View allAll Photos Tagged uzak

on explore

 

Uzakta bir tren,yorgun bir vapurun sesi,

İstanbul'a indi ağır ağır,gecenin efsanesi,

sabah koşuşan insanlar bezgin,telaşlı dönüyor,

Bir gün daha İstanbul'da zamana gömülüyor.

C.Erol

Yerlisiyim ben bu soğuk bozkırın

Şu karlı dağın yamacındaki uzak köyde doğdum

Her sabah güneş gibi yayılırdık yerin yüzüne

Bulutlarla oynaşır, rüzgarla söyleşirdik

Gaz lambasının ölgün ışığı altında

Gecenin memesinden emerdim

Bozkırın hüzünlü öykülerini..

Şimdi benim özlemim

Kırlarda yankılanan, gelincik tonunda bir sevdadır…

 

Adnan Güler

I'm a alone hawthorn tree

in the middle of the steppe

I listen from the birds

The story of distant lands

 

Birds say;

There's a place far away

Spring in all seasons..

 

Birds say;

the sun never sets

On the other side of the mountain...

***

 

Yalnız bir alıç ağacıyım

Bozkırın ortasında

Kuşlardan dinlerim

Uzak diyarların hikâyesini

 

Diyorlar ki;

Uzakta bir yer var

Her mevsim ilkbahar..

 

Diyorlar ki;

Güneş hiç batmıyormuş

Öte yüzünde dağın...

 

Adnan Güler

The mountains receive sound, do not give sound.

 

Bir uzak zaman hikâyesidir,

Ses alır, ses vermez dağlar..

 

Adnan Güler

Sevgili Dost;

Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlaar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna, bir gemi çapasına, bir lokomatif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir?

"Başımı alıp gitmek istiyorum" cümlesi kimbilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başlarını götürmeyi başarabilmişler midir?

"Tebdil-i mekanda ferahlık vardır" diyenler, aslında "tebdil-i kan"ı mı kasdetmişlerdir?

Sevgili Dost;

"Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum" Çünkü aklım hep kurcalanacak.

"Kalbimi alıp"; çünkü kalbim değişen kanı karşılayacak. "Uzaklara"; çünkü gazeteler mürekkep, radyolar ses, televizyonlar renk yapmak istiyorlar onu. "Gitmek istiyorum"; çünkü gitmek kalmaktan daha pullu : bir gece kıyafeti gibi ışıl ışıl parlıyor tenimiz. Bir gece, kıyafeti gibi soyuyor gurbetini.

Sevgili Dost;

"Garip, Şam'daki Yemendeki garip değil, garip mezardaki ve kefendeki gariptir" demiş Araplar. Ne garip!

"Garibin yüzü soğuk olur " demiş türkler. Ne garip!

Eskimolar güneşin gurbetçi olduğu düşünmüşler. Çinliler küçük beyaz bir taşın bir çuvak pirinç içinde kaybolduğunu... Ne garip!

Sevigli Dost;

Hafız : "Hiçbir yol yoktur ki sonu olmasın" demiş ama ne çıkar! Bizim otobüslerimizin aynalarında hala, "ömür biter yol bitmez" yazıyor. "Düz yolda da sürçer insan " deyince Çehoc, Aşık Dertli cevap veriyor : "Doğru gitsem yollar komaz/Bükük yollar boynum gibi"

Sevgili Dost;

Uçak sürüleri havalanıyor yerden. trenler, sihirbazların ipleri gibi oynuyor. denizi yakıyor ütülerden tekneler. perdeler sarkıyor otobüslerden.

Sevgili Dost;

İnsan tekerleği bulduğu zaman başına neler geleceğini bilseydi, bakmadan arkasına yuvarlardı onu ıssız bir yere. insanın elinden gelseydi, düğümlerdi yolları ıssız bir yerde

Sevgili Dost;

Kalbimi alıp, uzaklara gitmek istiyorum...

Pozta Kutusundaki Mızıka - Ali Ural

Oysa "VEFA";

Vefa uzaklarda kalan bir his

Dost eski şarkılardan bir iz

Şefkatse bardaki sarışın kız..

