View allAll Photos Tagged uzak
on explore
Uzakta bir tren,yorgun bir vapurun sesi,
İstanbul'a indi ağır ağır,gecenin efsanesi,
sabah koşuşan insanlar bezgin,telaşlı dönüyor,
Bir gün daha İstanbul'da zamana gömülüyor.
C.Erol
Yerlisiyim ben bu soğuk bozkırın
Şu karlı dağın yamacındaki uzak köyde doğdum
Her sabah güneş gibi yayılırdık yerin yüzüne
Bulutlarla oynaşır, rüzgarla söyleşirdik
Gaz lambasının ölgün ışığı altında
Gecenin memesinden emerdim
Bozkırın hüzünlü öykülerini..
Şimdi benim özlemim
Kırlarda yankılanan, gelincik tonunda bir sevdadır…
Adnan Güler
I'm a alone hawthorn tree
in the middle of the steppe
I listen from the birds
The story of distant lands
Birds say;
There's a place far away
Spring in all seasons..
Birds say;
the sun never sets
On the other side of the mountain...
***
Yalnız bir alıç ağacıyım
Bozkırın ortasında
Kuşlardan dinlerim
Uzak diyarların hikâyesini
Diyorlar ki;
Uzakta bir yer var
Her mevsim ilkbahar..
Diyorlar ki;
Güneş hiç batmıyormuş
Öte yüzünde dağın...
Adnan Güler
The mountains receive sound, do not give sound.
Bir uzak zaman hikâyesidir,
Ses alır, ses vermez dağlar..
Adnan Güler
Sevgili Dost;
Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlaar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna, bir gemi çapasına, bir lokomatif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir?
"Başımı alıp gitmek istiyorum" cümlesi kimbilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başlarını götürmeyi başarabilmişler midir?
"Tebdil-i mekanda ferahlık vardır" diyenler, aslında "tebdil-i kan"ı mı kasdetmişlerdir?
Sevgili Dost;
"Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum" Çünkü aklım hep kurcalanacak.
"Kalbimi alıp"; çünkü kalbim değişen kanı karşılayacak. "Uzaklara"; çünkü gazeteler mürekkep, radyolar ses, televizyonlar renk yapmak istiyorlar onu. "Gitmek istiyorum"; çünkü gitmek kalmaktan daha pullu : bir gece kıyafeti gibi ışıl ışıl parlıyor tenimiz. Bir gece, kıyafeti gibi soyuyor gurbetini.
Sevgili Dost;
"Garip, Şam'daki Yemendeki garip değil, garip mezardaki ve kefendeki gariptir" demiş Araplar. Ne garip!
"Garibin yüzü soğuk olur " demiş türkler. Ne garip!
Eskimolar güneşin gurbetçi olduğu düşünmüşler. Çinliler küçük beyaz bir taşın bir çuvak pirinç içinde kaybolduğunu... Ne garip!
Sevigli Dost;
Hafız : "Hiçbir yol yoktur ki sonu olmasın" demiş ama ne çıkar! Bizim otobüslerimizin aynalarında hala, "ömür biter yol bitmez" yazıyor. "Düz yolda da sürçer insan " deyince Çehoc, Aşık Dertli cevap veriyor : "Doğru gitsem yollar komaz/Bükük yollar boynum gibi"
Sevgili Dost;
Uçak sürüleri havalanıyor yerden. trenler, sihirbazların ipleri gibi oynuyor. denizi yakıyor ütülerden tekneler. perdeler sarkıyor otobüslerden.
Sevgili Dost;
İnsan tekerleği bulduğu zaman başına neler geleceğini bilseydi, bakmadan arkasına yuvarlardı onu ıssız bir yere. insanın elinden gelseydi, düğümlerdi yolları ıssız bir yerde
Sevgili Dost;
Kalbimi alıp, uzaklara gitmek istiyorum...
Pozta Kutusundaki Mızıka - Ali Ural
Oysa "VEFA";
Vefa uzaklarda kalan bir his
Dost eski şarkılardan bir iz
Şefkatse bardaki sarışın kız..
Dizlerimde derman kandilimde yağ bitti
Bulamadım gitti....
Ve "VEFA"
Sadece İstanbul'da eski bir semt adı...
On the left, it's me lying on the wall. We are talking about shooting techniques with our friend on the right, photographer A. Uçan. Another friend of ours caught us from afar...
Solda, duvarın üstüne uzanan benim. Sağdaki arkadaşımız fotoğraf sanatçısı A.Uçan ile çekim teknikleri üzerine konuşuyoruz. Bir diğer arkadaşımız bizi uzaktan kadraja almış...
