View allAll Photos Tagged siir
One day,
If I come to your mind,
Treat to me poetry,
Let's talk about September.
Bir gün,
Aklına gelecek olursam,
Bana şiir ısmarla,
Eylül'ü konuşalım.
Cemal Süreya (1931 - 1990)
Tulip foundation: www.ilav.org/index.php
Türklerin dünyaya hediye ettiği hazine: Lale
Türkler tarafından asıl vatanı Orta Asya'nın Pamir Dağları'ndan Anadolu'ya getirilen ve buradan dünyaya yayılan lale, kentlerin simgesi ve baharın müjdecisi olarak adına festivaller düzenlenen nadir çiçeklerden biri.
Soğanlı ve otsu bir bitki olan lale, Türkler tarafından Orta Asya'dan göçle Anadolu'ya getirildi. Anadolu'da 12. yüzyıldan itibaren el sanatlarında süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanan lale, bu dönemden sonra şiirde, resimde, hikayede, romanda, minyatürde ve tasavvufta ana konu olarak işlenirken, cami süslemelerine, top dökümlerinin motiflerine, halı-kilim desenlerine, savaş miğferlerine, kaftanlara, yazmalara, mendillere, eteklere, çeyiz sandıklarına, paraların üstene bile nakşedildi.
Osmanlı'da 3. Ahmed zamanında bir devre de adını veren İstanbul'un ve Türkiye'nin simgesi olan lale, 15 yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'ya götürüldü. 1500'lü yılların ikinci yarısında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi olan bitki bilimci Ogier Ghislain de Busbecq'in gönderdiği lale soğanları, önce Avusturya'nın Viyana şehrine oradan da Hollanda’ya ulaştı.
Hollanda'da da kısa sürede popüler hale gelen bu çiçeğin Kanada'nın başkenti Ottawa'ya geçmesiyle lale, tüm dünyada tanınır hale geldi. Bu uzun yolculuğunun son durağı olan Kanada'da, Hollanda'da ve Japonya'da, Anadolu'nun bu ünlü çiçeğinin adına her yıl festivaller düzenleniyor.
Hançerli Lale(Daggered Tulip)
Tulip foundation: www.ilav.org/index.php
Türklerin dünyaya hediye ettiği hazine: Lale
Türkler tarafından asıl vatanı Orta Asya'nın Pamir Dağları'ndan Anadolu'ya getirilen ve buradan dünyaya yayılan lale, kentlerin simgesi ve baharın müjdecisi olarak adına festivaller düzenlenen nadir çiçeklerden biri.
Soğanlı ve otsu bir bitki olan lale, Türkler tarafından Orta Asya'dan göçle Anadolu'ya getirildi. Anadolu'da 12. yüzyıldan itibaren el sanatlarında süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanan lale, bu dönemden sonra şiirde, resimde, hikayede, romanda, minyatürde ve tasavvufta ana konu olarak işlenirken, cami süslemelerine, top dökümlerinin motiflerine, halı-kilim desenlerine, savaş miğferlerine, kaftanlara, yazmalara, mendillere, eteklere, çeyiz sandıklarına, paraların üstene bile nakşedildi.
Osmanlı'da 3. Ahmed zamanında bir devre de adını veren İstanbul'un ve Türkiye'nin simgesi olan lale, 15 yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'ya götürüldü. 1500'lü yılların ikinci yarısında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi olan bitki bilimci Ogier Ghislain de Busbecq'in gönderdiği lale soğanları, önce Avusturya'nın Viyana şehrine oradan da Hollanda’ya ulaştı.
Hollanda'da da kısa sürede popüler hale gelen bu çiçeğin Kanada'nın başkenti Ottawa'ya geçmesiyle lale, tüm dünyada tanınır hale geldi. Bu uzun yolculuğunun son durağı olan Kanada'da, Hollanda'da ve Japonya'da, Anadolu'nun bu ünlü çiçeğinin adına her yıl festivaller düzenleniyor.
*Now Sweetheart — a poem by Cemal Süreya, İstanbul
Now sweetheart, I am thinking of you in a big city
A dim blue pen in my hand, two packs of cigarettes in my pocket
Our life is like a movie playing in front of my eyes
Our going out freely, drinking water together, kissing
I cry, whenever I remember how we laughed together
Flowers, flowers, I watered the flowers this morning
That rose just doesn't smile when you are not here
That flower you put in water by the window to get it grow roots
It is completely in grief these days
A dense and strong daylight is hitting the window
The plates are cheerless on the table
The hallway is deserted
The towels are alone in the shower
Don't even ask the kitchen - untidy and dirty
The sponge is right there, the breadbox is empty
The ventilator is breathless
The rugs are dusty
My clothes are in the wardrobe, and here and there
Memo's toy box is in deep sleep
The blue night lamp has no ambition
The door says open me, close me
The curtains are like snakes changing skin
The radio? It is silent
The stool is afraid of the chairs
The small room is dark and deserted
Everything is waiting for you, for your return
For you to come in
For the touch of your hands
For the touch of your eyes
And everything is repeating
How much I love you
Dayan Yalnızlığım
Karla karışık yağar hüzün
Üstüm başım hep uzun kollu
Benden iyi bilirsin
Anlatmama lüzum var mı ?
