View allAll Photos Tagged edebiyat
On Explore
Uyarı
Neyi bölüştük binbir ışıktan
Binbir gece
Kirpiklerim ıslanmış duy beni,
Haydi dön
Kötü düşüncelerden öte
Yitirmiş varlığımız anıları nicedir
İstesek de istemesek de bu
Haydi dön
Çok var dağlara, yıldızlara, ormanlara
Ölüme çok
Bir daha uyandırmayacağım
Haydi dön…
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
...
#arkadaszekaiozger #parendedergisi
.
Hüznün en çok yakışmadığı insana selam ile.. ✋
.
.
#hüzün #parende #asus #photooftheday #amasra #sister #sadness #sea #skyline #sky #landscape #benimkadrajim #benimgozumden #instaturkey #deniz #huzur #peace #blue #shadesofblue #mavi #mavihuydurbende #edebiyat #siir #flickr #beautiful #picoftheday #pixelmaster #turkey
Ve her şey yetişti gene
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye
#edipcansever #benruhibeynasılım
📚📑📒📖📷🎼🌑🌚🌕🌃🌌👭
.
.
.
.
.
#light #night #sister #reading #time #park #photooftheday #picoftheday #pixelmaster #benimgozumden #instanight #mobilephotography #asus #siirsokakta #edebiyat #literature #books #booklover #tb #throwback
Bir günümü daha fizikte ağaçlar altında şiirler okuyarak geçirdim anne.. ✋☺
Bekler mi beni
Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen
Bir sürü yaz gününün içinde
Acaba bekler mi beni
Uykularım, o sonsuz uykularım
Yanmış bir limonluktaki
- Ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde
Sesini hiç eksiltmeyen -
Ama bilmez miyim ben
Bilmez miyim hiç
Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine
Kısacık bir zaman olmalıydı elimde
Turfanda meyva gibi bir zaman
#edipcansever #benruhibeynasılım #alpercanıgüz #tatliruyalar #kiyametebirmilyaryil
🌱🌲🌳🌴🍀🌿🍃🌞🌻
#odtü #metu #fizik #cimler #kitaplar #siir #siirsokakta #edebiyat #huzur #peace ##literature #poem #grass #green #tree #nature #photoftheday #picoftheday #benimgozumden #asus
پرواز را به خاطر بسپار
Kuş ölür,
Bird will die,
پرنده مردنی است
Sen uçuşu hatırla.
Remember its flight.
.
Delam Gerefte (دلم گرفته) isimli şiirinden..
.
Füruğ Ferruhzad
#furugferruhzad
#siir #kuşlar #mavi #gökyüzü #yeşil #edebiyat #siirsokakta #huzur #canon #photooftheday #picoftheday #blue #sky #peace #architecture #benimgözümden #unlimitedturkey #amasra #turkeyhome #instaturkey #instagood #vsco #vscoturkey #vscocam #vs #instalike #freedom #birds
Kara güne gölgemiz düşse de
Kan kıyamet kopsa da şehirde
Beklenen gül açılacak seherde
Baharla gelen yemyeşil bir seherde
#sezaikarakoc #siir #edebiyat #odtü #metu #campus #aniyakala #benimgözümden #benimkadrajim #photooftheday #picoftheday #evening #goodday #instadaily #instaturkey #peace #vsco #vscocam #vscoturkey #asus #mobilephotography #photographer #nature #unlimitedturkey #agameoftones #sun #sunshine @agameoftones @unlimitedturkey @mavii_kadraj @turkeyadvisor @turkey_home @metu_odtu
Yardım et bana!
Söyleyebildiklerimden daha fazlasını anla.
Franz Kafka
#kafka #edebiyat #gunes #gökyüzü #edebiyat #gununkaresi #damla #sun #sky #drop #sunset #dark #evening #photography #photooftheday #picoftheday #vs #vsco #nofilter #turkey #unlimitedturkey #mavii_kadraj #corum #home #instagood #instaturkey #instalike #instagram
"Susalım ve kalbimize çekilelim" .
.
.
.
09.09.2014 15:16 #with #littlesister
#demişmiydim #kitaplar #huzur #kızılırmak #kayık #peace #safeandsound #sky #books #edebiyat #mavi #blue #photooftheday #picoftheday #holiday #saturday #goodafternoon #reflection #green #nokia #mobilephotography #travel #hometown #literature #benimkadrajim #benimgozumden #vsco #river #throwback #tbt
ÇAPA ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ’NİN TARİHÇESİ
Tanzimatın ilanından sonra öğretmen yetiştirmek amacıyla İstanbul’da, 16 Mart 1848 tarihinde ilk Darülmuallimin (Erkek Öğretmen Okulu), Padişah I. Abdülmecid’in iradesi ile Ahmet Cevdet Paşa öncülüğünde öğretime başlamıştır.
1874 yılında ortaya çıkan ihtiyaç üzerine Darülmuallimin-i idadi açıldı. 1890 yılında öğretmen okulu Sıbyan (ilk), Ruşdiye (Orta), İdadi (Lise) ve Ali (Yüksek) kısımlarına ayrıldı. Ali kısım ise Fen ve Edebiyat bölümlerine ayrıldı. Bu dört kademeli okulun adı Darülmuallimin-i Ali olarak yeniden düzenlendi.
İkinci meşrutiyetin ilanından sonra 1908 yılında politik nedenlerle okula yeni öğrenci alınmamış öğrenciler Darülfünun edebiyat, riyaziye ve tabiyat şubelerine dağıtılmıştır. 1909-1910 öğretim yılında ise yatılı öğretmen okulu resmen kapatıldı. Ancak bir yıl sonra yeniden açıldı. Edebiyat, riyaziye, tabiyat bölümlerinde Darülfünun’da okuyan bu öğrenciler kendi okullarında Resim, Beden Eğitimi, Pedogoji ve Askerlik derslerini okuyorlardı.
Okul 1911-1912 öğrenim yılında Darülfünun’dan ayrılarak bütün derslerini kendi bünyesinde okutmaya başladı. Ancak 1. Dünya Savaşı sırasında öğrencilerin bir çoğu Çanakkale Savaşlarında hocalarıyla beraber giderek şehit oldular. Savaş sonunda eğitim yeniden başladı. Cumhuriyet’in ilanından sonra Yüksek Öğretmen Okulu şeklinde yeniden düzenlenip, Zeynep Hanım Konağı (İstanbul Üniversitesi sahasının bulunduğu yerde) öğretime açıldı. Bu konak yandıktan sonra da üniversite merkez binası alanındaki sarı binaya (Eski Bekir Ağa Bölüğü), daha sonra da Vefa’daki binasına taşındı. 1948 yılında ise öğrencilerine burs verilerek kapatıldı.
