Alev Başaran (arkeolog59)
Yine Kelebek... B'fly Again...
(Explore)
Kelebek Korkusu
Var mıydı dün müydü o gün ?
Varla yok arası bir yer şimdi usumda
Buluş ve unutuş aynı anda
Ben miydim yanılan yoksa sen miydin hayâl ?
Zaman, aydınlık bir yoldu o saatlerde
Sığ kelimeler düşe kalka
İnşâ edebilir mi yeniden, yıkıntılılarını cümlelerin ?
Geceyi güne taşımak zor aramızda
Oysaakışına bırakılamayacak kadar dar
Kısa zaman, ölüme varışa !
Belki bir şiir boyu
Belki birkaç mısra
Bozkırın, soğuk yalnız gecesine düştü şiir yüreğim
Üşüyor harflerim
Susku, kırdı sevginin boynunu
Kavgalı rüzgâr dervişin sabrını sınamakta
Gece körüdür ayaklarım
Koşup gelemem, sen gel demeden, çıkmadan yoluma
Yorgun ve yaşlı attır zaman arafta
Ölümün gölgesi dururken ayaklarında
Adımları, bir ileri bir geri atmada
Suda yıkanan, salkım söğüt dalları şanslıdır
Doyasıya içerler suyu , sorgusuz sualsiz
Alacak verecek yoktur, dere ile aralarında
Onlar susuz dere yalnız değildir
Ücrâda kalan dal olmaktı şanssızlığım
İçmek olmadı hiç isteğim
Suyun berraklığını görmek istedim yalnızca
Yaralandım
Kırılgan ruhumu sardım kendi kollarımla
Geçene kadar bu yara
Yâren dillerinden sürecek kulağımda vâveylâ
Şimdi her değen elden kalbimde
Bir kelebeğin, ölüm korkusu vurmakta !
Hâdiye Kaptan
Yine Kelebek... B'fly Again...
(Explore)
Kelebek Korkusu
Var mıydı dün müydü o gün ?
Varla yok arası bir yer şimdi usumda
Buluş ve unutuş aynı anda
Ben miydim yanılan yoksa sen miydin hayâl ?
Zaman, aydınlık bir yoldu o saatlerde
Sığ kelimeler düşe kalka
İnşâ edebilir mi yeniden, yıkıntılılarını cümlelerin ?
Geceyi güne taşımak zor aramızda
Oysaakışına bırakılamayacak kadar dar
Kısa zaman, ölüme varışa !
Belki bir şiir boyu
Belki birkaç mısra
Bozkırın, soğuk yalnız gecesine düştü şiir yüreğim
Üşüyor harflerim
Susku, kırdı sevginin boynunu
Kavgalı rüzgâr dervişin sabrını sınamakta
Gece körüdür ayaklarım
Koşup gelemem, sen gel demeden, çıkmadan yoluma
Yorgun ve yaşlı attır zaman arafta
Ölümün gölgesi dururken ayaklarında
Adımları, bir ileri bir geri atmada
Suda yıkanan, salkım söğüt dalları şanslıdır
Doyasıya içerler suyu , sorgusuz sualsiz
Alacak verecek yoktur, dere ile aralarında
Onlar susuz dere yalnız değildir
Ücrâda kalan dal olmaktı şanssızlığım
İçmek olmadı hiç isteğim
Suyun berraklığını görmek istedim yalnızca
Yaralandım
Kırılgan ruhumu sardım kendi kollarımla
Geçene kadar bu yara
Yâren dillerinden sürecek kulağımda vâveylâ
Şimdi her değen elden kalbimde
Bir kelebeğin, ölüm korkusu vurmakta !
Hâdiye Kaptan