View allAll Photos Tagged sehri
Kapadokya(Cappadocia), Nevşehir / Türkiye
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
From Istanbul, the most beautiful city in the world... from on the Galata Bridge...The silhouette of the Süleymaniye Mosque..
Dünyanın en güzel şehri İstanbul'dan... Galata Köprüsü'nden...Süleymaniye Camii'nin silueti...
Kapadokya, Nevşehir / Türkiye
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
This is the city of natural beauty, this is my hometown.
Burası doğal güzelliklerin şehri, burası benim memleketim..
Gölgeler Şehri
Karanlık bir dünyada gözlerim kapalı yürüyorum,
Ruhumu boğuyor her yanımı sarmış gölgeler,
Bir âmâ(kör) siyahlığında aydınlık,
Gitgide düşerken ben, gittiğimi sanıyorum...
Mukbil Silkin
PUBLISHED:
www.hurriyet.com.tr/seyahat/avuclarinda-kulturel-kalintil...
topvoyager.com/dostoprimechatelnosti-portu/
————————————-
The São Bento railway station (Portuguese: estação ferroviária de São Bento) is a 20th-century railway station in the civil parish of Cedofeita, Santo Ildefonso, Sé, Miragaia, São Nicolau e Vitória, in the municipality of Porto, district of Porto. The English translation of São Bento is Saint Benedict. The station is located in the Historic Centre of Oporto, which has been declared a UNESCO World Heritage Site and as a National Monument of Portugal.
This building was constructed over a number of years, starting in 1904, based on plans by architect José Marques da Silva. The large panels of azulejo tile were designed and painted by Jorge Colaç; they were completed in 1916 and the station was then inaugurated. The murals represent moments in the country's history and the multicolored panels depict rural scenes showing the people of various regions.
Ankara’da Günbatımı
Arnavut kaldırımlı Yüksel caddesi,
Soğuk, beton binaları
Ve ay sonunu zor getiren memurlarıyla resmedilen
Masum Ankara’nın
Binlerce masum aşığından biriyim.
Güneşle doğdum;
Zannımca öldükten sonra da
Güneşe gideceğim.
Ben,
Ankara’nın en sadık aşığıyım;
Güvenparktan alınan bir çiçeğe,
Bir de sevgiliye aşığım.
Koca şehri çiz deseler
Sadece bakışlarını çizerim.
Ankara nasıl kokar?
Tıpkı sen.
Ankara’yı hatırlatan renk?
Günbatımı kızıllığı
Ve yine sen.
Gücü yok ki sabrın.
Kaybediyorum seni ve şehri
Yönümü..
Kaybediyorum seni Ankara !
Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi
Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben
Birde ayaklanmış öfkem...
Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden
Nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam
Dayanamam kıskanırım seni paylaşamam
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından
Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden
Yeniden başlasam bu sefer korkmadan
Koklayıp birbirimizi çöpe atmadan
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından
Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan
Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından
Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden
Nasıl bir sevdaysa bu karşı koyamam
Dayanamam kıskanırım seni paylaşamam
Satırlar uçar gider aklımdan
Sana sarı laleler aldım çiçek pazarından
Söyleyen : MFÖ
Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında..
...
(*) to leave a city
Bir Şehri Bırakmak
Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında..
Her akşam çayımı getiren
Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen
Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir.
Bu şehirdedir
Valsler, foksrotlar altında
Suman'dan, Bramsdan
Parçalar çaldığı zaman dönüp
Bana bakan ihtiyar piyanist.
Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hatıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.
Bu şehirdedir işim gücüm,
Ekmek param.
Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.
Orhan Veli Kanık
Gulf of Bahrain at 3:36 PM. Haze in the sky due to humidity hinders a clear vision of the horizon. At the other end of the horizon (approximately 12 miles to the west) is the Saudi Arabian city of Al-Khobar. The atmospheric conditions give the placid water a golden hue with glittering reflections of the sun.
Ogleden sonra 3:36. Bahreyn Korfezi'nin Zallaq sahili. Puslu, nemli ve ruzgarsiz hava gorus mesafesini oldukca dusurmus, ve denizi altin rengine boyamis. Sudaki yakamozlar da ayri bir guzellik veriyor ortama. Yaklasik 12 mil batida Suudi Arabistanin Al-Khubar sehri bulunuyor.
EXPLORE # 65 (the highest it could get so far)
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark
edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Yasamak güzel." "Bos ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın...
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin... Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler
başını kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksın...
Yalnız kalmak isteyeceksin... Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittiğin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksın...
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,
kaçacaksın... Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için
direneceksin... Hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek
isteyeceksin. Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
İlaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak... Sabahı iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana
sarılmak isteyeceksin Nafile... Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark
edeceksin... Telefonun çalmasını bekleyeceksin...
Aramayacağını bile bile...
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla... Yüreğin burkulacak...
Canin yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret
edeceksin... Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karsılaşmak umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksın...
Buna yasamak denirse...
Razı mısın bütün bunlara...
