb]X<8NÆä ñ½±xklÜL¥lA-srmÝÒ(ÏéËÖ`XQî#M%Oq\´âòqfh8X­¼2ïi$Úã˯¿ÇZ[ÝÄÜm&ëv7»{«m,ózÜØ$ÐU±,z

¤¨

2 ½¼Z6nl9À2

qa~<|4ârãÅmª³ù9epn«ÄñÒÈeë{\µ óÿ´GÕ·-Är-«à¸·wFFÁÈ%¸|/}bX6¹·tk,·P±¬¤»¬b¦ätid¥®HÈÖ<ú°%Xºäcvà;§Iæ-ÚÄ(1e¸[n<rÈ.°U°bO·e]nX«æ:T$¨½Í´ËXGx½F°¹b¤©â¢ü9F´ZK]Ø[¨eÖàÑá¿ãc

`f¿»q^$¶GXeìÃGk÷±<;ª§M`z­¯ðÄqФñ$ÃÞÒ5¹7é­³M2Í·ÄC1%¶"àb×Óf8ÀÖUàAI²f±~·û#XçîÝqà{ªºÜ.Å[l½î µ±ÖîY¹¿=ñ÷¯©2f¦É' ÆÝWY

ø*HÄQ 0DÁrÆ×9¸ëm¹W·KpcrÚÊI²¸° ñÇYwµÜ²:Ü!!OyMÏmß

üF¤wnnAàÚx®(GB8}àºdî4¯u M;A$¬°»æa

Qï7PæÒ°¹=.8påÐd¢ÝTñbëÇMs)7(6#Þ¶ÌÜÚpk7à/Ëa¥Z×÷N¯mÀÍãó6ÇñÈó0Öº0Q°àí­¡3qç'í.´EØð!@¿-×®IܦäIãbJîÈ&æäUÐZï#6R

î2ãÒútbF<O¾³,QìÄ

¸»^Ç-l®$GSÇÃZ±FÄØenWc"}l«0ÆÄÜÛo¬È̤qb<¬§-§X¦ËowG^ÂUE^¼u$¨ÓÄ\­£SJuá{îé$

ʽÓme®¸-ÀF²4¾aHentëÍdp.¾9WZæSk0êO©üJ$â®1#+kH@Cp·ËZRlÙÛ¸÷A%\¶$xiÕ·Øý¶ë­Ð»Èò$yl&Á1#º£O«n$ZÄ]m«a °,/Æùe¤U*¶âëÃ#©$Ói.¤`;«¤ðKI}ÝI@Ôs«ªq q¿0ÔwGÁµÎbÈ<4-ÄÄÒö$6à

ãÓì0ÓfBq¸âÀ¯vü߯¢nYæøk¯öZ&ö7æ¾36T5ùPE»¬tà#

¬-{O&¨×Éh¤,X©êh$¢§#r@n]\Æ7[¦ý8i

ا¡÷¸ë;H°±

ÆäÖÜ-¯8µïke«àP ~n

,£^å.Hê¡ w

mø,[6îµk·<8÷Yµ[

r&PKTüIÄéL¥¬Ú×#ÝgÔV¾¶5q;'níï­àmÊË{µ5MÌÂ[ÆÂüÕÖYA*ÀØ\rÔ£Ìl),ã`ºuàFå½²mI ¥¹&%K*àT [Z

+(<Mõ!buY²^:I\[óéNÅqáÄ_§7

8X·6¾6¾±ÄR±q`@Ö/yn<ïÊÚØ<ð&Ø,MÔ¨¿OybAnu¹<¶¡dREÀaÄß¡Ö!¹oÖúÇRh°"Ó1<½­p9TiÈÕ3Xpñkë$phA_ÌÔ²ÇZ*¬À¹,,N®ÏâceiË8~¼pÒÀap:ý¡ÇW6«´MîHP=G3

:ZÜüT[CÉâjG'<lÅcöµ°

RH¶5Ç$J7\F²÷IQ~niÒE¸*×ÇZÞ.êcy¾fB¢XÄ_ÂÃZl¼½Á]mç­e<õ77\·{Ú¤

`K{<u¯ÞþÓ5ÊF%lÝn

hä/n¯ïjl@Ì

{\øëv¾Yu¸+ñÐËQ5 jèÖ" Ø_·Þ:/¸*H©S|Iê.#¤²ÚÙ7ÃC,Os ·CámjBB¹'

ÉU:2ÏØ¨ rç°ðÀuÓÅHVµÇ:-ûD¥&ÄÐgBªBl®@7¶×V¦ÃÝÕUÄcrþ&ñ%XÄeÄëoÔÜ3:{ê

E$XÝny>îApcu#{YrGQ»0k;t'µ

ÈbpckqåÑyÊíà¼*4 «qêH¸:¶[äB óåoè./î°Pu`§©æmX"¹0À6ÄYêEøqE±·RlºÚÃ÷2y¹³"Iå·;ºÛ©c~õÅøta¨ÝÁR{°`2°ÆÇ+¥Dè

ísnÖñÁ.'[_(÷t¦k/<41wÄ#7[ð$ÔØëDð7Ŭ:ôËV_Y!bB{xtÒMÃÔq#ZÞIÔIÂö$Ã/üÌn×mÊ£Yµç&È$Ú×àxé%Ÿ/K=Ö£^%0'ÌY ¸½

þzÐvxÃbopGxê¥Ì©(-{ÚÛ±ãÄ\{£WfîHÓ!Ê÷ý¹}l9º`.Aº×|Û½ïrM¸ð¶¹ïlbv¡ùµh¾Lµb|cý±6Pdm$Ý»\Ê×åéµa¦íؤ1Ä̳YXb̬9OÏMs56êÀw¼ç±NV¶·-

»j{¹vn·oÃHzeI1Ô:ÅL­"Â9Y&k/¼5¢á1RÒh©c1#Ó&7YrX÷¿4%i5EH ¥YrÙw²olmþúK5LeXѱ:gÄÑ>7?G?A[BJ­@Ìê¬QXwJ÷Òuîm#

xòâÖǶ½. F¼l:l,q*åÒ@º%­kýÓÑxµ1À¸­Ç¸9H7#I'½æ&Åä<H<TkUø±P}㢨^ÀÞd*²{ukûÚm£BA*@à­w4§&or¢÷

IãÓ]G'Þ dÚ ó1lOr<»prPW£Cª;=HrQàü1ÀrÝ*¯ÚÓ-ÿª°Fá:oÿ«|Á±»X©¸åo½¬RIGw#ÉÙ¶78u»t²V+;/#;Ä(bê¶%¯ûºÚSòªà]ªìÕK³YoÞDXµUº9%uL)+]x=ÕVýï-úLVÅPuGhªiÛçÂçò4±VV÷ÆåC[¥EÛÊÉݶúË`8YJÅtb¶qÊ@2(=¹hôAÛòmFE T±ÃÚ4;ìw¹}§ÚÐ092ôC2Û`

@Äøm¢ÙkqcÝÒ

|qiýë/©Gñ»|É

YCÈÄË¥ÇP¸1^,I'.þ¹t6BMuPLq%`lÇ õÖ¬CÜ÷YüʳhdÜÑP;1Àü$ku¸S¥<ÅÔpj¦&²6»aÓá­+$(¿R÷N¤K³y£é6°µÅþ÷ute#¡$ÕWcn:t-Mï]jÑz3-²;bÅËn¸±'ë-W8ÚÀýá«nÚ¨'%$Üà8÷N´xq½ñN¤°bUZîy#¿.¶ÖÀÙØ©ÐÙ¹]½Ìl9¬xò©Ö²Èbà?{F\ÍE!5

È_ÝÒXq°LIkµÏ2êæYîkX¯+¤óiKÂÂøç[jL.,k{·Ód%ÍÉ<N?

ÍBÈM¯0áÔøØe­

bXß5 (6ÄhrãDl,äûCN)9

xXpâ4eª `ÜælE´¢ÊG¼ÚÅ[@ð¸·(ÔÞ°|48MìzñÖÕEɵÕn'ºt6?#6©}Æóx^2ó

ÄÀýíme

J2®µ$Pb@oϽ(93ü:÷$IrÀ]Jß¹ÓÍfðõaÀëòª³$0·9AÓx±v½ÛõjMÅÖ:òÌ¿ÞÖìÀ&/r[Zb¥¯b;qktËݾ¾DàÖ˪¾´½!w

4bTD

è×ïil1w²YqWÖû*ï/)n¼,AÓ8[Ü)Sm`½ÄÁûΪ|-ÆþzÎlqé~nÒµË$æ6`(p±#+vKá`m~ña«$æw¢ñnõ·{ZP.7k|4&nn#º¤<WÁµ´E²»zë0Ë[x b<:ðe}$DX6Wok(¶¤~`£Ql¥ào¦Xª°ÈòÚ÷°ëöu¹QJñ³b¢Áø{·ÒAëÐYtìÜÉs,¢ÖbG3kGxX¹î¨ÕàJØ"VÅìı·=ôá²äAèëõ×LJ,ñéÍÇ5ôéag©¸à=Ѩõ6¤sRݬPÙ¸ßá¦Ö÷A66ʲý¢30¹±èmn5¥¹$zßQ+s,åq$°[pä4ÖÅÉ67n§

aH¸²T2EîE

ò}jFlKr;£ßm%¹ÌøX[§Ku

öºÝmd©¦&(7<@dë@³#¨°áltV eff9dÊÜG@t¡ÒǼVÀúè«`À

nÏÇ~=Þ"¸ª3<ÄG'0Ò)¼u5T©6<:)Q¤<W"[Ø©±áCU¸]ÔD!Nñ<o_ý·ç¤gÄ¥¬qþñ:Ð6ÝI7qÆá¹=ã­3$G3

B9<K¦ÔG.Y±Sv%o³¡Ì¨-⤵yµ««dX`nëª*ß°N*À.o{.³&·!ktÄkAw76rb8Øk@ØylA9yjþ#õÞvÔCHY,"ö<9Ó µåw-bk7ʱxsi8°Qf·-µ%|¬ÜÙAçÄ]º[Xo|A^ÛÝÖISñ2æ2ÚçGKÈ,¶<oè[T»?ѳ|&cÇNaøßÞ¾´KFCcwV$ô psi\Ø

­}d.åGS½É6â4ØÈÜÚøþCU$p;ÖÍ·óXjÀ'©GwÛ1-Å/sr{Êtâ­ÅÜØôïktwU¥{¡Iã­³à}Ý)hl×ìOw!¥,ÊVÄ

²¶°ÃÄÌ=å·<rÈkåumbÏQnÍÂãó1 ÆàI=Ý`â]ç'èÖü$ÇP]@íf÷¿½¥b"ù[½ÇY"Éa%ásq~=4«p³ïfÔSpXq°ðâ¶Ö1Kâ8Ë«"Iã"äå̺P¾VÄ÷´Pà÷$Bå[Vä÷ë!¤ntᬰ[<Íì3Ot©âm{÷u¢FfÀ!oÞÖ¨6%(£dD³H

¶½üy[ÅàCp¾+­K` ñ÷H$pâZT

á`ø²~á4sÄm1\²»·5ùÖ̪,÷÷u¸ÜÑ rfÕK!bذð"ºÚ6Á²: Àv Ë/âk"ÝT8wç¬ëb¤p6æb5dª%n[¡ÿâÖÈ2Ü.)Âú5­1H½Íøö´1+p[¡Ô.yÂqÆQì

¸öÖ°µÈ6½52Hñ$´e..Ìþ7Ôf,¶æ$ýÓùê¨þ$Ì~·¿"éÐëqï¤xõÕJ£ù±ZÜr÷m¤äq¿P¶>Z0"®åÍß%t>õ¯ÇZ¸ÈÝ$\÷F°\óRE-6-ÂÜI 7 ܬI6èÏà ÞÜ9´[~k­'Ü!ÃÔQ

0ºXðà¤é9!Ûë

U©£p

Àµôè$q·^xþ±Õ@MÀº#s¥àI[°:Ú¨=Í&eÂ|øpæÇY¹

A$ÝN<¸b

Zâ\p²"ù¸é \wµ&£lý\pIñÖ:YQð&äý­oo2G7Ö°ËÐ. CÀÛ¸áý]aÇ7$@FPMò8YµÅq=I¿.±4@âf »nTckrþ­¦«dTÙú±1yp'

øÜ`ÚD2!wã1å¾¶¦æHR¹·KØ¥T\^í}[¾ni÷*@!ÖûJ4cÝ8uh·X%Ä[×D¢Â#ÆÇ.°äUL¾Mz¶ídY÷rá¯,})ÇP».±]]¬l¿]u¬iFteYùñÛé«gm}©·!2ÕEP*d¿=Iú2ú7¨§fj7]ܲÈÌzðëÃ

¾=%í{ÊsëlÈù_¸yÞ¿èik(­F°Â¼Ö(FKýuNè®jZÕ#Û4Ï|U{·âP5¥Lm

±Þg³þ6#ÑB(,Zì§Ã_æ×·û/ñ:Xd27_×ÙÔÒ)²Ëqtª{âë{XݦYÄãbÇ®3mã÷e,¶`9úsk,1àB'e©ß1|ÊZÖ8ÚÄˤ³"ÄmîêAÌ

YÉ&æÆÅy´¢×À·îµõtjæÓ¹µ7"àß N¶×r×#à´-¬Ó]ÊIÆ÷µ§B·7[ª1Èët?±ùàOR1ÒOų}¶®:1&Ì-brV:m¤(öëÜ0Ïõÿ¬5(|LlÜ¿K4£t

£Ä1 âË­|+l¸/Â×êÈÈ)ÒZÌ×àHày±ÖºeþÓ®ÄÜøiECsáskݸê@"V6fáóu¢êèÞ$o½£

d!8¾7û#J°kñ¿§[]¶¨M!W'+²*Îx\ûGË@SnµÍ

Ç.¶ÀOG6ÇQ3J·æ-&á®<É´«se¡N®â¼Lç)aÌ×áâ5ØÂÀ<m©57`ZçnaÊ4##-d¿äÍ×[Ü¢ Ú

1IÌ,OQÞá¬cb©ßóÄ$qUr*Bxkj1fVnÍõ&lî¨á

öµÔsï.¶Ê¨KuaǺ·ÖnÔIbnÄÝÔ(¾k­b2"ÄïÞmiXFUÌY©$æ¸ðÖäÄáýͭxâ\FEÈðÒK1@39}ídlLlTÒÍÐXsW&]:#vèmAÔ`©kXÞÄ6ZUÙØ7l

«ªl1ê^âölurêxñå:ðlÇ8X2A¥ùuÆr$ÜXØñäóx7fz}h`,ÜYCû·æÿ}I|´ï30' ôàÚI

  

úðaª±ù$ÑV¡TÛ3Ã%Ò^ø¸áb1e*å«*l1PÂÄÜño×$ÚÃøóêá¢Ã>öºdC\ß®K©$Å

ïi°«ÕAcï~SªâOÚiZÁMïÁ´¢C+q­·"ðïÇZQfjàxËc×k`¹-ÿwE$ä f¸üGuN²LVòÖa&FÊ¡ñ$ôîât½Ð²w×Z*ìÙÃ&²±

ÖÖßeÞ<2mPs2$8ðskKYGqx0<ÙXmÀn\nÙiH9æäð[³.Kùä«XÛºÖï­¢H<@7ñá«æfh±p­ýímUCdI±{du ÀB`3~&8à,·-~î'H{ÞâÜXù

bY$sX9)¿Í­*DK7b¿ÏRiVseì®Ò6<BÅUNlØ¡ó_ðëuīɯÞ<ZÚS24n=a¨(·2ÂÇq ®@äx-ÝÈë}XäØdà¬5³ÇkÌÙUï\(aËÃ#}iSÂâÀ÷Rjl1i6à.ÞÒ9ð&Ù½ëêÇFH¬9ScÊxÝ:EÚ൲ëÃU2,[5à

ñ'M°^Rüqb§:Ê}¢j)0)¸¹e¤(Vâ@K÷NªXý£&LG*kóé,êù%Á`¶ãueõÖeL ­äHæQùéÕ9_©¸÷VÚDf%·/ÆúlHKs¬mÃ-I"í-~Ä[ýôµ«¦Àñ<A[V¦5R^áøØ®:ÝÔ½7"AñÑæ-ÌÆç&<»ÃGXâÄß,@?tëzM

A°l£í

/¶ÞAøÛZ,£ÌÌÂUnKYMøXbºCº¼tû*4®LÑcæàEÚm.Ì9 u[wu ü¦68©=Ûkl«Ý+p{Æüº°Hê:6¹ä

2$iFB¥p'§G-µí!6nfDÄq$ñ÷´YÔä«j¥E:äl¾6PzÛLTfÄèà(I&Êਰ魻e&X1À߬²Ù²eã×rÄcbN¤Å

ú}ÛùèRº±Ryrnno- 2°±ðá¤qó~ΰ\ìH=-з®²Öl$BÇcÇ7É´ã0â½q³¾Y

Xý¤Í

eâ¼A<À$¬wÛCøë@lI0)pÖnäa¤8\ð.-nÈ M

\Aâáöt[0=o]"Â]yl¼am d¥qÖ&ÄðÕ?pMò¾dõs(r¼mâ9u­±à=í87-ÒÁÉ*UqKwxd&çPÕs$Ðf[@¿Ù:A­n°²Þìó$X[q+ã~#ÌÛQÊRHee ¢ihB

!I8©âND

$:

IéÇ

Hn 9 µôꪲÇ

ÃÞ:#·Yb(Zã6àxðQ­0YxkÛ6"ÄÓ

ȧpxlüIðiô@ÞLÕÌl3qlI÷~ÖZudÆØÇ\m.©FTÞMÅ@ÆãNµÀØåkÚøëKaª)äÏØcåÖüªÈ̺*¨®aÕCw7s&Á\ÜØópÖ2.|I</ËmCµOS{¦áÄ!¥³MÀf"ê«n]BTù5|D$®¬éÍàHå¶ò|È

G\lªºÁrÉ$x¢ëâÁ¼ÍúH|AÄK

fd5qq(^rðëtªØ=úß!}I±cÌÓbl§'ýã­(ñkpà~UÔo2F\lO3[X¥8ÆØ6=Ó­*î2F7]V+ÐØ÷´¡|<N<ï£I»È¼ûçXF2N[øw²+©4»ªl主uÖ

¸çÀXxê¬å5_%·`¼GàÚÑSpþ]ß3$(ÍÍÇ£YiÍÙ7µSëêKn[-ÀëkéÜ;Ǻã~D

7QÄ{ÚQSfX5á, Í R

ÉÈÚýWZk/¦\·¿7ë}ó«V9½æÖ¯ÌÀ0ñ+;h{ÅÝL7ÌÚJÙØñüúZ8-ÀÜpÊ×ÖfÁ©·½Êܹ°<úÓp áÕxèkV%½yqâJ-ØqnÀIREø´iÆø1Y¹»rXðæÒT|Â×Ë©4¤ÌQ½­`Jp± +kq·±ÆäQ 3d×&bÝ<£Ïìc5ïcåk!T¸WÄA,I-{Û¦Ì/{ÞÞ\Ë­Ê'ÉÌ.Ëà/ÛH,EÉ^96TyX%s|ÌZ+ذfb

Ïpk#¤XÃUu#Ôß¾F$*Ü_ì ä¸^ d%R

»3ep·¹G¹ ókë,/Ĩ93bnHàèt ®Mãkç«

<½Ãñspne&Gº¯ÕÌE-ØÀXX{ÅÊÆÄùñ[kOF)â89õ«"»t:ʱ° w´t22±"áy@Ò.YwåNòâ4Y­{3RÜ5½×<Þ÷èé¸ÈÄÓÝnÚ`ÔX#"I<u@*¼n=åÖîlÿ#Fl+Üøåvã¥Y¬nyKwµ¢ÿ3góf%©9cÄ¥),ÅW<¼4"@îiRûÇv-9siÞQcbO@oˬâÀ¢2¸zïa¬ìù`.ªG :¸p3p·n­­(!2zL×Ñ,Àqã~èÖÖÞ

¸eðã̵,Þf£TÜ9=9

×[ á~7ã­Ø½±µ­¢¦±$nùe÷t¥d

Ç[(é®\Ë|./nñÖI È-l

X*K]Á²ù&GÊ\^ÝÈiÛ¹¹Un åfmhx3 yJÅ_Ýâ9ÀæÖ+b¹Úï©lKÛrZÇÆú×

äMïÄó-´[rL1£øãÇK.Ê,8 \öC5ñ0M×{Ä7<´\«[k-µ°äBOQeí{X×î÷ëøi°Ì8¶¹âxpÑf¶sÝ[Ý]8Ê~-äÇKÌFØ«¹â¡ín£&Öw\ð°°ë£B¤À$ñÞþÀgal¿ê¢¤sQ*ÅAP.ßk'0áàGï

Q@z~âÁn۽Ǽ5»2#lrá¡F¥'Ü&+e!÷9e¾Å[ ÚÝÓª¶%I<Áñ]'³ãw <5µPy2E

+{ºØ_À±mh,ÇÀñ6æÄè,KäÚ³

¯Óée[ô¹5ùm«72\J§­¹IK7(UãÞU:I³7ÅÂÛ¼m~­ÃNâ@

ø\{ÚEàáÛãñÖ¦(zÆÖ¿.=etA¸fáªHåeÒ-â;ÌÚ*.8mk¨Ö¸»t

yºÃWÇ<ÆñSÄ\¶òé¢Ö"âÖÞ¾à̵ÔÅ\°P¹76'N©

Ã2¤ôèÇYrKTÄfÅó 0-|TöTÛìôÈ0Ôò«,Ü[!pÆÆ×Öղܫ¢Ã¸ß1ÝGܹ)­à¸:Ë]²@fðR̶å5ô ràëò¶µÍÀ³~LÙaÀ

³cmh1ãÆÜ/{wµ ]ê(Ä8{§ÇZ<,àÙG×j\µºæ"BíÜxä4',Ýkè'¡5ZÜxUÒn Ü£<Ü5RM8á{Ø(l8^ÜA¾

!kx\+¥lÖ¹Cbl8ñÕÉWV àÃô¦p­k\¼ÃBf6D5ýmcöWOاµÈÿÖ$)$¿n ré`Xp!¸´5%³5xÙ±a~qÒlGÁn-nî´¿p0<µµ­ÒåGc­FæÉQr2é¢+]Ë!I ?5î÷­¥)`§³ÞÚ6nIIãÒßjÚÓUx÷:1UÒdºð%8ùñŵ¢&Ú6ædµÁ³dT÷A}òæÈê÷YàAy(äkü5ºdûºØ6HGä6lNÒ¤bä:ÝÇW

7QBUcÅ8\ye¤=É?ÀºÃ*S±ê8²°*£@£HE&,yx'ÞàMtéqÐûÚtÀ§kdSSLàò­ì ·ÝÖ ¨'7ãXR¾f¹¹¡f°$ã¤$ߨxh3e@XcnSne:ÒØ(©áÖXXsÅMHãÂç,µvkðP8Gjª

(p%ó¹¹Úi³ZØ[P°ðaÇ

r½²#¦¤\ŹR¤5Áãu÷uǾÚKS§(ÇV¢ÍI|ý¸ö[ÍÖN

`u]ßÞü¿2ý»-µ´6nü9Wv§e8¬$?>^~ñ õ©D.ÇtãUDÔ³G&`lÁ

ù/ïpÐCJR¹ábG

Þ!cWÝ·9

a

4`ÚÍ#T?Û$ݬq(vß{Ïë­»f$3ÒÇrȶÊ${Ì·?«ë«ËWFc{êzSèC²»KE2Ú9¥Xð1Ì}K}ìýk ®fÄÇCa¬oÍǯO×níɸÆA½.»ØãdÎС*½¦©A$

Ëb#$dkö£èfmÖj(å.-Æ

©óÿk"{¤5Ų¹SÛcÄóîÛýöEdÛïaB·^hrF¦VþÉûà;Í,wÆ4MÆ#ÝQý4Màã

ª

qûh3vöB¢ÜÏ[1j:¼©½Ç.¼zëÇ}¿ý

¡ÚTSGCc!2G<P2¬a¯ë®ºDºaÖùÃ

5`¦fÚñ·h?ø÷¯­¨­jÍSSÍBÒ?ësæ5Wö

ÎÏe×lØZ¡_ûèäkókÇÈð¶³·ö¼­.í.­Ä/ì!]EOi±bD

 

º*ÒêÙ#ÃÃTnÖþÆjì#Mqä³ëÀÞú6,HÜDaôlósý~Îuû7µ´õµ{:}õh¨¥T§1=×;Ü[õë¯ÑïìËOì?gÒ4j

ÓFKV=îñ×;ZÙË]ÔWOEØ ãÌúÙ}¦QEx

òm^Ò¡$P×\H\ó.¸ÎÀäÎLìT(©fµ¬fûGJ¾J@< :ÔQå£p½ÔÊÇNèzðÖ7Ý÷G6µÀ¯ºªtnæËv+kÛºt)AêhAkØXºÞòÖÈØ<=á­ÝVnªm@áuâH»­Gy<o­¾æÁ£sy¢±ÌX5À#ÝÖ°9Túê,JÔX"ësÍ_Z@¸õÕ#¹&â=Aîâ5³Áøð7Ï#ª 1

O{H`07æ6"üÇAkÜn\Æf<Ö^¤®´.X!­oÃDO´IÎUÇf÷±ÒXlà8

jQ w2ÊTÚüÂÖÉu¥k/rôfÔS>Î

vlÃó­Ê÷¸ëa§$!ɰ£"lnȹ÷rýqÖøp±7$£]q2忾lÄ­ºòä5²0¹àn¤0ñ]yVÝ=Û¥rÒ

èIIJ:Ø`MFl~bÉ%q`ÝI7ÇIXÀ$±$qæ£TÂâ¶©¥ê8ä+áÉŹoeà[¦H2MbMº{­¤°bp©®µ.i8¨GQï6¶ ñ>=u$H(KÍuá­*ÜñnB¶F#DÑT³wû Ü4¢M¸6$ð:Ã2·

ÄÀ À¿0<tîD78ØdÉ¡ËàÚÛ&pÆ×û:ÎñPJ¯cC®bܨ

ÉáÞÈëAîxÀXö©ù4ÌJ{(6û8ëh1·ã×B~fÀÆä¼×¹l´Ñ _

¬/Äs1ã«GR0ñÊÖaöm`2ã¬PèI$²â-«ÞÓ3d<¬Jýí4º² k`Qê8{À

Mû«}$(u9p6<x«.·ÔǹúM&ÀßÞ¾å

R#vs_AjÜjoæ° ©{XHPIÍÍ¢Þî%I³4üYrî{×Öì§.8ñ·{j®f²&À­EõÃ"à<WÀµf¢¬UG{p¦¬Åa

øêFUvÇW¿[Å#¤ã{eÄ)¿é:Ã_âaïtSñ`Àt|õ©GQk§{h_ªæ7

ãsãÉ­Xµuâr

u$&îll@!$­ðú·`AQÇ©Õfc\¿½Ýk%[(½âÜoͪb &ì×<n¢üßgK

ko~{B$«³;pq륲Ûân½­<q$E³ [رU<Ài'¸ajÈ xb·`,ÀÛ.VÖÓ`,u7¶:Æ`¸ ßûºÓ),X°7×¾:Ly°cmtÍÈ6ï+k²<TlLLÅ[©¸ãèÖÍËÀ{¤8*aE¹IË»¬*mb

m{e©0ãÌLÖ°7#¯§,I

ÂÄ{Ê[Bu®DQÈñà×[7³qcëàüu°¼ðbsbÀâÜGºo§2

9ÄØ3©7MùGèñÒïrÅx:ë~¿]5`ѹbüƹH9t¾W·{H³.@àº1$xsâ8#õµÀã~ºpb¼Iâl8ûÚ À'ï1»eâOÛâ¥Aàyx~¿¬$uþ¨µRMÁ,

