View allAll Photos Tagged Yaprak
Yedigöller, Büyük Göl, Bağışlar, Bolu / Türkiye
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
Lütfen bu senfonik müzik ile izleyin (Please watch with this symphonic music): www.youtube.com/watch?v=tuXr4rTgmmw
Biliyorsun,
Bir gün O da gidecek
Toplayıp gökten sıcak gülüşlerini
Arkasında uykusuz bir şehir
Ve rüzgarda uçuşan solgun yapraklar
Sığınacak bir yerin de kalmayacak
Sessizce ağlamak için...
...
Di'li geçmiş zamanların
Ruhunu incitmeden konuşmalısın
Çünkü sevmek;
Asla pişman olmamaktır...
Adnan Güler
I'm falling
With the sadness of every leaf falling from the branch
Everyone is falling
In own solitude...
***
Mevsim Sonbahar
Göçmen kuşlar da gidiyor
Öpüp göğün mavisini
Üşüyor,
Ücramda saklı düşlerim
Ben düşüyorum
Daldan düşen her yaprağın hüznüyle..
Düşüyor herkes
Kendi yalnızlığı içinde...
Adnan Güler / Sonbahar
Yağmur sevdiğine
Damla damla dokunur,
pırlantalar takarmış..
Seven sevdiğine
İlmek ilmek dokunur,
Ağlar örermiş..
Ağını attığı
Yürek denizinde,
Kimi zaman
Pırlantalar keşfedermiş..
Meğer parıldayan yürekleri,
Yağmur da severmiş..
..Özlem Uluğ (09.11.08)
Living is no laughing matter:
You must take it seriously.
So much so and to such a degree
that, for example, your hands tied
behind your back,
your back to the wall
or else in a laboratory
in your white coat and safety glasses,
you can die for people –
even for people whose faces you’ve
never seen,
even though you know living
is the most real, most beautiful thing.
I mean, you must take living so seriously
that even at seventy, for example, you’ll
plant olive trees –
and not for your children, either,
but because, although you fear death you
don’t believe it,
because living, I mean, weighs heavier.
Nâzım Hikmet Ran ( 1902 - 1963 )
Translated by Randy Blasing and Mutlu Konuk
İnciraltı - İzmir - Türkiye
Bu güzel yazıyı gönderen baliq arkadaşıma çok teşekkürler..
www.flickr.com/people/9898147@N05/
Akarsuda kaç taş kalmıştır yerini değiştirmeden -
bir bahçe kurtlanmış süslü güllerin yanında dimdik duran eğreti otlarının yuvası,
rüzgar döküp geçer yaprakları, belini büker eğreti otlarının doğru orantıda
sis, değiştirmeden, kendini yineleyen bunaltı,
yolunu yitirmişlere anlamsız, yolunda gidenlerin yitirme kaygısı
fener, ışıltılı bir gülüş gözlerimi kaçırdığım denize doğru,
alkolün armağan paketi, her bakışında gözlerimde yansıyan
dingin kutlu bir geçmişlik, pörtleyen bir gelecek
salıncakta bir ileri bir geri yellendirdiğim kendimi
erken, bir ömrün rengini atamak için
bir düşteymişim de sıcakmış gibi bir renk
olsa olsa birazdan
bir gürültü vızıldayıp uçar içimden
biraz daha tut terketmeden önce
kalsın biraz daha ellerin
sonra bir tüy
incitmeden seni
gözyaşı
ağırlığıyla
düşsüz
gel
u
ç
*ömer gençer.