Mimar Kemalettin tarafından (1315)1900 yılında imar edilen Çapa’daki tarihi binasında (bu bina) 1 Mart 1951’de Yüksek Öğretmen Okulu olarak bütün bölümleriyle yeniden açıldı.
1972’de okulun bir kısmı iki yıllık şeklinde öngörülen Ortaköy’deki Öğretmen Okulu’na taşındı. Okul bir yıl sonra Çapa’daki binasına yeniden taşınarak burada üç yıl sürekli eğitim veren İstanbul İlk Öğretmen Okulu ve Yüksek Öğretmen Okulu ile bir arada faaliyetine devam etti.
1979 yılında yatılılık kaldırılarak öğrenciler burslu hale getirildi. 1980 yılında yeniden eski statüye döndürüldü. Ancak öğrenci alınmadı. 1981 yılından sonra okul Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü şeklinde dönüştürülen okul, 1985 yılında yatılı öğretmen yetiştirme merkezi haline getirildi.
1987’de ise Çapa öğretmen okulları kampüsüne geçici statü ile Pertevniyal Lisesi ve Devlet Kitapları Müdürlüğü taşındı. Ancak Hizmet İçi Eğitim Merkezi 1991 yılına kadar tarihi ana binada faaliyetini sürdürdü.
1991-1992 öğretim yılında ise amacına uygun şekilde bu tarihi ana binada Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi açıldı.
Bu okulun faaliyete geçmesiyle Pertevniyal Lisesi kendi binasına taşındı. Ancak Devlet Kitapları Müdürlüğü halen Çapa Öğretmen Okulları kampüsünün bir bölümünü izinsiz olarak işgal etmeye devam etmektedir.
Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi gündüzlü ve yatılı şekilde öğretimine başarıyla devam etmektedir. Tecrübeli ve çalışkan eğitim kadrosu, başarılı öğrencileriyle Türk Milli Eğitimi’nin gururu olma amacını sürdürmektedir.
Çapa'lı olmak ayrıcalıktır.......Okulumla gurur duyuyorum
İstanbul İlkÖğretmen Okulu Marşı
Anayurtta ilk öğretmen bu yuvada yetişti
İlim,irfan,beceri aynı yolda birleşti
Ulusumuz bizlerle bu düzeye erişti
Işık yolu İstanbul İlköğretmen Okulu
Karanlığın bağrına saplanan ok olacağız
Türkiyemin ufkunda gün gibi doğacağız......
ÖĞRETMEN MARŞI
Alnımızda bilgilerden bir çelenk.
Nura doğru can atan Türk genciyiz.
Yer yüzünde yoktur; olmaz Türk’e denk;
Korku bilmez soyumuz.
Şanlı yurdum her bucağın şanla dolsun:
Yurdum, seni yüceltmeye antlar olsun.
Candan açtık cehle karşı bir savaş.
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret halka hakkı, gürle coş;
Durma durma koş.
Şanlı yurdum her bucağın şanla dolsun:
Yurdum, seni yüceltmeye antlar olsun.
İsmail H. ERTAYLAN
"Sen muhteşem bir detaysın!" Sübhanallah!
#detay #odtü #metu #fizik #jazz #historyofjazz #friday #tb #throwback #red #black #photooftheday #picoftheday #hand #fruit #rahman #benimgozumden #edebiyat #literature #awesome #detail #pixelmaster #asus #perfectway #nice #instagood #peace #lonely #and #lovely #cute #thoughts #side
..öğrenmek istersen iyiyle fenayı, seyreyle bir kenardan yalan dünyayı.
#oğuzatay #tutunamayanlar
🎵👓⌚???
#odtü #metu #saturday #weekend #picoftheday #pixelmaster #lomo #photography #zenfone #zenfonegraphy #green #nature #campus #campuslife #odtu #tbt #troughback #focus #asus #photooftheday #mobile #mobilephoto #niceday #waiting #bus #tb #edebiyat #literature #reading #time
Le cose più belle della vita o sono immorali, o sono illegali, oppure fanno ingrassare.
- George Bernard Shaw -
kapımızın önünde
bir salkım söğüt vardı
her akşam benimle
yalnız o oturup ağlardı.
bir salkım söğüt vardı
suskunluğumu bir o anlardı
her şafak vakti gün doğarken
kapımızın önünde.
hıçkırık boğazımda
düğüm düğüm olurdu
kapımızın önünde
yel vurunca hıçkıran
ikindi serinliği
bir salkım söğüt vardı.
ne garip bir bilmece
tanrının uzun eli
elimin üzerinde
bir ayrılık korkusu
içimin dehlizinde
beni sarsarken rüya
ve nefretin gölgesi
için için ağlayan
kapımızın önünde
bir salkım söğüt vardı.
Şiir: Müştehir Karakaya
Mekan: Yörük Köyü
Faaliyet: Fotoğraf Gezisi
"Bazen kendinizi bir tablonun içinde adım atıyormuş gibi hissedersiniz."
.
.
.
.
#metu #phonegraphy #phone #photooftheday #autumn #november #yellow #brown #picoftheday #vscoturkey #instaturkey #odtu #peace #architecture #frame #instagram #campus #life #vs #vsco #edebiyat #history #literature #school #college #blackandwhite #turkeyhome #artofphotography #artofvisuals #agameoftones
Cem Arslan: 3 Ekim 1979’da Ankara’da doğmuştur. İnkışlalı Karga Mustafa’nın oğlu Halis Arslan ile Hisarbeyli İdrisler’den Recep Akdoğan’ın kızı Şemsi Arslan’ın 4. oğludur. 5 kardeştir. İsmi doğduğu yıllarda Fenerbahçe ile özdeşleşen Cem Pamiroğlu’nun isminden esinlenerek konulmuştur. İsim babası ise amcası Necmi Arslan’dır.
