View allAll Photos Tagged Duvar
Amasya / Türkiye
Fotoğrafların tamamı lisanslıdır. Fotoğrafları satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All photos are licensed. Those who want to buy the photos can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
Yalıboyu Konakları
Yeşilırmak kenarında tarihi sur duvarları üzerine, ahşap çatkı arası, kerpiç dolgulu olarak inşaa edilmişlerdir. Kırma ya da beşik çatı üzeri, oluklu kiremitle örtülü bir biçimde düzenlenmiş olan ve geleneksel Osmanlı evinin bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan bu evler, Amasya’nın tarihsel kimliğiyle uyumlu bir görünüm arz etmektedir. Evler bitişik nizamda, bodrum üzeri tek kat ya da iki katlı olarak düzenlenmişlerdir. Bazı uygulamalarda birinci kat üzerinde bazı uygulamalarda ise ikinci kat üzerinde köşk olarak bilinen şahniş yer almaktadır. Evler genellikle avlulu ve bahçelidir. Avluda su kuyusu ve ocak ilk göze çarpan nesnelerdir.
Amasya evlerinde iç ve dış bölümlerinde yer alan bütün birimler arasında kesintisiz bir bağlantı söz konusu olup, bu bağlantı birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Konutların ikinci kat uygulamaları genellikle dışa taşkın, cumbalı olarak yapılmakta ve bu sayede hem evin plânında bir simetri oluşmakta, hem de daha fazla yer kazanmak söz konusu olmaktadır. Özellikle Yalıboyu'nda tarihi sur duvarı üzerine yapılmış olan konutlarda, bu durumu çarpıcı bir şekilde görebiliriz. Buradaki konutlar, “eliböğründe”lerle desteklenerek dışa taşırılmış ve böylece evlerin iç mekanlarında bir genişleme meydana gelerek mekan kazanımı sağlanmıştır. Günlük yaşam, evlerin iç mekanında sofa (hayat) etrafında biçimlenen odalar içerisinde geçmektedir. Bu odalarda genellikle ocak, şerbetlik, yüklük (gömme dolap), raf ve sedir gibi işlevsel birimler bulunmaktadır. Ayrıca birkaç örnek dışında evlerde bağımsız bir gusülhane bulunmadığı için bazı odalarda büyük ve geniş olarak düzenlenmiş olan yüklükler, gusülhane (banyo) olarak düzenlenmiştir.
İNG:
Yaliboyu Mansions
They were built on the historical fortification walls on the edge of Yeşilırmak, between wooden frames and filled with adobe. These houses, which are arranged on a hipped or gable roof, covered with corrugated tiles and carry all the features of a traditional Ottoman house, present an appearance in harmony with the historical identity of Amasya. The houses are arranged in adjoining order, with one or two floors above the basement. In some applications, there is a falcon, known as a kiosk, on the first floor, and in some applications, on the second floor. Houses usually have courtyards and gardens. The water well and the hearth in the courtyard are the first objects to be noticed.
There is an uninterrupted connection between all the units in the interior and exterior parts of Amasya houses, and this connection is complementary to each other. The second floor applications of the houses are usually made with an overhanging bay window, thus creating a symmetry in the plan of the house and gaining more space. We can see this strikingly especially in the residences built on the historical city wall in Yalıboyu. The residences here were supported by “eliböğrünü” and thus, an expansion occurred in the interior spaces of the houses, thus gaining space. Daily life takes place in the rooms shaped around the sofa (life) in the interior of the houses. These rooms usually have functional units such as stove, sherbet, closet (built-in cupboard), shelf and ottoman. In addition, apart from a few examples, since there is no independent ghusl in the houses, the large and wide cupboards in some rooms are arranged as ghuslhane (bathroom).
Adatepe köyü yüksek duvarların ardına gizlenmeye çalışan taş evleri ve serin gölgeli sokaklarıyla Kazdağlarının eteklerinde geçmişten kalma bir fotoğraf gibidir. Koruma altına alındıktan sonra eski ihtişamlı günlerine geri dönme savaşı vermektedir.
Adatepe Köyü şehir yorgunlarının sığınma, streslerinden arınma yeridir. Tüm dostlarıma bu güzel köyü ziyaret edip, Kazdağları'nın muhteşem doğasında birkaç gün geçirmesini tavsiye ederim.
Adatepe village, which is surrounded by olive tres and pine forests, is located on the far west slopes of mythological Mt.Ida. Besides the diversity of its rich flora and fauna, Ida is also well known for its high level of oxygene. Adatepe village is under protection as a natural and a historical heritage site.
Yalnızlığım yalnızlığım
Kalp yarası yalnızlığım
Taşı bile yosun sarar
Seni kiminle paylaşayım
Bir sarmaşık dal olsaydım
Özlemine sarılsaydım
Tek başına böyle değil
Bir omuzda ağlasaydım
Die Aufnahme zeigt einen weiblichen Mauerläufer. Obwohl die fotografische Qualität der Aufnahme ein wenig zu wünschen läßt, so hat dieser ebenso schöne wie seltene Gast aus hochalpinen Regionen doch einen Platz in der Galerie verdient...
Oturmuş bir duvarın dibinde
Bildiğim kuş dualarını okuyorum
Okulların önünden geçiyorum
Çocuklar tanımıyorlar yalnızlığın
öğretmenini
Çocuk aynama bakıyorum
Yüzüm ormanlara benziyor
Okulların önünden geçiyorum
Çocuklar tanımıyorlar yalnızlığın
Öğretmenini
Bedriye Korkankorkmaz
saklarım hala..
zira bu anahtar gönlümün en güzel meşk icralarını tattırdı bana vaktiyle..
bu bina gibi solgun olan gönül bahçemi şenlendirdi, renklendirdi..
bir bahar gibi..geldi ve geçti..
COTTON CASTLE WALLPAPER
Location: Akköy, Denizli / Türkiye
Fotoğraflarımın tamamı lisanslıdır. Fotoğraflarımı satın almak isteyenler talipcetin@gmail.com e-posta adresine yazabilir. Lisans hakları devredilir.
All my photos are licensed. Those who want to buy my photographs can write to talipcetin@gmail.com. License rights are transferred.
New My Groups : www.flickr.com/groups/3171579@N20/
Everyone is invited
I am very happy to share the beauty of the country with you. I look forward to all my Flickr friends in Turkey. Best Regards and Greetings...
