View allAll Photos Tagged ev
Chamber of Commerce, Wharf Street, Powell River, qathet Region, B.C.
Canon Rebel XTi
EF-S 18-55mm f/3.5-5.6 II
FLO (by AddEnergie) electric vehicle charging station at the museum, Marine Avenue, Powell River, B.C., Canada.
Nikon D700
Zoom-Nikkor 43-86mm f/3.5
Model: Evelyn
When I am walking the streets looking for that perfect spot to shoot, I am looking for soft and directional light. I found a closed bank in Miami, with this beautiful overhang, with light from behind~
Exposure 0.004 sec (1/250)
Aperture f/16.0
Focal Length Tokina macro lens 100 mm
ISO Speed 100
Exposure Bias 0 EV
Flash On, Return not detected
YUTONG EV BUS ZK6650BEVG13 | BUILD YEAR 2018 | ROUTE 995 | Chongqing,China |
Electric Engine: YUTONG TZ327XSYTB06
Battery: CATL Lithium iron phosphate battery
Date Taken: June, 2022
Una amica dalla personalita' frizzante che ha allietato le nostre vacanze !!
www.youtube.com/watch?v=08Idan-FY-Y&feature=feedrec
She will be loved - Buena vista social club
Bir bahar sabahı rastladım 16 numaralı eve. Sobası yanıyordu ki bacası tütüyordu. İlkbaharın taze demlerindeki ilk çiçeklenmeler, ilk yapraklanmalar baş göstermişti ağaçlarda. Bembeyaz boyanmış tahta perdenin hemen önünde kapının girişini kadife çiçekleri süslüyordu. Dışarıdan çok mutlu görünüyordu ev. Hani önüne bir tabure atıp eline bir bardak çay alacağın ve arada bir geçen olursa onlara merhaba diyeceğin, olmazsa daldan dala koşuşturan serçelerle hasbıhal edebileceğin bir ev. Kimin evi olduğunu bilmiyorum, hangi köyde olduğunu da unuttum ama benim için mutlu fotoğraflarımdan biridir içini bilmeden.
Sanırım Sarıcaköy-Dereköy-Geredelli istikametinde gidiyordum o köylerden birinden 11 yıl öncesi anısı bir kare.
Nikon D300S + AF-S Nikkor 18-200mm f:3.5-5.6 VRII IF-ED
▪︎Bus Operator: Dublin Bus
▪︎Fleet Number: EV 64
▪︎Bus Type: Enviro 400
▪︎Manufacturer: Alexander Dennis
▪︎Registration: 06-D-30064
▪︎Location: Conyngham Road Bus Depot
▪︎Route: Not In Service
▪︎Operation: Parked up
New electric vehicle charging station at the Town Centre Hotel, Powell River, qathet Region, B.C.
Canon PowerShot A570
Canon Zoom 5.8-23.2mm ƒ/2.6-5.5 IS
Sizin hiç penceresine bisiklet dayadığınız eviniz oldu mu? Anahtarınızı pervazına iliştirdiğiniz, terliklerinizi demirine sıkıştırdığınız, fesleğenin genzinizi yakan kokusu ve topraktan çeşit çeşit saksılarınızın olduğu bir pencereniz oldu mu?
O pencereyi suladınız mı güneş yakarken ortalığı? Duvardan akan suların yolu ıslattığı, o ıslanan yolda kuşların su içtiği, sizin çomakla yol yaptığınız, çizik attığınız, sevip sevip uydurduğunuz bir sevgilinin adını ağaca kazıdığınız bir sokağınız oldu mu hiç?... Akşamları işten dönecek de balon getirecek diye beklediğiniz babanız oldu mu sokak kapısının merdivenlerinde? Peki küçük kardeşinizin okul yolunu gözlediniz mi pencere önünde? Ya karıncalar! Seyrettiniz mi gün boyu önünüzden yola akan konvoyu?
Apartman boşluklarından, açılmayan çift camlı hava geçirmez yüksek pencerelerden, sadece ve sadece kapıcıyla kurulan iletişimden, bisikletinizi 30 kilitli bir oyuncaktan ibaret balkon süsüne çevirmekten, çiçekleriniz varsa bile aşağıya su sıçrar telaşıyla onları güzelim baharlarda sereserpe sulayamamaktan başka bir hayatınız olmadı mı yoksa?... Nasıl bir dört duvarda kaybolmak bu?
Bütünleşmeden toprakla ağaçla, çelikle çomakla, pencereyle pervazla, korkarak hırsızdan uğursuzdan, yalnızlıktan, sevgisizlikten, daha nereye kadar kaçarak yaşamak?
Eğer bisikletinizi dayadığınız bir pencereniz olduysa bir zamanlar, eğer evinizin duvarına çarpan misketleriniz olduysa ve bahçedeki kuyudan su içtiyseniz, karşı ki komşuya bir kase çorbayı çok görmediyse anneniz, sevmeyi sevilmeden de başarabildiyseniz, yokluklarınızı bir başkasına en önemlisi annenize babanıza yüklemediyseniz, siz de bir zamanlar yaşadınız demek ki...
Bir zamanlar hakikaten bir turuncu ev vardı ve perdelerini annem örmüştü, ben saksıda ki çiçekleri sulamıştım. Bisikletimi pencereye dayayıp uyurdum geceleri. Karşı komşumuz Lütfiye teyzenin bilirdim beni kollayacağını topumu alınca diğerleri. Küçük kardeşim yaramazdı biraz, toz toprak gelirdi karşıki mahalleden. Annem kızmazdı. Bilirdi ki biz çocuktuk. Bilirdi çocukluğumuzun en güzel anları, perdelerini kendinin ördüğü pencerelerde, kapısını babamın taktığı bu evde yaşanacaktı ve asla geriye dönüşü olmayan güzel anların kaynağı olacaktı. Mutlu geçirilmiş bir çocukluğun üzerine, büyük şanssızlıklar da eklense, siz kötü bir insan olamazdınız, annem bunu bilirdi...
Biz o kadar mutluyduk ki korkmadık hiç bir şeyden. Hiç aç kalmadık sevgiye, özveriye, saygıya, merhamete. O turuncu boyalı penceremiz, 4 oda bir sofa evimiz yıkılmaya yüz tutsa da, biz hiç utanmadık yokluklardan, çünkü yokluklarımızın ana fikri para olmadı hiç bir zaman.
Kapımız, penceremiz herkese açıktı. Biz evimizi, kapımızı, penceremizi, herkesi ve birbirimizi çok sevdik.
Çok sevdik...
(S.Bengü)