View allAll Photos Tagged koruma
Yedigöller Büyük Göl'de Sonbahar
Bolu - Yedigöller National Park
NATIONAL PARKS
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
Location: The Yedigoller (Seven Lakes) National Park is in the north of the Bolu province, and south of Zonguldak in the western Black Sea region.
Transportation: The park can be reached via the Yenicaga road, 152km off the Ankara – Istanbul highway. The Bolu – Yedigoller route is closed during winter, which means transport is only available via the Yenicaga – Mengen – Yazicik road.
Highlights: The park is the best known for the lakes formed by landslides, the rich plant life which gives dense coverage to the area, and the abundance of trout living in the lake. The structure of the land, which has tendencies to subside, is the main factor in the lake’s formation.
The dominant plant cover is beech trees, and there are also oaks, hornbeams, alders, black pine, Scotch pine, firs elm and lime trees. As a result of effective protection of plant and animal life, the animals inside the park like deer, pigs, wolves, foxes and squirrels are increasing in number. There is also a deer protection area.
This area saw the first cultured trout farm in Türkiye, established in 1969, and as a result trout fishing is a popular activity. The sightseeing tower at Kapankaya, inside the park, offers a great opportunity to view a wide area over the lakes and unique landscape. One of the most famous items is the monumental tree signboard on the way to the tower.
Facilities: Within the park are guest-houses, bungalows, tents and caravans, as well as cafes and restaurants.
Yeşilova, Burdur / Türkiye
Bu müzikle seyrediniz lütfen(Please watch with this music): www.youtube.com/watch?v=y9kpB2lOFtE&t=314s
Lake Salda is a mid-size crater lake in southwestern Turkey, within the boundaries of Yeşilova district of Burdur Province. It lies at a distance of about fifty kilometers to the west from the province seat Burdur.
Lake Salda is often included in the Turkish Lakes Region that extends across inner western to southern Anatolia, especially Isparta Province and Afyonkarahisar Province, although Lake Salda is geographically separate from the larger lakes, which are more to the east and, being a crater lake, is morphologically different from these tectonic lakes.
The lake area covers 4,370 hectares, and its depth reaches 196 meters, making it one of the deeper lakes in Turkey, if not the deepest. The lake sedimentary records show high resolution climate changes that are related to solar variability during the last millennium.
The lake is a popular excursion spot for people across the region or from beyond, the more so due to the hydromagnesite mineral found in its coastal waters, which is believed to offer remedies for certain dermatological diseases. The shorelines, surrounded by black pine forests, are also popular among hunters, the game and the fowl available including quails, hares, foxes, boars and wild ducks, aside from the lake's fish. White sandy beaches, limpid water and seven crystal-white islets within the lake complete the scenery.
Its peculiar morphology has led to a number of academic studies conducted on Lake Salda. The unusual alkaline nature of the lake means that is one of the few locations where ancient stromatolite algae still grows.
In 2019, a team of planetary scientists from America and Turkey conducted research on Lake Salda's shoreline microbialite sediments. In March 2021, NASA reported that its Mars surface-exploring rover Perseverance showed that "the minerals and rock deposits at Salda are the nearest match on earth to those around the Jezero Crater where the spacecraft landed.
Büyük Göl seyir terası(Great Lake cruise terrace)
I am very happy to share the beauty of the country with you. I look forward to all my Flickr friends in Turkey. Best Regards and Greetings...
Sonbahar renkleri ve göldeki yansımaları(Autumn colors and reflections on the ground)
Please watch the video and see the wonders of nature: www.youtube.com/watch?v=l3EKu58Dbhs
I am very happy to share the beauty of the country with you. I look forward to all my Flickr friends in Turkey. Best Regards and Greetings...
Tuz Gölü, Ankara / Türkiye
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
Sonbahar ve yansımalar(Autumn and its reflections)
I am very happy to share the beauty of the country with you. I look forward to all my Flickr friends in Turkey. Best Regards and Greetings...
Nemrut Dağı, Türkiye'nin Adıyaman ilinde yer alan 2.150 metre yüksekliğinde bir dağdır. Kahta ilçesi yakınlarında Ankar Dağları civarında Toros Dağları silsilesinde bulunur. 1987'de UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen Nemrut Dağı, 1988 yılında tesis edilen Nemrut Dağı Milli Parkı ile korumaya alınmıştır.
Nemrut Dağı Ören Yeri, Pütürge’nin Büyüköz Köyü ile Adıyaman’ın Kâhta İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için 2 bin 150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı’nın yamaçlarına yaptırdığı mezar ve anıtsal heykeller, Helenistik Dönem'in en görkemli kalıntılarından birisidir. Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmış olup, 8-10 metre yüksekliktedir. Eski çağlarda Kommagene olarak anılan bölgede I. Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık, onun oğlu I. Antiochos (M.Ö. 62-32) döneminde önem kazanmıştır. M.S. 72 yılında Roma’ya karşı yapılan savaşın kaybedilmesinin ardından krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.
Nemrut Dağı’nın doruğu yerleşme yeri olmayıp, Antiochos’un tümülüsü ve kutsal alanlardır. Tümülüs, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hâkim bir noktadadır. Kralın kemiklerinin ya da küllerinin ana kayaya oyulmuş odaya konulduğu, 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs, küçük kaya parçalarıyla örtülerek koruma altına alınmıştır. Her ne kadar yazıtlarda kralın mezarının burada olduğu belirtiliyorsa da bugüne kadar keşfedilememiştir. Doğu ve batı teraslarında Antiochos ile tanrı ve tanrıça heykellerinin yanı sıra aslan ve kartal heykelleri bulunmaktadır. Batı terasında eşsiz bir aslanlı horoskop yer almaktadır. Heykeller Helenistik, Pers sanatı ve Kommagene Ülkesi özgün sanatı harmanlanarak yontulmuştur. Bu anlamda Nemrut Dağı’na batı ve doğu uygarlıklarının köprüsü denebilir.
Kommagene Krallığı’nın tarih sahnesinden silinmesiyle Nemrut Dağı’ndaki eserler yaklaşık iki bin yıl boyunca yalnızlığa terk edilmiştir. 1881 yılında yöreyi görevli olarak gezen Alman mühendis Karl Sester, Nemrut Dağı heykellerine rastlamış ve İzmir’de bulunan Alman Konsolosu’nu, Kommagene Krallığı’na ait harabeleri, tanrı heykellerinin oturtulduğu kaidelerin arkasındaki Grekçe yazıtları göremediğinden Asur harabeleri zannederek haberdar etmiştir. Karl Sester, dev heykelleri keşfetmenin heyecanıyla bu hataya düşmüştür. 1882 yılında Otto Puchstein ve Karl Sester Nemrut’ta inceleme yapmıştır. Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) Müdürü Osman Hamdi Bey 1883 yılında bir ekiple gelip Nemrut’ta çalışmıştır. 2'inci Dünya Savaşı’nın ardından Amerikan arkeolog Theresa Goell ve Alman Karl Doerner; Nemrut ve yöresinde kazı, araştırma ve inceleme yapmışlardır.
Nemrut Dağı Ören Yeri 1987 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır.
Kaleköy/Kekova/Sunkent/Simena, Demre, Antalya /Türkiye
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
Cigli district of Izmir, Izmir Bird Paradise is a natural area in Çamaltı Tuzlası'nda.
Are protected by the Directorate General of Forestry. [1] In addition, the region in 1982 and the Breeding Ground Water Protection of Birds and is registered as a nature conservation area in 1985, the first degree. [2] 8000-hectare area, 205 species of birds live. Dalmatian pelican, flamingo pink wings, Kingfisher, where a lot of birds such as gray and black storks, Izmir Bird Paradise is one of Turkey's most important wetlands. Each year around 50,000 birds had visited the region is located on the migration route of birds.
#
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından koruma altındadır.[1] Ayrıca bölge 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üreme Sahası ve 1985 yılında birinci derecede doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir.[2] 8000 hektarlık alanda 205 kuş türü yaşamaktadır. Tepeli pelikan, pembe kanatlı flamingo, yalı çapkını, gri ve siyah leylekler gibi bir çok kuşun yaşadığı İzmir Kuş Cenneti Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biridir. Her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği bölge kuşların göç yolları üzerinde yer almaktadır.
#
Copyright © Eralp Ege COSKUNTUNA
Mountains... excitement and freedom...
This is Mount Kop with an altitude of 2918 meters. An exciting altitude. An ideal route for a daily climb.
For me, the best way to regenerate is to escape to the mountains. The natural environment is the best choice for keeping my form as well as removing all my mental and physical fatigue.
The one who competes with himself never gets tired!
***
Dağlar.. heyecan ve özgürlük...
Burası 2918 (metre) rakımlı Kop Dağı. Heyecan verici bir rakım. Günübirlik bir tırmanış için ideal bir rota.
Benim için, yenilenmenin en iyi yolu dağlara kaçmaktır. Doğal ortam ruhsal ve bedensel bütün yorgunluklarımı aldığı gibi, formumu korumada da en iyi seçim.
Kendisiyle yarışan asla yorulmaz!
Maalesef Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Gediz Deltası'na kurulmuş. Bu fabrikaların 500 metre ilerisinde binlerce flamingo ve farklı kuş türü yaşıyor. Bu deltayı en azından bundan sonra, gelecek nesillere bırakmamız için korumamız lazım.
Cigli district of Izmir, Izmir Bird Paradise is a natural area in Çamaltı Tuzlası'nda.
Are protected by the Directorate General of Forestry. [1] In addition, the region in 1982 and the Breeding Ground Water Protection of Birds and is registered as a nature conservation area in 1985, the first degree. [2] 8000-hectare area, 205 species of birds live. Dalmatian pelican, flamingo pink wings, Kingfisher, where a lot of birds such as gray and black storks, Izmir Bird Paradise is one of Turkey's most important wetlands. Each year around 50,000 birds had visited the region is located on the migration route of birds.
#
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından koruma altındadır.[1] Ayrıca bölge 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üreme Sahası ve 1985 yılında birinci derecede doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir.[2] 8000 hektarlık alanda 205 kuş türü yaşamaktadır. Tepeli pelikan, pembe kanatlı flamingo, yalı çapkını, gri ve siyah leylekler gibi bir çok kuşun yaşadığı İzmir Kuş Cenneti Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biridir. Her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği bölge kuşların göç yolları üzerinde yer almaktadır.