Description in English and Dutch:
English
The Dutch street art duo Telmo Miel is known all over the world for their murals. The two artists are really creative and each have their own style. Telmo Pieper's work is challenging and humorous, while Miel Krutzmann's work is steeped in romanticism and has a more picturesque style. Based in Rotterdam, the duo combine their different styles in beautiful murals that can be seen at several places around the world. In 2019 they also combined their expertise with another world class artist, namely the in Australian born Sam Bates. In the streetart world he is known by the name Smug and Smug One. He has been living and working in Scotland for years, where he has made very realistic murals. His style can mainly be characterized as photo-realistic. The special collaboration and the different styles have resulted in the very impressive and extremely beautiful mural at the korte Hillestraat near metro station Rijnhaven in the Afrikaanderwijk and is part of the Feijenoord district in the atmospheric south of Rotterdam. The message behind the artwork is that all people are actually all equal on the inside. I think this mural is really beautiful because of the combined styles, but it is also unique because of the combination of a lady with clothes, a skeleton and a bird. Add the shades of pink, purple and white on the gray wall of the flat and the result is a world-class artwork.It is probably the most photographed mural in Rotterdam since it was painted there during the international oriented cultural urban art festival POW! WOW! In 2019. A very long time ago, the Afrikaanderwijk was briefly home to football club Feyenoord, although the football club had a different name at the time. The district was then a typical working-class neighborhood where many hard working migrants lived, mostly from the Dutch province of Zeeland. They often worked in the world-famous port of Rotterdam. In 2022 it is a very nice multicultural neighborhood with very beautiful and impressive murals in many places.
Nederlands
De twee kanjers Telmo en Miel zijn over de hele wereld bekend vanwege hun muurschilderingen. Alle twee de kunstenaars zijn erg creatief en hebben ieder hun eigen stijl. Zo is Telmo Pieper zijn werk uitdagend en humoristisch terwijl Miel Krutzmann zijn werk doordrenkt is van romantiek en een meer schilderachtige stijl heeft. Het duo heeft als thuisbasis Rotterdam en zij combineren hun verschillende stijlen in hun prachtige muurschilderingen die op meerdere plekken over heel de wereld te zien zijn. In 2019 hebben ze hun krachten ook nog eens gecombineerd met een andere wereldtopper, namelijk de in Australia geboren Sam Bates. In de kunstwereld is hij bekend onder de naam Smug en Smug One. Hij is al jaren woonachtig en werkzaam in Schotland waar hij zeer mooie muurschilderingen heeft gemaakt. Bates is ook internationaal bekend. Zijn stijl is vooral te kenmerken als fotorealistisch. De bijzondere samenwerking en de verschillende stijlen hebben geresulteerd in de zeer indrukwekkende en erg mooie muurschildering op een flat bij de (korte) Hillestraat en Hillelaan vlakbij metrostation Rijnhaven in de Afrikaanderwijk in stadsdeel Feijenoord in het sfeervolle zuiden van superstad Rotterdam. De boodschap achter het kunstwerk is volgens bronnen op internet dat alle mensen van binnen eigenlijk allemaal gelijk zijn. Ik vind deze muurschildering echt fantastisch mooi vanwege de gecombineerde stijlen en de details, maar het is ook uniek vanwege de combinatie van de dame met kleding, het skelet en de vogel. Voeg daarbij de kleuren roze, paars en wit op de grijze muur van de flat en een kunstwerk van wereldklasse is het resultaat. Het is denk wel de meest gefotografeerde muurschildering van Rotterdam sinds het daar geschilderd is tijdens het internationale georiënteerde culturele urban art festival POW! WOW! In 2019. Heel Lang geleden was de Afrikaanderwijk korte tijd de thuisbasis van voetbalclub Feyenoord, al had het de meest interessante volksclub van Nederland toen nog een andere naam. De wijk was toen een typische volksbuurt waar veel arbeidsmigranten woonden, veelal uit de Nederlandse provincie Zeeland, die in de wereldberoemde Rotterdamse haven werkten. Anno 2022 is het een hele leuke multiculturele wijk met op veel plekken erg mooie en indrukwekkende muurschilderingen.
The River Arts District consists of a vast array of artists and working studios in 22 former industrial and historical buildings spread out along a one mile stretch of the French Broad River. This eclectic area is an exciting exploration of arts, food and exercise. Plan on spending a day or more visiting artists working in their studios, grabbing a bite of local cuisine or a brew and taking time to find art that’s perfect for your world.
More than 200 artists work in paint, pencil, pottery, metal, fiber, glass, wax, paper and more. As unique and individual as their art, so too are their schedules. There are no official “Open Hours” for the River Arts District, but at any given time throughout the year, you will find a plethora of open studios and galleries. If you are coming to see someone in particular, your best bet is to check in with them before your visit. Do it here, online via our search feature, or check the Studio Guide.
Image created from multiple exposures blended together in Photoshop layers using the "Lighten" blend mode. All exposures were taken with a single Einstein strobe with a 22" beauty dish attached to a boom arm. Send me a FlickrMail message, and I'll be more than happy to send you some information on mostly how I photograph this style and what equipment I use.
Duvara reklam yapmış. Gelince dizi kaldığı yerden devam edecekmiş. İnsan kendini hep her şeyin merkezi görür. Zamanla öğrenir ne kadar önemsiz olduğunu ve nefsini eğer, büker.
Gündoğdu İlköğretim okulu harabesinden bir anı.
Beceriksiz politikacılarca hiç edilmiş birçok devlet yatırımından biri.
Nikon D810 + Sigma 10-20mm F:4-5.6 EX DC HSM
The River Arts District consists of a vast array of artists and working studios in 22 former industrial and historical buildings spread out along a one mile stretch of the French Broad River. This eclectic area is an exciting exploration of arts, food and exercise. Plan on spending a day or more visiting artists working in their studios, grabbing a bite of local cuisine or a brew and taking time to find art that’s perfect for your world.
More than 200 artists work in paint, pencil, pottery, metal, fiber, glass, wax, paper and more. As unique and individual as their art, so too are their schedules. There are no official “Open Hours” for the River Arts District, but at any given time throughout the year, you will find a plethora of open studios and galleries. If you are coming to see someone in particular, your best bet is to check in with them before your visit. Do it here, online via our search feature, or check the Studio Guide.