O dönemlerdeki tabirle ilkokulu doğup büyüdüğü Kırkkonaklar’da 1985 – 1990 yılları arasında okumuştur. 1990’dan itibaren çok sevdiği Kırkkonaklar’dan ailece taşınarak Sokullu – Dikmen’e yerleşmişlerdir. Ortaokulu ve liseyi ise Sokullu Mehmet Paşa Lisesi’nde okumuştur. Lisansını Gazi Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları (Türk Dil Bilimi) Bölümü’nde 1998 – 2002 yılları arasında başarıyla tamamlamıştır.
Yüksek Lisansını ise yine Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği’nde bitirmiştir. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenidir.
Gökçe Dershanesi’nde 1 yıl Türkçe Öğretmenliği, Abc Dergisi Dershanesi’nde 1 yıl Stajyer Türkçe Öğretmenlik yapmıştır. Vatani görevini 301. Kısa Dönem olarak 3. Kolordu Muhabere Alayı Selahattin Gökkartal Kışlası’nda tamamlamıştır. Vatani görevinden sonra kısa süre Ceylan Dershanesi’nde Türkçe Öğretmenliği görevini yapmıştır. Tekrar Abc Dergisi Dershaneleri’ndeki görevine dönmüş ve burada OKS Türkçe Zümre Başkanlığı yapmıştır. 6, 7, ve 8. sınıfların OKS dergisinin Türkçe Bölümü Yazarlığı görevini yürütmüştür. Son olarak ise Sınav Dergisi Genel Merkezi’nde OKS Yayın Yönetmenliği görevini yerine getirmiş. Ani kararla görevinden istifa ederek Sondaj Market adlı işletmenin başına geçmiştir. Halen Ulus Ankara’da ticaretle meşguldür.
Orta seviyede Tatarca ve Başkurtça bilir. Üniversite yılları Patlıcan adlı mizah dergisinde ve Türk Ocakları Genel Merkezi’nin yayınladığı Bengü dergisinde çalışmış, bu dergilerde yazıları yayınlanmıştır. Kırgız Edebiyatı’nın yaşayan efsanesi Cengiz Aytmatov ile yaptığı röportaj Bengü dergisinde yer almıştır. Daha sonra Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin yayınladığı Kırım Bülteni adlı bültende yazıları yayınlanmış, bu dergide tashih görevini yürütmüştür. Halen Kardeş Kalemler ve Zeytindalı adlı dergilerin tashih işleri ile gönüllü olarak meşguldür. Son olarak Prof. Dr. Nihat Boydaş’ın Kubuzlar adlı şiir kitabının tashihini gerçekleştirmiştir. Yine aynı yazarın 2. baskısı yapılan Türkçe Bilmeyen Cennete Giremez adlı eserinin de tashihini gerçekleştirmiştir.
Şiirleri, denemeleri, hikayeleri ve 2 adet makalesi (Sultan Galiyef ve Hayatı, Başkurt Halk Kahramanı Salavat Yulayef) mevcuttur. Az seviyede Kazakça, Kumukça, Özbekçe bilir. Türk’e ve Türk Dünyası’na ilgisi vardır.
Şu dağlarda kar olsaydım
Bir asi rüzgar olsaydım
Arar bulur muydun beni
Sahipsiz mezar olsaydım
Şu yangında har olsaydım
Ağlayıp bizar olsaydım
Belki yaslanırdın bana
Mahpusta duvar olsaydım
Şu bozkırda han olsaydım
Yıkık perişan olsaydım
Yine sever miydin beni
Simsiyah duman olsaydım
Şu yarada kan olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım
Yusuf Hayaloğlu yaşama veda etti..
Ömür bir hasar tespitidir ve uşağın sesine vurgundur insan, bu yüzden hep gitmek ister. Uzak insanın kendisidir, yoldur ve yoktur. Gitmek amansız bit kurtuluş olur çoğu zaman, kurtuluş diye bir şey yoktur ve boşunadır tüm mezarlıklar, insan hep kendine gömülür.
#güvenadıgüzel 🌱🌲🌳🌴🌵🍀🌿🌞⛅☀ #izdiham
#cins
#dergi
#edebiyat #uzak #odtü #metu #yeşil #green #literature #shadesofgreen #tree #shadow #fizikcimleri #fizik #breaktime #study #throughback #tb #campus #studentlife #exams #photooftheday #picoftheday #pixelmaster #asus #zenfone #natura #peace
İnsan bazen gitmek ister.
Şairler her zaman gitmek ister.
#yasinkara #izdiham #dergi #edebiyat #istiklal #taksim #istanbul #turkey #unlimitedturkey #mavii_kadraj #turkeyhome #photooftheday #picoftheday #travel #drawing #colorful #benimkadrajim #vsco #asus #pixelmaster #instaturkey #instagood #istanbullovers #peace #mobilephotography #niceday #travelgram #work #literature
@unlimitedturkey @mavii_kadraj @turkey_home
Gece inmiş şehre
Sadece şiir merhem olur gönlümün karasına şimdi.
Birbirine kırgın duvarlar, insanlar ve gölgeler
Şimdi ne yazsam da geçse kalbimin küsü ?
#dirilişsaati #erdembayazıt
😢🌚🌊
#istanbul #bogaz #kabataş #sahil #night #light #peace #huzur #siir #edebiyat #photooftheday #picoftheday #asus #zenfone #black #yedigüzeladam #friends #business #time #özlem #miss #gece #sea #deniz #rüzgar #air
Geçen hafta sonu İbrahim Yavuz'u mekanında ziyaret etmek istedim. Kendisine isteğimi bildirdim ve dedim ki sana misafir olmak istiyoruz. Vaktin varsa biraz sohbet edelim.
Samimi bir cevapla ve ardından simayla kabul edildik yuvasına.
Lafl lafı açar bizim oralarda. Otomobil, koleksiyon, kimsin in misin cin misin derken konu geldi benim yazılarıma.
İbrahim beni güler yüzüyle methederken içten içe utandığımı fark etmedi.
Dedi ki: Abi, eğer mümkünse yaz. Sen yaz. Sen yazdıkça fotoğraf anlam kazanıyor. Her fotoğrafın bir hikayesini oluştur. Oluştur ki memleketimin hikayesi gün yüzüne çıksın.
Şaştım kaldım. Evet, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim; ama inanın işsiz kalmamak için öğretmen oldum. Bilseydim ki bu meslek en kudsi meslek o zaman okulumu daha bir güzel okurdum. Farkına varırdım aldığım eğitimin.
