View allAll Photos Tagged siir

One day,

If I come to your mind,

Treat to me poetry,

Let's talk about September.

 

Bir gün,

Aklına gelecek olursam,

Bana şiir ısmarla,

Eylül'ü konuşalım.

 

Cemal Süreya (1931 - 1990)

Tulip foundation: www.ilav.org/index.php

 

Türklerin dünyaya hediye ettiği hazine: Lale

Türkler tarafından asıl vatanı Orta Asya'nın Pamir Dağları'ndan Anadolu'ya getirilen ve buradan dünyaya yayılan lale, kentlerin simgesi ve baharın müjdecisi olarak adına festivaller düzenlenen nadir çiçeklerden biri.

 

Soğanlı ve otsu bir bitki olan lale, Türkler tarafından Orta Asya'dan göçle Anadolu'ya getirildi. Anadolu'da 12. yüzyıldan itibaren el sanatlarında süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanan lale, bu dönemden sonra şiirde, resimde, hikayede, romanda, minyatürde ve tasavvufta ana konu olarak işlenirken, cami süslemelerine, top dökümlerinin motiflerine, halı-kilim desenlerine, savaş miğferlerine, kaftanlara, yazmalara, mendillere, eteklere, çeyiz sandıklarına, paraların üstene bile nakşedildi.

 

Osmanlı'da 3. Ahmed zamanında bir devre de adını veren İstanbul'un ve Türkiye'nin simgesi olan lale, 15 yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'ya götürüldü. 1500'lü yılların ikinci yarısında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi olan bitki bilimci Ogier Ghislain de Busbecq'in gönderdiği lale soğanları, önce Avusturya'nın Viyana şehrine oradan da Hollanda’ya ulaştı.

 

Hollanda'da da kısa sürede popüler hale gelen bu çiçeğin Kanada'nın başkenti Ottawa'ya geçmesiyle lale, tüm dünyada tanınır hale geldi. Bu uzun yolculuğunun son durağı olan Kanada'da, Hollanda'da ve Japonya'da, Anadolu'nun bu ünlü çiçeğinin adına her yıl festivaller düzenleniyor.

Hançerli Lale(Daggered Tulip)

 

Tulip foundation: www.ilav.org/index.php

 

Türklerin dünyaya hediye ettiği hazine: Lale

Türkler tarafından asıl vatanı Orta Asya'nın Pamir Dağları'ndan Anadolu'ya getirilen ve buradan dünyaya yayılan lale, kentlerin simgesi ve baharın müjdecisi olarak adına festivaller düzenlenen nadir çiçeklerden biri.

 

Soğanlı ve otsu bir bitki olan lale, Türkler tarafından Orta Asya'dan göçle Anadolu'ya getirildi. Anadolu'da 12. yüzyıldan itibaren el sanatlarında süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanan lale, bu dönemden sonra şiirde, resimde, hikayede, romanda, minyatürde ve tasavvufta ana konu olarak işlenirken, cami süslemelerine, top dökümlerinin motiflerine, halı-kilim desenlerine, savaş miğferlerine, kaftanlara, yazmalara, mendillere, eteklere, çeyiz sandıklarına, paraların üstene bile nakşedildi.

 

Osmanlı'da 3. Ahmed zamanında bir devre de adını veren İstanbul'un ve Türkiye'nin simgesi olan lale, 15 yüzyılın ikinci yarısında Avrupa'ya götürüldü. 1500'lü yılların ikinci yarısında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun İstanbul Büyükelçisi olan bitki bilimci Ogier Ghislain de Busbecq'in gönderdiği lale soğanları, önce Avusturya'nın Viyana şehrine oradan da Hollanda’ya ulaştı.

 

Hollanda'da da kısa sürede popüler hale gelen bu çiçeğin Kanada'nın başkenti Ottawa'ya geçmesiyle lale, tüm dünyada tanınır hale geldi. Bu uzun yolculuğunun son durağı olan Kanada'da, Hollanda'da ve Japonya'da, Anadolu'nun bu ünlü çiçeğinin adına her yıl festivaller düzenleniyor.

*Now Sweetheart — a poem by Cemal Süreya, İstanbul

 

Now sweetheart, I am thinking of you in a big city

A dim blue pen in my hand, two packs of cigarettes in my pocket

Our life is like a movie playing in front of my eyes

Our going out freely, drinking water together, kissing

I cry, whenever I remember how we laughed together

Flowers, flowers, I watered the flowers this morning

That rose just doesn't smile when you are not here

That flower you put in water by the window to get it grow roots

It is completely in grief these days

A dense and strong daylight is hitting the window

The plates are cheerless on the table

The hallway is deserted

The towels are alone in the shower

Don't even ask the kitchen - untidy and dirty

The sponge is right there, the breadbox is empty

The ventilator is breathless

The rugs are dusty

My clothes are in the wardrobe, and here and there

Memo's toy box is in deep sleep

The blue night lamp has no ambition

The door says open me, close me

The curtains are like snakes changing skin

The radio? It is silent

The stool is afraid of the chairs

The small room is dark and deserted

Everything is waiting for you, for your return

For you to come in

For the touch of your hands

For the touch of your eyes

And everything is repeating

How much I love you

Dayan Yalnızlığım

 

Karla karışık yağar hüzün

Üstüm başım hep uzun kollu

Benden iyi bilirsin

Anlatmama lüzum var mı ?