Gözlerim senden sonra
Hep parçalı bulutlu
Sen de baksan görürsün
Bakmaya yüzün var mı ?
Mutlu muyduk ki ? Sade nefes aldık
Bıktım artık uzatma, yaslan bana ağla
Kal yanımda böyle sonbahar gelince
Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım
Bak yenildik işte
Zamanı gelince kalkarız belki de
Dayan yalnızlığım
Uzun yola gitmeden
İki koltuk ayırttım
Seninkisi cam kenarı
Sormana lüzum var mı ?
Farkı yok ki geçmişten
İlk kez görmüş değilsin
Hiç kuraya girmeden
Hep kısa çöpü çekmişsin
Mutlu muyduk ki ? Sade nefes aldık
Bıktım artık uzatma, yaslan bana ağla
Kal yanımda böyle sonbahar gelince
Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım
Bak yenildik işte
Zamanı gelince kalkarız belki de
Dayan yalnızlığım
~
you and me
we are not made for sunny days
you and me
like fireflies,
turning happy circles in the night skies
hidden from jealous eyes
you and me
twinkling in the darkness,
dancing for the romance
you and me
feeling passion and emotion
in slow motion
you and me
with no regret
enlightening love’s secret
you and me
luminaries at night shades
we are not made for sunny days
~
Bes, İstanbul July 2023
Porz Goret — Yann Tiersen
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
(erdem beyazıt)
Fotoğraflarımın altına şiir koymuyorum ama bu şiiri sizle paylaşmak istedim...
Sevgili şehrim &
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım&
Sana benzemeyecek hiçbir ışık &
Çantama koyacağım anıları &
Giderken denizinin suyunu kabartacağım gözyaşlarımla umarsız &
Sevda şarkısı kulağımı tırmalayacak ilk kez&
Tüm güzelliklerini saklayıp kalbime
Bırakacağım seni sessiz kelimelerin çiğlıkları içinde&
Ve özleyeceğim seni İzmir !
Uğur Atik
Tamamlanmamış Şiir! (Yarım Yamalak Şair!)
Biz mi süreriz hayatı yokuş yukarı?
Hayat mıdır yokuş yukarı?!
Cevap mı sıkar canımızı?
Gerçekler mi korkutur bizi?!
Cengiz BAYIR
Matiamu
Bir aşkın adı; adresi.
Sevdiğim kadındın Matiamu
Her gece karanlık çöktüğünde başucuma
Bir boş bardak koyarım gözyaşım adına
Hasretle anar dilim seni
Adın ağzımda tespih gibi Matiamu
Bir kadın sevdim dedirtiyosun her rakı içtiğimde.
Ve ağlatıyosun mezesi bitmeden ilk şarkının.
Matiamu ne de güzel gülüyosun ve sanki dünya gülüyo peşinden !
Ve kızdığında cehennem çıkıyor sanki yerzüne.
Unutamadığımsın ! Kadınımsın Matiamu...
Adına şiirler yazdığım, oturup kafa patlattığım
Düşler kurduğum, uğruna istihareye yattığım.
Ve sabah kalkıp üzerinden atmaya çalıştığım.
Utandığım küfrettiğimde ve gururlandığım gezdiğimde
Adın her neyse. Sen işte Sen Matiamu
Karagözlüm, bakıpta kıyamadığım
Belki hiç benim olmadın olmayacaksın
Şimdi uzakta başka diyardasın.
Korkumsun Matiamu. Kaybetme korkum
Ve ilk yenildiğimsin.
ve kabullenemediğimsin Matiamu...
---------------------------------------------
P.S
Matiamu = karagözlüm ( giritçe )
matiamu bir özel isim değildir
karagözlüm manasında kullanılır..
---------------------------------------------
Ali AYDOĞMUŞ 14:06 04/11/09
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
Beni o zaman görseydiniz
Siz de gelirdiniz peşimden.
Ama şimdi şu aksam saatinde
Son liman kendim, bu döndüğüm,
Bilmiş, bulmuş, anlamış.
Hatırımda bir vakitler güldüğüm.
Yoluna can serdiğim o kaçış.
Simdi o akşam saatinde
Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,
Denizlerin doymayan sahilinde.
Zeki ve Mehmet Ali beylere; Gulale ve Melek hanimlara hurmetlerimle...
