vermek istemeseydi; istemeyi vermezdi..

Dua, kulluğun ruhu hükmündedir ve gerçek bir imanın neticesidir. İnsan fıtri olarak aciz olması sebebiyle, duaya muhtaçtır. Kul, kendi acizliğini ve fakirliğini dua ile ilan eder. Dua eden insan bilir ki, birisi var; onun sesini dinler, her derdine derman olur, ona merhamet eder; O’nun kudret eli her şeye yetişir, bütün kainata hükmeder, her şeyi bilir, bizim halimizi de bilir ve görür. Bu dünyada o insan yalnız değil; kerim bir Zat var; ona bakar, ona dost olur, onun sonsuz isteklerini yerine getirebilir, türlü türlü düşmanlarını defedebilir. İşte insan, dua ile kendini böyle bir Zat’ın huzurunda tasavvur ederek, ferah ve inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atar. “Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size cevap vereyim.” (Mü’min, 60). Layık-ı vechiyle yapılan dualara, Rabbimiz mutlaka cevap verir. Zira, eğer vermek istemeseydi, istemek (duygusunu) vermezdi. Demek ki insanın gayesi; Kàdıu'l-Hâcâta lisan-ı acz ve fakr ile yalvarmak, istemek ve dua etmektir. Yani, aczin ve fakrın kanatlarıyla kulluğun yüce makamlarına uçmaktır.

 

4,176 views
1 fave
13 comments
Uploaded on September 17, 2007
Taken on September 17, 2007