Image created from multiple exposures blended together in Photoshop layers using the "Lighten" blend mode. All exposures were taken with a single Einstein strobe with a 22" beauty dish attached to a boom arm. Send me a FlickrMail message, and I'll be more than happy to send you some information on mostly how I photograph this style and what equipment I use.
Uzun bİR ÇAliŞMa ve kisa bİR tatİLden sonra flickra bomba gibi donuyorum
yeni bir makina (Canon 500d) Ve yeni anlayiŞLa tekrar buradayim :)
Ozledim mi valla ozledim. Yorumlarim tekrar baŞLayacak ve fotolarim
eee kim beni ozledi ????
I was off since a long time . But i came back now.
I miss my friends very much... I bought a new cam (Canon 500d)
And i am happy :)
Who miss me ???
GİTme
son 5 dakİKaydi yaŞAdiĞIm
terk ettİĞİN duvarlar oldu yoldaŞIm
senden ÖNce sen vardin benle
ve sen gİTtİN artik dİLİMde aci bİR beste !
12:38 alİ AydoĞMuŞ 28/09/09
Baştankara kuşları böcekçil kuşlardır. Ağaç dallarındaki, duvarlardaki örümcek, böcek gibi canlıları yiyerek karnını doyurur ve inanılmaz bir tutunma kabiliyetine sahiptirler. Düz duvar dediğimiz yerlerdeki en küçücük girinti çıkıntıları pençeleriyle kavrayarak tutunur ve kuyruk teleklerinin desteğiyle bulunduğu yerden çevresindeki hareketleri gözler. Duvarlarda oyuk içlerine yuva yapmış örümcekleri yakalayıp yediğini gözlemlediğim olmuştu Gümüşçay'daki evin bahçesinde oturup çevreyi izlerken.
Nikon D300S + Tamron SP BBAR Adaptall-2 90mm F:2.5 Model 52B
Boşver Be Yaşı Başı
Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver!
Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
Sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver!
Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
Gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
Gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
Ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
Bırak aksın yollarına.
Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
Sen inan yüreğine,
Hem ona geçmezse kime geçer sözün?
Büyü, büyü..
Bak ellerin, ayakların kocaman,
Aklın da maaşallah yerinde,
E ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
Boşver yaşı başı,
Aşk var mı aşk, sen ondan haber ver!
Takılmışsın yüzündeki, gözündeki çizgilere.
O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü,
Öl gitsin..
Parayı pulu savurup,
Bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
Savrul gitsin..
Boş ver be yaşı başı,
Kim tutar seni kim,
Kendi yüreğinden başka kim?
Aklını al da öyle git,
İster bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git.
Dert etme ellerini,onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
Seveceksen ve öleceksen uğruna..
Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa..
Yaş 70′e gelse bile, hayat daha bitmemiş,
Sen mi biteceksin?
Çekeceksen bile bayrağı,
Yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?
Can Yücel
Bugün Kurban bayramı arefesi ve Biga tüm Anadolu yerleşkeleri gibi büyük şehirlerden göç eden tatilci eş dost akraba hısımla dolu. Almancısı, hollandcısı, şu su bu su,bulgarı rusu ülkeyi doldurmuş durumda. Biga içine trafik yoğunluğunu engellemek için Belediye zabıtası Kocaköprü'den girişte artık trafiği şehir içine vermiyor. Yani Aracınızla köprüden sağa dönüyorsunuz ama Kesenkese doğru dönemiyorsunuz. Çay boyunca yönlendirilen trafikte park yeri arayanlara gösterilen tek alan Çaypark ve Çaypark'ın tüm alanı araç dolu.
Dikey çekilmiş sekiz fotoğraftan panorama olan bu çalışmada Biga çayı ve kenarındaki Çaypark ile birlikte solda Koca çınarlığı da izliyorsunuz. Sağdaki set duvarının üstünde ise resmi adı Muammer Aksoy caddesi olan eski sahil yolu yer alıyor.
Nikon D810 + AF Nikkor 28-105mm f/3.5-4.5 D
Şu dağlarda kar olsaydım
Bir asi rüzgar olsaydım
Arar bulur muydun beni
Sahipsiz mezar olsaydım
Şu yangında har olsaydım
Ağlayıp bizar olsaydım
Belki yaslanırdın bana
Mahpusta duvar olsaydım
Şu bozkırda han olsaydım
Yıkık perişan olsaydım
Yine sever miydin beni
Simsiyah duman olsaydım
Şu yarada kan olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım
Yusuf Hayaloğlu yaşama veda etti..
Gaziliği oturtulduğu briketin üzerinde onu beğenmeyen biri tarafından kafasının yarısının uçurulmuş olmasından. Biri kendince sanat yapmış, başka biri de beğenmemiş.
Bursa Uluabat (Apolyont) gölü kıyısında bir köprüyle karaya bağlı minik bir adacık üzerine kurulu Gölyazı köyü sokaklarından birinden. Öyle göl manzarasına karşı duvarın üzerinde oturuyordu.
Nikon D300S + Af-s Nikkor 18-200mm f:3,5-5,6 VRII IF-ED
Güzel atlar ülkesi Kapadokya’nın ‘nerden başlasam, nasıl anlatsam’ diye kıvrandıran ve gerçekten de görmeden anlatması zor olan vadilerinden, belki de en bilineni Aksaray Ihlara Vadisi.
Vadi oluşumu asırlar önce Hasan Dağı’nın lav püskürterek volkanik bir katman oluşturmasıyla başlıyor. Gel zaman git zaman seller, rüzgarlar ve rotası vadi olan Melendiz Çayı’yla bu volkanik katman aşınmalara uğruyor. Yerin tabanı derin bir şekilde oyuluyor ve yer yer 120 metreyi bulan derinliğiyle, 14 kilometrelik uzunluğuyla kanyon görünümündeki Ihlara Vadisi oluşuyor. Jeolojik açıklaması her ne kadar kısa bir paragrafa sığsa da, tıpkı dünyanın yaratılmasındaki esrar gibi derin anlamlar barındıran bu vadinin aslında bir kıyası yok. Yarattığı etki, kimi gezginlerin üşenmeden saydığı 397 basamak merdiveni inince anlaşılıyor ki, çok eski zamanlarda burada yaşamış keşişler gibi bir daha yukarı çıkmak istemiyor insan. Yorgunluktan değil, vadinin yaydığı enerjiden, içe dolan huzurdan
Aksaray Ihlara Vadisi
Ihlara Vadisi
Hasan Dağı eşliğinde, bozkırdan vadinin yolu takip edilerek inildiğinde önce görünmeyen, ‘çok mu gözde büyütülmüş bir yer acaba, hani ‘Ihlara Vadisi nerede’ diye soranları sonradan yanıltan ve cennetle buluşturan bir yer Aksaray Ihlara Vadisi.