Esasen Türkologum ve işsiz kalma tehlikesi beni de yordu. Yorgunluğu değil de öğretmenliği tercih ederek ufkuma, dünyama yeni bir pencere; ama kocaman bir pencere daha açmıştım. Bunu yaşım geç olduğunda fark ettim.
Kusurluyduk. Beni Türkolog yapan eğitim sistemim aynı zamanda işsiz de yapmıştı. Ben de işsiz kalacağımı bilerek inatla okumuştum.
Neyse...
Ey kari kusura kalma artık. Cem Arslan bunu hep yapar. Lafa alır götürür, gezdirir; geri getirir.
Lafı aldığı yerle bıraktığı yer ise hiç aynı değildir.
Alışın canım artık. Alışın biraz.
Uzattık, kısa keselim de yazımız okunsun. Yoksa laf uzar, kari okumaz ve sızlanır. Ya yine ne yazmış, diye.
Bu çizimleri gerçekleştiren değerli kardeşim İbrahim Yavuz'a hürmet ederim.
Taşoluk'ta minibüsle battığımız yerden kurtulma çabaları sırasında yardım etmek için gelen traktör yanaşma manevraları yaparken bulutlar sıyrılıverdi önünden ve güneş tüm ihtişamıyla her yeri ışığa boğdu Allah eksikliğini göstermesin, zararından da emin kılsın. Peki traktör çıkarabildi mi diye merak edeceklere hayır çünkü minibüsün sahibi arkadaşım her şeyi biliyordu ama aracının bir çeki demiri olup olmadığını bilmiyordu. Meğer yokmuş, zinciri takamadık minibüse ve çektiremedik. Şofor edebiyatı yapan adamlar eğer aracınızda bir çeki demiriniz yoksa boşa bıdı bıdı yapmayın, işte ben şöyle şoforum, böyle dağdan aştım diye. Çünkü şoför aracının önce emniyet için gerekli tüm tedbirlerini alandır. Şofor tabirini aslında şoför olmayan sadece edebiyat yapanlar için söyledim. Onlar şoför olamamış şoforlukta kalmışlardır.
Nikon D810 + Sigma 10-20mm F:4-5.6 EX DC HSM
ANCIENT versus MODERN
I had previously posted information about the ancient city of Hierapolis. These are the ruins unearthed and restored recently. Denizli, the modern Turkish city which hosts Hierapolis lies 20 km to the south of the ancient city. It is in soutwest Turkiye, 250 km from Izmir, and accessible by land and air.
ASAGIDAKI METNIN TAMAMI (TURKCE ve INGILIZCE OLARAK) DOC. Dr. ALEV BASARAN TARAFINDAN GONDERILMISTIR. KATKILARINDAN DOLAYI KENDILERINE TESEKKUR EDERIM.
THE FOLLOWING TEXT, IN BOTH TURKISH AND ENGLISH AND IN ITS ENTIRETY IS PROVIDED BY ASSOCIATE Dr. ALEV BASARAN. I DEEPLY APPRECIATE HER KIND CONTRIBUTION.
Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır...Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. 3.yy. başlarında kurulduğu ve Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.
Bu fotoğrafınız kentin Güney Kapısı'nda yapılan Gimnazyumdan...
MS. 2.yy 'da yapılan Gimnazyumun Proconsul Gargilius Antioius tarafından inşa ettirilerek ımparator Hadrianus ve eşi Sabina'ya ithaf edildiğine dair yazıt bulunmuştur... Stadyumun ek yapıları ile gimnazyum bir bütünlük teşkil edecek şekilde yapılmıştır.
Gimnasium da mermerden yapılmış 4 metre yüksekliğinden daha fazla olan Arşitrav üzerinde (binanın alınlığında) "Bu gimnazyum, en büyük gimnazyum" yazısı bulunuyor. Büyük bir avlu ve onu çevreleyen dar düzeninde bir portikten oluşur...
Gimnazyumlar spor ve edebiyat gibi alanlarda eğitim verilen yerlerdi. MS 60 yılında meydana gelen deprem sonucu yıkılmış... Sütunların tamamı devrilmiş. Ama en önemlisi tüm parçaların parçalanmadan yerli yerinde kalmış olması. Bu nedenle restorasyonu daha kolaydır.Kalıntıların üzerini kaplayan travertenlerin sertliği nedeniyle çalışmalar yavaş ilerliyor. Çünkü traverten kütlelerini kırabilmek için çok ciddi uğraş vermek gerekiyor. (Kalker tabakasından açmak için kompresörle açma çalışması yapılır) Parçalama esnasında antik eserlerin zarar görmemesi de çok önemli. Restorasyon bittiğinde kente güney kapısından girenleri bu dev Gimnazyum karşılayacak...
Hierapolisi meslekdaşım İtalya Salento Üniversitesi (Lecce) öğretim üyesi İtalyan Ord. Prof. Francesco D'Andria kazıyor. Andrea denizli'ye geldiğinde 30 yaşında genç bir arkeologtu. Şimdi 66 yaşında. 36 yıldır Hierapolis'i ayağa kaldırmaya çalışıyor.Hierapolis gerçekten çok büyük bir antik kent... Bunca zaman içinde %30 luk bölüm açığa çıkarılabilmiş...
Büyük depreme kadar, Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Depremden sonra Hellenistik doku kaybolmuş, bir Roma kenti olmuştur. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (Metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. ısa'nın havarilerinden olan, Aziz Philip'in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.
Hellenistik Dönem sonundan itibaren Hierapolis'te bulunan yazıtlar, toplum, kurumlar ve yönetim, kamu ve eyalet hizmetleri, din, üretim ve meslek kuruluşları, Yunan Dönemi’ndekine benzer yarışmalar ve tiyatro gösterileri, kamu yararına yapılan hayırseverlikler, cenaze törenleri, Yahudi cemaati ve Hristiyanlık dinine ait uygulamalar hakkında bizi aydınlatan bilgiler sunmaktadır. En önemli belgelerin pek çoğu yayınlanmıştır, şimdi ise yazıtlı tüm belgelerin bilimsel corpusunun yayın çalışmaları devam etmektedir.
This photo is Gymnasıum of Hierapolis:
Hierapolis-Pamukkale is a World Heritage Site situated in south-east Turkey, in the province of Denizli, 22 km. Near to the site are the ruins of the Roman town of Hierapolis which include the theater (with the best preserved 'scaena' in Asia Minor), many tombs and the old 'thermae'. The town was founded at the end of the 2nd century BC, reaching the peak of its development under the Romans at the end of the 2nd and 3rd centuries. In structure, it follows the hellenistic tradition with the main buildings lining the main street which is 1 km long, with side streets arranged at right angles. The buildings of major importance include the theater, octagonus, monumental gate, nymphaeum and the necropolis. A major activity was the wool industry which benefited from the cleansing properties of the hot springs. The town became a bishopric in the 4th and 5th centuries.