Algunas películas tienen un efecto en la memoria, consciente o no, que sale a la luz años, décadas después. En 2002, Nuri Bilge Ceylan dirige Uzak (Lejano). La nieve lo iguala todo, y Soria puede parecer Siberia o los caminos de Meco, las afueras de Estambul.
Película especialmente recomendable para fotógrafos/as en crisis.
07012021-IMG_8114-Editar
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Beni Al
Bugünüm yarın olsa, ya da hep yeni baştan
Yaşamak ne güzel olur hiç başlamamışsan
Geriye ne kalırdı yaşananları atsan
Seni bir daha yaşamak isterim aslında
Beni al kucağına, elini belime sar
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar
Beni al kucağına, elimi beline sar
Beni almadığın an ölürüm beni al
Biraz önce uyurken seni koynuma aldım
Dudağından öperken uykudan uyandım
Sana böyle uzakken seni bir daha sevdim
Yanına gelebilsem bir daha dönmezdim
Beni al kucağına, elini belime sar
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar
Beni al kucağına, elimi beline sar
Beni almadığın an ölürüm beni al
Beni al kucağına, üşürüm sabaha kadar
Yalnızlık
En sevdiğini büyük dalgalarda kaybetmektir yalnızlık
Değer verildiği halde karşılık alamamaktır yalnızlık
İçindeki o sevgi kıpırtısının çırpınışlarının son bulduğu andır yalnızlık
Sevgi tohumlarının yeşerememesidir yalnızlık
Büyük uğraşılarla kazandığını bir anda kaybetmektir yalnızlık,
Denize daldığında dibini görememektir yalnızlık
Yalancı gülüşlerini üzerinde hissettiğin andır yalnızlık
Dünyanın bile uydusu varken
Senin hiçbirşeyinin olmamasıdır yalnızlık
En yakınında bile olsa aslında
Senden çok uzaklarda olduğunu bildiğin andır yalnızlık
Umut dolu bakışlarının tükendiği andır yalnızlık
Değerini bilemeyenlere değer biçmektir yalnızlık
Gökyüzüne baktığında
Aslında özel olmadığını hissettiğin andır yalnızlık
Hayatı bir gazoz kapağına benzettiğin
Ve gazın havaya karışmasını beklediğin andır yalnızlık
Aslında hayatın sana ne verdiği değil
Senden ne aldığını farkettiğin andır yalnızlık
İdam olacak birine son dileğinin sorulmasına rağmen
Sana hayatta tek söz hakkı bile tanınmadığını andır yalnızlık...!
Zafer Uzun
Fotoğraflarımın altına şiir koymuyorum ama bu şiiri sizle paylaşmak istedim...
Sevgili şehrim &
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım&
Sana benzemeyecek hiçbir ışık &
Çantama koyacağım anıları &
Giderken denizinin suyunu kabartacağım gözyaşlarımla umarsız &
Sevda şarkısı kulağımı tırmalayacak ilk kez&
Tüm güzelliklerini saklayıp kalbime
Bırakacağım seni sessiz kelimelerin çiğlıkları içinde&
Ve özleyeceğim seni İzmir !
Uğur Atik
Matiamu
Bir aşkın adı; adresi.
Sevdiğim kadındın Matiamu
Her gece karanlık çöktüğünde başucuma
Bir boş bardak koyarım gözyaşım adına
Hasretle anar dilim seni
Adın ağzımda tespih gibi Matiamu
Bir kadın sevdim dedirtiyosun her rakı içtiğimde.
Ve ağlatıyosun mezesi bitmeden ilk şarkının.
Matiamu ne de güzel gülüyosun ve sanki dünya gülüyo peşinden !
Ve kızdığında cehennem çıkıyor sanki yerzüne.
Unutamadığımsın ! Kadınımsın Matiamu...
Adına şiirler yazdığım, oturup kafa patlattığım
Düşler kurduğum, uğruna istihareye yattığım.
Ve sabah kalkıp üzerinden atmaya çalıştığım.
Utandığım küfrettiğimde ve gururlandığım gezdiğimde
Adın her neyse. Sen işte Sen Matiamu
Karagözlüm, bakıpta kıyamadığım
Belki hiç benim olmadın olmayacaksın
Şimdi uzakta başka diyardasın.
Korkumsun Matiamu. Kaybetme korkum
Ve ilk yenildiğimsin.
ve kabullenemediğimsin Matiamu...
---------------------------------------------
P.S
Matiamu = karagözlüm ( giritçe )
matiamu bir özel isim değildir
karagözlüm manasında kullanılır..