Dizlerimde derman kandilimde yağ bitti

Bulamadım gitti....

 

Ve "VEFA"

Sadece İstanbul'da eski bir semt adı...

 

On the left, it's me lying on the wall. We are talking about shooting techniques with our friend on the right, photographer A. Uçan. Another friend of ours caught us from afar...

 

Solda, duvarın üstüne uzanan benim. Sağdaki arkadaşımız fotoğraf sanatçısı A.Uçan ile çekim teknikleri üzerine konuşuyoruz. Bir diğer arkadaşımız bizi uzaktan kadraja almış...

 

Algunas películas tienen un efecto en la memoria, consciente o no, que sale a la luz años, décadas después. En 2002, Nuri Bilge Ceylan dirige Uzak (Lejano). La nieve lo iguala todo, y Soria puede parecer Siberia o los caminos de Meco, las afueras de Estambul.

Película especialmente recomendable para fotógrafos/as en crisis.

 

07012021-IMG_8114-Editar

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi

Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

 

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;

Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

 

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor

Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

 

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;

Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

  

Beni Al

Bugünüm yarın olsa, ya da hep yeni baştan

Yaşamak ne güzel olur hiç başlamamışsan

Geriye ne kalırdı yaşananları atsan

Seni bir daha yaşamak isterim aslında

 

Beni al kucağına, elini belime sar

Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar

Beni al kucağına, elimi beline sar

Beni almadığın an ölürüm beni al

 

Biraz önce uyurken seni koynuma aldım

Dudağından öperken uykudan uyandım

Sana böyle uzakken seni bir daha sevdim

Yanına gelebilsem bir daha dönmezdim

 

Beni al kucağına, elini belime sar

Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar

Beni al kucağına, elimi beline sar

Beni almadığın an ölürüm beni al

 

Beni al kucağına, üşürüm sabaha kadar

 

Yalnızlık

 

En sevdiğini büyük dalgalarda kaybetmektir yalnızlık

Değer verildiği halde karşılık alamamaktır yalnızlık

İçindeki o sevgi kıpırtısının çırpınışlarının son bulduğu andır yalnızlık

Sevgi tohumlarının yeşerememesidir yalnızlık

Büyük uğraşılarla kazandığını bir anda kaybetmektir yalnızlık,

Denize daldığında dibini görememektir yalnızlık

Yalancı gülüşlerini üzerinde hissettiğin andır yalnızlık

Dünyanın bile uydusu varken

Senin hiçbirşeyinin olmamasıdır yalnızlık

En yakınında bile olsa aslında

Senden çok uzaklarda olduğunu bildiğin andır yalnızlık

Umut dolu bakışlarının tükendiği andır yalnızlık

Değerini bilemeyenlere değer biçmektir yalnızlık

Gökyüzüne baktığında

Aslında özel olmadığını hissettiğin andır yalnızlık

Hayatı bir gazoz kapağına benzettiğin

Ve gazın havaya karışmasını beklediğin andır yalnızlık

Aslında hayatın sana ne verdiği değil

Senden ne aldığını farkettiğin andır yalnızlık

İdam olacak birine son dileğinin sorulmasına rağmen

Sana hayatta tek söz hakkı bile tanınmadığını andır yalnızlık...!

 

Zafer Uzun

Fotoğraflarımın altına şiir koymuyorum ama bu şiiri sizle paylaşmak istedim...

 

Sevgili şehrim &

Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım&

Sana benzemeyecek hiçbir ışık &

Çantama koyacağım anıları &

Giderken denizinin suyunu kabartacağım gözyaşlarımla umarsız &

Sevda şarkısı kulağımı tırmalayacak ilk kez&

Tüm güzelliklerini saklayıp kalbime

Bırakacağım seni sessiz kelimelerin çiğlıkları içinde&

Ve özleyeceğim seni İzmir !

 

Uğur Atik

 

 

Matiamu

 

Bir aşkın adı; adresi.

Sevdiğim kadındın Matiamu

Her gece karanlık çöktüğünde başucuma

Bir boş bardak koyarım gözyaşım adına

Hasretle anar dilim seni

Adın ağzımda tespih gibi Matiamu

 

Bir kadın sevdim dedirtiyosun her rakı içtiğimde.