º­¦Âcë{õûZǹúAPüLp@¹è8rä¡#¨ Øø@RXs~$ÍûÚÆÈZʧæ-Ì£[$æß¾¢Mê½ìu{Xq÷xè=LÄÝÛÌð$^ùdu¶$:|xèó{aq{8°ï

kªÅȽ¸=t7àÜÖHSqk :P$#

¿{=bo&kP@à,1Äi(xðà9¤Ú&ÌpÁ®CËIA± ßÇ

IgeD±æ»§Å×-%¤ð

?xk{ÛáV×½ùTéÄ[,òÖ!¦2ÉWñ'ÅNk7V&ââÚ"ÍÂGlUVøO]DbáëÍÀ^ÐdQrEÀÝÖ+3qÄZü£X$þd2ö

Ȱ:ÄpE±k°¹±ÉuP,A6&à,ONæÖ:ýÞ½mlWZb¥Fæd¥ocÀð<´¢ìÍÀòe­

lAèFò²¢á7:qTªã~6¸á¡F¥f¢\¯Aöµ¡0÷$pUÕM*²LQ³/#ÞÒ[¼EìÊF_eF¤ Måpx6ÚC#d¸Þá7î¶½~#ª:*HùiEKs^åH^¸êæ¶P²b°±$ðîëH¸±¿SÆ×á}Q w16ÊK£¨óÒ

Zá tîßCcâá«]\ܵ¤á+7r¯ºÜÚÄÔÇ#ÞkÛ5µ©K

ÀȹXRzM^¸ô×ã¥Ä"Ç+Ç%¾ªÇâBÀÂÿzÚÆXØ\

¹øêJ|Ä÷âVöñÌëA

Èæ

½©=M²³XSaÀëD`bnÄc­«W\uøÍÏ_wM¤!±#­ùkVH4`³qıº¾´O0±à:M¬0 ó*%­µÔ2¾¶Ësvá`HQlu7w'Q³ÉÊËÝÄéÛ²Ð)µØ

uà$¤ðFÒàE½Ñµ¦ ÐYìÖÁxÃÓ

ò·)Ë. 2 r&ùûZØ[¢Ü°î

Q³¸¾@»·4¨Vv1¦Þ;Æñ·«ý9µÃ»{ØÍLÛåt@Í'"äÞÎ6µÚÂãÎö^?í®ç±»M´*

ÓÔ¤`´üe^o´:üFîAalììð:ú>Úêsvß9~zöGdv|¡jÈÁÔômk

n*#ËvÎ×C¥Ý¨C

ì9jÅ

°µÇ[Äë »A6$È>]´íwfT®+¢¢DfÈ^åxßPÕñ"

#µeqáÆÜ9t³ck`oÃY?¼4Dà ð±=;¶Ò¿ûÃW*

ÜÛ_QbÇwMõ¶VEòñ?kV6ùÄÁb

¯#º­­â¡åä=T³WÄÒ¹!Û%bN8

Å×J©Ä)ll<Ú ÀPÜà.ÅÁ^ÊXjÏæYR;$EÇÜæ$xëeC¶6

o]T¨bC·-3.PxdMòÄúþ²Ô!$¹¹ÃÇM;â $~ÑÖlÍ(nõÚüG)ÖâXxu½ËëlÀÌÔI6¤\aǽ¬ãÔ±½À·ÛФ<Üu2k|/ǰ]h

`¤K7Nâê´o¨Ò¨ek°%IÈ}½8«p-î½ùÚ,ÍtÜ­Ø$b1ày»ÚC3Ö

üµs%MQ&DÀa×1Ð

È$w¯áÁêJ^û;H80ÄÄû×Ò$ ñ`©

0( Øx^㵩/@HXØs

k{LôÝDòÉݽ­9eS{´¬l©¬\qz¨æ]8b<Ç^$l%æNé¾,ÚNòÁ1`§L@nÌ·rÊI9[ëmäÀÛ6´VæeùìÍdU`Âäó%­¬\ð øq÷±E$ó\wôݰ kÛ

òËRu6¶ëF6#`V¹Åºðý`Å©±:&-À:y-¬»'-±£RaÉQsv'"{¤iÔÄÁY¸Úÿ-]ÄÐ õª%ÄeÓOd[Ç<r$ÝWU.iN6$YºfJ-!'1Ý[òªêK$ÌyHVÉy|m¦Ú4)s¦Me,xh îmS²Dظ-ËîGK

òÇÈ4Ò<Ì8¢x±Vµ¹êÍç­ !Þî,8spÖXÙâaA³r[H×X\Û-6³ pfV÷u Ê|Ű²Øð¿F³ßìë1rx·|µIîTq1Ù¸\Ø$1·Z©"Á¸µïÆÞ,ÖÖn'bo~]iM@¤}¦+%^$qow[å9ãn$xënFØ'̨páÅÔ±éa,@*

½í

eOcT·ÅéJqP1Ë'Î

qÄ­Ðä£X*:!âzu%/cf¹°Ë÷µ°IHðnö¡r

¸¸âyhâë`Y¨ ,

¯rǯx#ïjá6(îi¸^¦à

áiq*¼@·AnU:Ã%ò&¶­UFØïW3Ô-§Z[

ane:ÏWÄ

3dxkðܺبÄr:ê3q·

¼õ°c*ÁûÆë×-[t7ñ߯×:Ì.Ì:¸Ç-jM¬phMîGm£Er ÛN³DÌ1ÀyÕËOóý~¸éKÛxA'CA9bd¹Ì^ÀwJéÈ亨*mÆçß¶®¦¯*`b2Ä{w

´I\«ZùmkjËÜ

¾4ÙKu×!¯å­®$Û¿w@-´í¸.I°

­ \Î<EÄkjìþfZÝV²æJðàW[Pǧ

øÝu¼~faÅÆâÌël®x?Õ´âsÅ3Çy´I©ø«}$«*

<KÈëhnyáÄÒÈ×èTA¿Ä0pxq=æ'X ]\§\@CÁM®nO6´Cx. Ôòëjð`I¸®p©*xw4×À·¸ß¼tIñ$²b

~<<5¥|TX\ðæÐ[³s@ÀÉ\«è8Øë1¹Ëoö½UÍó4 ¤,2#

JÇ['­Ç&áÔ5µhMZâ!¬ ^ÄÀË¥HÈ¿ÖÕ8$q#O,û¶Äqfå*2¬ç#qÄr²èSBÀÛX\[Þ:ÆSp,ã¦$B¬£Ä=øû§XìÈÇ0\`aÃUcó6ÄÈmÅnnõúðîêX-ÔeU:SF:ek±ÅudÜÒu4ìAµqð֬ĸ7÷UV¥1¹n$ô=ÞØ+Ç£ÊØ¶¤ÜmEíÃ<4ã©Ým[K©(_ÒGfË aüt°ÌUÐ@¿É¤¸F>FO´@üM@[ÞâÜäébBH½¬9XêndìMÅLZÂö,:¥ä×eaÃS­7F2¬z²²x®Ç×M

\csÓ¼ÇYÜGÝ4ÌG¥9-¹ï8b5¦)^+ÓeuÔ`É$ó6

uø¶U²>1:ܨ

Êcö­¤¢æÜ

¯ ±0"Ú

VÄÜXt1ÓâK)¾^ɯðÑE×0±$pÊ$êé

È_

uÈêGM×qÖâÝr$s.ö§Àf¾²T÷rópnJfà®Ú[(ÌAKnïMÇñ5dÌÂ:(¤\vÿñ­fßÐXhwÍÊÇ&Pl¤wM»º[#)¹ë|$HV"üª

Û~¾uy@Ù^ãÞ]OÞHÀkárºó

(_0¸2»sHmÁ¨# îébÀ\qkhn¾D­¬XbÄ[=¹X*Öfbxôtj{¬$H o+Û

ò:rÑ0hîë`(M0äs2Ù0

qëÝF:Ö@oH6ðɺêàÈ$

EnMïaï_®ËÅu7,Ym©+k_s[Ëôüm¬U¶`b/×N¤Ñ4.lê¶<ð¶±ìÎàÖãüu ¨óEà×,mÃÄk7ªX¯nðÔ=Mâc$xÛ[ä/ÀÚåHͬ-Ù@EØV9eê4° 3nMîym¬8a6T*×A¬hÁ`Ö 1'Ïã¬G¸E³æ,ZØ<xÖMúàG¥¹Li¬FÍÎ\Hek·©ò±ÑA<q/y<2à÷׸"úBºÞÆín&YTÜÜáf±Ò;¼Tß!¬A6j'Ôse¦Æ@àÆþZ

Wr-¨¼`-pxðá¥ae[)>¬~Ö³4¤.97×

o3@ÊÀ îÛV$³2ëÇ ¶:JxqãF¤ÇËZä)ëÆýU½`íÏV½È>w¿",[Ià:kk%&ܽìud¨4DÞ?3½íÖÖVÚÁÐcq~=Ûë`ß"1ÌÚò3{÷ÚRBû¤3èOÜËðÆ,ÇÍ"Ö¶um?m6­2¤*ÉS!âw2Fxª[pøé7'ùª®@wNUÌ)öLwI)O²Rï{ì¾7Ïìú¥JEED&æ3%EHo³Ç]Þ¬u!qÊXâJ´§jþ½yzZè;3WE4s+hÜÌ2ñ©'x_½ñ×/Qó4:3³v=²8eeJZªÉÉ!÷ZÇæ×Ú/ÙKjª(!"GEd%F=zùÁc5L;@~¾K±h%Züǽ¯`ì¥c½ÅF½&õÐ däPt`M¬9_ùi§§LØ5®>öªoiû6Íñ=ß{[}Ö-ÌhMCuÐ=Ofi¤QThøÕV³èîs!ÜÅÎÄw7e9+rÂÇÄSJgÑȨ¡f

å7ЦÄDöÊå²è»î¸lC,{Igúد+lø¤ÉOüF¨cöyØuq´U;:2Di^>î\xüõªJ.åã5smOÙcdSÔ6zFª¤"8ìßÓWËýÏÙËpUb!F¦<Góÿ

d$å-ÄÁ]gvÙ5»R4Ì

q²ÕîlU¦,îá*.¨§Wro!Ûã9ºªz8P§ÿXdU¹É­ÇkoÚ£àsbYHÇL¶~Ã)¥kxÇÛJ}à-¾µÈUÑj~ÖÁ3óLc{s*êC|߼娬2f)1Ì=TmJ¨ÚßXF<o~ñû::*fÊYy VÂØ@=[wYí(@cÐYoÃU°Ë/¡$Eï/-#Üj

Xsa¬I@^N 1,cé!E­~µ`ÔMå<|xtÒX5É¿hèÀ,I¼^*88æ{ÜÚÆ$_@ð°9¾£çµ4Z䤭§ÀoÀ_×XÜHê&®%ïXaÌÚÔ@qkÇZSÀ˶9ÄáqǧïkصÍbEÆ\5©TDÝÄ_Æë¤ `¹aà;̧T 9 3$uà¬ÚQ©µ¯

¹[P{FÀÚÍö²á¥3Yæ·Ü5ºRhG(à¤<¯úæÓN¬x+âõ`93$Q¨¥8¢1NRºÓ¶ÄÅXhG¸*ÚÆo+Ü#O<Öå$[ÃU¹¯ÐtÖÁ=~n¸¶£B@V$_.zfcke]SG.ôfòeK(æSÔkiæD©<XX]g&È^âãÞÙi7-~¼,Hæ:Ò}Â(k&ã°ÉuØñ±îÝ`Y¨¼B

É­À\ôÓ|ÅVä&Ä¥öÏsÄÛti%fäø1b:Êi&ų Háuî®¶O@%É¿¡${àõÙ¯¥²&äãlNIY(±·»¬!z© xê Õ@±¶76DDp.o~kAp¸\ÏY(Oj9îaÃɹï6¶+\nz÷oñÖu6ŸqºÚÜÚÆü

ø¶5(D¡Ê÷°6

Ì­¤çaÌ/qËÇTµgtÀ|x:YMáÒüãÇQ"1U±àJ©¿Ùm%Ù®ØÚç&a¬Aïý&!³J°+~ÇM³«!µüZPIâ,9¬z_í

jù^$nmÞÑEùm2\ÝXwµªI{ÛWÐî2Ms{ÞÄñ¶ZSdå@Ù_îê£s;

ÔËÜ7áo¤«2ð'¯Â×ã£nSæY÷Ý ÞøýÐ4éBþ19pïk-FËÇ0q6#Žá¤-

<ð7=?\º6#e/ÐÍoxiBlÀ)*}ã}YÝb mͺHñ76±AbT#cå­Ab¢Ør?0¸!Ü2ÒJp¶ t=àö%ñ0îaÃütQ`8ð7Q|l_©Øå¸÷T0Ôo

¼õ$$#ÇÄgë­bÀ6°ê-Í¡É1º_1

Í­¼° rñkªho¡½ÇZDÜ\åÆÃ½­M±§ ¸F'¥¹u"à¨sXG._-.ßà·ÅÆìpº,@F¢¬,ËÄ8¤©%7â8Ã-¶

ÍÆÜ¿-ô²Z3ÀßËÊ»©7®Jµ$ÜË})Á¿qÇï«Z&7¬dZÄänêéxܱ<

úz5ÌÃ6ã[,QÄ

§lZç¨ ñj·¬"ÕuzÚe7{#a]̧ê:1ÄTbO»­©<CqÄX

19¼IQaÓ¼u÷ØtÈj$Ô°hÜJ)î[¼Äkrp)

ͺñæÖÃ\Ó5ð#GxmÐqå¿{K<EÈãséÖW±1©7F¿NiÒÀÂ÷ù.yèÉ,Keá}8UÀy¯v8ä46î®IS3ÁkrWU67ó=ÝfH¦@zØÇ¯3»¦ÑUH&Ä'¼½íHe?¤Q,F=÷é¸Å[7[÷ÑRªSE2Y0îæ&fÝl%ï_Á´ÛfVö

Ë[±ùI=Ìgk

<$"ãÃ-(/ÀnuLE%Eõ%Sáß¶lKܵpÀámÉâiZ¼E kð1·@VÊÜÜn=u¡´¥âîcÌY6°ÆÃ´·\q,Ät@êBÊEM9d`ÀrÜð:Í®@qðʱ2¤î¸³ãk27Ý$Iu`lAX£W,¤DX·1ò¶!

¸ÝÖînÔL+Øvâ÷t£)kp8ñËZ~VÄÃ1ðfØ%¬

Ç9.$¹¶<Mï~

§T£¹êsÇ»ptÆàrAaýÝ[ßU$Ùsub¸ôÖºØð¹¹à|4)"±É-a`x_ËXÀXAÅu%ÙüÍ8»2©¾<·Å·r[b@9-»ÇD/ÇYüÄ Üñâ9u³×æ$p÷ulÜÜÙKðâZºïmCÌm²FÄr¹iØÈ «sv$wB

¸§72Y{ÇîáØc{-Øw±ÕfGûLڱķ½Ò¿qxõ*ºÃØ1¾r<

p9m½Zälo¬ãó4J+î#{ïrèà

&fl¨Ë<Oâ£ZÉK5ØqèO½¬°£ÔJÄBÙHê<µ¦+ÀEµS[Ú!^ÅlAv§IB3cbKq~èÔq% }é¶f]?½ôk-EÔjyÌÆ@±~÷~È

`Ô¬8@$ôÇègx¬JqîòÇõã¯yöR9¡±,T±Lr:kKò<þc8ncs¨ÓìÖXÀVUWlTdXèÒ

RØøZ綺µVjlºBÇÁq

Ì£½Üt³@wÐÚæÝá¡¿pdÐ*.MÀëïm9.\@$vúÄ<XBÀÜ0öd¯¼Iü5$9¤°ØñÒA`Ö6'

ìI&ÔY¤ûWè}ÝlÜ©åâ[¾&Ú¼É9¶7'¡+Í}-Ox¸î|yu

å0^Tdijð·Um©_M©½ø\ës[¯ÄlA¸å"ø¨¾´¡Ë#:ÛR\U±ußÝ÷­¥²3\ x

_"/UÄX© òØßÇHu²ñ½ùj¦íjÙE¸16'k\b8OxjHX Êåãã~n:ÑæÈxH'ººL|3È,xUa¬NÌ7-ùµÃ &H¢yå-%Êädu¢T

k,JºÑ#Nâcv¯{nÛëlÍÕ+Ñ÷uÄ,YP¡X÷ÆÚ@{1ê[qåýí\ÀꢩGñ`OSÃYr '1Ô7Pè^ýE¬y`rêJ=Ó)VÊ÷k_6Z^` $¨7ë­'Ü îi¾l²?iuÇ'Æö¸

h?æ%ÁX<£½}&5ÆÌ× p#Þm

,¸ñ±±lòðÌ¥2!¸tX9ñ@ûGZ½XX{Þ:ÁÄQ\òu&ÝÌN±$ål_Rldü°¬ÀøÜXkwWTð½¸ö¤Þðܺ³,yH¿ÚÒ±a½õ¢zâKµ6³Ý@ÄÞ×[7%ìIÈÜÄßYMb§+ól4§] ?6cЪ¡-ÜnqF°Màɱ*1e:Ín£.Çw7ÁMÅ;Ö#µ¼X¸ñÖ¦w/æ7-±<HR¤(9i,½ãy?ħÇå©3¼Eà½[»ÂîS¢­ÏË}I¥ÝýQQ°âü«{Û½­ò¹Ä

±#ÇTHÍLV±6$~VÖÈ¡ÕÉnÊ׸°¿S+§'Iǵµ ýÏÒ6ºMϧJñÌTEñÔy¨«~ZB¬°®XPâTs;ÙxMºrÛIn8ß÷F$ÓgÄ»e~+k`ü'&ÇRÍ"úÜ

Åöû:Ì-ÂÖºåkQ­

aW¡1Òá

Å×=u}ÙNdëâU,­Åzo=&§.rýO[BXFCøÜöá¦ø][ecã¡ Ü0

,âðn:l5\ A< èè»zÝ0¾2d

ïÄz8ÇníÃ-¬°£SR]ÆAH

{ݼ·e_Ç»ªìÐâÜEËk­õ¼K{uº­µ$R¨L\pÞ:ÑcÇ5ËÅmá­'©¥j(³ZÄ<Àk`¤~$f¢ó6ä.báq¼ÚA`ªÀØXf:¨¦B,!bI£¶¥e*zàÇRa rÊä\.£Ý§x

ÖÓd¥cÊmÇ´VØ~

üõ¥[ó7°í¸âmÀZËeuQ{ P

ùëe®f"K8LFvÊæKäÊu"7Âùb,ûÕ{¬Ù)UbXéì<¬7f:°Ìjέo0@:lݤÙ2¿

µ ©ôj£

8X[ÆÜÚlGgË&ovþ«zÈÍTxàKE¸ÙlQÏë[),@`ÜS¡ñÏã'æFkáÄXoqo°G/:'UÌfãcU

xãæUÉ/À<¢Ý4#ܵ 1iceÀ/½ôÑÆF.C]XĪdF#QRµî¨¤\óp³.°nâáBÛw³I¬M±ËXUq±¹7qÖ¬RM

ì@¸»XcÃ[â8¨ü/ÃDBwB'ýµ0bUùkÀmi@×SçÊÚÝ·âl¨ò"Üq`¦À\ô³0ÒC

xq±ë¡Ó1æRR/)b,¡­kw´Ùcv*2ÿ³)Q&6Ä

{Äòã§åk­ÇO{R

ɺ÷1ät¥e1bJ:9¸èâ«ã$ßáã`;ÇH±kYxbØ¥m±Åp£ÚýÓlxë@67~Üq#E&

DÜSC{G[ëy1âãÇyt5Ù2£gx.#-iáq`99¯ÏÇZÜ«Àb]X<8NÆä ñ½±xklÜL¥lA-srmÝÒ(ÏéËÖ`XQî#M%Oq\´âòqfh8X­¼2ïi$Úã˯¿ÇZ[ÝÄÜm&ëv7»{«m,ózÜØ$ÐU±,z

¤¨

2 ½¼Z6nl9À2

qa~<|4ârãÅmª³ù9epn«ÄñÒÈeë{\µ óÿ´GÕ·-Är-«à¸·wFFÁÈ%¸|/}bX6¹·tk,·P±¬¤»¬b¦ätid¥®HÈÖ<ú°%Xºäcvà;§Iæ-ÚÄ(1e¸[n<rÈ.°U°bO·e]nX«æ:T$¨½Í´ËXGx½F°¹b¤©â¢ü9F´ZK]Ø[¨eÖàÑá¿ãc

`f¿»q^$¶GXeìÃGk÷±<;ª§M`z­¯ðÄqФñ$ÃÞÒ5¹7é­³M2Í·ÄC1%¶"àb×Óf8ÀÖUàAI²f±~·û#XçîÝqà{ªºÜ.Å[l½î µ±ÖîY¹¿=ñ÷¯©2f¦É' ÆÝWY

ø*HÄQ 0DÁrÆ×9¸ëm¹W·KpcrÚÊI²¸° ñÇYwµÜ²:Ü!!OyMÏmß

üF¤wnnAàÚx®(GB8}àºdî4¯u M;A$¬°»æa

Qï7PæÒ°¹=.8påÐd¢ÝTñbëÇMs)7(6#Þ¶ÌÜÚpk7à/Ëa¥Z×÷N¯mÀÍãó6ÇñÈó0Öº0Q°àí­¡3qç'í.´EØð!@¿-×®IܦäIãbJîÈ&æäUÐZï#6R

î2ãÒútbF<O¾³,QìÄ

¸»^Ç-l®$GSÇÃZ±FÄØenWc"}l«0ÆÄÜÛo¬È̤qb<¬§-§X¦ËowG^ÂUE^¼u$¨ÓÄ\­£SJuá{îé$

ʽÓme®¸-ÀF²4¾aHentëÍdp.¾9WZæSk0êO©üJ$â®1#+kH@Cp·ËZRlÙÛ¸÷A%\¶$xiÕ·Øý¶ë­Ð»Èò$yl&Á1#º£O«n$ZÄ]m«a °,/Æùe¤U*¶âëÃ#©$Ói.¤`;«¤ðKI}ÝI@Ôs«ªq q¿0ÔwGÁµÎbÈ<4-ÄÄÒö$6à

ãÓì0ÓfBq¸âÀ¯vü߯¢nYæøk¯öZ&ö7æ¾36T5ùPE»¬tà#

¬-{O&¨×Éh¤,X©êh$¢§#r@n]\Æ7[¦ý8i

ا¡÷¸ë;H°±

ÆäÖÜ-¯8µïke«àP ~n

,£^å.Hê¡ w

mø,[6îµk·<8÷Yµ[

r&PKTüIÄéL¥¬Ú×#ÝgÔV¾¶5q;'níï­àmÊË{µ5MÌÂ[ÆÂüÕÖYA*ÀØ\\rÔ£Ìl),ã`ºuàFå½²mI ¥¹&%K*àT [Z

+(<Mõ!buY²^:I\[óéNÅqáÄ_§7

8X·6¾6¾±ÄR±q`@Ö/yn<ïÊÚØ<ð&Ø,MÔ¨¿OybAnu¹<¶¡dREÀaÄß¡Ö!¹oÖúÇRh°"Ó1<½­p9TiÈÕ3Xpñkë$phA_ÌÔ²ÇZ*¬À¹,,N®ÏâceiË8~¼pÒÀap:ý¡ÇW6«´MîHP=G3

:ZÜüT[CÉâjG'<lÅcöµ°

RH¶5Ç$J7\F²÷IQ~niÒE¸*×ÇZÞ.êcy¾fB¢XÄ_ÂÃZl¼½Á]mç­e<õ77\·{Ú¤

`K{<u¯ÞþÓ5ÊF%lÝn

hä/n¯ïjl@Ì

{\øëv¾Yu¸+ñÐËQ5 jèÖ" Ø_·Þ:/¸*H©S|Iê.#¤²ÚÙ7ÃC,Os ·CámjBB¹'

ÉU:2ÏØ¨ rç°ðÀuÓÅHVµÇ:-ûD¥&ÄÐgBªBl®@7¶×V¦ÃÝÕUÄcrþ&ñ%XÄeÄëoÔÜ3:{ê

E$XÝny>îApcu#{YrGQ»0k;t'µ

ÈbpckqåÑyÊíà¼*4 «qêH¸:¶[äB óåoè./î°Pu`§©æmX"¹0À6ÄYêEøqE±·RlºÚÃ÷2y¹³"Iå·;ºÛ©c~õÅøta¨ÝÁR{°`2°ÆÇ+¥Dè

ísnÖñÁ.'[_(÷t¦k/<41wÄ#7[ð$ÔØëDð7Ŭ:ôËV_Y!bB{xtÒMÃÔq#ZÞIÔIÂö$Ã/üÌn×mÊ£Yµç&È$Ú×àxé%Ÿ/K=Ö£^%0'ÌY ¸½

þzÐvxÃbopGxê¥Ì©(-{ÚÛ±ãÄ\{£WfîHÓ!Ê÷ý¹}l9º`.Aº×|Û½ïrM¸ð¶¹ïlbv¡ùµh¾Lµb|cý±6Pdm$Ý»\Ê×åéµa¦íؤ1Ä̳YXb̬9OÏMs56êÀw¼ç±NV¶·-

»j{¹vn·oÃHzeI1Ô:ÅL­"Â9Y&k/¼5¢á1RÒh©c1#Ó&7YrX÷¿4%i5EH ¥YrÙw²olmþúK5LeXѱ:gÄÑ>7?G?A[BJ­@Ìê¬QXwJ÷Òuîm#

xòâÖǶ½. F¼l:l,q*åÒ@º%­kýÓÑxµ1À¸­Ç¸9H7#I'½æ&Åä<H<TkUø±P}㢨^ÀÞd*²{ukûÚm£BA*@à­w4§&or¢÷

IãÓ]G'Þ dÚ ó1lOr<»prPW£Cª;=HrQàü1ÀrÝ*¯ÚÓ-ÿª°Fá:oÿ«|Á±»X©¸åo½¬RIGw#ÉÙ¶78u»t²V+;/#;Ä(bê¶%¯ûºÚSòªà]ªìÕK³YoÞDXµUº9%uL)+]x=ÕVýï-úLVÅPuGhªiÛçÂçò4±VV÷ÆåC[¥EÛÊÉݶúË`8YJÅtb¶qÊ@2(=¹hôAÛòmFE T±ÃÚ4;ìw¹}§ÚÐ092ôC2Û`

@Äøm¢ÙkqcÝÒ

|qiýë/©Gñ»|É

YCÈÄË¥ÇP¸1^,I'.þ¹t6BMuPLq%`lÇ õÖ¬CÜ÷YüʳhdÜÑP;1Àü$ku¸S¥<ÅÔpj¦&²6»aÓá­+$(¿R÷N¤K³y£é6°µÅþ÷ute#¡$ÕWcn:t-Mï]jÑz3-²;bÅËn¸±'ë-W8ÚÀýá«nÚ¨'%$Üà8÷N´xq½ñN¤°bUZîy#¿.¶ÖÀÙØ©ÐÙ¹]½Ìl9¬xò©Ö²Èbà?{F\ÍE!5

È_ÝÒXq°LIkµÏ2êæYîkX¯+¤óiKÂÂøç[jL.,k{·Ód%ÍÉ<N?