Vadi, Ihlara Köyü’nden başlayıp Selime’de son buluyor. Standart yürüyüş rotasına göre ise Selime’ye gelmeden Belisırma Köyü’nde çıkılıyor ki, bu şekilde toplam uzunluğu 14 km olan vadinin içinde ortalama 6 km yürünüyor. Melendiz Çayı’nın her iki yakası da yürüyüş için uygun, dilerseniz başladığınız noktaya da geri dönebiliyorsunuz. Eğer rotayı Belisırma Köyü’nde bitirmezseniz vadi içinden Selime’ye kadar da gidebiliyor ve yaklaşık 5 saatte vadinin tamamını yürüyebiliyorsunuz.
Ihlara Vadisi 2
Yürürken tatlı şırıltısıyla eşlik eden Melendiz Çayı’na ilk çağlarda ‘Potamus Kapadukus’ yani Kapadokya ırmağı, vadinin eski sakinlerine ise ‘dönerek akan suyun halkı’ anlamına gelen ‘Peristremma’ deniliyormuş. Asırlardır vadinin sırdaşı olan bu küçük çay, vadi boyunca yaklaşık 30 menderes çiziyor ve vadi her ne kadar 14 km olsa da çizdiği mendereslerle 18 km’lik bir uzunluğa erişiyor. Melendiz, kuzeybatıya doğru Selime, Yaprakhisar, Belisırma köylerine uğruyor, Aksaray yakınlarında Uluırmak adını alıp Tuz Gölü’ne dökülüyor. Ihlara Vadisi’nin cılız bitkili bozkırın içinde yeşil bir vaha gibi saklanmasını sağlayan da, işte bu akarsuyun yarenliği olsa gerek. Bahar ve kış aylarında en yüksek su seviyesine ulaşan Melendiz Çayı’nın yanında, vadide şifalı su kaynakları da var. Vadinin bitiş noktasına yakın Yaprakhisar’a 3 km. mesafede bulunan Ziga Kaplıcası’nın banyo kürleri kadın hastalıklarına ve romatizmaya iyi geliyor. İçme kürünün ise karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsak hastalıklarına şifa olduğu söyleniyor.
Vadi dışındaki iklim karasalken, vadi içinde Akdeniz gibi oluveriyor. Rüzgar esip sakinleşiyor, güneş yakıp terletmiyor, bitkiler çeşitlenip, zümrüt gibi yemyeşil parlayıveriyor. Badem, ceviz, hatta şamfıstığı da dahil, bağlar, bahçeler ve bir çok bitki burada daha bir serpilerek büyüyor. Melendiz’in sesine karışan ibibiklerin konserini ve güvercinlerin, bıldırcınların kanat çırpmaları duymak da ruha iyi geliyor. Melendiz’e küçük bir çay da desek, vadide yürürken suyun içinde sazanlar, alabalıklar görebiliyorsunuz. Bölgede yaşayan gençler bu balıkları avlamakta, civarda konuşlanmış restaurantlar ise pişirmede usta.
Dik yamaçlı ve dış dünyadan derine inerek korunmuş bu gizli cennetin eski sahipleri hakkında fikir veren 105 dini yapı var Aksaray Ihlara Vadisi’nde. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde keşiş ve rahiplerin inzivaya çekildikleri ve kendilerini Allah’a adalıkları bu sarp kayaların arası, zaman zaman da savaşlardan kaçanların sığınma yeri olmuş. Kayalara oyularak tüneller ile birbirine bağlanmış kiliseler, manastırlar, mezarlar ve barınma alanları, gez gez bitmeyen bir vadi şehir oluşturmuş. Yürürken daralan boğazlarında yeraltı kiliselerine rastlayacak kadar sürprizler de sunan vadide, daha önce yaşanan göçüklerden dolayı 105 yapıdan sadece 14 tanesi gezilebilecek kadar ayakta kalmış. Bu 14 kiliseden ise tarihlendirmesi net yapılabilen 2 Belisırma Kilisesi bulunuyor.Kayalara oyularak 3 kat inşa edilmiş çoğu kilisenin ilk katları Melendiz’in getirdiği alüvyonlarla dolduğundan 2. ve 3. katları gezilebiliyor. Hristiyan dünyası için çok önemli bir merkez olan Ihlara Vadisi’ndeki kiliselerin hikayesi ise vadi kadar derin bir tarih içeriyor ve 4. yüzyıldan başlayıp 11. Yüzyıla kadar devam ediyor. 11. Yüzyılda bölgeyi ele geçiren Selçuklular bir daha kilise yapılmasına izin vermiyor fakat daha önce yapılmış kiliselerde ibadetlerin sürmesini de engellemiyor.
Vadideki kayadan oyulmuş kiliseleri ve barınma yerlerini gezerken insanların o zamanlar burada nasıl yaşadıklarını ister istemez merak ediyorsunuz. Böyle bir doğada ve korunaklı kayaların arasında geçen hayatın dertsiz ve tasasız olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ihlara Vadisi’nde zamanında pek çok salgın hastalık yaşanmış. Çiçek hastalığından ölen rahibelerin ve çocukların saç tellerini bile muhafaza etmiş mumyaları kiliselerin mezar bölümünden Aksaray Müzesi’ne taşınmış.
Ihlara Vadisi kiliselerindeki ibadetler 1924 yılına kadar devam etmiş. Kapıları artık keşişlere kapansa bile, asırlık hikayesini sessizce anlatmak için kayalıkların ve yeşilliklerin arasında ziyaretçilerini bekliyor.
Ihlara Vadisi Nerede, Nasıl Gidilir?
Ihlara Vadisi, Hasan Dağı’nın kuzeydoğusunda kalıyor ve Aksaray ilinin Güzelyurt ilçesine bağlı Ihlara Kasabası’ndan başlıyor.