Ve ağlatıyosun mezesi bitmeden ilk şarkının.

Matiamu ne de güzel gülüyosun ve sanki dünya gülüyo peşinden !

Ve kızdığında cehennem çıkıyor sanki yerzüne.

Unutamadığımsın ! Kadınımsın Matiamu...

Adına şiirler yazdığım, oturup kafa patlattığım

Düşler kurduğum, uğruna istihareye yattığım.

Ve sabah kalkıp üzerinden atmaya çalıştığım.

Utandığım küfrettiğimde ve gururlandığım gezdiğimde

Adın her neyse. Sen işte Sen Matiamu

Karagözlüm, bakıpta kıyamadığım

Belki hiç benim olmadın olmayacaksın

Şimdi uzakta başka diyardasın.

 

Korkumsun Matiamu. Kaybetme korkum

Ve ilk yenildiğimsin.

ve kabullenemediğimsin Matiamu...

 

---------------------------------------------

P.S

Matiamu = karagözlüm ( giritçe )

matiamu bir özel isim değildir

karagözlüm manasında kullanılır..

---------------------------------------------

  

Ali AYDOĞMUŞ 14:06 04/11/09

On Explore

 

Bence Malumdur

 

dikenin

kalbime battığı bir sonbahar günüdür

sen elini bulutların içinde gezdirirsin

bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler

içini kurtlar kemirir

bence malumdur

buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün

senin ateşler içinde olduğun

bence malumdur

ellerin muhakkak çocuk elleridir

hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün

onlar neden daima okul türküleridir

süleymancıktan bahseder

kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden

süleymancıktan

ve karınca yuvalarından bahseder

ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından

gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün

sen ansızın gökyüzünde görünürsün

gözlerinin rengi

bence malumdur

elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün

eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur

sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler

sokakların üstüne bulutlar gelirler

bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir

bir yıldız bir yıldızın ardınca gider

yıldızların kaybolduklari yer

bence malumdur

karanlıkta bir şeyler kopar dağılır

uzaktan yabancı sesler duyulur

sen elini bulutların içinde gezdirirsin

elin hayallerimi dağıtır

bilirsin

sen elini bulutların içinde gezdirirsin

 

Attilâ İlhan

Kalpazankaya'dan Yassı Ada ve Sivri Ada...

 

AKŞAMIN ANISI

  

Yorgun bir günden kalan

Avuçların uyudu avucumda

Saçların yüzümde, omuzumda

Bana neler anlattı

 

Yüreğinin atışlarını duydum

İçimde, içimin derininde

Yol bitmesin istedim, uzasın

Alabildiğine dalsın karanlığa

 

Beklediğimiz oldu, çatıldı

İki cana bir beden

Ya da bir başka deyişle varoldu

Bir bedende iki can

 

Bir iki silkindi deniz uzakta

Ay ikimize el salladı

İrili ufaklı bütün yıldızlar

Işık yolladı sevincimize

 

Ne olup bittiğini

Bizi görenler anlayamadı

Aşkın benzersiz güzelliğinde

Zaten kimse anlayamaz kimseyi

 

AFŞAR TİMUÇİN

 

CengiZ'in notu: "önce kendini anla; kendini anlayamayan başkasını nasıl anlar ki?!"

 

iyi geceler...

Yolculuk

 

Veda ettim gençliğimin gamsız geçen rüyasına,

Çıktım aşkın nihayeti bulunmayan sahrasına.

 

Bilmiyordum yol neresi? Varacağım yer neresi?

Dayanarak gidiyordum ilhamımın asâsına.

 

Bu sahranın kanat germiş her yerine ıssızlıklar,

Ufuklardan yalnız iki yıldız dogmuş semasına.

 

İki yıldız.. işte benim rehberim bu, yürüyordum;

Nihayetsiz gecelerin daldım zulmet deryasına.

 

Yürüyordum; dağlar geçip, uçurumlar atlıyordum,

Tâbi oldum saçlarımda esen sevda havasına.