#
Copyright © Eralp Ege COSKUNTUNA
Cigli district of Izmir, Izmir Bird Paradise is a natural area in Çamaltı Tuzlası'nda.
Are protected by the Directorate General of Forestry. [1] In addition, the region in 1982 and the Breeding Ground Water Protection of Birds and is registered as a nature conservation area in 1985, the first degree. [2] 8000-hectare area, 205 species of birds live. Dalmatian pelican, flamingo pink wings, Kingfisher, where a lot of birds such as gray and black storks, Izmir Bird Paradise is one of Turkey's most important wetlands. Each year around 50,000 birds had visited the region is located on the migration route of birds.
#
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından koruma altındadır.[1] Ayrıca bölge 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üreme Sahası ve 1985 yılında birinci derecede doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir.[2] 8000 hektarlık alanda 205 kuş türü yaşamaktadır. Tepeli pelikan, pembe kanatlı flamingo, yalı çapkını, gri ve siyah leylekler gibi bir çok kuşun yaşadığı İzmir Kuş Cenneti Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biridir. Her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği bölge kuşların göç yolları üzerinde yer almaktadır.
#
Copyright © Eralp Ege COSKUNTUNA
Cigli district of Izmir, Izmir Bird Paradise is a natural area in Çamaltı Tuzlası'nda.
Are protected by the Directorate General of Forestry. [1] In addition, the region in 1982 and the Breeding Ground Water Protection of Birds and is registered as a nature conservation area in 1985, the first degree. [2] 8000-hectare area, 205 species of birds live. Dalmatian pelican, flamingo pink wings, Kingfisher, where a lot of birds such as gray and black storks, Izmir Bird Paradise is one of Turkey's most important wetlands. Each year around 50,000 birds had visited the region is located on the migration route of birds.
#
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından koruma altındadır.[1] Ayrıca bölge 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üreme Sahası ve 1985 yılında birinci derecede doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir.[2] 8000 hektarlık alanda 205 kuş türü yaşamaktadır. Tepeli pelikan, pembe kanatlı flamingo, yalı çapkını, gri ve siyah leylekler gibi bir çok kuşun yaşadığı İzmir Kuş Cenneti Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biridir. Her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği bölge kuşların göç yolları üzerinde yer almaktadır.
#
Copyright © Eralp Ege COSKUNTUNA
Background music: www.youtube.com/watch?v=r7rjUXaZ3HI
Location: Yedigöller / Bolu / Türkiye
New My Groups : www.flickr.com/groups/3171579@N20/
Everyone is invited
I am very happy to share the beauty of the country with you. I look forward to all my Flickr friends in Turkey. Best Regards and Greetings...
Bizim gibi geçimi avcılığa, yakın geçmişi tarıma dayalı topluluklar için olmazsa olmaz yiyeceklerin sıralamada bir numarası Ekmek. Eskilerin Nân-u Azîz yani kutsal yiyecek diye tanımladıkları, yere düşen bir parçasının bile itinayla yerden alınıp, öpülüp başa konularak yenmeye devam edildiği bir beslenme duayeni. Bugünün deniz ürünleriyle ve akdeniz mutfağıyla tanışılmaya başlandığı günlerinde bile hala sofralardaki yerini korumaya devam eden birincil besin kaynağı..
Fırından çıkmış kürek üzerinde, sunulacağı insanlara gideceği yolculuğa başlamadan önce arz-ı endâm ediyor.
Biga Çinili Fırın ustası Hakan Cansız'a teşekkürler çekim izni verdiği için.
Nikon D300S + Sigma 10-20mm F:4-5.6 EX DC HSM
Freedom Group On Flickr - FREEDOM - СВОБОДА - ÖZGÜRLÜK - 自由 - Symbol And Image by Daniel Arrhakis (2016)
A New and Special Group for those who still believe in Freedom, Peace, Equality and Democracy !
www.flickr.com/groups/freedomgroup
Photography, Art Photography, Political Art and Photojournalism.
Freedom - Democracy - Peace -Tolerance - Equality - Education - Protection Environment - Happiness - Against all forms of Dictatorship.
Свобода - Демократия - Mир - Толерантность - Равенство - Образование - Защита окружающей среды - Счастье - Против всех форм диктатуры.
Özgürlük - Demokrasi - Barış - Tolerans - Eşitlik - Eğitim - Koruma Ortamı - Mutluluk - Her Türlü Diktatörlüğe Karşı.
自由 - 民主 - 和平 - 宽容 - 平等 - 教育 - 保护环境 - 幸福 - 反对一切形式的独裁。
şifahen değil, ACİLEN FİLİSTİNE YARDIM LAZIM!!! acilen.ihh.org.tr/
Ey sözü hak olan Allah'ımız!
Sen ki, bana dua edin duanızı kabul edeyim; diye buyurdun,
Ey Rabbimiz, sana dua ediyoruz ve senden diliyoruz,
Ey Rabbimiz, sana dua ediyoruz ve senden diliyoruz,
Ey ellerin sadece kendisine kaldırıldığı Allah'ım,
Ey sadece kendisine secde edilen Allah'ım,
Ey sadece kendisinin önünde eğildiğimiz ve sadece kendisine rüku edilen Allah'ım,
Ey mü'minlerin sadece kendisine boyun eğdiği Yüce Allah'ım,
Ey Allah'ım bizim üzerimizden şu kuşatmayı kaldır,
Başımızdaki şu büyük musibeti kaldır,Bu kuşatmayı üzerimizden kaldır ve bizi ondan kurtar,
Ey sözü hak olan Allah'ım, Sen Yüce Kitabında: "Allah, kâfirlere mü'minlerin aleyhine bir yol vermeyecektir" diye buyurdun.
Ey Rabbimiz, biz sana güveniyor ve sözünü tasdik ediyoruz.Biz inanıyoruz ki sen, dostlarının aleyhine düşmanlarına yol vermeyeceksin. Mü'minlerin aleyhine Yahudilere yol vermeyeceksin. Mücahitlerin aleyhine münâfıklara yol vermeyeceksin,
Ey Rabbimiz, dostlarının aleyhine düşmanlarına yol verme
Ey Rabbimiz, dostlarının aleyhine düşmanlarına yol verme
Ey Allah'ım, Biz sana sığındık. Senin Kitabına yapıştık. Allah'ım sen bizi zillete düşürmezsin.Biz senin kitabına ve peygamberinin sünnetine yapıştık.
Ey Allah'ım, gençlerimize, çocuklarımıza, yaşlılarımıza, kadınlarımıza merhamet eyle, Sadece senden diliyor ve sadece sana sığınıyoruz.
Ey sözü hak olan Allah'ım, Sen ki kitabında Peygamberin İbrahim'in diliyle: "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur" diye buyurdun. Biz hastalandığımız zaman bizim hastalarımıza şifa verecek olan da sensin.
Ey Allah'ım, çocuklarımızdan, kadınlarımızdan, yaşlılarımızdan nice hastalarımız var. Onlara şifa ver. Bu hastalarımız tedavi görmek için yola çıkmaktan alıkonuyorlar. Kendilerine ilaç verilmesine engel olunuyor. Şimdi elektrikleri de kesildi ve yattıkları hastaneler bile hizmet veremez oldu. Allah'ım hastalarımıza şifa ver. Ey Rabbimiz, şifa veren sensin.
Ey Allah'ım, biz senin Sevgili Peygamberini seviyoruz. Ona olan sevgimizin bereketiyle dualarımızı kabul eyle. Kur'an-ı Kerim'in ve Mescidi Aksa'nın bereketiyle dualarımızı kabul eyle. Ellerimizi sana açtık, dualarımızı sana yöneltiyoruz.
Ey yaratılanların yaratıcısı, mülkün sahibi, din gününün sahibi
Ey Allah'ım, üzerimizden şu kuşatmayı kaldırmanı diliyoruz.
Ey Allah'ım bu kuşatmayı üzerimizden kaldır.
Ey Allah'ım bu kuşatmayı üzerimizden kaldır.Önderimiz bize: "İstediğin zaman Allah'tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah'tan yardım dile" diye buyurdu. İşte biz de senden istiyoruz. Senin bizim dışımızda daha pek çok kulların var, ey Allah'ım, Ama bizim Senden başka Rabbimiz yok.Sana dua etmezsek kime dua edebiliriz, Senden dilemezsek kimden dileyebiliriz?
Ey, güzel olanı açığa çıkaran ve çirkin olanı gizleyen Rabbim! Yanılgılardan dolayı hesaba çekmeyen, en güzel muameleyle muamele eden, Lütfu geniş olan, rahmetini gönderen, her inayetin sahibi, her şikâyetin kendisine iletileceği Rabbimiz,Keremi bol, ihsanı geniş olan,
Ey Rabbimiz, ey Mevlâmız, dileklerimizi kendisine ilettiğimiz ilahımız, Üzerimizden kuşatmayı kaldırmanı diliyoruz, Hastalarımıza şifa vermeni diliyoruz, Mücahitlerimizi korumanı diliyoruz.
Ey Allah'ım, mücahitlerimizi koru.
Ey Allah'ım, gençlerimizi, yaşlılarımızı, kadınlarımızı, çocuklarımızı koru.
Ey Kitab'ı indiren, bulutları yürüten, küfür gruplarını hezimete uğratan, hesabı hızlı olan Allah'ım, Senin kitabından sapanları hezimete uğrat,
Ey Allah'ım, Senin dostlarına, salih kullarına, Peygamberinin yolundan gidenlere yardım et.
Ey Allah'ın Yahudileri ve mü'minlere karşı onların yanında yer alanları sana havale ediyoruz. Onları, kâfirlerden geri çevrilmeyecek olan şiddetli cezana maruz eyle.
Ey Allah'ım, onlara karşı ilahi gücünü ve kudretini bize göster.Küfür askerlerini, Firavun'u ve Semud'u helake uğratan Allah'ım! Yahudileri ve mü'minlere karşı onlara dost olanları sana havale ediyoruz.
Ey duaları işiten Allah'ım, Gençlerimize, çocuklarımıza, kadınlarımıza ve yaşlılarımıza merhamet eyle, Ellerimizi sana açtık, sana yöneldik ve sana dua ediyoruz.