ÍBÈM¯0áÔøØe­

bXß5 (6ÄhrãDl,äûCN)9

xXpâ4eª `ÜælE´¢ÊG¼ÚÅ[@ð¸·(ÔÞ°|48MìzñÖÕEɵÕn'ºt6?#6©}Æóx^2ó

ÄÀýíme

J2®µ$Pb@oϽ(93ü:÷$IrÀ]Jß¹ÓÍfðõaÀëòª³$0·9AÓx±v½ÛõjMÅÖ:òÌ¿ÞÖìÀ&/r[Zb¥¯b;qktËݾ¾DàÖ˪¾´½!w

4bTD

è×ïil1w²YqWÖû*ï/)n¼,AÓ8[Ü)Sm`½ÄÁûΪ|-ÆþzÎlqé~nÒµË$æ6`(p±#+vKá`m~ña«$æw¢ñnõ·{ZP.7k|4&nn#º¤<WÁµ´E²»\3zë0Ë[x b<:ðe}$DX6Wok(¶¤~`£Ql¥ào¦Xª°ÈòÚ÷°ëöu¹QJñ³b¢Áø{·ÒAëÐYtìÜÉs,¢ÖbG3kGxX¹î¨ÕàJØ"VÅìı·=ôá²äAèëõ×LJ,ñéÍÇ5ôéag©¸à=Ѩõ6¤sRݬPÙ¸ßá¦Ö÷A66ʲý¢30¹±èmn5¥¹$zßQ+s,åq$°[pä4ÖÅÉ67n§

aH¸²T2EîE

ò}jFlKr;£ßm%¹ÌøX[§Ku

öºÝmd©¦&(7<@dë@³#¨°áltV eff9dÊÜG@t¡ÒǼVÀúè«`À

nÏÇ~=Þ"¸ª3<ÄG'0Ò)¼u5T©6<:)Q¤<W"[Ø©±áCU¸]ÔD!Nñ<o_ý·ç¤gÄ¥¬qþñ:Ð6ÝI7qÆá¹=ã­3$G3

B9<K¦ÔG.Y±Sv%o³¡Ì¨-⤵yµ««dX`nëª*ß°N*À.o{.³&·!ktÄkAw76rb8Øk@ØylA9yjþ#õÞvÔCHY,"ö<9Ó µåw-bk7ʱxsi8°Qf·-µ%|¬ÜÙAçÄ]º[Xo|A^ÛÝÖISñ2æ2ÚçGKÈ,¶<oè[T»?ѳ|&cÇNaøßÞ¾´KFCcwV$ô psi\Ø

­}d.åGS½É6â4ØÈÜÚøþCU$p;ÖÍ·óXjÀ'©GwÛ1-Å/sr{Êtâ­ÅÜØôïktwU¥{¡Iã­³à}Ý)hl×ìOw!¥,ÊVÄ

²¶°ÃÄÌ=å·<rÈkåumbÏQnÍÂãó1 ÆàI=Ý`â]ç'èÖü$ÇP]@íf÷¿½¥b"ù[½ÇY"Éa%ásq~=4«p³ïfÔSpXq°ðâ¶Ö1Kâ8Ë«"Iã"äå̺P¾VÄ÷´Pà÷$Bå[Vä÷ë!¤ntᬰ[<Íì3Ot©âm{÷u¢FfÀ!oÞÖ¨6%(£dD³H

¶½üy[ÅàCp¾+­K` ñ÷H$pâZT

á`ø²~á4sÄm1\²»·5ùÖ̪,÷÷u¸ÜÑ rfÕK!bذð"ºÚ6Á²: Àv Ë/âk"ÝT8wç¬ëb¤p6æb5dª%n[¡ÿâÖÈ2Ü.)Âú5­1H½Íøö´1+p[¡Ô.yÂqÆQì

¸öÖ°µÈ6½52Hñ$´e..Ìþ7Ôf,¶æ$ýÓùê¨þ$Ì~·¿"éÐëqï¤xõÕJ£ù±ZÜr÷m¤äq¿P¶>Z0"®åÍß%t>õ¯ÇZ¸ÈÝ$\÷F°\óRE-6-ÂÜI 7 ܬI6èÏà ÞÜ9´[~k­'Ü!ÃÔQ

0ºXðà¤é9!Ûë

U©£p

Àµôè$q·^xþ±Õ@MÀº#s¥àI[°:Ú¨=Í&eÂ|øpæÇY¹

A$ÝN<¸b

Zâ\p²"ù¸é \wµ&£lý\pIñÖ:YQð&äý­oo2G7Ö°ËÐ. CÀÛ¸áý]aÇ7$@FPMò8YµÅq=I¿.±4@âf »nTckrþ­¦«dTÙú±1yp'

øÜ`ÚD2!wã1å¾¶¦æHR¹·KØ¥T\^í}[¾ni÷*@!ÖûJ4cÝ8uh·X%Ä[×D¢Â#ÆÇ.°äUL¾Mz¶ídY÷rá¯,})ÇP».±]]¬l¿]u¬iFteYùñÛé«gm}©·!2ÕEP*d¿=Iú2ú7¨§fj7]ܲÈÌzðëÃ

¾=%í{ÊsëlÈù_¸yÞ¿èik(­F°Â¼Ö(FKýuNè®jZÕ#Û4Ï|U{·âP5¥Lm

±Þg³þ6#ÑB(,Zì§Ã_æ×·û/ñ:Xd27_×ÙÔÒ)²Ëqtª{âë{XݦYÄãbÇ®3mã÷e,¶`9úsk,1àB'e©ß1|ÊZÖ8ÚÄˤ³"ÄmîêAÌ

YÉ&æÆÅy´¢×À·îµõtjæÓ¹µ7"àß N¶×r×#à´-¬Ó]ÊIÆ÷µ§B·7[ª1Èët?±ùàOR1ÒOų}¶®:1&Ì-brV:m¤(öëÜ0Ïõÿ¬5(|LlÜ¿K4£t

£Ä1 âË­|+l¸/Â×êÈÈ)ÒZÌ×àHày±ÖºeþÓ®ÄÜøiECsáskݸê@"V6fáóu¢êèÞ$o½£

d!8¾7û#J°kñ¿§[]¶¨M!W'+²*Îx\ûGË@SnµÍ

Ç.¶ÀOG6ÇQ3J·æ-&á®<É´«se¡N®â¼Lç)aÌ×áâ5ØÂÀ<m©57`ZçnaÊ4##-d¿äÍ×[Ü¢ Ú

1IÌ,OQÞá¬cb©ßóÄ$qUr*Bxkj1fVnÍõ&lî¨á

öµÔsï.¶Ê¨KuaǺ·ÖnÔIbnÄÝÔ(¾k­b2"ÄïÞmiXFUÌY©$æ¸ðÖäÄáýͭxâ\FEÈðÒK1@39}ídlLlTÒÍÐXsW&]:#vèmAÔ`©kXÞÄ6ZUÙØ7l

«ªl1ê^âölurêxñå:ðlÇ8X2A¥ùuÆr$ÜXØñäóx7fz}h`,ÜYCû·æÿ}I|´ï30' ôàÚI

  

úðaª±ù$ÑV¡TÛ3Ã%Ò^ø¸áb1e*å«*l1PÂÄÜño×$ÚÃøóêá¢Ã>öºdC\ß®K©$Å

ïi°«ÕAcï~SªâOÚiZÁMïÁ´¢C\0Aow®WqæmGPªn ò

mØ6AH"À{ÚÑ+p/À(áoyZã%×ãp5$HÞ-àM¦Þ÷¸##«jM-_17#%$Ý1¦^lÄ÷u¦ÊrhM6I.RÄM¤æ¢÷$ß"GÖfH#¸êÁ/P§Þ:C±FvÄ\¤ÁUüLH'2oòÖØ0±qb>×èí­_TÔB8Õ,dxâ§[´à[ܶ³$Zñ© ¼4Þ#;ⶸ÷ÚÁ£qQ¨o^k{ÃMH

ÊØðÙ:Êl\C+ªÄr¶Mkâ¶©¹9ö´¬=Fã*orÁ81îÛRÌ£µÉ­¨H&êPg-B²õ÷NX²¸pnÖbÓdäÊ<Ö6Ò]MÜ]¯q­GPB4fÉ:àyNm­

oxzym©¸ÑB-n)9ÇôWZSÀ[°<YV¾q@n 9­Ì·Ö4Ä^-Äx_T Ú3D·«æ·6¶ª¡-Áð',N®d/àFÌn¬@Pãþ:«`så&Äa©4AÌb¬Êê=9´èÄãÔêIgóAÉÄÞÇ­ôµ$sEø

]̨ÚIÎàºÙ3ñ+ä;Ýu°@<@ÔYrE͹¾éÓW*ÁÅÚÕ¯fjQlFbä ðû:[äoV7ÈzhãÌg2[!qk1Ò·¥Xl}ëwÔèLlÌFâ

Cñ¹¹ºßH2·[ðÄ[QH»0ê"=Ä

kº4@âÀ_¼ZÚ°ù]¼ÜFsÝ˱æÓ½Äe{®¡ÌÒ²Q

#r3

ýærá®(x.²AÍQ`^ãbt¨ùEÈ67·µR¶Ð5dy²µiA`6ëÇ#mH6»æ)Â<1ä÷uu°½ó½òÖй´ê!Ùx

·xiì-b0µ»Ê4BfRH\%7'ººdEïf»úÿmjh?¶±#+Ý* ~î`K]]bTÚó

ËÊ/zúÞ|WcÅrö¤MĵÆ"öáî$DKb89µ¥j¹&LkbAâºm¯°âÜ.;§Z^ì&×"¬yã­äÀÝT4I&Ô|¸Ã®ä«dÇ+Æúªr¯Wcvà-cÀërXã´7«|ÍZ÷ påm28±°kXÝÖ@$ÐÕñf%n_­¤\¸¾Õ¯k~&Ñf$XôUîéÙI+rÃu öÜßϽÒѲ,,¤ål¤(<pb,-¸66åá¦qkcÖÀ_VI²|¸¯KLuJ0âl1Ô±ø'½òë¬áY.X9U2ÍQæ8mlÈf¶BHǺ5bù"X6.¦b.¸ð³p¹Ë§Að:ÚÑàûLAó

$[Ikº $ÍÍq½!KpM­å¥¡Èe`8[yµ©&)Ã#kÃà×Ò#¯aöN¨²3%

pf

Ðø×'+&eàû£P{vbOÕâ£Äu-}3'&DµØßTj

Y©²²#±qâÌ·)±M ÃÐÜxbW©bQc*Ûþ¬[5Á²×"6]' ÛéG+K/Qs(ý~¸ènå)£4+E[ãË

Pón8¶µ?iHäÝábÃ-)ÕÁ,¶%WRBlÜÀ9$q¶^öîF"07¸öM;Éâm¥%Wf½ím6]°æãsÕ[®´ÇpYäÍ;¨±-ÇÖþ°\xö¡]·r¢@F$Ù`MFÖ\ÀûÜ5#¤Å@½ú½ïÖZLZÀ:wFO´I«l­ÞîîÛMÁ! eÖ¤±f¿Uæ b«¬nnÀ½¬@º¬G$D[ ø§+f

@èó7ÐW6Ì¡#GKs)Ô2ÍrákpãÇV¢ÌYØÝGQ\î \{Ì4óè ­oÃ[#L´¸Í²`%HæûJtâ'«k

ár[[¸dÜm9<A¿M:ðæ¿+MIsc ëÀ

µ²

ÉEÔ÷uWÍI1ÕîrÊ}tÑÅãÅOFï

Aow®WqæmGPªn ò

mØ6AH"À{ÚÑ+p/À(áoyZã%×ãp5$HÞ-àM¦Þ÷¸##«jM-_17#%$Ý1¦^lÄ÷u¦ÊrhM6I.RÄM¤æ¢÷$ß"GÖfH#¸êÁ/P§Þ:C±FvÄ\¤ÁUüLH'2oòÖØ0±qb>×èí­_TÔB8Õ,dxâ§[´à[ܶ³$Zñ© ¼4Þ#;ⶸ÷ÚÁ£qQ¨o^k{ÃMH

ÊØðÙ:Êl\C+ªÄr¶Mkâ¶©¹9ö´¬=Fã*orÁ81îÛRÌ£µÉ­¨H&êPg-B²õ÷NX²¸pnÖbÓdäÊ<Ö6Ò]MÜ]¯q­GPB4fÉ:àyNm­

oxzym©¸ÑB-n)9ÇôWZSÀ[°<YV¾q@n 9­Ì·Ö4Ä^-Äx_T Ú3D·«æ·6¶ª¡-Áð',N®d/àFÌn¬@Pãþ:«`så&Äa©4AÌb¬Êê=9´èÄãÔêIgóAÉÄÞÇ­ôµ$sEø

]̨ÚIÎàºÙ3ñ+ä;Ýu°@<@ÔYrE͹¾éÓW*ÁÅÚÕ¯fjQlFbä ðû:[äoV7ÈzhãÌg2[!qk1Ò·¥Xl}ëwÔèLlÌFâ

Cñ¹¹ºßH2·[ðÄ[QH»0ê"=Ä

kº4@âÀ_¼ZÚ°ù]¼ÜFsÝ˱æÓ½Äe{®¡ÌÒ²Q

#r3

ýærá®(x.²AÍQ`^ãbt¨ùEÈ67·µR¶Ð5dy²µiA`6ëÇ#mH6»æ)Â<1ä÷uu°½ó½òÖй´ê!Ùx

·xiì-b0µ»Ê4BfRH\%7'ººdEïf»úÿmjh?¶±#+Ý* ~î`K]]bTÚó

ËÊ/zúÞ|WcÅrö¤MĵÆ"öáî$DKb89µ¥j¹&LkbAâºm¯°âÜ.;§Z^ì&×"¬yã­äÀÝT4I&Ô|¸Ã®ä«dÇ+Æúªr¯Wcvà-cÀërXã´7«|ÍZ÷ påm28±°kXÝÖ@$ÐÕñf%n_­¤\¸¾Õ¯k~&Ñf$XôUîéÙI+rÃu öÜßϽÒѲ,,¤ål¤(<pb,-¸66åá¦qkcÖÀ_VI²|¸¯KLuJ0âl1Ô±ø'½òë¬áY.X9U2ÍQæ8mlÈf¶BHǺ5bù"X6.¦b.¸ð³p¹Ë§Að:ÚÑàûLAó

$[Ikº $ÍÍq½!KpM­å¥¡Èe`8[yµ©&)Ã#kÃà×Ò#¯aöN¨²3%

pf

Ðø×'+&eàû£P{vbOÕâ£Äu-}3'&DµØßTj

Y©²²#±qâÌ·)±M ÃÐÜxbW©bQc*Ûþ¬[5Á²×"6]' ÛéG+K/Qs(ý~¸ènå)£4+E[ãË

Pón8¶µ?iHäÝábÃ-)ÕÁ,¶%WRBlÜÀ9$q¶^öîF"07¸öM;Éâm¥%Wf½ím6]°æãsÕ[®´ÇpYäÍ;¨±-ÇÖþ°\xö¡]·r¢@F$Ù`MFÖ\ÀûÜ5#¤Å@½ú½ïÖZLZÀ:wFO´I«l­ÞîîÛMÁ! eÖ¤±f¿Uæ b«¬nnÀ½¬@º¬G$D[ ø§+f

@èó7ÐW6Ì¡#GKs)Ô2ÍrákpãÇV¢ÌYØÝGQ\î \{Ì4óè ­oÃ[#L´¸Í²`%HæûJtâ'«k

ár[[¸dÜm9<A¿M:ðæ¿+MIsc ëÀ

µ²

ÉEÔ÷uWÍI1ÕîrÊ}tÑÅãÅOFï

Kur'an Hatim serimizin ilk suresi Fatiha Suresi. Kabe imamları ve diğer imamların seslendirdiği Kur'an-ı Kerim tilavetini sizlerle paylaşacağım. Meal olarak ise, Mahmud Ustaosmanoğlu Tefsirli Meali kullanılacaktır. Allah hatmimizi kabul etsin. Dinlemeden Geçmeyin Yunus Emre Dizisinin Kendi Hazırladığım Albümleri: ►Yunus Emre - Aşkın Yolculuğu | Gel Gör Beni goo.gl/vYZSzX ►Yunus Emre - Aşkın Yolculuğu | Aynalı goo.gl/YZeR17 ►Yunus Emre - Aşkın Yolculuğu | Adalet goo.gl/XbMu23 ►Yunus Emre - Aşkın Yolculuğu | Aşk goo.gl/bEyQoK BİRİNCİ SÛRE-İ CELîLE el-Fâtiha SÛRE-İ CELîLESİ Mekkî (Mekke-i Mükerreme döneminde inmiş)dir. Besmele-i şerîfe ile birlikte 7 ayettir. 1 Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle! Hanefî fakihlerince, sûrelerin başlarında bulunan besmeleleri o sûrelerin birer parçası değildir, ancak müstakil birer âyet olup, sûrelerin aralarını ayırmak ve kendileriyle teberrük olunmak için mükerrer olarak inmiştir. Geniş malûmat için bakınız Rûhu`l Furkân: 1/69-70 2 Bütün hamdler (ve övgüler) tüm âlemlerin Rabbi(yaratıcısı ve yöneticisi) olan Allâh’a mahsustur; 3 (Dünyada mümin-kâfir ayırmaksızın her bir kuluna son derece acıyan ve gerçek manada sadece Kendisi nimet vermekte olan) O Rahmân’a; (âhirette yalnız iman edenleri son derecede esirgeyecek olan hakikî nimet sahibi) O Rahîm’e! 4 O, dîn gününün Mâliki (ve ceza gününün yegâne sahibi)ne! 5 (O, yüce Allâh’a itaat eden kullar:) “(Ey Rabbimiz!) Ancak Sana ibadet (ve kulluk) ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz!” (derler.) 6 (Buna mukabil, Allâh-u Te`âlâ: “Peki Benden ne tür bir yardım istiyorsunuz?” buyurunca, onlar şöyle dua ederler:) “Bizi o dosdoğru yola hidâyet et!.. 7 Kendilerine (ikrâm ve) in`âm etmiş bulunduğun o (peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve salih) kimselerin yoluna! (Senin tarafından) kendilerine gazap edilen (Yahudi)lerin (yoluna) değil, (doğru yoldan sapıtarak) dalâlete düşen (Hristiyan tâife)lerin(in izine) de değil! ”Ebû Hureyre (Radıyallâhu anh)`dan rivayet edilen bir hadîs-i kudsîde Allâh-u Te`âlâ şöyle buyurmuştur: “Namazı (Fâtiha’yı) Kendimle kulum arasında iki parçaya böldüm. İstediği şey kuluma verilecektir. Kul: "Hamd, âlemlerin Rabbi Allâh’a aittir!" dediğinde, Allâh-u Te`âlâ: "Kulum Bana hamdetti!" buyur(arak memnuniyetini ifade buyur)ur. Kul: "O Rahmân; O Rahîm!" dediği zaman Allâh-u Te`âlâ: ‘Kulum Bana övgüde bulundu!’ buyurur. Kul: "Ceza gününün Mâliki!" dediği vakit Allâh-u Te`âlâ: "Kulum Bana tâzimde bulundu!\" buyurur. Kul: "Ancak Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz!" deyince de Allâh-u Te`âlâ: "İşte bu, Benimle kulum arasındadır. İstediği şey kulumundur!" buyurur. Kul: ‘Bizi, gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin (yoluna) değil de, kendilerine in’âm etmiş bulunduğun kimselerin o dosdoğru yoluna hidâyet buyur!’ dediğinde ise, Allâh-u Te`âlâ: "İşte bu, kuluma ait (bir talep)tir. İstediği şey kulumundur!’ buyurur.” (Müslim, Salât: 11, No: 395, 1/296) Güncellemelerden anında haberdar olmak için takip edin: ►Google+ profilim plus.google.com/u/0/b/110371841226029636914/1103718412260... (önerilir) ►Abone ol güncel videolardan haberdar ol goo.gl/IwjYtj Destek olmak için paylaşımlarımı "beğen" ve motive edici bir "yorum bırak" duyarlılığını gösterdiğin için teşekkür ederim. Kubbe-i Aşk diğer sosyal medya ağlarımız: ►Güncel takip etmek için "abone olun" www.youtube.com/channel/UCPHXJVW-4AN-7ia6PU3S8GA ►Facebook: goo.gl/KrAi1Z ►Twitter: goo.gl/sSS5PO youtu.be/OlZvLaNaD-0

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

Degerlerimize calisma gruplarimiza..

Duyuru panolarimizdaki posta akisini bugun itibari ile,..

www.facebook.com/muammer.sezer

Seklindeki panoya,panolar yonetimi olarak,sekretaryaninkiler dahil yonlendirilmistir..

Karadeniz BOLGE toplantimiz,yarin sonlanacaktir..

Cumhurbaskanimiz Sn.DEMIREL'in ellerinden oper..

Bilgilere saygi ile sunariz..

 

Buket,sekretarya..

 

07 Ağustos 2009 -CUMA

2300 YILLIK ORDU;

ELLİ YILLIK GELENEK

Mustafa Nevruz SINACI

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

KÖŞK’TE KRİZ

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

***

Hâl ve gidiş;

İlim ve amel!..

Mustafa Nevruz SINACI

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir. İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

MESELA !...

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

.........................................................................................................................

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Genelkurmay, türbandan nasıl uzak durulacağına ilişkin yeni protokol kuralları belirlemiş. (Taraf, 31 07.2009, M.Baransu)

 

“Ordu’nun başörtüsü’nden kaçış plânı” başlıklı haberin ayrıntıları kısaca şöyle:

 

“Tüm birliklere gönderilen prokotol kuralında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül ima edilerek, türbanlıların askerî hastane ve tesislere alınmaması isteniyor ve türbanlı eşlerin ve DTP’lilerin davet edileceği belirtilerek, 29 Ekim, 23 Nisan ve 19 Mayıs resepsiyonlarına gidilmemesi de emrediliyor…

 

Ayrıca, herhangi bir askerî hastane veya Rehabilitasyon merkezine gaziler ile diğer hasta yakınlarının ziyaret talebinde bulunmaları halinde: ‘Çağdaş kıyafetli olmayanların girişine izin verilmemesi, türbanlılara yasağın hatırlatılması, kabulün çok zorunlu olduğu durumlarda en alt seviyedeki protokol görevlisi ile refakat edilmesi’

 

29 Ekim Cumhuriyet Resepsiyonlarına İl’lerde Garnizon Komutanı dışında hiçbir seviyede katılınmaması, garnizon komutanının eşsiz olarak kısa bir süre için katılıp ayrılması öngörülüyor ve bu hareket tarzının uygun gerekçelerle halka izah edilmesi isteniyor.

 

Ankara’da sadece Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin eşli olarak çok kısa bir süre için katılmaları ve tebriği müteakip ayrılmaları.” veya: “Cumhuriyet’e sahip çıkıldığının göstergesi olarak, davetli bütün askerî personelin eşli olarak geniş katılımın sağlanması ve bu personelin kısa süre sonra topluca ayrılması.” Yukarıdakilerin hepsinde muhtemel el sıkma sıkıntısına karşı “Hiçbir seviyede katılımın olmamasıdır” (K. teklifi)

 

“Eşsiz davetler” başlıklı bölümde, akşam resepsiyonu veya gündüz Kokteyli’nde, DTP’lileri de göz önüne alarak, Sadece Garnizon Komutanı seviyesinde katılım, Komutan’ın tebriklerini sunup kısa sürede ayrılması. Önerilen: Eşsiz, sınırlı ve kısa süre katılıp ayrılma.”

TBMM’deki resepsiyona gidilmemesi.

 

TSK sorumluluğundaki törenler: “Eşi türbanlılara eşsiz davetiye gönderilecek;.Buna rağmen eşli gelenlerin eşleri kesinlikle içeri alınmayacaktır. Sadece yemin törenlerinde başı kapalı ailelerin, başörtülerini çene altından bağlamaları şartıyla katılmalarına izin verilecek; Diğer törenlerde başörtüsüne/türbana hiçbir şekilde izin verilmeyecektir..”

 

KÖŞK’TE KRİZ

 

Hatırlanacağı üzere Gül’ün seçilmesinden sonraki ilk 29 Ekim resepsiyonuna askerin katılmaması nedeniyle kriz yaşanmış, Gül de iki ayrı Cumhuriyet resepsiyonu düzenleyerek bir çıkış yolu bulmuştu. İlkine TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, yüksek yargı mensupları, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar “eşsiz” olarak davet edilmiş, 30 Ekim’de verilen ikinci resepsiyona ise, işadamı, sanatçı, gazeteci, STK örgüt temsilcileri davet edilmiş ve davetiyeler “eşli” olarak gönderilmişti.

 

2300 YILLIK ORDU, 50 YILLIK GELENEK

 

Konunun yayın tarzı ve sunuşu tam bir provokasyon! Haber başlığında “başörtüsü” kelimesi yer alırken, içerikte “türban” kullanılmakta. Metin içi anlatımlarda çifte standart ve tahrik cabası gözleniyor. Lâkin haberde bahse konu protokol içler acısı. Kadim Türk Ordusu ve Cumhuriyet’i kuran Peygamber Ocağı yönünden utanç verici.. .

 

Ne demek, Türk Anneleri, başları kapalı olursa ‘hastane ve rehabilitasyon merkezleri dahil’ askeri tesislere alınmayacak!.. Haydi, türban denilen melânet dönme ve devşirmelerce icat olundu. Ama sonuçta oda bir tesettür.. Üstelik saf-cahil, gafil Ana-bacılar din ve misyon ticareti uğruna kandırılarak türbana sokuldular. Asker bunu bilmiyor mu ki, oyuna geliyor?

 

Dahası “bin türlü” tedbir öngörülen resmi resepsiyonlar da neyin nesi?

 

Tefessüh etmiş, emperyalizmin kalesi, sahte İncil ve İsa ticaretinin kirli tapınağı Batı geleneğinin İslâm ikliminde işi ne? Kahir ekseriyeti aç, açık, fakir ve yoksul Türk halkının vergisiyle nasıl şarap ikram olunur? Bu, tam bir irtica, aymazlık, rezillik gericilik ve yobazlık değil midir? Sanki 2300 yıllık ordu ilga da, 49 yıllık kirli gelenek pek muteber!... Çok ayıp!..

