View allAll Photos Tagged Yeme

Sevgili Dost;

Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlaar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna, bir gemi çapasına, bir lokomatif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir?

"Başımı alıp gitmek istiyorum" cümlesi kimbilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başlarını götürmeyi başarabilmişler midir?

"Tebdil-i mekanda ferahlık vardır" diyenler, aslında "tebdil-i kan"ı mı kasdetmişlerdir?

Sevgili Dost;

"Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum" Çünkü aklım hep kurcalanacak.

"Kalbimi alıp"; çünkü kalbim değişen kanı karşılayacak. "Uzaklara"; çünkü gazeteler mürekkep, radyolar ses, televizyonlar renk yapmak istiyorlar onu. "Gitmek istiyorum"; çünkü gitmek kalmaktan daha pullu : bir gece kıyafeti gibi ışıl ışıl parlıyor tenimiz. Bir gece, kıyafeti gibi soyuyor gurbetini.

Sevgili Dost;

"Garip, Şam'daki Yemendeki garip değil, garip mezardaki ve kefendeki gariptir" demiş Araplar. Ne garip!

"Garibin yüzü soğuk olur " demiş türkler. Ne garip!

Eskimolar güneşin gurbetçi olduğu düşünmüşler. Çinliler küçük beyaz bir taşın bir çuvak pirinç içinde kaybolduğunu... Ne garip!

Sevigli Dost;

Hafız : "Hiçbir yol yoktur ki sonu olmasın" demiş ama ne çıkar! Bizim otobüslerimizin aynalarında hala, "ömür biter yol bitmez" yazıyor. "Düz yolda da sürçer insan " deyince Çehoc, Aşık Dertli cevap veriyor : "Doğru gitsem yollar komaz/Bükük yollar boynum gibi"

Sevgili Dost;

Uçak sürüleri havalanıyor yerden. trenler, sihirbazların ipleri gibi oynuyor. denizi yakıyor ütülerden tekneler. perdeler sarkıyor otobüslerden.

Sevgili Dost;

İnsan tekerleği bulduğu zaman başına neler geleceğini bilseydi, bakmadan arkasına yuvarlardı onu ıssız bir yere. insanın elinden gelseydi, düğümlerdi yolları ıssız bir yerde

Sevgili Dost;

Kalbimi alıp, uzaklara gitmek istiyorum...

Pozta Kutusundaki Mızıka - Ali Ural

Highest position | 09.03.2009

 

Birden gülesimm geldi yine haaha :)) Çok sinir bozucu bakmış havanceğiz .. Ama belki bu fotoyu çekmeden 2 dk önce benim uzun boylu 100 kilolu halk diliyle tabir edilen (Azman) arkadaşım bu ufaklığı ezicekti :D Belki ezilmiş halini çekseydim {Bi gözü bi yerde diğer gözü parmağında ıyyyy } flickr'da 1. bile olablirdim ama neyse son anda kurtardık.. Sinir şey nolcakk :) Ama bu iğrenç şeyi gösteriğin için bana, teşekkürler kardesim teşekkürlerrr,adı yemendir gülü çemendir haha :D Ayrıca yanlız kalan kızlarrrr...!!! Kurbağayı öpmek isteyenler,isteyipde sevinenler sıraya geçebilir prens çıkarsa yaşadınız 50 milyon tl çıksa ne yapıcaksınız benden demesi .. Şimdii kimm ister bakiimm ?? :))

 

Yorumlar için tskler..

Thanks all for kind comment :)

 

Click here -> View LARGE On Black

 

----------------------------------------------------------------------------------------

You

 

All comments, criticism and tips for improvements are (as always) welcome..

 

Music

 

Click here -> Frog Song | Hahha |

 

© All rights reserved

bahcemden ilk cilek:) yemeye kiyamadim :)

Aslında beni çeken, güneşin mor üzümlerin kalbine değerek oluşturduğu çekici kırmızı idi. Sonradan fark ettim ki o üzümleri bir adam silüeti yemeye niyetleniyor.

 

in the days when Yemen had an air force !!! at al Riyan Mukalla airport ..OYRN...link to Wicked Pedia...https://en.wikipedia.org/wiki/Riyan_International_Airport

taken in bir Ahemd desert away from the city of aden

Where can I even begin to start on a place like Socotra? Without doubt the most mystical, inspirational and beautiful place i've ever visited…

 

Each day i'd be up before sunrise, having the beautiful landscape to myself… sometimes i'd read, sometimes wander around, and more often than not, take photos. Ones like this are truly single moments in time. Soon the sun rose too high, blew away the clouds, the lagoon filled with water and the boat moved away.