Ey Allah'ım, sen ilahımızsın, yücesin, halimsin,
Ey Allah'ım, sen ihlasla sana yönelen elleri boş çevirmezsin,
Ey Allah'ım Filistin ellerini sana açtı,
Ey Musa'yı kurtaran Rabbimiz!
Ey Muhammed'i kurtaran Rabbimiz!
Bizi de zalimler topluluğundan kurtar, Bizi de zalimler topluluğundan kurtar,Bizi de zalimler topluluğundan kurtar,
Ey Allah'ım bize kötülük ve fenalık düşünenlerin planlarını kendilerine çevir. Onları kendi dertleriyle meşgul eyle.
Ey Allah'ım, bizi uyumayan gözlerinle koru.
Ey, gözlerin kendisini görmediği, yaratıkların kendisine ulaşamadığı, hiç kimsenin kendisini vasfedemediği, hiçbir şeyin kendisini değiştiremeyeceği, hiçbir şeyin kendisini korkutamayacağı, bütün incelikleri bilen, suların damlalarının, ağaçlarının yapraklarının sayısını bilen, üzerine gün doğan her şeyin sayısını bilen Yüce Allah'ım! Bizi şu içinde bulunduğumuz durumdan kurtar, bize bir kurtuluş kapısı göster.
Ey Rabbimiz, ey Allah'ımız, ey Rahman, ey Rahim, ey göklerin ve yerin düzenini koruyan,
Ey istekte bulunulanların en hayırlısı, Dua edilmesini emreden ve duaya icabet edeceğini bildiren,
Bizim de duamızı kabul eyle...
Not: sezohanımın gazze için başlatmış olduğu imza kampanyası için
Cigli district of Izmir, Izmir Bird Paradise is a natural area in Çamaltı Tuzlası'nda.
Are protected by the Directorate General of Forestry. [1] In addition, the region in 1982 and the Breeding Ground Water Protection of Birds and is registered as a nature conservation area in 1985, the first degree. [2] 8000-hectare area, 205 species of birds live. Dalmatian pelican, flamingo pink wings, Kingfisher, where a lot of birds such as gray and black storks, Izmir Bird Paradise is one of Turkey's most important wetlands. Each year around 50,000 birds had visited the region is located on the migration route of birds.
#
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından koruma altındadır.[1] Ayrıca bölge 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üreme Sahası ve 1985 yılında birinci derecede doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir.[2] 8000 hektarlık alanda 205 kuş türü yaşamaktadır. Tepeli pelikan, pembe kanatlı flamingo, yalı çapkını, gri ve siyah leylekler gibi bir çok kuşun yaşadığı İzmir Kuş Cenneti Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biridir. Her yıl 50.000 civarında kuşun ziyaret ettiği bölge kuşların göç yolları üzerinde yer almaktadır.
#
Copyright © Eralp Ege COSKUNTUNA
Simena antik kent tarihi hakkındaki en net bilgiler MS.1.yüzyılda Roma İmparatorluğu komutanı, filozof Pilinius tarafından anılmış olmasına rağmen bölgede yapılan arkeolojik yüzey çalışmaları ve bilimsel araştırmalar neticesinde kent tarihinin yakın bilgileri Likya döneminde yazılmış kitabe ve Aperlai’de bulunan gümüş sikkeden kuruluş tarihinin MÖ.4. yüzyıl başlarında imar edildiği sanılmaktadır. Küçük Likya bölgesi kent yerleşimi olan ören yeri günümüze dek ayakta kalmış yapılarından biri antik kent'i çevreleyen kale ile karşımıza çıkmaktadır. Kent, Aperlai başkanlığında Apollonia ve İsinda’nın da dâhil olduğu bir federasyona üyesi olduğu antik kayıtlarda geçmektedir. Simena antik yerleşimTürkiye’de denizden ulaşılabilen nadir antik kentlerinden biridir. Kekova Adası ve çevresindeki kıyılarda doğal, kültürel ve coğrafi değerlerin korunması amacıyla oluşturulmuş olduğu sanılmaktadır. 260 kilometrekare alanı kaplayan Kekova Özel Çevre Koruma Alanı’nın içerisinde yer alan Simena Antik Kenti, birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescillidir. 2002 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yapılan bilimsel çalışmaların güzümüzde devam ettiği antik kent ve çevresinde elde edilen arkeolojik bulgular ve nümismatik veriler Kekova yerleşim ve çevresindeki batıkların Antik Çağ'da tüm Akdeniz, Ege ve Karadeniz uygarlıkları ile yoğun ticaret ilişkisi içerisinde olduğu göstermektedir.
Although the clearest information about the ancient city history of Simena was mentioned by the philosopher Pilinius, the commander of the Roman Empire in the 1st century AD, as a result of the archaeological surface studies and scientific researches carried out in the region, the close information about the city history is from the inscription written in the Lycian period and the silver coin found in Aperlai, it is thought to have been built at the beginning of the 4 century BC. The ruins, which is an urban settlement in the Little Lycia region, is one of the structures that have survived until today, with the castle surrounding the ancient city. It is mentioned in ancient records that the city was a member of a federation that included Apollonia and Isinda under the presidency of Aperlai. The ancient settlement of Simena is one of the rare ancient cities in Turkey that can be reached from the sea. It is thought that it was created in order to protect natural, cultural and geographical values on Kekova Island and its surrounding coasts. Located within the Kekova Special Environmental Protection Area, which covers an area of 260 square kilometers, the Ancient City of Simena is registered as a first-degree archaeological site. Archaeological findings and numismatic data obtained in and around the ancient city, where scientific studies carried out in 2002 with the permission of the Ministry of Culture and Tourism, continue today, show that the Kekova settlement and its surrounding shipwrecks were in intense trade relations with all Mediterranean, Aegean and Black Sea civilizations in Antiquity.
“Eski bir dost ile buluşmak gibi, Bursa’dayım.” Demiştim sanal paylaşımda. Ulu Cami’ye yakın bir çay salonunda iki büyük bardak çay içtik karşılıklı, hasret giderdik. Yorgun görünüyordu. Yüzyıllardır koruduğu güzelliği, hoyrat ellerde fena hırpalanmıştı son yıllarda. “Yeşilin her rengini barındıran şehir” olarak bilinirdi. Şimdi sadece “Yeşili” korumaya çalışıyor “Türbe” olarak. Her güzelliğin kaderidir elbet bir gün solmak ama şehirler muaf değil miydi bundan ?
Bursa’da bir gün, Ulu Cami’den başlar.
Camilere dokunamıyor olmaları ne güzel. Eski yüzü ile, sıcaklığı ile karşılıyor, kabul ediyor, açıyor gönlünü.
Açılıyorsunuz …
Hello again everyone..but just popping in to say a big hi :=)) really sorry don't have much time these days for flickr....my children's activities and work are keeping me busy...I again apologize for my absence but it looks like I will have very little time for flickr over the next few months but wanted to add a few recent photos...
*******************************************************************
Çıralı is an agricultural village in the southwest of Turkey in Antalya Province. It is close to ancient ruins of Olympos and Chimaera permanent gas vents.
It is a very small rural village located just over an hours drive southwest from Antalya and boasts a beautiful 3.5 km secluded beach, the ruins of Olympos, the flames of the Chimaera / Yanartaş, as well as being a protected area by the WWF for the nesting of the Caretta or also known as the Loggerhead Sea Turtles.
Also nearby to Çıralı is the Ulupınar region, which is rich in rivers and creeks. Cirali / Çıralı is one of the last unspoilt natural areas along the Antalya coastline.
For the intrepid trekkers highlights of the Lycian Way with hidden paths are also found in Çıralı. One from Çıralı to Tekirova ( 19 km ) and another travels from Çıralı to Ulupınar and then back down to the flames of the Chimaera which is around 12 km. All these trails and paths are clearly marked in Red and White.
Another wonderful section of the Lycian Way ( Likya Yolu ) near to Çıralı is to the summit of Tahtalı Dag or as also know as Mt. Olympos . Located in the National Park of Olympos or Olimpos Bey Dağları Parkı.
There are no large hotels but numerous small places with accommodation, e.g., family run pensions.
Although close to Olympos it is not possible to drive between the road of Çıralı and the road to Olympos since they are separated by the beach and the ruins of Olympos.
******************************************************************************
Çıralı, Kemer ilçesine bağlı bir köydür. Dünyaca ünlü plajıyla sessiz sakin bir tatil bölgesidir.
Olimpos Beydağları Milli Parkı sınırları içinde yer alan Çıralı, üç kilometre kumsalın oluşturduğu sahil şeridinde koruma altındaki deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) üreme alanıdır. Kumsal denizden itibaren yumuşak bir eğimle yükselmektedir. Her iki ucunda kayalıklarla sınırlanmıştır. Genel olarak, ince taneli yüksek kaliteli kum yapısına sahiptir. Kuzeyinde sadece kış aylarında akan bir dere yatağı vardır. Güney ucunda ise antik Olympos kentinin içinden geçerek gelen dere denize ulaşır. Böylece, Çıralı kumsalı güneyi Olimpos deresi ile Olimpos ve Çıralı olarak ikiye ayrılabilir.
Ulupınar deresi ve kanyonu, Likya yolu, Olympos, Yanar taş’la birlikte, sedir ormanları, yaylaları ile 1. ve 2. dereceden doğal ve tarihi sit alanı koruma statüleri sayesinde yakınlardaki benzer alanlarda oluşan büyük çaplı turizm ve yapılaşmadan uzak kalmıştır.
2000 yılında kurulan Ulupınar Çevre Koruma, Geliştirme ve İşletme Kooperatifi, yörede ekolojik tarım ve buna bağlı turizm faaliyetlerini geliştirirken aynı zamanda buradaki doğa koruma çalışmalarını yürütüyor. Yöre halkı geçimini genelde pansiyonculuk ve küçük çaplı tarımsal işletmelerden sağlıyor. Yörede tipik Akdeniz iklimi hakim.
Beydağları Sahil Millî Parkı sınırları içinde yer alan Çıralı, üç kilometre kumsalın oluşturduğu sahil şeridinde koruma altındaki deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) üreme alanıdır. Kumsal denizden itibaren yumuşak bir eğimle yükselmektedir. Her iki ucunda kayalıklarla sınırlanmıştır. Genel olarak, ince taneli kum yapısına sahiptir. Kuzeyinde sadece kış aylarında akan bir dere yatağı vardır. Güney ucunda ise antik Olympos kentinin içinden geçerek köye gelen dere denize ulaşır. Böylece, Çıralı kumsalı güneyi Olimpos deresi ile Olimpos ve Çıralı olarak ikiye ayrılabilir.