 

Gözlerim senden sonra

Hep parçalı bulutlu

Sen de baksan görürsün

Bakmaya yüzün var mı ?

 

Mutlu muyduk ki ? Sade nefes aldık

Bıktım artık uzatma, yaslan bana ağla

 

Kal yanımda böyle sonbahar gelince

Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım

Bak yenildik işte

Zamanı gelince kalkarız belki de

Dayan yalnızlığım

 

Uzun yola gitmeden

İki koltuk ayırttım

Seninkisi cam kenarı

Sormana lüzum var mı ?

 

Farkı yok ki geçmişten

İlk kez görmüş değilsin

Hiç kuraya girmeden

Hep kısa çöpü çekmişsin

 

Mutlu muyduk ki ? Sade nefes aldık

Bıktım artık uzatma, yaslan bana ağla

 

Kal yanımda böyle sonbahar gelince

Soysuzlar içinde kalma yalnızlığım

Bak yenildik işte

Zamanı gelince kalkarız belki de

Dayan yalnızlığım

~

you and me

we are not made for sunny days

 

you and me

like fireflies,

turning happy circles in the night skies

hidden from jealous eyes

 

you and me

twinkling in the darkness,

dancing for the romance

 

you and me

feeling passion and emotion

in slow motion

 

you and me

with no regret

enlightening love’s secret

 

you and me

luminaries at night shades

we are not made for sunny days

 

~

 

Bes, İstanbul July 2023

  

Porz Goret — Yann Tiersen

 

youtu.be/9z3jCiCrsx0

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi

Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

 

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım

Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

 

(erdem beyazıt)

Fotoğraflarımın altına şiir koymuyorum ama bu şiiri sizle paylaşmak istedim...

 

Sevgili şehrim &

Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım&

Sana benzemeyecek hiçbir ışık &

Çantama koyacağım anıları &

Giderken denizinin suyunu kabartacağım gözyaşlarımla umarsız &

Sevda şarkısı kulağımı tırmalayacak ilk kez&

Tüm güzelliklerini saklayıp kalbime

Bırakacağım seni sessiz kelimelerin çiğlıkları içinde&

Ve özleyeceğim seni İzmir !

 

Uğur Atik

 

On Explore

 

Nisan

 

İmkansız şey

Şiir yazmak

Aşıksan eğer;

Ve yazmamak,

Aylardan Nisansa.

 

Orhan Veli Kanık

Tamamlanmamış Şiir! (Yarım Yamalak Şair!)

 

www.antoloji.com/cengiz_bayir

 

Biz mi süreriz hayatı yokuş yukarı?

Hayat mıdır yokuş yukarı?!

Cevap mı sıkar canımızı?

Gerçekler mi korkutur bizi?!

 

Cengiz BAYIR

 

Matiamu

 

Bir aşkın adı; adresi.

Sevdiğim kadındın Matiamu

Her gece karanlık çöktüğünde başucuma

Bir boş bardak koyarım gözyaşım adına

Hasretle anar dilim seni

Adın ağzımda tespih gibi Matiamu

 

Bir kadın sevdim dedirtiyosun her rakı içtiğimde.

Ve ağlatıyosun mezesi bitmeden ilk şarkının.

Matiamu ne de güzel gülüyosun ve sanki dünya gülüyo peşinden !

Ve kızdığında cehennem çıkıyor sanki yerzüne.

Unutamadığımsın ! Kadınımsın Matiamu...

Adına şiirler yazdığım, oturup kafa patlattığım

Düşler kurduğum, uğruna istihareye yattığım.

Ve sabah kalkıp üzerinden atmaya çalıştığım.

Utandığım küfrettiğimde ve gururlandığım gezdiğimde

Adın her neyse. Sen işte Sen Matiamu

Karagözlüm, bakıpta kıyamadığım

Belki hiç benim olmadın olmayacaksın

Şimdi uzakta başka diyardasın.

 

Korkumsun Matiamu. Kaybetme korkum

Ve ilk yenildiğimsin.

ve kabullenemediğimsin Matiamu...

 

---------------------------------------------

P.S

Matiamu = karagözlüm ( giritçe )

matiamu bir özel isim değildir

karagözlüm manasında kullanılır..

---------------------------------------------

  

Ali AYDOĞMUŞ 14:06 04/11/09

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.

İnanırdım saadetli yolculuklara.

Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.

Bütün hızımla koşardım dalgalara.

O zaman beni görseydiniz.

 

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.

Beni o zaman görseydiniz

Siz de gelirdiniz peşimden.

 

Ama şimdi şu aksam saatinde

Son liman kendim, bu döndüğüm,

Bilmiş, bulmuş, anlamış.

Hatırımda bir vakitler güldüğüm.

Yoluna can serdiğim o kaçış.

 

Simdi o akşam saatinde

Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,

Denizlerin doymayan sahilinde.

Zeki ve Mehmet Ali beylere; Gulale ve Melek hanimlara hurmetlerimle...