Ihlara Vadisi’nin Aksaray’a mesafesi 40, Nevşehir’e mesafesi 100, Kayseri’ye mesafesi ise 148 km. Vadiye geliş için farklı yol alternatifleri bulunuyor. Eğer kendi aracınızla gidecekseniz Aksaray – Nevşehir yolunun 11. km’sinden sonra saparak vadiye ulaşabiliyorsunuz. Bu yoldan Hasan Dağı ve Akçakent güzergahlarına girip düz bir yoldan ilerleyebilir, isterseniz tabelasını göreceğiniz Gücünkaya yolunu da kullanabilirsiniz. Gücünkaya yolu sizi Kızılkaya, Selime ve Yaprakhisar’ı dolaştırıp Ihlara Vadisi sapağına getiriyor.
Eğer otobüsle gidecekseniz günün belli saatlerinde Aksaray’dan seferler de düzenleniyor. Tur otobüsüyle vadiye gelecekseniz özel araçla veya otobüsle gelenlere göre daha şanslı olduğunuzu belirtelim. Çünkü tur otobüsleri Ihlara Köyü’nde bırakıyor, Belisırma Köyü’nden alıyor. Böylece indiğiniz merdivenleri tekrar çıkmak zorunda kalmıyorsunuz.
Ihlara Vadisi Örenyeri Telefonu : 0382 213 24 74 – 0382 212 46 88
Ihlara Vadisi Gezilecek Yerler
‘Gez gez bitmez’ dediğimiz Aksaray Ihlara Vadisi’ni anlamak ve içe sindirmek için bir gününüzü ayırsanız yeridir. Çünkü vadi için ‘tarih gördüm bitti, doğa gördüm bitti’ diyemeyecek kadar bir büyülü yolculuğa çıkacaksınız. Zaten vadi için de aynen bu tabiri kullanıyorlar ‘Kapadokya’nın büyüsü!’
Vadinin bulunduğu Aksaray, Hristiyanlığın doğuşunda çok önemli bir merkez konumundaymış. Kayserili Basilus, Nazianos’lu Gregorius gibi önemli mezhep kurucuları 4. Yüzyılda bölgeye gelmiş ve Yunan – Slav sistemli bir manastır hayatı kurmuş. Mısır ve Suriye’deki manastır hayatının tam tersine, dünyayla ilişiklerini kesmeden farklı diller konuşan insanlar arasında dinlerini yaymaya çalışmışlar. Bu hareketin ilk merkezi ise Ihlara Vadisi duraklarından Belisırma Köyü olmuş.
Latinceyi bilmeyen bölge halkına Hristiyanlığı anlatmak için, kiliselerin içleri İsa’yı, İncil’den sahneleri ve azizleri çizdikleri fresklerle döşenmiş. 14 kilometrelik vadi tabanındaki bu oluşumun izlerini taşıyan kiliselerin çok azında freksler günümüze gelene kadar canlılığını koruyabilmiş. Fresklerde kullanılan resim tekniği ise bölgesel olarak iki kategoride sınıflandırılmış. Ihlara bölgesindeki kiliseler Kapadokya tipi olarak adlandırılırken, Belisırma civarındaki kiliseler Bizans tipi olarak değerlendirilmiş.
Ihlara Vadisi Harita
Ihlara kasabasında Bulunan Kapadokya Tipi Kiliseler :
İlk Hristiyanlık dönemindeki bu kiliselerde, fresklerdeki İncil sahneleri Kayserili Basilus ve Nazianos’lu Gregorius azizlerin anlayışlarına göre resmedilmiş. Bu kategorideki son dönem Roma etkisini taşıyan Ağaçaltı Kilisesi hariç, Mısır ve Suriye manastır hayatının doğu izlerini taşıyan oldukça uzun betimlemeler yapılmış.
Ağaçaltı Kilisesi
Ihlara Vadisi’nde gişeyi geçip merdivenlerden inince sağ tarafınızda Ağaçaltı Kilisesi’ni göreceksiniz. Vadinin girişine en yakın kilise olması, burayı vadinin en çok gezilen kilisesi yapmış. Kilisenin girişi apsis kısmının olduğu 2. Katta, asıl giriş ise toprak altında kalmış. Bir rivayete göre ana girişi belli olmadığından kiliseye eski zamanlarda ağaç dallarıyla girilirmiş, bu yüzden adı Ağaçaltı Kilisesi olarak kalmış. Bazı litaratürlerde Danyal Peygamber’in aslanlar arasında gösterildiği tahrip olmuş frekse istinaden Aziz Daniel denmiş, bazılarında ise içindeki bir yazıta dayanarak Pantanassa Kilisesi olarak da anılmış. Aslanların tasvir edildiği freksin Hristiyanlara değil de İran’a özgü olması da oldukça dikkat çekici.
Ihlara Vadisi Kilise
Kilisenin freksleri ikonoklasmus denilen karanlık döneme ve 9 – 11. Yüzyıl aralığına tarihleniyor. Üç apsisli, serbest haç planlı oyulmuş yapının haç kolları beşik tonozlarla, ana mekan ise bir kubbeyle kaplanmış.
Freskler beyaz zemin üzerine kırmızı, sarı ve gri renklerde boyanmış. Kuzeydeki haç kolu bitkisel ve geometrik ağırlıkta, kalabalık motiflerle süslenmiş. Kilisenin içindeki bir yazıda Hz. Meryem ‘göklerin kraliçesi’ olarak anılmış ve Hz. Meryem’e ait tüm sahneler ölümü ve cennete gidişi olarak ikiye ayrılmış. Girişin hemen sağındaki haç kolu ise Mısır’a Göç, Lazarus Mucizesi’ni betimler. Müjde, Doğum, Vaftiz, Vahiy, İsa’nın Göğe Yükselmesi ise diğer freks sahnelerinden.
Sümbüllü Kilise
Vadi girişinin hemen solunda kalan Sümbüllü Kilise adını bölgede yetişen sümbül çiçeklerinden almış. Kiliseye giriş dar bir pencereden olduğu için vadi içinde gezilen kiliseler arasında anısı en unutulmayan kiliseler arasında yer alıyor. Kilise aslında bir manastır kilisesi olarak tahminen 11. – 12. Yüzyıllar arasında haç planlı yapılmış. Büyük bir kaya kütlesinin içine 2 katlı olarak oyulmuş ilk katı mimari bir plan gözetilmeden mağara olarak bırakılmış. Merdivenle çıkılan ikinci kat ise 5 mekana bölünerek iki kapı, dört dikdörtgen sütun ve 3 pencere yapılmış. Düz tavanın doğu tarafına basık görünen bir kubbe oyulmuş. Üzeri beşik tonozla kapatılmış.