Located within the borders of Beydağları Coastal National Park, Çıralı is the breeding ground of protected sea turtles (Caretta caretta) on the coastline formed by three kilometers of sandy beach. The beach rises with a gentle slope from the sea. It is bordered by cliffs at both ends. In general, it has a fine-grained sand structure. There is a stream bed in the north that flows only in winter. At the southern end, the stream coming to the village, passing through the ancient city of Olympos, reaches the sea. Thus, Çıralı beach can be divided into two as Olympos and Çıralı, with the Olympos creek to the south.
In 1947, the Ottoman Bank consulted Edmund Dulac, an orientalist designer of banknotes and stamps, to begin working on a distinct and new logo. The olive tree emblem was adopted after various discussions. According to a note written in 1958, the olive tree was chosen for a number of reasons: it symbolises productivity, protection, peace, tenacity and adaptability, moreover it was a plant native to all countries of the bank “territory”. As to the three roots in the illustration, each of them were in reference to the bank’s institutional bases: Istanbul, London and Paris.
#SALTResearch, Ottoman Bank, London Archive
Osmanlı Bankası, 1947’de yeni kurum logosu için Şarkiyatçı banknot ve pul tasarımcısı Edmund Dulac ile çalışmaya başladı. Uzun tartışmaların ardından zeytin ağacı tasarımında karar kılındı. 1958 tarihli bir nota göre bu seçimin nedenleri şunlardır: Zeytin ağacı üretkenlik, koruma, barış, dayanıklılık ve uyumu simgeliyordu; üstelik, bankanın faaliyetlerinin odaklandığı Doğu Akdeniz ülkelerinde yaygındı. Tasarımdaki üç kök ise bankanın üçlü yönetimini, yani Paris ve Londra komiteleriyle İstanbul idaresini temsil ediyordu.
#SaltAraştırma, Osmanlı Bankası, Londra Arşivi
Repository: SALT Research
Rights Info: This material can be used under Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) license.
Aşk vadisi / Love valley
Kapadokya, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu'nun Türk bölgelerinde bozkırın güneyinde bir bölgedir. Bölge UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almakta olup Göreme Milli Parkı'nın bir kısmı koruma altındadır.
Bölge 2000 km² alana sahip olup Fırat ve Halys (Kızılırmak) nehirleri arasında yer almaktadır. Bölgenin en yüksek zirvesi Erciyes Dağı yanardağıdır (3917 metre). Ayrıca bölgede iki yanardağ daha var: Hasan Dağı ve Melendiz Dağı.
Kapadokya, Roma İmparatorluğu zamanında doğuda Ermenistan sınırında bulunan ve bir dönem Ermenistan'ın parçası olan bir Roma vilayetiydi. Güneyde Mezopotamya, Suriye ve Kilikya, batıda Galatya ve kuzeyde Pontus ile komşudur. Doğusu dağlık ve volkanik, batısı ise düz ve çoğunlukla platolardan oluşan Kapadokya'dır.
Kapadokya, bir yanda yanardağ patlamalarının oluşturduğu tüf manzarası, diğer yanda karstik olayların görülebildiği kireçtaşından oluşuyor. Yavaş hava koşulları ve her biri farklı şekilde ve farklı hızda aşındırılan farklı kaya türleri, özellikle tuhaf ve değişken bir manzara yaratmıştır. Zamanla karst mağaralarına kiliseler inşa edildi.
Yaklaşık 60 milyon yıl önce Avrupa ile Asya'nın çarpışması, Alp orojenezinin başlangıç sinyaliydi. Bu, büyük patlamayı takip eden çok sayıda patlamaya ve volkanik yağışa neden oldu. Bütün bunlar binlerce yıl boyunca devam etti. Stratovolkan Hasan Dağı'ndan gelen volkanik yağışlar alçaldı ve birleşerek tüf oluşturdu. Bazı patlamalar yanardağdan akan lavları içeriyordu. Bu lav katılaşarak daha sert pomza taşına dönüştü.
Bunu takip eden milyonlarca yıl boyunca karasal iklimin aşırılıkları ve Halys (Kızılırmak) Nehri platoyu aşındırdı. Tipik tüf konilerinin oluşumu büyük ölçüde, başlangıçta devasa 'tüf keki'nin içinde yer alan sert lav parçalarından kaynaklanıyordu. Erozyon nedeniyle açığa çıktılar, ardından rüzgar ve suyun alttaki tüf üzerindeki etkisi azaldı. Tüf kekinde bu sert taşların eksik olduğu yerlerde akarsuların derin vadiler açtığı masa oluşumları oluştu. Bu katılaşmış lav, tarih öncesi çağlarda zaten çıkarılmış ve çarpıcı tüf konileri evlere oyulmuştu. Bu dönemden, bu mağara evlerin hükümet emriyle terk edildiği 1950'li yıllara kadar burada insanlar yaşadı. Günümüzde bazı kaya duvarları ve koniler, içinde delik bulunan peynire benzemektedir.
Cappadocia is a region south of the steppe in the Turkish regions of Central Anatolia and Eastern Anatolia. The area is on the UNESCO World Heritage List and is partly protected by the Göreme National Park.
The area has an area of 2000 km² and lies between the Euphrates and Halys (Kızılırmak) rivers. The highest peak in the area is the volcano Erciyes Dağı (3917 meters). In addition, there are two other volcanoes in the area: the Hasan Dağı and the Melendiz Dağı
During the Roman Empire, Cappadocia was a Roman province that bordered Armenia to the east and was also part of it for a time. To the south it bordered Mesopotamia, Syria and Cilicia, to the west Galatia and to the north Pontus. The east is mountainous and volcanic, in the west Cappadocia is flat with mostly plateaus.
Cappadocia consists of a tuff landscape on the one hand, created by volcanic eruptions, and on the other hand limestone in which karst phenomena can be seen. Due to slow weathering and the different types of rock that each erode differently and at a different speed, a very peculiar and irregular landscape has been created. Churches have been built in the karst caves over time.
The actual collision of Europe and Asia, about 60 million years ago, was the starting signal for the Alpine orogeny. This caused numerous eruptions and volcanic precipitation, which followed the major eruption. All this continued for many thousands of years. The volcanic precipitation from, among others, the stratovolcano Hasan Dağı fell down and clumped together into tuff. During some eruptions, lava flowed from the volcano. This lava solidified into harder pumice. In the millions of years that followed, the extremes of the continental climate and the river Halys (Kızılırmak) eroded the plateau. The formation of the typical tuff cones was largely due to hard pieces of lava that were originally in the enormous 'tuff cake'. They were exposed by erosion, after which wind and water had less influence on the underlying tuff. In places where these hard stones were missing from the tuff cake, table formations were formed, in which rivers eroded deep ravines. This solidified lava was already mined in prehistoric times and the striking tuff cones were hewn out into dwellings. From this time until the 1950s, when these cave dwellings were abandoned by order of the government, people lived here. Today, some of the rock faces and cones look like Swiss cheese.
Cappadocië is een landstreek ten zuiden van de steppe in de Turkse regio's Centraal-Anatolië en Oost-Anatolië. Het gebied staat op de werelderfgoedlijst van UNESCO en wordt deels beschermd door het Nationaal park Göreme.
Het gebied heeft een oppervlakte van 2000 km² en ligt tussen de rivieren de Eufraat en de Halys (Kızılırmak). De hoogste top in het gebied is de vulkaan Erciyes Dağı (3917 meter). Daarnaast bevinden zich in het gebied nog twee andere vulkanen: de Hasan Dağı en de Melendiz Dağı
Ten tijde van het Romeinse Rijk was Cappadocia een Romeinse provincie, die in het oosten grensde aan Armenië en daar ook een tijd deel van uitmaakte. In het zuiden grensde ze aan Mesopotamië, Syrië en Cilicia, in het westen aan Galatia en in het noorden aan Pontus. Het oosten is bergachtig en vulkanisch, in het westen is Cappadocië vlak met veelal plateaus.
Cappadocië bestaat uit enerzijds een tufsteenlandschap, ontstaan door uitbarstingen van vulkanen, en anderzijds kalksteen waarin karstverschijnselen te zien zijn. Door langzame verwering en de verschillende gesteentetypen die elk anders en met een andere snelheid eroderen, is een bijzonder eigenaardig en grillig landschap ontstaan. In de karstgrotten zijn in de loop der tijd kerken gebouwd.
De daadwerkelijke botsing van Europa en Azië, zo'n 60 miljoen jaar geleden, was het startsein voor de Alpiene orogenese. Deze zorgde voor tal van erupties en vulkanische neerslag, die op de grote uitbarsting volgden. Dit alles hield vele duizenden jaren aan. De vulkanische neerslag van onder andere de stratovulkaan Hasan Dağı daalde neer en klitte samen tot tufsteen. Bij sommige uitbarstingen was er sprake van lava die uit de vulkaan vloeide. Deze lava stolde tot hardere puimsteen.
In de miljoenen jaren daarna sleten de extremen van het landklimaat en de rivier de Halys (Kızılırmak) het plateau uit. De vorming van de typische tufsteenkegels kwam grotendeels door harde stukken lava die oorspronkelijk in de enorme `tufsteenkoek' lagen. Door erosie kwamen ze bloot te liggen, waarna wind en water minder invloed hadden op het onderliggende tufsteen. Op plaatsen waar deze harde stenen in de tufsteenkoek ontbraken, vormden zich tafelformaties, waarin rivieren diepe ravijnen uitsleten. Al in de prehistorie werd dit gestolde lava gewonnen en werden de markante tufsteenkegels uitgehakt tot woningen. Vanaf deze tijd tot de jaren 1950, toen op last van de regering deze holwoningen verlaten werden, woonden hier mensen. Vandaag de dag zien sommige rotswanden en kegels er dan ook uit als gatenkaas.
Pierre cardin tesettür gelinlik modelleri
Pierre cardin gelinlik modelleri konusunda yılların tecrübesini yeni nesillere aktaran eski bir gelinlik markası olarak yerini korumaya devam ediyor. Bu yılın pierre cardin tesettür gelinlik modelleri koleksiyonları ile de bizlere yılların değişmeyen tarz...
www.modelleri.mobi/pierre-cardin-tesettur-gelinlik-modell...