Gün olur dağların ardından aşar da günümüz
Kalır yârânın elinde soluk resmimiz bizim
(Birkac misralik bir siirimden)
EXPLORE #129
Yavuz ve Murat beylere saygi ve hurmetlerle...
Gün olur dağların ardından aşar da günümüz
Kalır yaranın elinde soluk resmimiz bizim
(Bir kac misralik bir siirimden.)
Göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
...
#arkadaszekaiozger #parendedergisi
.
Hüznün en çok yakışmadığı insana selam ile.. ✋
.
.
#hüzün #parende #asus #photooftheday #amasra #sister #sadness #sea #skyline #sky #landscape #benimkadrajim #benimgozumden #instaturkey #deniz #huzur #peace #blue #shadesofblue #mavi #mavihuydurbende #edebiyat #siir #flickr #beautiful #picoftheday #pixelmaster #turkey
Giyotin kokulu şiirlere yazıyorum kahrımı
Encamın da cürüm yüklü ihtilal
..
Aşk kerahet vaktinde boynuma uzanan balta
içimde eriyen Davudî demir
sınanır bir taraftan Eyyubi sabrım
bir yanım
zincire vuramadığım putperest yanım
ve..
diğer yanım
El-Hakk sıfatından süzülen hâle
şuara gönlümün dehlizinde tarih yıpranmışlığı
gözyaşımla suladığım hurmalıklarda
sabrımı yüklediğim kuyular dert ortağım
n/isyanla bestelenmiş şarkılarım var
elem notalı
gam nakaratlı
ki ben hüzün dalları ektim Yakubi satırlara
kavimler göçünden arta kalan serüvenin vahametiyim ben
Büşra Arslan Meçin
A planície alentejana | The Alentejo plain | La plaine de l'Alentejo | La pianura dell'Alentejo | La llanura alentejana | Die Alentejo-Ebene | Равнина Алентежу | Alentejo ovası
POEMA DCCXCII
Alentejo
o país da solidão
POEM DCCXCII
Alentejo
the country of loneliness
POÈME DCCXCII
Alentejo
le pays de la solitude
POESIA DCCXCII
Alentejo
il paese della solitudine
POEMA DCCXCII
Alentejo
el pais de la soledad
GEDICHT DCCXCII
Alentejo
das Land der Einsamkeit
ПОЭМА DCCXCII
Алентежу
страна одиночества
ŞİİR DCCXCII
Alentejo
yalnızlık ülkesi
Joaquim Murale
'in' O Áspero Tempo das Marionetas, 2022
Bir yalnızlık bestesi çalar ömrümün her deminde
Yaslanacak bir omzun, mendil sunacak bir yârin yokluğu hissedilmez belki hüznün en derin yerinde
Yinede yalnızlık güzel şey vefasızlar semtinde!
Sizde kalsın çaldığım tüm şarkılar... Güftelerim... Bestelerim şiirlerim öylece
Ben üzerime büyük gelmiş kederlerimle gidiyorum ümitler şehrine...
Şafak...
yeşil yamaçlar arasında esen yelin
dar sokaklı mahallelerde kimi arar?
niçin kuruyup kaldı sırlı çeşmelerin?
çürük suyun boylarında kök salmış
selvilerin niçin büyümez, niçin kurur?
yirminci asırdan da merhametsiz
bir asrı gördü mü acaba bu hansaray?
tarihinde yıl oldu mu dertsiz, zahmetsiz?
bühtanlardan kamburlaşmış bahtsız gibi
alçak basık evler kimden imdat sorar?
kimler idi bu evlerin öz sahibi?
söyle bana bahçesaray, bahçesaray...
(kırım tatarı şakir selim şiiri.)
~gece uyuyamadım, dışarı attım kendimi, yıldızların altına … seni bulmaya~
Nuit — Tony Anderson
Yıldızlar
gece ansızın uzan yanıma
sessizce fısılda yüreğime
toplayalım yıldızları avuçlarımıza
sonra
suskunluk yalnızlıklarımızda
dinlemenin zamanı geceyi
yalnız, suskun, hüzünlü
özleyeceğim
dünü bugünü ve yarını
özleyeceğim
yıldızlı gecelerde seni
ve bileceğim ki
uzanacaksın yanıma
cemil yurtseven
———————————————————————— ~
Stars
lay next to me at night suddenly
whisper silently to my heart
let's gather the stars in our palms
then
silence in our loneliness
time to listen to the night
lonely, silently, sadly
I will miss
yesterday, today and tomorrow
I will miss
you in the starry night
and I will know
that you will lay next to me
cemil yurtseven
Ve mayıs.
İçeriğinde saklanan tüm duyguların varoluşunda bedenlere bir mühür gibi yakıştırılandır.