 

Gün olur dağların ardından aşar da günümüz

Kalır yârânın elinde soluk resmimiz bizim

 

(Birkac misralik bir siirimden)

 

EXPLORE #129

Yavuz ve Murat beylere saygi ve hurmetlerle...

 

Gün olur dağların ardından aşar da günümüz

Kalır yaranın elinde soluk resmimiz bizim

 

(Bir kac misralik bir siirimden.)

Göğü kucaklayıp getirdim sana

kokla

açılırsın

...

#arkadaszekaiozger #parendedergisi

.

Hüznün en çok yakışmadığı insana selam ile.. ✋

.

.

#hüzün #parende #asus #photooftheday #amasra #sister #sadness #sea #skyline #sky #landscape #benimkadrajim #benimgozumden #instaturkey #deniz #huzur #peace #blue #shadesofblue #mavi #mavihuydurbende #edebiyat #siir #flickr #beautiful #picoftheday #pixelmaster #turkey

Giyotin kokulu şiirlere yazıyorum kahrımı

Encamın da cürüm yüklü ihtilal

..

 

Aşk kerahet vaktinde boynuma uzanan balta

içimde eriyen Davudî demir

sınanır bir taraftan Eyyubi sabrım

bir yanım

zincire vuramadığım putperest yanım

ve..

diğer yanım

El-Hakk sıfatından süzülen hâle

 

şuara gönlümün dehlizinde tarih yıpranmışlığı

gözyaşımla suladığım hurmalıklarda

sabrımı yüklediğim kuyular dert ortağım

n/isyanla bestelenmiş şarkılarım var

elem notalı

gam nakaratlı

ki ben hüzün dalları ektim Yakubi satırlara

 

kavimler göçünden arta kalan serüvenin vahametiyim ben

 

Büşra Arslan Meçin

 

Çanakkale'den dönüş...

 

A planície alentejana | The Alentejo plain | La plaine de l'Alentejo | La pianura dell'Alentejo | La llanura alentejana | Die Alentejo-Ebene | Равнина Алентежу | Alentejo ovası

  

POEMA DCCXCII

 

Alentejo

o país da solidão

  

POEM DCCXCII

 

Alentejo

the country of loneliness

  

POÈME DCCXCII

 

Alentejo

le pays de la solitude

  

POESIA DCCXCII

 

Alentejo

il paese della solitudine

  

POEMA DCCXCII

 

Alentejo

el pais de la soledad

  

GEDICHT DCCXCII

 

Alentejo

das Land der Einsamkeit

  

ПОЭМА DCCXCII

 

Алентежу

страна одиночества

  

ŞİİR DCCXCII

 

Alentejo

yalnızlık ülkesi

  

Joaquim Murale

'in' O Áspero Tempo das Marionetas, 2022

 

Şiirimin rüzgarı İlknurca dillendirilen ezgileri..

Bir yalnızlık bestesi çalar ömrümün her deminde

Yaslanacak bir omzun, mendil sunacak bir yârin yokluğu hissedilmez belki hüznün en derin yerinde

Yinede yalnızlık güzel şey vefasızlar semtinde!

Sizde kalsın çaldığım tüm şarkılar... Güftelerim... Bestelerim şiirlerim öylece

Ben üzerime büyük gelmiş kederlerimle gidiyorum ümitler şehrine...

 

Şafak...

yeşil yamaçlar arasında esen yelin

dar sokaklı mahallelerde kimi arar?

niçin kuruyup kaldı sırlı çeşmelerin?

çürük suyun boylarında kök salmış

selvilerin niçin büyümez, niçin kurur?

yirminci asırdan da merhametsiz

bir asrı gördü mü acaba bu hansaray?

tarihinde yıl oldu mu dertsiz, zahmetsiz?

bühtanlardan kamburlaşmış bahtsız gibi

alçak basık evler kimden imdat sorar?

kimler idi bu evlerin öz sahibi?

söyle bana bahçesaray, bahçesaray...

(kırım tatarı şakir selim şiiri.)

I am listening to Istanbul, my eyes closed ( gerçi elin gavuru ne anlar çeviri şiirden)

~gece uyuyamadım, dışarı attım kendimi, yıldızların altına … seni bulmaya~

  

Nuit — Tony Anderson

 

youtu.be/WZ0WVUMrnyk

 

Yıldızlar

 

gece ansızın uzan yanıma

sessizce fısılda yüreğime

toplayalım yıldızları avuçlarımıza

sonra

suskunluk yalnızlıklarımızda

dinlemenin zamanı geceyi

yalnız, suskun, hüzünlü

özleyeceğim

dünü bugünü ve yarını

özleyeceğim

yıldızlı gecelerde seni

ve bileceğim ki

uzanacaksın yanıma

 

cemil yurtseven

 

———————————————————————— ~

 

Stars

 

lay next to me at night suddenly

whisper silently to my heart

let's gather the stars in our palms

then

silence in our loneliness

time to listen to the night

lonely, silently, sadly

I will miss

yesterday, today and tomorrow

I will miss

you in the starry night

and I will know

that you will lay next to me

 

cemil yurtseven

Ve mayıs.