Başka bir ülkeden sanki bu görüntü.Ne kadar huzurlu,ne kadar dingin.Öbür tarafta kan, gözyaşı,saldırı,çocuk katletmeler,telefon dinlemeler.çapraz ateşe tutmalar,suikastlar. Avrupa ülkelerinden bir çoğu,amerika para ile oynuyor ve paranın yapamadığı hiçbir şey yok dünyada maalesef. O parayı kaybetmemek adına da sömürdükleri,sömürmeye çalıştıkları ülkelerdeki cahil insanların eline afyonu tutuşturup,o halkları birbirine düşürüyor ve o insanları yine sömürmeye devam ediyorlar.Çarenin okumak, bilimle uğraşmak, bişeyler keşfetmek olduğunu anlamasınlar diye de aralarına koydukları ateşi arada bir harlıyorlar ki o insanlar durumun farkına varıp sömürülmekten kurtulmasınlar..Ülkeme sakinlik diliyorum,huzur diliyorum ama en çok insanlarımıza akıl fikir ve hidayet diliyorum Allah'tan. Allah kendi korumasıyla kurtarsın bizi,çünkü kendi aklımızla kurtulmaya hiç niyetimiz yok insanlık olarak.
Nikon D300S + Nikkor 18-200mm f:3.5-5.6 VRII IF-ED
Simena antik kent tarihi hakkındaki en net bilgiler MS.1.yüzyılda Roma İmparatorluğu komutanı, filozof Pilinius tarafından anılmış olmasına rağmen bölgede yapılan arkeolojik yüzey çalışmaları ve bilimsel araştırmalar neticesinde kent tarihinin yakın bilgileri Likya döneminde yazılmış kitabe ve Aperlai’de bulunan gümüş sikkeden kuruluş tarihinin MÖ.4. yüzyıl başlarında imar edildiği sanılmaktadır. Küçük Likya bölgesi kent yerleşimi olan ören yeri günümüze dek ayakta kalmış yapılarından biri antik kent'i çevreleyen kale ile karşımıza çıkmaktadır. Kent, Aperlai başkanlığında Apollonia ve İsinda’nın da dâhil olduğu bir federasyona üyesi olduğu antik kayıtlarda geçmektedir. Simena antik yerleşimTürkiye’de denizden ulaşılabilen nadir antik kentlerinden biridir. Kekova Adası ve çevresindeki kıyılarda doğal, kültürel ve coğrafi değerlerin korunması amacıyla oluşturulmuş olduğu sanılmaktadır. 260 kilometrekare alanı kaplayan Kekova Özel Çevre Koruma Alanı’nın içerisinde yer alan Simena Antik Kenti, birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescillidir. 2002 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle yapılan bilimsel çalışmaların güzümüzde devam ettiği antik kent ve çevresinde elde edilen arkeolojik bulgular ve nümismatik veriler Kekova yerleşim ve çevresindeki batıkların Antik Çağ'da tüm Akdeniz, Ege ve Karadeniz uygarlıkları ile yoğun ticaret ilişkisi içerisinde olduğu göstermektedir.
Although the clearest information about the ancient city history of Simena was mentioned by the philosopher Pilinius, the commander of the Roman Empire in the 1st century AD, as a result of the archaeological surface studies and scientific researches carried out in the region, the close information about the city history is from the inscription written in the Lycian period and the silver coin found in Aperlai, it is thought to have been built at the beginning of the 4 century BC. The ruins, which is an urban settlement in the Little Lycia region, is one of the structures that have survived until today, with the castle surrounding the ancient city. It is mentioned in ancient records that the city was a member of a federation that included Apollonia and Isinda under the presidency of Aperlai. The ancient settlement of Simena is one of the rare ancient cities in Turkey that can be reached from the sea. It is thought that it was created in order to protect natural, cultural and geographical values on Kekova Island and its surrounding coasts. Located within the Kekova Special Environmental Protection Area, which covers an area of 260 square kilometers, the Ancient City of Simena is registered as a first-degree archaeological site. Archaeological findings and numismatic data obtained in and around the ancient city, where scientific studies carried out in 2002 with the permission of the Ministry of Culture and Tourism, continue today, show that the Kekova settlement and its surrounding shipwrecks were in intense trade relations with all Mediterranean, Aegean and Black Sea civilizations in Antiquity.
Mühendishane-i Berri-i Hümayun’da resim ve fotoğraf öğretmenliği yapan Ali Sami Bey [Aközer], II. Abdülhamid’in emriyle 1898’de, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’dan Kudüs’e uzanan seyahatini fotoğrafladı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra mühendishaneden ayrılarak Trabzon’da bir okulda resim öğretmeni olarak çalışmaya başlayan Aközer 1936’da İstanbul’da hayatını kaybetti.
#DünyaFotoğrafçılıkGünü
Engin Özendes’in #SALTAraştırma korumasına devrettiği nadir cam negatiflerden
Repository: SALT Research
Rights Info: This material can be used under Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) license.
Adi deniz kaplumbağası (Caretta caretta), denizlerde yaşayan bir kaplumbağa türüdür.
Yumurtlamak haricinde karaya hiç çıkmaz. Sırt tarafı kırmızımsı kahverengi, alt tarafı ise beyazımsı açık sarı renklidir. Bacakları yüzmeye yarayacak biçimde kürek biçimi almıştır ve dış kenarlarında en fazla 2 tırnak bulunur. Erkekleri hem daha uzun hem de geriye doğru kıvrılmış tırnakları ve uzun kuyrukları ile dişilerinden ayrılır. Oksijeni havadan almasına rağmen uzun süre su altında kalabilir. Yumurtalarını gece kumsallarda açtıkları çukurlara gömerler. Tek seferde 100 yumurta bırakabilir (162'ye kadar tespit edilmiştir). Yavrular 2 aylık kuluçka döneminden sonra gece vakti yumurtadan çıkarak denize giderler.
Akdeniz sahillerine yayılmıştır. En önemli yumurtlama bölgesi Adana'nın Yumurtalık ilçesi ve Belek, Anamur, Köyceğiz, Dalyan sahilidir. Belek kıyıları, Caretta caretta'ların Akdeniz'deki ikinci (Yunanistan'ın Zakintos adasının ardından) ve Türkiye'nin en büyük yumurtlama alanıdır. 2006 yılı içinde Belek'te 1000 civarında, Anamur'da 2007 yılında 1040 adet yuva tespit edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Kabuk boyları 1 metre kadar büyüyebilir. Balıklar, kabuklular ve su canlıları (özellikle deniz anaları) ile beslenir.
Yaklaşık 106 milyon yıldır yeryüzünde oldukları düşünülmektedir. İnsanoğlunun yerleşme ve çoğalma kapasitesi yüzünden ve ışık kirliliği nedeniyle bugün sayıları giderek azalmaktadır. Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için koruma altında tutulmaktadır.
The common sea turtle (Caretta caretta) is a marine turtle species.
It never comes ashore except to lay eggs. The back is reddish brown, the underside is whitish light yellow. Its legs are paddle-shaped for swimming and have a maximum of 2 claws on the outer edges. The males are distinguished from the females by their longer and backward curved claws and long tails. Although it takes oxygen from the air, it can stay underwater for a long time. They bury their eggs in pits they dig on beaches at night. It can lay up to 100 eggs at a time (up to 162 have been identified). After the incubation period of 2 months, the fry hatch at night and go to the sea.
It has spread to the Mediterranean coast. The most important spawning area is the Yumurtalık district of Adana and the coasts of Belek, Anamur, Köyceğiz and Dalyan. The coasts of Belek are the second largest spawning area of Caretta carettas in the Mediterranean (after Zakynthos island in Greece) and Turkey's largest. In 2006, around 1000 nests in Belek and 1040 nests in Anamur in 2007 were identified and taken under protection. The bark can grow up to 1 meter in length. It feeds on fish, crustaceans and aquatic creatures (especially jellyfish).
They are thought to have been on Earth for about 106 million years. Due to the capacity of human beings to settle and reproduce, and due to light pollution, their numbers are decreasing day by day. It is under protection as it is in danger of extinction.
"At, ön dizlerini bükmüş, arka taraflar pozunu bozmamıştı. Kuyruğun flu görünmesi ise hareketin tamamlandığını göstermekteydi. Mükemmel bir figür söz konusuydu ve görüntü bu kusursuzluğu yansıtmaktaydı."
Süvari Mirliva Giritli İsmail Paşa
Fotoğraf: Ali Sami Aközer, 1890
Engin Özendes’in #SALTAraştırma korumasına devrettiği nadir cam negatiflerden
Kaynak: "Images d'Empire, Aux Origines de la Photographie en Turquie / Türkiye’de Fotoğrafın Öncüleri", İstanbul Fransız Kültür Merkezi Yayını, 1993, s. 230
Repository: SALT Research
Rights Info: This material can be used under Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) license.