The archaeological site of the town of Hierapolis has been extensively investigated and partially restored by teams provided by the Italian government (funded by the Ministry of Foreign Affairs and Ministry of Culture and Ambiente, as well as the National Research Council).
The city of Hierapolis of Phrygia (Pamukkale) was founded by the Hellenistic ruler Eumenes II. Most of the remains are Roman or later (the city reached its peak in the 2nd and 3rd centuries AD), and the cemetery contains tombs from Late Hellenistic to Byzantine. Hierapolis was the seat of a Byzantine diocese. The site was investigated briefly by the Germans in the 19th century and since 1957 by the Italian Archaeological Mission, currently led by Francesco D'Andria.
Gymnasium, a large complex located in the southern area of the city: the excavation identified the southern side of a large courtyard at least 80 m long and oriented on an east-west axis. The peristyle, with marble columns of the Doric order, seems to date from the early imperial period, which has been highlighted by recent studies as being key to the establishment of the main monumental complexes. The Gymnasium, partly damaged during the 4th century AD, was definitively demolished by the earthquake of the 7th century: the fallen architectural materials remain, testifying to this dramatic seismic event.
antares.ibam.cnr.it:8080/atlante/
Archaeological Site of Perge
UNESCO Tentative Lists
whc.unesco.org/en/tentativelists/5411/
Description
Perge, the long-established city of Pamphylia region, is located 18 km east of Antalya and 2 km north of Aksu Village. The Archaeological site of Perge has been excavated systemically by Istanbul University since 1946.
Archaeological finds in Perge date back to different periods beginning from the Late Chalcolitic Ages. It's revealed through the even rarely found remains that Perge had been settled permanently in Early Bronze Ages, meaning that it is a significant settlement witnessing permanent land use from the beginning of that time.
One of the remains belonging to early periods of settlement has been excavated in Bogazköy. "Parha" name written on a bronze plate by cuneiform script and documenting an agreement in 13th BC is associated with the name of Perge. Any remains contemporary with the bronze plate has not been found yet.
During the Hellenistic period, the city also enlarged through the campaign in the south. City Walls of that era and a part of it (South Gate-the circular shaped tower) have been unearthed.
The city is also known with the local sculptures. On the other hand, the women were very active on the administrative level of the city. This is also emphasized with the fine sculptures of the important women such as Platia Magna.
Perge reigned by the Romans beginning from BC 133 by the legacy of Pergamon. An inscription excavated in Perge reveals the state organizations in the 1st AD and the location of Perge within this organizational scheme. According to this inscription, a federal state of Lykia and Pamphylia has been founded and Perge partook within this administration. The city benefited from the prosperity and built monumental structures, while welfare period last until the mid of the 3rd AD. The city remained under the Easter Roman domain beginning from the 5th AD, and then reigned by the Seljuks, Hamidogullari and the Ottomans respectively.
Perga is today an archaeological site and a tourist attraction. Ancient Perge, one of the chief cities of Pamphylia, was situated between the Rivers Catarrhactes (Düden Nehri) and Cestrus (Aksu), 60 stadia (about 11.1 kilometres (6.9 mi)) from the mouth of the latter; the site is in the modern Turkish village of Murtana on the Suridjik sou, a tributary of the Cestrus, formerly in the Ottoman vilayet of Konya. Its ruins include a theatre, a palaestra, a temple of Artemis and two churches. The temple of Artemis was located outside the town.
Another big ancient city in the area is Selge, Pisidia, located about 20km to the northeast
The Archaeological site of Perge has been excavated systemically by Istanbul University since 1946.
Excavation Studies:
Perge excavations are one of Turkey's well-established scientific studies started by Istanbul University about 70 years ago. These studies - such as Arif Müfid Mansel, Jale İnan and Haluk Abbasoğlu - were the great masters of Turkish archeology. Scientific studies are carried out by Antalya Museum from 2012
Arif Müfid Mansel
edebiyat.istanbul.edu.tr/antalyabolgesimerkezi/?p=657013
Jale Inan
en.wikipedia.org/wiki/Jale_%C4%B0nan
Haluk Abbasoğlu
edebiyat.istanbul.edu.tr/klasikarkeoloji/?p=6999
External links
Perge’yi görmeyen Antalya’yı görmüş sayılmaz
Ertugrul Gunay:
www.hurriyet.com.tr/seyahat/yazarlar/ertugrul-gunay/perge...
Euphydryas aurinia - Nazugum
TÜRKİYE: İstanbul, Büyükçekmece
04.05.2014
---------------
NAZUĞUM adını ben de hep merak ederdim. Biraz araştırınca; ülkemiz Lepidoptera Faunası konusunda çok önemli çalışmalara imza atan Uygur Türkleri'nden Dr. Muhabbet Kemal ile ilgisi olacağını düşünerek; çabucak bulduğumu sanıyorum: "XVIII. Yüzyıldan itibaren yaşanan Çin istilâsı, Uygur edebiyatına büyük destanlar kazandırmıştır. Bunların en ünlüsü 1827 mücadelesine katılan, Nazuğum adlı Uygur kadının başına gelenleri ve Çin zulmüne karşı direnişini anlatan NAZUGUM DESTANI’dır (doguturkistan.wordpress.com/category/uncategorized). Uygurların özgürlük kahramanı Nazugum, 1824–1828 yılları arasında Kaşgar’da patlak veren Cihangir Hoca İsyanı bastırıldıktan sonra, Kaşgar, uzun tarihindeki belki en kanlı ve en acı olayını yaşamıştır. İsyana katıldıkları gerekçesiyle çok sayıda insan öldürülmüş, çoluk çocuk ve kadınlardan ibaret 10 000’den fazla kişi gözyaşlarına bakmaksızın Lençu, İli ve Çöçek şehirlerine götürülerek Çinli ve Mançu memurlarına köle olarak dağıtılmıştır. Bu esirlerin arasında Uygurların kadın ozanı, aynı zamanda “Nazigim Destanı”nın kahramanı Kaşgarlı genç bayan Nazugum (Nazigim) de varmış. Narin boyundan dolayı, Kaşgarlılar bu genç kadına “Nazugum” derlermiş. İstilacılar, Nazugum’un anasını, kocasını ve üç yaşındaki oğlunu öldürmüşlerdir. Destandan anlaşıldığına göre, Nazugum babasının akıbetini bilmemiş. O, babasının hayatta olduğu umudunu beslemiş ve onun Kaşgar’da kaldığını düşünmüştür. Nazugum, kardeşi ile beraber esirlikten kaçmış, fakat yakalanmıştır. 24 günlük hapisten sonra Nazugum başı kesilerek öldürülmüştür. Nazugum Türklerin Jeanne D’Ark’ıdır. O, bugün de Uygur halkının dilinde destan olarak yaşamaya devam etmektedir. Nazugum’un çektiği acılar şu satırlarda saklıdır:
Kimse ben gibi olmasın,
Belalarda kalmasın,
Bize gelen cefalar,
Hiçbir kula gelmesin (www.turkocagi.org.tr/index.php/arsiv/yorumlar/2880).