Ihlara Vadisi Kilise 1
Tüm Kapadokya kiliselerinde olduğu gibi Sümbüllü Kilise de frekslerle bezeli. Apsiste Mikail ve Cebrail arasında resmedilmiş Hz. Meryem, Hz. Meryem’in Ölümü, İsa’nın Doğumunun Müjdesi, İsa ve Fırında Üç Yahudi ile aziz tasvirleri önemli fresklerden.
Yılanlı Kilise
Ihlara Vadisi giriş gişelerinden geçip merdivenlerden aşağı inildiğinde solda Selime tarafında kalıyor. Bir köprüden geçip 20 metre gittiğinizde merdivenlerine ulaşıyorsunuz. Konumu nedeniyle de vadinin en çok gezilen kiliselerinde başı çekiyor. Kilisenin tam karşı yamacında ise Sümbüllü Kilise yer alıyor.
Yılanlı Kilise diğer Ihlara Vadisi kiliselerinden planı ve frekslerinin konusu ile ayrışan bir kilise. Diğer vadi kiliselerinde çoğunlukla İncil’den sahnelere yer verilmişken, Yılanlı Kilise’nin frekslerinde öteki dünyayla ilgili betimlemeler de görülüyor. Yine asıl yapım tarihi bilinmemekle beraber 9. Yüzyıl ile 12. Yüzyıl arasına tarihlendiriliyor.
Ihlara Vadisi Kilise 2
Yılanlı Kilise kolları geniş, uzun yunan haçı planıyla ve gelişmiş bir tarzda yapılmış. Kuzeyde olan asıl giriş yıkılmış, kiliseye eskiden giriş koridorunun sonunda olan bir bölgeden giriliyor. Tek apsisi sol uzun duvara oyulmuş kilisenin güneyinde bulunan dehlizden, beşik tonozla kapatılmış nartekse giriliyor. Kuzey ve güneydeki haç kolları ise, tavanında kabartma bir haç bulunan merkez mekanı çevreliyor. Narteksin kuzeyde bulunan düz tavanlı şapelin içinde keşiş mezarları bulunuyor. Kilise bilinmeyen bir sebeple yapımı tamamlanmadan bırakılmış.
Yılanlı Kilise adını batı duvarına resmedilmiş 8 yılanın saldırdığı dört günahkar çıplak kadın betimlemesinden almış. Resimler oldukça belirgin, fakat yılanların saldırdığı birinci kadının suçu kitabe tahrip olduğundan ne yazık ki anlaşılamıyor. Bazı kaynaklara göre çocuğunu terk eden bir kadın ve bu yüzden yılanlar onu her yerinden ısırıyor. Betimlemenin devamında yılanlar ikinci kadını çocuğunu emzirmediği için göğsünden, üçüncü kadını yalan söylediği için dilinden, dördüncü kadını ise söz dinlemediği için kulağından ısırıyor. Yine aynı duvarda ‘Son Yargı’ sahnesi de yer alıyor ki, 24 aziz ve Sivas’lı 40 Şehit Portresi de oldukça önem taşıyor.
Diğer freks betimlemeleri ise Kudüs’e Giriş, Lazarus’un Diriltilmesi, Hz. Meryem’in ailesi Yohakim ve Anna ile Meryem’in ölümü, gömülmesini de kapsayan sahneler içeriyor. Azizler; Zekeriya, İlyas, Davud ve Süleyman peygamberler yanında, Hz. İsa’nın çocukluğundan başlayan ve İncil’de anlatılanları yansıtan freksler oldukça fazla.
Kokar Kilisesi
Vadinin 9. Yüzyıla tarihlenen en eski kiliselerinden Kokar Kilisesi’nin, 11. Yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı düşünülen freskleri günümüze kadar korunarak gelmeyi başarmış. Haç planlı kiliseye yıkılmış fresklerle kaplı apsisinden girilebiliyor. Tek nefli, tek katlı, beşik tonozlu olarak inşa edilen kilise, Bizans döneminde içe doğru daha da oyularak genişletilmiş. İçinde iki adet mezar odası bulunuyor ve bu odaların süslemeleri kırmızı boyayla yapılması açısından bir ilk olmuş.
Ihlara Vadisi Kilise 3
Kilise frekslerinde en hakim renk olarak ise gri kullanılmış. İşlenen konular oldukça geniş tutulmuş. Kilisenin orta mekanındaki tonoza ise Hz. İsa’ya vurgu yapan büyük bir haç resmedilmiş. Haçın içindeki kare çerçevede üçlü kutsama işareti olan ‘el sembolü’ kullanılmış ve çevresi geometrik şekillerle bezenmiş. Kilise fresklerinde tasvir edilen sahneler; Son Akşam Yemeği, İsa’nın Doğum Müjdesi, Vaftiz, Üç Müneccim, Çarmıha Gerilme, Göğe Yükselme, Mahşer Günü, Mısır’a Kaçış, Havarilerin Görevleri, Kudüs’e gidiş. Sahnelerde konu bütünlüğü gözetilmiş ve bir hikaye izler gibi resmedilmiş.
Pürenliseki Kilisesi
10 – 12. Yüzyıl arasında yapıldığı düşünülen kilise, adını vadide yetişen püren otlarından almış. Vadide bulunan Kokar Kilisesi’nin kuzeyinde kalıyor. Kayalara oyulmuş 4 bölümden ve beşik tonozla örtülmüş 2 neften oluşuyor. Giriş salona açılırken, salondan ise diğer bölümlere geçiliyor. Kilisenin kuzey nefinin batısındaki narteks zeminde ayrıca mezar odaları da mevcut. İlkel bir tarzı ve karanlık renklerde freksleri olmasına rağmen frekslerindeki betimlemeler oldukça önem taşıyor. Narteksin güneyinde ‘Sivaslı Kırk Şehitler ve Deesis’, batısında ise ‘Son Yargı’ sahneleri bulunuyor.