Yazılarında şiirlerinde her insanın insan olarak büyütüldüğü bütün ortamlarda hatırlanandır.
Sevdadır, aşktır, paylaşmaktır baharın sonunda bize biz kadar kalanı . . .
Gözlerini Getir
Gözlerini getir yarı umutsuzluğum
Yaprak gibi döküleyim önüne
Solayım, beter olayım
Gözlerini getir, Öleyim...
Bilmeden çocukça sevildiğini,
Ve bayram sabahınca beklendiğini,
Kaf Dağı’ndan güneş getirir gibi,
Gözlerini getir.
Getir gözlerini, Öleyim...
Kimsesizim,
İlk kez bu kadar suskunum
Sana söyleyemiyorum
Yıldızlara uzanmışım her akşam
Ve bağlanmış,
Ve kınanmış,
Ve hep karşında yitirmişim.
Ne olur, gözlerini getir
Ustam! Getir gözlerini, Öleyim...
Ben biraz şairim, biraz divane,
Çarmıha gerseler öldüremezler
Sırrım saçımda değil, yüreğimdedir
İstersen dost, istersen düşman gibi
Gözlerini getir.
Ustam! Getir gözlerini, Öleyim...
Ben yine kaybettim, görmüyor musun?
Şafak yangınından yaralı çıktım
Ve ben ustam, Gözlerinle yakılası bir şiire başladım
Kaçtıkça sana döndüm.
Ve artık gülü bıraktım,
Menekşe yaprağını,
Kitaplarımı, Suskun maceramı...
Bu şiir bitsin
Bana, peşini bıraktığım bir hayatı değil,
Gözlerini getir.
Ustam! Getir gözlerini,
ÖLEYİM...
Ali KINIK
Tûbâ TOSUN'un katkısıyla...
Bir günümü daha fizikte ağaçlar altında şiirler okuyarak geçirdim anne.. ✋☺
Bekler mi beni
Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen
Bir sürü yaz gününün içinde
Acaba bekler mi beni
Uykularım, o sonsuz uykularım
Yanmış bir limonluktaki
- Ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde
Sesini hiç eksiltmeyen -
Ama bilmez miyim ben
Bilmez miyim hiç
Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine
Kısacık bir zaman olmalıydı elimde
Turfanda meyva gibi bir zaman
#edipcansever #benruhibeynasılım #alpercanıgüz #tatliruyalar #kiyametebirmilyaryil
🌱🌲🌳🌴🍀🌿🍃🌞🌻
#odtü #metu #fizik #cimler #kitaplar #siir #siirsokakta #edebiyat #huzur #peace ##literature #poem #grass #green #tree #nature #photoftheday #picoftheday #benimgozumden #asus
Bir şiir yazmak istedim, içinde dostluk olsun
Birden sen geldin aklıma, can dostum
Bu şarkıda seni ne çok özlediğimi
Anlatmak istedim sana bir kere olsun
Bir sen kaldın bana, sakın bırakma
Al yollarına hisset yanında
Dostum, dostum, dostum, can dostum
Şimdi yanımda olamasanda
Seni yaşamamı engelleyemez hiç birşey asla
Şu anda çok uzakta olsan
Sen aslında benimlesin yanı başımda
Bir sen kaldın bana, sakın bırakma
Al yollarına hisset yanında
Dostum, dostum, dostum, can dostum
......
..
Her daim yollarımız beraber olsun,
Yağan yağmurda ikimiz rahmetenelim..
...
Can Dost'um..
Kırk Kanatlı Bahçe
parmak uçlarım mıdır gülüşümü acıtan
eşikte kalan gün
/ âh
merhamet dileniyor mahcupluğumdan
âh demeden ağlayamam
Mehmet Şamil Baş
"parlayan denizler, gürültüsüz şiirler, kapanan kapılar sana
göktaşlarını getiriyorlar
seni sayıklıyor denemesi yanlış yapılmış ilk ok"
sezai karakoç
پرواز را به خاطر بسپار
Kuş ölür,
Bird will die,
پرنده مردنی است
Sen uçuşu hatırla.
Remember its flight.
.
Delam Gerefte (دلم گرفته) isimli şiirinden..
.
Füruğ Ferruhzad
#furugferruhzad
#siir #kuşlar #mavi #gökyüzü #yeşil #edebiyat #siirsokakta #huzur #canon #photooftheday #picoftheday #blue #sky #peace #architecture #benimgözümden #unlimitedturkey #amasra #turkeyhome #instaturkey #instagood #vsco #vscoturkey #vscocam #vs #instalike #freedom #birds
Kara güne gölgemiz düşse de
Kan kıyamet kopsa da şehirde
Beklenen gül açılacak seherde
Baharla gelen yemyeşil bir seherde
#sezaikarakoc #siir #edebiyat #odtü #metu #campus #aniyakala #benimgözümden #benimkadrajim #photooftheday #picoftheday #evening #goodday #instadaily #instaturkey #peace #vsco #vscocam #vscoturkey #asus #mobilephotography #photographer #nature #unlimitedturkey #agameoftones #sun #sunshine @agameoftones @unlimitedturkey @mavii_kadraj @turkeyadvisor @turkey_home @metu_odtu
13.09.2006
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar
Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar
Necip Fazıl Kısakürek
ve gün batımı seyirimde...
bir dem bir ruhum eşlik eder bu mevsimde
sen yoksan neye yarar sevilmek böyle sessizce !