 

Yürüyordum, gök gürlüyor.. yürüyordum, fırtına var,

Türüyordum, göğüs germiş bu dağların borasına,

Bir ses duydum uzaklardan: "Seyfi, diyor, bir âfetin

"Düştün siyah gözlerinin yine kara sevdasına!"

 

Orhan Seyfi Orhon

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,

Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.

Hiç kimse aramasa sormasa beni

Sen gelsen yeter..

 

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,

Sende karar kıldığını...

Ve içimin şerha şerha yarıldığını,

Sen bilsen yeter..

 

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..

Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..

Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,

Eğilsen yeter...........

 

Yavuz Bülent Bakiler

  

Ben Deli Güvercin

 

İnsanlar aynı insan, yürekler çeşit çeşit

Kimi meleğe benzer, kimi şeytanla eşit...

 

Biz dostluğu sevmişiz, kardeşliğe yanmışız

Herkes böyle bilirdi; demek ki aldanmışız!..

 

Sana bir zarar gelse ben erir, tükenirim

Kardeşim, aynı duygu sende de var bilirim...

 

Sevmek ne güzel birşey, insanlığı sevmeli

Gerçek aşkı gördükçe insan oluyor deli...

 

Ben, dostluğa aşığım, gerçeklere sevdalı

Ben, deli güvercinim elimde zeytin dalı...

 

Gönüllere gireyim ne derlerse desinler

Ben, deli güvercinim, beni iyi bilsinler!..

 

1992

Kaynak: Yarın Çok Uzak Değil - Mehmet Cebe

...sana yakın

ama senden uzak...

Ama sen uzaklardaydın ey kalbim

Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı

Ayın yıldızların çağlayarak

Berrak şelaler yaparak

Coşku içinde aktığı

Bir yerlerdeydi.

1776-1793 tarihleri arasında 120.000,00 Güldene inşa edilen, Schwetzingen Sarayının Türk bahçesi bölümünde bulunan bu bina her nekadar Schwetzinger Camii olarak adlandırılsada Cami foksiyonundan uzak sembolik bir binadir. Birzamanlar Osmanlı Modasının bir yansımasıdır.

1870/71 Alman – Faransız savaşından sonra bir müddet ibadete açılmış olup, 2. Dünya savaşından sonra Amerikan askerlerince gece Kulubu olarak kullanmışlardır.

Bugün pazar.

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.

Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak

bu kadar mavi

bu kadar geniş olduğuna şaşarak

kımıldanmadan durdum.

Sonra saygıyla toprağa oturdum,

dayadım sırtımı duvara.

Bu anda ne düşmek dalgalara,

bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.

Toprak, güneş ve ben...

Bahtiyarım...

 

NAZIM HİKMET

 

All Size Pls :)

 

Bu fotografı çekerken dizlerime kadar kara battım

ve bütün gün ayaklarım dondu:))

Böyle bir günde göç ettik Bir başka ülkeden Diğer bi Başka ülkeye

İçimizde Sevda acı ne ararsan vardı.

yanımızda sadece biz ve bizim gibiler vardı

 

Karşı Kıyılara her baktığımda Dalganan O başka bayrak

Acıma acı kattı Gözyaşlarıma kan karıştırdı

Uzaktan sevdim seni uzak ülkem

Belki hiç görmedim vede hiç görmiycem....

 

Ali AYDOĞMUŞ...................... (Girit'e armağanım olsun)

SUDAN: Medeni; 29.08.2013

Ülkemizde bir kaç kafes kaçkını görülse de henüz ürediğine dair bir kayıt olmayan Dokumacı Kuşları (PLOCEIDAE) ailesi doğal olarak Afrika'da, Ortadoğu'da (Umman) ve Güney Asya'da dağılım gösterir.

Çok mahir kuşlardır. Fotoğrafta da gördüğünüz üzere otlardan yapılan yuvalar gagalarını kullanarak kısa bir zaman içinde dokunuyor. Öyle örgü şişi, el vs kullanmadan.