Ihlara Vadisi Kilise 4
Güneydeki nefte, apsis kubbede Peygamberin Kehaneti, alta doğru şeritlerde ise yanında piskoposlarla Hz. Meryem, peygamber tasvirleri, Müjde, Su Deneyi, Ziyaret, Beytüllahim’e Seyahat, Üç Müneccim ve Çobanların Tapınmaları, Son Akşam Yemeği, Kudüs’e Giriş, Kadınlar Boş Mezarda, Doğum, İsa’nın Cehenneme Girmesi, İhanet, İsa’nın Yakalanışı, İsa’nın Göğe Yükselişi, Çarmıha Gerilmesi ve Gömülmesi gibi sahneler, batı duvarında ise Daniel Arslanlar Arasında ve aziz betimlemeleri izleniyor.
Eğritaş Kilisesi
Ihlara Vadisi’nin en eski yapılarından biri olan Eğritaş Kilisesi, 9. Yüzyıl sonunda 10. Yüzyılın başında ve ikonoklastik dönem öncesi yapılmış. En öne çıkan özelliği ise vadinin en büyük tapınaklarından ve mezarlıklarından biri olması. Kilisenin Hz. Meryem’e ithafen yapıldığı doğu duvarındaki iki kitabeden anlaşılıyor. Tek nefli ve beşik tonuzlu olan tapınağın batısında kiliseyi mezarlarla bağlayan ayrı bir mekan inşa edilmiş fakat bu mekan günümüze gelene kadar bir bölümü yıkılmış. İki katlı olarak yapılmış kilisenin alt katında cenaze törenlerinin yapıldığı alan ise bu mekanla mezarlıklara bağlanmış. İsa Siklusu oldukça geniş tutulmuş. İki katın arasındaki ahşap zemin ise zamana direnememiş ve çökmüş.
Ihlara Vadisi Kilise 5
Kilisedeki en dikkat çekici frekslerde İncil’deki anlatımlardan esinlenerek iki melek ve altı piskoposun arasında bakire Meryem tasvir edilmiş. İki Melek Arasında Oturan Hz. İsa, Kudüs’e Giriş, Vaftiz, Yusuf Peygamberin Düşü, Mısır’a Kaçış, Havarilerden ST. Pierre’nin İsa’yı İnkarı ve ayaklarının yıkandığı sahneler de görülmeye değer!
Belisırma Köyü’nde Bulunan Bizans Tipi Kiliseler
Ihlara Kasabası’na yakın kiliselerden farklı olarak Belisırma’da hem mimarileriyle hem de freks betimlemeleriyle Bizans’ı yansıtan kiliseler var. Belisırma kiliselerinden ikisinin tarihi net olarak biliniyor. Bu kiliseler 976 – 1025 yılları arasında yapılan Direkli Kilise ve 1283 – 1295 yılları arasında yapılan Saint Georgeus (Kırkdamaltı) Kilisesi.
Direkli Kilise
Aslında bir manastır olarak yapılmış Direkli Kilise, 6 direk üzerine oturtulmuş merkezi kubbe mimarisinden dolayı bu adı almış. Bizans’a ait kitabelerin az olduğu Ihlara Vadisi’nde, içinde o dönemi yansıtan Latince kitabesi olması açısından önem taşıyor. Yapıldığı tarih ile bağışçı Isaak’ın adı yine bu kitabede yazıyor. Kapalı Yunan haçı şeklinde, üç apsis ve tek kubbeden oluşuyor. Girişi kuzeyden olan kilisenin içindeki kapıdan geçilip, keşiş mezarlarına ve kilise mensuplarının odalarına ulaşılıyor. Kilisenin kitabesi ise ana apsis ve kuzey apsise yapılmış.
Ihlara Vadisi Kilise 6
Direkli Kilise’nin günümüzde tahrip olmuş resimlerinin 2 ressam tarafından farklı dönemlerde yapıldığı düşünülüyor. Sütunlarındaki ikişer sıra Freskler oldukça tahrip olmuş fakat Hz. İsa, havariler ve azizlerle ilgili sahneler ayırt edilebiliyor.
Saint Georgeus (Kırkdamaltı) Kilisesi
Ihlara Vadisi içinde Belisırma Köyü’ne 1 km uzaklıkta ve vadiye en tepeden bakan kilise. Yapıldığı tarih olan 1283 – 1295 ve adandığı Aziz Geogre’nin adı kilisenin tüm çevresini dolanan Latince kitabesinde yazıyor. Kilisenin frekslerinde İncil anlatımlarının yanında Selçuklu Sultanı II. Mesut’ta tasvir edilmiş. Bu tasvir II. Mesut’un kilisenin yapımına verdiği desteği de kanıtlar nitelikte ve kiliseyi daha da önemli kılıyor.
Ihlara Vadisi 4
Kilise bazilikal planlı ve tek nefli olarak kuzey girişli yapılmış. Altında ise altı mezar odası yer almakta. Kilisenin içini dolduran duvar resimlerinde ise Hz. İsa’nın Göğe Yükselişi, Çarmıha Gerilişi, İsa’nın Değişimi, azizler ve bağışçılar tasvir edilmiş.
Karagedik Kilisesi
Ihlara Vadisi’nde 11. Yüzyıl Geç Bizans üslubunu yansıtan taşlarla örülmüş büyük bir kilise Karagedik Kilisesi. Belisırma’nın eski Rumları kiliseye Saint Ermolaos adını da takmış. Dik bir kayaya yaslanmış ve üstü otlarla kaplı bir tepede sanki bir daire içindeymişçesine inşa edilmiş. Yaslandığı kayalardan düşen parçalarla oldukça zarar görmüş, çatısı ve kuzey duvarı haricinde neredeyse tüm yapı yıkılmış. Kilisenin mimarisi kapalı Yunan haçı şeklinde yapılmış. Yapının yıkılmadan önceki halinde ana mekan dört paye üzerinde yükselen bir kubbeye sahipmiş ve diğer mekanlar da beşik tonozlarla örtülüymüş.
Ihlara Vadisi 5
Yapının duvarlarında az da olsa kalan frekslerde Saint George’nin şehit edilmesini betimleyen izler kalmış. Saint George Kralın Huzurunda, İşkence Çarhı gibi tasvirlerin yanında Elizabeth’in Takibi, Prothesis’te Zekeriya’nın Öldürülmesi, , Salome’nin Vaftizci Yahya’nın Başını Yıkaması gibi sahneler de izlenmekte.