Ali Aydoğmuş'a tesekkurler şiiri için=))
KIYILARINDA YAŞAMAK HAYATI
Bir hayatın içinden geçeriz, içimizden bir sürü hayat geçer. Ve biz, içimizden geçen hayatlardan birinin kıyısına tutunup tüketiriz ömrümüzü. Çoğaltarak yaşamak yerine tüketerek yaşarız hayatı. Böylece ayıpların, yasakların orta yerinde biz de tükeniriz. Kıyısına tutunduğumuz hayat ya da kıyısına sürüldüğümüz hayat çoğu kez içimizden geçen ve içinden geçmek için can attığımız hayat değildir. Bu yüzdendir "Neler yaşadım yazsam roman olur" deyişimiz. Ama aslında roman olacak olanlar yaşadıklarımız değil yaşayamadıklarımızdır.Kıyısına tutunduğumuz hayat roman olamayacak kadar sıradan ve sığdır. Oysa içinden geçmek, içinde çoğalarak yaşamak istediğimiz ve yaşayamadığımız hayat yazılsa roman olur. Çünkü vadileri derin, düzlükleri sonsuz ve dağları yücedir o hayatın. Gökyüzü daha geniş ve daha mavidir, yani söylenecek söz gizlidir, resmedilecek anlar vardır o hayatın içinde. Kıyısından geçtiğimiz hayatlar yine de terk etmez bizi. Bir ömür kıyılarımızda dolaşır, olmadık zamanlarda düşlerimize dalar ve olmadık zamanlarda aklımıza düşerler.
İşte bu zamanlar, aklımızı oynatmaya ramak kaldığı zamanlardır.Kıyısına tutunup ömür tükettiğimiz hayatın griliğine inat, kıyısından geçtiğimiz hayatlar renk cümbüşüdür. Bu yüzden aklımızı almakla kalmaz, gözlerimizi kamaştırır ışıltısı ve böyle zamanlarda hiçbir şeyi görmez olur gözlerimiz. Korkularımızdandır, kimi hayatların içinden geçemeyişimiz ve sıradan bir hayatın kıyısına tutunup oradan oraya sürüklenişimiz. İçimize dert olur bu korkularımız, içimize oturur yaşayamadıklarımız. Ve türkülere, hüzünlü dizelere, ağlatan flimlere sığınmak kalır bize. Bir de " Yazsam roman olur" der dururuz. Oysa kıyısına tutunduğumuz hayat ne yazmaya bırakır bizi ne de yaşamaya başka bir hayatı. Kıyılarında ömürler tükettiğimiz hayatlardır hüznümüze ve hazin hikayelerimize sebep.
Terk edemediğimiz o kıyıların ıssızlığına terkedilmiştir hayatlarımız. Ve bu yüzden arkadaşım ALPER haklıdır: "Her yalnızlık içinde bir kalabalık taşır.". Doğrudur; özlenen, düşlenen, düşlerde yaşanan bir kalabalıktır bu. Issızlığımıza uğramaz, ıssızlığımızı şenlendirmez bu kalabalıklar. Ve biz bir hayatın kıyısında sürgün, ıssızlığımızda yalnız tüketiriz ömrümüzü. Issız ve ışıksız odalarda bekleriz ölümü. HÜZNÜN KIYISINDA Kıyılarıma vurdun Dağıldım. Dağlandım. Kıyılarıma vurdun, En karanlık kovuklarıma, En kuytu koyaklarıma, Sardunyalı düşlerime girdin Vurdun beni asyalı tarafımdan Asyalı ve hüzünlü. Kıyılarıma vurdun, Kıyılarımda kalma. Ak yeleli küheylanlarla Vadilerime gel.. Genzimi yakacak kokular Ve hüzünlü öyküler getir Yaşlı aktarlardan. Kıyılarıma vurdun, kıyılarımda kalma Mekan eyle gönlümü, masal eyle ömrümü.
Zeyyat ŞAHİN
Gaye ARSLAN'ın katkılarıyla...