Settar Tanrıöğen Kimdir? 15 Temmuz 1962 yılında Denizli‘de doğdu. Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Ve Sanat Tarihi Bölümü mezunudur. Bir Demet Tiyatro’nun Saldıray Abisi olarak hafızalara kazınmıştır. Urfalı şivesiyle gönüllere taht kurmuştur. Fiziksel özellikleriyse şöyledir; boyu 178 cm kilosu ise 75 tir. Göz Rengi Kahverengidir. DiziOyunculari.Biz Sade kişiliği ve sempatik konuşmasıyla insanları etkileyen ünlü oyuncu oynadığı film ve dizilerde hep başarılı olmuştur. Çok sayıda en iyi erkek oyuncu ödülü almıştır.Baba Candır Dizisi Karakteri Salih Kimdir? Salih 55 yaşında karısı öldükten sonra üç çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalmış yufka yürekli bir yufkacıdır. Karısı genç yaşta bu hayattan göçüp gidince çocuklarına hem analık hem de babalık yapmıştır. Salih’in hayattaki tek amacı çocuklarının hem iş hayatında, hem de özel hayatlarında mutlu olduklarını görmektir. Çocuklar ise, artık büyüdükleri için, babalarının sözünü pek dinlemeden, kendi başlarının çaresine kendileri bakmayı, yani hayatı kendi bildikleri gibi yaşamayı tercih etmektedirler. DiziOyunculari.Biz Salih bu durumdan memnun değildir çünkü onun gözünde çocukları hala küçüktür ve onun ilgisine ve korumasına ihtiyaçları vardır. Salih çocuklarının yaptığı her şey için kendini sorumlu hisseder ve onların hatalarını düzeltmek için büyük çaba harcar. baba candır 16.bölüm tek parça izle, baba candır 16.bölüm izle, baba candır 16.bölüm tek parça, baba candır 17.bölüm fragman, baba candır 17.bölüm fragman izle, baba candır son bölüm, baba candır izle, youtu.be/LM_HtvYGolo
Padişahların İstanbul’da bulunduğu zamanlarda her hafta yinelenen cuma selamlığı, 1453’ten halifeliğin kaldırıldığı 1924’e kadar düzenlendi. Selamlıklar İstanbullular için özel bir anlam ifade eder, halk kuşluk saatlerinden itibaren alayın geçeceği sokak ve caddeleri doldururdu. 19. yüzyılda resmî bir tören niteliği kazanan cuma selamlığı için gidilecek camiyi padişah belirler, genellikle saraya yakın camiler seçilirdi. Ayasofya, Sultanahmet ve Süleymaniye camileri tercih edilen başlıca mekânlarken, 18. yüzyılda cuma selamlığı için deniz yolunun da kullanılmaya başlanmasının ardından Beşiktaş ve Üsküdar’daki camiler de sıklıkla kullanıldı.
Ortaköy Camii’ndeki Cuma Selamlığı, İstanbul
Fotoğraf: Sebah & Joaillier
Engin Özendes’in #SALTAraştırma korumasına devrettiği nadir cam negatiflerden
Repository: SALT Research
Rights Info: This material can be used under Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) license.
Raphael Perez İsrailli saf ressam biyografi sanatçısı beyanı hayat hikayesi kentsel manzara resimleri
Naif tablonun arkasındaki fikirler hakkında İsrailli ressam Raphael Perez (İbranice adı: Rafi Peretz) ile tam bir röportaj
, özgeçmiş, kişisel biyografi ve özgeçmiş
Soru: Raphael Perez Naif bir ressam olarak çalışma sürecinizden bahseder misiniz?
Cevap: Her şehir ve kasabada mimari açıdan ilginç ve özel bir şekle sahip en ikonik ve ünlü binaları seçerim ve ikonik binaları ağaçlar, çalılar, bitki örtüsü, çiçeklerle dolu bulvarlara yerleştiririm.
Soru: Naif resimlerinize nasıl derinlik katıyorsunuz?
Cevap: Resme derinlik katmak için, o alçak ünlü binalardan sonra, ardından uzun bir ağaç caddesi ve arkalarında kuleler ve gökdelenler, gökyüzünde bazen balonların, uçurtmaların masum işaretlerini koydum. Bazı resimlerimde tekrar eden bir motif, bulvarın ortasında duran ve önünde gelişen tüm sahneyi resmeden ressam figürü, ayrıca çizdiğim devlet bayraklarıyla anaokulu çocuklarıyla birlikte yürüyen iki anaokulu öğretmeni, kucaklaşan öpüşen sevgi dolu çiftler ve bulvarda uyum içinde yürüyen anne, baba ve çocuk aile tabloları.
Soru: Raphael Perez, saf resminizi karakterize eden nedir? Yanıt: Naif tabloların çoğu aynı özelliklere sahiptir (Vikipedi'de göründüğü şekliyle tanım) • Günlük yaşamdan, genellikle insanlarla ilgili özümsemek için basit bir hikaye anlatır. • Ressamın gerçeğe idealleştirmesinin temsili - gerçekliğin haritalanması. • Perspektifi korumada başarısızlık - özellikle uzak ayrıntılarda bile ayrıntılar. • Yinelenen kalıpların kapsamlı kullanımı - birçok ayrıntı. • Sıcak ve parlak renkler. • Bazen ana hatlara vurgu yapılır. • Karakterlerin çoğu düz, hacimsiz • Dokuya, ifadeye, doğru oranlara ilgi yok • Anatomiye ilgi yok. • Işık ve gölge kullanımı çok yoktur, renkler üç boyutlu bir etki yaratır. Bu tanımları tüm naif resimlerim için geçerli buluyorum.
Soru: Raphael Perez, neden Tel Aviv şehrini seçtiniz?
Cevap: Çok sevdiğim ve resim yaptığım başkent Kudüs'te doğdum, Tel Aviv'deki özel Bauhaus binalarını, bir asır önce 1920'lerde ve 1930'larda inşa edilen süs binalarını, güzel bulvarları, kuleleri ve modern gökdelenleri size büyük bir metropolün koşuşturmacasını hissettiren ve mimari açıdan büyüleyici bir çok alçak ve yüksek bina var özel olanı Ayrıca, başkent olan Tel Aviv'e taşınmak kültür, özgürlük ve laiklik, hayatımı istediğim gibi yaşamama, bir erkekle ilişki içinde yaşamama izin verdi, geleneksel bir şehir olan Kudüs, eşcinsel bir hayat yaşamak daha karmaşık, ayrıca sanat dünyası ağırlıklı olarak Tel Aviv şehrinde geçiyor ve profesyonel bir bakış açısıyla, Tel Aviv'de İsrail'deki diğer herhangi bir şehirden daha iyi geçimimi sağlamam mümkün.
Soru: Raphael Perez, Tel Aviv şehrinin resimleri Kudüs şehrinin resimlerinden farklı mı?
Cevap: Kudüs resimlerinin çoğunda sarı, altın rengi, eski şehir duvarlarının rengi vurgulanmıştır, Kudüs'te resmettiğim konular esas olarak Yahudiler ve Araplar arasındaki barışçıl bir yaşamın idealleştirilmesi ve Yahudi dini dünyasını ele alan resimlerdir, bazı resimler günümüz Yahudiliğinin tüm tonlarını tasvir etmektedir. Buna karşılık Tel Aviv resimleri gökdelenler, deniz, balonlar ve daha laik motiflerle daha renklidir
Soru: Raphael Perez, bana şehir çizimlerinde genellikle hangi binaları ve mimarlarını seçtiğini söyle.
Cevap: En sevdiğim binalar, herkesin tanıyabileceği ve şehrin simgesi olan yapılardır ve birkaç örnek vereceksiniz: Tel Aviv şehrinde en sevdiğim binalar: alışılmadık geometrik şekliyle opera binası, özel başlı Yisrotel kulesi, yıllarca Tel Aviv'deki en yüksek binanın simgesi olan Hail Bo Shalom kulesi, Japon pagodasına benzeyen Levin evi, binanın sonunda özel kubbesi olan bordo renkli Nordeau oteli, Bir çift Denizin özel yapısına sahip Alon kuleleri, Tel Aviv'e özgü özel balkonlu ve özel merdivenli Bauhaus binaları, Resimlerin büyük bir bölümünde Dizengoff meydanındaki Yaakov Agam Çeşmesi, borsa kompleksindeki birçok kule, Aviv kuleleri ve Ayalon'daki diğer yüksek binalar, bazı resimlerde planlar aldım Şehirde inşa edilmesi gereken gelecekteki binaların bir taslağını ve onları gerçekte inşa edilmeden önce çizdim, Kudüs resimlerinde esas olarak Eski Ayalon bölgesini seçtim. Şehir ve Doğu Kudüs, Eski Şehir duvarlarının bir resmi, Ağlama Duvarı, Kutsal Kabir Kilisesi,
El Achea Camii, Davut Kulesi, şehirdeki ünlü kiliselerin çoğu, Musa'nın sağ eli, resimlerin çoğunda Yahudi kırmızı erkek kordonlu mavi bir gömlek giyiyor Ben gençlik hareketindeydim ve Arap galabia ile ve o zamanki dini halkın resimlerinde siyah takım elbiseli ve beyaz gömlekli Yahudiler, talitalar, kipalar, özel şapkalar, sinagoglar ve daha fazlası Hayfa şehrinin üç resmini ve Hayfa resimlerinde bir Safed tablosu yaptım. üniversite, Technion, ünlü Yumurtalı Kule, Yelken Kulesi, ünlü oteller, tabii ki Bahai Bahçeleri ve Bahai Tapınağı, Hayfa Limanı ve şehirdeki tekneler ve diğer ünlü binalar
Soru: Raphael Perez, dünyanın dört bir yanından bir dizi başka şehir yarattınız mı?
Yanıt: Guggenheim Müzesi, ünlü gökdelenler - Chrysler Binası, Empire State Binası, Lincoln Center, şehirdeki ünlü sinagog, Özgürlük Heykeli, Amerika Birleşik Devletleri bayrakları ve diğer ünlü binalar gibi tüm ikonik ve ünlü binaları içeren New York City serisini yarattım. Çin'deki şehirlerin 4 naif resmi, Şangay'ın bir resmi, Suzhou şehrinin iki resmi ve Pekin şehrinde Dünya Parkı'nın bir resmi... Tüm ünlü kuleleri, ünlü gezinti yolu, tapınakları ve eski binaları ile Şanghay'ın ünlü silüetini, şehrin ünlü kanalları, köprüleri, özel bahçeleri, kuleleri ve gökdelenleri ile Suzhou şehrinin iki Resmini seçtim
Soru: Raphael Perez Resimlerinize eşlik eden genel fikir nedir?
Cevap: Her ülkenin tarihini ve geçmişini taşıyan küçük ve alçak binaların önündeki gökdelenler aracılığıyla modern şehrin yeniliğini göreceğimiz iyi, güzel, naif, masum bir dünya yaratmak, hepsi bol bitki örtüsü, bulvarlar, ağaçlar Ressam Rafi Peretz ve ailesinin özgeçmişi, biyografisi, özgeçmişi
Soru: Raphael Perez ne zaman İbranice rafi peretz adıyla doğdu?
Cevap: İbranice Raphael Perez, adı Rafi Peretz 4 Mart 1965'te doğdu.
Soru: Raphael Perez nerede doğdu?
Cevap: Raphael Perez Kudüs, İsrail'de doğdu
Soru: Raphael Perez'in tam adı nedir?
Cevap: Tam adı Raphael Perez'dir.
Soru: Raphael Perez hangi sanat kurumundan mezun oldu?