 

İçeriğinde saklanan tüm duyguların varoluşunda bedenlere bir mühür gibi yakıştırılandır.

 

Yazılarında şiirlerinde her insanın insan olarak büyütüldüğü bütün ortamlarda hatırlanandır.

 

Sevdadır, aşktır, paylaşmaktır baharın sonunda bize biz kadar kalanı . . .

 

Gözlerini Getir

 

Gözlerini getir yarı umutsuzluğum

Yaprak gibi döküleyim önüne

Solayım, beter olayım

Gözlerini getir, Öleyim...

 

Bilmeden çocukça sevildiğini,

Ve bayram sabahınca beklendiğini,

Kaf Dağı’ndan güneş getirir gibi,

Gözlerini getir.

Getir gözlerini, Öleyim...

 

Kimsesizim,

İlk kez bu kadar suskunum

Sana söyleyemiyorum

Yıldızlara uzanmışım her akşam

Ve bağlanmış,

Ve kınanmış,

Ve hep karşında yitirmişim.

Ne olur, gözlerini getir

Ustam! Getir gözlerini, Öleyim...

 

Ben biraz şairim, biraz divane,

Çarmıha gerseler öldüremezler

Sırrım saçımda değil, yüreğimdedir

İstersen dost, istersen düşman gibi

Gözlerini getir.

Ustam! Getir gözlerini, Öleyim...

 

Ben yine kaybettim, görmüyor musun?

Şafak yangınından yaralı çıktım

Ve ben ustam, Gözlerinle yakılası bir şiire başladım

Kaçtıkça sana döndüm.

Ve artık gülü bıraktım,

Menekşe yaprağını,

Kitaplarımı, Suskun maceramı...

Bu şiir bitsin

Bana, peşini bıraktığım bir hayatı değil,

Gözlerini getir.

Ustam! Getir gözlerini,

ÖLEYİM...

 

Ali KINIK

 

Tûbâ TOSUN'un katkısıyla...

Bir günümü daha fizikte ağaçlar altında şiirler okuyarak geçirdim anne.. ✋☺

 

Bekler mi beni

Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen

Bir sürü yaz gününün içinde

Acaba bekler mi beni

Uykularım, o sonsuz uykularım

Yanmış bir limonluktaki

- Ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde

Sesini hiç eksiltmeyen -

Ama bilmez miyim ben

Bilmez miyim hiç

Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine

Kısacık bir zaman olmalıydı elimde

Turfanda meyva gibi bir zaman

 

#edipcansever #benruhibeynasılım #alpercanıgüz #tatliruyalar #kiyametebirmilyaryil

🌱🌲🌳🌴🍀🌿🍃🌞🌻

 

#odtü #metu #fizik #cimler #kitaplar #siir #siirsokakta #edebiyat #huzur #peace ##literature #poem #grass #green #tree #nature #photoftheday #picoftheday #benimgozumden #asus

Bir şiir yazmak istedim, içinde dostluk olsun

Birden sen geldin aklıma, can dostum

Bu şarkıda seni ne çok özlediğimi

Anlatmak istedim sana bir kere olsun

Bir sen kaldın bana, sakın bırakma

Al yollarına hisset yanında

Dostum, dostum, dostum, can dostum

  

Şimdi yanımda olamasanda

Seni yaşamamı engelleyemez hiç birşey asla

Şu anda çok uzakta olsan

Sen aslında benimlesin yanı başımda

Bir sen kaldın bana, sakın bırakma

Al yollarına hisset yanında

Dostum, dostum, dostum, can dostum

  

......

..

Her daim yollarımız beraber olsun,

Yağan yağmurda ikimiz rahmetenelim..

...

Can Dost'um..

  

sho / roger / siir

Kırk Kanatlı Bahçe

parmak uçlarım mıdır gülüşümü acıtan

eşikte kalan gün

/ âh

merhamet dileniyor mahcupluğumdan

âh demeden ağlayamam

 

Mehmet Şamil Baş

"parlayan denizler, gürültüsüz şiirler, kapanan kapılar sana

göktaşlarını getiriyorlar

seni sayıklıyor denemesi yanlış yapılmış ilk ok"

sezai karakoç

پرواز را به خاطر بسپار

Kuş ölür,

Bird will die,

پرنده مردنی است

Sen uçuşu hatırla.

Remember its flight.

.

Delam Gerefte (دلم گرفته) isimli şiirinden..

.