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye
Can Yücel
Şehzadeler Şehri Amasya ve Yalıboyu
Yalıboyu, Centrum, Amasya Province, New Turkei (Yeni Türkiye). OneTurkei Photo Album - Candidate Photographs
NATIONAL SUGRAPHIC Always Under The Light Of Your ❤ Masters of the Art - SANATIN USTALARI. COPYRIGHT OWNER © 2015 All Rights Reserved Ayhan ÇAKAR. Please contact photograph artist to use this photo. When the album is completed, a portion of the revenues will be donated to Social Welfare Institutions. Please Pluse and Share!
The city of Amasya, the Amaseia or Amasia of antiquity, stands in the mountains above the Black Sea coast, set apart from the rest of Anatolia in a narrow valley along the banks of the Yeşilırmak River. The city is best known as CITY OF PRINCES.
"On Explore"
İstanbul'da Bir Martı
Dokunmayın kanatlarıma,
Kızkulesi'nden süzüleyim.
Saçlarını savursun rüzgar,
Boğaziçi'nden bir geçeyim.
Karışmayın özgürlüğüme,
Vapurları uğurlayayım,
Bir çocuk, simidini bölsün,
Ben havada yakalayayım.
Dokunmayın kanatlarıma,
Galata'da az dinleneyim.
Dalga sesleri eşliğinde,
Yenicami'ye gitmeliyim.
Karışmayın özgürlüğüme,
Turistleri karşılayayım.
Bir fotoğraf karesindeki,
İstanbul resmi olmalıyım.
Güneş kaybolurken ufukta,
Ayasofya'ya konmalıyım.
Dokunmayın kanatlarıma,
Ben bu şehri solumalıyım.
İstanbul - 11.04.2006
Halime Dinç Yamaç
Harran- Han el-Ba‘rür yolunun 15. ve 16. km 'lerinde yolun solundaki ve sağındaki dağlarda tarihi taş ocakları bulunmaktadır. Bunlardan 16. km 'de yolun sağındaki köy içersinde " Bazda " , " Albazdu ", " Elbazde " ya da " Bozdağ Mağaraları " adıyla anılan iki taş ocağı görülmeye değer özellikler taşımaktadır.
Çevredeki Harran, Şuayp şehri ve Han el-Ba‘rur yapıları için yüzlerce yıl taş alınması neticesinde her iki mağarada çok sayıda meydan, tünel ve galeriler meydana gelmiştir. Bunlardan özellikle büyük olanı yer yer iki katlı bir şekilde oyulmuş ve yükseklikleri 10-15 metreye varan ayaklar bırakılarak ortada meydanlar oluşturulmuştur. Ayrıca uzun galeri ve tünellerle dağın çeşitli yönlerine doğru çıkışlar sağlanmıştır.
The musaharati is a public waker for suhur and dawn prayer during Ramadan. According to the history books, Bilal Ibn Rabah was the first musaharati in Islamic history, as he used to roam the streets and roads throughout the night to wake people up.
According to Abbas Qatish, who is considered Sidon's best musaharati, the attributes every musaharati should possess are physical fitness and good health, "because he is required to walk long distances every day. He should also have a loud voice and good lungs, as well as an ability to read poems. A musaharati should supplicate God throughout the night to wake the sleepers.
The tradition is practised in countries such as Egypt, Syria, Sudan, Saudi Arabia, Jordan, Pakistan and Palestine. However, there has been a gradual disappearance of the musaharati due to several factors, including: Muslims staying up later; using technology such as alarm clocks to awake for suhur; and louder and larger homes and cities that make the voice of the musaharati harder to hear. However the old Dhakaiya tradition of singing qasidas can still be found in the streets of Old Dhaka in Bangladesh.
Similarly, in Indonesia and nearby countries, a slit drum known as a kentongan is used to wake households up to eat the suhur meal.
Sahūr or Suhūr, also called Sahrī or Sehri is the meal consumed early in the morning by Muslims before fasting (sawm), before dawn during or outside the Islamic month of Ramadan. The meal is eaten before fajr prayer. Sahur is matched to iftar as the evening meal, during Ramadan, replacing the traditional three meals a day (breakfast, lunch and dinner) although in some places dinner is also consumed after iftar later during the night.
Being the last meal eaten by Muslims before fasting from dawn to sunset during the month of Ramadan, suhur is regarded by Islamic traditions as a benefit of the blessings in that it allows the person fasting to avoid the crankiness or the weakness caused by the fast. According to a hadith in Sahih al-Bukhari, Anas ibn Malik narrated, "The Prophet said, 'take suhur as there is a blessing in it. Source Wikipedia.
TD : Agfapan 100 Professional 35mm film, developed in D-76 1+1 for 7 minutes. Exposure ISO 100 @35mm lens, natural daylight. Scanned with Alpha 6000 edited in ACR, inverted in CS6.