 

*****

 

Hâl ve gidiş; İlim ve amel!..

 

Mustafa Nevruz SINACI

 

Önce şunu belirtmek ve altını özenle çizmek gerekir ki:

 

İnsan bizatihi devlettir. Devlet insan için vardır.

 

Devlet’in; dönemsel (çağdaş) medeni ve modern ihtiyaçlar doğrultusunda var edilen kurumlarının oluş nedeni: Namuslu, dürüst, akılcı, makul, mantıklı bir düzlemde (ilke, onur ve sorumlulukla) hizmet üretmektir.

 

Üretim: Bilimin ve bilincin sabit normları (ilmi disiplinler) çerçevesinde zorunlu kamu ihtiyacı, yani iç, varsa dış talebi karşılayacak biçimde ‘sürdürülebilir’ iktisadi, ilmi, sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlar düzeyinde imalat, inşaat ve tedarik faaliyetleri…

 

Hizmet: Her vatandaşın doğuştan kazandığı hak ve hukuki iktisap gereği İnsanca hayat sürme, adalet ve kanun kavramlarına mümasil/uygun barınma, beslenme, öğrenme, İnanma ve İnandığı gibi yaşama konusunda “eşit hak ve eşit şansa” sahip kılınmasıdır.

 

Halk, devlet cihazını bu hak’ların teminatı olmak üzere kurmuştur.

 

En azından bizim “müspet ve gerçek bilim” olarak nitelememiz gereken, İslâm’ın ilk peygamberi Hazreti âdem Atamız ile din’in tek evrensel Peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa (sav) arasını kapsayan ve günümüze kadar uzayan süreç için bu ‘realite’ böyledir.

 

İslâm’ın evrensel (son) peygamberinden 1000 yıl sonra ancak, Kur’an da apaçık beyan edilen ilmi hakikatleri çözmeye-anlamaya ve kavramaya; akabinde de âlimleri ateşe atmaya ve İslâm’ı tahrife koyulan ikiyüzlü, (atamız Osmanlı tarafından medeniyet öğretilen) hayvan altı, primitif vahşi batının bilim diye ortaya attığı saçmalıklara göre değil!... Sonuçta:

 

“İlim, ilmek ilmektir. İlim kendin bilmektir.

 

Sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır?” (Yunus Emre)

 

Yani, “kendini bilmek, farkında olmak ve mukayese etmek (karşılaştırmalı bilim) ‘ilmi hâl’dir. Bu, çağın deyimi ile bilimsel yaşam biçiminin adı; namuslu-dürüst, ilkeli-onurlu, saygın ve sorumlu ‘bilinçli’ olma halidir. Bu hal’in dışında yer alan geri ve ilkel yaşam tarzı ileri, çağdaş, medeni ve modern toplumlarca asla kabul, tasvip ve tasdik edilemez.

 

Örneğin: Devlet cihazının bütün memur ve seçilmişleri “insani boyut ve özgür bilim” açısından millet memuru ve halkın hizmetçisidirler. Diğer telâkkiler aynı zamanda insanlık, İslâm ve ilim dışıdır. Dolayısıyla devlette rüşvet, iltimas, hırsızlık, yolsuzluk, görevi ihmal, suiistimal ve kötüye kullanma, ayırma, kayırma, yanlı davranış, haksız edinim, gasp-irtikap, terör-tedhiş ve sair “mutasyona uğramış hayvan altı yaratık” davranışları ile bilimdışı tasarruf şekilleri (özellikle % 99’u Müslüman olan TC’de) ceza, tedip ve terbiyeyi zorunlu kılar.

 

Bunun için: Her şeye rağmen toplumsal sorumluluk; Bilinçli takip; Canlı Milli hafıza; Diri kamu vicdanı ve paralel (tamamlayıcı-bütünleyici) sağlıklı-güçlü, bağımsız, objektif ve tarafsız adalet cihazı zarurettir. Yoksa Atatürk’ün ‘Bursa Nutku’ her vatandaş için meşru bir haktır. Memur nisyan ile malul, atanmış ihanete mütemayil ise affedilemez. Dahası, memur, atanmış ve seçilmişlerin “millete karşı suç işlemeye ve suç işleyenleri” affetme hakkı yoktur.

 

1974 ve müteakip afların tamamı hukuk ve ahlâk dışıdır. Failleri suçludur.

 

Şu anda da “devlet adına” ve “devlet içinde” çok yoğun biçimde suç işlenmektedir.

 

MESELA !...

 

Ülkemizde bir Adalet Bakanı var! Ama adalet, eşitlik ve hukuk yok..

 

İçişleri Bakanı var! Lâkin sınırlar delik-deşik, dağlar anarşist ve terörist dolu.

 

Milli Eğitim Bakanı var! Milli eğitim-öğretim ve milli-manevi müfredat yok.

 

Sağlık Bakanı var! Sağlık, siyaset ve ticaret malzemesi, hasta perişan…

 

Çevre Bakanı var! Hala dere, göl ve denizlere lâğım akıyor, ekosistem çökük..

 

Maliye Bakanı var! Gelirde, giderde, vergide, algıda gasp var adalet yok.

 

Başbakan ve Cumhurbaşkanı da var! Peki Ergenekon, çete-mafya, susurluk ne? Devlet neden adil olmaz, ilimle amel etmez? Meşruiyetin temeli bu ya!. Adalet ahlâkı, hukuk ve hak tamam değilken, Lozan’a aykırı “Kürt Açılımı” (aslında) hangi domuzdan dayatma acaba ?...

 

WEB : www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com,

e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com

(bu kaype karı,yanındaki tekey kocası kaan yılmazer inbesi olan serpil yılmazer oluyo iş'i karı,koca kap,kaç yapmak uf,uf piyasayı dolandırmak bacak arasını düzmece senetlere imza diye atmak iz bırakmadan kaçmak,terör estirmek) Asrın çetesi cani,vicdansız katil oçocugu #kaanyılmazer inbelerin,kendi ölümünü bekleyen telli duvaklı gelini,karısı sigortasız zevk işçisi #serpilyılmazer,#serapkarabıyık lagım faresi.

pek kıymetli #kamuyönetimine,#kamuoyuna sunum.

Şıst,şıst ibretlik gelişmeler için bu alanı "takdirname" alacak hale getirmek

#polis,#jandarma,#tptgv,#receptayyiperdogan bilgi sunumu yapıldı.https://www.tccb.gov.tr/,https://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/pg_Main.aspx,https://www.icisleri.gov.tr/,https://www.adalet.gov.tr/

(#kamuyönetimine,#kamuoyu'na saygıylan arz olunuu,sakın bize katil demeyin)

Sogukkanlılıkka nasıl olsa ölecek diye kanser hastalarını çarpıp iz bırakmadan kaçıp giden kanser hastası demeden kendini aratıp peşinden koşturan sogukkanlılıkla adam öldürmeye tam teşebbüs eden,yargıyı oyun alanı yapan aldatmaya çalışan bir katil çakal sürüsüyle karşı,karşıyayız.Artık tahammül sınırlarını aştık,kendi şeyimizi kendimiz kescez.Özür dileriz.Buket Turkay,Adalet hanım.

(Başsaglıgı) Bitlis'teki Alçaklıgı Alçak kahpe hain bölücü terörü bize terör estiren bölücü terör kadar tehlikeli buldugumuz asrın cani,vicdansız ülke nüfusundan düşürecegimiz,bize katil demeyin (hazırlıklar,sayfa düzenlemeleri #kamuyönetimine,#kamuoyuna yönelik onun için) katil kapkaççı,gaspçı,hırsız düzenbaz #kaanyılmazer alçagını ve çetesini şiddetle ve nefretle lanetler canımız şehitlerimize Allah'tan rahmet ailelerine ve siz kahraman Türk silahlı kuvvetlerimize,ülkemize başsaglıgı dileklerimizi sunarız,acınız bizim acımızdır,Afrin'de yolunuz açık ve aydınlık olsun,biteviye başarılar dileriz.Arz eder,saygılar sunarım.Buket Turkay,Adalet hanım. Sist,sist millet bu kanser hastalarini #serapkarabiyik lagim faresi keyifhane oluspusu (beyefendi,buna #serpilyılmazer fahişkosuna "sigortasız zevk işçisi" diyo) eliylen 2008'deki ameliyatından sonra "hafıza kaybı,zihin bulanıklıgı,ayırtetme güçlügü yaşayan raporlarla belirtilmiş,kanser dışında bu rahatsızlıkları nedeniylede "#Cerrahpaşa'da" tedavi gören (#polis kayıtları,en son acile gidişini araştır aynı gün akşam beyefendi gözyaşlarına bogularak ambulans ile Bagcılar Medipol'e yogun bakıma götürdü (orada rahmetli ile ilgilenenlere,hastaneyi vb.arayıp durumunu soranlara teşekkür ediyoz,onlar kendilerini bilir,onları çok seviyoz onlar için ölümü göze alırız sagolsunlar,var olsunlar) kan ihtiyacını pois'ten #selamialtınok 1'ci ordudan karşıladı eline geçen senetleri bu nedenle aynı anda #tptgv'na bagışladı inbe poliste kim oluyo poliste benim diyo ay şindikmi şeydeden,sabahamı bırakın) agır ilaçlar kullanan bir kanser hastasına nur içinde yatsın beyefendinin rahmetli eşine) tuzaklan aglarina dusuren yüklüce parasını çarpıp,gasp ederek iz birakmadan kacip gidip bi kanser hastasini peslerinden kosturan yorup uzuntu icerisine sokup saklanip olum bekleyen beyefendi bu inbeye "lan odullu hotveren rahmetli sen inbenin telefon ve adresini senin fahisko istasyon sefinden cetenin agina dusuren #serapkarabiyik lagim faresinden isteyip alamayinca seni iki hafta aramis aramadan donuyo bir hafta sonra hakkin rahmetine kavusuyo" diyo inbe aynen sms mesajlardan tapelerden,beyefendiye "bana ne lan bana ne,kosmasaydi aramasayi" diyo (bu ne demektir bilen varmi,artikim hersey bu cetenin olumune,gebertilmesine endeksli kapkacci,gaspci nitelikli dolandirici asrin katil cetesi inbelerin oskar odullu hotvereni #kaanyilmazer ve keyifhane olospusu duzenbaz karisi #serpilyilmazer'i pek yakinda google,yahoo vb gorseller disinda "arama motorlarinda" bilem ariyabilecegniz kamu gorevi yapiyoz cinden caponyaya herbiyerden araninca arayanlari bulsun diye altindan yapi olusturuyoz Facebook'tan ayriliyom bana "Gule,gule" dermisiniz kah,kah katila,katila gulmek istiyom.

Buket Turkay sosyal aglar kasabasi serifesi Adalet hanim adalet bina ediyom,adalet tesis ediyim.Cepten bu kadar ben kadi kizi degilem baban cenel mudur emeklisi,atamasini beyefendi yaptirmisti oyun ustune oyun oynamaya yargi ile devlet nizamiylan savcilaylan,hakimleylen polisleylen kararlariylan bilem sasak gecmeye devam ediyolar bizde tedavule cikmamis daha nice,nice oyunlar var bekleyelim,gorelim.Burnunuza les kokusu gelebili tikayin,bize katil demeyin.Kalbimiz iyilik melegimizde,iyiliginin karsiliginda kahpelik goren melegimizde kaldi,#serapkarabiyik fahiskosunun kellesini kerim amcanin rifatefendide pis bedeninden ayirmasina kaldi beyefendi bu vakit olmus hala konuta donmedi kerim amca,babam ve TiT mensubu temizlikcilerle diblerinde.

Bizim millet beyefendi şu saat,şu dakka,şu saniye,şu sanise itibarıylan konutta teli açık kerim amcaya,babama,TİT mensubu temizlikçilerlerne "bu artık para meselesi olmaktan çıktı hötveren Asliye cezadaki sözlerini bile yerine getirmeyip bugüne kadar benim savcımla,benim hakimimle,benim polisimle Genç Cumhuriyetin devlet nizamı ile hepsi benim git istedigin yere şikayet et diyerek oyun oynadıgı gibi yargı kararları ilede oyun oynayacagını düşlüyor duruşma sonrası 20.Aralık arası benim "suç eşyası esas defter kaydına aldırarak senetler gibi adli emanete gönderilen tüm tapeler sms mesajlar benim ses kayıtları onu gösteriyor,birgün ters tarafımdan kalktıgımda bu üçlü cinayet işleme ustası çetenin,şebekenin yakın bir zamanda vicdansızlıklarının bin katı vicdansızlıkla sonu gelecek,artık bu benim hayatımdaki son işim 2015 te bana kendi telefonunu vererek "kaan inbesinin parası bende sabah kapında ödüyoruz" diyen kimligini tesbit ettigimiz inbe ile birlikte sonları gelecek artık bunca hafifletici kendi yarattıgı sebeplerin karşılıgını alma zamanı kerimin dedigi gibi iyiki iki kız bir oglan var,onlar bir keyifhanede sigortasız zevk işçisi olarak çalışır öderler geçen iki kızıda gördüm hatta üç kızı serpilinki bayagı serpilmiş fingirdiyo eli önünde geziyo onlar öder,durum bundan ibaret bir kız babası,kız anası bögle inbelik olospuluk yapmaz yapıyor,yapmaya devam ediyorlarsa bize düşen iyiki bi oglan,şu kadar kız var deriz,kendisi yönlendiriyor sermaye olarak önce karısının bacak arasını önüme koydu şimdi kızları oglanı altıma sürüyor,

bunca işsizlik varken bu kızlara oglana iş hazır,kerim işini bilir" demiş.

Al çocuktan haberi..Tüm bunlar zamanla Google,Yahoo vb.vb. arama motorlarında görsellerlen birlikte #kamu yararına beş kıtanın yüce Türk milletinin bilgisine sunulacaktır.(neler ne kahpelikler oluyo bu dünyada) Mars gezegenine gönderilmesi için Nasa'ya eposta edcem.Mahkeme kararları ile şaşak geçen kendi mutabakatını bile kendi poposunu sinkaf eder gibi,sinkaf eden ödüllü hötverenin ustaca cinayet işleyen çetesinin yargılamasını bu sebeplerden biz yaptık,karar verdik.Beyefendi ne vakit ters tarafından kalkacak onu bekliyoz,şifre bu.."kerim TİT temizlikçiler,ters tarafımdan kalktım" pek yakında..Arkadan dolanmadan eveleyip,gevelemeden yüce Türk milletine,kamu vicdanına,vicdanlara ilan olunuu..Sana "kaan" ismini vereni,sülalesini şeyetsinler.

Bu tekeyin can,ciger yaktıkları işte kimlik bilgileri vukuatlı nufus kaydını istetin çocukların kimlik bilgilerini alın mekteplerden kimlik bilgileriylen takip edin bi yere kaçamaz çocuklar,mektepli,bizde mektepli olduk silahlayı ay pardon sınıflayı doldurduk.Bize dua edin yeter,rahmetli için bugüne kadar 1266 adet kuran-ı kerim ve hatim duası okunmuş,ruhuna hediye edilmiş sürmektedir.Allah'tan çocuklarının üzerine ettigi yeminin karşılıgını buyurdugu gibi "dua ile" istiyoruz.kızlar,oglan sigortasız zevk işçisi olcak gelen şeydedecek,giden şeydedecek kendileri çete olaraktan görmiyecek,gebermiş olacak.bi aliştilarmı tutan beri gelsin.Önlerine çıkana "hadi beni,hadi beni" diylecekler,oglan tam cüppelinin dedigi gibim bademlik.Ölümü hakedenleri,infaz bekliyenleri okudunuz.

Bu ödüllü hötveren beyefendiye (sms mesajlardan aynen) tecrübeli olcek "seni ögle yapcamki ölmek isteyeceksin" diyor,durmuyo "senin için planlarım var,seni elimden eşin gibi ölüm kurtaracak bögle devam et,bekledigine (yani ölüme) çabuk kavuşacaksın" diyor hasta halinden istifade yüklüce parasını gasp edip nasıl olsa hasta anlamaz diye sahte düzmece senetleri bakıp,bakıp alacagım var diye kaçana kadar idare etsin diye veriyo,kaçmadan önce biraz daha çarpalım diyolar sigortayı dolandırmak için iş yerinide yakıp kaçıyolar beyefendinin telefonlara çıkmıyolar ama açıp küfür ve tehdit ediyolar beyefendiye aynen sms mesajlardan "senin ananı sinkaf ederim,karını sinkaf ederim tam olarak yerini sögle geliyom senin ellerini kollarını kırıp,çıktıgın yere sokarım vb." diyo,belliki kendi ölümünü azrail'ini çagırıyo,biz hazırız bize sakın katil demeyin.Karşımızda bi insan yok yırtık dondan çıkmış bi o çocugu var,ölümüne davetiye çıkarıyo,beyefendi gibi benide tehdit ediyo.Nerde kalmıştık haa bize katil demeyin bozdurulan sinir ve uslubumuzu bagışlayın.Tşk.Buket Turkay,Adalet hanım.11.08.2015 ten günümüze sms mesajlara baştan sona dogru bir bakın.

Varsa "Adalet" arıyoz..Yargı ile kararları ile oyun sanıp oynuyorsa soyadım gibi "Adalet" oluruz.. kaan yılmazer inbesi,çetesiylen infaz bekliyo infaz timi hazır.

Birgün yazmışlardı diyceniz için gösterte,gösterde yazıyoz her köşeye bi kesikbaş procemiz A oder,B planımız olabili..Serap karabıyık kahpesi 110 kiloluk tekey babanıda çagır,leşini toplasın altını temiz tut kaçırma geberme vaktiniz geliyo.Sana yirmilik beton çivisi alcaz,mesajlarınla kafana sokcaz yangın yerin napıyo,kerim amca serpilden sonra söndürsün sana itfaiye yetmez diyolar..Çevre illerden ilçelerdende çagırırız.Sermayen kızlar nasıl biri için yedi veren gül ötekine ko gitsin diyolay bu namussuzları rahmetlinin başına tezgah kurup aç karnını doyurmak için saran sensin kaynananın dedigi kadar varmışsın it gibim geberme vaktin geliyo.

(Hoşgeldin yeni 2018,senin yılında gebermesini istedigimiz namussuz ve şeyefsizler buyada tez vakitte istiyoz pislik temizleyicisi bize katil demeyiniz)

(Bu profil,görevini pekiyi dereceylen tamamlamıştır)

Lütfen tam ekran tıklayınız tam ekran açılmıyorsa bir önceki veya bir sonraki görsele gidip geri geliniz.

Bu kahpe #kaanyılmazer katil inbesinin kahpe karısı #serpilyılmazer'de oyuna dahil olmuş,ensesini dönmüş.#polis bu kahpenin attıgı mesajlara,ödüllü hötveren kocasının geri dönüp,beyefendi ile yaptıgı telefon konuşmasına bir göz atarmısın.Tşk.