---------------------------------------------
Ali AYDOĞMUŞ 14:06 04/11/09
On Explore
Bence Malumdur
dikenin
kalbime battığı bir sonbahar günüdür
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
içini kurtlar kemirir
bence malumdur
buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün
senin ateşler içinde olduğun
bence malumdur
ellerin muhakkak çocuk elleridir
hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün
onlar neden daima okul türküleridir
süleymancıktan bahseder
kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden
süleymancıktan
ve karınca yuvalarından bahseder
ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından
gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün
sen ansızın gökyüzünde görünürsün
gözlerinin rengi
bence malumdur
elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün
eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur
sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler
sokakların üstüne bulutlar gelirler
bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir
bir yıldız bir yıldızın ardınca gider
yıldızların kaybolduklari yer
bence malumdur
karanlıkta bir şeyler kopar dağılır
uzaktan yabancı sesler duyulur
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
elin hayallerimi dağıtır
bilirsin
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
Attilâ İlhan
Kalpazankaya'dan Yassı Ada ve Sivri Ada...
AKŞAMIN ANISI
Yorgun bir günden kalan
Avuçların uyudu avucumda
Saçların yüzümde, omuzumda
Bana neler anlattı
Yüreğinin atışlarını duydum
İçimde, içimin derininde
Yol bitmesin istedim, uzasın
Alabildiğine dalsın karanlığa
Beklediğimiz oldu, çatıldı
İki cana bir beden
Ya da bir başka deyişle varoldu
Bir bedende iki can
Bir iki silkindi deniz uzakta
Ay ikimize el salladı
İrili ufaklı bütün yıldızlar
Işık yolladı sevincimize
Ne olup bittiğini
Bizi görenler anlayamadı
Aşkın benzersiz güzelliğinde
Zaten kimse anlayamaz kimseyi
AFŞAR TİMUÇİN
CengiZ'in notu: "önce kendini anla; kendini anlayamayan başkasını nasıl anlar ki?!"
iyi geceler...
Yolculuk
Veda ettim gençliğimin gamsız geçen rüyasına,
Çıktım aşkın nihayeti bulunmayan sahrasına.
Bilmiyordum yol neresi? Varacağım yer neresi?
Dayanarak gidiyordum ilhamımın asâsına.
Bu sahranın kanat germiş her yerine ıssızlıklar,
Ufuklardan yalnız iki yıldız dogmuş semasına.
İki yıldız.. işte benim rehberim bu, yürüyordum;
Nihayetsiz gecelerin daldım zulmet deryasına.
Yürüyordum; dağlar geçip, uçurumlar atlıyordum,
Tâbi oldum saçlarımda esen sevda havasına.
Yürüyordum, gök gürlüyor.. yürüyordum, fırtına var,
Türüyordum, göğüs germiş bu dağların borasına,
Bir ses duydum uzaklardan: "Seyfi, diyor, bir âfetin
"Düştün siyah gözlerinin yine kara sevdasına!"
Orhan Seyfi Orhon
Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter..
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...........
Yavuz Bülent Bakiler
Ben Deli Güvercin
İnsanlar aynı insan, yürekler çeşit çeşit
Kimi meleğe benzer, kimi şeytanla eşit...
Biz dostluğu sevmişiz, kardeşliğe yanmışız
Herkes böyle bilirdi; demek ki aldanmışız!..
Sana bir zarar gelse ben erir, tükenirim
Kardeşim, aynı duygu sende de var bilirim...
Sevmek ne güzel birşey, insanlığı sevmeli
Gerçek aşkı gördükçe insan oluyor deli...
Ben, dostluğa aşığım, gerçeklere sevdalı
Ben, deli güvercinim elimde zeytin dalı...
Gönüllere gireyim ne derlerse desinler
Ben, deli güvercinim, beni iyi bilsinler!..
1992
Kaynak: Yarın Çok Uzak Değil - Mehmet Cebe
Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın yıldızların çağlayarak
Berrak şelaler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.
1776-1793 tarihleri arasında 120.000,00 Güldene inşa edilen, Schwetzingen Sarayının Türk bahçesi bölümünde bulunan bu bina her nekadar Schwetzinger Camii olarak adlandırılsada Cami foksiyonundan uzak sembolik bir binadir. Birzamanlar Osmanlı Modasının bir yansımasıdır.
1870/71 Alman – Faransız savaşından sonra bir müddet ibadete açılmış olup, 2. Dünya savaşından sonra Amerikan askerlerince gece Kulubu olarak kullanmışlardır.