 

Taken at the Detwah Lagoon, near Qalansiyah

 

View large on black.

 

ISO100, 17mm, ƒ10, 1/100sec, polarising filter

Gaziantep's master of ''yemeni''

  

mart 2017, Gaziantep/Bakırıcılar Çarşısı

  

+

EF 16-35MMF/2.8L II USM

+

Canon 5d mark III

.....................................................

Do not use my works without my written permission!!!

+

  

www.ozlemacaroglu.com

+

''Fotoğraflarımın izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.!!'

göldeki aksine aşık olan ve sırf ondan ayrılmamak için yemeden içmeden kesilen yakışıklı gencin ölümünden sonra bedeninin altında bitiveren çiçektir, NERGİS...

  

La vieille ville de Sanaa est inscrite au Patrimoine de l'UNESCO depuis 1986. Elle est entourée de remparts avec certaines portes qui ont été conservées (Bab el Yemen). La vieille ville comprenait plus de 7000 maisons tours construites en pisé ou briques cuites. La plupart datent en moyenne de 300 ans mais certaines remonteraient à plus de 800 ans. Elles ont en moyenne 5 à 9 niveaux et les différents étages sont très hierarchisés: les étages inférieurs sont pour les animaux, les réserves en grains..les étages supérieurs sont pour la vie familiale (étages pour les hommes, pour les femmes, pour les réceptions...). Le dernier étage, le "mafraj", est la pièce oùr les hommes s' adonnent les après midi à la mastication du qât (plante euphorisante).

Les fenêtres sont ornées de motifs géométriques en plâtre et certaines ont des incrustations de verres colorés ("camarillas") Jardins au milieu de la vieille ville

The only young veiled girl in Yemen who asked me to take a pic of her! Amran village, Yemen

 

La seule fille qui m'a expressement demandé à être prise en photo au cours de mon séjour! C'etait à Amran, tres beau village fortifié, mais tres pauvre...

 

-Added to the Cream of the Crop pool as Most favorited

  

© Eric Lafforgue

www.ericlafforgue.com

 

OF YOUR HANDS AND LIES

 

Grave like all stones,

sad like all song sang in prison,

clumsy, heavy like all beasts of burden,

and like hungry children's offended faces, your hands.

 

Skillful, light like bees,

full like milky breasts,

brave like nature,

and hiding their friendly touch under their rough skin,

your hands.

 

This world is not balanced on the bull's horn,

this world is balanced on your hands.

 

And human beings, alas, my human beings,

they feed you on lies,

but you're starving,

you need to be fed on meat, on bread.

And without eating fully even once at a white table,

you leave this world which has lots of fruits

on its every branch.

 

Human beings, alas, my human beings,

especially in Asia, in Africa,

Near East, Middle East, Pacific islands,

and my countrymen,

that is, more than seventy percent of all people,

 

you're old and absentminded like your hands,

you're curious, amazed and young like your hands.

 

Human beings, alas, my human beings,

my European, my American,

you're smart, bold and forgetful like your hands,

like your hands you're quick to persuade,

easy to get rid of...

  

Human beings, alas, my human beings,

if the antennas lie,

if the rotatives lie,

if books lie,

if the poster on the wall and the advertisement in the column lie,

if the naked calves of girls on the screen lie,

if prayers lie,

if lullabies lie,

if dreams lie,

if the fiddler at the tavern lies,

if moonlight on the nights of hopeless days lies,

if words lie,

if colours lie,

if voices lie,

if living on your hands

everything but your hands

and everybody lie,

it's to make your hands obedient like clay,

blind like darkness,

stupid like sheepdogs,

so that your hands won't rebel,

and so that in this mortal, in this livable world

where we are guests for such a short period

this merchants' sultanate, this tyranny won't end..

  

"Bütün taşlar gibi vekarlı,

hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,

bütün yük hayvanları gibi battal,

ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

Arılar gibi hünerli hafif, sütlü memeler gibi yüklü,

tabiat gibi cesur

ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen

elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,

bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

Ve insanlar,

ah, benim insanlarım,

yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız,

etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.

Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden

doyasıya,

göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

İnsanlar, ah, benim insanlarım,

hele Asyadakiler, Afrikadakiler,

Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik Adaları

ve benim memleketlilerim,

yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,

elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,

elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,

Avrupalım, Amerikalım benim,

uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,

ellerin gibi tez kandırılır,

kolay atlatılırsın...