#receptayyiperdogan (bilgi sunumu yapılmıştır),#beştepe,#bimer,#150,#içişleri,#ohal,#rıfathisarcıklıoglu,#tobb,#selamialtınok,#EGM,#mustafaçalışkan,#polis,#Jandarma,#jandarmagenelkomutanlıgı,#cinayetmasası,#155,#156,#çaglayanadaletsarayı,#istcumbaşsavcılıgı.#hsyk,#narkotik,#malisuçlar,#dolandırıcılık,#niteliklidolandırıcılık,#gasp,#kapkaç,#hırsızlık,#terörlemücadele,#masak,#polisteşkilatınıgüçlendirmevakfı,#gaspbüro,#ikincişube,#kaanyılmazer,#serpilyılmazer,#serapkarabıyık,#süleymanaslan,#mustafagüngör,#boracebeci vb,vb.. Şıst,şıst (çokyenibilgicom) kerim amca beyefendiye duruşma sonrası attıgı mesajlarda sanada banada sinkaflı küfürler edip beyefendiyi seni beni dehdit ediyo,mesajlar bulutta zatıallerin avukat istedi verdim daha 12 evrak var kaşındıkça,kaşınıyo beyefendi zatıallerin avukata bizim muhatabımız karısı ve rahmetliyi bu kahpelerin agına düşüren serap lagım faresi bu mesele borç meselesi olmaktan çıktı benim ölümle sonuçlansa bile bu köpekler geberecek,herşeyi göze alıyorum demiş bi 5 aralık lafı var,ne anlamadım senin son videodan bikaç görsel çıkardım izin verirsen diger videolardanda çıkarıp yayınlarım bu ruh hastası olospu çocugu namussuz insan degil gebersin gitsin denetimli ertelemeyi dahi müdahil olup,iptal ettirebiliriz geberecek gerek yok beyefendiye ölüm planları yapıyo,rahmetliye yapmış,beyefendininde planları var akşamları erken bırakıyosunuz teşekkürler ne olduysa rahmetliye beyefendiye oldu ömrümü törpüledi bu planlı bir cinayet işleme biçimi bunun başka izahi yok,itiraf ediyor anladıgı lisandan konuşuruz serap lagım faresi o süleyman aslan mustafa güngör inbesi vb defteri dürülecek demiş,her konuştugu ile helalleşiyor gözünü kararttı,babamı özledim selamlar Hopdediks beyefendiye tapelerden ve sms mesajlardan aynen "seni ögle bir yapacagımki,ölmek isteyeceksin" deyip,ikinci cinayetini bekledigini ifade edip diger taraftan bizzat ölmek istedigini açık,seçik dillendiren hızını kesemeyip "senin için planlarım var nokta,nokta adam seni elimden ölüm kurtarır" diyen bu olospu çocugunun bugün 28'nci aya girdik oynadıgı oyunlara aklıyla alay ettigi yargı ile bir sonuca gidilemeyecegini bunu kurşunla temizlemek gerektigini,savunma hakkımızı bu şekilde kullanacacagımızı tüm çete mensuplarının sülaleleri ile dahil olacagını son çare olarak gördügümüzü bilgi sunumu yaptıgımız #cumhurbaşkanınana alay ettigi devlet nizamını denetleyen en üst düzey kamu yönetimine,kamu oyuna,kamu vicdanına son çare olarak saygı ile arz ederiz.Lütfen bize katil demeyiniz "kuru temizleyici" diyebilirsiniz. Buket Turkay millet kısaca bana "Adalet hanım" diyebilirsiniz.Bu Kaan Yılmazer isimli inbe TC Millet asker,polis candarma birliklerimiz kamu yönetimi,kamuoyu,kamu vicdanı Beyefendiye ulaşmak isteyip ulaşamıyanlar beyefendiyi babamla,YERİNDE GÖZÜM OLAN MÜDÜRÜM bir dizi toplantıdan sonra Kerim amcalardan alınaraktan ilker ALPTEKİN saat 20:30 GİBİM konuta bıraktılar teli açık bana degil ona dönelim.Bu #kaanyılmazer isimli hötverenligin oskarını almış 21379260482 kimlik nolu inbe beyefendiyi rahmetliyi tehdit ifadelerle "seni ögle bir yaparımki ölmek istersin" diyor,yetinmiyor rahmetli beyefendiye biçok şey anlatmış onada "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" diyor,anlıycagnız rahmetliye ne demiş plan yapmışsa aynını birebir,beyefendiye uyguluyo birde çok erkek bunları telefonları dinleyen polise söglüyor mesajları izleyen polisede bile,bile gönderiyor tüm tapeler,sms mesajlar beştepede özel bi ekibe yeniden incelemeye aldırılıyor "ustaca işlenmiş bir cinayet" deniyor,herkes hemfikir beyefendi kerim amcaya,TiT Mensuplarına hazırlıklar bitti tetikte olun bu çete bu inbenin hayatımıza aleni kast eden inbenin sonu geldi bu inbeyi gebertip delil dosyaları "43 klasör" bu inbenin serap karabıyık olospusunun üzerine bırakın ben özel kalemi bizzat arayıp gelin benide bu leşleride alın morgtan araçla gelin diyecegim" demiş,RAHMETLİ BEYEFENDİYE ÇOK ŞEY ANLATMIŞ SERAP OLOSPUSUNU KARDEŞİNİ BU KAAN YILMAZER İNBESİNİ VE ÇETESİNİ HASTA,HASTA DİLİNİN DÖNDÜGÜNCE ANLATMIŞ BEYEFENDİ BİRÇOK ŞEYİ BUGÜNKÜ GİBİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN BAŞTA BİLDİKLERİMİ SÖGLEMEDİM RAHMETLİYE KANSER HASTASI BİRİNE RAHAT BİR HASTALIK DÖNEMİ YAŞATMADILAR,BANA RAHMETLİNİN YASINI BİLE TUTTURMADILAR BU USTACA İŞLENMİŞ BİR CİNAYET BU İNBEYİ KABRİSTANA GELİP DİNLEME CİHAZININ ÜZERİNE OTURUP YALANLARI SAYARKEN VURACAKTIM BENİ UYARDILAR BIRAKTIM BU ÇETENİN RAHMETLİNİN KENDİ AİLESİNDEN KAHPELİK YAPANLARIN O SÜLEYMAN ASLAN MUSTAFA GÜNGÖR İKİLİSİ BUNUN HESABINI HER HAL VE ŞARTTA VERECEK ÖLÜMÜ YAŞAYARAK,TADARAK ZEVKİNE VARARAK VERECEK DİYO BU PARA BORÇ OLARAK ALINMADI KANSER HASTASI ELİNDEN ALIP KAÇALIM DENDİ 2008 DEN BERİ HAFIZA KAYBI ZİHİN BULANIKLIGI AYIRTETME GÜÇLÜGÜ YAŞAYAN BİRİ O MİNNACIK ELLERINI AVUÇLARINI RABBINE AÇMIS SİFA DİLERKEN KURAN-I KERİMLER YASİNİ ŞERİFLER OKURKEN DİKKAT EDİN BANKAYA GÖTÜRÜP EŞİ OLARAK YASA GEREGİ BANA BİLE SÖGLEMEDEN PARAYI ÇEKTİRİP ALIYORLAR SONRA ÖLÜM PLANLARI KURUYORLAR NASIL OLSA PARA BÜYÜK EŞİNE SÖGLEYEMEZ DİYORLAR SERAP KARABIYIK OLOSPUSU ELİ İLE GÜNLERCE ISRAR ETTİREREK RAHMETLİYİ AGLARINA DÜŞÜRÜYORLAR SONRA AYNI PLANI IKİBUÇUK YULDIR BU KAHPELER BANA UYGULUYOR NE DEMEK "SENİ ÖGLE BİR YAPARIMKİ ÖLMEK İSTERSİN" DEMEK NE DEMEK "SENIN İÇİN PLANLARIM VAR SENİ ELİMDEN BAŞKA TURLÜ DEGİL ÖLÜM KURTARACAK" DEMEK GELDE CİNAYET İŞLEME ADALET NEREDE ONADA BAKIYORUM DİYO EVET PİSLİK TEMİZLEME VAKTİ SONU BENİM ÖLÜMÜMLE BİTSEDE BU ŞEREFSİZLER HEM BEN SAVCIYIM,BEN HAKİMİM BEN POLİSİM GİT İSTEDİGİN YERE YERE ŞİKAYET ETTE DİYECEK MİLLET KISACANA ÖZETLEDİM BİZE KATİL DEMEYİN BİZE KISACANA KURU TEMİZLEYİCİ DİYEBİLİNİZ CAN,CİGER YAKANLARIN CANI CİGERİ VİCDANSIZLIKLARININ BİN KATI VİCDANSIZLIKLA FENA YANACAK PİÇKOLARI DAHİL GEBERCEK BİZDE OKULLU OLDUK OKULLARI DOLDURDUK BİZEDE NAMUSSUZLARI GEBERTİP BİZE ÖLÜM PLANLARI VARYA ÖLDÜLER BAKABİLİNİZ BUKET TURKAY,ADALET HANIM artık bugün itibarı ile kalemi kırdık demiş bugünkü tarihi unutmayın not edin tarihe not düşün "savcıda benim,hakimde benim,poliste benim git istedigin yere şikayet et diyen dikkat edin beyefendiye "çok güçlügüm" arkamda beni sinkaf edip güçlendiren bir aşiret,meclis üyesi birdaha dikkat edin benim gibi bir inbe katil için "cumhurbaşkanı ile görüşecek fevzi abim" var diyor,ses dosyası cumhurbaşkanında vb yerlerde (bunlar bu namussuzlar geberdiginde güvenlik güçlerinin baktıgı,bakacagı ilk yer Facebook alanı oldugu için hazırlık noktasında kamu yönetimini,kamu oyunu kamu vicdanını özet bilgilerle,bilgilendirme amaçlı yazıyoruz bu kahpe namussuzlarca bozdurulan uslubumuz için bizi bagışlayınız) uyuşturucuyu çekip,çekip (#narkotik) ben dahil tehdit etmek "seni ögle bir yapacagımki ölmek isteyeceksin" "senin için planlarım var,seni elimden ölüm kurtaracak" demek,oturup rahmetli gibi ölümünü beklemek ne demek kurşunu beyinlerine yediginde görecekler serap karabıyık olospusu o mesajlarını önden,arkadan yiyecek kaan inbesi gitsin 110 kiloluk babası dahil kurtarsın,beyefendiye '110 kiloluk serap olospusunun babasını gönderiyom diyor,beyefendi eli tetikte 110 kiloluk inbe bekliyo hala yok' nasıl kurtaracaksa kendi emekli babasını,olospu anasını engelli kardeşini iki kız bi oglanı kurtarsın,kızları bende gördüm amanim bi fingirdek bi fingirdek anaları babaları gibim agacın yamuk,yumuk dalını kes yerleştir oklava gibim çıksın diyolar burda yazılan herşey sms mesajlarından,tapelerden,ortam ses dosyalarından alınmıştır BU NAMUSSUZLAR SAVCININ,HAKİMİN,POLİSİN GENÇ CUMHURİYETİN DEVLET NİZAMI İLE YALANLARLA ŞAŞAK GEÇSİNLER DİYE YARGIYA BIRAKILMIYACAKTIR RAHMETLİYİ BU NAMUSSUZLARA KARŞI HEM BEYENDİYİ YEDİGİ MOKLAR ORTAYA ÇIKAR DİYE HABERDAR ETMEYEN RAHMETLİYİ BU ASRIN ÇETESİNE KARŞI YALNIZ BIRAKAN BIR DİGER HÖTVERENLİGİN OSKARINI ALMIŞ hırsızlıkta kahpelikte,inbelikte,namussuzlukta ,şeyefsizlikte gaspta çalıp,çırpmada sınır tanımayan SÜLEYMAN ASLAN,MUSTAFA GÜNGÖR,BORA CEBECİ VB. VB O TEMİZLİYE GELEN FAHİŞKO DAHİL HAKETTİKLERİNİ MİSLİYLE BULACAKLARDIR KAMUYÖNETİMİNE,KAMU OYUNA,KAMU VİCDANINA SAYGIYLAN ARZ OLUNU BU ALANIN,PROFİLİN GÖREVİ BURADA BİTMİŞTİR İŞTE ,ŞTE NOKTASI .. BUKET TURKAY,ADALET HANIM) hergüne yeni bir seneryo ile giren yalanlarını,yalanla kapatan düzenbaz olospu çocugu daha erkek olamamıs Erkeklere "çok güçlü,dayanıklı oglan" aldıgı agır ilaçların etkisindeyken hasta bayanları dolandırıp,oturup ölmesini bekleyen vicdanı sinkaf olmuş inbe,bu namusunu kendi elleri ile şey ettirmiş kaan inbesinin namusuda va'mış hötveren söz "senettir" borcun,söz vermenin "namus" karısının şeyi gibi oldugunu bile bilmiyor,ahlak hak getire lan kaan inbesi karıcıgını,serap olospusunu kerhanede çalıştır,yaşı müsait çete ortagın olarak borcu ödesinler,ayrıyetten sende çalışabilin erkeklere hizmette sınır yok'ta den (vatan'dan geldikte,"bacı herbiryerini traş ettirsin kucaga oturması yakın beyefendiyi bekliyoruz dinlenen telefonlarının çözümü sürüyor,senetlerde sahtekarlıklar yapılmış,bu senetler ödemek için degil ta başında dolandırmak paranın üstüne yatmak için verilmiş,bu hötveren bögle düzenlenmiş senetler karşılıgı borç para verirmi sorup senetleri "rulo" yapıp çevresine dikenli telle donattıktan sonra şıst,şıst "gözlerimin içine bak,sen inbe oluyon" diycez" dedikleri, o tarihte eşinin izni alınması gerekirken onu bile almadan borç,alacak ilişkisine girilirmi,bu inbe dolandırıcı hötveren oturup karısı serpil kahpesinin bilgisi dahilinde (bögle bir konuşma tesbit edilmiş karı,koca bögle düzenbazlıga alışık ve ilk degilmiş kaan inbesi,karısı ve serap kahpesi bu senetlerde müteselsil sorumlu deniyor) karısı adına senetleri kendi imzalamış "inbenin eli mahsulu" deniyor,başka sahtekarlıklarda vamış,inbenin herbiryeri karısı dahil pislik akıyo.Muammer beyin iyi niyetli yaklaşımları,toleransı bile bu inbe ve çetesi kahpelerde karşılık bulmamış beyefendiyi rahmetli gibi gere,gere oturup ölmesini bekliyor olacaklar oyun içinde,oyun oynamışlar vay anasını beyler polis ve savcı amcanın görüşü bu,serap karabıyık özşen olospusu bu inbeyi rahmetlinin başına bela eden fahişe bu köpekler iz bırakmadan kaçıp giderken telefon ve adreslerini borçlu oldukları rahmetliye degil bu çetenin istasyon şefi serap olospusuna veriyorlar,rahmetlide beyefendiye hastaneye gidiyorum diyerek bu serap olospudan telefon ve adres istiyor vermeyince günlerce bu anası,karısı sinkaf olmus kaan ve serpil olospusunu hasta,hasta arıyor,bi tarafta bu üçlü çete,diger tarafta insan kasabı abla katili Süleyman Aslan inbesi ve rahmetlinin kendi ailesinden alçakça çektikleri her iki tarafta oturup ölmesini bekliyor,sonuçmu rahmetliyi 2 hafta dolmadan kaybediyoruz bu cinayeti işleyen üçlü çetenin,Süleyman Aslan hötvereninin ensesinin ölçüsünü aldık gönüllü bir kahraman işlerini ögle veya bögle görecektir (öldürmeyin sakat bırakın kaan inbesi aynaya bakıp ne olospu çocugu oldugunu hatırlasın) bize kerhaneden tuttugunuz birini getirin daha insan,daha vicdanlı,daha onurlu ve şerefli,daha ahaklı diye elini öpelim) Şıst,şıst millet pazartesi elden bi yazı alıp Melis ve Dr.Seda hanımla üçümüz Angaraya gidiyok Muammer beye çaktırmıyoz yerime Dr.Seda hanımın asistanı Aylin gerizekalım bakacak bankalar birligi,maliye bakanlıgı dahil bu olaya dahil ettiriyoruz bunca piyasayı dolandırıp paraları napıyolar,aile içinde kimin üzerinde kimin üzerinde toplanıyo bunca borca ragmen hiç bişeyde eksiklik çekmiyolar alacaklılari oyalamak için bide kalkıp "biz ayrıyız" diyip,milleti kandırıyolar,duyanlar "hayır yalan diyor (çoluk,çocuk kan kussunlar bu para alındıgında bu serpil olospusu hamileymiş,şindik iki geberesice sıpaları var) çal,çırp dolandır,paraları ödeme alacaklıları peşinden koştur,hasta ölsün de bekle,sonra eşi için aynı taktigi uygula bu kaan vicdansız bir hötverendir bunlar nasıl vicdansızlık insan biri indirsin bu şerefsizi bu kanı sinkaf olmuşluktur)" bu kaan inbesinin,karısı serpil yosmasının tüm aileleri mal varlıkları banka hareketleri dahil araştırmaya konu ettiriyoruz bugün bankalar birliginden üst yönetimle biraraya gelen (bu kaan inbesinin bugüne kadar çalıştıgı bankaları hesap hareketlerini istiyoruz) Melis ve Dr.Seda hanım kazanın içine kaşınıyorsa güç alıyorum dedigi meclis üyesinide sokar pişiririz pis işlerini dolandırıcılık işlerini yaptırdıgı piyasayı dolandırtdıgı kaan inbesi ile ortak diye düşünüyoruz hatta gidip orayıda kaldıralım hanyamı konyamı iyi niyetli davranış sergiliyen tolerans gösteren beyefendiye nasıl inbelik yapılır görsünler diyoruz yıllardır ödenmiyecek diye alınan üzerine oturulan parayı ödememek,alacaklısını dolandırıp peşinden koşturmak oturup karı,koca ölmesini beklemek,eşine kahpelik yapmak nedir,tutuklanarak görecekler millet bikaç gün Ankarada olma durumumuz var,bizde kendimize göre hazırlık yapıyoruz can yakanın,canını yakar şeyderler,artık yalanlara beklemek yok,bakalım bidaha bankalarla çalışacakmı milleti kanı,iligi,cigeri sinkaf olmuşcasına piyasayı hasta insanları dolandırabilecekmi görcez hep kaan ibnesi yalan üstüne yalan sögliyecek,beyefendi oyalanacak artık sabır yok,bu hötveren kaan puştu beyefendiye bulaştıgına pişmaniye olacak şu anda çok şey biliyoruz,beyefendide salı vakfa,emniyete geçiyor,yerime bakacak geri zekalım Aylin hanımla ilgili şikayetlerinizi dönünce bana yapınız.Beni okuyan bana dönen güvenlik güçlerimize teşekkür ederim.Buket Turkay buyalayın kasaba şerifesi Kaan Yılmazer dolandırıcı puştuna,karısı Serpil Yılmazer’e dolandırıcılara hasta insan bulan serap karabıyık özşen’mi,Serap Özşen’mi herne moksa (rahmetliyi bu kaan puştuna dolandırtan,ortagı it rahmetliyi hasta,hasta peşinden koşturan vicdansız "büyük olospu" diyolar) bu kahpeye mesaj gönderen "KAHRAMAN" amca bana dönermisin bende Muammer beyin "her kimse" dedigi,seni bulup sana iletmemi istedigi bir mesaj var bu kaan yılmazer itinin sana gönderdigini sögledigin “o gücüm var” falan,filan şeklindeki mesajın ekran görüntüsünü bana göndersene cumhurbaşkanından,başbakandan Muammer beye gönderdigi mektupla ilgili birer eposta gelmiş (beyefendiye henüz iletmedim ben dönersem kuran seslerinden başka birşey duyulmuyo beni azarlıyo,ancak kendisi bana dönerse "kuşbeyinli Buket kızım ne var,ne yok" derse arz edecegim) Muammer bey yanıtlasın veya yanıtlamasın o mesajlarıda ek yapıp gönderiyim “ bakayım "güçlüyüm" dedirten,kim Amca,amca kahraman amca facebook'tan gönderdigin ekran görüntülerini cumhurbaşkanından,başbakandan gelen epostaya ek yapıp yanıtladım tüm bakanlara,genel merkezlerine ay şindik ilk postada unuttugum için göndermedigim emniyet genel müdürüne,istanbul emniyete savcıma bilem gönderdim,belki gün içinde milletvekillerinede gönderirim (Evet,kahraman amca milletvekillerinede gitmiştir,biz herkesi bilgi sahibi yapalımda sonrasına bakarız sanıyorum ocak ayında Muammer beyle,benimle sohbeti çaktırmadan karşılıklı oturup konuşmanız gerekebilir bu kaan inbesi kaşınıyormuş gibi dün beyefendinin bi konuşmasına tanık olanlar bögle diyor sizde indirme,bindirme hukuk büronuz herbişey var ekolay bizdede adresler ve belge vb,vb. mok gibi var sabırlar bitti,bitiyor nerde inceyse orda kopsun eposta adresinizi bana tez gönderin,artık aleni mesaj olmasın Muammer bey çagrılı oldugu yerlere vakıf dahil gidecek gibi,çaktırmıyor meclis üyesi ile ilgili Ankara'dan bana dönüş oldu,bana bilgi lazım o'da beyefendide ekran görüntülerin bayagı işe yaradı ama Muammer beye nasıl anlatırım bilemiyorum Efkan beyefendi amcayada,pek"ala" bi posta gün içinde atcam sanıyorum beyefendi ile tanışıyor (evet eposta gitmiştir.Eski emniyet müdürüm sonradan bakan olan Selami Altınok beyefendi amcayada göndermiştim bana "ay,ay kızım o mesele hala sonuçlanmadımı,senin postadan sonra bendeki bilgileride yeni bakanımıza pek"Ala" gönderiyorum diye mesaj atmış yeni telefonlarını göndermiş,gün içinde beyefendiye arzedecegim sayın.bakanım beyefendi bu dolandırıcı basımıza getirtmedik kalmadı şindikte ses kayıtları çözümde deniyor,savcım "şıst,şıst şunları kagıda dökün yazılı hale getirin" demiş,dedim kızım olug,olug o pezevenk tutuklancak anacıgının şeyine kar yagacak bana şu meclis üyesi ile ilgili detaylı bilgi gönderirmisin hayret ettim bi dolandırıcı ile meclis üyesinin ne işi olabili Muammer bey Kadir beye gidip kulagına fısıldasın dedi,artık oryada giderik Cumhurbaşkanına,başbakana giden,gelen yazışmalarıda bana gönder,bendekiler bakanlıkta dedi,hemen sabah gönderiyorum dedim yanıtladım fiyakalı bi eposta hazırlıyorum meşgulum (şıst,şıst fiyakalı epostam erkenden gitmiştir) bu iş beyefendiye kalsa uzayıp üzülecek bu kaan inbesi gine üzcek artık müdehale ediyoruz,görevi devraldım Melis ve Dr.Seda hanım gerekirse Ankaraya gideriz,beyefendi üzüldükçe içimiz parçalanıyo diyo "Ay akşamdan ışıldar ley,ley limi,limi ley" ay şu neşeme bakanmı rahmetlinin katili,cani,vicdansız bu teker ve çetesi tutuklanmadan bize rahat yok,bu kış palandökene kayaga gidecektik,ayagımıza geldi kayarız,kayarız meclis üyesinede,bu inbeye "çok güçlüyüm" dedirtenede kayarız),bekleyin tşk.Artık Muammer beyi bu kaan inbesi ile muhatap etmemek için biraz sabrediyoruz yeter incindi kaan yılmazer kahpe karısının serap it'inin olospu çocugunun amacı başka,Allah korkuları yok polis amcalar,savcım bilem bögle diyo,anlıyacagınız "çok güçlü" katıksız % 100 hötveren olospu çocugu "kupon" tekerlek deniyor (ha bi parantez açalım bu kaan inbesini karısı serpil kahpesini serap olospusunu bize vb. gösterdiler,dedikleri kadar var) bu kahpeler kendiliklerinden birşey yapmak "yav biz sebep olduk" demek yok,inbe su içer,havuç vb.şey yer gibi "yalan" söglüyor yalanı,yalanla kapatıyor anasınıda bulun "bu hötvereni kerhanede zevk işçisiykenmi" dogurdun a'be kadın,babasını biliyomu,babası Türkiye'mi diyelim ay erkege bakanmı beyefendiyi yeter gerdi cezaevine gircek bi girsin hasta insanları hele bir bayanı dolandırmaktan ölümüne sebebiyet vermekten şiş kebap köşe başlarını tutun ay şindik gazteci bilem arıyorum polis muhabirleri,adliye muhabirleri için pek zucker dosyalarım var vermek benden,takibi onlardan kendi,kendinize iş yok,kış geldi kaan,karısı (tekin degil diyolar) serpil,serap kahpesi palandöken kayak pisti emirleri benden alıp,beni bilgilendiriyonuz trafige bakın.Havada bulut var acep ne iştir amanim,aman) vakitten çok ne var sonracıgıma gönderdiklerime bide not düştüm bu dolandırıcı #kaanyılmazer inbesi,karısı #serpilyılmazer bu dollandırıcı kahpelere hasta insan bulup dolandırtan #serapkarabıyıközşen namussuzlarının rahmetliyi hasta,hasta peşlerinden koşturup öldürdükleri yöntemin aynını Muammer beyin üzerinde uyguluyorlar,onuda koşturup ölmesini bekliyecekler,gönderdiginiz evraklarla ilgili Muammer bey çaglayandan ve emniyetten bugün yeniden bilgisine başvurulmak üzere çagrılmış,efendim toplumun yüz karası bu kahpeleri tutuklatıp silivriye göndertiniz Muammer beyede Allah göstermesin bişey olursa sorumlu bunlar" dedim.karı,koca serap iti ile sanki kafa buluyorlar şunları kahraman,askere polise şeyettirelim dedim,şimdi bu yazım dönüp çaglayana,emniyete gelecektir dosyalarda bulunsun.Kaan puştu için polis boşuna "büyük olospu çocugu" demiyo bu itlere güç veren meclis üyesini atınız,gitsin takdir edersinizki bögle meclis üyesi olmaz dedim."Gitti,gitti" com belalarını bulacaklar uf,uf daha bisürü yazdım özet yaptım şu fırıldak puştun şeylerini,şeyapın millet,millet biz bütün epostalarda gövdeye facebook vb.linklerinide koyuyoruz epostamı aldın linke tıkla gel millet gelsin şu istasyona bi baksın Muammer bey profillere "bana ulaşmada istasyon amaçlı" diyor gelip burada trenden inip,okuyup gidiyon ekolay hepsi benim eserim.Diyarbakır polisi bile bana mesaj atmış "Abla kim bu ..cık indirelim şerefsizi" diyo,bizde tam bu usta dolandırıcı söz vermeyi hötvermek gibi kolay sanan katil,cani vicdanı sinkaf olmuşları #kaanyılmazer inbesini,karısını ma ilem sülalesini #serapkarabıyıközşen olospusunu indirecek adam arıyoduk seni Allah göndermiş adresleri herbişeleri bizde var,iste gönderek sagol polis amca haber vercem,söz konduları vb.kuşan bekle.Polis amca,polis amca ha bide poposu agzına baglanmış,agzından mok akan "fena kabadayı" dedikleri TC 14588401494 kimlik nolu Allah'tan kormayan,kuldan utanmayan çalıp,çırpmayı inbeligi "meslek" edinmiş haram zıkkımlanmaktan ha patladı,ha patlayacak #SüleymanAslan insan kasabı,abla katili cani katil hırsız,dolandırıcı,düzenbaz inbemiz hediye'miz,ukranya yosması var rüyamda onları Allah indirirken gördüm inşallah,rüyam çıkmazsa onlarıda rahmetlinin geride bıraktıklarını hakkını helal etmediklerini oturup rahmetlinin (Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.Amin) ölmesini bekliyen namussuzlarıda indirebilinmi çifte mutlu olalım "şıkıdım,şıkıdım" yapalım rabbimiz Allah'a şükredelim.Şıst,şıst (bizden başka bakalım kim güçlüymüş) bu meclis üyesi kimki bu hasta insanları seçtirip dolandıran kahpeye hakkettigi uslupla yazılan mesaja verdigi yanıta “ay bakarmısınız” diyelim hem dolandırıcıyı yanında çalıştır,hemde “çok güçlüyüm” dedirten kim bakalım biz şeyapmak için böglelerini güçlüyüm diyenleri arıyoruz,meclis üyeside olsa arıyoruz.Avukatlara göre bu meclis üyesi denilen adamın rahmetliye "kaan ödemezse ben öderim" diyen adam oldugunu düşünüyoruz,onun adınamı piyasayı,rahmetliyi dolandırdı,iz bırakmadan kaçtı,bu konuda Avukatlar bu adamı gören bu konuşmayı duyan tanıklarla görüşecek?!Ortalık mok kokuyo,vicdansız herif rahat,söz vermenin,yalan söglemenin söz verip durmamanın şerefsizlik,hötverenlik oldugunu hala anlamamış gibi bakalım nerye kadar anlıyacak,anlıyacak Muammer beye "sabah ödemezsem aç ana,avrat küfret" diyen kahpe,kahramanımız bilmeden kayıtlarada giren senin istediklerini yazmış,sen istemişsin) bu adam bi daha listeye girebiliyomu bakalım adamında başını belaya koyacak güçlü adam “sözüne sadık,söz vermeyi hötvermek gibi görmeyen KENDINI ARATMADAN,SÖGLETMEDEN borcunu adam gibi ödeyen hasta insanları dolandırmayan adamdır” hani senin güç neyse biz gösteririz dedigin it heyif” gine itlik yapmış sözvermek onun için höt vermek kadar kolay.Bugün 9.Aralık bunlarla ilgili çalışma yapan polis amcalar beyefendinin kaan puştunun kendi gibi kahpe,sinsi karısı yosma ile ilgili tesbitlerine katılmadıklarını iyi niyetin bi başka şekilde suistimali ve aldatmacadan ibaret oldugunu ikisinin birbirinin tamamlayıcısı oldugunu söglemişlerdir.Anlıyacagınız herbişey yalan,dolan üzerine kurulu.Buket Turkay secretaryship

Muammer beyi bugün rahmetlinin kabrini ziyaret ederken gördük (Nur içinde yatsın,mekanı cennet olsun) Melis ve Dr.Seda hanımın kabristanda soguklara karşı korunsun diye aldıkları dagcı giysilerini götürdük hiçbirini almadı benim aldıgımı begendi “Aferim kuşbeyinli Buket Kızım bu seçimin pek zucker teşekkür ederim annene,babana sevgi ve selamlarımı ilet Facebook’ta pek kıymetli hanımefendi ve beyefendilere degerlerime (onlar kendilerini bilirmiş) benim istasyonu anonim ziyaret eden hanımefendi ve beyefendilere asker,polis tüm güvenlik güçlerimize pek kıymetli TOBB Başkanım Sayın.M.Rifat Hisarcıklıoğlu beyefendiye Fenerbahçe ailemizin reisi,pek kıymetli başkanı Sayın.Aziz Yıldırım beyefendiye biteviye başarı dileklerimi sevgi,saygı ve selamlarımı sunarım” dedi,üstümde kalmasın unutur,munuturum..

Arz eder,saygılar sunarım..

Buket Turkay,secretaryship

From Fenerbahçe -Kadıköy/istanbul..

Buyaların üçlü kararname ile atanmış kasaba şerifesi,mesuliyetli müdire.. Fenerbahçe örgüt üyesi..

Kapiş?.Bu “şıst,şıst kaptınmı,anladınmı,tekrara gerek va’mı” demek oluyor.

 

ò0@r)û

\aÍyÌÚF¤ñ\ØÎ³ÄaJi$¡äP

V£0òÄlåà eçßVkà?¦Ó j|$ÇÌR{pͤ³\S®ãÒúVÏÏzñA}@Fz ìkLĦåÿtÖ|¯åØâ(Éu­ØÕxFììAè~8iêoçYb´H~>6Áh»ÔònÌ

I©;J.%æËzù©|ák±t)ÿ¦[mSiðYAͼ¨è¬xÔT

e±ªpgvRÉkrôéRGß$îï"6äͺéLUnkÓ¿]³#J}Yô|XîÅǬ×KnÕ?