Sana bakmak, bir beyaz kağıda bakmaktır.. .Her şey olmaya hazır
Sana bakmak, suya bakmaktır...Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak, bütün rastlantıları reddedip.....Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak....Allah'a inanmaktır
One of the most beautiful poems ever written <3 I adore these words.Every single time i listen to this, it absolutely boils my blood. <3 *L*
I am sorry for not translating the poem but first of all, it is a pretty long poem and i kinda am a lazy girl XD, and second; i don't think it makes any sense in english. English is a cold language without any emotions lol
❤
Bende bırakırken
Bakışlarının kırılganlığını
Tenime her dokunuşunda
Ürkek bir sevdanın filizleri
Çiçek açıyor içimde
Dudaklarında,
Can alırken pembenin utangaçlığı
Bir şarap kadehi gibi
Düşüyordu öpüşmelerimiz geceye
Ertelenmiş kavuşmalarımız
Mevsimleri kuşanırken
Bir yalnızlık davasıdır bu..
Dönüşüne sakladığım
Yamalı şiirlerin hasretini
Öpüşmelerimizle dindirip
Astık yıldızların saçlarına
Baş ucunda izlerken “benli” halini
Dilime dolandı şiirimiz
Yanaklarıma hapsederken
Gün batımı dokunuşlarını
Kokunu düsürdüm
Yüreğimin tenhasına
Çığlık atarken raylar
Aynı istasyonda solacak
Ağlamaklı bakışlar
Ve bir hayal daha
Dayayacak dudaklarını sakağıma
Son bir öpüş
Dokunuş
Bakış
ve..
Gitmiştin!
08-06-07
Zozan Kara
Google'a "ateş yanıyor içimde" Yazdım Bu şiir çıktı paylaşayım dedim=)
Şarkı: =)
Giy ateşten gömlekleri bir bir yansın üzerin.. Ve dahi..
Kır topraktan çömlekleri.. Zaten tedirgin halim..
Bir benim,bir bendim ve bir kendim ortadayım..
Bitmez derdim,bu hal beni yer bitirir bildim..
Ateşten gömlekler.. Topraktan çömlekler..
Ne maymundan geldin,ne de seni getirdi leylekler..
Sagoya kulak ver,Sagoya kulak ver.. Sagoya kulak ver..
2 sıfır sıfır 8 elveda eder.. Sagoya kulak ver.. Sagoya kulak ver..
Şiir: =)
Bir ateş yanıyor içimde,
Ateşi sen dumanı ben,
Bir umut ışığı var içimde,
Umut sen arayan ben,
Dilimde ayrılık şarkıları,
Söyleten sen söyleyen ben,
Bir özlem var içimde,
Özleten sen özleyen ben,
Umut dolu gözlerim,
Ağlatan sen ağlayan ben,
Gecelerin ortasındayım,
Karanlığı sen sessizliği ben,
Şimdi kara topraktasın,
Tabutun sen kefenin ben,
Bekledim beklerim yılları
O dünya da sen bu dünya da ben
Olsan da beklerim be GÜLÜM..
evet Temamız Ateş ve vs....=)
"Beni Benimle Bırak - Manga" Bağıra bağıra söyle rahatla:D
"Alexander Rybak - Fairytale"=)
Tekrar Gidiş....
güzel bi şiir iyi gider aslında fotoğrafa....
adımı yollara yazdım fotoğraf için :P :D
Pazar sabahı Beyazıttan sahile.. gün doğduktan hemen sonra...
S&B da olabilirdi ama bu daha çok hoşuma gitti=)
Köprü sisler altında....
favori karelerim arasında....
telefonla....(motorola...)
Norweç Favorim=)
İyi niyet mektuplarım gelir aklıma,
Sevgiliye yazılmış ama hiç verilememiş mektuplar
Bir de şiirlerim çocukluk kıvamında…
Oyunların en güzeli; onunla el ele tutuştuklarımızdı.
Benim ebe olduğum,
onun kaçıp, onu benim yakaladığım…
Çocukluğuma dair!
Şirin bir köyümüz vardı,
Meyve bahçeli, yeşil mi yeşil..
Dalından gizlice erik aşırdığımız ağaçlar vardı.
En çokta Hacı amcanın kirazları vardı daldığımız,
Sonrasında değnekle kovalandığımız bekçi durumları…
Mahallemizin kabadayıları vardı,
İçip içip nara atıp, uçuyorum diye bağıran,
Korkup kaçtığımız ama bir o kadarda örnek aldığımız,
Kapıya çıkıp hazerfen misin bre deyyus diye bağıran birde babam vardı,
korkusuz, mangal yürekli…
Güzün ilk yağmurunu beklerdik tüm köyce,
Yağdığında ortalığa yayılan o toprak kokusunu,
Ve yağmur sonrası çıkan göbek mantarının tadını…
Çocukluğuma dair!