Sinop Akliman Mevkii
Animals - Don't let me be Misunderstood
Baby, do you understand me now
Sometimes I feel a little mad
But don't you know that no one alive
Can always be an angel
When things go wrong I seem to be bad
But I'm just a soul whose intentions are good
Oh Lord, please don't let me be misunderstood
Baby, sometimes I'm so carefree
With a joy that's hard to hide
And sometimes it seems that all I have do is worry
Then you're bound to see my other side
But I'm just a soul whose intentions are good
Oh Lord, please don't let me be misunderstood
.........
Thanks.
Explore
Highest position: 144 on Thursday, May 14, 2015
Yoldaşa
Uyandım…
Yine uyandım…
Âlemimde melekler gezerken
Ben de şeytanım.
Sustum…
Yine sustum…
Kafamda laklakanlar gezerken
Ben de ebkemim.
Yoksun…
Ben seninle aynı şehri solurken
Ben, yine sensizim…
Özlem…
Vuslatın aşığa an olması saniyesinde
Vuslat yine sensiz, hayalinle…
Ateş…
Ateşe avare kor atarken
Yanan ne ben ne de sen
Sadece günahkâr ruhlar ve bedenler.
Gözlüklü Model: Volkan ÖZ
Haşin Bakışlı Model: Cem ARSLAN
Fotoğraflama: Özgür Atılım ÖZÇELİK
Düzenleme: Özgür Atılım ÖZÇELİK
Mekan: Eymir Gölü
Faaliyet: Free Photos Ankara Buluşması
Şiir: Bel-irsiz (Adı Bende Saklı)
|INSTAGRAM| |FACEBOOK| Varanasi is the most sacred city in India ... According to Hinduism, dying in Varanasi means getting rid of the death and rebirth cycle and reaching the Divine One...For this reason, the old Hindus come to this sacred city to die. In addition, people from various cities of India will leave their dead’s ashes to the sacred river Ganges after the ceremonies. Hindu’lar için Varanasi Hindistan’ın en kutsal şehri...Hinduizm’e göre Varanasi’de ölmek, ölüm ve yeniden doğuş döngüsünden kurtulup ilahi Bir’e ulaşmak demek...Bu nedenle yaşlı Hindu’lar ölmek için bu kutsal şehre gelirler. Ayrıca, Hindistan’ın çeşitli şehirlerinden de insanlar kaybettikleri yakınlarını uğurlamak için buradaki ölü yakma törenlerinin ardından küllerini kutsal nehir Ganj’a bırakırlar... BeNowMeHere, Varanasi, India, 2018 via 500px bit.ly/2KD6Wic
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri
İSTANBUL
Vedat Türkali
Thank you all for your beautiful comment and visits, my dear friends...:))
Ziyaret ve harika yorumlarınız için çok teşekkür ederim sevgili arkadaşlar..:))
Şimdilik serinin sonu..:))
(Explore)
SİS
İki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye?
Selçuk Yöntem
Rezovo - Bulgaria
Bulgaristan - Türkiye sınırında Karadeniz kıyısındaki Bulgar şehri. Ön tarafta görünen alan ise Türk toprakları...
Sinan Doğan İletişim
Mail: foto.sinandogan[at]gmail.com
Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum
Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terkediyorum
Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanılgımdın
Yandığımdın
Yangındın
Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsa da
Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum
Şimdi
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yanlızlığımın
Saçlarımı da uzaklarına gömdün
İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum
"Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?
Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtan da sendin
Acımı dindirecek olan da
"Ya öldür beni"dedim
Ya da git benden
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim
Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yârini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi
Benden
İçimden
Terkediyorum...
Kahraman Tazeoğlu
İki şehri var gecenin:
Biri gözümde tütüyor,
Birinin dumanı üstünde; yağmur gibi çöken siste
Bana bu uykusuz şehri niye bıraktın,
Göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin…
Gece değil istediğin hayli karanlık bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak hevesindesin!
Gözlerini anlıyorum henüz bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır.
Ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir.
Öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak.
Sis değil, uykusuzluk değil!
İki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
Biri sis içinde kirpiklerine kadar açık…
Bu sessizliği kim bıraktıysa
Göremiyorum konuşkan gözlerinde tek sözcük bile
Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Güneşin batışında sen
güneşin şehri terk ettiği zamandı sen gittin benden
bu şehir sessizliğe gömüldü yokluğunda
gözlerini hatırlıyorum şimdi hayal meyal
sözcükler dönmedi dilimde güle güle diyemedim
şimdi her güneşin batışında
oturup bekliyorum dönersin diye
ve hazır tutuyorum yüreğimde şarkımızı
yağmurlar yağıyor zamansız ve yokluğunda söylüyorum hasret şarkımızı!
Adnan Kurcan
Fotoğraflarımın tamamı lisanslıdır. Fotoğraflarımı satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All my photos are licensed. Those who want to buy my photographs can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
Cappadocia Balloon Tours:
www.youtube.com/watch?v=EObBhgIYhGc
www.youtube.com/watch?v=5qsujcQKymU
www.youtube.com/watch?v=SGzPt8M-dgo
www.youtube.com/watch?v=x8wxfvo0rtM
www.youtube.com/watch?v=bs6Vg6YVHvU
New My Groups : www.flickr.com/groups/3171579@N20/
Everyone is invited