«3l:í@?à³?Öð²?3yMÖ-ü³¦[Å$GKXn]Àã#LêC-pr»ØÑ` ¤Ð§ºpxÂ%¿5qÊMæÿ;^ßi:n­(Kµä*òq4¯/ÙÉÀ\M±£²mmù[opèßʱ»*Æ&´¡ßO%ËN¦]

îoóJÊÜiöó³ÜMaj"ZþõnGÚ'1f¿Ôé>¥p¤Q:ªÆâ\ñ5e16ùËwúç­5.Þ;öÝV¸ô_»

z.¹6Kèó«ê9Lq,`)#Ü,ðãvÕÆy7jnìH&¤$o-7°¸¸X'¹-î2ú MHâP·Ï#l¸vS}gRÃÉ33²¢ mØð£Í:ôQGÜJÐ!åEÛ½T~ÏÑ

²}Ï^b²uÄwn}tIªâýµýY?>ûÓËÏ:ÆÔ¹·Ó®ÐlC[´lÙ$ÿ

Á·r8Æù.ìà÷B·c*+7¤ì´,+·%lPòw×8Aspa¸hª«)+ÐP@á³Y®×ã Ê7ü.L1÷²tce³

¼[1jR£¯N¼ºä¡d6$Ú":#-4«ÎÆÎ;UxtÈÞ$òzJI-QÑ|~ì6´õòôÞ[°gqªGVúÉ¡­Ev.ÌßóN\8Dh´#-¶búÿ4ï.hìmn$-Yã!«ÃºØ9S£ÂåqÜò

Ò¹Eïyw^ÐVÑbÖ;´1Ü´ÀCÆÅYzñ"íd§W³V2kr¡å+ä¼¾º}8!ArRøû)áZ³ÂêÄ64íÒàd&×z

¿e$ô÷É[[Å2n'o7_Æ« -dÙIÞ+)ïã26À¤Úþ­ÚyO]Ø THän_ªÐ·%1ñÝ¿"ÌJ¶zÕÕ­ú¬W±½g6ä ¸87FJ·Ñ'¹´¹uÁesl`¤qJ'6®ÇÓ,¿´j~B"úCÉ>f´óìµ"BÁÙÕ²ýf=Q¦Û°y¼ÍTÛUÁ*y¸

+Zì´÷ÈKÃÇÃá&ÀböÐÛÜú%UcgEf¿ZÀW}òøÃ}Ød8ϧ§ô^_©ùKÊ1ÜÍ$¦÷Ns+~î#BI<è½âÈäÃêÿÿÖà°ÚpÓm¹.ñÆâENBÙÒ"O6yº{t¶øÚZDc¶·Há?eQAûÎcÿRU§èåáDRÌê¿<gu6Dâ4r<Dr( mÕõÀg²îÁbÓ¦Rä(1(hGZï³gM²ý&¨´$3((xñ`?^Gð¤ÄÔtkXì½u<^uA³ÿÂä#3l¥J0Gþ

StvCóO¿M2¼Ûqý(yb]WÔkAcH«Â**ÑrµgâÍf¯ÇC7ÆGð÷ÅþÖÃýTý)muʯÑJNÔ'âa¿jÿ,1Ë'ðø_ÃÅü_Tcý8ò^ÅdöI4÷1J«ÀÒDOdøOú´Î9ÉÆý_Ã?ï8cü_Òm8¤H@^ÙÍhbuë%=(W¤´?b¦´¯MòÌ£lË$S_3ù®×F²ç;(¹ãAxÙì¢æH ~cIsq£>£srÑÜ[¯ØNá¿¸åØ¶¼ÛFÞå{?Ëý!d[,²/KûÃÿÊIõÄzC,Óõ

3MòÊÚÃyÚêÜC¨Î¯6ê¤^

FfcEÃÊl¬à¸&]`u´Þü=`{[©®J.ô_(ê>h³×/5õK(Õf*(²Ë_!£Fvû,=£Ú2ÅLxó[0iø¬3MVÁFÚ½­åż/R%2*±ò£ñ'Óâí¨Ë Á)éH=çO-ùVhõÍr{[m ú«[iÃFI^!ÕàÓÚ_öY¾Éªcû°2YÏóxtvxÊÛÍ%áWBóeÞ©Zéo8N{G=ßµNPCjó7Í2ê¸[9Ýl5¯©CÄî§ìûeÐØ0iZª]¸ô¥NXÁLÏ9DÒ1n#,x£¦ÿ×ä¶LSnI.dªÄ!¸ EUÆÏk¦[ÁDGÄîh=ðYµ]rg

»ÂøaãGTÐî

¼áå+qã¸$ôÉÂ{±Íaª5Ì%£![pMÉ

bbmdS§5§Ù;ÔdA¢¶äÊ}?R?O¢®Ão²©ÛñòCN¿mßXÉëZq6cU÷ÿÄF\9:ÙýEæw{ÜÉþ»~³

ÝHÍÝndâ Õ7®ÔÜb°hÞaÑü·¤-¾´ò[ËëÆ4àôÓ¥!ôü?k8¾Ðìüú¼²î0¼,Xÿý?÷ßì[±`¡yË·eúÛè_Sä5ÊÞ?0òÔGSQËãäÕaÿÎx¸4rá>qúcþj'æýJI¡«Ä&RHaê5YjCÀý¬¯?gÂ#øxܸÐ9Koô¯\³Ó¬üÑc$ú.²£P¶PoôÙ*ÑÐUöë½&fuSßÁüßêÉLµ _¢ùÙ5]:a%å8R#ä»ü_ùvNDü\1ÅÃé¬ùªR­£ßË>¦f8ÚÚGºVÿcûL©9gÇ

'Óþser`ÞcI¯µ«}Þty..¢¶I¢%û\²¾ÓÊ=ø%ê£ýákÑÄqúYäcÖÅn®._ôÄв­³?§·Ù4^%¡øqÿc¸ëe)GÔ8¿¥çÿõ\â£Å#VXV£èk·Z4-§4õwj<²3úRò<(¿a³aX2á!øÿJåqäOÖõñ©'ÖgNXÔ<f##TÉSO

~ÁÊçñ'¿¥Ç®Ð©wco*i"Öá&fú(¥de2ýoøÛ-ÒÊBÄNþ7¼èì ä¢Nl:Öúó$aw9VnÃeìrÁɹ¨?\(Xzâ¯ÿÐ¥µäE[mÍ3Qnέ°Y¡EO¨zPîD@*ÃE(8xMÏ®øHGZÚ«Är}Im.ªA¡P:Ó(*_TU©P*Ôû$¨

sØ+*Nêíò®JcºÝÃÜB¶öòM#)bÆò5¡FÀîBÿùNîØÍ¿.´NLúÉAi96ðìOUH"Ûq5ûY^\\b¬Çú4äÉ[ue_ÒfÅô}}ÔÖkÖòyG4â,ÍÆfseQ8BþçKüæGQP&=+êamÓ|»¦ý^ÛAk©õÐtñ)Ò¹Ê~(éÚ/³öòéá=?ªN(×KÏ©jl:£mí\<É£Ôy9Vwd'ÃöÇüW)Å´¤62âþèÇýë<P<êúÉysÊzÝÀ»ÔøÆ¶¶ËÀ²FáB\

QÛCÇDæÅâñ_«üƬ$%@Z[%¦æv+èÌ-2Z[³7§päsJÖ~ëì7û¤gðY$/«ýSó­ý7,ÁõL,£»ÒuÛë"k­Ò+g!UÃLÕÑktòÈ%_»þoÕúM±ËI,Þd[-Fy®#0,"Í+$««ÂU8ô̮͢½2îÕÉüæY3íT½üשÚÜÁ¶4R"Éè¢HÌTê6_ÚÌL!¨â ýúÌ|Z7ÞæÔ¼éä.ñ 4h¬µe0ø[}êÕÌýbÓøwé'þÿË& dÖ©«jªåR9ÄÞ¼hÔp)é«ñ)#ìråi1pcîÿbÓ)$ÿIç+ßyí­l®Å^#o#Éàáß2-9,[qøÄùR1@ÎCÓaÊ̯$|ÿóÛØiÒjvê>ëb@xú­Û¾déµ4ãôÉÇÑDØÎ6~i^rZ[XÐ]\//¤B&Ì ÓĶÿþqÃó>ÖÚIÅ­­Ï¦ô ¸ÚÊS¯Ï[y

õÝÔ·p½½Ì'°J¥O+n0¥ÿÑ´NhÎäV´ xÓí1ZaêhÔ½@ÀÉõH¸¯%n*I â§ç½+PWp©n©`f |GlJT

ÄUI©îðéÓW»\¼gÐ>'dW

[KǺ¦Ë3~ÊäL°Ñ

¯£ÿ.<oåL¨§VºP÷óQoäþ%ñfv"ÊĪêq*w©9cZÓoi2|pÆê{2)ýcT¾ëʾTI¸Ò,¤^üíâ?ñ®DÆ'H%$Ñ´ß-4×QivvñÃèÆñ¹

1¦j´y2Îs#F'÷|?ÅÍÉË J|Ë

pçL´F±

MFàçË1µÚ^)ÄÂ\?TÙ'żÃ̺bjxc¶Þ+BbJÎyKíð¨øºÀæsCÏbòÖ«§\³èÖ·Öè´q\ÁçN¬c§å&dz¿ýë7Ç)äý)

¨êSÍi£\Hö\Z[µ¹èG!Ë?[ìÓìæ¯]¤ß0'ÓÃÿ|Èg$쬫%ô=Á)p¥lo¨F°hÈF4«åÃIÊ48{¿ÓÆô=/O¼Óax{¥!·T&Fbß]þÊñÿ'6ðÁÇK.þlãDòî¬0Â'õ#b²Ü*`))eËqi£@l[E/´¶­UZÞLÈb#ßö

|{ÁäÃS(CéZÅ&{Þ,Û(ä

aãûTÊäa£#Âd¹dr`êúuÊËOEQ8Þ­ ©*NøLKÂóëýëZ+)úÍFMô]Ú!}ÉGÙý_g+le»üÈM2Ù~¿£,|ß

ÝͤËHqYîðò\ÒFQ48où¨1qtH¬õ_2O¬ÛêrG.zi)õKnóM}cÝáEøyeZMqã"ýLeͲ

E±3Y oÙäi<eùeøäSáãÇ!Aó¾?ÑLrÐ8µçxy$-DR J¼|~.¹~oÃøÿb³º~u½.úâEÜü%H «q¡ñïÕf1*Ê×ñ<0°«±µHÖ»r=¨bkYæ÷²FcĹCZÓ6&6ÀIjC|]MTÇ·Ë#[22SÏ?~Vó·

^×Ú- Ô ¢Ïmö×üä¸PÿÿÒÇ0iR5P¬ÿ

¹øG±¦§hJ³Åw'hx¨¡z

çNøª&

*.MÑ]ÉÁiTnQrI<köðþ)6±<1æ­¹O(FZýU$ Uº¶ûàZzåO¡.Ö´¨±Àô2{ø&eéñqsåèæ¦cÅ/=È­3:.K!ÔtuõU¯9 42À0ð4êkÛ^Ímsyè«+¸T»ò@YDËq¢7PÙ1ø¢¾P·ýÛú(êÅJ÷9Íèç©9v¿T©ÎÉÁÃͬè×Rê9Ç'ÚRv mJfÃ[£P@ oéüSb&Ø6¹äRαÔTs 2Ò¿à~]²í&ãõ5f­y·ËòÚè2E¢É-þ¬ÅÅ]Ö8"ü|BÅ>̬p£»O1Kó³Xãk$Úàù²¾*/÷§L10%¿8Ù}»Å$i³t«h}1¯êJ$vÅXôQJ*ÆÍ¡1 ï\IJÍtvPɼå¯êÉVKH¾;î´E=æNn,fGÉL!ï¤p@À¢8ãP¢P

fÂBÉj^¥IñÉÆhrÍÒ[ÆòÇö$eÈÓV¶)^?BÞC_OáÈÛ1²×ª`BqL²A'Ôaº¼¼RâêiÖ£ØãH´ékw(=AvMðÓº×Ð,íë±Ô¨ïJd¾o,j

ËêéoéþÀ2_ÃÀÀ¤¶þ_óòNkM

G2²ÏÈ

öø385lr_ù­d½ÄÓÇYÕ[ %Sâ(IEiå¦ÚmÈtÀK Ö5@ ,`q;lGLS>ÒM"9g%)QSóÍ^«³#täbÍÃѵÑbU

Q@M7ü3g#Gð~¢JºJ)øxÿ³.aÂHÆÃûÿfQ¹Ò,®4ë«62CõÚ6 ¯!J©ñqËBC¢lì<æ&éÏW{í*¿qrp)µ­ßý\ÈÕj#¿øqb0ÚøôY/uèRm)ÖWHîØ¨áÌÓÄÕ<AûL¬Ùw{×õe:èÊb´1«¹o/ÂæåàiÛ*l­í$`97Äî)EöùäÃ

2;h`^¥ØTó}Îþù$ÒìÜÓ¸U.ÖSضÿÿÔ~ÏüN?^i´4Î/ï?Ý¿köºÿ×9¢ÇQö¾Ðùõý¯òp

i¿Þ×þ÷¢ü¾l(EÙô¸öËOøä\wý÷ìÿ{Ðyÿævépu?S/ï.:Óô`U¯Õrý¬Vo²:uÄ o¾Éû_lyÓèÿ'$y!ý[øtú2)R_µôöÀT*ǼßÞt~ÇÑ

(X¿g§|XºÏýëOµß§Ùÿe

ÖN=L

Wï¿cìÿöaJ×ýî_ïúg§|aÙký(RºíÓøä¢!ÏÑkCþËaPZÿ½²ý¿ùéö~2äÏ¢´ïR}ö?k+bîþÿÇ$%÷ÍöúþÏ÷}KÉ/_óü2l¿îÏë¡îþÏ~½¿IÿÙ8BIM%nAq´Ê¸MÊÌ WÿâXICC_PROFILEHLinomntrRGB XYZ Î1acspMSFTIEC sRGBöÖÓ-HP cprtP3desclwtptðbkptrXYZgXYZ,bXYZ@dmndTpdmddÄvuedLviewÔ$lumiømeas$tech0rTRC<gTRC<bTRCELRY`gnu|¡©±¹ÁÉÑÙáéòú&/8AKT]gqz¢¬¶ÁËÕàëõ!-8COZfr~¢®ºÇÓàìù -;HUcq~¨¶ÄÓáðþ

+:IXgw¦µÅÕåö'7HYj{¯ÀÑãõ+=Oat¬¿Òåø2FZnª¾Òçû%:Ody¤ºÏåû

 

'

=

T

j

  

®

Å

Ü

ó"9Qi°Èáù*C\u§ÀÙó

  

&

@

Z

t

 

©

Ã

Þ

ø.Id¶Òî%A^z³Ïì&Ca~¹×õ1OmªÉè&Ed£Ãã#Cc¤Åå'Ij­Îð4Vx½à&Il²ÖúAe®Ò÷@e¯Õú Ek·Ý*QwÅì;c²Ú*R{£ÌõGpÃì@j¾é>i¿ê A l Ä ð!!H!u!¡!Î!û"'"U""¯"Ý#

#8#f##Â#ð$$M$|$«$Ú%%8%h%%Ç%÷&'&W&&·&è''I'z'«'Ü(

(?(q(¢(Ô))8)k))Ð**5*h**Ï++6+i++Ñ,,9,n,¢,×--A-v-«-á..L..·.î/$/Z//Ç/þ050l0¤0Û11J11º1ò2*2c22Ô3

3F33¸3ñ4+4e44Ø55M55Â5ý676r6®6é7$7`77×88P88È99B99¼9ù:6:t:²:ï;-;k;ª;è<'<e<¤ >`> >à?!?a?¢?â@#@d@¦@çA)AjA¬AîB0BrBµB÷C:C}CÀDDGDDÎEEUEEÞF"FgF«FðG5G{GÀHHKHH×IIcI©IðJ7J}JÄKKSKKâL*LrLºMMJMMÜN%NnN·OOIOOÝP'PqP»QQPQQæR1R|RÇSS_SªSöTBTTÛU(UuUÂVV\V©V÷WDWWàX/X}XËYYiY¸ZZVZ¦Zõ[E[[å\5\\Ö]']x]É^^l^½__a_³``W`ª`üaOa¢aõbIbbðcCccëd@ddée=eeçf=ffèg=ggéh?hhìiCiiñjHjj÷kOk§kÿlWl¯mm`m¹nnknÄooxoÑp+ppàq:qqðrKr¦ss]s¸ttptÌu(u

uáv>vvøwVw³xxnxÌy*yyçzFz¥{{c{Â|!||á}A}¡~~b~Â#åG¨

kÍ0ôWºã

G

«r×;iÎ3þdÊ0ücÊ1ÿfÎ6nÖ?¨zãM¶ ô_É4

uàL¸$ühÕB¯÷dÒ@®ú i Ø¡G¡¶¢&¢££v£æ¤V¤Ç¥8¥©¦¦¦ý§n§à¨R¨Ä©7©©ªª««u«é¬\¬Ð­D­¸®-®¡¯¯°°u°ê±`±Ö²K²Â³8³®´%´µµ¶¶y¶ð·h·à¸Y¸Ñ¹J¹Âº;ºµ».»§¼!¼½½¾

¾¾ÿ¿z¿õÀpÀìÁgÁãÂ_ÂÛÃXÃÔÄQÄÎÅKÅÈÆFÆÃÇAÇ¿È=ȼÉ:ɹÊ8Ê·Ë6˶Ì5̵Í5͵Î6ζÏ7ϸÐ9кÑ<ѾÒ?ÒÁÓDÓÆÔIÔËÕNÕÑÖUÖØ×\×àØdØèÙlÙñÚvÚûÛÜÜÝÝÞÞ¢ß)߯à6à½áDáÌâSâÛãcãëäsäüåæ

æçç©è2è¼éFéÐê[êåëpëûìííî(î´ï@ïÌðXðåñrñÿòóó§ô4ôÂõPõÞömöû÷øø¨ù8ùÇúWúçûwüüý)ýºþKþÜÿmÿÿÿáîhttp://ns.adobe.com/xap/1.0/

     

0, 0

32, 22

64, 56

128, 128

192, 196

255, 255

                                              

ÿîAdobed@ÿÛÿÀµÿÝÿÄ¢

 

u!"1A2#QBa$3Rqb%C¡±ð&4r

ÁÑ5'áS6ñ¢DTsEF7Gc(UVW²ÂÒâòdte£³ÃÓã)8fóu*9:HIJXYZghijvwxyz

¤¥¦§¨©ª´µ¶·¸¹ºÄÅÆÇÈÉÊÔÕÖרÙÚäåæçèéêôõö÷øùúm!1"AQ2aqB#R¡b3±$ÁÑCrðá4%ScDñ¢²&5T6Ed'

sFtÂÒâòUeuV7

£³ÃÓãó)¤´ÄÔäô¥µÅÕåõ(GWf8v¦¶ÆÖæögw§·Ç×ç÷HXhx¨¸ÈØèø9IYiy©¹ÉÙéù*:JZjzªºÊÚêúÿÚ?ÛR-@S{ý@õfõ ?¯ükÙ =Æ1Ôøä:lõZÀùúrG×W±ä{

N¨ËSÓn¼é<êÍc`Ãúÿ»W­Ó%ê#ûE Ô,8CÇãü}ø¼E:pF&ÜI<^öcô??¡÷ºõZg§å°7·Ò÷P

Áâæßâ=ø±êÚzpý67±°õ¯­hóêdSé ò~÷¿ÐýÔ{Þªõ­)q»#Ea

Cèý·õÆEî}-qþØûó¢H+ ¯OCq4Ù±//ÙÐÝôó(ZÈMô2Äu¡æÄ<ñäûBÖ¹ªÛѼ; ÓúëQþntõTÕKªhåÐÀõQí3Féñ

teÑJ+þ¯N¤{§Nõï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uâàè}û¯\4Ûô?Àò¿íüWÞ©éÕ4Óá4ÿ]´-þ ÜÅ}ú¾½lø\½ï«uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uÑý@?ëû÷Z =tHQôÿ`½^ªÌV³¨SUÈ¢ßâM½¼±Äô_-ìÑöôÅW­PLpF9úÇOâä[۫渹~#òãy÷§IªÐtÕf?ÿ'A¶M²®[ÉYY%¸`ÓÎÿAp@'÷õý·¡«VÉêLv­HÜmL¬À,òÉb

¹wýW>I%,´cÓ=N4ÔÓghpH»­ÖâÀ°üóði $ôà:cªÃ£«j䥽LRBÖWÎoȱ¸ú²P>¬$¯Iʬ+k+K©WdfÆâUãs¨ZßÒÃÛ2j¥N|ºh!f$)_RYÐtÖ²8uúÜrþ¼%W=;âSצ9±PC­H~4jÍdc!üêÔ½_K{t¶WÓ5F-/,$ÒiÔ¦4eÌm!¸]V+qø÷öÓ­MOWé¯Q¼i

iÒR¬áOM:4`>ͬ϶Ddôê°&*ñÍ+¤S k! Sè

8ÓbGªÆÄ`/í²(hzsÅIÊʼ·X«+úÈ·ì°¨:âÞ¢y±¿¶]¨z²½GLU4G*±*hÕG!OÐX¥kÓ©ÓLô*]õFÌVCæl©04I¹qõU¿øßZeêâVÅ:nzÖñH¶»G¦DhÚB4-î8`CÇô\sM5ôé߯P'#2ÆW9FÕb$Dzª/;1U 0ÿ{{¸

§«#ó=uQÉùÝ

Ó«

r<º)ã

¸dFé°BHnÓÇ´±ÀëQäý3ÿð+}ÆCI%.æ¥í¦tüu&Æç{$c«ÃdÔG¥ÅGrÙª$E`æz¦,÷YÉÈÒÄßTªÄ®ÊÀúõàò0=´ûzßÂÈòË©Æ2´Ñ

B0ªV;¹:.9ú¢oÓ¯Mxr0¢Ó4êæ1Ññãê*d¡0«UxÒI¢GÐ

1Ì_iþ¬QOz<õ:¥¥`¬Î±kñà{[j¥z²

®aZÍáRíàwê£PLáÀ»YNäXýN =Ñòq×ë*ÆÍgpÅéñ

Är Õ¨¡¸ÐtÝø<Xð½¨ùuZât¬Úb@Ψ¡ÑìæHÑÑ

éffcÉÿµÁ©:©=K6XÅÕ|~hæ0tͬÈMC1r i·ÙE0z¨êR(f×ätRéÎuD]î\¤Üq{«£­`uËD¾gu{À®K'Ñ4qBä-õFà_Ý©CöujHX¢ Yd:T¬]ko#È!,yµkÛÀÝkÖùÅaØÙuéA6I##

òuhÕQµ&Þï^=V¹êpEY/Âx0ðŧcªöyqô$z@(zÑ4=9Aa¥OÔº£e@át©F`}Júy?xt8áÓ<:íé$4ñDÄ3ÝFå±CßSj¿¯õÀßPöátâ¸SÔÕÇY42ê9LÈÚ!é*-`¤~Aúî¡kAÓmF5êrAå¬ÞuF$T0W%yMÀÔÿB@P¡êL

)×îF¥cÑt®ÒH;ó}@pmïNÇõ±Öy*1©æcSEùF¨²Ï

¬_OçÝéòëLh*zM,ë.aè饨FBÄ˯N§¨ê¥½ÝjƦ½5ötáöðùWÄáÅ

52¨!\42DKJ@àúmsíÓS_åÖ'ê\Tùkauëvb®öÒÉ{©7/¦å@±¹[Gµøxu`¤¤ÿÍøûx¼L¢]ý+#

úMÁÓ{,H'Ú¡ðêúZu0©WRͲNZ5iq31aè¡ãÛf6#ÐôÉt®zpYGF¬a8F«h·

cHH¯My=¿6"a42SÖ2=%m)cC_yÊÜrÑßoô·ºÉQ@¥h1ÓrESK+UD¡Jþέ6d:X pÀ_IQo§¶ÀtãéuÒ|úö/mxá½DÙ<Ë®öµ­»[Ìy³¥Û´«H®EÅ|ÿ>¾OU¬±Ì±ÀV9©&Hd

£ª×¤dævpðú

Ê-

±øì4å6M¸"×^9áÓcá£[²"kÈ;*A)궯Ƚ6ü,¨ê*6ÌrG!¥+Ĥ½)6¤Qªh¸Ò¤z± ÞÖú´ÖãIeéLs°[¦¡(G2ÉË¡m©ÇxI#Qäè}¢"(ñ8é½èZ-

ѺøôØHÈÖTqÉü\ù÷¾=4Î:Åü>yuÃ*

m~O ÊãÓvÒUúñý-aî:¨=czYJv1k2thVÔÃWÛóÁçÞÔS«+zÆôµ×ö(Ø$ÙÕ4«H<cZÞ­#ñe67Ú-1ÒHãÔW¤DºÜ¯ÑAìª,urT7ãë{ßñíáNÖ:ÂqæW112YAVSû0¨útaÊ\ZÿP×t©êÞ'YÅc*Î]ÂD «å7XØAGß^8³eG½ây»¨ÄÓ=AEÍ9²K2*:µ7æÂãéíU«-Ãuøl°Û§kEôzHáÚÂ̤úð¸÷¥êæ`ÜOY#jH"p,Þ!ºFìYä

"Ëk¨ÜZ´®H¥zÌÖBÔи¢ºÆI̶[ af¿çè=TµOR×&¤½B2Cå

B]¥b,¾¤þvÒÆßN}¶ÊN:oÅë:á¥OKºHªÊ­¯

o.¢9±5

Eä.HÓÀ·úü

³åÕçϧ|TH¦`LHÚR1ÌLqȽÍún

ÓFV"§¬¿Â¢i|)¤bfdÔÌARåQÛH@òMçït5§Z5)^³®°HÑ"ËÑ

g2Ii=DzKX\? {¸ON·âtá6:S¦&T.©N'åÖÖøÚO'?M7?§É÷c#ªøÎ:sGaQ®D*#¨a¡UΤ3ÿ[¹nyµúTµâ·OPà¢/$

RDXÀGIj¤ª2òãyúX¯@½ã°:§Å

%DDþ94eyJ¤

>MGõô?ì/ÁöÑR½_êYONdÓ¦3X¤qÌà5bßV[_èû§iI±^¹¥,[É,V@FiµÈÐnHæÅH:l·ÓÝDj8ôÿH¯NÓkSâI@Wî¦À?çQâßÿSÇ¿0QÕg§ú*vy¢pÕ$)¼:

Üþnn}¥=G§ºuêk@¾¢;î¨=Âçõ_ê8óä}{ħ뷥.¬¦¤µPÙH$óôü8Öå

êÂ`8¤EEVT-Ñ®¤,¶Õé%Áµ¹úýûoéä\uo¨¯>:cúÉVf#]º«^®

û¡çvÍjqÕ

Ò3ÏlÁC¥G ÈK}AþþÜ['§N}J7Iì>T V¤!Ì¥y®,u\ðßB9±÷G

Òl8aQÓ$-¯MÎ]Ë

@Q¹½è[ùÞÕ¼:÷ÔG ¬°QM5iÒÄ­ï}DAür>@V]l/¯^[êýF#廣Èj°Öçê¶ü@M¿h'=^tqud°Éæ6Õ2AéÿROÐò8÷³Öõ:â¸VT:)ÔÊJ¦ô9M®Hý86±ç{Ðu¢ääuø4©U§.ê3O#êúQÖ6.G×Ôn=èÄÞC«A9룴êõ\ÒÊÈ¥I´+ô ªnêkà\ßÝ404#««Äëmzu>H(ØÉiÚ4ÛöϯOön@Saõú{ÑFQR8ôà4VôÑ6&ã#¥avd¾5iEuDI7$~àçE)_ϧu

g¦Ñ

QäÇ1R5mL¶EÀXÉÕý§¶:Põ´¶¯\'\[³,Tjë¤!xªy­£y@uSv-oõ@íÃdtè$õE-£ÛÕ×8µSÐÀBÚù¸&éýÇ×Ýij¯L

õÅèóR<XJ$8QòIc GRÀ/©C?Cï_:u½2`|6àbÚM1a,héôkÖü#=sfaF¬\R:ÂcåI¼ÎDm' êçëù6÷½>WÃO>¹Á¶ñôÃÁ

Æ«§§C£u¿ãøÁÕtÖcHõ8FVH

4A¥ôþF¢®'ú[ݪkÖ¨+Ô9h

\HvÑvPYdFÖtÞöýy½øõB)Ö!!EãÈ®?AlÈÜIáÿ©Çn/ëÓdõSi)­tÊN¤³«!Ô¢Ö`¤i¹$\

À"ÄS=6ÇBÜy

Â)p4ÂX¢Ü©Ðmù?]?Óúû¸õéÔd¤õJzK ã.õÊÃQ]G@¤Ëcîêõ¢Dd*ë¤MyWSÀëá§ê>¾ìW¦µS=t°D]mZ×ýŹ1¼¹A)QþçݧM±óëR8,DÕ$c©®ÚK4×ý77±N¯m:¡=y)t*j

/ÛQÄwGÐ84·çý¦þèNê¤×¯5+-¼Ì.c%ÐÌEذä77ãmo~$ã¦_å×)h¸ÑãX£g YäEê¥Ë¤Lé£Fmb.¤A°Í8¹éÄcZôÕS[B=kQÈ]Ĩ®EôÀÉqiIJüú¿wåÓdÕÔΤÓÁWPÑZ!C(Óäý»(¬Üà\Aöâ[ =DjË©VÑù<Hå)fOÚDÌ

ÿ©7ü!âH¦þDô¡Å=P©V(ÄêB½Djþ&¹*±D¬.