Füruğ Ferruhzad

 

#furugferruhzad

#siir #kuşlar #mavi #gökyüzü #yeşil #edebiyat #siirsokakta #huzur #canon #photooftheday #picoftheday #blue #sky #peace #architecture #benimgözümden #unlimitedturkey #amasra #turkeyhome #instaturkey #instagood #vsco #vscoturkey #vscocam #vs #instalike #freedom #birds

Kara güne gölgemiz düşse de

Kan kıyamet kopsa da şehirde

Beklenen gül açılacak seherde

Baharla gelen yemyeşil bir seherde

 

#sezaikarakoc #siir #edebiyat #odtü #metu #campus #aniyakala #benimgözümden #benimkadrajim #photooftheday #picoftheday #evening #goodday #instadaily #instaturkey #peace #vsco #vscocam #vscoturkey #asus #mobilephotography #photographer #nature #unlimitedturkey #agameoftones #sun #sunshine @agameoftones @unlimitedturkey @mavii_kadraj @turkeyadvisor @turkey_home @metu_odtu

13.09.2006

 

Ne hasta bekler sabahı

Ne taze ölüyü mezar

Ne de şeytan bir günahı

Seni beklediğim kadar

 

Geçti istemem gelmeni

Yokluğunda buldum seni

Bırak vehmimde gölgeni

Gelme artık neye yarar

 

Necip Fazıl Kısakürek

  

ve gün batımı seyirimde...

bir dem bir ruhum eşlik eder bu mevsimde

sen yoksan neye yarar sevilmek böyle sessizce !

 

Ali Aydoğmuş'a tesekkurler şiiri için=))

KIYILARINDA YAŞAMAK HAYATI

 

Bir hayatın içinden geçeriz, içimizden bir sürü hayat geçer. Ve biz, içimizden geçen hayatlardan birinin kıyısına tutunup tüketiriz ömrümüzü. Çoğaltarak yaşamak yerine tüketerek yaşarız hayatı. Böylece ayıpların, yasakların orta yerinde biz de tükeniriz. Kıyısına tutunduğumuz hayat ya da kıyısına sürüldüğümüz hayat çoğu kez içimizden geçen ve içinden geçmek için can attığımız hayat değildir. Bu yüzdendir "Neler yaşadım yazsam roman olur" deyişimiz. Ama aslında roman olacak olanlar yaşadıklarımız değil yaşayamadıklarımızdır.Kıyısına tutunduğumuz hayat roman olamayacak kadar sıradan ve sığdır. Oysa içinden geçmek, içinde çoğalarak yaşamak istediğimiz ve yaşayamadığımız hayat yazılsa roman olur. Çünkü vadileri derin, düzlükleri sonsuz ve dağları yücedir o hayatın. Gökyüzü daha geniş ve daha mavidir, yani söylenecek söz gizlidir, resmedilecek anlar vardır o hayatın içinde. Kıyısından geçtiğimiz hayatlar yine de terk etmez bizi. Bir ömür kıyılarımızda dolaşır, olmadık zamanlarda düşlerimize dalar ve olmadık zamanlarda aklımıza düşerler.

 

İşte bu zamanlar, aklımızı oynatmaya ramak kaldığı zamanlardır.Kıyısına tutunup ömür tükettiğimiz hayatın griliğine inat, kıyısından geçtiğimiz hayatlar renk cümbüşüdür. Bu yüzden aklımızı almakla kalmaz, gözlerimizi kamaştırır ışıltısı ve böyle zamanlarda hiçbir şeyi görmez olur gözlerimiz. Korkularımızdandır, kimi hayatların içinden geçemeyişimiz ve sıradan bir hayatın kıyısına tutunup oradan oraya sürüklenişimiz. İçimize dert olur bu korkularımız, içimize oturur yaşayamadıklarımız. Ve türkülere, hüzünlü dizelere, ağlatan flimlere sığınmak kalır bize. Bir de " Yazsam roman olur" der dururuz. Oysa kıyısına tutunduğumuz hayat ne yazmaya bırakır bizi ne de yaşamaya başka bir hayatı. Kıyılarında ömürler tükettiğimiz hayatlardır hüznümüze ve hazin hikayelerimize sebep.

 

Terk edemediğimiz o kıyıların ıssızlığına terkedilmiştir hayatlarımız. Ve bu yüzden arkadaşım ALPER haklıdır: "Her yalnızlık içinde bir kalabalık taşır.". Doğrudur; özlenen, düşlenen, düşlerde yaşanan bir kalabalıktır bu. Issızlığımıza uğramaz, ıssızlığımızı şenlendirmez bu kalabalıklar. Ve biz bir hayatın kıyısında sürgün, ıssızlığımızda yalnız tüketiriz ömrümüzü. Issız ve ışıksız odalarda bekleriz ölümü. HÜZNÜN KIYISINDA Kıyılarıma vurdun Dağıldım. Dağlandım. Kıyılarıma vurdun, En karanlık kovuklarıma, En kuytu koyaklarıma, Sardunyalı düşlerime girdin Vurdun beni asyalı tarafımdan Asyalı ve hüzünlü. Kıyılarıma vurdun, Kıyılarımda kalma. Ak yeleli küheylanlarla Vadilerime gel.. Genzimi yakacak kokular Ve hüzünlü öyküler getir Yaşlı aktarlardan. Kıyılarıma vurdun, kıyılarımda kalma Mekan eyle gönlümü, masal eyle ömrümü.

 

Zeyyat ŞAHİN

 

Gaye ARSLAN'ın katkılarıyla...