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...
NAZIM HİKMET
Böyle bir günde göç ettik Bir başka ülkeden Diğer bi Başka ülkeye
İçimizde Sevda acı ne ararsan vardı.
yanımızda sadece biz ve bizim gibiler vardı
Karşı Kıyılara her baktığımda Dalganan O başka bayrak
Acıma acı kattı Gözyaşlarıma kan karıştırdı
Uzaktan sevdim seni uzak ülkem
Belki hiç görmedim vede hiç görmiycem....
Ali AYDOĞMUŞ...................... (Girit'e armağanım olsun)
SUDAN: Medeni; 29.08.2013
Ülkemizde bir kaç kafes kaçkını görülse de henüz ürediğine dair bir kayıt olmayan Dokumacı Kuşları (PLOCEIDAE) ailesi doğal olarak Afrika'da, Ortadoğu'da (Umman) ve Güney Asya'da dağılım gösterir.
Çok mahir kuşlardır. Fotoğrafta da gördüğünüz üzere otlardan yapılan yuvalar gagalarını kullanarak kısa bir zaman içinde dokunuyor. Öyle örgü şişi, el vs kullanmadan.
Tür adındaki "vitellus" kelimesi yumurta sarısının da adı. Renginden dolayı bu adı vermişler. Bir de tarihte geçen Roma İmparatoru Vitellius var ki oburluğu ile dillere destan. Adam (Aulus Vitellius Germanicus (d. 15 - ö. 69)], bir genelge (kanun) ile günlük yemek öğünü sayısını 3'ten 4'e çıkartmış; ama anasının açlıktan öldüğü rivayet edilir.
Vikipediya'da şöyle bir not da var: Entrikadan ve hırslı olmaktan uzak biri olarak, tembel ve kendiyle barışık, yeme içmeye düşkün, günde dört defa ziyafet çeken obur bir şişman olarak dikkat çeker. Kaynaklar bir ziyafette 2,000 balık ve 4,000 kuşla birlikte en sevdiği yemekler olan Turna balığı ciğeri, Sülün beyni ve flamingo dili olduğunu, az bulunan malzemelerin tedariği içinse Roma Donanması'nı gönderdiğini yazar. Gerisi yorumlarınıza :)
Ebruli
uyanır gece yarısı
yoktan sevda yaparım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım
dilsizler bana danışır
kelebeklerin aklı benim
gemilerle her gece ben
çok uzaklardan dönerim
cağırırlar küçük adımı
karafakiden ben akarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım
benim adım ebruli, biraz gercek rüya
yalanını sevsinler yalansız donmuyor dünya
kalbim sevda kuyusu
hergun yoldan çıkarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım
sen unut gecmişini
ben aklımda tutarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım
Ezgi'nin Günlüğü
Arkadaşlar ZeytinBurnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi"ne Gittim Geçen Gün...
Bir sürü macro fotoğraf çektim aralarından bunu seçtim =)
ve
Sizlere de tavsiye ederim gitmenizi
ama
böcek haşerat çekmek zor çünkü her bitkinin açıklamasında haşerata karşı kullanılır
yazıo =) eee doğal olarak ta çiçeğin kendisi kalıyo elimizde:D
bi sonraki fotom nasipse uzaklardan:D
hadi hakkınızı helal edin :P
Dünyada bir yerdeyim ben
Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim
Yerim yurdum yoktur benim
Yarim yurdum yoktur benim
Sadece gökyüzüne göreyim
Uzak yerler çeker beni
İsterim ki gemilerle gideyim
Bugün burda şarkılar söylerim
Ben kendime şarkılar söylerim
Ama yarın hiçbir yerdeyim
ali elver-kazım koyuncu
Dün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin
Koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum görüyorum bir gün
Gelecek dönence biliyorum
Simsiyah gecenin koynundayım
Yapayalnız uzaklarda bir yerlerde
Güneşler doğuyor
Kupkuru bir ağacın dalıyım
Yapayalnız uzaklarda bir yerlerde
Bir şeyler kök salıyor
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde
Türküler söyleniyor
Duyuyorum ,görüyorum, biliyorum
Dönence,dönence
Gün dönende dönence
Barış Manço
Gerede / Bolu / Türkiye (TURKEY) (Kaya Gölü)
Dişi Kuş
Kuru bir ot
Gibi yaşıyorum
Gözlerden uzak
Patika bir yolun
Kıyısında
Tek suçum
Sap olmamak
Baltanın
Kanlı oyunlarına
Ama yine de
Umut dolu kalbim
Belki bir dişi kuş
Taşır beni diye
Daldaki yuvasına
Sunay Akın
Living, is an endless longing for spring..