Babamın fevkalade öğretmen dediği Yılmaz Hoca gelir aklıma,
Bilirdi sevdiğimi,
Hep Hacerle yan yana oturtur, utandırırdı beni…
Çocukluğuma dair!
Seksen darbesini ilk o zaman yaşadım.
Bitmez iran-ırak savaşını radyolardan dinlerdik,
"Aman petrol" şarkısıyla coşardık.
Elektriksiz köyümüzde araba aküsüyle ilk televizyonu biz izledik.
En güzeli de Anıtkabre çelenk koyulup,
İstiklal marşının okunduğu anlardı...
Maçlar yapardık yeşil alanlarda,
Ben rumenige olurdum amcaoğlu platini,
Ben üç gol atarsam o altı atardı.
onu hep çek severdim...
Çocukluğuma dair!
Bayramlarımız olurdu,
Sabah erkenden namazlar kılınır.
Sabırsızlıkla el öpmeye gidilirdi.
Şeker yerine para tercih edilirdi.
Toplananlarla da koşarak panayır alanına;
Gondola, dönmedolaba...
Günyüzü görmemiş masallar anlatırdı annem.
Prensli, keloğlanlı, dereli tepeli…
Hep sonu iyi biten,
Kötülerin hep kaybettiği…
Çocukluğuma dair!
Deresinde yüzdüğüm,
Düzlüğünde yarıştığım,
Yaşadığım köyden çıkalı çok oldu.
Yırtık eski bir sayfa gibi,
Bir daha hiç ardıma bakmadığım,
Düşünüyorumda bazen,
Köyümü çok özlemişim,
Ama en çokta;
Çocukluğumu çok, çok özlemişim…
CEYHUN ARAS
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
CAN YÜCEL
yaşam öğretti bana
sevdiğiyle gidiyormuş insanın yarısı
yüreğim biraz da bundan asi
yarınsız sevda benimkisi
yakamda eylül sarısı
Kâmil AYDEMİR
bu sarı çiçekten flickr'da çok gördük, bende değişik bir versiyon denedim. ve buna uygun bir şiir buldum:)) umarım beğenirsiniz:)
Do not use my works without my written permission!!!
© Özlem Acaroğlu 2014 | All rights reserved
''Fotoğraflarımın izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.!!''
"On Explore"
İstanbul'da Bir Martı
Dokunmayın kanatlarıma,
Kızkulesi'nden süzüleyim.
Saçlarını savursun rüzgar,
Boğaziçi'nden bir geçeyim.
Karışmayın özgürlüğüme,
Vapurları uğurlayayım,
Bir çocuk, simidini bölsün,
Ben havada yakalayayım.
Dokunmayın kanatlarıma,
Galata'da az dinleneyim.
Dalga sesleri eşliğinde,
Yenicami'ye gitmeliyim.
Karışmayın özgürlüğüme,
Turistleri karşılayayım.
Bir fotoğraf karesindeki,
İstanbul resmi olmalıyım.
Güneş kaybolurken ufukta,
Ayasofya'ya konmalıyım.
Dokunmayın kanatlarıma,
Ben bu şehri solumalıyım.
İstanbul - 11.04.2006
Halime Dinç Yamaç
LÜTFEN ÖNCE OKUYUN BENİM HAKKIMDA 16 ŞEY :) tagladı beni tayfun abi kıramadım hazırladım..
AYRICA UNUTMADAN SÖLEMEM GEREKLİ HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK YARDIMCIM KALÇAM :) Bİ ÇOK HİKAYE ŞİİR FOTO ONUN YARDIMI SAYESİNDE UYDURULUYOR :))
1) öncelikle normal bi giriş yapalım:)
3 aralık 1981 izmir doğumluyum eşrefpaşalıyım belkide serseri ruhum burdan gelmekte.
girit kökenliyim bu da isyankar tarafımın kaynağı olsa gerek.. Annem izmir doğumlu aslen
muğla kökenli. buraya akdar herşey normal :)
2)işletmeciyim.. Telefonla insanları arayıp işletiyorum :) şuan üzerinde ne var gibi :P
eğlenceli sayılcak bi işim var...
3)koyu bi galatasaraylıyım... hayatımda her daim spor oldu. hala olmakta. okul takımında voleybol
altayda futbol , izmirsporda basketbol yaptım.. dalma çıkma yaptım (tüpsüz) 4 yıl latin dansları
ve çeşitli halk dansları :) ayrıca şuanda vücut geliştirme yapmaktayım. ve çeşitli beden hareketlerinden
oluşan sporlar .. toplama çıkarma bölme çarpma...