°°!)ÉâLuYHÓÇ¥z Ê?h¢%öõ-HpHb[ÿ¶7HKS®I8Ëe4$d

丹¨ ¨µÍù {Pëb@ÙÑø§Qö]µAAQ3Fì&o¤¨Ôï=ÖSê{éûz­øÕõú¿nvé)ÀõztßN·äpF5ÿl)ÔÞÆÛüÝm4µSÎ!« 8Ý`ŬÊMÉ Ü~=¹¹[ºzð®)éÕ¢0áÐ)U´ó}åJÄX#ª}²

FI(o¢Û$l

çS¬áÕæ÷Õº/®É2²K­h¢Ë¬pMÔ1?ÒþÜXÁëÆJÓaé%{,Ó»5=EXTÈëV#ÔT·¨/n}Ùb òëÆSN¢ÀPµæJ9òIQRè¶£2\q`,mÇCu+ɧIZC^é°8O²¿ÜÞD¡ÇM»tØ<c Oáô®&xUÉo YÉ&ü\°<È$r²PôIhiÒ¤b

$(< Y¿#GÓúû]kÀç¤í#JôµÇâZÀ%*£ôßë¯WÓxãÚª*áE:e]ãÒ×Ó¦8ÓKɨfR3ùãÔoíõI5©=+©1¬µÔC0$rnú·ãþ+íÀÂé³^tÔHó¬I!I»_è-Ççéozã:r@M7¶9¸õÿ¯ø{ØêÕ¨¯NSaΫ5¡ÿmþ÷ǪSÔ¦ÖÁN ¿K¨q§'õÇøûõ:ÐZõ$SL

«X[ô þ Töúÿ[ûõ@ëzXuÌPÍéô±RÀ6½ÿ<ÿ¿Uxu°§YÕô­®,,+b./ÿ"÷êõ­&zïÅÔoÀàÏlOûøt'«

ë'ðå*Ä/n?"ÇI¿ãþ)ï^)oÁõëÆ-¨Ù®/é$úý?â}ÛÄWÂé«

äêKùÓq{}5Øñ¿Óý·VQÕ"r:Æ0Â)b¨#R*,r©Zü0P~[÷ïÅÃcÏ­xe{KJá^_©2ãd¶.Ü´N?OhâxÀTüýoW¹vdòAW"ZÜhrò £$bÌT5À½¯ô÷[«}jg»ëþúôØÉm'·¶²ÏÔz9]»Êfé·÷WîQÜ4Ë¡èÁh«Ý¤§Ècº}

x°Óõ¿²ËSÇà\

$f¿ìõy¢·¾¤)(àiB¯ú±Òâmÿrq}·>µQF*qU@.ÈæÌéµ?ÃúûH¦XÿM*Ã×­À.-

%`ã2OV§*n=-ÇO?Oõî-u×J%[¨­.$1å*VÇWAå²1(bXØ

DØz?BOøèLõaN=1U|Ò:è^E

i!ÚÁRþ®Oô{dêWÔ|ÇL4T¨ä¸T°O\SmTAäÛÚÃÞêXgª5é ãéY¯£x¨Aa¯ªÀ)¹ú}øóýZsÓàéÏRé(µªm{7íFÊlÕÐr9<ZÿBöüqW=TÊxݹç)ªY}'÷#b?ÕÜÞêZßRÔÞööµ®ÇIÜȸ©H=PÑFA·Ü?ÝUâÖcýø[Ú¤3¬:qX

v²ÇE@#ÕàÁz­ËWõ'ýaíBµ8פv®¥èLÆã

*µ2Þ¦iJKTô±:¿#ü»føE~δ$ «t«¦Ì/Ýåäa¬éÖæÀkõ¸ú_vÓ-<ü=Z7äÿàéÚ£rRcbd¶¾:m/VVüýoaøü¥³BÇçç

ÏàRä2zBû7ÿ[ÛsOgj¹/ôW'öÛmÛÛ?¦ü>Üô¼ÆôÝVQ§nòËÃÄêÇáãüøæ4Ë0CúAþÉ.yðì#Ñý3ý]

-9^a%û§C6'

ÁQÇÃc©1Q?ø3£ýY'úûÏq5ÌYØ»3Ð(bp¨U@S§?lôç^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷M¹\¥."ZÚ¦²F=®WþÊ(?×ò_oÛÀ÷Óó>¦.'Ú#,ó==ͪËÖOYS#1Û@¹1Çá#P~ãØt"cUþ~§ %Ô²ÜÎfsÇËÐtÖÉÁ6XO

§ü.Oê?Þ/í¶É¯L é/W0ñaªÖÁÒÄl8Äûö:Ðô¸UÞ-r.

ðI7}Ò½:¾½''ºH`kØ7Ô7§¥þ§_ýom·5J÷ìI

Ì.A¶o¨{÷[ãÑKù-ßøÎÛSGÅ>çÉS´X0ÁK=ôµT²ò^Ì/þ>ÒÞ<vðÝùyì,§¸}E;GáÕnÍÓÝùÜw3U6C#_0Y¥ò«°IT3´Á£õöS,Ù¡Í+Zt05

t/Hˬü=fBZUaUrÄtýGÐXüG§k°ÍciZGx¡Yo$ê¶$*ä½Ä_ߪTuKgÒË¢Fm½Z¼¢®Þ«²ð»\xzôàòê1TOþiK@¾1ÛÊQ<h kß\Ø^Þ?.®^°ô¡.»pâFI5 éMm©7Qu¹6­WDY_Å"4E?UP)¦àXê±#Ór7ï«=Q³ÔxøHR_î#1ù"\°aK:ºssþHä{tS¯Nºù!E5iñqbI§ê=dIä

´zðU$ò²Æâm1éÕ0Ñ"HÑü¡J²&Geä7zRn=FXY|^IbYAøá]/0Q([TYyêMIÅ:Óõ7/5â2,­­|j¬ß­£êkÚ¬Bú@vV ëhi×)É-+

RƤøµ¶¹­<ÌO*ÇkIøõ°sÔqªT) Ū°»Zf7°%tÞÿ_P°üÕ§V®zÑ´q,BiY¢-$jU¬m뻳~¢ZÀZáXui

V5ÊîêVjÐKܱ

b

fe:¯pú_N'eóëÿÐÛ.&*EÀõý^¼V½MûEújÒ«r>C~¡ÿXO~¯^ÓÓr)

äpÒíeÿ}ÏúÞ÷^­N§$âä[èGàþû{ëÔ©ñ¸

-øàê7?[lmǽõ£ÔØå°¾£Í¹7ÿÍ¿ÖúßߺÑLÉÔ[ò9`>°,?ê}ú½VLa¨­7ü×úßßõࣧH¦#ôÿ_Ç7üÿ·÷°zõNôµÒÄúYÐjº³?Öaù÷ãS.®¤PiÒ¶uÔ pµ(8$ÝdG«Õùÿmí·¿¢~]-p3CÜ>|oJêLå]Dü]%ôò£}=¥{y##åÑWÐKÄé??óôî"àÜ¡Olt°r:÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿u½íÏÒÿáïT¯Z ­zïÞúß^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×\XîÁáÓO

8Èê,1H,×ë{pLÀÖ&61> Ë¡õ$ýH _Ýþ¥ý:«mÑeÚÎOWúäýOçvêãÒy,V1Úµéºm©­µ¿Í­ÈQí½¨I±Jô¢#Ê5Ï·©×§Jn9úÛü»k¨¡é¯Òv·¯@H

ÿª¿û~Ó.¯HL®Ú«^0G,WëùÕÀãÇöãUçÒ'EAglé,Þ09ú0àÜÛópM¯ý=¤xAêñ³!ǦÄXö$32X8Tçóô6ãôçëí>XéÑ&hz@WauÛê+¤%[±¸~¶·×ÚyV¼zP)Òb«ÀfÐ×!>,"pH$r-À¿´ìôúKçÒv³² °WP*T1³eú{éúØsí¦ÇJCW¦ñè§EÐU[]×Q5jy¸üIö¨9ëŨiÓ

N.3©FµÒÎÐJsbmkðX¹'2O¨¬Óº(PáÒ~ ÕT3@óIÇ!Gp&Y$fo'õ$-¹úÞª¶:x\ô¬Û=Q¼·q:EE_åWÀÏ<²Ù4~J&­m@r=©¶Ûæ¹b£oOioÄ¥õÇCmÂÎÕ

êê°U±¬úüTxÝHC«dA¸ý_M:M½/,8ÄUÏ=ϽØÛ1I¤PGkÖ·Ä\ý+µaùi+7SCxþ¨ñ\¨ôþµ¬Ä»ª(a:ǤÿÖ]¨"TùS¤cã^८ٹ*¦´RRCº WôjæH6õTÇàW÷-°MK:×ÐðÿWåÕÇ1Ù§Äò=YìL{WjOP

b3X*¯ÐKµÝñU_Á^È¢°?a¯HÔÉPÔpUAR¿Cîã¸ô dtç

ZkË$E!Ànò6ÀúFº¬-¨Þéz¡¯NÑTë

(vyÖfFÇÿA¦ÄP|º«

Âç]~NA++xõB®ò¶C/Òÿ×ÛÂÖRk@?>k¨Á©ùtùÎÍ

U©ËmÚIDSö)ÈN^@5Id#¸oH±&âÅÏ?ÃÓ&ò*àÔõØÞEòTn*Ù¤P£üKM1Çeª¤vk07,Óñn[Æ]ëÂðM?Ï©M²(b(¢å`°Í¦,e

ú Ä]­é?Kÿ[-².(OVñØôéK´h)¢á£XÌh«$5d1FµP¼Ë/Ðû³[(5Óկ½9ÓmÌdE¥$qSBÉ)c÷$qêúº¯Ð~õà àê¢F8'§Èq H9bÏu*+

Q"B@[[AþÝ?gVÕÖXñ~'HuùÖ=%^K²°Ò5X±¿#Ûüº°|ã§X±ô÷¼T®ª¶xÜG ¨ccø¥®:eâXÛSH5~èF+%þô?u8ãÕK×8ñÍãmm )Åüz"&?'LÍÉN>¿_Áüû©çªÖ9(ªÙu<nAYYe!&ÂöaoÊÿà­ë`c®¿J

;(c{yR$Þ«_H'ýuðó¨ÉS^¨~âs5´òÞ¢¯häû£#á|¡tºcd!úð7Ü6ÀÓe­ÚÑV[ÄÆªG-UGåE»ÇrHe Øþ9÷V¶V£GùÂôþÑN²@E

b¤Î@¡þ¥Å¬xöËBCc­j´n=/¶ðÌíËxÙëqRºÇY¬Vi2SÇDA±[0«^ÃÚ¨ÙÔÔtâTà¡#´6·eã)CK-'ÇQK ´¾!Ë!]E${©·® t#ÏÓ¤±]Og ÑNÜ7/³òsB4nCfã¨<Ö j

}¹ú[ØZê%¼ý½-®à¸K;otÓ¢§¤ºCdA*ÊHêú[Mmqb®-ÈWêFKô0Pä1³¬Jµ0ì3´eA®¢Ñ¨Òm} Þ÷ñìEñH¡ãÑ$¸ÔèfÄÌZ3ULÓþÝô¸Çrü£Zêopúǵ

ÑyôÁñA¯REiW¾¸¤ÈäzH°ãó rmoÁöðÓçÖ»¸õVÇ^XÊc¦©ò-³¶

µÉ¹àßëõçÞ.¬qòé»K:¡IäªB4cêDSê7Ô¼.5®§ÛØøÕã5(UP$hôèyGp8ÿ^Ez¸Hé;=´#J\ë,òHB(Ä}@ÈÕÍÆm

«ø5ê~AçjYà§c2àHî²´N5Åãk¨-{-~-«ðü

+Niß=;W@)fíèáPËãSJÞ5-hѯb¿¤6µíni ÀéÑôÖiê¥VMM©Ý@&åÂèÃ[ÖÅÈ ón,vFa^FG4u¥È`Æ]@@,Щ¥­`O(ÕéýjE:Ê)juÉ&3RýÍLÕ¨ZüsÈý¡

Aòé²ã^8ùu1(ÌWÓKÅÉg]|mõüØ÷O

¸´\W®Å$ÅC}½À_$bG.u

£pW<ÛÞ¼u:ÉWÒÑ䫺6µâPÄ+

?7§6pFHÇ^-N¦CE¨xUWI%ßöØ©KÆ

e¸$ÚäóÈöèJÔzujã¬ôéE5B$o¦HüjT2®@aÅÅ­«úþ-ࢵ§T©éáxãPÚÐ%ÙI%¬§Hþ¶±ãoëÙë<b0b-EõjfOMîйÿ^´9§U$yõ<G2Zê&#ãG.©`nÄ}?§õ·üÍzÕzÎÄ*FÄG:¾² ¤ÕqoOÐZàxµ½èê"­â½M´eoÜ`ìB

lÁ¸(@ú`âÜéöÓ+­ª3Ó¤êÇ.ZÙAC!C¤Vº8@¹{©·¬dã«x=:¸ø)$7­|zG¨þ©e«ÿÓéîÆÜ½]e¨ôéò¡:I¡3\;«¨Xzÿã[kÀcua88^à C"IàVhØ2GeFH¿¨ØÍÍÍù÷Co%k§ùtð·N´øJ}®5ÒtòXjô§ÒÜ~ÎO¨ÓÄôé®G GidÉf-7¥à§ô°*VÙ¼úhݧXñ5&´«á

ìÚæèy<¿ÖÇúßÝÙ¼úi®SÈõ­¨é¼ÙM3¨pVL¥<NÏÔ{§tüú²Ý!:@'òéê¨0þ/©ja¥êk\ªÄÅ)þ¢üáîËSÓë7¢å×MGMRZBÕ÷rV]¼o&f

obn9ãúû¯þήÓÎ¥1×£ÀDì<xÏ3EÓMM 0¶UoVoþ¿x[ùª½ÍÁ'XQö·\×nÔ28]©!IT5YLm3:t´gËÁ$Úçxµ½ÜFô óéÃ4ßÄ¿Ìÿ®Æ)þìbJCS àþìPS­¸ä\òoͽí´êá¥óùuïîîrt){z^ÁY1õÕºÅF/4뤪ýl-ýGÐ{eÕü±Õè].ëÚ{N¥ÎƱ!#D||@®HI&G7RÔ²sëµZ§5®¦(ÑIPY)bP. ßóøO|ÉêË~]AaÑK²óUØUfrr*èÔÆ7Q.uIú->Øh×ãÓÊ~΢>ÁÀĦYB³C¬ëhV´÷¨}#Mí{ûfPÍÄ×§ãпìp[¼XêHÙ?ÍRı7P.µ­ôþö­:R¬O¹I"«øþÕÀ¿ãÝ ëÕ=Cj*­5ÔGhÀM.¡tÀÞ÷ÞçBW

O>¡ÉFHdiu3jr ¸°7æß^l9§«j#¨¯B@àê¢t8PEÛñ`n~Ö4ëEúô¤ÓpHô)Ó+¬K¡kò§ßº­@âzËRõlëpӮȲÔIYuÒ¿P=@¨ß¯½uPW=bðdFQQMqe$Mêµc{çIBE®}úõF#¬"GýÓY8«0X¦f T[r¤,oÇáÑÓlÃÓ®2ãWI§¨fceFå2*[Bc:Xý¨¿»éÇL3ù°M:13Cäit,Ò3¬Ì©¤bIül?ÆçßÓ=0Î|ºÔ@»-5:_LD$dq¤©TºMþéø±¸÷R õá#u

éO?¬N}qÓ¨EaSǪêàòllM4Séàä¢KNáTxÕiÊSÐd¢Tkk\ý»iëEºñ¶ cVF:Dô(3øÅÀ[¥­ô篽µQÖlzý³©Ù £¡+ ©/À¨ßN«°kIRê®Á:^!MS3Ér>U"ÂKiÖA¿àÚßK/écÃÓ¬2

V!t´h '[B]F¶&ámOé>¯kG&¹=,úË4ûw°6nmK/Øg±²·HÅ ©©ûIâ×J&Ì$_ÛÐY/Ñvæ¥ì/+û:6éJ}ÏÐc¨UGd¶¥¨Ôx#ÒF£qÁ?_g·Ñê-> :/ÑG¢ÑUN"`ÆuR»ª@~¬'rïCI§Tz²ËF$õ pÂŽ`õ·ÑG¨\ ¦Á=Ê$EæA2ðÓcùöð¡ÏMÖ½?ÓQÊc$ÆÚ$:X_Qmd/Ð7$õ7?Ö΢qçÕT´.¬&BI©ôzÕNÀÞüÜ{1"ͤtN)¨±èÎR×k2¬mE

ZàÉ#OÓýöb¥zA,

E:\PcÒúOo¡­räêP·àmÇûß·ôW=Q3Ç¥)Ü ðÈ×8Çî,õöúP¬qÒö¥4¬F0.,ÞáQ"öüÿ_Éöò°¦zó

t°£Á Ó¥}DVÃQ¿7¨?_öÜ( TqAÃ¥.>¢Ö \8äH6ÿú{Ðj°¯T\t§§ÃG¦ÎQ[HÓô'úÿ¿»éÕ@8ôï*#ö¿?M!¨\Ø·ñn=ÐÉõm+ç(1q.$lZÃÔOûqîZg­¬qùÔÔ¡§VRͶm

}> j?áô÷S:ÓWý"¬3ósùêÚHÔy*i£7"÷±n~ô]@¯íêÂXFYòëñ½y|R³\9|"QÇ!üßýïÞvà¤þG¯}E·uçv:[paSâT§ðH(Æ×°öàK*¿ÞOUúoâG;g§#pcÝu^ÑNÓrGÒè·'éîÞÛ¡·ìëfx¨© Où:ÀwFÔÉ^ÒØ&eo{û³[ι%Þ×üý8«+`Fãò§RYÛö¶év6+|)X4«øÿmßtý5ÁÓ­ÐÍGùzäk2r"ÙÛøòTá=GÒ߯½è

{¥OÚÍÕL7tÌD~c©qã#jdó×cQl

®tHÄ­oz+ûùiò¯ùºßsüÌu*8w3mÓ¥É

äËÂ

ÅÏ&¿öêM°ã/üdÿ­.áQùÿ±Ô´¡Ý-ü+þØþG)úÿAþßÛ%­«_¿ÞÙêâÃÇ@üÏ\Æ/uµ¯O

ËúDõRsõ±%ßì¿xñ1üÿ/N­¬ôîeþ}p8

ÎìípõnO76&EÈüûßlâý£ª5äÑX~ÏözåýÒÏKé%TkkEÅH÷õÏoñõõVË7ûÐÿ7[ýß)qþóþÏSgÙÒ­:¯îTº®ÊªÌGö£±ôÿ[_Þùq§ÝD§õytÊí<4c+J `aÈAcuðL׸Zþ×E<*5=#Öâ5 ïc ¯)±¤fµc¢àÑe©ÌLH Ú\i?ÓýoéíY@ë«õ\åä©«ICþ®YÎ¥£yª¿n´\Z»ÌY©lWH?<{®¯ÛÒ@:×´@q£(xêÍÂòh¼zÍìß¶üsa{û¿Ê;ÇT4:mr¥¤×¨ôßÇô]J5x÷=èB­Â½lTõUPADcÕ#Yc

]]UípG×ëþ½^Ù¸Öêzà)*ÚÍöò)!ü©³ZÄ»qùÞöÿXmyZ¯Ri1U:ý¼¼

>EVKêa`­fbü ½Èúè[84=l±#¥¦/#=dóuJ9X^ÿK~?§Õ\Q(ÃtÙZùôºÆãÜxâVÓ§üôî¶¿ö^ÿëô?ãíH*ôÃë]-(Úr¬^ØÜ_ÂÍ%ÔÒ¬Ö¸7µÇã{{Y@.M5z[ãV²µ£3Àè`@H:³D¡Gû§øßÞÊhpq©ÇøzRWsF.__vHÆiöõ>. ÕYóêÔÔéw$ {O&é¶[ÿi.¯÷1çÑ<³¹JF¥=Iÿ'B.7¤òS

;wT*¢JL:Q¡°å~æmOoõ_eSó$+XkósþAþ~ åÿ·Ép:0}m³6û¬ÔXZy«¯È_!XXjóUj±ÿìçyÜnFªÿ

öåÚzZíu`WÔäþÓÒäà=ñÉèË®ýû¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝpHáåÕ#K»±²ªrI÷eVv

¢¤õ¦` ³`¾÷ÜåªÌq³%9+OÈofwê[ýàbK{u¶BåÄÉö{¥ó]M¡Obðÿ?AT×-rtnnHàók~@~mîç×¢àzKÕ¹%Ú

´ÛMÿcJ¯öÐÄý}·Ã¯ôF³¨Ø~®G EìÞ½èªzaB¡\¨¥µÒü¡ú{ü=Ô¦)_V³¬®èT¥î~ ÿöÑ9êÝ}×Û{¨ö­f1R¿rÐ<XÊhÒÖUpè'Ô~ââçÞØ¥s@z]·Ûý]À­zûO²÷eníÉ©y*ªeĪ<ôT

*Ã}ePÔH7*¢þ ÝÜ/V8

âOuÀè4©/¸

¼

X^ÏêÂÀy%O-¤ßO<úpô×2®µ.èñkÃÃÂ^ @®Cö±äMÍÇÒ¾yë^]D0o¨ É':2ÄJéñôÿ¨7¹úÇUµëÖ×®ZÙ¨Ð#H¬)á0²i@åF#èS2ö \u

t1Xjdijh,ú|þ5 kR6G[n£°QrÊìÅã$J3#2è¢+¥×ÑÇ^®:È¥*FVYhÔÉ K*Gé-p<dê¾ÊO#Ýk¬*),RD±%bòN­ ºP<5¬Hà{ºzß]<wvÇ´1Ìʱ $ʤ*úmf^?P½ô{¯^¯X'KFðX

^/8`B5Äq ÒR1`4Ǥ1 ±ë^·×¦'Z5£f6Ör³Ó

¹G"ÿKÞàlkªÃ®¤1³Hc{JÊ|f*ѵCE ,¢ê,I [ªÖCxZhT4=IK&u23F#J³k¹^M

ïôõ

:Ø9ê:¸&wIí$²J^} È"46çJÜE¸öz°=3äIb<R"¢£ZÈýGvB}y¸"ÞìN%²9'V(Ò0a4Z@öæ"ÆRZ!k#Y©¥¿ ÷ªõR: ©¸6þúÿãÝÓ­Ó©ÑÈ-ɹ$ßóþ¿ÓÝÃ

uâ:²õaþ¿Ô^×äϽW­S©ÑÎE}Gÿã¯û§ÓÝMz¸ éæ9YHF©*Ç\fÄãý°ÿcîøtòO,_Ù¥eé@ª#à#:¥Áä{a­ÿþÞŸyJ?1þn°ÕSÔÁ4r­?ìWëí;#/Ä:^G'ÀkÖuéνïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{®.á&æÂöìÀz$=UÜ ©ÿg¨Ùj

©9ÂU »ÒN­JÛPPíKqþ>ê²#)Èé¸î"ÐúØzq÷~ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺àȬ-ovGM þG´¯ßü(EGJCS¤íMJu]-«IYà(ropl~¾èñòêÀÔS¤µ~$ÍwT%\8¸P@WK(RKõÕk1T׫tã¤ÅN]Ã!Qp¢Å*JÚÍÈ*×üÿOzð×ϧ<`z`iå`oâ,UYÊÎDailέ}V.lÖÖ¶ÕÃ×1O-ÉÐ]\Ρa$j

úØéù[±á*)4§M²D«%@IS1s¨-ç¢á[P[

¿ ¶Øzytø<)ÐÓ{¼wZ²OY[, 1ÒÓBZPÍÆ¥XlxãiNÒÜÛ¬s.-EÝ>]ϳê*ÞKh,íSGûPu6áÈÆÑ)ky×íÿéèïw;E&ê-CÈ©¯í§ùº

»hnÞ±§¦¨Þy¢¥¬1EÜr9sÛ[$òH[Â4¼.úDs"X¡ap4ö3%ES ×oFQn:Pj|©Ã¬xYòYIÁ

¯RË0Ç0ûThòª7ÜȪ#ØýHà´Å0J-kçÒ×0èL¢ÛY

µF­ªÄctÈ8Èå¥iÑÚc¢WV± i±äjÚÕ³Ð!OsÒ'¼M=+(ö&=]~ótF¾/¡Ça*ôú$Z·Ô9

ÖßOn¨Õû?Ùé;_I1þÓÓÜ{[jÄuÔM¹kÌ2 ¡f¬#D7¿ø§µIg yôɽ¸"(ý½9C·¶À¬[~ZJ¶K/]Pú¥MZ*f6k@Ò=VÒ~Õ-¼~}6n®IËÓì>SÒ¥0aIÁB Rãé¦t

YZ7 $cs`A:¿Ç{sÃUU¦K»7sùôãML,a+¦$exã§AJ~½Býí§ë{ÐF®:ÑûkÔØ±U*Vj¶s}Q7¥¢'Â}w~­ªö_éøsCS×­S5Jxʳxõz*AoITPÀ§ó§}=ïÃóêÔ5¨éÔbSP#ª9ØG U³ Å´¶§ä7ÔÜrl}¸kIéÊmIdò3hÒcºh.eOÔöÄ[ÞÀêÀéÏO;~©Ñ9}Jn58ภýyüp}¸±UkÓ(#§ÅKqªD:&Tb×y#d i·Ðé7¿ô÷¢µôëÕ©¯M2b¥VtÆ¡ô¥ã)Ù¤

kÞú~ýkÙ²§«^¤=,ã5k× 8[H­¥5d¸ûõk}}ÔÕëÓ¤p+Æ·¦Y¬Þ0²D

Ü \Ü}=تzÍ)EO %!¡rºÊ>mqÏÐeRG^-N=OFrÌñ·ê&4XèóéÀàu±°Çpké

2¼¯©î²

&6\sÏãîÝWůë=^0oQ3:

£¢©ÒÞ4³*ó}gð÷ºWZ-§SÅ£¨Y)ñuÊÊJÇ,ÒÇ]ÙÀRÍø²°ä=Ü:oV:UÁ

âC%n*]1®F «

w%f

ÕDRZÀ:,ÀÞÖöù"PúôÀb§¦ª¯5=LÔÒFavv]1Æ**¹kÒ¤ZÍú¿&üÐDA¡êÌAë

9L5t5ôSOJb!®¤xåD_$ΩpÊÖÒ׿ôàûÙR<ºO,jý­ñÛc±©b ÊÑSRfÕÒH

äR˨sébHô\{ÿªêÖðÜ

8ÿ«%C- Èè¬oΦ­Úu2ËI7×öõf'dF¸k¡@Xy?@¸çØ_rÛÐQÛþ®=mw®?â?ÍÔÍ

¹éa¨U°Ó,U×(pé¢Ä¹.ªÐBUYÎÍ#Ý´¹{­îZä\onh¥:®£ÖÁèò³Ô(woÚSõ{ýMÿBðþ·½UÖxtÝW®!MUäuWW§©¨Ð8u'Ô¤W7ä~.Ã"¸ÒÝy]:GVaÅ9ÉÌY'd2+ÆGk^ëÅícù6úûBÑSǯJQÃ-zg¨£§PÉr«~ EÉ$?ô·¦Är>Öë¤tð6G;\ùP¶?P¡´Øú@µ¯Ï7: ÕOQfhëëBµ^àþ¸ä©sÖav"ryE´Ö±°»G<PѸêÊVGz:uIRuÊ HÁ¼l<`bAr?Æ÷©BGN)u,Õ¸&A4zݼÆá£Ò4±¹µÍÀ³[zhÎ:¾­=<6ØxõyÊUtÙÊ