LÂL, İstanbul'da, Medine, Bosna; "Kalmaz sonra, onlardan farkımız"ı Aliya'ya söyleten maya... Mimar Sinan, Dede Efendi, Sezen Aksu, Göksel Baktagir ve Tanpınar'la karışmak İstanbul'a... "Biz O'nun rüyâsıyız"diyen Arabi'nin düşünsel temelini oluşturduğu rüya anlatı...
Evliya Çelebi Edebiyat Müze Kütüphanemizde; Türk ve Dünya edebiyatından Kütahyalı yazarlara ve şairlere ait bir seçki ve edebiyat kuramına ilişkin yaklaşık 5.000 kitap, edebiyat ve sanat konulu 83 süreli yayın yer almaktadır. Ayrıca Kütahyalı yazar ve şairlere ait yazma eserlerin tıpkıbasımları ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca Türk Edebiyatının Dışa Açılımı (TEDA) çalışmaları çerçevesinde, başka dillerde yayımlanan tüm eserler yine bu kütüphanede okuyucuların yararına sunulmaktadır. Bununla birlikte okuyucularımızn faydalanmaları için 2 adet dizüstü bilgisayar, wireless ve fotokopi makinesi bulundurulmaktadır.
In our Evliya Çelebi Literature Museum Library; There is a selection of writers and poets from Turkish and World literature, and about 5,000 books on literary theory and 83 periodicals on literature and art. In addition, within the framework of the works of writers and poets from Kütahya and the Turkish Language Literature's Expansion (TEDA) by the Ministry of Culture and Tourism, all works published in other languages are presented to the readers in this library. In addition, 2 laptops, wireless and photocopy machines are available for our readers.
...
bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor,
en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz.
mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler..
onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz.
en çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını.
insan baba olunca anlıyormuş babasını!
#şilanavcı
#birazyorgunum #yedigüzeladam
Babamı özlediğim doğrudur. 😞👨👴💪
#erdembayazıt #siir #edebiyat #throughback #throughbackthursday #tbt #tb #dad #father #family #happiness #nokia #blackandwhite #bw #literature #poem #baba #ozlem #cocukluk #childhood
...
Ve her şey dönüştü işte
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye
...
Bir ara pencere camında kendime baktım
Baktım ki, ben Ruhi Bey
Nasıl olan Ruhi Bey
Daha nasılım.
...
#edipcansever
.
.
.
.
#edebiyat #sari #kahverengi #ruhibey #photography #phonegraphy #photooftheday #picoftheday #vs #vsco #eskişehir #odunpazarı #mobilphotography #asus #yellow #wall #sister #instaturkey #instagram #travelgram #travel #journey #life #enjoy #friends #holiday #weekend #photographer #colorful #coloroftheday #literature #şiirsokakta #şiirheryerde #quotes #şiir
Hayatı Kolaylaştırmak Edebiyatla Mümkün
Bazen canımız o kadar çok sıkılır ki… Ne yapacağımızı bilemeyiz. Can sıkıntımızı insanlara anlatmak isteriz ama birçoğunun bizi anlayamayacağını düşünürüz. Kimilerinden aldığımız öneri ve destekler bize yeterli gelmez. Hayatımız gerçekten karmaşa içindedir ...
Bozcaada^da çok felsefik edebiyat dolu bir pencere çekiyorum. Bukowski ve Nietzsche çiçek açmış. Faulkner zar zor ayakta duruyor. Günday hızlı bir gelişim içinde ama Kazancakis ve Joyce çok gelişmelerine rağmen çiçek açamamışlar henüz. Şahane bir fikiler yarışı devam ediyor pencere içinde.
Yaşasın edebiyat, yaşasın kültür.
Nikon D810 + Af Nikkor 24-85 mm. f:2,8-4 D
İki Biga'lı fotoğrafçı Lütfi Özgünaydın'ı ziyarete gittik.
Gerçek bir edebiyat ve fotoğraf sevdalısı hakkında en kısa ve dolu bilgiyi Doğan Hızlan'ın linkteki yazısından okuyabilirsiniz.
www.hurriyet.com.tr/lutfi-ozgunaydin-dan-her-yonuyle-foto...
Fotoğrafın Dili, Kuş da Öldü, Dönüş Zamanı, Erzincan, Taş Yolu-Eğin Öyküleri, Çukurova / Yaşar Kemal gibi kitaplarıyla fotoğraf ve kültür dünyasına ışık saçan fenerlerden biri O.
Fotoğraf Panasonic DMC FS40 gömlek cebinde taşınan bir basçek makina.
Büyük Selimiye Camii; İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında Üsküdar Selimiye Kışlası karşısında 1801 – 1805 tarihlerinde Sultan III. Selim tarafından inşa ettirilmiştir. Üsküdar, Selimiye kışlası yanında bulunan camii Sultan 3.Selim tarafından yaptırılmıştır. Kadıköy-Beşiktaş vapurundan Haydarpaşa Limanı önünden geçerken Selimiye kışlasının yanında muhteşem bir görünüşü vardır. Caminin inşaatına 1801 de başlanarak 1805 de bitirilmiştir. Sultan Selim kısa bir müddet sonra kazan kaldıran yeniçerilerin kurbanı oldu. Cami ana binasına ilave olarak tüm büyük camilerde olduğu üzere ek yapılar bulunur. Bunlar, Mektep, muvakkithane çeşme ve sebilden teşekkül eder. Caminin Deniz tarafında da Selimiye Kışlası yaptırılmıştır. Ayrıca Selimiye adı ile anılan kadife ve kumaş imalathaneleri ile bir hamam da inşa ettirilmiştir. Hatta bu son tesisler için Galatasaray’ın fazla arazisi zirai 50 kuruşa satılarak camiye tahsis edilmiştir.