Sana bakmak, bir beyaz kağıda bakmaktır.. .Her şey olmaya hazır

Sana bakmak, suya bakmaktır...Gördüğün suretten utanmak

Sana bakmak, bütün rastlantıları reddedip.....Bir mucizeyi anlamaktır

Sana bakmak....Allah'a inanmaktır

 

Şiir : YILMAZ ERDOĞAN

 

One of the most beautiful poems ever written <3 I adore these words.Every single time i listen to this, it absolutely boils my blood. <3 *L*

I am sorry for not translating the poem but first of all, it is a pretty long poem and i kinda am a lazy girl XD, and second; i don't think it makes any sense in english. English is a cold language without any emotions lol

   

Bende bırakırken

Bakışlarının kırılganlığını

Tenime her dokunuşunda

Ürkek bir sevdanın filizleri

Çiçek açıyor içimde

 

Dudaklarında,

Can alırken pembenin utangaçlığı

Bir şarap kadehi gibi

Düşüyordu öpüşmelerimiz geceye

 

Ertelenmiş kavuşmalarımız

Mevsimleri kuşanırken

Bir yalnızlık davasıdır bu..

 

Dönüşüne sakladığım

Yamalı şiirlerin hasretini

Öpüşmelerimizle dindirip

Astık yıldızların saçlarına

 

Baş ucunda izlerken “benli” halini

Dilime dolandı şiirimiz

 

Yanaklarıma hapsederken

Gün batımı dokunuşlarını

Kokunu düsürdüm

Yüreğimin tenhasına

 

Çığlık atarken raylar

Aynı istasyonda solacak

Ağlamaklı bakışlar

Ve bir hayal daha

Dayayacak dudaklarını sakağıma

 

Son bir öpüş

Dokunuş

Bakış

ve..

 

Gitmiştin!

   

08-06-07

 

Zozan Kara

  

Google'a "ateş yanıyor içimde" Yazdım Bu şiir çıktı paylaşayım dedim=)

 

Şarkı: =)

Giy ateşten gömlekleri bir bir yansın üzerin.. Ve dahi..

Kır topraktan çömlekleri.. Zaten tedirgin halim..

Bir benim,bir bendim ve bir kendim ortadayım..

Bitmez derdim,bu hal beni yer bitirir bildim..

 

Ateşten gömlekler.. Topraktan çömlekler..

Ne maymundan geldin,ne de seni getirdi leylekler..

 

Sagoya kulak ver,Sagoya kulak ver.. Sagoya kulak ver..

2 sıfır sıfır 8 elveda eder.. Sagoya kulak ver.. Sagoya kulak ver..

 

Şiir: =)

Bir ateş yanıyor içimde,

Ateşi sen dumanı ben,

Bir umut ışığı var içimde,

Umut sen arayan ben,

 

Dilimde ayrılık şarkıları,

Söyleten sen söyleyen ben,

Bir özlem var içimde,

Özleten sen özleyen ben,

 

Umut dolu gözlerim,

Ağlatan sen ağlayan ben,

Gecelerin ortasındayım,

Karanlığı sen sessizliği ben,

 

Şimdi kara topraktasın,

Tabutun sen kefenin ben,

Bekledim beklerim yılları

O dünya da sen bu dünya da ben

Olsan da beklerim be GÜLÜM..

 

evet Temamız Ateş ve vs....=)

"Beni Benimle Bırak - Manga" Bağıra bağıra söyle rahatla:D

"Alexander Rybak - Fairytale"=)

 

Tekrar Gidiş....

güzel bi şiir iyi gider aslında fotoğrafa....

adımı yollara yazdım fotoğraf için :P :D

 

Pazar sabahı Beyazıttan sahile.. gün doğduktan hemen sonra...

S&B da olabilirdi ama bu daha çok hoşuma gitti=)

Köprü sisler altında....

favori karelerim arasında....

telefonla....(motorola...)

 

Norweç Favorim=)

İyi niyet mektuplarım gelir aklıma,

Sevgiliye yazılmış ama hiç verilememiş mektuplar

Bir de şiirlerim çocukluk kıvamında…

Oyunların en güzeli; onunla el ele tutuştuklarımızdı.

Benim ebe olduğum,

onun kaçıp, onu benim yakaladığım…

 

Çocukluğuma dair!

 

Şirin bir köyümüz vardı,

Meyve bahçeli, yeşil mi yeşil..

Dalından gizlice erik aşırdığımız ağaçlar vardı.

En çokta Hacı amcanın kirazları vardı daldığımız,

Sonrasında değnekle kovalandığımız bekçi durumları…

 

Mahallemizin kabadayıları vardı,

İçip içip nara atıp, uçuyorum diye bağıran,

Korkup kaçtığımız ama bir o kadarda örnek aldığımız,

Kapıya çıkıp hazerfen misin bre deyyus diye bağıran birde babam vardı,

korkusuz, mangal yürekli…

   

Güzün ilk yağmurunu beklerdik tüm köyce,

Yağdığında ortalığa yayılan o toprak kokusunu,

Ve yağmur sonrası çıkan göbek mantarının tadını…

 

Çocukluğuma dair!

 

Babamın fevkalade öğretmen dediği Yılmaz Hoca gelir aklıma,

Bilirdi sevdiğimi,

Hep Hacerle yan yana oturtur, utandırırdı beni…

 

Çocukluğuma dair!

 

Seksen darbesini ilk o zaman yaşadım.