Cevap: Raphael Perez, Be'er Sheva'daki Görsel Sanatlar Merkezi'nden mezun oldu.
Soru: Raphael Perez ne zaman resim yapmaya başladı?
Cevap: Raphael Perez 1989 yılında resim yapmaya başladı.
Soru: Ne zaman sanat satarak geçiminizi sağlamaya başladınız?
Cevap: Raphael Perez, 1999 yılında sanat satarak geçimini sağlamaya başladı.
Soru: Raphael Perez nerede yaşıyor ve çalışıyor?
Cevap: 1995'ten beri Raphael Perez, Tel Aviv'deki stüdyosunda yaşıyor ve çalışıyor.
Soru: Raphael Perez IDF'de hangi askeri çerçevede görev yaptı?
Cevap: Raphael Perez topçu birliklerinde görev yaptı
Soru: Raphael Perez, askerlikten sonra hangi işlerde çalıştı?
Cevap: Raphael Perez 15 yıl çocuklar için terapötik ortamlarda eğitimde çalıştı ve sanat ve hareket öğretti
Soru: İsrailli ressam Raphael Perez'in kaç erkek ve kız kardeşi var?
Cevap: Ressamın 5 oğlu ve iki kızı olmak üzere toplam yedi çocuğu var, yani ressam Raphael Perez'in 4 erkek ve iki kız kardeşi daha var.
Soru: Ressam Raphael Perez'in erkek ve kız kardeşleri ne iş yapıyor?
Cevap: Ağabeyi David Peretz Perez dini araştırmalar alanında, kız kardeşi Hana Peretz Perez eğitim alanında, anaokulu öğretmeni ve çocuk bakımıyla uğraşıyor, bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde muhafazakar bir haham olan ancak geçmişte eğitim ve terapi ile uğraşan erkek kardeş Avi Peretz Perez, yaratıcılık ve kuyumculuk alanlarıyla uğraşan Asher Peretz Perez kardeş İkiz kardeş Mickey Peretz Perez tanınmış bir endüstriyel tasarımcı ve satıcı. Küçük kız kardeş Shlomit Peretz Perez, Bezeq'te yönetici pozisyonunda çalışıyor.
Soru: Ressam Raphael Perez'in anne babası hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap: Ressam Raphael Perez'in ebeveynleri Shimon Perez Peretz ve Eliza Alice Ben Yair, 1950'de Kudüs'te evlendiler, ikisi de Fas'ta doğdu ve 1949'da İsrail'e göç etti, Shimon Peretz gençliğinde bir binada çalıştı ve daha sonra Hadassah Ein Kerem Hastanesinde resepsiyonist olarak çalıştı, Eliza Alice Peretz çocuk bakımı Anaokulu, anaokullarında çalıştı ve tabii ki yedi çocuğuna bakıp büyüttü.
---------------
A full interview with the Israeli painter Raphael Perez (in Hebrew Rafi Peretz) about the ideas behind the naive painting, resume, personal biography and CV
Question: Raphael Perez Tell us about your work process as a naive painter?
Answer: I choose the most iconic and famous buildings in every city and town that are architecturally interesting and have a special shape and place the iconic buildings on boulevards full of trees, bushes, vegetation, flowers.
Question: How do you give depth in your naive paintings?
Answer: To give depth to the painting, I build the painting with layers of vegetation, after those low famous buildings, followed by a tall avenue of trees, and behind them towers and skyscrapers, in the sky I sometimes put innocent signs of balloons, kites.
A recurring motif in some of my paintings is the figure of the painter who is in the center of the boulevard and paints the entire scene unfolding in front of him, also there are two kindergarten teachers who are walking with the kindergarten children with the state flags that I paint, and loving couples hugging and kissing and family paintings of mother, father and child walking in harmony on the boulevard.
Question: Raphael Perez What characterizes your naive painting?
Answer: Most naive paintings have the same characteristics
(Definition as it appears in Wikipedia)
• Tells a simple story to absorb from everyday life, usually with humans.
• The representation of the painter's idealization to reality - the mapping of reality.
• Failure to maintain perspective - especially details even in distant details.
• Extensive use of repeating patterns - many details.
• Warm and bright colors.
• Sometimes the emphasis is on outlines.
• Most of the characters are flat, lack volume
• No interest in texture, expression, correct proportions
• No interest in anatomy.
• There is not much use of light and shadow, the colors create a three-dimensional effect.
I find these definitions to be valid for all my naive paintings
Question: Raphael Perez Why do you mainly choose the city of Tel Aviv?
Answer: I was born in Jerusalem, the capital city which I love very much and also paint,
I love the special Bauhaus buildings in Tel Aviv, the ornamental buildings that were built a century ago in the 1920s and 1930s, the beautiful boulevards, towers and modern skyscrapers give you the feeling of the hustle and bustle of a large metropolis and there are quite a few low and tall buildings that are architecturally fascinating in their form the special one
Also, the move to Tel Aviv, which is the capital of culture, freedom, and secularism, allowed me to live my life as I chose, to live in a relationship with a man, Jerusalem, which is a traditional city, it is more complicated to live a homosexual life, also, the art world takes place mainly in the city of Tel Aviv, and it is possible that from a professional point of view, this allows I can support myself better in Tel Aviv than in any other city in Israel.
Question: raphael perez are the paintings of the city of Tel Aviv different from the paintings of the city of Jerusalem
Answer: Most of the paintings of Jerusalem have an emphasis on the color yellow, gold, the color of the old city walls, the subjects I painted in Jerusalem are mainly a type of idealization of a peaceful life between Jews and Arabs and paintings that deal with the Jewish religious world, a number of paintings depict all shades of the currents of Judaism of today
In contrast, the Tel Aviv paintings are more colorful, with skyscrapers, the sea, balloons and more secular motifs
Question: Raphael Perez Tell us about which buildings and their architects you usually choose in your city paintings
Answer: My favorite buildings are those that have a special shape that anyone can recognize and are the symbols of the city and you will give several examples:
In the city of Tel Aviv, my favorite buildings are: the opera building with its unusual geometric shape, the Yisrotel tower with its special head, the Hail Bo Shalom tower that for years was the symbol of the tallest building in Tel Aviv, the Levin house that looks like a Japanese pagoda, the burgundy-colored Nordeau hotel with the special dome at the end of the building, A pair of Alon towers with the special structure of the sea, Bauhaus buildings typical of Tel Aviv with the special balconies and the special staircase, the Yaakov Agam fountain in Dizengoff square appears in a large part of the paintings, many towers that are in the stock exchange complex, the Aviv towers and other tall buildings on Ayalon, in some of the paintings I took plans An outline of future buildings that need to be built in the city and I drew them even before they were built in reality,
In the paintings of Jerusalem, I mainly chose the area of the Old City and East Jerusalem, a painting of the walls of the Old City, the Western Wall, the Church of the Holy Sepulcher, the El Akchea Mosque, the Tower of David, most of the famous churches in the city, the right hand of Moses, in most of the paintings the Jew is wearing a blue shirt with a red male cord I was in the youth movement and the Arab with a galabia, and in the paintings of the religious public then, Jews with black suits and white shirts, tallitas, kippahs, special hats, synagogues and more
I also created three paintings of the city of Haifa and one painting of Safed
In the Haifa paintings I drew the university, the Technion, the famous Egged Tower, the Sail Tower, well-known hotels, of course the Baha'i Gardens and the Baha'i Temple, Haifa Port and the boats and other famous buildings in the city
Question: Have you created series of other cities from around the world?
Answer: I created series of New York City with all the iconic and famous buildings such as: the Guggenheim Museum, the famous skyscrapers - the Chrysler Building, the Empire State Building, Lincoln Center, the famous synagogue in the city, the Statue of Liberty, the flags of the United States and other famous buildings
Two paintings of London and all its famous sites, Big Ben, famous monuments, the Ferris wheel, Queen Elizabeth and her family, the double bus, the famous public telephone, palaces, famous churches, well-known monuments
I created 4 naive paintings of cities in China, a painting of Shanghai, two paintings of the city of Suzhou and a painting of the World Park in the city of Beijing... I chose the famous skyline of Shanghai with all the famous towers, the famous promenade, temples and old buildings, two Paintings of the city of Suzhou with the famous canals, bridges, special gardens, towers and skyscrapers of the city
Pers Prensi: Zamanın Kumları filmi konusu, Pers Prensi Haylaz bir prenstir ve kendi isteği olmasa da gizemli bir prenses ile iş birliği yapmak zorunda kalacaktır. Birlikte sahibini koruyan ve zamanın kumlarını açığa çıkararak zamanı tersine çevirebilen bir hançeri kötü güçlerin elinden korumaya çabalayacaklardır. Filmi Full HD ve Türkçe dublaj olarak sitemizden izleyebilirsiniz.
www.filmifull.net/pers-prensi-zamanin-kumlari-full-izle.html
“Kente [İstanbul’a] gelen odun katır, deve, eşek gibi hayvanlarla evlere taşınırdı. 1680 yılına ait 4. Mehmet Kanunnamesi’ndeki bir madde bu konuya ışık tutuyor: ‘Odun satıcıları için katır yükündeki bir odunun boyu 3,5 karış, deve yükündeki bir odunun boyu 6 karış, eşek yükündeki bir odunun boyu 2,5 karış olsun. Odunun çoğunu kent civarından kesmesinler ve yükleri örfe uygun olsun. Hayvanlar aşırı yüklenmesin, nal ve semerleri iyi durumda olsun. Çok yüklemekte ısrar edenler cezalandırılsın.’”
Engin Özendes’in #SALTAraştırma korumasına devrettiği nadir cam negatiflerden
Kaynak: Gökhan Akçura, “Geç Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Yakacak: Taşkömürün Elmas Yılları”, “Toplumsal Tarih”, Şubat 2009, sayı: 182, s. 42
Repository: SALT Research
Rights Info: This material can be used under Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) license.