CAMİNİN BANİSİ:
Sultan III. Selim 1761 doğumludur.28. Osmanlı padişahı ve 107. İslam halifesidir. Sultan III. Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde babası Sultan III. Mustafa'nın saltanatı döneminde dünyaya geldi. Babası 1774 yılında öldüğünde sadece 13 yaşında olduğu için amcası Sultan I. Abdülhamit tahta çıktı. Sultan I. Abdülhamit şehzade Selim'e kendisinden önceki padişahların tersine, oldukça iyi davrandı. Kafes hayatı yaşamasına rağmen Selim'in iyi bir eğitim almasına izin verdi. Şehzade Selim müzik ve edebiyat ilgilendi. Fransa'nın Fransız Devrimi öncesindeki son kralı olan XVI. Louis'le mektuplaştı. Tahta çıkmadan Osmanlı Devleti'nde köklü bir yapısal değişikliğe gerek olduğu inancına vardı. Sultan I. Abdülhamit 7 Nisan 1789 yılında ölünce, Sultan III. Selim Avrupa'yı temelinden sarsacak olan Fransız Devriminin eşiğinde tahta çıktı.
1807 yılında Nizam-ı Cedit ordusunun kaldırılmasını isteyen yeniçeriler Kabakçı Mustafa'nın önderliği altında ayaklandılar. Sultan III. Selim Nizam-ı Cedit ordusunu dağıtmak ve 29 Mayıs 1807 tarihinde de tahttan çekilmek zorunda kaldı. Sultan III. Selim'in yerine geçen amcaoğlu Sultan IV. Mustafa Sultan III. Selim'i tekrar kafese geri gönderdi. 28 Temmuz 1808 tarihinde III. Selim'i tekrar tahta çıkarmak amacıyla Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa saraya yaklaşırken III. Selim padişah IV. Mustafa'nın emriyle boğduruldu. Sultan III. Selim'le onu idam etmeye gelen yeniçeriler arasında büyük bir boğuşma geçtiği bilinmektedir. Sultan III. Selim'in cenazesi Laleli Camii'nin avlusunda babası Sultan III. Mustafa Türbesine defnedildi.
Osmanlıların Fransızlarla Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar uzanan bir dostluk ilişkileri vardı. Fransızlar ilk defa kendilerine tanınan kapitülasyonlardan büyük yarar görmüşler, ilişkiler kesintisiz olarak bir dostluk temelinde süregelmişti. III. Selim daha tahta geçmeden Fransa kralı XVI. Louis'yle mektuplaşmaktaydı ve Ruslarla yapılmakta olan savaşta Fransızlar Osmanlı Devletinin tarafını tutuyorlardı. Ancak Fransa hükümetinin Büyük Britanya'nın Mısır ve Uzakdoğu ticaret yolları üzerindeki etkisini kırma amacını gütmesi nedeniyle bu ilişkilerde ilk olarak bir kırışma meydana geldi.
O yüzden Napolyon Osmanlıların Mısır'ı ele geçirmesine karşı çıkmayacaklarını düşünmüştü. Kahire'nin de 22 Temmuz 1798 tarihinde Napolyon Bonapart'ın eline geçmesi üzerine Osmanlı'lar bu durumu kabul edemeyerek Mısır'ı savunmaya karar verdiler. 2 Eylül 1798 tarihinde Osmanlı Devleti Fransa'ya savaş ilan etti. Osmanlı ve Mısır orduları Fransa karşısında önce bazı yenilgiler aldılar ama Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki ordu 18 Mart 1799 tarihinde Akka önlerinde karşılaştığı Fransız ordusunu başarıyla geriye püskürttü. Bonapart komutasındaki Fransız ordusu 1 Ağustos 1799'da Osmanlı kuvvetleri karşısında bir muharebe kazandı, ancak Fransa ordusunun yetersiz olduğu ortaya çıkmaktaydı. Bu durumu göz önünde bulunduran ve Fransa'daki siyasi bunalıma müdahale etmek isteyen Napolyon Bonapart Fransa'ya geri döndü. Mısır'da gücünü pekiştiremeyen Fransa sonunda 27 Haziran 1801 tarihinde imzalanan sözleşmenin hükümleri uyarınca Mısır'dan geri çekildi. 9 Ekim 1801'de imzalanan Paris Antlaşması Fransa'nın Mısır seferini sona erdirdi; bu şekilde Mısır yeniden Osmanlı yönetimine geçti.
Sultan III. Selim babası ve amcasının eğitimine verdiği önemden dolayı bilgili ve kültürlü bir şehzade olarak yetişti. Bir yandan doğu kültürüne ilgisini devam ettirirken batı kültürüne de ilgi duyuyordu. İlk defa 1797 yılında III. Selim zamanında İstanbul'a Avrupa'dan gelen bir grup opera gösterisi sergiledi. III. Selim'in kızkardeşi Hatice Sultan'ın Melling tarafından Ortaköy semtinde inşa edilen sarayı İstanbul halkı ve Avrupalılar arasında çok ün kazandı. Bir yandan da eleştirilere neden oldu. Sultan III. Selim sık sık kız kardeşinin sarayına uğramaktan büyük zevk alırdı. Sultan III. Selim şiir ve müziğe çok meraklıydı. İlhami mahlasıyla birçok şiirler yazdı ve çok sayıda şarkı besteledi. Klasik Türk Müziğindeki suzidilara, şevkefza, şevk-u tarab, Arazbarbuselik ve nevakürdi makamları Sultan III. Selim'in buluşlarıdır. Dini müzik olarak ayin, durak, nat, ilahi formunda, din dışı müzik olarak Kâr, beste, semai, şarkı, köçekçe, peşrev, saz semaisi formunda 64 civarında eser bestelemiştir. Sultan III. Selim'in yazdığı saltanatın gelip geçici olduğunu anlatan bir manzume şöyledir.