Bitmez iran-ırak savaşını radyolardan dinlerdik,

"Aman petrol" şarkısıyla coşardık.

Elektriksiz köyümüzde araba aküsüyle ilk televizyonu biz izledik.

En güzeli de Anıtkabre çelenk koyulup,

İstiklal marşının okunduğu anlardı...

 

Maçlar yapardık yeşil alanlarda,

Ben rumenige olurdum amcaoğlu platini,

Ben üç gol atarsam o altı atardı.

onu hep çek severdim...

 

Çocukluğuma dair!

 

Bayramlarımız olurdu,

Sabah erkenden namazlar kılınır.

Sabırsızlıkla el öpmeye gidilirdi.

Şeker yerine para tercih edilirdi.

Toplananlarla da koşarak panayır alanına;

Gondola, dönmedolaba...

 

Günyüzü görmemiş masallar anlatırdı annem.

Prensli, keloğlanlı, dereli tepeli…

Hep sonu iyi biten,

Kötülerin hep kaybettiği…

 

Çocukluğuma dair!

 

Deresinde yüzdüğüm,

Düzlüğünde yarıştığım,

Yaşadığım köyden çıkalı çok oldu.

Yırtık eski bir sayfa gibi,

Bir daha hiç ardıma bakmadığım,

Düşünüyorumda bazen,

Köyümü çok özlemişim,

Ama en çokta;

Çocukluğumu çok, çok özlemişim…

 

CEYHUN ARAS

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,

arkalarında doldurulması

mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

 

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,

en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

 

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,

yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

 

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,

çalınan birinin kalbiyse eğer.

 

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,

insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

 

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,

hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

 

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,

kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

 

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,

öylesine delice bakmasalardı eğer.

 

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de

kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

 

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,

son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

 

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,

meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

 

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,

beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

 

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,

tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

 

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,

yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

 

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,

son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

 

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,

her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

 

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,

dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

 

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,

namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

 

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,

dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

 

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,

sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

 

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,

kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

 

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,

kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

 

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,

ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

 

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,

Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

 

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.

Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,

ya canım ellerini tutmak isterse...

 

Evet Sevgili,

Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,

kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,

mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

 

CAN YÜCEL

 

yaşam öğretti bana

sevdiğiyle gidiyormuş insanın yarısı

yüreğim biraz da bundan asi

yarınsız sevda benimkisi

yakamda eylül sarısı

 

Kâmil AYDEMİR

 

bu sarı çiçekten flickr'da çok gördük, bende değişik bir versiyon denedim. ve buna uygun bir şiir buldum:)) umarım beğenirsiniz:)

Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde?

Do not use my works without my written permission!!!

  

© Özlem Acaroğlu 2014 | All rights reserved

  

www.ozlemacaroglu.com

  

''Fotoğraflarımın izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.!!''

"On Explore"

 

İstanbul'da Bir Martı

 

Dokunmayın kanatlarıma,

Kızkulesi'nden süzüleyim.

Saçlarını savursun rüzgar,

Boğaziçi'nden bir geçeyim.

Karışmayın özgürlüğüme,

Vapurları uğurlayayım,

Bir çocuk, simidini bölsün,

Ben havada yakalayayım.

Dokunmayın kanatlarıma,

Galata'da az dinleneyim.

Dalga sesleri eşliğinde,

Yenicami'ye gitmeliyim.

Karışmayın özgürlüğüme,

Turistleri karşılayayım.

Bir fotoğraf karesindeki,

İstanbul resmi olmalıyım.

Güneş kaybolurken ufukta,

Ayasofya'ya konmalıyım.

Dokunmayın kanatlarıma,

Ben bu şehri solumalıyım.

 

İstanbul - 11.04.2006

 

Halime Dinç Yamaç

LÜTFEN ÖNCE OKUYUN BENİM HAKKIMDA 16 ŞEY :) tagladı beni tayfun abi kıramadım hazırladım..

AYRICA UNUTMADAN SÖLEMEM GEREKLİ HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK YARDIMCIM KALÇAM :) Bİ ÇOK HİKAYE ŞİİR FOTO ONUN YARDIMI SAYESİNDE UYDURULUYOR :))

 

1) öncelikle normal bi giriş yapalım:)

3 aralık 1981 izmir doğumluyum eşrefpaşalıyım belkide serseri ruhum burdan gelmekte.

girit kökenliyim bu da isyankar tarafımın kaynağı olsa gerek.. Annem izmir doğumlu aslen

muğla kökenli. buraya akdar herşey normal :)

 

2)işletmeciyim.. Telefonla insanları arayıp işletiyorum :) şuan üzerinde ne var gibi :P

eğlenceli sayılcak bi işim var...

 

3)koyu bi galatasaraylıyım... hayatımda her daim spor oldu. hala olmakta. okul takımında voleybol

altayda futbol , izmirsporda basketbol yaptım.. dalma çıkma yaptım (tüpsüz) 4 yıl latin dansları

ve çeşitli halk dansları :) ayrıca şuanda vücut geliştirme yapmaktayım. ve çeşitli beden hareketlerinden

oluşan sporlar .. toplama çıkarma bölme çarpma...