***
Sonsuz bir bahar özlemidir yaşamak...
***
I was away from Flickr for a while. I miss you all so much. I hope everything is okay for everyone. My sincerest greetings to all of you..
***
Bir süre Flickr'dan uzak kaldım. Hepinizi çok özledim. Umarım herkes için her şey yolundadır.. Hepinize en içten selamlar..
...
To miss; is to be defeated,
To all the far reaches of the world
Including quiet flowing rivers..
...
Adnan Güler
...
Yenilmekti özlemek,
Dünyanın bütün uzaklarına
Sessiz akan ırmaklar dahil...
...
Adnan Güler
A snowy Istanbul morning, a scene from the Bosphorus... Maiden's Tower, seagulls and Galata Tower, a little further away... A lot goes into a photo frame in this city...
***
Karlı bir İstanbul sabahı, Boğazdan bir sahne.. Kız kulesi, martılar ve biraz uzakta Galata Kulesi.. Bu şehirde bir fotoğraf karesine çok şey giriyor...
Agapi yani aşk
Her dilde her bedende aynıdır.
ilk çağlarda anneye aşık olunur
o seni korur karşılıksızca sever
Bir çoçuğun anneye duyduğu aşk en masumudur.
O nu melek zanneder gökten gönderilmiş Çoğunlukla Derbeder.
Sonra ilk okula taşınır, yan sıradaki arkadaşındır ilk aşkın.
Uzaktan seyretmek selam verdiğinde titremektir.
Bazen Bir öğretmendir Sana bişeyler veren
Kalp her daim bi arayışta değilmidir zaten.
Sonra mahalle aşkı başlar küçük oyunlarla
Büyürsün ve kirlenir aşkta aynı anda.
Bi süre aşkta unutulur bi sandıkta
Farklı duygular besler ruhunu amaçsızca.
Ama sakın sanma Bitmiştir. Saklı durur en sıkı kaplarda.
Bazen yolda yürürken çıkar karşına
Bazen bir ortamda.
Aşk yitirilmektir benliğinden bir parça
Her büyüdüğünde eksilmektir pervasızca.
Sonra Başlar ciddi aşklar
Aşka fikir girdimi başlar telaşlar.
Safça düşünceler bitmiştir.
Yitirilmiştir kaygısız saatler.
Kar zarar hesabına döner en deli aşklar bile
toplasan olmaz, Çıkarsan kurtarmaz.
Bazen bir ota konar en güzel kokulusundan
Bazen bir bataklığa en derininden.
Çekerse içine seni işte o zaman kar etmez çırpınışlar.
Ve bitmiştir bebekliğinde bildiğin tüm duygular............
Ali AYDOĞMUŞ. 12:31 16 Mart 2009
Başlamış Ve bitmiş Ve Bitmeyecek Tüm aşklara Armağanım olsun....
Modellerime Sonsuz Teşekkürler......
...
Yaşamak,
Bir gece yürüyüşü
Uzaktaki bir ışığa
Gönül yordamıyla..
...
Kendi şarkımı söyleyerek geçmeliyim
Karanlığın içinden...
Adnan Güler
....
I should pass by singing my own song
From in the darkness...
Adnan Güler
Son İskele
Kumral saçlarının
Dalgalarında
Kalb denen
Harap tekneyle
Çıksam sefere
Gitsem gitsem
Gitsem
Tükense ömrüm
Arasında bu dalgaların
Son iskele
Görünse uzaktan...
Tahsin Hayri Çağlar
Far from all excuses,
Living is a poem that is read anew every day..
***
Bütün bahanelerden uzak,
Her gün yeniden okunan bir şiirdir yaşamak...
Adnan Güler
Bir şiir yazmak istedim, içinde dostluk olsun
Birden sen geldin aklıma, can dostum
Bu şarkıda seni ne çok özlediğimi
Anlatmak istedim sana bir kere olsun
Bir sen kaldın bana, sakın bırakma
Al yollarına hisset yanında
Dostum, dostum, dostum, can dostum
Şimdi yanımda olamasanda
Seni yaşamamı engelleyemez hiç birşey asla
Şu anda çok uzakta olsan
Sen aslında benimlesin yanı başımda
Bir sen kaldın bana, sakın bırakma
Al yollarına hisset yanında
Dostum, dostum, dostum, can dostum
......
..
Her daim yollarımız beraber olsun,
Yağan yağmurda ikimiz rahmetenelim..
...
Can Dost'um..