 

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,

antenler yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa rotatifler,

kitaplar yalan söylüyorsa,

duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,

beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,

dua yalan söylüyorsa,

ninni yalan söylüyorsa,

rüya yalan söylüyorsa,

meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,

yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,

ses yalan söylüyorsa,

söz yalan söylüyorsa,

ellerinizden başka herşey

herkes yalan söylüyorsa,

elleriniz balçık gibi itaatli,

elleriniz karanlık gibi kör,

elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,

elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız

bu ölümlü, bu yaşanası dünyada

bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

 

Nazım HİKMET"

 

La vieille ville de Sanaa est inscrite au Patrimoine de l'UNESCO depuis 1986. Elle est entourée de remparts avec certaines portes qui ont été conservées (Bab el Yemen). La vieille ville comprenait plus de 7000 maisons tours construites en pisé ou briques cuites. La plupart datent en moyenne de 300 ans mais certaines remonteraient à plus de 800 ans. Elles ont en moyenne 5 à 9 niveaux et les différents étages sont très hierarchisés: les étages inférieurs sont pour les animaux, les réserves en grains..les étages supérieurs sont pour la vie familiale (étages pour les hommes, pour les femmes, pour les réceptions...). Le dernier étage, le "mafraj", est la pièce oùr les hommes s' adonnent les après midi à la mastication du qât (plante euphorisante).

Vue prise de Bab el Yemen, la principale porte de Sanaa. Elle donne sur la place la plus populaire de la vieille ville. L'entrée du souk ouvre sur cette place.

digital portrait

PLS READ - LÜTFEN OKUYUN

here is the very last tears in the eyes of this calf just before she died

the calf which mean to people not more than a piece of meat

you maybe think that she has no soul, no feelings at all

but

as you can see in this photo

she cries for help

without any hope

she cries for her destiny!

  

Bir dananın kesilmeye gitmeden önceki son göz yaşları.

İşte ! Etini iştahla yediğimiz bir hayvanın ölüme olan yolculuğunda

hissetikleri bunlar, O hayvan diye ruhu yokmu sanırsınız ?

O da korkuyor o da titriyor. Ve en acısı işte o da bizim gibi ağlıyor

Hemde hıçkıra hıçkıra. Belki bundan sonra et yemem bu manzarayı gördükten sonra yiyemiyorum şuan. onun yalvaran gözlerle bana bakıp ağlamasını görmek hayatımdaki en olumsuz anlardan biriydi. Bu resmi çekerken ben ağladım oraya gelen diğer kurban sahipleride ağladı.....

 

Katkılarından Dolayı Ve çeviri için Ebruya çok teşekkür ediyorum.

 

Ebegümeci bizim insanımızın çok iyi bildiği ve kırlarda kendi kendine çıkan, çoğalan yiyecek olarak ta kullanılan bir bitki. Çok kişinin Âşinâ gözlerle bakıp geçtiğimiz çiçekleri çok güzel bir bitki. Yaprakları da kendini bir çok yemeye çalışacak canlıdan korunmak amacıyla biraz tüylü. Ama bizim kabuklu böceklerden salyangozla baş edemiyor. Salyangoz onu hem ziyaret ediyor hemde o tüylü yaprak üzerinde konaklıyor.

 

Nikon D300S + Tamron Adaptall-2 35-70mm F/3.5 Model 17A

Balıkçı akşam volisi için çıktığı denizde ağını topluyor. Bu tür avlanmada çember şeklinde döktüğü ağın içinde kaldığını düşündüğü balıkları harekete geçirip bulunduğu ortamda kıpırdamadığı için ağa takılmayan balıkları korkutup hızlıca çevreye hareket etsin ve varlığını bilmediği ağa yakalansın diye birkaç dakika boyunca teknesinde hoplar zıplar ve ağırlığıyla çarptığı teknenin tahtalarından çıkan gümbürtünün suyun içinde hızlıca yayılıp korku salması sonucu dehşete düşüp paniğe kapılan balıkların ağa yakalanmasını bekler. Sonra çıkardığı gürültü biter, ağa takılan balıklar artık yakalanmıştır. Ağır ağır ağlarını toplar ağdaki balıkları teknesinde ağdan alır ve depolar satmaya veya yemeye götüreceği âna kadar. İnanırmısınız bu hengâmede kıpırdamadan, istifini bozmadan yerinde korkmadan kalabilen balık canını kurtarır. Sığ sularda yapılan ve voli balıkçılığı denilen yöntem budur. Olay balıkçı için meydan savaşı, izleyen için şâirâne bir manzara, balık için ölüm kalım meselesidir.