Ala Kilise
Belisırma Köyü’nün kuzeyinde, vadinin ise doğu yamacında kalan Ala Kilise tek kubbeli olarak haç planlı inşa edilmiş. Yapıldığı tarih olan 11. Yüzyıl başları, Hristiyanlığın kabul edildiği ve serbest hale geldiği dönemlere rastlıyor.
Ihlara Vadisi Harabe
Kayalara oyulmuş Ala Kilise’nin dış cephesi işlenmiş ve düzgünleştirilmiş. Yapıya bağlı bölümlerden biri zamanla aydınlatma için bezir yağı üreten bir bezirhaneye dönüştürülmüş. İçindeki freskler ise büyük oranda tahrip olmuş, hikayesi çözülebilen bazı freskler bezirhanenin etkisinden olsa gerek isten kararmış. Bu freskler Ziyaret, Anastasis, Doğum, Son Akşam Yemeği, Kudüs’e Giriş, Fırında Üç Yahudi Genci ve azizlerin tasvirlerini içeriyor.
Bezirhane Kilisesi
Ala Kilise’nin hemen yanında, eski güzelliğini günümüze taşıyamamış ve tahrip olmuş Ihlara Vadisi kiliselerinden biri Bezirhane Kilisesi. Kilisenin girişi kemerli olarak, tek nefli, düz tavanlı ve uzunlamasına dikdörtgen bir planda yapılmış.
Ihlara Vadisi Kilise 7
Adı üstünde bezir yağı üretmek için kullanılan kilisenin, kaynatılan Zeyrek ve Izgın otlarının isiyle 12. Ve 13. Yüzyılda yapıldığı sanılan fresklerinin tasvirleri günümüze net gelememiş. Buna rağmen tavan ve duvarlarda Vaftiz, Üç İbrani Genci, Metamorfosis, Deesis, Azizler yer yer izlenebilmekte.
Bahattin Samanlığı Kilisesi
Ihlara Vadisi’nde yürürken Belisırma Köyü’ne geldiğinizde Melendiz’in batı yakasında Bahattin Samanlığı Kilisesi’ni göreceksiniz. Kilisenin freksleri 10. Yüzyıl sonları, 11. Yüzyıl başlarında yapılmış ve günümüze iyi korunarak gelmiş.
Ihlara Vadisi 5
Kilise, adını eski zamanlarda Belisırma’da yaşayan ve burayı samanlık olarak kullanan Bahattin adında bir köylüden almış. Dikdörtgen planlı, tek apsisli ve tek nefli olarak inşa edilen bu küçük kilisenin güney duvarında Zekeriya Peygamberin öldürülmesi, Yusuf’un Rüyası, Ziyaret ve Su Deneyi, İsa’nın Çarmıha Gerilmesi gibi İncil’den sahneler tasvir edilmiş.
Batkın Kilisesi (Açıkel Ağa Kilisesi)
Vadinin 8. Yüzyıla tarihlendirilen bu eski kilisesinden günümüze sadece bir kalıntı gelebilmiş. Belisırma’ya batıdan ilerlerken yol üzerinde bir manzara terası çıkacak karşınıza. Kilise bu manzara terasını taşıyan kaya bloğun altında kalıyor.
Ihlara Vadisi’nde Daha Neler Var?
Ihlara Vadisi boyunca Selime’ye kadar yürüdüğünüzde Yaprakhisar Köyü’nde iki kiliseyle daha karşılaşacaksınız. Bu kiliseler vadinin doğu yakasına düşüyor ve köyden vadiye giren yol üzerinde köprünün sağ ve sol köşelerinde kalıyor. Sağ köşede kalan kilise ikonoklast tasvirler göreceğiniz Davullu Güvercinliği Kilisesi; sol köşede kalan ise 11. Yüzyıla tarihlenen Koyunağılı Kilisesi.
Selime’ye geldiğinizde ise vadi çıkışında Kale Manastır Kilisesi karşılayacak sizi. Kale Manastır Kilisesi Kapadokya’nın en büyük dini yapılarından ve Bizans sanatının duayenlerinden. 8. Yüzyıl ile 14. Yüzyıl aralığında olgunluk dönemini yaşamış ve Ortodokslar için hala büyük önem taşıyor. Fresklerinde İsa’nın Göğe Çıkışı, Hz. Meryem ve Müjde sahneleri var.
Ihlara Vadisi Kilise 8
Ihlara Vadisi boyunca yapacağınız yürüyüşte Melendiz Çayı üzerinde ev tarzı barakalarla karşılaşacaksınız. Karnınızı doyurmak ya da bir şeyler içmek için vadi çıkışını beklemeden durup bir soluklanın. ‘Kapadokya’nın büyüsü’ Ihlara Vadisi’nin oyulmuş kayalarındaki yaşamları hayallerinizde kurgulayın. Kiliselerin dışından vadiyi bol bol fotoğraflayın çünkü kiliselerin içinde flaşlar zarar verdiği için fotoğraf çekmek yasak.
Ihlara Vadisi 6
Su gibi akıp giden zamanda hoş bir seda kalsın yaşadığınız an, Kapadokya’nın unutulmazları arasına Ihlara Vadisi’ni de yazın.
Ihlara Vadisi Giriş Ücreti 2017
Ihlara Vadisi Giriş Ücreti 2017 20 TL. Eğer Müzekartınız varsa bir yıl içinde 2 kez, Plus Müzekart (Müzekart+) sahibiyseniz sınırsız ziyaret edebilirsiniz.
Ziyaret Sezonları :
Nisan-Ekim (Yaz saatleri)
07:00 – 19:30
Kasım-Mart (Kış saatleri)
08:00 – 17:00
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın belirlediği, Müze ve Ören yerlerine girişlerde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönergenin 10.Maddesine göre; Müze ve ören yerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00’e kadar kapalıdır.
Biga'da graffiti diye isimlendirilen duvar boyama sanatının ilk örneklerini hep trafo binalarında görüyordum. Günel bu konudaki ilk isimdi. Şimdi Sanart Dünyası oluşumu devralmış bu işi anlaşılan ve daha modern çizgiler daha mesajlı boyamalar çıkmış ortaya. Özellikle telefon numaralarının okunabilir olmasına dikkat ettim çekimde ve sevindim memleketim adına. Bu güzel çalışmaların daha da artması dileğimdir.
Nikon D300S + Nikon Nikkor P-Auto 180mm f:2.8 Ai-s objektive