4)184 boy 78 bazen 79 hatta 80 e varan kilom var :) yazın 74 e kadar düştüğü bilim çevrelerince görülmüştür.
ela gözler (ki güneşte yeşil olmakta ) kahverengi sayılcak saçlarım var.
yumuşak kulak memelerim sert sayılcak kulaklarım var. göbek deliğimde bi et beni var ki bana göre çok seksi
ayrıca göbeğimden çıkan pambıkları biriktiriyorum yakında onlardan yastık yada yorgan yapmayı planlıyorum..
göbek pamuğu tüyü :)
5)sigaradan nefret ederim içenide öpmem :) zaten bu bakım konusunda kılın tekiyim. yaz kış günde 2-3 kere
bıcı bıcı yaparım hala sarı bi ördeğim var :) (vaak vaak) ağız bakımı vs çok önem veririm.. içki desen şu yaşıma
kadar ağzıma damlasını sokmadım emmee ta ki şu ağustosta bi yudumla başlayan maceramız şuan 2 haftada 1 -2
kadehle sınırlı devam etmekte.. :)
6) küfür ederim hatta sağlam ederim.. gün yüzüne çıkmamış küfürlerim vardır. Bi gün yeni Türkçe öğrenen bi arkadaşa
bi küfür ettim bahsettiğim şeyin nasıl olduğunu anlamaya çalışırken kendi anadili dahil bildiği tüm dilleri unuttu
hala daha dilsiz geziyoo :) çoçukken en büyük küfrüm karamürselmiş.. Sinirlendim mi kapının önüne çıkıp
gelene geçene dişlerimi sıkarak karamürseeel diye bağırırmışım :) büyüdük modernleştik artık Yeni karamürsel diyorum
msnde kısaltıp YKM :))
7)ben biraz değişik biriyim. bazen romantik bazen duygusal bazen aşırı matrak biri olurken en kötü huyum çok agresif olmam
anında parlarım parladım mı dalarım :) çoçukkende mahalledeki büyük çoçukları dövüyordum. hala kavgalar yüzünden başım belada
:)
8)tam bi slow müzik hastasıyımdır. yunanca ve giritçe çok severim. latin şarkılarının hastasıyım dansının ustasıyım :)
9)Tam bi deniz tutkunuyumdur 7 sülalem deniz dibinde doğdu.
10)Siyah bi hyundai Tucson arabam var. Onla aramız çok iyi birbirimizi anlıyoruz. Bazen dönüp karamürsel diyorum :)
11)Çaydan kahveden vs den hoşlanmam.. Ancak bişey yerken. kendimden hoşlanırım :) Sıkılası yanaklarım olduğunan inanıyorum :P
12)hala bekarım annemlerin sözü elimizde patladın şeklinde :) yakında bozuk mamül diye iade etmeye çalışıcaklar
13) 3 kardeşiz. abim ablam laf arasında onlarda elde patladı :))) zaten sülalemde evli insan yok nasıl bi lanet gaspetlik
varsa. biri bi evlense gerisi gelcek biliyorum.
14)Arkadaşlarımın söylediği içinde başka dışında başka bi ali taşıdığım beni çözmeninde yazılarımdan şiirlerimden geçtiğimiş.
15)Hayvanları çok severim. aranızda bana iran kedisi hediye edecek olan varmı :) ayrıca bu flickrda çok bir dakikalık
zevkten oluşan adam tanıdım. Ve tam tersi bir sürü sağlam dost tanıdım. iyi ki varsınız lan.. Seviyorum sizi.
16)bu arada aranızda ülker çikolatalı goflet sevmeyen var mı ? Ve tam bi internet tutkunuyum 10 yıldır pc kullanıyorum.
bazende o beni kullanıyor :) ama hiç pişmansın diye birbirimize sorduğumuz olmadı... Ayrıca agresiflikten oluşan
sol kolumda bi sinir kesiği var :)
ENGLISH --------------------------------------
1) 3 december 1981. I was Born izmir. MY origins from Creta. I admire izmir.
2) I have a wedding saloon. And I love my job.
3) I am a supporter of Galatasaray. I like support. and I did basketball, football, swim, dance (latino folk)
and now Body Building. :)
4)MY size. 184 cm 78-79 some times 80 kg. for summer 74-75 :) my eyes hazel . hair brown.
5) I hate smoke.. Sometimes I drink alchol. I like red wine. Vodka red bull :P
6) I am a little maniac. romantic , and comic :) I am funny :P
7) I fussiness.. I love have to bath. 2-3 times. everyday. winter or summer :)
8) I love slow music. (greek,latino, Turkish pop, my favorite)
9) I admire sea. my all family was born seaside..
10)I have a black hyundai Tucson. (2006)
11)I am still single :) do u merry me ? :)
12)I dont like tea or coffee. just drinking at the breakfast.
13) I have a big sister and big brother. (they r single) hahaha :)) my all family still single...
14)I love animal.. pls gift a persian kitty. :) or dalmatian :P
15) I love travelling
16)I love my all friends... and pls say to me . Do u love me ?