Coronavirus ağına takılmadığınızı umduğum bu hengâmede sakince bekleyip ağın toparlanıp gitmesini izlemek daha akıllıca diye düşünüyorum. Selâmete erdiğimiz müjdesini alacağımız günlerinde çok çok uzak olmadığını umuyorum. Herkese selamlar.

 

Nikon D300S + AF-S Nikkor 18-200mm f:3.5-5.6 VRII IF-ED

Biga-Bandırma arasındaki otoyolun aşağı yukarı 15. kilometresi civarında bir yokuştan aşağı inmeye başlar ve birden bire Sinekçi köyünü karşınızda bulursunuz. Köy, ortasından geçen karayoluyla ikiye bölünmüş durumda.

2021 yılı hesaplarıyla 165 erkek, 171 kadından oluşan 336 nüfusuyla büyük köylerden biri. Ekonomisi tarım ve hayvancılıkla devam ediyor. 1983 Eğridere-Gümüşçay depreminden sonraki zamanlarda depremin korku etkisiyle tüm ova ve denize yakın, otoyol kenarı köylerde yapı stoğu oldukça gelişmeye başlamıştı ki 1999 büyük depremi sonrası sopa yemeden uyanamayan siyasetçilerimiz imar-yapı kalitesi mevzuatlarını değiştirmiş daha dayanıklı binalar yapımına yönelik kararlar alarak en azında 4 lük 5 lik depremleri daha hafif atlatacak yapılar imal edilmesine yol açmışlardı. Sinekçi köyü de karşıdan baktığınızda artık daha kaliteli binalara sahip olduğunu sergiliyor. Allah memleketime zeval vermesin.

 

Nikon D810 + SMC Takumar 55mm f:1.8 m42@8

Eğer yolunuz Ayvalığa doğru düşerse muhakkak uğramanız gereken yer Alibey Adası yani Cunda'dır. Özellikle akşam vakti Cunda'da iskele civarındaki lokantalarda papalina yemenin lezzeti doyulmaz. Papalina bir cins sardalye yavrusu veya cinsi diye tanımlanıyor ama özel bir ismi var rumlardan kalan ve bu bölgeye özgü bir balık Papalina. Balığı yediniz ve karnınız doydu mu, yer kaldıysa midenizde gideceğiniz yer doğruca Sâki'nin işlettiği ve bizzat eliyle imal ettiği lokma tatlısından yemek. Karanfil kokulu bir lokma tatlısı içinse beklemeniz gerek imparatorluk ahalisine katılarak. Çünkü Sâki'nin lakabı LOKMA İMPARATORU: her halde bu kadar insan boşuna beklemiyor değil mi. Yaz bitse de ekim sonuna kadar kalabalığı izleyebilirsiniz. Benim yaptığım gibi Temmuz ayında gittiyseniz en az yirmi dakika ile bir saat arasında bekleyebileceğinizi unutmayın. Çünkü bazen tek sıra kuyruk limana doğru uzuyor.

Sâki'ye benden selam söyleyin. Kavunlu dondurmayı bitiremedim bundan sonra gidersem yarım kavun deneyeceğim. Tam kavun fazla geliyor Hatırlamazsa annesini tekerlekli sandalyede gezdiren Biga'lı deyin hatırlar.

Nikon D300S + Tamron Adaptall-2 BBAR SP 35-80 f:2.8-3.8 CF Macro Model 01A

vulcanic beach in the Indian Ocean

Pencere dışındaki çıkıntıya koyduğumuz ekmek kırıkları ve yemleri yemeye geliyor. Bugünlerde mahallenin edepsiz güvercinleri yüzünden ulaşması daha zor oluyor ama güvercinler taciz edene kadar ne yiyebilirse atıştırıyor bir şeyler. Boyut olarak neredeyse güvercinin üçte ikisi kadar yani kavga konusunda şansı yok. Yalnız güvercinler gibi davranmıyor. Bazen camı tıklatıyor yiyecek bir şey yoksa çıkıntı üzerinde. Hadi bir şeyler ver diye. Velhasıl Mahallemizde Güvercin ve Gugukçuktan başka bir de Kumrularımız oldu.