Bir kaç günden beri aşı olma ve Covid'in vücudumuzda bıraktığı artçıların tedavisi peşinde hastane koşturuyorum. Gördüğüm şu Sağlık Bakanlığının aşılanma haritalarında Çanakkale ili ilk iki sırada yer aldığı için maviye boyanmış iller arasında, Biga'da da müthiş bir kendine güven gelmiş topluma. Neredeyse herkes maske, mesafe ve temizlik konusunda bir ihmalkârlığa bürünmüş. Sokaklar maskesiz iç içe insan yığınlarıyla dolu. Halbuki gerçek bilim insanı Esin Davutoğlu Şenol gibi tıp profesörü doktorlar uyarmaya çoktan başladı yazın müthiş ultraviyole zengini ışık altında gerileyen corona, sonbaharla birlikte tekrar saldırıya geçiyor. Bakın tehlikeli günler başladı geceler serin gündüzler sıcak olurken aradaki ısı farkı insanların vücut dirençlerinin en düşük olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde kanı sulandıracak kiraz, karpuz gibi sulu meyveler artık tezgahlarda görünmez olur onun yerine soğuk kış günlerinde ihtiyacımız olacak enerjiyi sağlayacak şekerden doygun, incir, üzüm gibi meyveler gelir. AŞI OLMANIZ COVİD OLMAYACAĞINIZ, SİZE COVİD BULAŞMAYACAĞI, O MİKROBU BAŞKALARINA BULAŞTIRMAYACAĞINIZ ANLAMINA GELMİYOR. Sadece sizin vücudunuzun artık bu mikroba karşı direncinin daha fazla olduğu anlamına geliyor. O yüzden maske çok önemli, mesafe (hani şu 2 metre mesafede durma işi, kahvelerde, çay ocaklarında burun buruna oturmama işi) çok önemli. Bir de temizlik ellerinizi kimin dokunduğunu ne mikrop bulaştırdığını bilmediğiniz çok insanın temas ettiği yerlere sürdüğünüzde sabunla yıkama, dezenfektanla temizleme işini ihmal etmemelisiniz. Baştan beri bilindiği halde daha az önemsendiği için söylenmesi devam etmemiş kapalı alanlarda gözlerinizi de maskeli ağız ve burnunuz gibi korumanız gerektiğini unutmayınız. Daha seyrek olsa de evet havada bir öksürük veya hapşırıkla yayılmış corona mikrobu kaynayan damlacıklar gözünüze bulaştığında da covidi size getiriyor. Daha düşük tehlike ama evet TEHLİKE. Akıllı olanlar gözlerini de koruyor. Özellikle kronik hastalıkları olanlar.
Maskesiz mesafesiz günler pandeminin bittiği ilan edildikten sonra mümkün olacak. Şimdilik korunmaya devam.
Kapalıçarşı çevresi Biga
Nikon D810 + Nikon Nikkor-P Auto 105mm f/2.5 Ai
Aşk vadisi / Love valley
Kapadokya, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu'nun Türk bölgelerinde bozkırın güneyinde bir bölgedir. Bölge UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almakta olup Göreme Milli Parkı'nın bir kısmı koruma altındadır.
Bölge 2000 km² alana sahip olup Fırat ve Halys (Kızılırmak) nehirleri arasında yer almaktadır. Bölgenin en yüksek zirvesi Erciyes Dağı yanardağıdır (3917 metre). Ayrıca bölgede iki yanardağ daha var: Hasan Dağı ve Melendiz Dağı.
Kapadokya, Roma İmparatorluğu zamanında doğuda Ermenistan sınırında bulunan ve bir dönem Ermenistan'ın parçası olan bir Roma vilayetiydi. Güneyde Mezopotamya, Suriye ve Kilikya, batıda Galatya ve kuzeyde Pontus ile komşudur. Doğusu dağlık ve volkanik, batısı ise düz ve çoğunlukla platolardan oluşan Kapadokya'dır.
Kapadokya, bir yanda yanardağ patlamalarının oluşturduğu tüf manzarası, diğer yanda karstik olayların görülebildiği kireçtaşından oluşuyor. Yavaş hava koşulları ve her biri farklı şekilde ve farklı hızda aşındırılan farklı kaya türleri, özellikle tuhaf ve değişken bir manzara yaratmıştır. Zamanla karst mağaralarına kiliseler inşa edildi.
Yaklaşık 60 milyon yıl önce Avrupa ile Asya'nın çarpışması, Alp orojenezinin başlangıç sinyaliydi. Bu, büyük patlamayı takip eden çok sayıda patlamaya ve volkanik yağışa neden oldu. Bütün bunlar binlerce yıl boyunca devam etti. Stratovolkan Hasan Dağı'ndan gelen volkanik yağışlar alçaldı ve birleşerek tüf oluşturdu. Bazı patlamalar yanardağdan akan lavları içeriyordu. Bu lav katılaşarak daha sert pomza taşına dönüştü.
Bunu takip eden milyonlarca yıl boyunca karasal iklimin aşırılıkları ve Halys (Kızılırmak) Nehri platoyu aşındırdı. Tipik tüf konilerinin oluşumu büyük ölçüde, başlangıçta devasa 'tüf keki'nin içinde yer alan sert lav parçalarından kaynaklanıyordu. Erozyon nedeniyle açığa çıktılar, ardından rüzgar ve suyun alttaki tüf üzerindeki etkisi azaldı. Tüf kekinde bu sert taşların eksik olduğu yerlerde akarsuların derin vadiler açtığı masa oluşumları oluştu. Bu katılaşmış lav, tarih öncesi çağlarda zaten çıkarılmış ve çarpıcı tüf konileri evlere oyulmuştu. Bu dönemden, bu mağara evlerin hükümet emriyle terk edildiği 1950'li yıllara kadar burada insanlar yaşadı. Günümüzde bazı kaya duvarları ve koniler, içinde delik bulunan peynire benzemektedir.
Cappadocia is a region south of the steppe in the Turkish regions of Central Anatolia and Eastern Anatolia. The area is on the UNESCO World Heritage List and is partly protected by the Göreme National Park.
The area has an area of 2000 km² and lies between the Euphrates and Halys (Kızılırmak) rivers. The highest peak in the area is the volcano Erciyes Dağı (3917 meters). In addition, there are two other volcanoes in the area: the Hasan Dağı and the Melendiz Dağı
During the Roman Empire, Cappadocia was a Roman province that bordered Armenia to the east and was also part of it for a time. To the south it bordered Mesopotamia, Syria and Cilicia, to the west Galatia and to the north Pontus. The east is mountainous and volcanic, in the west Cappadocia is flat with mostly plateaus.
Cappadocia consists of a tuff landscape on the one hand, created by volcanic eruptions, and on the other hand limestone in which karst phenomena can be seen. Due to slow weathering and the different types of rock that each erode differently and at a different speed, a very peculiar and irregular landscape has been created. Churches have been built in the karst caves over time.
The actual collision of Europe and Asia, about 60 million years ago, was the starting signal for the Alpine orogeny. This caused numerous eruptions and volcanic precipitation, which followed the major eruption. All this continued for many thousands of years. The volcanic precipitation from, among others, the stratovolcano Hasan Dağı fell down and clumped together into tuff. During some eruptions, lava flowed from the volcano. This lava solidified into harder pumice. In the millions of years that followed, the extremes of the continental climate and the river Halys (Kızılırmak) eroded the plateau. The formation of the typical tuff cones was largely due to hard pieces of lava that were originally in the enormous 'tuff cake'. They were exposed by erosion, after which wind and water had less influence on the underlying tuff. In places where these hard stones were missing from the tuff cake, table formations were formed, in which rivers eroded deep ravines. This solidified lava was already mined in prehistoric times and the striking tuff cones were hewn out into dwellings. From this time until the 1950s, when these cave dwellings were abandoned by order of the government, people lived here. Today, some of the rock faces and cones look like Swiss cheese.
Cappadocië is een landstreek ten zuiden van de steppe in de Turkse regio's Centraal-Anatolië en Oost-Anatolië. Het gebied staat op de werelderfgoedlijst van UNESCO en wordt deels beschermd door het Nationaal park Göreme.
Het gebied heeft een oppervlakte van 2000 km² en ligt tussen de rivieren de Eufraat en de Halys (Kızılırmak). De hoogste top in het gebied is de vulkaan Erciyes Dağı (3917 meter). Daarnaast bevinden zich in het gebied nog twee andere vulkanen: de Hasan Dağı en de Melendiz Dağı
Ten tijde van het Romeinse Rijk was Cappadocia een Romeinse provincie, die in het oosten grensde aan Armenië en daar ook een tijd deel van uitmaakte. In het zuiden grensde ze aan Mesopotamië, Syrië en Cilicia, in het westen aan Galatia en in het noorden aan Pontus. Het oosten is bergachtig en vulkanisch, in het westen is Cappadocië vlak met veelal plateaus.
Cappadocië bestaat uit enerzijds een tufsteenlandschap, ontstaan door uitbarstingen van vulkanen, en anderzijds kalksteen waarin karstverschijnselen te zien zijn. Door langzame verwering en de verschillende gesteentetypen die elk anders en met een andere snelheid eroderen, is een bijzonder eigenaardig en grillig landschap ontstaan. In de karstgrotten zijn in de loop der tijd kerken gebouwd.
De daadwerkelijke botsing van Europa en Azië, zo'n 60 miljoen jaar geleden, was het startsein voor de Alpiene orogenese. Deze zorgde voor tal van erupties en vulkanische neerslag, die op de grote uitbarsting volgden. Dit alles hield vele duizenden jaren aan. De vulkanische neerslag van onder andere de stratovulkaan Hasan Dağı daalde neer en klitte samen tot tufsteen. Bij sommige uitbarstingen was er sprake van lava die uit de vulkaan vloeide. Deze lava stolde tot hardere puimsteen.
In de miljoenen jaren daarna sleten de extremen van het landklimaat en de rivier de Halys (Kızılırmak) het plateau uit. De vorming van de typische tufsteenkegels kwam grotendeels door harde stukken lava die oorspronkelijk in de enorme `tufsteenkoek' lagen. Door erosie kwamen ze bloot te liggen, waarna wind en water minder invloed hadden op het onderliggende tufsteen. Op plaatsen waar deze harde stenen in de tufsteenkoek ontbraken, vormden zich tafelformaties, waarin rivieren diepe ravijnen uitsleten. Al in de prehistorie werd dit gestolde lava gewonnen en werden de markante tufsteenkegels uitgehakt tot woningen. Vanaf deze tijd tot de jaren 1950, toen op last van de regering deze holwoningen verlaten werden, woonden hier mensen. Vandaag de dag zien sommige rotswanden en kegels er dan ook uit als gatenkaas.