MİMARİ YAPI:
Cami mimari planı kare formda olup barok stilindedir. Kare harim merkezi tek kubbe ile örtülmüştür. Üç ulu çınarın gölgesinde güzel bir bahçe içinde yer alan Camii bol pencereli, büyük açık kemerler üzerinde yükselen kubbeye ve köşelerde zarif ağırlık kulelerine sahiptir. İçerisi, dışarısı kadar göz alıcı değilse bile çok sayıda pencereleri ile bol ışıklı ve ferahtır. Kubbeyi tutan kemerler aynı stilde konsollarla kuvvetlendirilmişlerdir. Caminin yanında sıbyan mektebi, hayrat hademesi odaları ile Hünkar Dairesi yer almaktadır. Zamanında minaresi kalın görüldüğünden inceltilmiş ve bir fırtınada 1822 tarihinde harap olduğundan tamir edilmiştir. Sonradan 1954-1959 yıllarında esaslı tamirler yapılmıştır.
www.tas-istanbul.com/portfolio-view/uskudar-buyuk-selimiy...
Hayatım enkaz.
Kaldırma çalışmaları başlattılar bir gün.
Kim yanıma sokulursa artık,
Enkaz devraldık edebiyatı yapabilir.
Nikon D300S + AF-S Nikkor 18-200mm f:3.5-5.6 VRII IF-ED
// Peryod: 1900 öncesi // Yerli; // [Boyut: 8.7 X 13.7] // [Kategori: ÖNEMLİ KİŞİ\\Edebiyat ** ÇİZİM\\Diğer] // [Kayıt No: 10828]
Yaşamak ne güzel! Bir ölü olarak dolaşmak evrende. Karşına çıkan dostlarına, bakın yaşıyorum, demek. Bak yaşıyorum. Bir nefes aldım pazardan. Pahalı aldım, olsun. Sizi dünya gözüyle görmek değmez mi her şeye. Değer elbet. ...
.
📘📙📖 #aliural #ejderhavekelebek
.
🎵🎶🎼 #NikosParaoulakis #Tabakistan
.
Annemin çiçekleri 🌲🌳🌴🍀🌹🌻🌼🌺🌸🌞 .
#photooftheday #picoftheday #annemincicekleri #hometown #homesweethome #peace #mother #flower #nice #instagood #mobilephotography #asus #benimgozumden #green #blue #pink #lovely #huzur #memleket #videogram #video #musically #ahenk #edebiyat #qouteoftheday #sky
Amacın yalnızlığını gidermek değil, paylaşmak olmalı. Çünkü orada, yalnızlığında, sadece senin dokunabileceğin, sadece sana ait bir yer var. Kocaman sahipsiz evrenin sayısız sahipsiz köşelerine inat, sadece senin olan. Kokusu, sesi senin. Kendi karanlığından orman yapmayı bilmeyenler senin içindeki yeşili isteyecekler. Kendi karanlığını çözemeyenler senin ışığını kendilerine hak görecekler. Gitme… Verme… Sen de başkasının ışığını isteme. Hâlâ anlamadın mı? Yalnızlık, harcayabileceğin bir maddiyat, tüketebileceğin bir ölüm değil. Senin şimdi yalnızlık dediğin, senin henüz evcilleşmemiş, derin, sonsuz sesin. Duyuyor musun?
(c) mehmet nevzat erdoğan
Archaeological Site of Perge
UNESCO Tentative Lists
whc.unesco.org/en/tentativelists/5411/
Description
Perge, the long-established city of Pamphylia region, is located 18 km east of Antalya and 2 km north of Aksu Village. The Archaeological site of Perge has been excavated systemically by Istanbul University since 1946.
Archaeological finds in Perge date back to different periods beginning from the Late Chalcolitic Ages. It's revealed through the even rarely found remains that Perge had been settled permanently in Early Bronze Ages, meaning that it is a significant settlement witnessing permanent land use from the beginning of that time.
One of the remains belonging to early periods of settlement has been excavated in Bogazköy. "Parha" name written on a bronze plate by cuneiform script and documenting an agreement in 13th BC is associated with the name of Perge. Any remains contemporary with the bronze plate has not been found yet.
During the Hellenistic period, the city also enlarged through the campaign in the south. City Walls of that era and a part of it (South Gate-the circular shaped tower) have been unearthed.
The city is also known with the local sculptures. On the other hand, the women were very active on the administrative level of the city. This is also emphasized with the fine sculptures of the important women such as Platia Magna.
Perge reigned by the Romans beginning from BC 133 by the legacy of Pergamon. An inscription excavated in Perge reveals the state organizations in the 1st AD and the location of Perge within this organizational scheme. According to this inscription, a federal state of Lykia and Pamphylia has been founded and Perge partook within this administration. The city benefited from the prosperity and built monumental structures, while welfare period last until the mid of the 3rd AD. The city remained under the Easter Roman domain beginning from the 5th AD, and then reigned by the Seljuks, Hamidogullari and the Ottomans respectively.
Perga is today an archaeological site and a tourist attraction. Ancient Perge, one of the chief cities of Pamphylia, was situated between the Rivers Catarrhactes (Düden Nehri) and Cestrus (Aksu), 60 stadia (about 11.1 kilometres (6.9 mi)) from the mouth of the latter; the site is in the modern Turkish village of Murtana on the Suridjik sou, a tributary of the Cestrus, formerly in the Ottoman vilayet of Konya. Its ruins include a theatre, a palaestra, a temple of Artemis and two churches. The temple of Artemis was located outside the town.
Another big ancient city in the area is Selge, Pisidia, located about 20km to the northeast
The Archaeological site of Perge has been excavated systemically by Istanbul University since 1946.
Excavation Studies:
Perge excavations are one of Turkey's well-established scientific studies started by Istanbul University about 70 years ago. These studies - such as Arif Müfid Mansel, Jale İnan and Haluk Abbasoğlu - were the great masters of Turkish archeology. Scientific studies are carried out by Antalya Museum from 2012
Arif Müfid Mansel
edebiyat.istanbul.edu.tr/antalyabolgesimerkezi/?p=657013
Jale Inan
en.wikipedia.org/wiki/Jale_%C4%B0nan
Haluk Abbasoğlu
edebiyat.istanbul.edu.tr/klasikarkeoloji/?p=6999
External links
Perge’yi görmeyen Antalya’yı görmüş sayılmaz
Ertugrul Gunay:
www.hurriyet.com.tr/seyahat/yazarlar/ertugrul-gunay/perge...