Tür adındaki "vitellus" kelimesi yumurta sarısının da adı. Renginden dolayı bu adı vermişler. Bir de tarihte geçen Roma İmparatoru Vitellius var ki oburluğu ile dillere destan. Adam (Aulus Vitellius Germanicus (d. 15 - ö. 69)], bir genelge (kanun) ile günlük yemek öğünü sayısını 3'ten 4'e çıkartmış; ama anasının açlıktan öldüğü rivayet edilir.

Vikipediya'da şöyle bir not da var: Entrikadan ve hırslı olmaktan uzak biri olarak, tembel ve kendiyle barışık, yeme içmeye düşkün, günde dört defa ziyafet çeken obur bir şişman olarak dikkat çeker. Kaynaklar bir ziyafette 2,000 balık ve 4,000 kuşla birlikte en sevdiği yemekler olan Turna balığı ciğeri, Sülün beyni ve flamingo dili olduğunu, az bulunan malzemelerin tedariği içinse Roma Donanması'nı gönderdiğini yazar. Gerisi yorumlarınıza :)

Ebruli

 

uyanır gece yarısı

yoktan sevda yaparım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım

 

dilsizler bana danışır

kelebeklerin aklı benim

gemilerle her gece ben

çok uzaklardan dönerim

 

cağırırlar küçük adımı

karafakiden ben akarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım

 

benim adım ebruli, biraz gercek rüya

yalanını sevsinler yalansız donmuyor dünya

 

kalbim sevda kuyusu

hergun yoldan çıkarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım

 

sen unut gecmişini

ben aklımda tutarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yanarım

adamım, bu küçük işlere ben bakarım, yakarım

 

Ezgi'nin Günlüğü

Arkadaşlar ZeytinBurnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi"ne Gittim Geçen Gün...

Bir sürü macro fotoğraf çektim aralarından bunu seçtim =)

ve

Sizlere de tavsiye ederim gitmenizi

ama

böcek haşerat çekmek zor çünkü her bitkinin açıklamasında haşerata karşı kullanılır

yazıo =) eee doğal olarak ta çiçeğin kendisi kalıyo elimizde:D

 

bi sonraki fotom nasipse uzaklardan:D

hadi hakkınızı helal edin :P

 

XXS =)

Dünyada bir yerdeyim ben

Yol kenarlarındaki su birikintilerindeyim

Yerim yurdum yoktur benim

Yarim yurdum yoktur benim

Sadece gökyüzüne göreyim

 

Uzak yerler çeker beni

İsterim ki gemilerle gideyim

Bugün burda şarkılar söylerim

Ben kendime şarkılar söylerim

Ama yarın hiçbir yerdeyim

 

ali elver-kazım koyuncu

 

Dün çoktan döndü buralarda

Ve ben simsiyah bir gecenin

Koynunda yapayalnız bekliyorum

Duyuyorum görüyorum bir gün

Gelecek dönence biliyorum

Simsiyah gecenin koynundayım

Yapayalnız uzaklarda bir yerlerde

Güneşler doğuyor

Kupkuru bir ağacın dalıyım

Yapayalnız uzaklarda bir yerlerde

Bir şeyler kök salıyor

Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes

Uzaklarda bir yerlerde

Türküler söyleniyor

Duyuyorum ,görüyorum, biliyorum

Dönence,dönence

Gün dönende dönence

 

Barış Manço

Gerede / Bolu / Türkiye (TURKEY) (Kaya Gölü)

 

Dişi Kuş

 

Kuru bir ot

Gibi yaşıyorum

Gözlerden uzak

Patika bir yolun

Kıyısında

Tek suçum

Sap olmamak

Baltanın

Kanlı oyunlarına

 

Ama yine de

Umut dolu kalbim

Belki bir dişi kuş

Taşır beni diye

Daldaki yuvasına

 

Sunay Akın

Living, is an endless longing for spring..

***

Sonsuz bir bahar özlemidir yaşamak...

***

I was away from Flickr for a while. I miss you all so much. I hope everything is okay for everyone. My sincerest greetings to all of you..

***

Bir süre Flickr'dan uzak kaldım. Hepinizi çok özledim. Umarım herkes için her şey yolundadır.. Hepinize en içten selamlar..

...

To miss; is to be defeated,

To all the far reaches of the world

Including quiet flowing rivers..

...