 

4)184 boy 78 bazen 79 hatta 80 e varan kilom var :) yazın 74 e kadar düştüğü bilim çevrelerince görülmüştür.

ela gözler (ki güneşte yeşil olmakta ) kahverengi sayılcak saçlarım var.

yumuşak kulak memelerim sert sayılcak kulaklarım var. göbek deliğimde bi et beni var ki bana göre çok seksi

ayrıca göbeğimden çıkan pambıkları biriktiriyorum yakında onlardan yastık yada yorgan yapmayı planlıyorum..

göbek pamuğu tüyü :)

 

5)sigaradan nefret ederim içenide öpmem :) zaten bu bakım konusunda kılın tekiyim. yaz kış günde 2-3 kere

bıcı bıcı yaparım hala sarı bi ördeğim var :) (vaak vaak) ağız bakımı vs çok önem veririm.. içki desen şu yaşıma

kadar ağzıma damlasını sokmadım emmee ta ki şu ağustosta bi yudumla başlayan maceramız şuan 2 haftada 1 -2

kadehle sınırlı devam etmekte.. :)

 

6) küfür ederim hatta sağlam ederim.. gün yüzüne çıkmamış küfürlerim vardır. Bi gün yeni Türkçe öğrenen bi arkadaşa

bi küfür ettim bahsettiğim şeyin nasıl olduğunu anlamaya çalışırken kendi anadili dahil bildiği tüm dilleri unuttu

hala daha dilsiz geziyoo :) çoçukken en büyük küfrüm karamürselmiş.. Sinirlendim mi kapının önüne çıkıp

gelene geçene dişlerimi sıkarak karamürseeel diye bağırırmışım :) büyüdük modernleştik artık Yeni karamürsel diyorum

msnde kısaltıp YKM :))

 

7)ben biraz değişik biriyim. bazen romantik bazen duygusal bazen aşırı matrak biri olurken en kötü huyum çok agresif olmam

anında parlarım parladım mı dalarım :) çoçukkende mahalledeki büyük çoçukları dövüyordum. hala kavgalar yüzünden başım belada

:)

 

8)tam bi slow müzik hastasıyımdır. yunanca ve giritçe çok severim. latin şarkılarının hastasıyım dansının ustasıyım :)

 

9)Tam bi deniz tutkunuyumdur 7 sülalem deniz dibinde doğdu.

 

10)Siyah bi hyundai Tucson arabam var. Onla aramız çok iyi birbirimizi anlıyoruz. Bazen dönüp karamürsel diyorum :)

 

11)Çaydan kahveden vs den hoşlanmam.. Ancak bişey yerken. kendimden hoşlanırım :) Sıkılası yanaklarım olduğunan inanıyorum :P

 

12)hala bekarım annemlerin sözü elimizde patladın şeklinde :) yakında bozuk mamül diye iade etmeye çalışıcaklar

 

13) 3 kardeşiz. abim ablam laf arasında onlarda elde patladı :))) zaten sülalemde evli insan yok nasıl bi lanet gaspetlik

varsa. biri bi evlense gerisi gelcek biliyorum.

 

14)Arkadaşlarımın söylediği içinde başka dışında başka bi ali taşıdığım beni çözmeninde yazılarımdan şiirlerimden geçtiğimiş.

 

15)Hayvanları çok severim. aranızda bana iran kedisi hediye edecek olan varmı :) ayrıca bu flickrda çok bir dakikalık

zevkten oluşan adam tanıdım. Ve tam tersi bir sürü sağlam dost tanıdım. iyi ki varsınız lan.. Seviyorum sizi.

 

16)bu arada aranızda ülker çikolatalı goflet sevmeyen var mı ? Ve tam bi internet tutkunuyum 10 yıldır pc kullanıyorum.

bazende o beni kullanıyor :) ama hiç pişmansın diye birbirimize sorduğumuz olmadı... Ayrıca agresiflikten oluşan

sol kolumda bi sinir kesiği var :)

  

ENGLISH --------------------------------------

 

1) 3 december 1981. I was Born izmir. MY origins from Creta. I admire izmir.

2) I have a wedding saloon. And I love my job.

3) I am a supporter of Galatasaray. I like support. and I did basketball, football, swim, dance (latino folk)

and now Body Building. :)

4)MY size. 184 cm 78-79 some times 80 kg. for summer 74-75 :) my eyes hazel . hair brown.

5) I hate smoke.. Sometimes I drink alchol. I like red wine. Vodka red bull :P

6) I am a little maniac. romantic , and comic :) I am funny :P

7) I fussiness.. I love have to bath. 2-3 times. everyday. winter or summer :)

8) I love slow music. (greek,latino, Turkish pop, my favorite)

9) I admire sea. my all family was born seaside..

10)I have a black hyundai Tucson. (2006)

11)I am still single :) do u merry me ? :)

12)I dont like tea or coffee. just drinking at the breakfast.

13) I have a big sister and big brother. (they r single) hahaha :)) my all family still single...

14)I love animal.. pls gift a persian kitty. :) or dalmatian :P

15) I love travelling

16)I love my all friends... and pls say to me . Do u love me ?

1 3 4 5 6 7 ••• 79 80