 

Nikon D810 + AF Nikkor 28-105mm f/3.5-4.5 D

Cumalıkızık Köyü Bursa'nın eski köylerinden... Bursa'ya yolunuz düşer ve vaktiniz müsait olursa mutlaka gidin ve görün derim. Çok güzel bir köy... Taştan yolları ile eski ahşap evleri görülmeye değer. Taze ahududu ve dut yemenin tam zamanı. Özellikle de ev yapımı ahudu reçelini mutlaka deneyin. Köyün her güzelliği bir yana, ev sahiplerinin sıcak karşılaması ve güleryüzü sizi çok farklı bir atmosfere bürüyor.

 

Yine de siz bilirsiniz tabii ki :)

Kahramanmaraş

Bilmiyorum kaç kişi sever Pamuk helvayı ama benim çocukluğumun favori tatlısı ne baklava, ne triliçe, bildiğin pamuk helvadır. Kocaman,sıcacık pamuk helvayı yemeye çalışırken hep burnuma yapıştırırdım. Şimdi envâi çeşit rengini yapabiliyorlar gıda boyaları sayesinde ama benim çocukluğumda ya en kolay bulunan veya en ucuz olanı kırmızı olsa gerekti ki çevremde hep pembe pamuk helvalar bulunurdu. İçimi bir sevinç kaplardı pamuk helva görünce, Bu yaşa geldim hala bir sevinç dolar pamuk helva görünce ve sarılasım gelir pamuk helvacıya çocukluğum adına. Siz severmiydiniz pamuk helvayı?

 

Nikon D300S + AF-S Nikkor 35mm f:1.8G

 

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,

Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,

Seni yalnız koymak var, o koyuyor adama.

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.

Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.

Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için..

Can eriklerin dallarında kızarmaya başladığı zamanlarda tatları da değişir. O yemekten hoşlandığımız bazen ekşiliği nedeniyle suratımızı buruşturarak yediğimiz erikler tatlanır, şeker gibi olur ve yumuşar. İlk başlardaki kütür kütürlüğü bitmiştir. Sulanmış ve tatlanmıştır. Dalından yemenin tadı bir başkadır. Şehir çocukları o kadar çok şey kaçırıyor ki doğal beslenme adına. Üzülüyor insan. Biga gibi küçük kentlerde hâlâ bahçeli evler var ve hâlâ o bahçelerde meyve ağaçları var çok şükür.

 

Nikon D810 + Af Nikkor 28-105 mm. f:3,5-4,5

Vitrini önünde 15 dakika bakakaldım. Seçemedim. Sonra hepsinden birer tane aldım. Ve ikinci kutuyu yemeden çekebildim. İşte böyle klişe.

yemeden önce yıkayın.

Oogir

  

“Gördüğüm kadarıyla, bir insandaki inançların tümünü

yok etmek, yaşamının sonuna dek onu kısır bırakmak oldukça

eğlenceli bir durum. Sana katılmadığım için kusura bakma…”

 

Sizden önce de korkmuş ve kaybolmuş taze etle beslendim ben.

Yemeden önce ama, hepsini şu köprüden geçirdim. Gösterdim.

Sesten, renkten, uçurumdan korkulmaz. Sözdür korkutan.

Öğrettim. Tanrılar benden kurnazdı, teologlar da benden kör.

Ama istencimizin dışındaydı kaybolmak. Bulunmak. Rastlamak.

Doymak… Bu uğursuz ormanda, ah doymak! Hele karanlıkta!

Arama. Bulamazsın yanıtı şehirdeki ağaçlarda. Şansına minnet et.

Esirgediğine minnet et. Bekle. Feda ettiğini anımsatacak sana da.

Açlık.

  

Suat Kemal Angı, [Def-im’den…]

Join me on Facebook | Google+ | Twitter | 500px | Instagram

 

~~~~~~~~~

 

Bir Ali is located on the spectacular coast road and it is surrounded by white sand dunes, green rocky mountains and black lava deposits. You can spend your afternoon swimming or relaxing on a white sand beach or spend overnight in beach huts. The surrounding coast is a mixture of volcanic landscape and occasional patches of sand dunes.

 

Canon EOS 400D DIGITAL, f/4.5, 1.3 sec (13/10), ISO 200, 18 mm

 

All rights reserved - Copyright © Lucie Debelkova www.luciedebelkova.com

 

All images are exclusive property and may not be copied, downloaded, reproduced, transmitted, manipulated or used in any way without expressed, written permission of the photographer.

1 3 4 5 6 7 ••• 68 69