Adnan Güler

...

Yenilmekti özlemek,

Dünyanın bütün uzaklarına

Sessiz akan ırmaklar dahil...

...

Adnan Güler

A snowy Istanbul morning, a scene from the Bosphorus... Maiden's Tower, seagulls and Galata Tower, a little further away... A lot goes into a photo frame in this city...

***

Karlı bir İstanbul sabahı, Boğazdan bir sahne.. Kız kulesi, martılar ve biraz uzakta Galata Kulesi.. Bu şehirde bir fotoğraf karesine çok şey giriyor...

 

Agapi yani aşk

 

Her dilde her bedende aynıdır.

ilk çağlarda anneye aşık olunur

o seni korur karşılıksızca sever

Bir çoçuğun anneye duyduğu aşk en masumudur.

O nu melek zanneder gökten gönderilmiş Çoğunlukla Derbeder.

 

Sonra ilk okula taşınır, yan sıradaki arkadaşındır ilk aşkın.

Uzaktan seyretmek selam verdiğinde titremektir.

Bazen Bir öğretmendir Sana bişeyler veren

Kalp her daim bi arayışta değilmidir zaten.

 

Sonra mahalle aşkı başlar küçük oyunlarla

Büyürsün ve kirlenir aşkta aynı anda.

 

Bi süre aşkta unutulur bi sandıkta

Farklı duygular besler ruhunu amaçsızca.

Ama sakın sanma Bitmiştir. Saklı durur en sıkı kaplarda.

Bazen yolda yürürken çıkar karşına

Bazen bir ortamda.

Aşk yitirilmektir benliğinden bir parça

Her büyüdüğünde eksilmektir pervasızca.

 

Sonra Başlar ciddi aşklar

Aşka fikir girdimi başlar telaşlar.

Safça düşünceler bitmiştir.

Yitirilmiştir kaygısız saatler.

Kar zarar hesabına döner en deli aşklar bile

toplasan olmaz, Çıkarsan kurtarmaz.

 

Bazen bir ota konar en güzel kokulusundan

Bazen bir bataklığa en derininden.

Çekerse içine seni işte o zaman kar etmez çırpınışlar.

Ve bitmiştir bebekliğinde bildiğin tüm duygular............

 

Ali AYDOĞMUŞ. 12:31 16 Mart 2009

 

Başlamış Ve bitmiş Ve Bitmeyecek Tüm aşklara Armağanım olsun....

 

Modellerime Sonsuz Teşekkürler......

...

Yaşamak,

Bir gece yürüyüşü

Uzaktaki bir ışığa

Gönül yordamıyla..

...

Kendi şarkımı söyleyerek geçmeliyim

Karanlığın içinden...

 

Adnan Güler

....

I should pass by singing my own song

From in the darkness...

 

Adnan Güler

Son İskele

 

Kumral saçlarının

Dalgalarında

Kalb denen

Harap tekneyle

Çıksam sefere

Gitsem gitsem

Gitsem

Tükense ömrüm

Arasında bu dalgaların

Son iskele

Görünse uzaktan...

 

Tahsin Hayri Çağlar

Far from all excuses,

Living is a poem that is read anew every day..

***

Bütün bahanelerden uzak,

Her gün yeniden okunan bir şiirdir yaşamak...

 

Adnan Güler

Bir şiir yazmak istedim, içinde dostluk olsun

Birden sen geldin aklıma, can dostum

Bu şarkıda seni ne çok özlediğimi

Anlatmak istedim sana bir kere olsun

Bir sen kaldın bana, sakın bırakma

Al yollarına hisset yanında

Dostum, dostum, dostum, can dostum

  

Şimdi yanımda olamasanda

Seni yaşamamı engelleyemez hiç birşey asla

Şu anda çok uzakta olsan

Sen aslında benimlesin yanı başımda

Bir sen kaldın bana, sakın bırakma

Al yollarına hisset yanında

Dostum, dostum, dostum, can dostum

  

......

..

Her daim yollarımız beraber olsun,

Yağan yağmurda ikimiz rahmetenelim..

...

Can Dost'um..

  

1 3 4 5 6 7 ••• 79 80