½¥ú¯¦Ö'èI¤ qÏUi*(:åÚʲG4Èâ@ÁUS¨3/Ú÷Õ`8þ·xD öõ¯Ã§èñT òú.Ê8b ¤}ø_ÞÀ¡§IÍI¨ëà"h;ÆÔÀap÷mÀ °µý¸|VzÁ.(ã B­-Öp.¥I

¹çßJr[>çÃÝÊ5,ÐHn"báBUìÀù?òBkQÖĽt1Ò+£ÂD"³¼_ýMùþ§üOÞJpëzá×_ÝÚÉP,i%îeº

±µÓsbnü

¹öâÙHëç§

m]9>:ÇÂÄ$ TpëÆ®,896öêØS'¯x¾u:Ç×ù&tãk5²-É»¹¬M#è?>Ü6qPz·Ô

qêjì\¦0ºÔ+TÁ:»Déô½úÜx\u¥_]E¶^?\µøxAdâyTM®

¿ çéÇ×ß

²¼Î@óýOL6:ÆZÓ¥EA»:"´ Úܯõ6ÿ{èÞÓZÓGCcÄ=M¥Äîur³ñ(dtÓþQ-ÈÁcõ·íáO£öu¿Ó=Mþ/ª]Æñ-¿ÍQãðô±ïá*qûzؼýv,

¶¡¥ÝUÑ}á7&AW«ýnI7ÿ[hQåÖõÏS¡¢ÆS±áh¡

%$6³¸²}oÉ?_¨¿½V©JÓ§(¥D2g¬jÙZ(T(%¤.]A'QÒ¿^x?§½UáÕÅ£o ãéÇø{©ÎzqGl|V×à,ºÄ}aaÀúþãí²(:PÓdZh£¥]·¡MÛä^×ãóÏÓÝ(:qIêOÙoà^

(«øô½ù¿ºiéÐOXäÇ:"÷»8?Oí8%¾?ÝYqÓÄôßSDêÌt+säecfÕýEÁ6ü¨<ûa×¥*àôÝ-ý$¸Óé)gRTrnméÛü-õú°W§CæÆEîÀ8-N³¼i6æÿSþÇÛéõz

ô×.5×Ó

ë©A(£W¤9OôþÛ,§§ÕúmÌJø¤+¤°Ò@

UBrSÏ×üoøöÁSÓÅ8õ¢Â­ÔVR.c»±7#H$zôüý}Ñ[SÔ)X

µÝ@z@gkþJ­øµín}Ö[¨ÑX(VÓê°²´Äÿ_ÅÇúÞõJõªôÕXéXCtGk(âÖãü}Öê½ÞC¦ù«±¡ÈY^PB!§Kê$@Ò}$¨ þ·"lj=7K^è´ù#ùh(© "(Rt/*,?8yJRÄ Sb÷]F

̾vc'¨_Æ«hÖAÒyaþ?K{¸^'¦æÆÒG­¤'¬rê»iR

BZBÁ¸V±úýoÈçz:d¸xÔsûüÖcûª²ÒV7õsÉúÛ{Ý)ÓD£¬¬>@ 5Hh#¿Öäkþ/ï]U=s @]tF:´

61ö~Gûîí×+¬Þ->"O%Èõ`}OÔqÀ³ª3Ódõ !Cê,X+!:úqÿ?oJ'=r<k'íÍ4¬A.ìCÉskj p®NôtÑ®z"R̬¶W§Jʪ,F¡WÒYä¿Òäì­(OU6KUÊ\YK:Ù,ÞEm¸bGàý)ON®­ëÔi¡aäC¤YÈiYYü§Ä¦Úésõ?×ÞºÑn¡ËL¬òytX¢¬Õõ @·ÓGú Ï¿yu²O£DݦUK®ñ©J²

Ð¥X]~O×ð@èÙëÀ½*h*

E-<axÞT(I V6ä^íøôø

ùjtñÓ¼Tìú½Né*««°'õiý±pOªÀû3T t¬Ñ¯Hª©Ãk¤ñ¸df

ÄðV!Jß[ÿSbѨI':¢dõüîߨL¥6ÖÎÇC©\ÎØÃÖkI5JТ±Ô=7F´þ<b+W´¸ö¥ä:Wè®ddUix¤

e-òF]ԡúð8oõ?Kf'£u§¨ÐÉXd$àòFÁ(,$ì½:Ýzu¥(¥BmêÓwRªòRÆÍ©Kä-ù¿ö

ÞÜA)ÀSÖ½()¢ÍM~Sr!5]2#ÄêEÆÇûéþR9ké¡s«¥%&æðTªcM ÈXIôDõ½ªg¨ k·×¥,ÝÜÍxðøzsm:§®«uI5Üi0Âÿ_ýAöa

:ç¤ïBhéOÁv n ²V¸!îìÅ,5únlOþ·!bÄǹ=#¸8ý.1Ûg~¼ÕÛf!©) ÈL®TË}"×¹µ¾NB´¿MhD×ÒÒgöéÞYÃÝxÌN\þÓÖÖ¼òêb`h×ôÑÀ£óhbÿ×í³}'Úz°¬/û1nM9þöþ¾ônÜùõ±AÖaqã[

¿Þþ¾ènXùõ¿¬â~@?ãnl>¼{§x×­øG¬D_EïùâÀÿK[Ýä=lF)×1B ©ÿmôÿu7

Ä­á>±µ?Eí<þð}Ü\çÕLUá×B'HØ?ÛÿÄÛ߯¼z×

Ö)Í:k¢o¨Ë" þ¥·¿NkhV²º¯ÚGIÝí²ñîV³tíúgK,Ù:$*Gú Ò_ý¿»)fÀéÖÕÅ2þÚõÆ|l¦ÿ'Ýx

éâ,¥ÛQ\çñî¬çáó꫽mdâaÒÆè«Ud¥©xȸx¤I¯ùIÙÙpGF·×Tð\5}éÕiµ­ýyÿxÿ{Nf'£1jÞ]sz8äýq£ÿÁ[éÏçÞì¿#«ý!<s×&¡¤ØnaýÜ~lÈN/,ÚVv=-qý×ô'TµÕÆà©¬)°°¼tÊï~Ó¿1Þp>Å©ÿÒè¶=º3]¾ÓÒ××{#o²Û8`×-2ÔÈl,.õ:Ï´rïØiüébXÙÇGåÒ¶zzdÓÁ

:¢CDýe@²÷I

dbÇæIÿJª(§Y½Ó­õï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝ{ߺ÷^÷î½×½û¯uï~ëÝÛëq

£öйt<ÈêmâVGÓòÖö{·ÚøKã¸îCüç Îñ¸~Ä}~]µóD°±krIþ«ð?k«N§zIVÊnMÄn¨¡ü/ø?u&½lô«ìuEíêÒ¦Ú~¼oÇ×éþñí£ÖøõàúBéÒ[`VänyçñŽ×ϯ(é;;qøÒ­¥

µz~úñÈþ¾ôzxtï­ëëý»Ü»²*v:æi%DrÉ*­Á¹6°§×Û$>Cô騣id¢¹òë__}éîmó[wp°T

l'5QÃ!$Ul*$©®^ÀèÝoä¸Á«ð§CkK-T2/yâz.OQ3L.ªÎãC$S¼^] Ø]SU`MÉEÅÈ'ÉS¦öFiEa+7JK+±URWÐ×fW¹±$ÚËïÝjCW×LR4,rÇgÄXØ+Ïûÿì}×ÇXæ§vGPmhäMo¥]xá½@]®O$=믣3>tkA,K¥$D]-×"é>¦P5lx·º¬:îé)ÒV^ºI4nÑhªVWm,OÐ$Ük}

¼zõâÆd-#+¾%C¢Ø¸OWK¤\8Ò/B:Øá×M1¹UUòÍR¯ËJTºúH"ëÉnI:Ò´ëÆtCÕoU´¢Té`IéÄÞÚ¯Çå½ÙI§^ëñ¬¨cU@cVHLÂIJßpR.Ü\°ë}fðù¥`ZDpÚ#í£aÈSêÒCZëõ'WÐ~Ï^òê4?Ø)M5ÒÎë»·ÓéÇ$}û˯Bˤ¬¿¥d[»Æé*Ú/&2YH

ÃHÁ@A¿»uCÔI]¥$$ùBLVPÁmM2HÄÎõ³[ÞñÖ WOÇþRK&¸Ê#yZÌLdÜ0±UO¥íõún«

פvPƺoä#LÉ á¦×¥½Z~¼ð¿º¦:Pˤt³VJÒKLñ-Ñ"c}ZJ[óô<1ôØ8ÿ÷`z¦Ç©"[}±<ÿO§·ûÏû{'¯S©!A¿xæÿ?Ç=Ó­Ötð¹±½ãõ{Õz°êd5²2bë÷^¶8ãJ*MÉ[WZø°qê"ßÙqÿí¦Do*})êhÎ[Pùÿ¥5&ãÇÔzdcNüÿå86áÇüHÚhpÏK¢¾ðý§§ÔtC#+©ú2°e?ëíÁé`!

Fzåï]o¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺õ¯õ÷î=zñê

f:½<utñÌè,=hmmQȶe?â¤m´HÜzjHcQÅzg4Y¼`¾6µrtê8Çå¤"`ý4ùD¿Ö+ÿÁºRT8:¡ÿ?LøsÂ?HëÀÏ×875)2i6¹Î$(¦o§ù-r·ü}_í#Ýe8nÓóëku­ö7Ïäxt£úò=»Ò®½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uîº ¨¿¿Vh¨lõ¡¾¨¿òH÷pìÒfSǤe#­ã@,á='ÐCÈ@·'ñ7ãè}¤1­8t³Z·ÃåÒb®ÆÊ/¬VR¤êWÔqÓÍÿØûO$t4l6zOTÓ}Zu)(¥¶IR/$?_ë{{HÉÓÜzOOX[?¡A{?«Po©sq~Möôâ%Dô.ë%¢?Q6¾¶,

¯õ&Í{ñí_^)é¶J0U]lÚ?«&ß@,?Ûp}§Ótè|ç¦

H¥±ñEùbÜ;<(¢Üêxü_îÅ*:°ðé¦í2£8,̾;¦=V ­»ZÖäQ®æ¦pIhµ!V$3,£ÿVµÅ¿ÿXûa£jÖ\t¬ÆùCjR +Qú^HÃl-qbä?<{ÖE:y\

t®ÃL¯uS()ʳ4PÐ~V¡ô]ªt®24Ôô,nåYäQ¨ÐÓÆCØ(¢ôô$Üqí³nÇóêþ2¶àÈà«ÚX!«`¯Á³I$3Ä`oÇéÒËϪ×$»¤-#¦&)4EÇEÇtm¦Ö¯úê$¢ä±éݦ6bCÆ®ÖrºÈ-©H$p

n-fqÚOí&&)QtÕ·3Ì­DÿnÔµ4pÕ¦©i

©êwF­,ÂÄ(Pmõ÷»YVC7³ª^ÛÉqÍ5ûiÒpIºO¹_-%câ©3*Ø ©U#UÜÜkßÚ´¥O¯Hå

Z

4Ã,wÄqÇ,ÜxÀ(Öm^¨6"Ä^×v=%©ëõíAä

är®÷ø¡{ONCÊo!¹Üû£F

~]oÄ õ²ÔÕñÆÁes&ÕZ@ÎÁíR¤1+fÖÕb´¯éõjõ

'ÅO`ÒSKcYbOB¬df

¨pÞ{):µºøy­zz7¡§N8üÕjej0Uª&0PG§ª@úª±óÈC<väÑ (VRHúí!CBÄùþÞ!Èùô=lÊÉí|vR?²²¨aÎlÊñ-F2¾Þ:DK$ª¼'M¹öc·ßKnÞÌdpé©¶ôIéQн:ß³rtÀªk+öäÃÒî­%tÂz¸ñù?Üû

 

®imãPÿ@9æÇÙ½Äq¦á

iéÐz'vX%4d^:iÒ-'ÊÌ.4xuxÕиbog×±®­V´¾IÛÆçR0¸¹]^«ÿl½ºªTtÁs«§Hñª'òF4IÈÃWAGÔ~¡¿·B-GZºw¥ÃÔ0VJy$wyTjËäñÄ $]xJ Ö½9³%®+Ë4GÈ5 a+²ØHÓ¤^üÿ»ý/òë~:õÉ0R6¦|

\&¶eDP]Ö \Ú÷¿ÒçFÜÖ«xÂzp[©#X$f.¢0È5ÿ4Ha{-ÁáqvÌ:¡7NÔû[&AÔAÐ!b¥DOT°

8±úóÇ;8¾½b©Û.'Þ¢(&IcK0R´H}LnÃÔI[ÿDÚEhzv«×¿»ô³WxÑTYYB:Ý rÃH$sô½ïîþ9¦Bî©»(ÕÅÁäÜx,dg¦Á}KM¹_4¬ R=,Q)h ê¬Wý¡×ºÍü%++¨bÊÞ2¼B/pðkÞÿÓÞ°^¡'®¿þà]rH¥}(÷

c$êx#-ï]zëËDa]PÇ4@0iuÇ

mêÊAã~ÓtÏNrE®!MeqËZj :¢u÷¹º5Ôßêµ»×x­EWNQÄ?wK$5x¹ô©J´sERª?iì/¦KKØ{pÀ\TdSB3Òb}·*¯7TÆÈ²kY5iºÉôÜ¿õöÇÒÈ3Õõí=(é+FÇnJ,d¦CéU\cW

ÿ]µõ½É0é¦CǤøútöQKH#·Ïí­i @ÀÆÇTÓÊçÝJ

Ø}oì÷eÐþ5¸¨ôéeµØ#DÇ= 6®ìÊ`jþË$XGy¡:½qƺ«È[M½ý£y-¥«1§JfE#£W1ç¨áªÇT´"êhÒG1k37ô Ûü/qõúín2Ë¢ÿI=(ÙÉ2»Hõ;-(°ÖZÜ^ß_ðú[k,OI¼tëÛfñ4.êT$ÄèlHaõþ¿_vðãÖ¼eòë÷Na}jªÌÉ)

îß¶JEþ_§¿p2z÷:Ã&ÎFZ%hË^BQ¬

C+)@÷â?ØÛÀSÚxuq0:K×ìZ¸[Éâ©)Ý´Éö÷cÁp@)¯Vnyþ£Ú9lÂås^Gq¨PtÐvQª¦ictqáÐPYXi°¿&ìümU§[31=r;LÔ²®4ùjbÒM9xÁäÐñÀ{£[­zöºäõ¶|(íè=BZAvÊ£VäÛðêmOJuá"õíªd%JEH1Ó´®`I?k[ü-ïÂ:Ø:È6èg)

£Ò®´RÉã³Ð,Íp

ÿUÏ'ÞÚÞ¸¯x¬xç®ÿºu/I]¨rÒCÆÓÄz¦T[

Sno§½RAêÚÛÈu&edte@oÅã_M¼$F?¤_ÔOÒæßC¡ð§['$tïÄÉ£?òUÉUMW¢y[Ó¦ªÔÄØÙ!TLriõ

u2°6%¥b±ÄÿêH"ÿÅ¿J|º¯ºÍÅÉp#8¢ëµØÛ["6çñõ¹ü{°·oAN¨^?'?³©1l¤]UBlÌè,ªí3½Æ¥6ã~Þþpë^*Wë8ØuhÚ¿`

bhZÊéH¹PAúûumg=PËÏ®¡ØÕìîR¿Hg@YUj8Ð{ñ~¿ø*)Öüt=( Ùe zÚ+p<upѲ5Ïl YBÀÿ~6àcªýHu".¼Å¡åI°F¤«

7[óõ®ÂÜîÂÙþ÷á¨à:ÐSæzæ´ðÄX,ÄØ*³gRø&÷6ç{¼dr;ë»ÌÇV5Ò±Çú¹³+õú^Ö¿õþ­5zЯR

D¡¢Pµ-Ïë¨rx½ÿÃÝ5¯JñëÀÔiÖÂ-w:b5_ϼr/ý´@-ým~>Ïz½¨ùuÒâ%µ£

éõ¦Ú"þ_ëÀú{«FÇêáúðÅÖÚËN4êp$$B½¬l

ÒÞÛðdò8GY\ºÑ-¡E¸ÑèÒÍcr£ùüѶ:¸=zʺ¶aûZì/k~Óö&çëôãkôÒWN^¥&

²OÜX´µ°ff¾«l ßOõ?¯½ý+{Xõë[~±¿eô¡,@C#éýGÐ~>ö-$¯VÖ)Zõ96ÝXxµ­ØÒ§éÏâãþ'Þͳ=xJµÉê÷f¨"F+¥T*]°V»KqÈ'óþÃéïßL)¯â óëÛO·ö]U]$~Oԭź_N·õÇ®¢ÛSºâÒ»Ii8à¹{[ñî¢Ô=\]!àk×Eê©§

/ê©N¢¤uq{ý/Ǻ41NDä׿³m¬²QËØzMÔ¶Ê"Ö§òQO]¸ÅX¸vóT-Ê5µ(ýúSê}§eZÔô¥L5Íöz<¤Ä(:25

·Ð\Øsôú§p¡¿tÓ)¯$¬XxRÍ%å >

~¢cýx[ÿTìN@^P¼Kô8à²&.9Ay§ÒÞúõ Þ÷ÒsÀt©1æOMRÐf

i!Kê

zP¯¥Fçkó¯º4rÓÆMsûzh©ÃÖËu7^t¡8 GPTk[?í+)¯JU5Õà£sûù4ýìÑE§I[RÓpmô{¨Zu½ZFéªM¿ÒÀóibËU),Íy#µ

ì¿PúÞܨf~ Í 5%$®½*QJ¦À±¶n/ø·û´J@ëFV>}`8+áTA_V­ÀþAÏät)N,OPZ6¹ã?Üeñìërçðui°½­p}ê««çÓsÀM*yLe}·²êpCÛIàØßÞõëeý:j¨RUJ²D¦ètµK1¨:µ¸·'ÝZ¯P]M¢¨]:Ü,öæÜòIßáîôé²GMÒ¢é

ÜPUôX¶2·Ø_ëøæþýÕóé½ÑKJ¬ÁT½äf,Bò¥Ë¹oðQ{^þî:¡=ByRR"Äf:ÖHÈý#êIõãaÕMÒ¨k$k¶¥V-äpQÁ¿$0'±üû°6ÝD`PtÚ2ÊÚä%Ü#XØ~øú[¯»yôÙëKÈEÉf*Ô¨,nT\øë~}ûçÓdõÅÔVòYZÖ-'ðGÐ[óï]4zÀìîdvYC]ÖW¢;h°t$+)½øn}û˦ç¨åâ%+s¬\tÑf±ú_Q·_ï]5QÔg¯¢D?åPéüÞ¦7¢PQb8?Ô^üî£Tcõ<¥

M; ËÕR¿ì¾@±,APH#ü9î)ÖµgpJШÐýV¥¹-Dñ´m;ò

eJþt ú/§ê¬zôV³¨9Câ· ³ÐÏ¥)±¶6¿·¢p½7ÄW¬kâdXã¡¢wóT¢1$ÆÐüá]ÔÚçßIéÕ¡ÔwÇîT*Ï£2*Ý´U˸u/BÈ/¤RO$X Ðæ]V¤u\jú2±¯%&1U°a+È­ô

n,ãèßFz×˦6Tּܦ3p¨ô´#ÈXy)"¹^n-X}.ÙôÙ`zÆÛrj3V±ð­V_ ÅJ¨IÌNWÕÍ_Ôm¨{ð

3Õ£oçë.ÍÅ)62)$[*ýÄRJÑï­Ú¡Ï­mp

ÁçWàûòÀc¯=Ô´ÒKqT4Qµ£ü>ÌQE1Òf=sûG:¥?t²5¦´3F ȶ¢>£ú)öòtÃgGÛnM.àé}Q9É»3©

§í%"½È[ªÆàßìÖÞeCÄУÃs ®*iÐKQU¨Tm}:¯ÜpåI'ÕÎ ¢æüÚþÓéÏFJuÆ,JjTP¤T°F²"ÛýHÕqsþ··Q=l=;Óbäc#U´e½6ry°66&ÿ_jpé*OJj\[i$acv+¦ö6¦ßE?A§-ǵ+fJZa J$Åê4>#PÛóϵ

käìËÒÊ]¢?rÎy$"Ì$sñüÿuFzdÝ+¨1Ò@õ\Ó©n°æ÷ãú®?Ö§¦kÒãkª»¶i¬5Soëþ&ÿáíâæé³&½-(±úlCIõ)ÔÄq¨ñÏõ?ì.=Ù$ÇZu éaCE"çXÿ±·ë{³HHÏWéUGI]?\xÿ¯¶ÏJR5'=(àKZì

6½ÿâ}§fsåÒµ:uiÁ¸¦ßí6·õ÷NïNGN¥9ä·×ýã§¶XÈ:xh=KDC-¿#EÉ^¶Y

üúqBñKHãMDÿø{h³yôଣÅrÁý'óýmí³¯åÓ¯Y¯+k?ì}ÒçN­UôëÅ£DoéÈÿaïÔo3ת½q2F§ÕÏB?>÷¡ZÖˬ^qøp´@7ú»øgͺ zu.&I* ¨úö>ÙpÊqÓÈÊÜi×6xcýL¢ÿáøÿ{¨WnYÁ={ÏLí2þ$÷¿~ðå'

zØØæë¬¢½LÂüÌö'ÞüÿþÃ×¾¢ÒqûzmªÎciÕÖQðòEônÞÔEeq!K~ÃÒW½FÍûÚ"{'qf6ÿNbèv¶ÓÃÕTRd7öhÃ,¢%¦«ö©Uþxö!}®ÞЬLÝäM5>Axæ[«àòK1 ¥Vç£êØ*¦NåùeÝZik±;;%̪ÄI§Zakm'èàṟÙÄÚ´ÈäÑÐ~Iyif(±=Ôä;Wó$!=7á·?ĪyávÏkî÷]?}[G

£È¡´±+ OâÄ\~}¨·PݰÀ©bÃÕdÝ-Q©ÛJzøkûrOCæÜ©7L´íGÖ[ö uãnä]1ú^õaý6úûUû¾`Ñ§ÌØz¼;¹¢ýq@ÈH§Ëηڻ;1GýáëMÍ]=íMWIÕTòAQOtzZÌ}A(iJd÷F(d6×QiqçZ,SnܤµO

X¦zÓ£+CYXñ¥E%dÒ¢ò¬qúÔõ½Ëeª® }§üÝ

m&¹=ôóÇùúps¥

@ÿ4þñ¯Û~n?ùºX.g¦"?´®F¢·ûWÿTD§ý°¿¿ óþ2z¿v~ÇæÃ®õäóI

ÿ[ÕÞßòJ~1ÛOû_özðî¿ÿ½±ÖUzÃõÃË#[þLèDÌþÁþ~®èù(üÏùºïü³úÓþ´­ÿ=ëô?¥üº¿ø×ª?óõÊÕ$ÜðÏúã÷ªÅèhÿ7[¥ÁüJ?#þ~»1Îå ø,#þ'ßµGü?ϯhÍÿã#®3~j¤ÿ`÷µ>÷­<~Óþ~´"ÎCûùºåáoÌó§æ1ôÿ¨÷­cÉGóÿ?VðIâíü¿Í×¼?órSþB?Þ½ë_È~νàâoÚzä#ûN×ÏüO½'Óö¬"Qæiÿ?\ô÷ÄûÕOVнwï]ZëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¯{÷^ëÞý׺÷¿uî½ïÝ{¤éή2é q÷!úxc·,ÌͨøkI`/ϳà|úÈKÕ²]QæâÊxàX_Püý~¾ÛëÝ&*^ú®ÍbI

«ñÿXiþèzré7U%

kx6ÓwØ^÷\^ßÓÃg­zcSê$Üëߦަ ~O\ßýuêÀtË䨰ԹDt0ÍUWU+$qE+äFf O¿ÓëïDW¥Bó>ê¾Zü¬íÝÍ6óÓì̾ÂÛÖè\}¹íê>¿/³¡^×d°¯EçÑ)2§CÛÊëwO¡-㲡66ú/°k£tÞeÃ#Ç2,h´J#)æñ¬1!´ß¬ }nÀû÷^§QÙ¥,`?¶nªºg¼.B$Rl[MÉ·½Ò½o¨nÚ¿ÌÓ9¥5

þÛº¬ª#°b¦Ú´µÀ±7!A-}=në4í &3¢Ê¥e,¡oSXú.ʶã=ê½k®ÉKCK©*]M˰~lÁ9×ôå@_­G^r´¬

®ÂB®xfó-ÒÅO¦ÏÀ¹

@÷o.·×e^VaÏi9

%5Âù\ǥ¥'ëÇÔû£u¾=qx9/»4ò'ª&´,@¨ºC®·,ÅÅo´~}f*#±£")\éòº]Z;$ëäØ_;:ßQï"Ç v«ü )

È

HoUX\ßPÝ^Í:î&Q

¶ÓBÂ4Ìc©ýFVBUQJñe *kåêÜG\fi#»~Ù-?H&*3s¤{{}}îëØ#¦¤×s}hÊ%VZ¤.¨EDbLIé%×N£`@mKê>ýÓ¯*ùlÐåbÒ#+hUvEñ Çé,B7 $^Ä]Ê

$ô %OItJº#E1pË$èá"Ud¡ì¬=.B7)28·hêeëSLä'`WòÉ2]YRXªåÄÑÜ·{

á:S

pköõf_òß§;%)S»¨`¯H¯ÉJ´Uq°U?·¦ìú0¸±_Á´[µÌV6©GùôTRXX%Â2tièr´ÕhC4R©Uu6FSÍÐSbO¼óíh[[¥¨O±M¨l4-¯ê»_ÔHoÏø`=¸½;NârÊI$ÇÍúþG»uêu)æÊÁ~¤×äò£¨ãýaÏõ÷îzêZ:òn8SqbMÍîIþ>}÷^µN§FÜê?BÜȱ¿?ÒüÜ{­z½¿CÇ¿^¶:®¦ÜÇ?ÐXqÿ=Ö½oOYÕìߨÜsn/§ÓéŽ콧¬âNy6·7¸ä~OçýçݺÝ<ºÊ$7?[ÿ±üsôý^¼:M«¤kÁ4±G§Säôÿ·÷SC¶ÐÕgJMØâËY¸ÿ±zÿâ§÷¯m4Hr¸édW²­£WÌ`ÿ¥M&V°B6ý¶!_Å×ý

ý°QKâ)0~}8{¯Ouï~ëÝ{

2 4 5 6 7 ••• 79 80